Konusunu Oylayın.: İslamda Kürtaj (çocuk aldırma)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamda Kürtaj (çocuk aldırma)
  1. 02.Haziran.2012, 21:30
    1
    Misafir

    İslamda Kürtaj (çocuk aldırma)






    İslamda Kürtaj (çocuk aldırma) Mumsema Kürtaj (çocuk aldırma)


  2. 02.Haziran.2012, 21:30
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Haziran.2012, 23:00
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İslamda Kürtaj (çocuk aldırma)




    İslamda Kürtaj (çocuk aldırma)“Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,” “Evlat kokusu Cennet
    kokusundandır” ve “Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur” mealindeki
    hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir.

    Bu meseleye bu
    kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten sonra doğuncaya kadar
    hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes’uliyetler yüklemiştir. Hiçbir sebep
    yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek “cenin” tabir edilen ana
    rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. Böyle bir suçu
    işleyenleri “câni” olarak görmüştür. Çünkü “cenin” bir insan mesabesindedir.


    Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul
    edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle “kürtaj” yaptırmak, yetişkin
    bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz “canlı” değilse; bu halde iken kürtaj
    yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük
    bir mes’uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen
    kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır:

    “Mücerred gençlik
    çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti (tazeliği) muhafaza
    arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı insanlar demektir.
    Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri diri yiyen bir
    canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?”

    Haklı gerekçelere
    dayanmadan kürtaj yapanları “tazir” cezasına çarptıran İslâm hukuku, kendi imkân
    ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. Fakat bu arada haklı
    sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu göstermiştir.


    Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde
    özetlememiz mümkün olacaktır:

    Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla
    bazı ceninleri düşürmek cinayet sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir
    mes’uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:
    Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin,
    annesinin hayatına tesir edecek sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik,
    muayene ve teşhis sonunda aldırılabilir.
    Bu arada şöyle bir izah da
    getirilmektedir:

    Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile
    kalsa, bu arada yavaş yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç
    kalsa, ailenin süt anne tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp
    ölme tehlikesi de vaki olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir.
    Çünkü bu şekildeki bir cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası
    veya kan pıhtısı hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu
    bakımdan hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru
    yoktur.(Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. )

    Ceninin oluşmaması için
    anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş vurmak caizdir. Yeter ki kökten
    döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. Cenin oluşmuş ise durum
    değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi bir mazeret olmadan
    ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır. Bazı İslâm hukukçularına
    göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz;
    çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı
    Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani
    cenin üzerine 42 gün geçerse o artık şekillenme sürecine girdiği için müdahale
    etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326) Bu
    müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları kısmen
    beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini düşürmek
    canlı bir insanı öldürmekle aynıdır.

    Yukarıda bahsi geçen ruhsatla
    birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden olduğu gibi anne sütüne muhtaç
    olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için şayet çocuk mamayı yiyebiliyor,
    ailenin bütçeszi de bu masrajı karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja
    başvurmamaktır. Fakat ocuk memeden kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor,
    hatta hayatî bir tehlikeye düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir.
    Fakat her aile, en iyisi, kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden
    istifade etmelidir.

    Bu arada, anne-baba “kürtaj” gibi istenmeyen bir
    çareye gerek kalmadan, çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü
    yollarıyla daha tehlikesiz bir tedbire de başvurabilirler.


  4. 02.Haziran.2012, 23:00
    2
    Moderatör



    İslamda Kürtaj (çocuk aldırma)“Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,” “Evlat kokusu Cennet
    kokusundandır” ve “Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur” mealindeki
    hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir.

    Bu meseleye bu
    kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten sonra doğuncaya kadar
    hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes’uliyetler yüklemiştir. Hiçbir sebep
    yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek “cenin” tabir edilen ana
    rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. Böyle bir suçu
    işleyenleri “câni” olarak görmüştür. Çünkü “cenin” bir insan mesabesindedir.


    Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul
    edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle “kürtaj” yaptırmak, yetişkin
    bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz “canlı” değilse; bu halde iken kürtaj
    yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük
    bir mes’uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen
    kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır:

    “Mücerred gençlik
    çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti (tazeliği) muhafaza
    arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı insanlar demektir.
    Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri diri yiyen bir
    canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?”

    Haklı gerekçelere
    dayanmadan kürtaj yapanları “tazir” cezasına çarptıran İslâm hukuku, kendi imkân
    ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. Fakat bu arada haklı
    sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu göstermiştir.


    Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde
    özetlememiz mümkün olacaktır:

    Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla
    bazı ceninleri düşürmek cinayet sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir
    mes’uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:
    Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin,
    annesinin hayatına tesir edecek sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik,
    muayene ve teşhis sonunda aldırılabilir.
    Bu arada şöyle bir izah da
    getirilmektedir:

    Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile
    kalsa, bu arada yavaş yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç
    kalsa, ailenin süt anne tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp
    ölme tehlikesi de vaki olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir.
    Çünkü bu şekildeki bir cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası
    veya kan pıhtısı hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu
    bakımdan hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru
    yoktur.(Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. )

    Ceninin oluşmaması için
    anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş vurmak caizdir. Yeter ki kökten
    döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. Cenin oluşmuş ise durum
    değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi bir mazeret olmadan
    ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır. Bazı İslâm hukukçularına
    göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz;
    çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı
    Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani
    cenin üzerine 42 gün geçerse o artık şekillenme sürecine girdiği için müdahale
    etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326) Bu
    müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları kısmen
    beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini düşürmek
    canlı bir insanı öldürmekle aynıdır.

    Yukarıda bahsi geçen ruhsatla
    birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden olduğu gibi anne sütüne muhtaç
    olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için şayet çocuk mamayı yiyebiliyor,
    ailenin bütçeszi de bu masrajı karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja
    başvurmamaktır. Fakat ocuk memeden kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor,
    hatta hayatî bir tehlikeye düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir.
    Fakat her aile, en iyisi, kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden
    istifade etmelidir.

    Bu arada, anne-baba “kürtaj” gibi istenmeyen bir
    çareye gerek kalmadan, çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü
    yollarıyla daha tehlikesiz bir tedbire de başvurabilirler.





+ Yorum Gönder