Konusunu Oylayın.: Kur'an üzerine yemin etmek neyi gerektirir? keffaret vermek gerekirmi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an üzerine yemin etmek neyi gerektirir? keffaret vermek gerekirmi?
  1. 07.Haziran.2012, 13:12
    1
    Misafir

    Kur'an üzerine yemin etmek neyi gerektirir? keffaret vermek gerekirmi?






    Kur'an üzerine yemin etmek neyi gerektirir? keffaret vermek gerekirmi? Mumsema dayımla aram acık oldugun da onun gitmesi gerektiği bir düğüne gitmeyecem diye kur'an üzerine yemin ettim tabi bu kızkınlıkla oldu ama şimdide onun gidebileceği düğüne benimde gitmem gerekti gittim bunun kefareti nedir yardımcı olursanız çok mutlu olurum teşekürler


  2. 07.Haziran.2012, 13:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    dayımla aram acık oldugun da onun gitmesi gerektiği bir düğüne gitmeyecem diye kur'an üzerine yemin ettim tabi bu kızkınlıkla oldu ama şimdide onun gidebileceği düğüne benimde gitmem gerekti gittim bunun kefareti nedir yardımcı olursanız çok mutlu olurum teşekürler


    Benzer Konular

    - Kardeş ölmesi üzerine yemin etmek ve yemin bozma

    - Yalan yere yemin etmek kefaret gerektirir mi

    - Kur'an üzerine el basarak yemin etmek keffaret gerektirirmi?

    - Huzur bozulmasın diye kuranın üzerine ve cocukların üzerine yemin etmek geçerlimidir?

    - Keffaret orucuna hergün niyet gerekirmi? Ramazan orucu tutarken meşru bir hastalıktan orucu bozmak k

  3. 07.Haziran.2012, 13:17
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Kur'an'a el basarak yemin edilebilir mi? Bu yemin geçerli midir?




    Kur'an'a el basarak yemin edilebilir mi? Bu yemin geçerli midir?

    İslami manadaki yemin, genellikle Allah adına yapılır. Bu da “Vallahi, Billahi” gibi ifadelerin söylenmesiyle olur. Fakat bu arada başta Kur’an-ı Kerim ve Kabe olmak üzere mukaddesler üzerine yapılan yeminler de yemin mefhumuna girer ve bunlar üzerine yapılan yeminler geçerlidir.

    Yeminler çok kere örf ve adete göre şekillenir ve ona göre yemin edilir. Bilhassa ülkemizde bölgeden bölgeye değişen pek çok yemin çeşitleri vardır. Kur’an-ı Kerim üzerine yapılan yeminler de adet haline gelmiş olan yeminlerden birisidir. Mesela, “Kur’an üzerine yemin ederim ki, Kur’an hakkı için şu işi mutlaka yapacağım veya yapmayacağım” şeklinde yemin etmek gibi... Hatta bu yemin halk arasında diğer yeminlerden daha büyük ve mes’uliyeti daha ağır bir yemin çeşidi olarak bilinir. Bir mesele üzerinde anlaşamayan, mutabakata varamayan taraflar birbirlerini Kur’an’a el basmaya davet eder. Zaten çok ciddi bir mesele olmadıkça ve insan haklılığından tam emin olmadıkça böyle bir yemine teşebbüs ve cesaret de edemez.

    Meselenin fıkhi yönüne gelince; Kur’an’la yemin etmek caizdir ve bu yemin sayılır. Çünkü, Allah’ın ezeli bir kelamı olan Kur’an’la yemin etmek Allah’ın İzzet ve Celaline yemin etmek gibidir.

    İbni Kudame el-Muğni isimli eserinde “Kur’an ile, ondan bir ayetle ve kelamullah ile yemin etmek yemin olur. İbni Mes’ud, Katade, İmam malik ve Şafii ve bütün ehl-i ilim aynı şeyi söylemişlerdir.” (el- Muğni, 9/407(7981. Mesele)

    Yukarıda da ifadeye çalıştığımız gibi, Kur’an üzerine yemin denilince, insanlar “Mushaf‘” üzerine el basarak yapılan yemin olarak bilirler. Bu da bir çeşit Allah’ın Kelam sıfatı üzerine yemin etmektir ki, o da yemindir.

    Sahih-i Buhari’yi 32 ciltlik eseriyle şerh eden İmam Bedrüddin Ayni şunları söyler:
    “Bana göre, bir kimse Mushaf ile yemin ederse veya üstüne elini koyarsa veya ‘Bunun hakkı için’ derse, o yemin sayılır. Bilhassa yalan yere yapılan yeminlerin çoğaldığı ve halkın Mushafla yemin etmeye çok rağbet ettikleri bu devirde...” Bu vesileyle İmam Ayni’nin 1440 senesinde rahmet-i Rahman’a kavuştuğuna da belirtelim.

    Son devir alimlerinden Allame Kemal de bu hususta şöyle der:
    “Şüphesiz, Kur‘an-ı Kerimle yemin etmek şimdi adet haline gelmiştir. Öyle ise onunla yemin etmek yemin sayılır. Çünkü yeminler örf ve adete göredir.”

    Bütün bu izahlar açıkça göstermektedir ki, Kur‘an üzerine el basılarak edilen yemin bağlayıcılığı olan ve bozulunca keffareti gereken yemin sınıfına girer.

    İlave bilgi için tıklayınız: Yemin ve keffareti

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 07.Haziran.2012, 13:17
    2
    Moderatör



    Kur'an'a el basarak yemin edilebilir mi? Bu yemin geçerli midir?

    İslami manadaki yemin, genellikle Allah adına yapılır. Bu da “Vallahi, Billahi” gibi ifadelerin söylenmesiyle olur. Fakat bu arada başta Kur’an-ı Kerim ve Kabe olmak üzere mukaddesler üzerine yapılan yeminler de yemin mefhumuna girer ve bunlar üzerine yapılan yeminler geçerlidir.

    Yeminler çok kere örf ve adete göre şekillenir ve ona göre yemin edilir. Bilhassa ülkemizde bölgeden bölgeye değişen pek çok yemin çeşitleri vardır. Kur’an-ı Kerim üzerine yapılan yeminler de adet haline gelmiş olan yeminlerden birisidir. Mesela, “Kur’an üzerine yemin ederim ki, Kur’an hakkı için şu işi mutlaka yapacağım veya yapmayacağım” şeklinde yemin etmek gibi... Hatta bu yemin halk arasında diğer yeminlerden daha büyük ve mes’uliyeti daha ağır bir yemin çeşidi olarak bilinir. Bir mesele üzerinde anlaşamayan, mutabakata varamayan taraflar birbirlerini Kur’an’a el basmaya davet eder. Zaten çok ciddi bir mesele olmadıkça ve insan haklılığından tam emin olmadıkça böyle bir yemine teşebbüs ve cesaret de edemez.

    Meselenin fıkhi yönüne gelince; Kur’an’la yemin etmek caizdir ve bu yemin sayılır. Çünkü, Allah’ın ezeli bir kelamı olan Kur’an’la yemin etmek Allah’ın İzzet ve Celaline yemin etmek gibidir.

    İbni Kudame el-Muğni isimli eserinde “Kur’an ile, ondan bir ayetle ve kelamullah ile yemin etmek yemin olur. İbni Mes’ud, Katade, İmam malik ve Şafii ve bütün ehl-i ilim aynı şeyi söylemişlerdir.” (el- Muğni, 9/407(7981. Mesele)

    Yukarıda da ifadeye çalıştığımız gibi, Kur’an üzerine yemin denilince, insanlar “Mushaf‘” üzerine el basarak yapılan yemin olarak bilirler. Bu da bir çeşit Allah’ın Kelam sıfatı üzerine yemin etmektir ki, o da yemindir.

    Sahih-i Buhari’yi 32 ciltlik eseriyle şerh eden İmam Bedrüddin Ayni şunları söyler:
    “Bana göre, bir kimse Mushaf ile yemin ederse veya üstüne elini koyarsa veya ‘Bunun hakkı için’ derse, o yemin sayılır. Bilhassa yalan yere yapılan yeminlerin çoğaldığı ve halkın Mushafla yemin etmeye çok rağbet ettikleri bu devirde...” Bu vesileyle İmam Ayni’nin 1440 senesinde rahmet-i Rahman’a kavuştuğuna da belirtelim.

    Son devir alimlerinden Allame Kemal de bu hususta şöyle der:
    “Şüphesiz, Kur‘an-ı Kerimle yemin etmek şimdi adet haline gelmiştir. Öyle ise onunla yemin etmek yemin sayılır. Çünkü yeminler örf ve adete göredir.”

    Bütün bu izahlar açıkça göstermektedir ki, Kur‘an üzerine el basılarak edilen yemin bağlayıcılığı olan ve bozulunca keffareti gereken yemin sınıfına girer.

    İlave bilgi için tıklayınız: Yemin ve keffareti

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  5. 07.Haziran.2012, 23:41
    3
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: kur'an üzerine yemin etmek neyi gerektirir? keffaret vermek gerekirmi?

    Alıntı
    dayımla aram acık oldugun da onun gitmesi gerektiği bir düğüne gitmeyecem diye kur'an üzerine yemin ettim tabi bu kızkınlıkla oldu ama şimdide onun gidebileceği düğüne benimde gitmem gerekti gittim bunun kefareti nedir yardımcı olursanız çok mutlu olurum teşekürler


    Kuran üzerine edilen yeminler geçerlidir ve kefaret gerektirir.

    Yemini bozmanın keffâreti:

    Kur'ân-ı Kerim'de: "(Yeminin) Keffâreti ailenize yedirmekte olduğunuzun orta (derece) sinden, on yoksulu doyurmak, ya onları giydirmek, yahud bir köle azad etmektir. Fakat kim (bunları) bulamazsa, üç gün oruç tutması lâzımdır. İşte bu, and (yemin) ettiğiniz vakit (onları bozmanın) keffâretidir. Yeminlerinizi muhafaza ediniz. Allah âyetlerini size böylece açıklıyor. Ta ki şükredesiniz" (el-Mâide, 5/89) buyurulmuştur.

    Rasûl-i ekrem (s.a.s)'in döneminde, yemin keffareti için yoksula ne kadar verildiğini izah için, İmâmu Buhâri "Kitabu'l Keffâret" adı altında, ayrı bir bölüm ayırmıştır.Keffâretlerde illet kesin olarak belli değildir. Bu yüzden kıyas yoluyla, hükmü benzer olaylara uygulamak imkanı bulunmaz, keffaretler kitap ve sünnetteki sıra gözetilerek yerine getirilir (Buhârî, Sahih, VII, 235-240). (Yusuf KERİMOĞLU)

    Bir fidye - âyet-i kerîmede de belirtildiği gibi - bir fakiri tam bir gün doyurmaktır. Bir günde ise iki öğün vardır.

    Fidyeler, yalnız bir fakire verilebileceği gibi, birden fazla fakirlere de verilebilir.Ramazan içinde verilebileceği gibi, evvelinde veya sonunda da verilebilir. Fakirleri sabah - akşam günde iki öğün doyurmak suretiyle olabileceği gibi, öğünlerin parasını vermek suretiyle de olabilir. Para toptan da verilebilir, her gün ayrı ayrı da...

    Oruç tutma gücünde olmayan kimse, fidye verebilecek kadar zengin de değilse, yapacağı iş, Allah`tan afv ve mağfiret dilemektir. Fidye vermek mecburiyeti, onun üzerinden kalkmıştır.

    Fidye miktarı fitrede olduğu gibidir.

    Fitrenin Miktarı Ne Kadardır?

    Fitre başlıca 4 madde üzerinden verilir:

    1 - Buğday veya buğday unundan. Bunun vâcib olan miktarı, yarım sa` (520 dirhem: 1667 gr.) dır.

    2 - Arpadan veya arpa unundan. Bunun miktarı ise, bir sa` (1040 dirhem: 3333 gr.) dır.

    3 - Her türlü kuru üzümden. Bunun miktarı da bir sa` (3333 gr.) dır.

    4 - Kuru hurmadan. Bunun miktarı ise yine 1 sa` (3333 gr.) dır. Bu 4 gıda maddesinden herhangi birine göre fitre verilebilir.

    Bu fitreler aynen hurma, buğday, üzüm olarak verilebileceği gibi, kıymetleri para olarak da verilebilir. Hattâ kıymetlerinin para olarak ödenmesi, daha da efdaldir.

    Kişinin fitresini verirken kendi malî imkânını ve zenginliğini göz önünde bulundurarak, fitresini bu 4 gıda maddesinden birinin kıymeti üzerinden ödemesi gerekir.

    Meselâ çok zengin olanlar fitrelerini hurmanın değeri üzerinden ödemelidirler. Çünkü en yüksek fitre miktarı hurmadır. Onun o zenginliğine münasib olan, fitresini hurma üzerinden ödemektir. Artık zenginlik derecesine göre, kuru üzüm, arpa ve buğday olmak üzere fitre ödenecek gıda maddesi değişir. Her yıl Ramazan ayında, müftülükler bu 4 gıda maddesine düşen fitre bedellerini ilân ederler. O bedellere göre fitreyi ödemek mümkündür. (Mehmet Dikmen)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  6. 07.Haziran.2012, 23:41
    3
    Devamlı Üye
    Alıntı
    dayımla aram acık oldugun da onun gitmesi gerektiği bir düğüne gitmeyecem diye kur'an üzerine yemin ettim tabi bu kızkınlıkla oldu ama şimdide onun gidebileceği düğüne benimde gitmem gerekti gittim bunun kefareti nedir yardımcı olursanız çok mutlu olurum teşekürler


    Kuran üzerine edilen yeminler geçerlidir ve kefaret gerektirir.

    Yemini bozmanın keffâreti:

    Kur'ân-ı Kerim'de: "(Yeminin) Keffâreti ailenize yedirmekte olduğunuzun orta (derece) sinden, on yoksulu doyurmak, ya onları giydirmek, yahud bir köle azad etmektir. Fakat kim (bunları) bulamazsa, üç gün oruç tutması lâzımdır. İşte bu, and (yemin) ettiğiniz vakit (onları bozmanın) keffâretidir. Yeminlerinizi muhafaza ediniz. Allah âyetlerini size böylece açıklıyor. Ta ki şükredesiniz" (el-Mâide, 5/89) buyurulmuştur.

    Rasûl-i ekrem (s.a.s)'in döneminde, yemin keffareti için yoksula ne kadar verildiğini izah için, İmâmu Buhâri "Kitabu'l Keffâret" adı altında, ayrı bir bölüm ayırmıştır.Keffâretlerde illet kesin olarak belli değildir. Bu yüzden kıyas yoluyla, hükmü benzer olaylara uygulamak imkanı bulunmaz, keffaretler kitap ve sünnetteki sıra gözetilerek yerine getirilir (Buhârî, Sahih, VII, 235-240). (Yusuf KERİMOĞLU)

    Bir fidye - âyet-i kerîmede de belirtildiği gibi - bir fakiri tam bir gün doyurmaktır. Bir günde ise iki öğün vardır.

    Fidyeler, yalnız bir fakire verilebileceği gibi, birden fazla fakirlere de verilebilir.Ramazan içinde verilebileceği gibi, evvelinde veya sonunda da verilebilir. Fakirleri sabah - akşam günde iki öğün doyurmak suretiyle olabileceği gibi, öğünlerin parasını vermek suretiyle de olabilir. Para toptan da verilebilir, her gün ayrı ayrı da...

    Oruç tutma gücünde olmayan kimse, fidye verebilecek kadar zengin de değilse, yapacağı iş, Allah`tan afv ve mağfiret dilemektir. Fidye vermek mecburiyeti, onun üzerinden kalkmıştır.

    Fidye miktarı fitrede olduğu gibidir.

    Fitrenin Miktarı Ne Kadardır?

    Fitre başlıca 4 madde üzerinden verilir:

    1 - Buğday veya buğday unundan. Bunun vâcib olan miktarı, yarım sa` (520 dirhem: 1667 gr.) dır.

    2 - Arpadan veya arpa unundan. Bunun miktarı ise, bir sa` (1040 dirhem: 3333 gr.) dır.

    3 - Her türlü kuru üzümden. Bunun miktarı da bir sa` (3333 gr.) dır.

    4 - Kuru hurmadan. Bunun miktarı ise yine 1 sa` (3333 gr.) dır. Bu 4 gıda maddesinden herhangi birine göre fitre verilebilir.

    Bu fitreler aynen hurma, buğday, üzüm olarak verilebileceği gibi, kıymetleri para olarak da verilebilir. Hattâ kıymetlerinin para olarak ödenmesi, daha da efdaldir.

    Kişinin fitresini verirken kendi malî imkânını ve zenginliğini göz önünde bulundurarak, fitresini bu 4 gıda maddesinden birinin kıymeti üzerinden ödemesi gerekir.

    Meselâ çok zengin olanlar fitrelerini hurmanın değeri üzerinden ödemelidirler. Çünkü en yüksek fitre miktarı hurmadır. Onun o zenginliğine münasib olan, fitresini hurma üzerinden ödemektir. Artık zenginlik derecesine göre, kuru üzüm, arpa ve buğday olmak üzere fitre ödenecek gıda maddesi değişir. Her yıl Ramazan ayında, müftülükler bu 4 gıda maddesine düşen fitre bedellerini ilân ederler. O bedellere göre fitreyi ödemek mümkündür. (Mehmet Dikmen)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör






+ Yorum Gönder