Konusunu Oylayın.: Geçici Müt'a nikayı kıymak ciaz midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Geçici Müt'a nikayı kıymak ciaz midir ?
  1. 05.Haziran.2012, 02:06
    1
    Misafir

    Geçici Müt'a nikayı kıymak ciaz midir ?

  2. 05.Haziran.2012, 10:08
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Geçici Müt'a nikayı kıymak ciaz midir ?




    41. Ali (r.a.)'den rivayet olundu: Resûlullah (s.a.v.) Hayber savaşı günü Muta' nikâhını ve ehlî merkep etinin yenilmesini yasakladı.[42]

    42. Zübeyr oğlu Urve anlatıyor:
    Hakîm kızı Havle, Hz. Ömer'in huzuruna girerek:
    «— Ümeyye oğlu Rebîa bir kadınla Muta' usulü birleşti, kadın hamile kaldı» deyince, Hz. Ömer kızdı, hırkasını sürükleyerek çıkarken şöyle söyledi:
    «— Bu müt'adir. Önceden hükmü bana bırakılsa idi, bunu yapanları recm ederdim. (Taşlayarak öldürürdüm.)»

    [41] Muta nikâhı, bir kadını belirli bir mal, para veya kadının masrafim üzerine alma karşılığında, treçİci bir süre için nikâhlamaktır.
    islam dan önce bu yapılıyordu, sonra da bir sure serbest kaldı, daha sonra Hayber Savaşı sırasında nihâi olarak yasaklandı.
    [42] Buhari, 64- Megazî, 38; Müslim, 16-Nikâh, 2; no: 29-32. Önceleri —zaruret ve ihtiyaç gereği—ehli merkep eti helâldi, sonra yasaklandı. Vahşi eşeğin eti helâl kılındı

    1- Nikâhı mût'a'da velî ve şâhid yoktur.
    2- Hadîs-i şerifte nâsih ve mensûh bir araya gelmiştir. Bunun bir misâli de :
    «Ben sizi kabirlerden ziyaretten nehyetmiştim; artık onları ziyaret edin» mealindeki hadistir.
    3- Nikâhı mût'a kıyamete kadar haram kılınmıştır.
    4- Nikâhı mût'a'da verilen mehir kadının malı olur, müddet bitmeden ayrılsalar bile erkeğin verdiği şeyi veya onun bir kısmını geri almak helâl değildir.

    29- (1407) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Muhammed b. Alî'nin oğulları Abdullah ile Hasen'den, onların da bahalarından, onun da Ali b. Ebî Ta-lib'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: «Resûlüîlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hay her günü kadınlarla mût'a yapmaktan ve ehli eşeklerin etlerini yemekten nehi buyurdular.»

    (...) Bize hu hadîsi Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Cüveyriye, Mâlik'den bu isnadla rivayette bulundu. Mâlik: «Ali b. EM Talib'in birine sen gerçekten şaşkın bir adamsın; Besûlüllah (Saîlallchü Aleyhi ve Seîîem) bizi nebiy buyurdu derken işittiğini söylemiş*»
    Eâvi hadîsi, Yahya b. Yahya'nın Mâlik'den rivayet ettiği hadîs gibi rivayet etmiştir.

    30- (...) Bize Ebü Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Nümeyr ve Züheyr b. Harb toptan îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Züheyr (Dedi ki) : Bize Süfyân b. Uyeyoe, Zührî'den, o da Muhammed b. Ali'nin oğulları Hasen ile Abdullah'dan, onlar da babalarından, o da Ali'den nakien rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) Hayber günü hem nikâhı mütV-dan, hem de ehli eşeklerin etlerin (i yemek) den nehiy buyurmuş.

    31- (...) Bize Muhammed b. Abdüîah b. Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize bafeam rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ubeydûîlah, İbni Şihab'-dan, o da Muhammed b. Alî'nin oğulları Hasen ile Abduliah'dan, onlar da babalarından, o da Ali'den naklen rivayet eyledi ki, Hz. Ali îbni Ab-bâs'i kadınlara müt'a yapmak hususunda müsamahakâr konuşurken işiterek :
    — Yavaş ol ey îbnü Abbâs! Çünkü îtesûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) : Hayber günü hem müt'a'dan, hem de ehli eşeklerin etlerin (İ yemek) den nehiy buyurdu; demiş.

    32- (...) Bana Ebû't-Tâhir ile Harmeîetû'bnû Yahya rivayet etti- (Dediler ki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yunus, Şihâb'dan, o da Muhammed b. Ali b. Ebi Tâîib'in oğulları Hasen ile Abduîiah'dan, onîar da babalarından naklen haber verdi. Muhammed, AH b. Ebi Tâlib'i îbni Abbâs'a şunîan söylerken işitmiş :
    «Resûlüîiah (Saliallahü Aleyhi ve Seüem) Hayber günü hem kadınlara miit'a yapmaktan, hem de ehli eşeklerin etlerini yemekden nehiy buyur-dulaî.»
    Bu hadîsi Buhâri «Meğâzî», «Zebâyıh» ve «Nikâh» bahislerinde; Tirmizî ile İbni Mâce «Nikâh»da; Nesâî «Av» bahsinde muhtelif râviîerden tahric etmişlerdir.
    Buraya kadar geçen rivayetlerden anlaşılıyor ki, nikâhı müt'a İslâm'ın ilk zamanlarında bir müddet mubah kılınmış, sonra bu hüküm nesh edilerek müt'a'nm kıyamete kadar haram olduğu bildirilmiştir.
    Hattâbi diyor ki: «Bu nikâh İslâm'ın ilk devirlerinde mubah idi. Sonra haranı kılındı. Bugün imamlar arasında bu hususta hüâf kalmamıştır. Yalnız bâzı Râfizî1er'in söylediği bir takım sözler vardır. İbni Abbâs uzun gurbet ihtiyaç ve fakirlik dolayısiyle muztar kalanlar için bir zamanlar bunun mubah olduğuna kaail bulunuyordu. Sonra tevakkuf ederek bu hususta fetva vermekten vazgeçti.»
    İbni Abdilberr (368-463) «Et~Temhîd» nâm eserinde şun-îarı söylemektedir : «Nikâhı mût'a'da şâhid bulundurmaya lüzum olmadığına ve bu nikâhın bir müddette sona erdiğine, bu müddet bitince boşamadan ayrılma vuku bulduğuna, kan ile kocanın arasında mîras cer-yan etmediğine ulemâ ittifak eylemişlerdir. Mezkûr nikâh Allah'ın kitabında ve Resulünün sünnetinde beyân buyruîan zevcelerin hükmü değildir.»
    Burada şöyle bir suâl hâtıra gelebilir: Mut'a muvakkat nikâh demek olduğuna göre kari ile kocanın âdet müktezâsı yaşayamayacakları kadar uzun bir müddet meselâ ikiyüz sene için mût'a yapılsa nikâh yine batıl mıdır?
    Cumhuru ulemâ; bâtıl olduğuna kaaildirler. Hanefiler'den İmamı Zûfer'e göre şart: bâtıl, nikâh : sahîhdir.
    Nikâhı mût'a bâtıl olunca bu nikâhla birleşen karı-kocaya hadd-i şer'i tatbik olunur mu olunmaz mı meselesi ulemâ arasında ihtilaflıdır. Ekseri Mâ1iki1er'e göre hadd-i şer'î tatbik edilmez. Çünkü burada akd şübhesi vardır. Ashâb-ı kiram bu hükmün kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bu mesele Kur'ân-ı Kerîm'in haram kıldığı şeylerden değildir. Bununla beraber nikâhı mût'a yapanlar şiddetle cezalandırılırlar.
    Rafi'îye göre Hz. İbni Abbâs'in nikâhı mût'a'ya fetva vermekten döndüğü doğru ise bu bâbda icma' hasıl olmuştur. Binâenaleyh mût'a yapanlara hadd-i serî' vurulur. Hz. İbni Abbâs'm döndüğü doğru değilse mesele bir asırda yetişen ulema arasında ihtilaflı, onlardan sonra gelenler bu babdaki kavillerin birini tercih etmiş demek olur. Ki ona icma' denilip demlemeyeceği hususunda iki kavil vardır. İcina* diyenlere göre; hadd-i şer-i vacib değildir diyenlere göre had vurmak icab etmez.

    Nevevî de bu kavli sahih bulmuştur.

    - Nikâhı mût'a'nın ne zaman haram kılındığı hususunda rivayetler muhteliftir. Hayber vakıasında, Mekke 'nin fethinde, Evtâs gazasında, Tebûk'de, Haccetû'l-Vedâ'dave Ömre-tû'1 Gazâ'da haram kılındığına dâir hadîsler rivayet olunur. İbni Abdilberr: «Bu babta şiddetli ihtilâflar ve pek çok hadîsler vardır. Ama biz onları yazmadık.» demiştir. Rivayetlerin muhtelif şekillerde araları bulunmuştur. Nevevî : «Doğrusu ve muhtar olan kavil şudur ki, mût'a'nın haram ve mubah kılınması iki defa olmuştur. Hayber vak'asmdan önce mût'a helâldi. Sonra Hayber günü haram kılındı. Bilâhare Mekke'nin fethinde yine mubah kılındı. Evtas gününden rourâd da Mekke'nin feth edildiği gündür. Mût'a için orada üç gün müsaade verildikten sonra bu hüküm nesh edilmiş nikâhı mût'a kıyamete kadar haram kılınmıştır.
    Üç şeyin ikişer defa nesh edildiği söylenir. Bunlar : Nikâhı mût'a, ehli eşeklerin etini yemek ve namazda Beyt-i Makdîs'e dönmektir.
    Ulemâdan bazıları nikâhı mût'a meselesinde nâsiha ihtiyaç olmadığını söylemişler : «Çünkü bu nikâh ancak üç gün mubah kılınmıştı. Bu müddet bitince onun cevâzi da kendiliğinden sona erer.» demişlerdir.
    Nikâhı mût'a mânâsında bir de nikâhı muvakkat vardır. Bu nikâh aynen mût'a gibi batıldır. Aralarındaki fark hemen hemen Iafzîdir. Meselâ : Nikâhı mût'a temettü' ve istimta' gibi kelimelerle akd edildiği halde nikâhı muvakkat nikâh ve tezvic gibi kelimelerle kıyılır; nikâhı mût'a'da şâhid ve müddetin tayini şart değildir. Fakat nikâhı muvakkatte bunlar şarttır.
    Mânâ itibariyle her ikisi de bâtıl olduğu için, Hanefîîer'den Kemâl b. Hümâm nikâhı muvakkati mût'a'nm efradından saymıştır.
    Hz. Ali'nin : «Sen gerçekten şaşkın bir adamsın» diyerek sitem ettiği zat Hz. İbni Abbâs 'dır. Bâzıları bu ve bundan sonra gelen : Ağır ol ey İbni Abbas !..» rivâyetiyle Hz. İbni Abbas'in mût'a hakkındaki fetvasından döndüğüne istidlal ederlerse de bu rivayetlerde onun döndüğüne dair bir sarahat yoktur. Bilâkis az evvel geçen İbni Zübeyr rivayeti Hz. İbni Abbâs'm mezkûr fetvadan henüz dönmediğini gösterir. Çünkü Abdullah b. Zübeyr'in Hz. İbni Abbâs 'a ta'rizde bulunması kendisinin halîfe bulunduğu sıradadır. O zaman Hz. A1i (Radiyallahu ot/z) dünyadan gitmişti. Anlaşılıyor ki, Hz. Ali vaktiyle İbni Abbâs (Radiyallahu anh)'s. mût'a'nm Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) tarafından nehyedildiğini söylemiş, fakat İbni Abbâs bunu kabul etmiyerek bir müddet nikâhı mût'a için fetva vermeye devam etmiş, nihayet fetvasından dönerek mût'a'nm ilelebed haram olduğunu kabul etmiştir.

    Nitekim Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadîs de bunu teyid eder. Bazıları Hz. İbnİ Abbâs'm mût'a'yı yalnız seferlerde mecburiyete ıztırâr halinde mubah gördüğünü rivayet ederler. Hattâ Saîd b. Cübeyr'in Hz. İbnİ Abbâs'a: «Senin fetvan aldı yürüdü ve onun hakkında şâirler şiir söyledi» diyerek bir beyit okuduğu; İbni Abbâs bunu dinledikten sonra şaşarak : «SübhanaHah! Ben böyle bir fetva vermedim. Nikâhı mût'a ancak lâşe, kan ve domuz eti gibi bir şeydir. Muztar kalmayanlara helâl olmaz» dediği söylenir.
    alıntı.



  3. 05.Haziran.2012, 10:08
    2
    Silent and lonely rains



    41. Ali (r.a.)'den rivayet olundu: Resûlullah (s.a.v.) Hayber savaşı günü Muta' nikâhını ve ehlî merkep etinin yenilmesini yasakladı.[42]

    42. Zübeyr oğlu Urve anlatıyor:
    Hakîm kızı Havle, Hz. Ömer'in huzuruna girerek:
    «— Ümeyye oğlu Rebîa bir kadınla Muta' usulü birleşti, kadın hamile kaldı» deyince, Hz. Ömer kızdı, hırkasını sürükleyerek çıkarken şöyle söyledi:
    «— Bu müt'adir. Önceden hükmü bana bırakılsa idi, bunu yapanları recm ederdim. (Taşlayarak öldürürdüm.)»

    [41] Muta nikâhı, bir kadını belirli bir mal, para veya kadının masrafim üzerine alma karşılığında, treçİci bir süre için nikâhlamaktır.
    islam dan önce bu yapılıyordu, sonra da bir sure serbest kaldı, daha sonra Hayber Savaşı sırasında nihâi olarak yasaklandı.
    [42] Buhari, 64- Megazî, 38; Müslim, 16-Nikâh, 2; no: 29-32. Önceleri —zaruret ve ihtiyaç gereği—ehli merkep eti helâldi, sonra yasaklandı. Vahşi eşeğin eti helâl kılındı

    1- Nikâhı mût'a'da velî ve şâhid yoktur.
    2- Hadîs-i şerifte nâsih ve mensûh bir araya gelmiştir. Bunun bir misâli de :
    «Ben sizi kabirlerden ziyaretten nehyetmiştim; artık onları ziyaret edin» mealindeki hadistir.
    3- Nikâhı mût'a kıyamete kadar haram kılınmıştır.
    4- Nikâhı mût'a'da verilen mehir kadının malı olur, müddet bitmeden ayrılsalar bile erkeğin verdiği şeyi veya onun bir kısmını geri almak helâl değildir.

    29- (1407) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Muhammed b. Alî'nin oğulları Abdullah ile Hasen'den, onların da bahalarından, onun da Ali b. Ebî Ta-lib'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: «Resûlüîlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hay her günü kadınlarla mût'a yapmaktan ve ehli eşeklerin etlerini yemekten nehi buyurdular.»

    (...) Bize hu hadîsi Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Cüveyriye, Mâlik'den bu isnadla rivayette bulundu. Mâlik: «Ali b. EM Talib'in birine sen gerçekten şaşkın bir adamsın; Besûlüllah (Saîlallchü Aleyhi ve Seîîem) bizi nebiy buyurdu derken işittiğini söylemiş*»
    Eâvi hadîsi, Yahya b. Yahya'nın Mâlik'den rivayet ettiği hadîs gibi rivayet etmiştir.

    30- (...) Bize Ebü Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Nümeyr ve Züheyr b. Harb toptan îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Züheyr (Dedi ki) : Bize Süfyân b. Uyeyoe, Zührî'den, o da Muhammed b. Ali'nin oğulları Hasen ile Abdullah'dan, onlar da babalarından, o da Ali'den nakien rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) Hayber günü hem nikâhı mütV-dan, hem de ehli eşeklerin etlerin (i yemek) den nehiy buyurmuş.

    31- (...) Bize Muhammed b. Abdüîah b. Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize bafeam rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ubeydûîlah, İbni Şihab'-dan, o da Muhammed b. Alî'nin oğulları Hasen ile Abduliah'dan, onlar da babalarından, o da Ali'den naklen rivayet eyledi ki, Hz. Ali îbni Ab-bâs'i kadınlara müt'a yapmak hususunda müsamahakâr konuşurken işiterek :
    — Yavaş ol ey îbnü Abbâs! Çünkü îtesûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) : Hayber günü hem müt'a'dan, hem de ehli eşeklerin etlerin (İ yemek) den nehiy buyurdu; demiş.

    32- (...) Bana Ebû't-Tâhir ile Harmeîetû'bnû Yahya rivayet etti- (Dediler ki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yunus, Şihâb'dan, o da Muhammed b. Ali b. Ebi Tâîib'in oğulları Hasen ile Abduîiah'dan, onîar da babalarından naklen haber verdi. Muhammed, AH b. Ebi Tâlib'i îbni Abbâs'a şunîan söylerken işitmiş :
    «Resûlüîiah (Saliallahü Aleyhi ve Seüem) Hayber günü hem kadınlara miit'a yapmaktan, hem de ehli eşeklerin etlerini yemekden nehiy buyur-dulaî.»
    Bu hadîsi Buhâri «Meğâzî», «Zebâyıh» ve «Nikâh» bahislerinde; Tirmizî ile İbni Mâce «Nikâh»da; Nesâî «Av» bahsinde muhtelif râviîerden tahric etmişlerdir.
    Buraya kadar geçen rivayetlerden anlaşılıyor ki, nikâhı müt'a İslâm'ın ilk zamanlarında bir müddet mubah kılınmış, sonra bu hüküm nesh edilerek müt'a'nm kıyamete kadar haram olduğu bildirilmiştir.
    Hattâbi diyor ki: «Bu nikâh İslâm'ın ilk devirlerinde mubah idi. Sonra haranı kılındı. Bugün imamlar arasında bu hususta hüâf kalmamıştır. Yalnız bâzı Râfizî1er'in söylediği bir takım sözler vardır. İbni Abbâs uzun gurbet ihtiyaç ve fakirlik dolayısiyle muztar kalanlar için bir zamanlar bunun mubah olduğuna kaail bulunuyordu. Sonra tevakkuf ederek bu hususta fetva vermekten vazgeçti.»
    İbni Abdilberr (368-463) «Et~Temhîd» nâm eserinde şun-îarı söylemektedir : «Nikâhı mût'a'da şâhid bulundurmaya lüzum olmadığına ve bu nikâhın bir müddette sona erdiğine, bu müddet bitince boşamadan ayrılma vuku bulduğuna, kan ile kocanın arasında mîras cer-yan etmediğine ulemâ ittifak eylemişlerdir. Mezkûr nikâh Allah'ın kitabında ve Resulünün sünnetinde beyân buyruîan zevcelerin hükmü değildir.»
    Burada şöyle bir suâl hâtıra gelebilir: Mut'a muvakkat nikâh demek olduğuna göre kari ile kocanın âdet müktezâsı yaşayamayacakları kadar uzun bir müddet meselâ ikiyüz sene için mût'a yapılsa nikâh yine batıl mıdır?
    Cumhuru ulemâ; bâtıl olduğuna kaaildirler. Hanefiler'den İmamı Zûfer'e göre şart: bâtıl, nikâh : sahîhdir.
    Nikâhı mût'a bâtıl olunca bu nikâhla birleşen karı-kocaya hadd-i şer'i tatbik olunur mu olunmaz mı meselesi ulemâ arasında ihtilaflıdır. Ekseri Mâ1iki1er'e göre hadd-i şer'î tatbik edilmez. Çünkü burada akd şübhesi vardır. Ashâb-ı kiram bu hükmün kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bu mesele Kur'ân-ı Kerîm'in haram kıldığı şeylerden değildir. Bununla beraber nikâhı mût'a yapanlar şiddetle cezalandırılırlar.
    Rafi'îye göre Hz. İbni Abbâs'in nikâhı mût'a'ya fetva vermekten döndüğü doğru ise bu bâbda icma' hasıl olmuştur. Binâenaleyh mût'a yapanlara hadd-i serî' vurulur. Hz. İbni Abbâs'm döndüğü doğru değilse mesele bir asırda yetişen ulema arasında ihtilaflı, onlardan sonra gelenler bu babdaki kavillerin birini tercih etmiş demek olur. Ki ona icma' denilip demlemeyeceği hususunda iki kavil vardır. İcina* diyenlere göre; hadd-i şer-i vacib değildir diyenlere göre had vurmak icab etmez.

    Nevevî de bu kavli sahih bulmuştur.

    - Nikâhı mût'a'nın ne zaman haram kılındığı hususunda rivayetler muhteliftir. Hayber vakıasında, Mekke 'nin fethinde, Evtâs gazasında, Tebûk'de, Haccetû'l-Vedâ'dave Ömre-tû'1 Gazâ'da haram kılındığına dâir hadîsler rivayet olunur. İbni Abdilberr: «Bu babta şiddetli ihtilâflar ve pek çok hadîsler vardır. Ama biz onları yazmadık.» demiştir. Rivayetlerin muhtelif şekillerde araları bulunmuştur. Nevevî : «Doğrusu ve muhtar olan kavil şudur ki, mût'a'nın haram ve mubah kılınması iki defa olmuştur. Hayber vak'asmdan önce mût'a helâldi. Sonra Hayber günü haram kılındı. Bilâhare Mekke'nin fethinde yine mubah kılındı. Evtas gününden rourâd da Mekke'nin feth edildiği gündür. Mût'a için orada üç gün müsaade verildikten sonra bu hüküm nesh edilmiş nikâhı mût'a kıyamete kadar haram kılınmıştır.
    Üç şeyin ikişer defa nesh edildiği söylenir. Bunlar : Nikâhı mût'a, ehli eşeklerin etini yemek ve namazda Beyt-i Makdîs'e dönmektir.
    Ulemâdan bazıları nikâhı mût'a meselesinde nâsiha ihtiyaç olmadığını söylemişler : «Çünkü bu nikâh ancak üç gün mubah kılınmıştı. Bu müddet bitince onun cevâzi da kendiliğinden sona erer.» demişlerdir.
    Nikâhı mût'a mânâsında bir de nikâhı muvakkat vardır. Bu nikâh aynen mût'a gibi batıldır. Aralarındaki fark hemen hemen Iafzîdir. Meselâ : Nikâhı mût'a temettü' ve istimta' gibi kelimelerle akd edildiği halde nikâhı muvakkat nikâh ve tezvic gibi kelimelerle kıyılır; nikâhı mût'a'da şâhid ve müddetin tayini şart değildir. Fakat nikâhı muvakkatte bunlar şarttır.
    Mânâ itibariyle her ikisi de bâtıl olduğu için, Hanefîîer'den Kemâl b. Hümâm nikâhı muvakkati mût'a'nm efradından saymıştır.
    Hz. Ali'nin : «Sen gerçekten şaşkın bir adamsın» diyerek sitem ettiği zat Hz. İbni Abbâs 'dır. Bâzıları bu ve bundan sonra gelen : Ağır ol ey İbni Abbas !..» rivâyetiyle Hz. İbni Abbas'in mût'a hakkındaki fetvasından döndüğüne istidlal ederlerse de bu rivayetlerde onun döndüğüne dair bir sarahat yoktur. Bilâkis az evvel geçen İbni Zübeyr rivayeti Hz. İbni Abbâs'm mezkûr fetvadan henüz dönmediğini gösterir. Çünkü Abdullah b. Zübeyr'in Hz. İbni Abbâs 'a ta'rizde bulunması kendisinin halîfe bulunduğu sıradadır. O zaman Hz. A1i (Radiyallahu ot/z) dünyadan gitmişti. Anlaşılıyor ki, Hz. Ali vaktiyle İbni Abbâs (Radiyallahu anh)'s. mût'a'nm Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) tarafından nehyedildiğini söylemiş, fakat İbni Abbâs bunu kabul etmiyerek bir müddet nikâhı mût'a için fetva vermeye devam etmiş, nihayet fetvasından dönerek mût'a'nm ilelebed haram olduğunu kabul etmiştir.

    Nitekim Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadîs de bunu teyid eder. Bazıları Hz. İbnİ Abbâs'm mût'a'yı yalnız seferlerde mecburiyete ıztırâr halinde mubah gördüğünü rivayet ederler. Hattâ Saîd b. Cübeyr'in Hz. İbnİ Abbâs'a: «Senin fetvan aldı yürüdü ve onun hakkında şâirler şiir söyledi» diyerek bir beyit okuduğu; İbni Abbâs bunu dinledikten sonra şaşarak : «SübhanaHah! Ben böyle bir fetva vermedim. Nikâhı mût'a ancak lâşe, kan ve domuz eti gibi bir şeydir. Muztar kalmayanlara helâl olmaz» dediği söylenir.
    alıntı.






+ Yorum Gönder