+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Kulillahümme Malikel-Mülk Fazileti ve Esrarı Mal-mülk sahibi olmak isteyenler Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Kulillahümme Malikel-Mülk Fazileti ve Esrarı Mal-mülk sahibi olmak isteyenler






  2. Hoca
    erimeye devam...

    Cevap: (Kulillahümme,Malikel-Mülk) Fazileti ve Esrarı(Mal-mülk sahibi olmak isteyenle


    Reklam



    Cevap: Allah'ın Kudret Ve Azametinin, Yarattıklarındaki Tasarrufunun Delilleri Ve İşleri Otsta Havale Etmek

    26- De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen, mülkü kime dilersen ona verirsin. Mülkü kimden dilersen ondan alırsın. Kimi dilersen onu aziz edersin, kimi dilersen onu zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadir­sin."
    27- "Geceyi gündüzün içine geçirir, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diri­yi çıkarırsın, diriden de ölüyü çıkarır­sın. Dilediğine de hesapsız rıank verir­sin."

    Belagat:

    "Verirsin" ve "alırsın" ile "aziz edersin" ve "zelil edersin" ifadeleriyle "gece" ve "gündüz" ile "diri" ve "ölü" kelimeleri arasında tıbâk sanatı vardır. "Mülkün sahibi" tamlamasında eksik cinas vardır.
    Diğer taraftan "geceyi güdüzün içine geçirir" buyruğu ile "gündüzü geceye sokarsın" buyruğunda sonun başa döndürülmesi (reddül-acz ale's-sadr) sanatı vardır.
    "Mülkü kime dilersen ona verirsin, mülkü kimden dilersen ondan alırsın" cümlelerindeki tekrar ise tazim ve tekrim içindir.
    Yüce Allah'ın, "Sen mülkü kime dilersen ona verirsin" buyruğunda hazf ile icaz vardır. O mülkü vermek istediğin kimselere verirsin, demektir. Yine "alır­sın, aziz edersin, zelil edersin" ifadelerinde de böyledir.
    "Geceyi gündüzün içine geçirir, gündüzü geceye sokarsın" buyruğunda, biri­nin ötekine sokup girdirilmesini ifade etmek üzere istiare vardır. Geceden eksi­leni gündüze ilâve eder ve aksini de sürdürüp gider. Girdirmek anlamında (îlâc), idhal (girdirmek) lafzından daha beliğdir.
    "Ölüden diriyi..." Bu ifadedeki diri ve ölü, mümin ile kâfirden mecazdır. Mümin diriye, kâfir ölüye benzetilmektedir.
    "Hayır senin elindedir." Şer ile birlikte yaratılmaları ve takdir edilmeleri sendendir. "De ki: Hepsi Allah'tandır." (Nisa, 4/78). Fakat Allah'a karşı şer zikre-dilmeyip yalnızca hayır söz konusu edilmiştir. Edeben şer O'na nispet edilmez. [77]

    Kelime ve İbareler:

    "Mülk" sulta (egemenlik, otorite) ve işlerde tasarruf demektir.
    "Kimi dilersen" mülk vermek suretiyle "onu aziz edersin", "Kimi dilersen" mülkü ekip elinden almakla "onu zelü edersin." "Hayır senin elindedir" senin kudretindedir. Yani kesp ve amel itibariyle değil de yaratmak ve takdir itiba­riyle hayır ve şer de senin kudretin altındadır.
    "Geceyi gündüzün içine geçirirsin"den maksat gündüzün geceye aktarılma­sı ve bunun aksinin olmasıdır. Bu da mevsimlere ve beldelere göre değişir. Bi­rinden eksilttiğini öbürüne katar.
    Süyutî der ki: "Ölüden diriyi çıkarırsın." Kuşun yumurtadan çıkarılması gibi insanı nutfeden çıkarırsın. "Diriden de ölüyü" nutfe ve yumurta gibi "çıka­rırsın . Dilediğine de" uçsuz bucaksız "geniş rtzık verirsin." [78]

    Nüzul Sebebi

    İbni Ebi Hatim Katade'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Bize anlatıl­dığına göre Resulullah (s.a.) Rabbinden Bizans ve Fars mülkünü ümmetine vermesini dilemiş, Yüce Allah da "De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım..." buyru­ğunu indirmiştir.
    İbni Abbas ve Enes b. Malik de der ki: Resulullah (s.a.) Mekke'yi fethedip ümmetine İran ve Bizans mülkünü vaad edince münafıklarla Yahudiler şöyle dediler: "Heyhat! Heyhat! Muhammed, İran ve Bizans mülkünü nasıl eline ge­çirebilecektir? Onlar çok güçlüdürler ve kendilerini buna karşı koruyabilirler. Muhammed'e Mekke ve Medine yetmiyor mu ki İran ve Bizans mülküne göz dikiyor." Bunun üzerine Yüce Allah bu ayet-i kerimeyi indirdi. [79]

    Ayetler Arası İlişki

    Bu ayet-i kerime bundan önceki ayetlerin sözünü ettiği müşriklerle Kitap Ehli'nin onun davetini inkâr etmek suretiyle takındıkları tavra karşılık, Resulullah (s.a.)'a bir teselli maksadındadır. Yüce Allah'ın dinini zafere kavuş­turmak ve kelimesini yükseltmek hususundaki kudretini hatırlatmaktadır. Müşrikler yemek yiyen, çarşı pazarlarda dolaşan bir kimsenin peygamberliğini kabul etmiyor, Kitap Ehli ise İsrailoğullan'ndan başkalarına peygamberliğin verilmesini kabul etmiyorlardı. [80]

    Açıklaması

    Müşriklerle Necranhların heyeti gibi Kitap Ehli senin çağrını kabul et­mekten yüz çevirecek olurlarsa ya Muhammed, sen mülkün mutlak maliki, mutlak emir sahibi olan Allah'a sığın, ona yönel ve de ki: Allah'ım! Ey Mülkün mutlak maliki! Mutlak egemenlik ve saltanat yalnız senindir. Mahlûkatmda mutlak tasarruf sahibi sensin. Sen hikmetine uygun olarak işleri çekip çevirir­sin; veren de sensin, vermeyen de sensin. Sen mülkü ve peygamberliği kullanndan kime dilersen ona verirsin. Kullarından kimden dilersen de mülkü çe­kip alırsın. Nitekim Arap kavminden Kureyşli, ümmî, Mekkeli, peygamberle­rin sonuncusu, insanların ve cinlerin tümüne Allah'ın elçisi olarak Hz. Mu-hammed'i göndermekle, İsrailoğulları'ndan peygamberliği çekip aldın.
    Mülk sahibi olmaktan zahiren anlaşılan ve hatıra ilk gelen mutlak salta­nat ve işlerdeki tasarruf yetkisidir. Yani, şanı Yüce Allah'ın işleri çekip çevir­mekte ve kâinattaki dengeyi gerçekleştirmekte mutlak egemenlik sahibi oldu­ğudur.
    Allah dilediği kimseye Hz. Hud ile Hz. Lût gibi ya yalnızca nübüvvet verir ya da geçmiş çağımızdaki hükümdarlar gibi yalnızca mülk ve hükümdarlık ve­rir ya da aralarında Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın da bulunduğu İbrahim so­yundan gelenlere olduğu gibi, mülkü de nübüvveti de birlikte verir: "Biz ger­çekten İbrahim hanedanına da Kitab'ı ve hikmeti verdik. Onlara çok büyük bir mülk de vermişizdir." (Nisa, 4/54). İşte bu şekilde Yüce Allah dilediğine pey­gamberlik verir. Nitekim, "Allah peygamberliği nereye bırakacağını (kime vere­ceğini) çok iyi bilendir." (En'am, 6/124) ve "Onların kimini kimine nasıl üstün kıldığımıza bir bak." (îsra, 17/24) diye buyurmuştur.
    "Kimi dilersen onu aziz edersin, kimi dilersen zelil edersin." Aziz ve zelil ol­manın bir takım görünür şekilleri ve etkileri vardır. Bu yalnızca mal veya mülk sahibi olmaya bağlı değildir. Nice hükümdar vardır ki zelildir, nice zengin vardır ki hakirdir. Nice zengin vardır ki fakirdir. Ümmetin sayısının çokluğuna, azlığı­na itibar edilmez. Mekke'de müşrikler, Medine'de Yahudiler ve Arap münafıklar peygambere karşı az sayıdaki mümin topluluğa karşı çokluklanyla gururlanı­yorlardı; fakat bunun onlara hiç bir faydası olmadı. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Onlar, eğer Medine'ye dönersek elbette ki daha aziz olan daha zelü olanı oradan mutlaka çıkartacaktır, derler. Halbuki izzet Allah'ındır, Rasu-lünündür, müminlerindir. Fakat münafıklar bilmezler." (Münafikun, 63/8).
    Bütünüyle hayır yalnızca senin kudretin elindedir. Sen kendi iradene göre o hayırda dilediğin şekilde tasarrufta bulunursun. O halde olmuş ya da olacak her şeyde ya kişinin kendisine veya topluma hayır ve nimet vardır. Hayırda serde, her şeyde mutlak kudret sahibisin. Her şey senin elindedir, her şeyi sa­na havale etmişizdir. Biz sana güvenip dayanmaktayız.
    Hayır da şer de hepsi Yüce Allah'ın kudretinde olmakla birlikte, özellikle hayrın söz konusu edilmesi, nübüvvet ve hükümdarlığın bir kavimden bir baş­ka kavme, bir kişiden bir diğer kişiye değiştirilmesi suretiyle sözü geçen husus­lara uygun düşmesinden dolayıdır.
    Hayır zaferi, ganimeti, aziz olmayı, makam ve mevkiyi, mal ve serveti ve buna benzer insanın arzulayıp tutkun olduğu sair şeyleri kapsar: "Ve gerçekten o hayır (mal) sevgisine pek tutkundur." (Adiyat, 100/8).
    Eksilterek ve artırarak geceyi gündüze sokup birisinin ötekini kısaltması, daha sonra bunların mutedil (eşit) hale gelmesi, arkasından birinin diğerinden alarak aralarında farklılığın ortaya çıkması, sonra da tekrar mutedil hale gelmeleri de ilâhî kurdetin, mülk ve azametinin tam anlamıyla ortaya konulması­nın tecellilerindendir. Bazı bölge ve zamanlarda aradaki fark oldukça uzayabi­lir. İşte ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde, sene boyunca ve coğrafî bölgelerin durumuna göre gece ve gündüzün uzunluk ve kısalıkları değişip durmaktadır. Gecenin altı ay, gündüzün de altı ay olduğu bölgeler de vardır. Gündüz on sekiz veya yirmi saat olduğu yerler de vardır. Bazı bölge ve zaman­larda güneş, batışından bir saat ve bundan biraz daha uzun bir süre sonra do-ğabilmektedir. Zaman tayini işi bütünüyle Yüce Allah'ın elindedir. Nitekim Yü­ce Allah şöyle buyurmaktadır: "Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Hal­buki arz bütünüyle kıyamet gününde onun kabzasıdır. Gökler ise onun sağ eliy­le durulmuştur. O şirk koştuklarından münezzeh ve çok yücedir." (Zümer, 39/67). Yer üzerine gece ve gündüzü sarıp dolayacak şekilde yuvarlak yaratan O'dur: "Geceyi gündüze buruyor, gündüzü de geceye doluyor." (Zümer, 39/5). Bu­rada geçen et-tekvir (mealde "bürümek ve dolamak") bir şeyi yuvarlak, bir ci­sim üzerine sarmak demektir. Yüce Allah güneşi geceye delil kılmıştır.
    Rabbim! Sen ölüden diriyi çıkartırsın. Ya çekirdekten hurmayı, taneden ekini, nutfeden insanı çıkardığın gibi maddî bir şekilde, yahut da cahilden alim, kâfirden mümin çıkardığın gibi manevî bir şekilde bunu yaparsın.
    Diriden ölüyü de maddî ve manevî şekilde çıkartırsın; hurma ağacından çekirdeği, kuştan yumurtayı, alimden cahili, müminden kâfiri çıkarttığın gibi.
    Ve sen dilediğine hesapsız rızık verirsin. Yani istediğin kimseye hesaba sığmayacak şekilde mal ve mülk verirsin. Yorulmadan ve çaba harcamadan[81] Göklerin ve yerin hazineleri yalnız senindir. Hikmet, irade ve meşietine uygun olarak başka bir takım kimselerin de rızkını kısarsın.
    Yüce Allah'ın, "Hesapsız" ifadesi darlık vermeksizin ve kısmaksızın, adeta verdiğini hesaba katmadan veren kimse hakkında kullanılır ve "O hesapsızca verir" demeye benzer.
    Aynı şekilde sen Arap olmayanlardan mülkü alıp Müslümanlara vermeye kadirsin. İsrailoğullanndan peygamberliği alıp Araplara vermeye de kadirsin. [82]

    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

    Ayet-i kerimeler Yüce Allah'ın mutlak saltanat (egemenlik), kapsamlı kud­ret, en üstün irade ve meşiet sahibi olduğunu göstermektedir. Kesbî olarak de­ğil, fakat yaratarak ve takdir ile hayır ve şer yalnız O'nun elindedir. Hayır mutlak olarak O'ndan gelir. Şer ise edeben O'na değil failine nispet edilir.
    Nübüvvet, hükümdarlık ve rızık da o yüce Allah'ın elindedir. O bunları iradesine göre, nihaî hikmetine ve eksiksiz hüccetine göre bunları bağışlar.
    Gecenin gündüze, gündüzün de geceye sokulması yeryüzünün küresel ol­duğuna ve döndüğüne delildir. Çünkü gece ile gündüzün ardı arkasına gelmesi ve zaman, mevsim ve mekânlara göre uzunluk ve kısalıklarının değişmesi, kü-reselliğe ve dönmeye işarettir.
    Allah ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkartır. Bu çıkartma işi az önce ge­çen maddî ve manevî bütün anlamlarıyla gerçekleşmektedir. Onun ihsan ettiği nimetleri geneldir. Dilediğini himayesine alır. Allah rızkı teminatı altına almış­tır. Dilediğine dilediği kadarını verir; hikmet, irade ve meşieti gereğince verme­yebilir de.
    Taberanî, İbni Abbas'tan Resulullah (s.a.)'m şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Kendisiyle dua edildiği takdirde duayı kabul ettiği Yüce Allah'ın ism-i azamı (en büyük ismi) Âl-i İmran süresindeki şu ayet-i kerimedir: "De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, sen mülkü kime dilersen ona verirsin. Mülkü kim­den dilersen ondan alırsın. Kimi dilersen onu aziz edersin, kimi dilersen onu ze­lil edersin. Hayr senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin." [83]
    Kulillâhumme Ayetinin Sırları

    her kim Al-i İmran suresi 26 27 ayeti

    İmamı Gazeli diyorki ''Her kimin çok mühim bir haceti varsa iki rekat namaz kılıp,selam verdikten sonra secdeye kapanıp Al-i İmran suresi 26_ 27 ayetini secdede 7 defa okursa duası hemen kabul olur.diye beyanda bulundular ve çok mücerreptir dediler.

    Her kimki bu iki ayeti beş vakit namazının ve nafilelerin akabinde devam ederse

    a) Kısa vakitte servet sahibi olur
    b) Elinde avucunda ne varsa çoğalır.
    c) Fakirlik ondan hemen gider diye buyurdular.


    Her kim bu iki ayeti hergün 41 defa okursa

    a) Allah onun ruhunu tevhid nuruyla marifetlendirir.
    b) onun kalbine hikmet ve mağfiret verir
    c) ona ilmi gaybı açar.zahiri batını servet ve zenginlikler verir.
    d) okuyan kişiyi gören heybetle görür,kadri kıymeti bilinir.herkes ona sevgi ve saygı duyar.



    قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ ۖ بِيَدِكَ الْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
    تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ ۖ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ ۖ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).

    Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb(hısâbın).


    kaynak:Kurandan müjdeler,gizli ilimler definesi


  3. Hoca
    erimeye devam...
    KulillahummeMalikel-Mulk

    Taberanî,İbni Abbas'tan Resulullah (s.a.)'m şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:"Kendisiyle dua edildiği takdirde duayı kabul ettiği Yüce Allah'ın ism-iazamı (en büyük ismi) Âl-i İmran süresindeki şu ayet-i kerimedir: "De ki:"Ey mülkün sahibi Allah'ım, sen mülkü kime dilersen ona verirsin. Mülkükim­den dilersen ondan alırsın. Kimi dilersen onu aziz edersin, kimi dilersenonu ze­lil edersin. Hayr senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin."

    KAYNAK: VehbeZuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 2/180-181.


  4. Misafir
    bende bugün okumaya başlıyorum inşallah allahın izniyle duam kabul olur

  5. Misafir
    Misafir

    12 Temmuzda başlayan arkadaş nasıl bir netice aldınız ?

  6. Misafir
    Çok kötü durumdaydim , hergün işe başlarken elh. borç falan kalmadi hatta ev almayi düşünüyoruz

  7. jerusselam
    Devamlı Üye
    "kulillahümme malikel mülki tütil mülke" duasının faziletini bilen herkes her namazdan sonra mutlaka okur.
    Çünkü kim bu duayı her farz namazdan sonra okursa fakirlik ve sıkıntı yaşamaz

  8. Misafir
    Benim çocuklarım tembel çalışmayı

    sevmiyorlar işleri var tm sayıp çıkıyorlar,

  9. Misafir
    Ben bu ayeti bes yıldır okuyorum inanılmaz şeyler yaşadım elhamdülillah..

+ Yorum Gönder
kulillahümme,  kulillahümme malikel mülki,  kulillahümme malikel mülki tütil mülke fazileti,  kulillahümme malikel mülki tütil mülke sırları,  kulillahümme malikel mülki tütil mülke,  kulillahümme fazileti,  kulillahümme malikel