Konusunu Oylayın.: Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??

5 üzerinden 4.27 | Toplam : 11 kişi
Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??
  1. 04.Haziran.2012, 21:12
    1
    Misafir

    Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??






    Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır?? Mumsema akif hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??


  2. 04.Haziran.2012, 21:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    akif hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??


    Benzer Konular

    - Mehmet Akif Ersoy - Tükürün

    - Mehmet Akif Ersoy söz ve şiirleri

    - Mehmet akif ersoy bülbül

    - Mehmet Akif Ersoy HÜSRAN

    - Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı..

  3. 07.Haziran.2012, 06:30
    2
    ebuturab
    Site Doktoru

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2007
    Üye No: 74
    Mesaj Sayısı: 1,714
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 20
    Bulunduğu yer: vuslat-ı nur

    Cevap: mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??




    Mehmed Âkif, “Safahat” ın “Âsım” bölümünde haksızlıklar karşısındaki duruşunu, tavrını açık ve çarpıcı mısralarla dile getirir. İşte üzerinde önemle durulması gereken şiir:
    “…
    Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
    Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
    -Boğamazsın ki !
    -Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
    Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
    Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
    Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle

    Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
    Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
    Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
    İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?
    … "

    Mehmet Âkif, ümmetin derdiyle dertlenmiş bir insan. Yazdığı şiirlerde yaşanan acılar, yenilgiler, yoksulluğumuz ve umut dile gelir. “Safahat”ta yer alan her bir şiirde devrin halleri adeta kelimelerle resmedilir.
    Mehmed Âkif, çözümde görev alan, çözüm üreten mütefekkir-şairdir. Duydukları, gördükleri kısaca yaşadıkları karşısında kayıtsız kalmamıştır. Yaşadığı dönemde olup bitenler, esere taşınmış, üzerinde düşünülmüş ve dersler çıkarılmış. Şiirini ‘samimiyet’ ve ‘gerçekçilik’ üzerine kurmuştur diyebiliriz.
    “Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim…
    İnan ki her ne demişsem, görüp de söylemişim.
    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek :
    Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek”

    Bir ömür inandığı gibi yaşama çabasında olmuş. Eşref Edip, Mehmed Âkif’in bu yönünü şöyle ifade eder: “Âkif, sadece bir köşeye çekilip düşündüklerini ve duyduklarını yazmakta kalan bir şair değildi. Aynı zamanda doğru bildiği şeyleri yapmaya çalışan; hareketlerini samimi duygularına uygun düşürmeye uğraşan bir cemiyet adamıydı.” Eserleri ile hayatını karşılaştırdığımız zaman şunu açıkça görüyoruz: Mehmed Âkif, izzetli bir duruşu olan şahsiyettir.
    “Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…”

    Bu iki mısra yaşanan haksızlıklar karşısında bir cevap hükmündedir. Şair haksızlıklar karşısında susmayacağını beyan ediyor. Mehmed Âkif dindar bir şahsiyetti. Müslümanca düşünmeyi ve müslümanca yaşamayı ilke edinmişti. Mehmed Âkif’in zulme karşı oluşundaki kaynağı, hareket noktası Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in(s) sünneti idi. Rabbimiz buyuruyor: “Zalimlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım olunmazsınız” ( Hud Suresi 113). Peygamber Efendimiz(s) buyuruyor: “Kim, zalime yardım ederse Allah o zalimi ona musallat eder.”
    Zulmü asla desteklemeyeceğini, zalimleri asla sevmeyeceğini açıkça duyuruyor şair. “Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” mısrası ile hakkın, hakikatin yanında olacağını ifade ediyor.
    “Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
    -Boğamazsın ki !
    -Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
    Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
    Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.”

    Bu mısralarda öfke belirgin. Şiirin bu kısmındaki karşılıklı konuşmalar(muhavere) ile tavır alış, karşı duruş daha bir ete kemiğe bürünüyor. “Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…” mısrası bize Mehmed Âkif ile Tevfik Fikret arasındaki kavgayı da hatırlattı. Tevfik Fikret, “Tarih-i Kadim” ve “Tarih-i Kadime Zeyl” isimli şiirlerinde mukaddesatımıza açıkça saldırır. Mehmed Âkif bu çirkin saldırıya başka bir şiirinde şöyle cevap verir:
    “ Şimdi Allah’a söver…Sonra biraz bol para ver
    Hiç utanmaz, protestanlara zangoçluk eder ! “

    Şairin kötülük odaklarına karşı söyleyecek sözü var. Her ne pahasına olursa olsun susmayacağını beyan ediyor. Sonra bu tavrın açıklaması, arka planı dile getiriliyor:
    “Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam…
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam
    Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle”

    Bu bölümde bağımsızlık, özgürlük düşüncesi de işleniyor Mehmed Âkif, “istiklâl” kavramını her dem yüreğinde taşıyordu. “Mehmed Âkif , kelimenin tam anlamıyla “istiklâl” şairidir. İstiklâl mücadelemizin ruh cephesinde, maneviyat cephesinde gösterdiği gayretlere tarih tanıklık etmiştir. Birlik ve beraberliğin sağlanması, düşmana karşı savaşılması hususunda yazıları, şiirleri ve vaazları ile hizmet vermiştir. İstiklâl marşımızda özellikle vurgulanan bir mısrâ vardır. Şiirde tekrar edilir: “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl”. Bu mısra veciz anlatımın doruğundadır. Başarmak için, zafere ulaşmak için önce inanmak gerekiyor. Sonrası destanî bir mücadele ile kazanılan bağımsızlıktır. “Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle” mısrasında geçen “altın lâle” tabiri boyuna vurulan zincir anlamına gelmektedir.
    İstiklâl Marşımızda geçen “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” mısralarında da aynı anlam başka bir söyleyişle anlatılmıştır.
    “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.”

    Hiç kimse beni kendisine kul, köle edemez; beni keyfince yönetemez anlamı burada yüksek sesle dillendiriliyor. İtirazlarım karşısında belki beni susturmak istersiniz hatta öldürmek istersiniz beni ama istediğiniz yöne sevk edemezsiniz. Sizin yanınızda değilim nidasıdır bu. Doğru bildiğini söyleme kararlılığı bir kez daha
    vurgulanmaktadır. İzzetli yaşamanın yolu, gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmekten geçer. Yerinde ve zamanında tavır almak, meydanı kötülük odaklarına bırakmamak adına önemlidir. Yoksa dokunmaz sanılan yılan(lar), bir gün olur dokunur. İşte o vakit, her şey için çok geç olabilir. Zira yapılması gerekenler zamanında yapılmamıştır.

    “Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
    Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
    Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
    İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?”

    Bu mısralarda şairimiz acıma, merhamet duyguları ile ön plandadır. Kimsesizleri, mazlumları koruma gayretinde olduğunu görüyoruz. Mehmed Âkif “Safahat”ta yer alan diğer şiirlerinde de bu duyguyu sıkça işler. “Küfe” şiirinde çocuk yaştaki Hasan’ın acıklı hikâyesi anlatılır. “Seyfi Baba” şiirinde fakir Seyfi Baba’nın perişan hali, yoksulluğu, kimsesizliği anlatılır. Şair, Seyfi Baba’ya yardım etmek ister ama ne hazindir ki onun da cebinde parası yoktur. Yaşanan bu hali yüreğimizi sızlatan bir mısra ile ifade eder: “Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi.” Gerçekçi bir anlatım hakim. Mehmed Âkif, yaşanan zorlukları gören, dertlilere derman olmak isteyen, cemiyete yol gösterme çabasında olan bir şahsiyettir. Yazdıklarını, bütün samimiyetiyle şahsında yaşayarak göstermiştir. Çevresinde bulunan Mithat Cemal, Eşref Edip gibi şahısların hatıraları, tespitleri bu anlamda dikkate değer.
    “Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim” mısrasında şairimizin insancıl yönü belirgin. Bütün haksızlıkların karşısında duran; izzetli, erdemli bir insan ile muhatabız. Kararlı bir tutumu görmekteyiz. Şair, tarafsız değildir. Mazlumların yanında olmayı tercih etmiştir. “Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu” mısrası bu tercihe işaret eder.
    Şiirin bütününde haksızlıklar karşısında tavır alış ve mazlumları koruma çabası ana duygu olarak işlenmiştir. Bu şiir Mehmed Âkif’in karakterini, duruşunu açıklayıcı niteliktedir.
    Yaşadığı çağı doğru okuyan, noksanları gören, yapılması gerekenleri maddî ve manevî cephesiyle duyuran mütefekkir-şair Mehmed Âkif....



  4. 07.Haziran.2012, 06:30
    2
    Site Doktoru



    Mehmed Âkif, “Safahat” ın “Âsım” bölümünde haksızlıklar karşısındaki duruşunu, tavrını açık ve çarpıcı mısralarla dile getirir. İşte üzerinde önemle durulması gereken şiir:
    “…
    Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
    Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
    -Boğamazsın ki !
    -Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
    Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
    Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
    Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle

    Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
    Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
    Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
    İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?
    … "

    Mehmet Âkif, ümmetin derdiyle dertlenmiş bir insan. Yazdığı şiirlerde yaşanan acılar, yenilgiler, yoksulluğumuz ve umut dile gelir. “Safahat”ta yer alan her bir şiirde devrin halleri adeta kelimelerle resmedilir.
    Mehmed Âkif, çözümde görev alan, çözüm üreten mütefekkir-şairdir. Duydukları, gördükleri kısaca yaşadıkları karşısında kayıtsız kalmamıştır. Yaşadığı dönemde olup bitenler, esere taşınmış, üzerinde düşünülmüş ve dersler çıkarılmış. Şiirini ‘samimiyet’ ve ‘gerçekçilik’ üzerine kurmuştur diyebiliriz.
    “Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim…
    İnan ki her ne demişsem, görüp de söylemişim.
    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek :
    Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek”

    Bir ömür inandığı gibi yaşama çabasında olmuş. Eşref Edip, Mehmed Âkif’in bu yönünü şöyle ifade eder: “Âkif, sadece bir köşeye çekilip düşündüklerini ve duyduklarını yazmakta kalan bir şair değildi. Aynı zamanda doğru bildiği şeyleri yapmaya çalışan; hareketlerini samimi duygularına uygun düşürmeye uğraşan bir cemiyet adamıydı.” Eserleri ile hayatını karşılaştırdığımız zaman şunu açıkça görüyoruz: Mehmed Âkif, izzetli bir duruşu olan şahsiyettir.
    “Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…”

    Bu iki mısra yaşanan haksızlıklar karşısında bir cevap hükmündedir. Şair haksızlıklar karşısında susmayacağını beyan ediyor. Mehmed Âkif dindar bir şahsiyetti. Müslümanca düşünmeyi ve müslümanca yaşamayı ilke edinmişti. Mehmed Âkif’in zulme karşı oluşundaki kaynağı, hareket noktası Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in(s) sünneti idi. Rabbimiz buyuruyor: “Zalimlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım olunmazsınız” ( Hud Suresi 113). Peygamber Efendimiz(s) buyuruyor: “Kim, zalime yardım ederse Allah o zalimi ona musallat eder.”
    Zulmü asla desteklemeyeceğini, zalimleri asla sevmeyeceğini açıkça duyuruyor şair. “Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” mısrası ile hakkın, hakikatin yanında olacağını ifade ediyor.
    “Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
    -Boğamazsın ki !
    -Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
    Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
    Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.”

    Bu mısralarda öfke belirgin. Şiirin bu kısmındaki karşılıklı konuşmalar(muhavere) ile tavır alış, karşı duruş daha bir ete kemiğe bürünüyor. “Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…” mısrası bize Mehmed Âkif ile Tevfik Fikret arasındaki kavgayı da hatırlattı. Tevfik Fikret, “Tarih-i Kadim” ve “Tarih-i Kadime Zeyl” isimli şiirlerinde mukaddesatımıza açıkça saldırır. Mehmed Âkif bu çirkin saldırıya başka bir şiirinde şöyle cevap verir:
    “ Şimdi Allah’a söver…Sonra biraz bol para ver
    Hiç utanmaz, protestanlara zangoçluk eder ! “

    Şairin kötülük odaklarına karşı söyleyecek sözü var. Her ne pahasına olursa olsun susmayacağını beyan ediyor. Sonra bu tavrın açıklaması, arka planı dile getiriliyor:
    “Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam…
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam
    Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle”

    Bu bölümde bağımsızlık, özgürlük düşüncesi de işleniyor Mehmed Âkif, “istiklâl” kavramını her dem yüreğinde taşıyordu. “Mehmed Âkif , kelimenin tam anlamıyla “istiklâl” şairidir. İstiklâl mücadelemizin ruh cephesinde, maneviyat cephesinde gösterdiği gayretlere tarih tanıklık etmiştir. Birlik ve beraberliğin sağlanması, düşmana karşı savaşılması hususunda yazıları, şiirleri ve vaazları ile hizmet vermiştir. İstiklâl marşımızda özellikle vurgulanan bir mısrâ vardır. Şiirde tekrar edilir: “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl”. Bu mısra veciz anlatımın doruğundadır. Başarmak için, zafere ulaşmak için önce inanmak gerekiyor. Sonrası destanî bir mücadele ile kazanılan bağımsızlıktır. “Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle” mısrasında geçen “altın lâle” tabiri boyuna vurulan zincir anlamına gelmektedir.
    İstiklâl Marşımızda geçen “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” mısralarında da aynı anlam başka bir söyleyişle anlatılmıştır.
    “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.”

    Hiç kimse beni kendisine kul, köle edemez; beni keyfince yönetemez anlamı burada yüksek sesle dillendiriliyor. İtirazlarım karşısında belki beni susturmak istersiniz hatta öldürmek istersiniz beni ama istediğiniz yöne sevk edemezsiniz. Sizin yanınızda değilim nidasıdır bu. Doğru bildiğini söyleme kararlılığı bir kez daha
    vurgulanmaktadır. İzzetli yaşamanın yolu, gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmekten geçer. Yerinde ve zamanında tavır almak, meydanı kötülük odaklarına bırakmamak adına önemlidir. Yoksa dokunmaz sanılan yılan(lar), bir gün olur dokunur. İşte o vakit, her şey için çok geç olabilir. Zira yapılması gerekenler zamanında yapılmamıştır.

    “Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
    Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
    Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
    İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?”

    Bu mısralarda şairimiz acıma, merhamet duyguları ile ön plandadır. Kimsesizleri, mazlumları koruma gayretinde olduğunu görüyoruz. Mehmed Âkif “Safahat”ta yer alan diğer şiirlerinde de bu duyguyu sıkça işler. “Küfe” şiirinde çocuk yaştaki Hasan’ın acıklı hikâyesi anlatılır. “Seyfi Baba” şiirinde fakir Seyfi Baba’nın perişan hali, yoksulluğu, kimsesizliği anlatılır. Şair, Seyfi Baba’ya yardım etmek ister ama ne hazindir ki onun da cebinde parası yoktur. Yaşanan bu hali yüreğimizi sızlatan bir mısra ile ifade eder: “Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi.” Gerçekçi bir anlatım hakim. Mehmed Âkif, yaşanan zorlukları gören, dertlilere derman olmak isteyen, cemiyete yol gösterme çabasında olan bir şahsiyettir. Yazdıklarını, bütün samimiyetiyle şahsında yaşayarak göstermiştir. Çevresinde bulunan Mithat Cemal, Eşref Edip gibi şahısların hatıraları, tespitleri bu anlamda dikkate değer.
    “Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim” mısrasında şairimizin insancıl yönü belirgin. Bütün haksızlıkların karşısında duran; izzetli, erdemli bir insan ile muhatabız. Kararlı bir tutumu görmekteyiz. Şair, tarafsız değildir. Mazlumların yanında olmayı tercih etmiştir. “Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu” mısrası bu tercihe işaret eder.
    Şiirin bütününde haksızlıklar karşısında tavır alış ve mazlumları koruma çabası ana duygu olarak işlenmiştir. Bu şiir Mehmed Âkif’in karakterini, duruşunu açıklayıcı niteliktedir.
    Yaşadığı çağı doğru okuyan, noksanları gören, yapılması gerekenleri maddî ve manevî cephesiyle duyuran mütefekkir-şair Mehmed Âkif....



  5. 14.Aralık.2015, 19:38
    3
    Misafir

    Cevap: Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??

    Allah rahmet eylesin. Ne kadarda guzel ifade etmis


  6. 14.Aralık.2015, 19:38
    3
    Meryem bal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Meryem bal
    Misafir
    Allah rahmet eylesin. Ne kadarda guzel ifade etmis


  7. 12.Mart.2016, 02:36
    4
    Misafir

    Cevap: Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??

    Atatürke yazılmış belli çokta güzel yazmış


  8. 12.Mart.2016, 02:36
    4
    Erkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Erkut
    Misafir
    Atatürke yazılmış belli çokta güzel yazmış


  9. 30.Mart.2016, 14:19
    5
    Misafir

    Cevap: Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??

    "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem .." denmiş ama:
    zalim kime denmiş acaba?
    - Atatürkle yakından uzaktan alâkası yok görünüyor.
    - Eğer Safahattaki aşağıdaki sözler Akif'e ait ise Allah muhafaza yandı.


    * Sultan İkinci Abdülhamid, yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğunu 33 yıl ayakta tutmayı başarmış büyük bir padişahtır. Dindar bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid ibadetlerini aksatmazdı. Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. *[Kim-kimdir]

    ** II. Abdülhamid Han’ın güzel ahlakı, dine olan bağlılığı, edep ve hayasının derecesi, akıl ilim ve adaletinin çokluğu, milleti için gece-gündüz çalışması, düşmanlarına bile iyilik yapması, ciltler dolusu eserlerle anlatılmaktadır. Onun tahttan indirilmesinin üzerinden 10 yıl geçmeden imparatorluğun dörtte üçünün elden çıkması, memleketi 33 yıl nasıl idare ettiğine en açık delildir.

    Tarihler adını andığı zaman,
    Sana hak verecek hey Koca Sultan,
    Bizdik utanmadan iftira atan,
    Asrın en siyasî Padişahına.
    (Rıza Tevfik)

    “Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır.”
    (Necip Fazıl Kısakürek)
    **[http://www.ikinciabdulhamid.com/hayati]


    *** Yıldız Sarayı, III. Selim'in (1789-1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış olup Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim merkezi olarak kullanıldı. ***[wikipedia]

    -

    Safahattan dizeler:
    Yorumsuz....

    1- Aşağıdaki mısrâlarda II. Abdülhamid Hana ithaflar var:

    İSTİBDAD
    Kardeşim Midhat Cemal'e

    Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd,
    Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd! [s.89]
    ...
    Otuz üç yıl devam etsin, başından gitmesin nekbet...
    Bu bir ibrettir amma olmıyaydık böyle biz ibret! [s.89]
    ...
    Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye'se ...
    Ne mel'unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis'e! [s.90]

    mülevves: Kirli, pis (alçak).
    devr-i istibdâd: II. Abdülhamid devri
    nekbet: Felâket, Talihsizlik.

    2- [s.130]
    Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek
    Otuz üç yıl bizi korkuttu "Şeriat!" diyerek.

    3- [s.384]
    "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem ..

    4- [s.387]
    Ah o Yıldız'daki baykuş ölüvermezse eğer,
    Akıbet çok kötü ... " dibâce-i ma'lûmiyle, [s.]

    5- [s.398]
    Yine bir dolduran olmuştu ki Abdühamid'i,

    6- [s.400]
    Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,
    Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid.(l)

    [1] İlk baskıda: Âl-i Osman'dan edilmezdi bu korkaklık ümid.


  10. 30.Mart.2016, 14:19
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem .." denmiş ama:
    zalim kime denmiş acaba?
    - Atatürkle yakından uzaktan alâkası yok görünüyor.
    - Eğer Safahattaki aşağıdaki sözler Akif'e ait ise Allah muhafaza yandı.


    * Sultan İkinci Abdülhamid, yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğunu 33 yıl ayakta tutmayı başarmış büyük bir padişahtır. Dindar bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid ibadetlerini aksatmazdı. Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. *[Kim-kimdir]

    ** II. Abdülhamid Han’ın güzel ahlakı, dine olan bağlılığı, edep ve hayasının derecesi, akıl ilim ve adaletinin çokluğu, milleti için gece-gündüz çalışması, düşmanlarına bile iyilik yapması, ciltler dolusu eserlerle anlatılmaktadır. Onun tahttan indirilmesinin üzerinden 10 yıl geçmeden imparatorluğun dörtte üçünün elden çıkması, memleketi 33 yıl nasıl idare ettiğine en açık delildir.

    Tarihler adını andığı zaman,
    Sana hak verecek hey Koca Sultan,
    Bizdik utanmadan iftira atan,
    Asrın en siyasî Padişahına.
    (Rıza Tevfik)

    “Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır.”
    (Necip Fazıl Kısakürek)
    **[http://www.ikinciabdulhamid.com/hayati]


    *** Yıldız Sarayı, III. Selim'in (1789-1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış olup Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim merkezi olarak kullanıldı. ***[wikipedia]

    -

    Safahattan dizeler:
    Yorumsuz....

    1- Aşağıdaki mısrâlarda II. Abdülhamid Hana ithaflar var:

    İSTİBDAD
    Kardeşim Midhat Cemal'e

    Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd,
    Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd! [s.89]
    ...
    Otuz üç yıl devam etsin, başından gitmesin nekbet...
    Bu bir ibrettir amma olmıyaydık böyle biz ibret! [s.89]
    ...
    Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye'se ...
    Ne mel'unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis'e! [s.90]

    mülevves: Kirli, pis (alçak).
    devr-i istibdâd: II. Abdülhamid devri
    nekbet: Felâket, Talihsizlik.

    2- [s.130]
    Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek
    Otuz üç yıl bizi korkuttu "Şeriat!" diyerek.

    3- [s.384]
    "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem ..

    4- [s.387]
    Ah o Yıldız'daki baykuş ölüvermezse eğer,
    Akıbet çok kötü ... " dibâce-i ma'lûmiyle, [s.]

    5- [s.398]
    Yine bir dolduran olmuştu ki Abdühamid'i,

    6- [s.400]
    Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,
    Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid.(l)

    [1] İlk baskıda: Âl-i Osman'dan edilmezdi bu korkaklık ümid.


  11. 23.Şubat.2017, 21:03
    6
    Misafir

    Yorum: Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??

    Allah rahmet eylesin Allahu teala mekanini cennet eylesin insallah


  12. 23.Şubat.2017, 21:03
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah rahmet eylesin Allahu teala mekanini cennet eylesin insallah


  13. 24.Şubat.2017, 23:21
    7
    Misafir

    Yorum: Mehmet akif ersoy hangi olay üzerine zulmü alkışlayamam şiirini yazmıştır??

    Bu şiiri Sultan Abdülhamid için yazdığını bütün alem biliyor hedefi şaşıtmayan soğan kabuğu yakmak günahmı diyen insanlara Atatürk için yazmış diyebilirsiniz yazılış tarhi her şeyi açıklıyor Allahtan korkun


  14. 24.Şubat.2017, 23:21
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Bu şiiri Sultan Abdülhamid için yazdığını bütün alem biliyor hedefi şaşıtmayan soğan kabuğu yakmak günahmı diyen insanlara Atatürk için yazmış diyebilirsiniz yazılış tarhi her şeyi açıklıyor Allahtan korkun





+ Yorum Gönder