Konusunu Oylayın.: Sezaryen mi? Normal doğum mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sezaryen mi? Normal doğum mu?
  1. 03.Haziran.2012, 06:52
    1
    Misafir

    Sezaryen mi? Normal doğum mu?

  2. 04.Haziran.2012, 17:51
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Sezaryen mi? Normal doğum mu?




    Gözümüz aydın ! Bir Dünya birinciliği daha elde etmişiz!

    Dün sabah bir televizyon kanalında yayınlanan haber programında “
    Sezeryanmı? Normal doğum mu?” başlığı altında sezeryanla doğumda” dünya birincisi olduğumuz resmi istatistikler ile yayınlandı.
    Dikkati çekilen bir başka konu da devletin sezeryana normal doğumdan daha çok ödeme yaptığıydı. Verilen bilgiye göre normal doğumdan iki kat daha fazla devletin kasasından para çıkmış.

    Sezeryan oranının bu kadar yüksek olmasının bir çok sebebi var. Aslında bunların her biri başlı başına incelenmesi gereken konular. Araştırdığımızda anneyi sezeryan ile doğum sürecine ikna eden duygu ve düşünce kalıplarının şunlar olduğunu görüyoruz:
    *Sebeplerinin başında doğumun bir hastalık olarak görülmesi ve değerlendirilmesi geliyor. Hastalık olarak görüldüğü için anne doktor ve hastaneye yönlendiriliyor. Doğum evlerinin ya da hastanelerin ayrı bir doğum servislerinin olmaması, doğumun gerçek doğasının bilinmemesi ve anneye aktarılamaması yüzünden sezeryan ile doğum sayısında büyük artış görülüyor.

    *Doğumun doğal işleyiş süreci uzun bir zamana yayılmıştır. Bu sürecin birebir takibini doğum eğitimini alan ebeler yapmalıdır. Doktorun o kadar geniş zamanı yoktur. Günümüzde ebeler servislerde sekreter olarak, servis hemşireleri olarak çalıştırılmaktadır. Ebelik fakültelerinde doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında anneye ve bebeye vereceği desteğin akademik eğitimleri verilmektedir. Bu akademik lisans programlarının amacı doğum sırasında anne adayının ihtiyacı olan bilimsel desteğin mezun olan ebeler tarafından sağlanmasıdır.

    Doğum fenomenine gereken sadakati göstermeyerek ebeleri doğum takibine ve doğuma yönlendirmedikçe sezaryen oranları düşmeyecektir.

    * Modern Hastane anlayışında hastaların doğru takip edilebilmesi için standartlar olması gerekiyor. Doğum standartize edilemez ancak sezeryan uygulaması standartlara uyan teknik bir ameliyattır.

    * Doğumun algılanışının ve dilinin değişmesi gereklidir. Anne hastanenin kapısında hemen “Hastamız geldi.” diye karşılanıyor. Aslında anne adayı kadın hayatının en sağlıklı zamanını yaşıyor, çünkü doğum yapıyor, bir başka sağlıklı canlının doğmasına bedeni yardım ediyor. Anneye dolaylıda olsa karşılama esnasında başlayan psikolojik bir baskı yapılmış oluyor. Oluşan korkular anneden çocuğa geçip kişilik gelişmesini etkiliyor.

    * Hastanelerde doktorların verdiği eğitimler patolojiye dayalı ve korkutucu olması, doğuma hazırlık eğitimlerinin sezeryana yönlendirici olması, doğru bilgiyle normal doğuma hazırlayıcı olmaması nedeniyle eğitimden çıkan anne ile baba sezeryana ikna olmuş bir hale kolaylıkla gelebiliyor.

    *Doğumun gerçek fizyolojisini bilmeyen ekiplerle anne karşı karşıya kaldığında “şiddete” maruz kalıyor. Doğum annenin doğumu, sessiz, bilimli, bilinçli ve onun istediği gibi olması gerekirken ekibin “işi” olarak görüldüğünde kadına – çocuğa şiddet doğumhanelerde başlıyor. Şiddet stresi, stres sezeryanı doğuruyor.

    *“Mal praktis” yasasının yeniden değerlendirliğ, düzeltilmesi gerekiyor. Yasa taslağı doktoru
    “Niye öngörüp sezeryan yapmadın?” diye suçlayabilirken “Neden yaptın diye “ sorgulamıyor.

    *Sezeryan oranlarının yapılan istatistiklere göre az gelişmiş ülkelerde yüksek olduğu saptanmış. Buna göre tüketime dayalı sosyo-ekonomik sistemlerin anne–çocuk sağlığı üzerinden rant elde etmeye endeksli olduğunu görmeliyiz. Sezeryan pahalıdır, doğum ucuzdur, kolaydır.

    * Televizyon, gazete gibi iletişim araçlarında korkuya endeksli, yanlış doğum bilgilerinin verilmesi, sezaryen doğumun gerçek bir patoloji olduğunda kurtarma ameliyatı olduğunu değil de seçilebilen bir doğum biçimi olduğunun vurgulanması, özendirilmesi sezeryan oranlarının çoğalmasına neden olmaktadır.

    Doğada %85 patoloji yok. Doğumda da %85 patoloji yok. Doğumun bu doğal oranını bizler yanlış ve eksik bilgilerle bozuyoruz. Sezeryan acil bir kurtarma amaliyatı olduğundan, keyfi olarak ve etik olmayan uygulamalarda travmatik bir yöntem haline gelmektedir. Sezeryanın gelecek yüzyılda travmatik bir toplum oluşmasındaki rolü tartışılmaz olacaktır. Çünkü doğası bozulan doğum fenomeni gelecek nesillerin zihinsel ve ruhsal dinamiğini de bozacaktır. Bu gidişle dünyada sezeryanda birinci olmaktan öte başka istemediğimiz birinciliklerimizde olacaktır. Bunları görmemiz ve bilinçlenmemiz gerekmektedir.
    alıntı









  3. 04.Haziran.2012, 17:51
    2
    Silent and lonely rains



    Gözümüz aydın ! Bir Dünya birinciliği daha elde etmişiz!

    Dün sabah bir televizyon kanalında yayınlanan haber programında “
    Sezeryanmı? Normal doğum mu?” başlığı altında sezeryanla doğumda” dünya birincisi olduğumuz resmi istatistikler ile yayınlandı.
    Dikkati çekilen bir başka konu da devletin sezeryana normal doğumdan daha çok ödeme yaptığıydı. Verilen bilgiye göre normal doğumdan iki kat daha fazla devletin kasasından para çıkmış.

    Sezeryan oranının bu kadar yüksek olmasının bir çok sebebi var. Aslında bunların her biri başlı başına incelenmesi gereken konular. Araştırdığımızda anneyi sezeryan ile doğum sürecine ikna eden duygu ve düşünce kalıplarının şunlar olduğunu görüyoruz:
    *Sebeplerinin başında doğumun bir hastalık olarak görülmesi ve değerlendirilmesi geliyor. Hastalık olarak görüldüğü için anne doktor ve hastaneye yönlendiriliyor. Doğum evlerinin ya da hastanelerin ayrı bir doğum servislerinin olmaması, doğumun gerçek doğasının bilinmemesi ve anneye aktarılamaması yüzünden sezeryan ile doğum sayısında büyük artış görülüyor.

    *Doğumun doğal işleyiş süreci uzun bir zamana yayılmıştır. Bu sürecin birebir takibini doğum eğitimini alan ebeler yapmalıdır. Doktorun o kadar geniş zamanı yoktur. Günümüzde ebeler servislerde sekreter olarak, servis hemşireleri olarak çalıştırılmaktadır. Ebelik fakültelerinde doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında anneye ve bebeye vereceği desteğin akademik eğitimleri verilmektedir. Bu akademik lisans programlarının amacı doğum sırasında anne adayının ihtiyacı olan bilimsel desteğin mezun olan ebeler tarafından sağlanmasıdır.

    Doğum fenomenine gereken sadakati göstermeyerek ebeleri doğum takibine ve doğuma yönlendirmedikçe sezaryen oranları düşmeyecektir.

    * Modern Hastane anlayışında hastaların doğru takip edilebilmesi için standartlar olması gerekiyor. Doğum standartize edilemez ancak sezeryan uygulaması standartlara uyan teknik bir ameliyattır.

    * Doğumun algılanışının ve dilinin değişmesi gereklidir. Anne hastanenin kapısında hemen “Hastamız geldi.” diye karşılanıyor. Aslında anne adayı kadın hayatının en sağlıklı zamanını yaşıyor, çünkü doğum yapıyor, bir başka sağlıklı canlının doğmasına bedeni yardım ediyor. Anneye dolaylıda olsa karşılama esnasında başlayan psikolojik bir baskı yapılmış oluyor. Oluşan korkular anneden çocuğa geçip kişilik gelişmesini etkiliyor.

    * Hastanelerde doktorların verdiği eğitimler patolojiye dayalı ve korkutucu olması, doğuma hazırlık eğitimlerinin sezeryana yönlendirici olması, doğru bilgiyle normal doğuma hazırlayıcı olmaması nedeniyle eğitimden çıkan anne ile baba sezeryana ikna olmuş bir hale kolaylıkla gelebiliyor.

    *Doğumun gerçek fizyolojisini bilmeyen ekiplerle anne karşı karşıya kaldığında “şiddete” maruz kalıyor. Doğum annenin doğumu, sessiz, bilimli, bilinçli ve onun istediği gibi olması gerekirken ekibin “işi” olarak görüldüğünde kadına – çocuğa şiddet doğumhanelerde başlıyor. Şiddet stresi, stres sezeryanı doğuruyor.

    *“Mal praktis” yasasının yeniden değerlendirliğ, düzeltilmesi gerekiyor. Yasa taslağı doktoru
    “Niye öngörüp sezeryan yapmadın?” diye suçlayabilirken “Neden yaptın diye “ sorgulamıyor.

    *Sezeryan oranlarının yapılan istatistiklere göre az gelişmiş ülkelerde yüksek olduğu saptanmış. Buna göre tüketime dayalı sosyo-ekonomik sistemlerin anne–çocuk sağlığı üzerinden rant elde etmeye endeksli olduğunu görmeliyiz. Sezeryan pahalıdır, doğum ucuzdur, kolaydır.

    * Televizyon, gazete gibi iletişim araçlarında korkuya endeksli, yanlış doğum bilgilerinin verilmesi, sezaryen doğumun gerçek bir patoloji olduğunda kurtarma ameliyatı olduğunu değil de seçilebilen bir doğum biçimi olduğunun vurgulanması, özendirilmesi sezeryan oranlarının çoğalmasına neden olmaktadır.

    Doğada %85 patoloji yok. Doğumda da %85 patoloji yok. Doğumun bu doğal oranını bizler yanlış ve eksik bilgilerle bozuyoruz. Sezeryan acil bir kurtarma amaliyatı olduğundan, keyfi olarak ve etik olmayan uygulamalarda travmatik bir yöntem haline gelmektedir. Sezeryanın gelecek yüzyılda travmatik bir toplum oluşmasındaki rolü tartışılmaz olacaktır. Çünkü doğası bozulan doğum fenomeni gelecek nesillerin zihinsel ve ruhsal dinamiğini de bozacaktır. Bu gidişle dünyada sezeryanda birinci olmaktan öte başka istemediğimiz birinciliklerimizde olacaktır. Bunları görmemiz ve bilinçlenmemiz gerekmektedir.
    alıntı












+ Yorum Gönder