Konusunu Oylayın.: Yüce Allah bunların iman etmeyeceğini bildiği halde, peygamber göndermesinin hikmeti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yüce Allah bunların iman etmeyeceğini bildiği halde, peygamber göndermesinin hikmeti
  1. 02.Haziran.2012, 11:54
    1
    Misafir

    Yüce Allah bunların iman etmeyeceğini bildiği halde, peygamber göndermesinin hikmeti






    Yüce Allah bunların iman etmeyeceğini bildiği halde, peygamber göndermesinin hikmeti Mumsema Yüce Allah bunların îman etmeyeceğini bildiği halde, peygamber gönderip îmana davet etmesinin hikmeti nedir?


  2. 02.Haziran.2012, 11:54
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Haziran.2012, 11:56
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Yüce Allah bunların iman etmeyeceğini bildiği halde, peygamber göndermesinin h




    İman etmeyenlerin kıyamet günü, «bizim İslâm hakkında bilgimiz yoktu* dememeleri için Allah onlara peygamber göndermiştir. Allah'ın daveti kıyamet günü bir hüccet olacaktır. İman etmeyenlerin hiçbiri bu hakikat karşısında itiraz edemeyeceklerdir.Nitekim Allahü Teâlâ Hz. Musa (a.s.)'yı Fir'avun'u îmana davet etmek için gönderdi. Halbuki Allah Fir'avun'un îmana gelmeyeceğini biliyordu. Kıyamet günü Fir'avun'un «ben bunu duymadım» diye bir mazeret ileri sürmemesi için bir delil olmak üzere Allahü Teâlâ Musa'yı Fir'avun'a gönderdi.Hz. Peygamber (s.a.v.)'in daveti umumidir. ResûlüÜah'ın davetini duyan nice kâfirler îmana gelmişlerdir. Şayet peygamberler tarafından davet edilmeselerdi, insanlardan îman edenler neye inanacaklardı ve İslâm'ı nereden bileceklerdi? Yüce Allah îmanı ve İslâm'ı öğretmek için peygamberler göndermiştir.Hz. Safiyye (r.a.) Hay ibni Hattab'dan rivayet etmiştir: Hattab, bir gün annemle amcam Resülüllah'm yanından geldiler, biri diğerine, Muhammed hakkında ne düşünüyorsun? O, gerçek peygamberdir. Peki senin ona tâbi olma hususundaki görüşün nedir? Fikrim ona tâbi olmamak, onunla açıktan düşmanlık yapıp ona eziyet etmektir.Şu âyet onlar hakkında indirilmiştir: -Yâ Muhammed, bizim azabımızı onlara ister bildir, ister bildirme. Korkup îmana gelecek değiller.» Bundan sonra Hak Teâlâ sevgili peygasaberine haber verip bildirdi ki, bunların iman etmeyişlerinin sebebi inkârlarından dolayıdır. Yüce Allah şu âyetiyle buna İşaret etmektedir:İbn Abbas fr.a.1 bu âyetin mânasını şöyle izah etmektedir: «İman etmeyip küfürlerinde devam etmelerinin sebebi, Allahü Teâlâ onların kalblerine inkâr kilidini vurmuş, şekavet mührünü basmıştır. Bunun açılması mümkün değildir.»Âyette geçen «Hatem- mühür anlamına gelmektedir. Bu Allahü Teâlâ'nın öyle bir mührüdür ki, iman etmeyenlerin kalblerine, gözlerine, kulaklarına manen vurulmuştur. Mührün mânası, Allahü Teâlâ îman etmeyenlerin aklını ve idrâkini almış ve onları tasarruf yetkisinden men etmiş demek değildir. Zira aklı olmayan mükellef olamaz. Bunların amelleri vardır. Kendi çıkarlarını düşünürler. Lâkin tefekkür edip Resûlüllah'm risaletine delâlet eden alâmetleri, mucizeleri anlayıp onlardan ibret alıp iman edememişlerdir. Nitekim Allahü Teâlâ bu mânaya işaret ederek: buyurmuştur. «Bunların idrâk edecek akılları ve gönülleri vardır. Fakat düşünüp hakkı görmezler» CA'raf: 179). Kulaklarına mühür vurulmuştur. Allah'ın kelâmını işitip kabul etmezler. Gözlerinin üzerine ilerde çekilmiştir. Gafletten kurtulup hidayet yolunu göremezler. Uunlar için sonunda elim bir azap vardır. Ebedi olarak bu azaptan kurtulamazlar.İmam-ı Kâdi bu âyetin anlamıyla ilgili olarak şunları söylemiş-t.ir: Bu âyette iki ayrı özellik vardır-. Lâfızdaki özellik, mânadaki özellik. Lâfızdaki özellik şudur: Yüce Allah -alâ kulûbihim ve alâ »bsârihim» - kalblerini ve gözlerini - buyururken çoğul lâfızlarını kullanmıştır. Kalb ve göz her insanda tek olmasına rağmen Yüce Allah bunları cemi sigasıyle zikretmiştir. Halbuki kulağı zikrederken tekil olarak zikretmiş ve «alâ sem'ıhim» buyurmuştur. Fakat Lekil olan isim çoğul zamirine izafe edildiği için bu da cem'i hükmüne geçmiştir. Yani çoğul olmuştur. Bu, Kur'ân-ı Kerim'in özellik-I erindendir. Kur'ân-ı Kerîm fesahat ve belagat bakımından bütün kelâmların en üstünüdür.Mânadaki özellik: Allahü Teâlâ bunların kalblerine, kulaklarına, gözlerine mühür vurmuş ve bunları hidâyetten men etmiştir.


  4. 02.Haziran.2012, 11:56
    2
    Moderatör



    İman etmeyenlerin kıyamet günü, «bizim İslâm hakkında bilgimiz yoktu* dememeleri için Allah onlara peygamber göndermiştir. Allah'ın daveti kıyamet günü bir hüccet olacaktır. İman etmeyenlerin hiçbiri bu hakikat karşısında itiraz edemeyeceklerdir.Nitekim Allahü Teâlâ Hz. Musa (a.s.)'yı Fir'avun'u îmana davet etmek için gönderdi. Halbuki Allah Fir'avun'un îmana gelmeyeceğini biliyordu. Kıyamet günü Fir'avun'un «ben bunu duymadım» diye bir mazeret ileri sürmemesi için bir delil olmak üzere Allahü Teâlâ Musa'yı Fir'avun'a gönderdi.Hz. Peygamber (s.a.v.)'in daveti umumidir. ResûlüÜah'ın davetini duyan nice kâfirler îmana gelmişlerdir. Şayet peygamberler tarafından davet edilmeselerdi, insanlardan îman edenler neye inanacaklardı ve İslâm'ı nereden bileceklerdi? Yüce Allah îmanı ve İslâm'ı öğretmek için peygamberler göndermiştir.Hz. Safiyye (r.a.) Hay ibni Hattab'dan rivayet etmiştir: Hattab, bir gün annemle amcam Resülüllah'm yanından geldiler, biri diğerine, Muhammed hakkında ne düşünüyorsun? O, gerçek peygamberdir. Peki senin ona tâbi olma hususundaki görüşün nedir? Fikrim ona tâbi olmamak, onunla açıktan düşmanlık yapıp ona eziyet etmektir.Şu âyet onlar hakkında indirilmiştir: -Yâ Muhammed, bizim azabımızı onlara ister bildir, ister bildirme. Korkup îmana gelecek değiller.» Bundan sonra Hak Teâlâ sevgili peygasaberine haber verip bildirdi ki, bunların iman etmeyişlerinin sebebi inkârlarından dolayıdır. Yüce Allah şu âyetiyle buna İşaret etmektedir:İbn Abbas fr.a.1 bu âyetin mânasını şöyle izah etmektedir: «İman etmeyip küfürlerinde devam etmelerinin sebebi, Allahü Teâlâ onların kalblerine inkâr kilidini vurmuş, şekavet mührünü basmıştır. Bunun açılması mümkün değildir.»Âyette geçen «Hatem- mühür anlamına gelmektedir. Bu Allahü Teâlâ'nın öyle bir mührüdür ki, iman etmeyenlerin kalblerine, gözlerine, kulaklarına manen vurulmuştur. Mührün mânası, Allahü Teâlâ îman etmeyenlerin aklını ve idrâkini almış ve onları tasarruf yetkisinden men etmiş demek değildir. Zira aklı olmayan mükellef olamaz. Bunların amelleri vardır. Kendi çıkarlarını düşünürler. Lâkin tefekkür edip Resûlüllah'm risaletine delâlet eden alâmetleri, mucizeleri anlayıp onlardan ibret alıp iman edememişlerdir. Nitekim Allahü Teâlâ bu mânaya işaret ederek: buyurmuştur. «Bunların idrâk edecek akılları ve gönülleri vardır. Fakat düşünüp hakkı görmezler» CA'raf: 179). Kulaklarına mühür vurulmuştur. Allah'ın kelâmını işitip kabul etmezler. Gözlerinin üzerine ilerde çekilmiştir. Gafletten kurtulup hidayet yolunu göremezler. Uunlar için sonunda elim bir azap vardır. Ebedi olarak bu azaptan kurtulamazlar.İmam-ı Kâdi bu âyetin anlamıyla ilgili olarak şunları söylemiş-t.ir: Bu âyette iki ayrı özellik vardır-. Lâfızdaki özellik, mânadaki özellik. Lâfızdaki özellik şudur: Yüce Allah -alâ kulûbihim ve alâ »bsârihim» - kalblerini ve gözlerini - buyururken çoğul lâfızlarını kullanmıştır. Kalb ve göz her insanda tek olmasına rağmen Yüce Allah bunları cemi sigasıyle zikretmiştir. Halbuki kulağı zikrederken tekil olarak zikretmiş ve «alâ sem'ıhim» buyurmuştur. Fakat Lekil olan isim çoğul zamirine izafe edildiği için bu da cem'i hükmüne geçmiştir. Yani çoğul olmuştur. Bu, Kur'ân-ı Kerim'in özellik-I erindendir. Kur'ân-ı Kerîm fesahat ve belagat bakımından bütün kelâmların en üstünüdür.Mânadaki özellik: Allahü Teâlâ bunların kalblerine, kulaklarına, gözlerine mühür vurmuş ve bunları hidâyetten men etmiştir.





+ Yorum Gönder