Konusunu Oylayın.: Mezhepler hakkında hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mezhepler hakkında hutbe
  1. 31.Mayıs.2012, 15:44
    1
    Misafir

    Mezhepler hakkında hutbe






    Mezhepler hakkında hutbe Mumsema Mezhepler hakkında hutbe


  2. 31.Mayıs.2012, 15:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 31.Mayıs.2012, 17:13
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mezhepler hakkında hutbe




    FARKLILIKLARIMZ DA RAHMETTİR


    Ehli sünnet camiasında değişik mezheplerin varlığı “Ümmetimin ihtilafı rahmettir”(Acluni,Keşful Hafa;1,) hadisi Şerifinin ışığında “rahmet”olarak görülmüştür. Özellikle dört Ehli Sünnet mezhebi (Hanefi, Şafii, Hanbeli, Maliki) arasındaki farklılıklar ihtilaf sebebi sayılmamış ve dört mezhep bir arada aynı mabette bu mezheplerden herhangi birine menbsup bir İmamın arkasında ibadetlerini gönül rahatlığı içinde eda etmişlerdir. İnşallah bundan sonra da böyle davam edecektir.

    Hatta bu mezheplerin ameli konulardaki farklı fetvaları hukukçuların aynı konudaki değişik yorumları olarak addedilmiş ve şartlar tahakkuk ettiği zaman bu mezheplerden herhangi birinin mensubu diğeriyle amel etmişlerdir ve etmektedirler. Kısaca Ehli Sünnet camiasında mezhepler ayrılığa değil kaynaşmaya yani rahmete vesile olmuşlardır. Bunun en güzel örneği Camilerimizdeki manzaralardır.

    Namazda yan yana duran Hanefi mezhebine mensup bir Müslüman’ın “İftitah Tekbiri” alırken ellerini kulaklarının hizasına kaldırması, ellerini göbeğinin üstüne bağlaması, kıyamda ayaklarının arasını dört- beş parmak ayrı tutması; Şafii mezhebine mensup Müslüman’ın da “İftitah Tekbiri” inde ellerini omuzlarının hizasına kaldırması,ellerini göbeğinin üst tarafına karın boşluğuna bağlaması, ayaklarını omuzlarının genişliğinde ayırarak kıyama durması, “rüku” ya eğilirken ve kalkarken ellerini omuz hizasına kaldırarak tekbir alması, otururken şahadet parmağını öne doğru uzatarak Sağ elini dizinin üstünde yumruk şeklinde tutması ve İmam sağa selam verirken selam vermeyip; imam sola selam verdikten sonra selam vermesi(Şafiiler sağa selam verdiklerinde Namazdan çıkmış olurlar. Bundan dolayı İmamın sehiv secdesi yapıp yapmayacağını beklerler. Eğer İmam sehiv secdesi yapmazsa o, zaman selam verirler.) ayrılık sebebi kabul edilmemiştir. Zira mezhepler arasındaki bu farklılıklar Peygamber efendimizin değişik uygulamalarına yani “sünnet” e dayanmaktadır.(Muhammed bin Abdurrahman Ed-Dimeşki; Kitaburrahme Fi İhtilafil Eimme,39)

    Ülkemizde cami cemaatinin büyük çoğunluğu Hanefi mezhebine mensuptur. Bunu Şafii mezhebi takip etmektedir. Diğer iki mezhep mensbu varsa da azınlıktadır. Şu anda Türkiye’mizin her yerinde bu mezhep mensupları iç içe ve kardeşçe ibadetlerini yapmaktadırlar.

    Camilerde görevli Din Görevlisi “Hoca Efendiler” cemaatin büyük çoğunluğu Hanefi olduğu için Hanefi mezhebine göre ibadetleri icra etmektedirler.Bu konuda herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır.Ancak her İmam Namaza durduğu zaman “arkasındaki cemaate imam olduğuna” niyet etmektedir. Yani arkasında değişik mezheplerden cemaati varsa onlarında namazlarının sıhhati için ilgili mezhebin Namazla ilgili olmazsa olmazlarını göz önüne almak ve onlara uymak zorundadır. Örnek olması için Hanefi bir İmamın arkasında Şafii cemaat varsa şu hususlara dikkat etmesi gerekir.

    1-Necasetten taharete son derece riayet etmelidir. Zira Hanefi mezhebine göre bir dirhem miktarına kadar mavufdur. Şafiilerde ise hiç afuv yoktur.

    2-Taharetini şafiye göre kendisiyle tahareti mümkün olan şeyle yapması; su ve taş gibi. Ya da elbisesindeki necaseti yıkaması gerekir. Çünkü Şafiye göre kuruyan bir maddeyi(meni gibi) çitilemekle temizlik caiz değildir. Hanefi ye göre caizdir.(İsmail ÇETİN,Cemaat,80)

    3-Abdest ve gusülde niyeti terk etmemesidir. Çünkü hanefide niyet, sevabı tahsil için şafide ise ibadetin sıhhati içindir. Ve Şafiilerde niyet farzdır.

    4-Abdestte tertibe riayet etmelidir. Çünkü Şafii mezhebine göre tertip farzdır.

    5- Abdestli iken;Örtüsüz elinin veya vücudunun herhangi bir yerinin mahrem olmayan bir kadının vücuduna veya elinin içiyle kendisinin veya- küçük te olsa- başkasının tenasül organına veya dübürüne dokunmaması. Çünkü Şafii mezhebine göre bunlarla abdest bozulur. (Halil GÖNENÇ, Büyük Şafii İlmihali,51-52)

    6-Fatiha da besmeleyi terk etmemesi. Çünkü Şafii mezhebine göre Besmele fatihadan bir ayettir.

    7- Üçüncü ve dördüncü rekatlarda dahi fatihayı okuması gerekir. Çünkü Her rekatta Fatihayı Şerifi okumak Şafii mezhebine göre Farzdır. Bu imam olsun memum olsun (cemaat),ister münferit olsun(yalnız başına kılsın) fark etmez. Hanefi mezhebinde ise imama uyanın okuması caiz değildir.

    8-Tuma’ninete riyaet etmesi gerekir. Tuma’ninet: “Eğilmesini kalkmasından ayıran azaların hareketsizliği yani iki hareket arasındaki sükun demektir. Kısaca ta’dili erkandır. Şafii mezhebine göre farzdır. Hanefi ye göre ise vaciptir.
    Yine İmam Şafii ye göre. Cuma hutbesinin beş rüknü vardır.

    1-Her iki hutbede Allaha hamdetmek

    2-her iki hutbede ismini zikrederek Peygamber efendimize salatu selam getirmek.

    3-Hutbelerden birinde bir ayet okumak.Birinci hutbede daha efdaldir.

    4-her ikisinde de takvayı tavsiye etmek.

    5-İkinci hutbede müminlere dua etmek.
    İmam Ebu hanifeye göre: “Cuma Namazına göre bir defa “Subhanellah” veya “Allahu Ekber” ya da “Elhamdülillah” dese hutbe okunmuş sayılır.(GÖNENÇ,age,160. Ed-Dimeşki,age,88)

    Allahımız cümlemize (İmam ve cemaat olarak) gönül huzuru içinde ve en az hata ile ibadet yapmayı nasip eyle.



    Servet YALÇIN
    Körfez Vaizi



  4. 31.Mayıs.2012, 17:13
    2
    Silent and lonely rains



    FARKLILIKLARIMZ DA RAHMETTİR


    Ehli sünnet camiasında değişik mezheplerin varlığı “Ümmetimin ihtilafı rahmettir”(Acluni,Keşful Hafa;1,) hadisi Şerifinin ışığında “rahmet”olarak görülmüştür. Özellikle dört Ehli Sünnet mezhebi (Hanefi, Şafii, Hanbeli, Maliki) arasındaki farklılıklar ihtilaf sebebi sayılmamış ve dört mezhep bir arada aynı mabette bu mezheplerden herhangi birine menbsup bir İmamın arkasında ibadetlerini gönül rahatlığı içinde eda etmişlerdir. İnşallah bundan sonra da böyle davam edecektir.

    Hatta bu mezheplerin ameli konulardaki farklı fetvaları hukukçuların aynı konudaki değişik yorumları olarak addedilmiş ve şartlar tahakkuk ettiği zaman bu mezheplerden herhangi birinin mensubu diğeriyle amel etmişlerdir ve etmektedirler. Kısaca Ehli Sünnet camiasında mezhepler ayrılığa değil kaynaşmaya yani rahmete vesile olmuşlardır. Bunun en güzel örneği Camilerimizdeki manzaralardır.

    Namazda yan yana duran Hanefi mezhebine mensup bir Müslüman’ın “İftitah Tekbiri” alırken ellerini kulaklarının hizasına kaldırması, ellerini göbeğinin üstüne bağlaması, kıyamda ayaklarının arasını dört- beş parmak ayrı tutması; Şafii mezhebine mensup Müslüman’ın da “İftitah Tekbiri” inde ellerini omuzlarının hizasına kaldırması,ellerini göbeğinin üst tarafına karın boşluğuna bağlaması, ayaklarını omuzlarının genişliğinde ayırarak kıyama durması, “rüku” ya eğilirken ve kalkarken ellerini omuz hizasına kaldırarak tekbir alması, otururken şahadet parmağını öne doğru uzatarak Sağ elini dizinin üstünde yumruk şeklinde tutması ve İmam sağa selam verirken selam vermeyip; imam sola selam verdikten sonra selam vermesi(Şafiiler sağa selam verdiklerinde Namazdan çıkmış olurlar. Bundan dolayı İmamın sehiv secdesi yapıp yapmayacağını beklerler. Eğer İmam sehiv secdesi yapmazsa o, zaman selam verirler.) ayrılık sebebi kabul edilmemiştir. Zira mezhepler arasındaki bu farklılıklar Peygamber efendimizin değişik uygulamalarına yani “sünnet” e dayanmaktadır.(Muhammed bin Abdurrahman Ed-Dimeşki; Kitaburrahme Fi İhtilafil Eimme,39)

    Ülkemizde cami cemaatinin büyük çoğunluğu Hanefi mezhebine mensuptur. Bunu Şafii mezhebi takip etmektedir. Diğer iki mezhep mensbu varsa da azınlıktadır. Şu anda Türkiye’mizin her yerinde bu mezhep mensupları iç içe ve kardeşçe ibadetlerini yapmaktadırlar.

    Camilerde görevli Din Görevlisi “Hoca Efendiler” cemaatin büyük çoğunluğu Hanefi olduğu için Hanefi mezhebine göre ibadetleri icra etmektedirler.Bu konuda herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır.Ancak her İmam Namaza durduğu zaman “arkasındaki cemaate imam olduğuna” niyet etmektedir. Yani arkasında değişik mezheplerden cemaati varsa onlarında namazlarının sıhhati için ilgili mezhebin Namazla ilgili olmazsa olmazlarını göz önüne almak ve onlara uymak zorundadır. Örnek olması için Hanefi bir İmamın arkasında Şafii cemaat varsa şu hususlara dikkat etmesi gerekir.

    1-Necasetten taharete son derece riayet etmelidir. Zira Hanefi mezhebine göre bir dirhem miktarına kadar mavufdur. Şafiilerde ise hiç afuv yoktur.

    2-Taharetini şafiye göre kendisiyle tahareti mümkün olan şeyle yapması; su ve taş gibi. Ya da elbisesindeki necaseti yıkaması gerekir. Çünkü Şafiye göre kuruyan bir maddeyi(meni gibi) çitilemekle temizlik caiz değildir. Hanefi ye göre caizdir.(İsmail ÇETİN,Cemaat,80)

    3-Abdest ve gusülde niyeti terk etmemesidir. Çünkü hanefide niyet, sevabı tahsil için şafide ise ibadetin sıhhati içindir. Ve Şafiilerde niyet farzdır.

    4-Abdestte tertibe riayet etmelidir. Çünkü Şafii mezhebine göre tertip farzdır.

    5- Abdestli iken;Örtüsüz elinin veya vücudunun herhangi bir yerinin mahrem olmayan bir kadının vücuduna veya elinin içiyle kendisinin veya- küçük te olsa- başkasının tenasül organına veya dübürüne dokunmaması. Çünkü Şafii mezhebine göre bunlarla abdest bozulur. (Halil GÖNENÇ, Büyük Şafii İlmihali,51-52)

    6-Fatiha da besmeleyi terk etmemesi. Çünkü Şafii mezhebine göre Besmele fatihadan bir ayettir.

    7- Üçüncü ve dördüncü rekatlarda dahi fatihayı okuması gerekir. Çünkü Her rekatta Fatihayı Şerifi okumak Şafii mezhebine göre Farzdır. Bu imam olsun memum olsun (cemaat),ister münferit olsun(yalnız başına kılsın) fark etmez. Hanefi mezhebinde ise imama uyanın okuması caiz değildir.

    8-Tuma’ninete riyaet etmesi gerekir. Tuma’ninet: “Eğilmesini kalkmasından ayıran azaların hareketsizliği yani iki hareket arasındaki sükun demektir. Kısaca ta’dili erkandır. Şafii mezhebine göre farzdır. Hanefi ye göre ise vaciptir.
    Yine İmam Şafii ye göre. Cuma hutbesinin beş rüknü vardır.

    1-Her iki hutbede Allaha hamdetmek

    2-her iki hutbede ismini zikrederek Peygamber efendimize salatu selam getirmek.

    3-Hutbelerden birinde bir ayet okumak.Birinci hutbede daha efdaldir.

    4-her ikisinde de takvayı tavsiye etmek.

    5-İkinci hutbede müminlere dua etmek.
    İmam Ebu hanifeye göre: “Cuma Namazına göre bir defa “Subhanellah” veya “Allahu Ekber” ya da “Elhamdülillah” dese hutbe okunmuş sayılır.(GÖNENÇ,age,160. Ed-Dimeşki,age,88)

    Allahımız cümlemize (İmam ve cemaat olarak) gönül huzuru içinde ve en az hata ile ibadet yapmayı nasip eyle.



    Servet YALÇIN
    Körfez Vaizi






+ Yorum Gönder