Konusunu Oylayın.: Peygamber ile ilgili yazılar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamber ile ilgili yazılar
  1. 06.Haziran.2012, 19:11
    1
    Misafir

    Peygamber ile ilgili yazılar






    Peygamber ile ilgili yazılar Mumsema peygamber ile ilgili yazılar mektuplar..


  2. 06.Haziran.2012, 19:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Haziran.2012, 23:44
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: peygamber ile ilgili yazılar




    peygamber ile ilgili ya
    Alıntı
    zılar
    peygamber ile ilgili yazılar mektuplar




    Mühür Yüzügü

    Amr ibni Şu' ayb diyorki, Resulullah, altın ve demir yüzükleri çıkartır, gümüş yüzüklere mani olmazdı.
    peygamberimiz, Acem şahına,
    rum kayserine, Habeş necaşisine mektub yazdırmak iatediği zaman,
    -Ya resulullah! onlar, bir mektubu, Mühürlü olmadıkça, okumazlar! denilmişti.
    "Bunun üzerine, Peygamberimiz, gümüşten bir yüzük edindi ki, kaşına üç satır üzerine: "Muhammedür resulullah nakşedilmişti.
    Mühür yüzükteki yazı, aşağıdan yukarıya doğru,
    "Muhammed" bir satır, "Resul" bir satır, "Allah" bir satır halinde idi.
    Peygamberimiz gümüş yüzüğündeki taşı, habeş taşı idi.
    Bu gümüş yüzüğün kaşının gümüşten olduğu da rivayet edilir.
    Amr bin said, Peygamberimizin yanına gelmişti.
    Peygamberimiz onun parmağındaki yüzüğünü görünce "Nedir bu elindeki diye sordu. Amr bin Said " Ya Resulullah! Bu bir halkadır. Ben yaptım. dedi
    Peygamberimiz " Onun nakşı nedir? diye sordu.
    Amr Bin Said "Muhammedur Resulullah dedi, Peygamberimiz bakayım ona? buyurdu. Onu alıp Zat mührü olarak kullandı ve başkalarının yüzüklerine (Muhammedür Resulullah ) kelimelerini nakşetmekten men etti. Peygamberimiz, parmağında bu mühür yüzük bulunduğu halde, vefat etmiştir. Peygamberimiz, yüzüğünü sol elinin serçe parmağına takardı sağ elinede taktığı olurdu.
    Peygamberimiz, onun kaşlı tarafını avucunun içine çevirir, getirirdi. helaya gireceği zaman yüzüğü parmağından çıkarırdı.
    Peygamberimiz yüzüğünü vefatından sonra Hazreti Ebu bekir, ondan sonrada Hazreti Ömer,Ondan sonrada, Hazreti Osman, Parmağına takmıştır.
    Hazreti Osman Halife iken, bir gün, Eris kuyusunun başında oturduğu sırada, parmağından çıkarmış, elinde evirip çevirirken, kuyuya düşürmüştür. Kuyunun bütün suyu çektirildiği, üç gün gidip gelip arndığı halde bu mübarek yüzük bulunamamış kuyunun içinde yok olup gitmiştir. (Alıntı:T.G yayınları)

    ______________________

    =COCUKLARA OLAN MERHAMETi=

    Peygamber Efendimiz çocuklara ilgisiz kalmamış, onlar ağladığında susturmaya çalışmış, onlarla oyunlar oynamış, bazen devesine bindirmiş, bazen omzuna almış, içlerinde mahzun ve yetimleri sevindirmiş, onların başını okşamış, rastladıklarında onlara selam vermiş, hal ve hatırlarını sormuş, onlarla şakalaşmış, onlara isim takmış, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmiş ve onlara en güzel numune ve şefkatli bir baba olmuştur.

    Rasulullâh'ın çocuklarla münasebetlerinin temelinde, belki de onların geleceğin mimarı oluşlarının mühim bir rolü vardır. Bu yakınlık ve bir hayat boyu birlikte taşınacak hatıralar onların gönül dünyalarına aksetmiş güzeller güzeli bir insanı canlandıracaktır.
    Bu konuyla ilgili hadis mecmualarında pek çok misal vardır. Biz burada onun bu müşfik dünyasından birkaç misalle iktifa etmek istiyoruz:
    Çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimizin yanında 10 yıl kalan Enes -radıyallahu anh-, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi şöyle tarif eder:
    "-Ailesine karşı Hazret-i Peygamber'den daha müşfik olan hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim'in, Medine'nin biraz kenarında oturan süt annesi vardı. Süt annenin kocası demirciydi. Bizimle birlikte oraya gider, demircinin dumanıyla dolmuş eve girer, çocuğunu kucaklar, öper, koklar, bir müddet yanında kaldıktan sonra tekrar Medine'ye dönerdi." (Buhari, Müslim)


    Hazret-i Peygamber, herkesi çocukları öpmeye teşvik eder: "Çocuklarınızı çok öpün. Zira her öpücük için Cennet'te size bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar." buyurmuşlardır. (Müsned-i Zeyd b. Ali)


    Torunları Hazret-i Hasan ve Hüseyin'i kucağına almış öperken, Akra b. Habis bunu yadırgamış ve "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim." demiştir. Bunun üzerine iki cihan güneşi Efendimiz:
    "-Şefkatli olmayana merhamet edilmez." (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud) Başka bir rivayette de "Allah c.c kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" (İbn-i Mace) buyurmuşlardır.


  4. 08.Haziran.2012, 23:44
    2
    Moderatör



    peygamber ile ilgili ya
    Alıntı
    zılar
    peygamber ile ilgili yazılar mektuplar




    Mühür Yüzügü

    Amr ibni Şu' ayb diyorki, Resulullah, altın ve demir yüzükleri çıkartır, gümüş yüzüklere mani olmazdı.
    peygamberimiz, Acem şahına,
    rum kayserine, Habeş necaşisine mektub yazdırmak iatediği zaman,
    -Ya resulullah! onlar, bir mektubu, Mühürlü olmadıkça, okumazlar! denilmişti.
    "Bunun üzerine, Peygamberimiz, gümüşten bir yüzük edindi ki, kaşına üç satır üzerine: "Muhammedür resulullah nakşedilmişti.
    Mühür yüzükteki yazı, aşağıdan yukarıya doğru,
    "Muhammed" bir satır, "Resul" bir satır, "Allah" bir satır halinde idi.
    Peygamberimiz gümüş yüzüğündeki taşı, habeş taşı idi.
    Bu gümüş yüzüğün kaşının gümüşten olduğu da rivayet edilir.
    Amr bin said, Peygamberimizin yanına gelmişti.
    Peygamberimiz onun parmağındaki yüzüğünü görünce "Nedir bu elindeki diye sordu. Amr bin Said " Ya Resulullah! Bu bir halkadır. Ben yaptım. dedi
    Peygamberimiz " Onun nakşı nedir? diye sordu.
    Amr Bin Said "Muhammedur Resulullah dedi, Peygamberimiz bakayım ona? buyurdu. Onu alıp Zat mührü olarak kullandı ve başkalarının yüzüklerine (Muhammedür Resulullah ) kelimelerini nakşetmekten men etti. Peygamberimiz, parmağında bu mühür yüzük bulunduğu halde, vefat etmiştir. Peygamberimiz, yüzüğünü sol elinin serçe parmağına takardı sağ elinede taktığı olurdu.
    Peygamberimiz, onun kaşlı tarafını avucunun içine çevirir, getirirdi. helaya gireceği zaman yüzüğü parmağından çıkarırdı.
    Peygamberimiz yüzüğünü vefatından sonra Hazreti Ebu bekir, ondan sonrada Hazreti Ömer,Ondan sonrada, Hazreti Osman, Parmağına takmıştır.
    Hazreti Osman Halife iken, bir gün, Eris kuyusunun başında oturduğu sırada, parmağından çıkarmış, elinde evirip çevirirken, kuyuya düşürmüştür. Kuyunun bütün suyu çektirildiği, üç gün gidip gelip arndığı halde bu mübarek yüzük bulunamamış kuyunun içinde yok olup gitmiştir. (Alıntı:T.G yayınları)

    ______________________

    =COCUKLARA OLAN MERHAMETi=

    Peygamber Efendimiz çocuklara ilgisiz kalmamış, onlar ağladığında susturmaya çalışmış, onlarla oyunlar oynamış, bazen devesine bindirmiş, bazen omzuna almış, içlerinde mahzun ve yetimleri sevindirmiş, onların başını okşamış, rastladıklarında onlara selam vermiş, hal ve hatırlarını sormuş, onlarla şakalaşmış, onlara isim takmış, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmiş ve onlara en güzel numune ve şefkatli bir baba olmuştur.

    Rasulullâh'ın çocuklarla münasebetlerinin temelinde, belki de onların geleceğin mimarı oluşlarının mühim bir rolü vardır. Bu yakınlık ve bir hayat boyu birlikte taşınacak hatıralar onların gönül dünyalarına aksetmiş güzeller güzeli bir insanı canlandıracaktır.
    Bu konuyla ilgili hadis mecmualarında pek çok misal vardır. Biz burada onun bu müşfik dünyasından birkaç misalle iktifa etmek istiyoruz:
    Çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimizin yanında 10 yıl kalan Enes -radıyallahu anh-, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi şöyle tarif eder:
    "-Ailesine karşı Hazret-i Peygamber'den daha müşfik olan hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim'in, Medine'nin biraz kenarında oturan süt annesi vardı. Süt annenin kocası demirciydi. Bizimle birlikte oraya gider, demircinin dumanıyla dolmuş eve girer, çocuğunu kucaklar, öper, koklar, bir müddet yanında kaldıktan sonra tekrar Medine'ye dönerdi." (Buhari, Müslim)


    Hazret-i Peygamber, herkesi çocukları öpmeye teşvik eder: "Çocuklarınızı çok öpün. Zira her öpücük için Cennet'te size bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar." buyurmuşlardır. (Müsned-i Zeyd b. Ali)


    Torunları Hazret-i Hasan ve Hüseyin'i kucağına almış öperken, Akra b. Habis bunu yadırgamış ve "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim." demiştir. Bunun üzerine iki cihan güneşi Efendimiz:
    "-Şefkatli olmayana merhamet edilmez." (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud) Başka bir rivayette de "Allah c.c kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" (İbn-i Mace) buyurmuşlardır.





+ Yorum Gönder