Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz ile ilgili kıssalar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimiz ile ilgili kıssalar
  1. 06.Haziran.2012, 19:13
    1
    Misafir

    Peygamberimiz ile ilgili kıssalar






    Peygamberimiz ile ilgili kıssalar Mumsema Peygamberimiz ile ilgili kıssalar


  2. 06.Haziran.2012, 19:13
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Haziran.2012, 15:02
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamberimiz ile ilgili kıssalar




    Peygamberimiz (s.a.v) ile ilgili kıssalar

    1 - Hz. Peygamber (s.a.a)’in Gülümsemesi


    Bir gün Resulullah (s.a.a) gülümseyerek göge bakiyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.a) söyle buyurdular: “Evet göge bakiyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle mesgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptigi ibadetlerinin mükafatini yazmalari için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta oldugundan dolayi ibadetgahinda bulamayinca göge çikip Hak Teala’ya söyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahina gittik, fakat onu orada bulamadik, hasta yatagina düsmüstü.”
    ALLAH-u Teala, o meleklerin cevabinda söyle buyurdu: “O mümin kul, hasta yataginda oldugu sürece, her gün ibadetgahinda oldugu zaman ona yazdiginiz her günün sevabi miktarinca ona sevap yazin. Hasta yataginda oldugu müddetçe onun hayir amellerinin mükafati bana aittir; onun mükafatini ben verecegim.” (1)

    2 - Siraya Riayet Edin

    Hz. Ali (a.s) söyle buyuruyor: “Bir gün Resulullah (s.a.a) istirahat halinde idi. Oglu Imam Hasan su istedi. Resulullah (s.a.a) de bir kaba biraz süt sagip onu Hasan’a (a.s) verdi. Hüseyin (a.s) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalkti. Ama Resulullah (s.a.a) ona mani olup sütü Hasan’a verdi. Bu durumu görünce söyle dedim: “Ya Resulellah! Güya Hasan’i daha çok seviyorsun” Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayir, öyle degildir. Benim Hasan’i savunmamin sebebi, öncelik onun hakki oldugu içindir. Çünkü O, daha önce su istemisti, siraya riayet etmek gerekir.” (2)

    3 - Resulullah (s.a.a)’in Aglamasi

    Resulullah (s.a.a) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi. Gece yarisi uykudan kalkip evin karanlik bir kösesinde dua ve aglamakla (ALLAH’a yalvarip yakarmakla) mesgul oldu. Ümmü Seleme, Resulullah (s.a.a)’i yataginda görmeyince kalkip onu aramaya koyuldu. Bir de bakti ki Resulullah (s.a.a) evin karanlik bir kösesinde durup ellerini göge kaldirmis, aglayarak ALLAH’a söyle yalvarip yakariyor:
    “ALLAH’im! Bagisladigin nimetleri benden esirgeme. Beni, düsmanlarin bana gülme vesilesi kilma, kiskançlari bana musallat etme.
    ALLAH’im! Beni kurtardigin kötülük ve çirkinliklere geri çevirme.
    ALLAH’im! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi basima birakma; kendin beni her seyden ve her afetten (beladan) koru.”
    Ümmü Seleme Resulullah (s.a.a)’in bu durumunu görünce aglayarak kendi yerine döndü. Resulullah (s.a.a) Ümmü Seleme’nin aglama sesini duyunca, ona dogru gidip aglamasinin sebebini sordu.
    Ümmü Seleme söyle dedi:
    “Ya Resulellah! Senin aglaman beni aglatti. Sen neden agliyorsun? Siz ALLAH katinda olan onca büyük makam ve yakinliginiza ragmen ALLAH’tan böyle korkuyorsunuz, ALLAH’tan bir an bile sizi kendi basiniza birakmamasini istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!”
    Resulullah (s.a.a) onun sözüne karsilik söyle buyurdular:
    “Nasil korkmayayim, nasil aglamayayim, nasil kendi akibetimden korkmayayim, nasil kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki ALLAH Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi haline birakti ve onun basina gelmemesi gereken sey geldi!” (3)

    4 - Âmanın Yaninda Hicabi Korumak!

    Ümmü Seleme söyle diyor:
    Peygamber (s.a.a)’in huzurunda idik. Meymune isminde olan hanimlarindan birisi de orada idi. Bu esnada âma (kör) olan Ibn-i Ümmü Mektum Resulullah’in huzuruna geldi. Resulullah (s.a.a) bana ve Meymune’ye; “Ibn-i Ümmü Mektum’un karsisinda hicabinizi (kendinizi) koruyun.”
    Ya Resulellah, o âma degil midir, hicapli olmamizin ne anlami vardir? dedigimizde de söyle buyurdular:
    “Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?” (4)

    5 - Kötü Ahlaklilik Kabir Azabina Sebep Olur

    Imam Sadik (a.s) söyle buyuruyor:
    “Sa’d bin Muaz’in ölüm haberini Resulullah (s.a.a)’e verdiklerinde, Hazret kalkip ashabiyla birlikte onun evine gittiler. Resulullah’in emri ile Sa’d’a gusül verdiler. Gusül ve kefenleme isleminden sonra onu bir tabuta birakip defnetmek için kabristana götürdüler.
    Cenazeyi tesyi ederken Resulullah (s.a.a) yalin ayak ve abasiz hareket ediyordu, kabrin yakinina ulasana dek bazen tabutun sag, bazen de sol tarafini tutuyordu. Resulullah (s.a.a)’in bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre birakti; tas, tugla ve diger seylerin getirilmesini emretti. Daha sonra mübarek elleriyle cenazenin üzerini kapatip onun üzerine toprak döktüler.
    Bu esnada Sa’d’in annesi kabrin kenarina gelerek söyle dedi: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun.”
    Resulullah (s.a.a) bu sözü ondan duyar duymaz söyle buyurdular: “Ey Sa’d’in annesi !Sus! ALLAH adina bu kadar kesin ve yakin ile konusma. Simdi Sa’d kabir azabina duçar olmustur ve bundan dolayi eziyet görür.”
    Daha sonra kabristandan geri döndüler. Hz. Peygamber’le birlikte olan halk söyle dediler: “Ya Resulellah ! Sa’d için yaptigin isleri simdiye kadar hiç kimse hakkinda yapmamissiniz. Ayak yalin, abasiz onun cenazesini tesyi ettiniz; tabutun bazen sag bazen de sol tarafindan tutuyordunuz !”
    Resulullah (s.a.a) onlarin cevabinda söyle buyurdular:
    “Melekler de abasiz ve ayakkabisiz idiler; ben de onlara uydum, elim Cebrail’in elinde oldugundan dolayi o tabutun neresinden tutuyorduysa ben de o tarafindan tutuyordum.”
    Halk bu sözleri duyunca söyle dediler:
    “Ya Resulellah ! Sa’din cenazesine namaz kildiniz, mübarek ellerinizle onu kabre biraktiniz, kabri kendi elinizle düzelttiniz, yine de kabir Sa’d’i sikti mi diyorsunuz?”
    Resulullah (s.a.a) cevaben: “Evet, kabir azabina duçar oldu. Çünkü o, evinde kötü ahlakli idi, kabir azabi bundan dolayi idi.” (5)

    6 - Bereketli On Dirhem

    Hz. Ali (a.s), Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) tarafindan O’na bir gömlek almak için çarsiya gitmekle görevlendi. Hz. Ali (a.s) da çarsiya gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döndü.
    Resulullah (s.a.a): “Bu gömlegi kaça aldin?” diye sordu.
    Hz. Ali: “On iki dirheme.” dedi.
    Resulullah (s.a.a): “Bu gömlegi öyle sevmiyorum, bundan daha ucuzunu istiyorum. Acaba satici bunu geri almaya hazir olur mu?” buyurdu.
    Hz. Ali (a.s) söyle diyor: Gömlegi alip çarsiya döndüm, Peygamber’in istegini saticiya ilettim, satici da kabul etti. Parayi alip Peygamber (s.a.a)’in yanina döndüm. Bir gömlek almak için Resulullah (s.a.a) ile birlikte çarsiya dogru hareket ettik. Yolun yarisinda Resulullah (s.a.a)’in gözü, aglayan bir cariyeye ilisti. Resulullah (s.a.a) onun yanina gidip; “Neden agliyorsun?” diye sordu. Cariye cevaben söyle dedi. “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir seyler almak için beni çarsiya gönderdi. Fakat ben parayi nasil kaybettigimi bilemiyorum, simdi eve dönmekten korkuyorum.”
    Resulullah (s.a.a) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve; “Istedigin seyleri al ve eve dön” diye buyurdular.
    Resulullah (s.a.a) ALLAH’a sükredip çarsiya dogru hareket etti, çarsidan dört dirheme bir gömlek alip giydi. Eve döndügünde, yol üzerinde bir çiplagi görünce gömlegini çikarip ona verdi. Kendisi tekrar çarsiya geri döndü, yine dört dirheme bir gömlek alip giydi ve eve dogru hareket etti. Yolun yarisinda yine ayni cariyeyi üzüntülü ve saskin bir halde gördü. Bunun üzerine; “Neden evinize gitmedin?” diye sordu.
    Cariye: “Ya Resulellah, gecikmisim, beni dövmelerinden korkuyorum.” dedi.
    Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben affetmeleri için araci olurum.” buyurdu.
    Resulullah (s.a.a) o cariye ile birlikte yola koyuldu. Evlerine yetistiklerinde cariye; “Iste bu bizim evdir” dedi.
    Resulullah (s.a.a) kapinin arkasindan yüksek bir sesle; “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” dedi. Bir cevap gelmedi. Tekrar ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadi. Üçüncü kez bir daha selam verdiginde; “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler.
    Resulullah (s.a.a); “Neden ilk defa cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadiniz mi?” diye sordu.
    Ev Sahibi; "Ilk defasinda duyduk, senin oldugunu bile anladik." dedi.
    Resulullah (s.a.a): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?” diye sordu.
    Ev sahibi: "Senin sesini bir kaç defa duymak istedik." dedi.
    Resulullah (s.a.a): “Sizin bu cariyeniz gecikmistir, onu muahaza etmemeniz (cezalandirmamaniz) için size ricaya geldim.” dedi.
    Ev sahibi: "Ya Resulullah! Sizin mübarek ayaginizin hürmetine bu cariye artik simdiden azattir (hürdür)." dedi.
    Daha sonra Resulullah (s.a.a) kendi kendisine söyle dedi: “ALLAH’a sükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! Iki çiplagi örttü, bir köleyi ise azat etti.” (6)

    7- Ya Resulellah! Bana Tavsiye Et!

    Hz. Ali (a.s) söyle diyor:
    Bir sahis Resulullah (s.a.a)’in huzuruna gelerek Hazretin ona tavsiye etmesini istedi. Resulullah (s.a.a) ona söyle tavsiye ettiler:
    “Benim sana tavsiyem sudur ki; parçalansan, atese atilip yakilsan bile ALLAH’a sirk kosma.
    Annene ve babana eziyet etme; eger dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap.
    Ihtiyacindan fazla kalan malini dini kardesinin ihtiyarina birak.
    Müslüman kardesinle karsilastiginda açik yüzlü ol.
    Halka ihanet etme.
    Gördügün her Müslümana selam ver.
    Insanlari Islam’a dogru davet et.
    Bil ki, her sorunu çözmenin (sikintisi olanin sikintisini gidermenin), Hz. Yakub’un ogullarindan bir köleyi azat etmek kadar sevabi vardir.
    Bil ki, sarap ve her sarhos edici sey de haramdir.” (7)

    8- Yetimler Için Aglamak

    Uhud savasinda Islam savasçilarindan çogu sahadete eristi, Hz. Hamza da o savasta sehit düstü, hatta Hz. Peygamber (s.a.a)’in sehit oldugu haberi bile yayildi.
    Savas sona erdikten sonra, Medine kadinlari Uhud’a dogru hareket edip Peygamber (s.a.a)’in istikbaline kostular; herkes kendi sehitlerini birakip, Peygamber’i sorup ariyorlardi.
    Bu arada Cehs’in kizi Zeynep Peygamber (s.a.a) ile karsilasti.
    Hz. Peygamber: “Sabirli ve tahammüllü ol!”dedi.
    Zeynep: " Niçin?" diye sordu.
    Hz. Peygamber: “Kardesin Abdullah’in sahadetinden dolayi.” diye buyurdu.
    Zeynep: "Sahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!" dedi.
    Hz. Peygamber: “Sabret!” dedi.
    Zeynep: “Ne için?” dedi.
    Hz. Peygamber: “Dayin Hamza’nin sahadetinden dolayi.” diye buyurdu.
    Zeynep: "Biz hepimiz ALLAH’taniz ve hepimiz O’na dogru dönecegiz, sahadet makami ona mübarek olsun!" dedi.
    Resulullah (s.a.a) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek söyle buyurdu: “Sabirli ol!”
    Zeynep: "Simdi niçin?" diye sordu.
    Resulullah:“Esin Mus’ab bin Umeyr’in sahadetinden dolayi.” diye buyurdu.
    Zeynep bu sözü duyunca yüksek bir sesle agladi ve can yakici bir sekilde sizladi. Zeyneb’e; "Neden kocan için böyle agliyorsun?" diyenlere söyle cevap verirdi: “Aglamam kocam için degildir. Çünkü o Peygamber (s.a.a)’in yaninda sahadet makamina erismistir. Benim aglamam onun yetimleri içindir. Zira eger çocuklar babalarini benden sorarlarsa onlara ne cevap vereyim?” (Cool

    9- Dostlarla Müdara

    Ebu Hureyre söyle diyor:
    Resulullah (s.a.a) bir gün oturduklari halde birden disleri görülür bir sekilde güldüler. Gülmesinin sebebini sordugumuzda söyle buyurdular:
    “Ümmetimden iki kisi gelip ALLAH Teala’nin huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: "ALLAH’im! Benim hakkimi ondan al!
    ALLAH Teala buyuracak ki: “Kardesinin hakkini ver!”
    Borçlu adam arz edecek ki: ALLAH’im! Benim iyi amellerimden bir sey kalmamistir (ona verecek dünyevi bir malim da yoktur).”
    Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarimdan yüklensin!”
    Sonra Resulullah (s.a.a)’in gözlerinden yaslar bosanarak söyle buyurdular:
    “O gün (kiyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarinin baska bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar. ALLAH Teala hakkini isteyen kimseye söyle buyurur: "Gözlerini çevir, cennete dogru bir bak, ne görüyorsun?"
    O zaman basini kaldirip güzel nimetleri görünce hayretle; "ALLAH’im! Bunlar kimin içindir?" diyecektir.
    ALLAH Teala: “O hakkin degerini bana veren kimse içindir.” buyurur.
    Hak sahibi: "O hakkin degerini kim sana ödeyebilir?" diye sorar.
    ALLAH Teala: “Sen.” diye cevap verir.
    Hak sahibi: "Ben nasil ödeyebilirim?" diye sorar.
    ALLAH Teala: “Ondan geçmenle (hakkini bagislamanla).” diye cevap verir.
    Hak sahibi: "ALLAH’im! Ondan geçtim." der.
    Daha sonra ALLAH Teala buyuracak ki: “Dini kardesinin elini tut, birlikte cennete gidin !”
    Bu esnada Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: “Takvali olun, birbirinizin arasini bulun!” (9)

    10- Çaba Veya Zengin Olma Yolu

    Bir adam bir sey istemek için Hz. Peygamber’in yanina gitti. Oraya ulastiginda Resulullah (s.a.a)’in söyle buyurdugunu duydu:
    “Kim bizden bir sey isterse veririz, kim ihtiyaçsiz olmaya çalisirsa ALLAH onu ihtiyaçsiz kilar.”
    Adamcagiz Resulullah (s.a.a)’in bu sözünü duyunca Hazretten bir sey istemeden huzurlarindan ayrildilar. Ikinci kez yine Resulullah’in yanina gelip bir sey istemeksizin evine geri döndü. Üçüncü kez yine Resulullah’tan ayni sözü duyunca bir sey istemeksizin evine geri döndü.
    Sonra komsusundan bir balta emanet alip çöle çikti, bir miktar odun toplayip pazara götürerek bir buçuk kilo arpaya odunlari satti. Elde ettigi arpayi, ekmek yaparak ailesiyle birlikte yediler. Adam yilmadan bu isine devam etti, ilk önce bir balta satin aldi, daha sonra elde ettigi kazançtan iki genç deve ve bir köle aldi, böylece durumu düzelip zenginlesti. Daha sonra Resulullah’in yanina giderek macerayi Hazrete anlatti. Resulullah (s.a.a) onun sözünü dinledikten sonra söyle buyurdular:
    “Demedim mi kim bizden bir sey isterse ona veririz, ihtiyaçsiz olmaya çalisirsa ALLAH onu ihtiyaçsiz kilar?!” (10)



    (1) - Bihar’ul- Envar, c. 22. s. 83.
    (2) - Bihar’ul- Envar, c.43, s.283.
    (3) - Bihar’ul- Envar, c.47, s.374.
    (4) - Bihar’ul Envar,c.104,s. 37.
    (5) - Bihar’ul-Envar,c.6,s.220.
    (6) - Bihar’ul Envar, c.16, s.214.
    (7) - Bihar’ul-Envar,c. 77,s. 136.
    (Cool - Bihar’ul - Envar,c. 20,s. 63.
    (9) - Bihar’ul - Envar,c. 77,s. 182.
    (10) - Bihar’ul - Envar,c. 78,s. 108.

    alıntı.




  4. 07.Haziran.2012, 15:02
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamberimiz (s.a.v) ile ilgili kıssalar

    1 - Hz. Peygamber (s.a.a)’in Gülümsemesi


    Bir gün Resulullah (s.a.a) gülümseyerek göge bakiyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.a) söyle buyurdular: “Evet göge bakiyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle mesgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptigi ibadetlerinin mükafatini yazmalari için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta oldugundan dolayi ibadetgahinda bulamayinca göge çikip Hak Teala’ya söyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahina gittik, fakat onu orada bulamadik, hasta yatagina düsmüstü.”
    ALLAH-u Teala, o meleklerin cevabinda söyle buyurdu: “O mümin kul, hasta yataginda oldugu sürece, her gün ibadetgahinda oldugu zaman ona yazdiginiz her günün sevabi miktarinca ona sevap yazin. Hasta yataginda oldugu müddetçe onun hayir amellerinin mükafati bana aittir; onun mükafatini ben verecegim.” (1)

    2 - Siraya Riayet Edin

    Hz. Ali (a.s) söyle buyuruyor: “Bir gün Resulullah (s.a.a) istirahat halinde idi. Oglu Imam Hasan su istedi. Resulullah (s.a.a) de bir kaba biraz süt sagip onu Hasan’a (a.s) verdi. Hüseyin (a.s) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalkti. Ama Resulullah (s.a.a) ona mani olup sütü Hasan’a verdi. Bu durumu görünce söyle dedim: “Ya Resulellah! Güya Hasan’i daha çok seviyorsun” Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayir, öyle degildir. Benim Hasan’i savunmamin sebebi, öncelik onun hakki oldugu içindir. Çünkü O, daha önce su istemisti, siraya riayet etmek gerekir.” (2)

    3 - Resulullah (s.a.a)’in Aglamasi

    Resulullah (s.a.a) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi. Gece yarisi uykudan kalkip evin karanlik bir kösesinde dua ve aglamakla (ALLAH’a yalvarip yakarmakla) mesgul oldu. Ümmü Seleme, Resulullah (s.a.a)’i yataginda görmeyince kalkip onu aramaya koyuldu. Bir de bakti ki Resulullah (s.a.a) evin karanlik bir kösesinde durup ellerini göge kaldirmis, aglayarak ALLAH’a söyle yalvarip yakariyor:
    “ALLAH’im! Bagisladigin nimetleri benden esirgeme. Beni, düsmanlarin bana gülme vesilesi kilma, kiskançlari bana musallat etme.
    ALLAH’im! Beni kurtardigin kötülük ve çirkinliklere geri çevirme.
    ALLAH’im! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi basima birakma; kendin beni her seyden ve her afetten (beladan) koru.”
    Ümmü Seleme Resulullah (s.a.a)’in bu durumunu görünce aglayarak kendi yerine döndü. Resulullah (s.a.a) Ümmü Seleme’nin aglama sesini duyunca, ona dogru gidip aglamasinin sebebini sordu.
    Ümmü Seleme söyle dedi:
    “Ya Resulellah! Senin aglaman beni aglatti. Sen neden agliyorsun? Siz ALLAH katinda olan onca büyük makam ve yakinliginiza ragmen ALLAH’tan böyle korkuyorsunuz, ALLAH’tan bir an bile sizi kendi basiniza birakmamasini istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!”
    Resulullah (s.a.a) onun sözüne karsilik söyle buyurdular:
    “Nasil korkmayayim, nasil aglamayayim, nasil kendi akibetimden korkmayayim, nasil kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki ALLAH Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi haline birakti ve onun basina gelmemesi gereken sey geldi!” (3)

    4 - Âmanın Yaninda Hicabi Korumak!

    Ümmü Seleme söyle diyor:
    Peygamber (s.a.a)’in huzurunda idik. Meymune isminde olan hanimlarindan birisi de orada idi. Bu esnada âma (kör) olan Ibn-i Ümmü Mektum Resulullah’in huzuruna geldi. Resulullah (s.a.a) bana ve Meymune’ye; “Ibn-i Ümmü Mektum’un karsisinda hicabinizi (kendinizi) koruyun.”
    Ya Resulellah, o âma degil midir, hicapli olmamizin ne anlami vardir? dedigimizde de söyle buyurdular:
    “Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?” (4)

    5 - Kötü Ahlaklilik Kabir Azabina Sebep Olur

    Imam Sadik (a.s) söyle buyuruyor:
    “Sa’d bin Muaz’in ölüm haberini Resulullah (s.a.a)’e verdiklerinde, Hazret kalkip ashabiyla birlikte onun evine gittiler. Resulullah’in emri ile Sa’d’a gusül verdiler. Gusül ve kefenleme isleminden sonra onu bir tabuta birakip defnetmek için kabristana götürdüler.
    Cenazeyi tesyi ederken Resulullah (s.a.a) yalin ayak ve abasiz hareket ediyordu, kabrin yakinina ulasana dek bazen tabutun sag, bazen de sol tarafini tutuyordu. Resulullah (s.a.a)’in bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre birakti; tas, tugla ve diger seylerin getirilmesini emretti. Daha sonra mübarek elleriyle cenazenin üzerini kapatip onun üzerine toprak döktüler.
    Bu esnada Sa’d’in annesi kabrin kenarina gelerek söyle dedi: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun.”
    Resulullah (s.a.a) bu sözü ondan duyar duymaz söyle buyurdular: “Ey Sa’d’in annesi !Sus! ALLAH adina bu kadar kesin ve yakin ile konusma. Simdi Sa’d kabir azabina duçar olmustur ve bundan dolayi eziyet görür.”
    Daha sonra kabristandan geri döndüler. Hz. Peygamber’le birlikte olan halk söyle dediler: “Ya Resulellah ! Sa’d için yaptigin isleri simdiye kadar hiç kimse hakkinda yapmamissiniz. Ayak yalin, abasiz onun cenazesini tesyi ettiniz; tabutun bazen sag bazen de sol tarafindan tutuyordunuz !”
    Resulullah (s.a.a) onlarin cevabinda söyle buyurdular:
    “Melekler de abasiz ve ayakkabisiz idiler; ben de onlara uydum, elim Cebrail’in elinde oldugundan dolayi o tabutun neresinden tutuyorduysa ben de o tarafindan tutuyordum.”
    Halk bu sözleri duyunca söyle dediler:
    “Ya Resulellah ! Sa’din cenazesine namaz kildiniz, mübarek ellerinizle onu kabre biraktiniz, kabri kendi elinizle düzelttiniz, yine de kabir Sa’d’i sikti mi diyorsunuz?”
    Resulullah (s.a.a) cevaben: “Evet, kabir azabina duçar oldu. Çünkü o, evinde kötü ahlakli idi, kabir azabi bundan dolayi idi.” (5)

    6 - Bereketli On Dirhem

    Hz. Ali (a.s), Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) tarafindan O’na bir gömlek almak için çarsiya gitmekle görevlendi. Hz. Ali (a.s) da çarsiya gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döndü.
    Resulullah (s.a.a): “Bu gömlegi kaça aldin?” diye sordu.
    Hz. Ali: “On iki dirheme.” dedi.
    Resulullah (s.a.a): “Bu gömlegi öyle sevmiyorum, bundan daha ucuzunu istiyorum. Acaba satici bunu geri almaya hazir olur mu?” buyurdu.
    Hz. Ali (a.s) söyle diyor: Gömlegi alip çarsiya döndüm, Peygamber’in istegini saticiya ilettim, satici da kabul etti. Parayi alip Peygamber (s.a.a)’in yanina döndüm. Bir gömlek almak için Resulullah (s.a.a) ile birlikte çarsiya dogru hareket ettik. Yolun yarisinda Resulullah (s.a.a)’in gözü, aglayan bir cariyeye ilisti. Resulullah (s.a.a) onun yanina gidip; “Neden agliyorsun?” diye sordu. Cariye cevaben söyle dedi. “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir seyler almak için beni çarsiya gönderdi. Fakat ben parayi nasil kaybettigimi bilemiyorum, simdi eve dönmekten korkuyorum.”
    Resulullah (s.a.a) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve; “Istedigin seyleri al ve eve dön” diye buyurdular.
    Resulullah (s.a.a) ALLAH’a sükredip çarsiya dogru hareket etti, çarsidan dört dirheme bir gömlek alip giydi. Eve döndügünde, yol üzerinde bir çiplagi görünce gömlegini çikarip ona verdi. Kendisi tekrar çarsiya geri döndü, yine dört dirheme bir gömlek alip giydi ve eve dogru hareket etti. Yolun yarisinda yine ayni cariyeyi üzüntülü ve saskin bir halde gördü. Bunun üzerine; “Neden evinize gitmedin?” diye sordu.
    Cariye: “Ya Resulellah, gecikmisim, beni dövmelerinden korkuyorum.” dedi.
    Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben affetmeleri için araci olurum.” buyurdu.
    Resulullah (s.a.a) o cariye ile birlikte yola koyuldu. Evlerine yetistiklerinde cariye; “Iste bu bizim evdir” dedi.
    Resulullah (s.a.a) kapinin arkasindan yüksek bir sesle; “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” dedi. Bir cevap gelmedi. Tekrar ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadi. Üçüncü kez bir daha selam verdiginde; “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler.
    Resulullah (s.a.a); “Neden ilk defa cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadiniz mi?” diye sordu.
    Ev Sahibi; "Ilk defasinda duyduk, senin oldugunu bile anladik." dedi.
    Resulullah (s.a.a): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?” diye sordu.
    Ev sahibi: "Senin sesini bir kaç defa duymak istedik." dedi.
    Resulullah (s.a.a): “Sizin bu cariyeniz gecikmistir, onu muahaza etmemeniz (cezalandirmamaniz) için size ricaya geldim.” dedi.
    Ev sahibi: "Ya Resulullah! Sizin mübarek ayaginizin hürmetine bu cariye artik simdiden azattir (hürdür)." dedi.
    Daha sonra Resulullah (s.a.a) kendi kendisine söyle dedi: “ALLAH’a sükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! Iki çiplagi örttü, bir köleyi ise azat etti.” (6)

    7- Ya Resulellah! Bana Tavsiye Et!

    Hz. Ali (a.s) söyle diyor:
    Bir sahis Resulullah (s.a.a)’in huzuruna gelerek Hazretin ona tavsiye etmesini istedi. Resulullah (s.a.a) ona söyle tavsiye ettiler:
    “Benim sana tavsiyem sudur ki; parçalansan, atese atilip yakilsan bile ALLAH’a sirk kosma.
    Annene ve babana eziyet etme; eger dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap.
    Ihtiyacindan fazla kalan malini dini kardesinin ihtiyarina birak.
    Müslüman kardesinle karsilastiginda açik yüzlü ol.
    Halka ihanet etme.
    Gördügün her Müslümana selam ver.
    Insanlari Islam’a dogru davet et.
    Bil ki, her sorunu çözmenin (sikintisi olanin sikintisini gidermenin), Hz. Yakub’un ogullarindan bir köleyi azat etmek kadar sevabi vardir.
    Bil ki, sarap ve her sarhos edici sey de haramdir.” (7)

    8- Yetimler Için Aglamak

    Uhud savasinda Islam savasçilarindan çogu sahadete eristi, Hz. Hamza da o savasta sehit düstü, hatta Hz. Peygamber (s.a.a)’in sehit oldugu haberi bile yayildi.
    Savas sona erdikten sonra, Medine kadinlari Uhud’a dogru hareket edip Peygamber (s.a.a)’in istikbaline kostular; herkes kendi sehitlerini birakip, Peygamber’i sorup ariyorlardi.
    Bu arada Cehs’in kizi Zeynep Peygamber (s.a.a) ile karsilasti.
    Hz. Peygamber: “Sabirli ve tahammüllü ol!”dedi.
    Zeynep: " Niçin?" diye sordu.
    Hz. Peygamber: “Kardesin Abdullah’in sahadetinden dolayi.” diye buyurdu.
    Zeynep: "Sahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!" dedi.
    Hz. Peygamber: “Sabret!” dedi.
    Zeynep: “Ne için?” dedi.
    Hz. Peygamber: “Dayin Hamza’nin sahadetinden dolayi.” diye buyurdu.
    Zeynep: "Biz hepimiz ALLAH’taniz ve hepimiz O’na dogru dönecegiz, sahadet makami ona mübarek olsun!" dedi.
    Resulullah (s.a.a) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek söyle buyurdu: “Sabirli ol!”
    Zeynep: "Simdi niçin?" diye sordu.
    Resulullah:“Esin Mus’ab bin Umeyr’in sahadetinden dolayi.” diye buyurdu.
    Zeynep bu sözü duyunca yüksek bir sesle agladi ve can yakici bir sekilde sizladi. Zeyneb’e; "Neden kocan için böyle agliyorsun?" diyenlere söyle cevap verirdi: “Aglamam kocam için degildir. Çünkü o Peygamber (s.a.a)’in yaninda sahadet makamina erismistir. Benim aglamam onun yetimleri içindir. Zira eger çocuklar babalarini benden sorarlarsa onlara ne cevap vereyim?” (Cool

    9- Dostlarla Müdara

    Ebu Hureyre söyle diyor:
    Resulullah (s.a.a) bir gün oturduklari halde birden disleri görülür bir sekilde güldüler. Gülmesinin sebebini sordugumuzda söyle buyurdular:
    “Ümmetimden iki kisi gelip ALLAH Teala’nin huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: "ALLAH’im! Benim hakkimi ondan al!
    ALLAH Teala buyuracak ki: “Kardesinin hakkini ver!”
    Borçlu adam arz edecek ki: ALLAH’im! Benim iyi amellerimden bir sey kalmamistir (ona verecek dünyevi bir malim da yoktur).”
    Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarimdan yüklensin!”
    Sonra Resulullah (s.a.a)’in gözlerinden yaslar bosanarak söyle buyurdular:
    “O gün (kiyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarinin baska bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar. ALLAH Teala hakkini isteyen kimseye söyle buyurur: "Gözlerini çevir, cennete dogru bir bak, ne görüyorsun?"
    O zaman basini kaldirip güzel nimetleri görünce hayretle; "ALLAH’im! Bunlar kimin içindir?" diyecektir.
    ALLAH Teala: “O hakkin degerini bana veren kimse içindir.” buyurur.
    Hak sahibi: "O hakkin degerini kim sana ödeyebilir?" diye sorar.
    ALLAH Teala: “Sen.” diye cevap verir.
    Hak sahibi: "Ben nasil ödeyebilirim?" diye sorar.
    ALLAH Teala: “Ondan geçmenle (hakkini bagislamanla).” diye cevap verir.
    Hak sahibi: "ALLAH’im! Ondan geçtim." der.
    Daha sonra ALLAH Teala buyuracak ki: “Dini kardesinin elini tut, birlikte cennete gidin !”
    Bu esnada Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: “Takvali olun, birbirinizin arasini bulun!” (9)

    10- Çaba Veya Zengin Olma Yolu

    Bir adam bir sey istemek için Hz. Peygamber’in yanina gitti. Oraya ulastiginda Resulullah (s.a.a)’in söyle buyurdugunu duydu:
    “Kim bizden bir sey isterse veririz, kim ihtiyaçsiz olmaya çalisirsa ALLAH onu ihtiyaçsiz kilar.”
    Adamcagiz Resulullah (s.a.a)’in bu sözünü duyunca Hazretten bir sey istemeden huzurlarindan ayrildilar. Ikinci kez yine Resulullah’in yanina gelip bir sey istemeksizin evine geri döndü. Üçüncü kez yine Resulullah’tan ayni sözü duyunca bir sey istemeksizin evine geri döndü.
    Sonra komsusundan bir balta emanet alip çöle çikti, bir miktar odun toplayip pazara götürerek bir buçuk kilo arpaya odunlari satti. Elde ettigi arpayi, ekmek yaparak ailesiyle birlikte yediler. Adam yilmadan bu isine devam etti, ilk önce bir balta satin aldi, daha sonra elde ettigi kazançtan iki genç deve ve bir köle aldi, böylece durumu düzelip zenginlesti. Daha sonra Resulullah’in yanina giderek macerayi Hazrete anlatti. Resulullah (s.a.a) onun sözünü dinledikten sonra söyle buyurdular:
    “Demedim mi kim bizden bir sey isterse ona veririz, ihtiyaçsiz olmaya çalisirsa ALLAH onu ihtiyaçsiz kilar?!” (10)



    (1) - Bihar’ul- Envar, c. 22. s. 83.
    (2) - Bihar’ul- Envar, c.43, s.283.
    (3) - Bihar’ul- Envar, c.47, s.374.
    (4) - Bihar’ul Envar,c.104,s. 37.
    (5) - Bihar’ul-Envar,c.6,s.220.
    (6) - Bihar’ul Envar, c.16, s.214.
    (7) - Bihar’ul-Envar,c. 77,s. 136.
    (Cool - Bihar’ul - Envar,c. 20,s. 63.
    (9) - Bihar’ul - Envar,c. 77,s. 182.
    (10) - Bihar’ul - Envar,c. 78,s. 108.

    alıntı.







+ Yorum Gönder