Konusunu Oylayın.: La tezâlü tâifetün min ümmetî ifadesi Bediüzzaman bu ifadesinde ne demek istiyor

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
La tezâlü tâifetün min ümmetî ifadesi Bediüzzaman bu ifadesinde ne demek istiyor
  1. 08.Haziran.2012, 16:34
    1
    Misafir

    La tezâlü tâifetün min ümmetî ifadesi Bediüzzaman bu ifadesinde ne demek istiyor






    La tezâlü tâifetün min ümmetî ifadesi Bediüzzaman bu ifadesinde ne demek istiyor Mumsema La tezâlü tâifetün min ümmetî” ifadesi (cifir hesabıyla) 1542 eder diyor. Yani o zamana kadar devam ediyor. Ama “zâhirîne ale’l-hakkı” 1506 eder. Bu tarihe kadar zâhir ve aşikârâne, belki gâlibâne...


  2. 08.Haziran.2012, 16:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Haziran.2012, 16:42
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: (La tezâlü tâifetün min ümmetî” ifadesi) Bediüzzaman bu ifadesinde ne demek is




    Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Mustafa Sungur konuştu
    Hutbe-i Şamiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Üstad Hazretleri, o hutbeyi vereli tam yüz yıl oldu...
    Hutbe-i Şamiye’nin ihbarları zamanla çıkmaya başlıyor elhamdülillah. Bundan daha büyük müjde ve sevinç olur mu? Zaman gösteriyor bunu. Yüz sene geçtiği halde, o hakikatler yeniymiş gibi kendini gösteriyor. Güya Üstad, o hutbeyi Suriye’ye ve âlem-i İslâma yeni vermiş gibi, yeni okuyor gibi.
    İslâm dünyasındaki son gelişmeleri de göz önünde bulundurursak, o hutbedeki bazı müjdeler sanki yeni tahakkuk etmeye başlıyor gibi değil mi?
    Son zamandayız kardaş. Aramızda hep lâftır ya, son asır bu asır. Üstad Hazretleri “La tezâlü tâifetün min ümmetî...” (Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır) hadis-i şerifini izah ederken, “La tezâlü tâifetün min ümmetî” ifadesi (cifir hesabıyla) 1542 eder diyor. Yani o zamana kadar devam ediyor. Ama “zâhirîne ale’l-hakkı” 1506 eder. Bu tarihe kadar zâhir ve aşikârâne, belki gâlibâne... Ondan sonra Risâle-i Nur vazife-i tenviriyesine gizli ve mağlûbiyet içerisinde devam eder diyor. Son asırdayız. Ahirzamandayız. Neyi yapabildiysek o kadar.

    “İttihad-ı İslâm” konusunda ne diyorsunuz? Şimdi buna çok ihtiyaç var değil mi?

    Tabiî... Risâle-i Nur her tarafa yayılıyor şimdi. Tercümeleriyle âlemi kaplıyor. Demin dediğim gibi âhirzamandayız, son asırdayız. Bu fırsat bir daha elimize geçmez. Şimdi İslâm âlemi de büyüyor. Çok gayret etmek lâzım.

    Üstad Hazretlerinin Tiflis’teki Şeyh San’an tepesinde Rus polisiyle aralarında geçen diyaloğu ve orada Üstad’ın İslâm âleminin geleceğiyle ilgili verdiği müjdeleri de hatırlamamak mümkün değil. Ayrıca Üstad, orada Rus polisine “Medresemin planını yapıyorum” demişti. Sizin Tiflis’teki Nur dershanesinin açılışında bulunarak bu mânâya mazhar olduğunuzu düşünebiliriz her halde...


    Evet, Tiflis’e gitmiştik. Orada dershaneler var. Şimdi çok küllîleşti. O mânâ tahakkuk ediyor elhamdülillah.

    Şeyh San’an tepesindeki hadisede Üstadın âlem-i İslâma bakışı gerçekten çok manidar. Az perdeli de olsa zuhur ediyor şimdi. Tabiî Risale-i Nur’un oralarda yayılmasıyla olacak biraz da...

    Risâle-i Nur her tarafta okunuyor. Âlem-i İslâmın temel taşı gibi olmuş. Her tarafa yayılıyor, her tarafta okunuyor. Dünya adeta bir dershane, bir medrese-i nuriye hükmüne geçti. Risâle-i Nur deyince, Üstadın mânevi şahsiyeti de akla geliyor tabiî. Her tarafta onun nuru konuşuluyor, onun eserleri okunuyor, onun sözleri dinleniyor. Üstad mânen yaşıyor yani. Risâle-i Nur’un okunduğu yerlerde Üstad mânen bulunuyor, oralara gidiyor gibi.


    Yeni Asya




  4. 08.Haziran.2012, 16:42
    2
    Silent and lonely rains



    Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Mustafa Sungur konuştu
    Hutbe-i Şamiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Üstad Hazretleri, o hutbeyi vereli tam yüz yıl oldu...
    Hutbe-i Şamiye’nin ihbarları zamanla çıkmaya başlıyor elhamdülillah. Bundan daha büyük müjde ve sevinç olur mu? Zaman gösteriyor bunu. Yüz sene geçtiği halde, o hakikatler yeniymiş gibi kendini gösteriyor. Güya Üstad, o hutbeyi Suriye’ye ve âlem-i İslâma yeni vermiş gibi, yeni okuyor gibi.
    İslâm dünyasındaki son gelişmeleri de göz önünde bulundurursak, o hutbedeki bazı müjdeler sanki yeni tahakkuk etmeye başlıyor gibi değil mi?
    Son zamandayız kardaş. Aramızda hep lâftır ya, son asır bu asır. Üstad Hazretleri “La tezâlü tâifetün min ümmetî...” (Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır) hadis-i şerifini izah ederken, “La tezâlü tâifetün min ümmetî” ifadesi (cifir hesabıyla) 1542 eder diyor. Yani o zamana kadar devam ediyor. Ama “zâhirîne ale’l-hakkı” 1506 eder. Bu tarihe kadar zâhir ve aşikârâne, belki gâlibâne... Ondan sonra Risâle-i Nur vazife-i tenviriyesine gizli ve mağlûbiyet içerisinde devam eder diyor. Son asırdayız. Ahirzamandayız. Neyi yapabildiysek o kadar.

    “İttihad-ı İslâm” konusunda ne diyorsunuz? Şimdi buna çok ihtiyaç var değil mi?

    Tabiî... Risâle-i Nur her tarafa yayılıyor şimdi. Tercümeleriyle âlemi kaplıyor. Demin dediğim gibi âhirzamandayız, son asırdayız. Bu fırsat bir daha elimize geçmez. Şimdi İslâm âlemi de büyüyor. Çok gayret etmek lâzım.

    Üstad Hazretlerinin Tiflis’teki Şeyh San’an tepesinde Rus polisiyle aralarında geçen diyaloğu ve orada Üstad’ın İslâm âleminin geleceğiyle ilgili verdiği müjdeleri de hatırlamamak mümkün değil. Ayrıca Üstad, orada Rus polisine “Medresemin planını yapıyorum” demişti. Sizin Tiflis’teki Nur dershanesinin açılışında bulunarak bu mânâya mazhar olduğunuzu düşünebiliriz her halde...


    Evet, Tiflis’e gitmiştik. Orada dershaneler var. Şimdi çok küllîleşti. O mânâ tahakkuk ediyor elhamdülillah.

    Şeyh San’an tepesindeki hadisede Üstadın âlem-i İslâma bakışı gerçekten çok manidar. Az perdeli de olsa zuhur ediyor şimdi. Tabiî Risale-i Nur’un oralarda yayılmasıyla olacak biraz da...

    Risâle-i Nur her tarafta okunuyor. Âlem-i İslâmın temel taşı gibi olmuş. Her tarafa yayılıyor, her tarafta okunuyor. Dünya adeta bir dershane, bir medrese-i nuriye hükmüne geçti. Risâle-i Nur deyince, Üstadın mânevi şahsiyeti de akla geliyor tabiî. Her tarafta onun nuru konuşuluyor, onun eserleri okunuyor, onun sözleri dinleniyor. Üstad mânen yaşıyor yani. Risâle-i Nur’un okunduğu yerlerde Üstad mânen bulunuyor, oralara gidiyor gibi.


    Yeni Asya







+ Yorum Gönder