Konusunu Oylayın.: Eğer cehennemi iğne deliğinden bile görseydiniz başınızı secdeden kaldırmazdınız anlamında bir hadis var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Eğer cehennemi iğne deliğinden bile görseydiniz başınızı secdeden kaldırmazdınız anlamında bir hadis var mıdır?
  1. 21.Mayıs.2012, 19:18
    1
    Misafir

    Eğer cehennemi iğne deliğinden bile görseydiniz başınızı secdeden kaldırmazdınız anlamında bir hadis var mıdır?

  2. 21.Mayıs.2012, 22:38
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: "Eğer cehennemi iğne deliğinden bile görseydiniz başınızı secdeden kaldırmazdınız" anlamında bir hadis var mıdır?




    "Eğer cehennemi iğne deliğinden bile görseydiniz başınızı secdeden kaldırmazdınız" anlamında bir hadis var mıdır?


    Güvenilir Hadis kaynaklarında, soruda geçen anlamda bir rivayet bulamadık.
    Ancak bazı hadislerde bu anlamı çağrıştıran bazı ifadeler vardır. Bunlardan
    biri şöyledir:

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem
    aleyhissalatü vesselam şöyle buyurdu:



    “Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit
    etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular
    mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak cemaatin
    arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla
    doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha
    iyi bildiği halde onlara:



    - “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:



    - Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek
    ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye
    tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar,
    elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma
    şöyle devam eder):



    - “Benden ne istiyorlar?”



    - Cennetini istiyorlar.



    - “Cennetimi gördüler mi?”



    - Hayır, yâ Rabbi, görmediler.



    - “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”



    - Senden güvence isterlerdi.



    - "Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”



    - Cehenneminden yâ Rabbi.



    - “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”



    - Hayır, görmediler.



    - “Ya görseler ne yaparlardı?”



    - Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.



    Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:



    - “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence
    istedikleri konuda onlara güvence verdim."




    Bunun üzerine melekler:



    - Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan
    geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle
    buyurur:



    - “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların
    arasında bulunan kötü olmaz.”
    (Müslim, Zikir 25; bk. Buhârî, Daavât
    66)



    Bu hadis, Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı
    bir şekilde ortaya koymaktadır.



    “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan,
    hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri
    ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler
    vardır.



    Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin
    dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir
    rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları
    arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat
    gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.



    Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine
    de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde
    bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife
    yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat
    çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü
    senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz,
    demişlerdi. (Bakara, 2/30)



    Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular
    sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya,
    kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda
    meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle
    samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar Beni, cenneti, cehennemi
    görmüşler mi,
    diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler,
    diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha
    çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret
    buyurmaktadır.



    Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan,
    cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da
    mümkündür.
    S.İslamiyet


  3. 21.Mayıs.2012, 22:38
    2
    Moderatör



    "Eğer cehennemi iğne deliğinden bile görseydiniz başınızı secdeden kaldırmazdınız" anlamında bir hadis var mıdır?


    Güvenilir Hadis kaynaklarında, soruda geçen anlamda bir rivayet bulamadık.
    Ancak bazı hadislerde bu anlamı çağrıştıran bazı ifadeler vardır. Bunlardan
    biri şöyledir:

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem
    aleyhissalatü vesselam şöyle buyurdu:



    “Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit
    etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular
    mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak cemaatin
    arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla
    doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha
    iyi bildiği halde onlara:



    - “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:



    - Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek
    ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye
    tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar,
    elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma
    şöyle devam eder):



    - “Benden ne istiyorlar?”



    - Cennetini istiyorlar.



    - “Cennetimi gördüler mi?”



    - Hayır, yâ Rabbi, görmediler.



    - “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”



    - Senden güvence isterlerdi.



    - "Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”



    - Cehenneminden yâ Rabbi.



    - “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”



    - Hayır, görmediler.



    - “Ya görseler ne yaparlardı?”



    - Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.



    Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:



    - “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence
    istedikleri konuda onlara güvence verdim."




    Bunun üzerine melekler:



    - Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan
    geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle
    buyurur:



    - “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların
    arasında bulunan kötü olmaz.”
    (Müslim, Zikir 25; bk. Buhârî, Daavât
    66)



    Bu hadis, Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı
    bir şekilde ortaya koymaktadır.



    “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan,
    hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri
    ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler
    vardır.



    Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin
    dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir
    rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları
    arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat
    gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.



    Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine
    de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde
    bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife
    yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat
    çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü
    senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz,
    demişlerdi. (Bakara, 2/30)



    Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular
    sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya,
    kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda
    meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle
    samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar Beni, cenneti, cehennemi
    görmüşler mi,
    diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler,
    diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha
    çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret
    buyurmaktadır.



    Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan,
    cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da
    mümkündür.
    S.İslamiyet





+ Yorum Gönder