Konusunu Oylayın.: Hac mülakatı için hac ilmihali özeti

5 üzerinden 4.40 | Toplam : 5 kişi
Hac mülakatı için hac ilmihali özeti
  1. 20.Mayıs.2012, 13:37
    1
    Misafir

    Hac mülakatı için hac ilmihali özeti






    Hac mülakatı için hac ilmihali özeti Mumsema Hac mülakatı için hac ilmihali özetine ihtiyacım var bana yardımcı olur musunuz ?


  2. 01.Haziran.2012, 21:04
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hac mülakatı için hac ilmihali özeti




    HAC VE UMRE

    HAC
    Hac kelimesi sözlükte; Saygı duyulan büyük ve önemli bir yere yönelmek, ziyaret etmek, bir yere gidip gelmek.
    Bir fıkıh terimi olarak hac; İmkânı olan Müslümanların Belirlenmiş zaman içinde Kâbe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dini görevleri şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder.

    HACCIN FARZ OLUŞU
    Hac ibadeti; Hicretin 9. Yılında farz kılınmıştır. Farz oluşu Kitap, Sünnet ve icma-ı ümmet ile sabittir. Haccın farz oluşunun Kur’an’daki delili şu ayetlerdir:
    مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ
    “Gücü yetenlerin Haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır” (Al-i İmran; 97)
    وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالاً وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ
    “İnsanlar arasında Haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler” (Hac; 27)

    Haccın hükmü: Hac yapma imkânı elde edildiği yıl, Hac yapmak Müslüman’a farz olur. Bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak, aynı yıl içerisinde Haccın yapılmasının zorunlu olup olmadığı Haccın (fevri veya terahi üzere oluşu) konusunda fıkıh bilginleri arasında farklı görüşler vardır.
    Hanefi, Ebu Yusuf, Malik ve Hanbelî; Fevri Farz, İmam Muhammed, Şafii; Terahi Farz.

    HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
    Müslüman olmak
    Akıllı olmak
    Zihinsel özürlü bir kimse Hac yaptıktan sonra iyileşirse –diğer şartları da taşıyorsa- yeniden hac yapmakla sorumlu olur.
    Buluğa ermiş olmak
    Bir insan çocukluğunda Hac yapsa buluğa erdikten sonra imkânı olunca yeniden Hac yapmakla yükümlü olur.
    Hac için ihrama giren bir çocuk, Arafat vakfesinden önce buluğa erse ve bu ihram üzere Haccını yapsa, Hanefi: Bu Hac nafile olur. Şafii: farz olan Hac yerine gelmiş olur.
    Özgür olmak
    Ekonomik yönden imkân sahibi olmak
    Sağlıklı olmak
    Yol güvenliğinin bulunması
    Haccın farz olduğunu bilmek
    Haccın eda edildiği vakte yetişmek
    Kadınların can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması
    Hanefi, Hanbelî: Bir kadına Haccın farz olabilmesi için kendisine refakat edecek eşi veya bir mahremi bulunması gerekir. Yoksa kadın Hacca gidemez.
    Şafii, Maliki: Kadına Haccın farz olabilmesi için, yanında eşinin ya da bir mahreminin bulunması şart değildir. Kadın güvenilir bir gurup kadınla birlikte Hacca gidebilir.
    Eşi ölmüş veya boşanmış kadınların iddet süresini doldurmuş olmaları
    Adet gören kadınların iddet süresi 3 kur, adetten kesilmiş veya adet görmeyen kadınların iddeti üç ay, eşi ölen kadınların iddet süresi dört ay on gündür.

    HACCIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    İhrama girmek
    Haccı belirlenen zaman içinde yapmak
    Hac menasikini belirlenen mekânlarda yapmak

    HAC AYLARI
    Hac ayları: Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür.
    Şafii: Zilhiccenin 10. Günü Hac aylarına dâhil değildir.
    Maliki: Zilhicce ayının tamamı Hac aylarına dâhildir.
    Hac menasikinin yapıldığı mekânlar; Metaf, Mes’a, Arafat, Müzdelife ve Mina’dır.

    HAC GÜNLERİ
    Eyyam-ı malumat (Belirli günler): Zilhicce’nin ilk 10 günüdür. Tervife, Arafe ve Kurban günleri bunlardandır.
    Eyyam-ı Teşrik (Teşrik tekbirlerinin alındığı günler): Arefe günü (9 Zilhicce) sabahından Bayramın dördüncü (13 Zilhicce) gününe kadar 5 gündür. Beş vakit namazın farzlarından sonra tekbir alınan günlerdir.
    Yevm-i Teriye (Terviye günü): Zilhicce’nin 8. Günüdür. Hacıların, bu gün sabah namazını Mekke’de kılıp güneş doğduktan sonra Mina’ya çıkmaları ve geceyi Mina’da geçirmeleri sünnettir.
    Yevm-i Arefe (Arefe günü): Zilhicce’nin 9. Günüdür. Haccın en önemli rüknü olan Vakfe Arafat denilen bölgede bu gün yapılır.
    Yevm-i Nahr (Kurban kesme günü): Zilhicce’nin 10. Günüdür.
    Eyyam-ı Nahr (Kurban kesme günleri): Zilhicce’nin 10. 11. ve 12. Günleridir. Hacılar bu günlerde Mina’da bulunduğundan bunlara “Eyyam-ı Mina” (Mina günleri) de denir.

    HACCIN ÇEŞİTLERİ
    Hükmü itibarıyla Haccın çeşitleri:
    Farz Hac: Hac yapma imkânına sahip olan kimsenin ömründe bir defa yapmakla yükümlü olduğu Hacdır.
    Vacip Hac: Üzerine farz veya vacip olmadığı halde Hac yapmayı adayan kimsenin, yapmakla yükümlü olduğu adak Hac ile başladıktan sonra bozulan nafile Haccın kazası olarak yapılan hacdır.
    Nafile Hac: Farz ve vacip olmayarak yapılan Hacdır.

    Edası itibarıyla Haccın çeşitleri:
    İfrad Hac: Umresiz yapılan hacdır. Aynı yılın hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmaksızın hac niyetiyle ihrama girilir ve yalnızca hac yapılırsa ifrad haccı yapılmış olur.
    Temettu Hac: Aynı yılın hac ayları içinde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girerek yapılan hacdır. Temettu haccı yapacak olanlar, mikat sınırında veya daha önce umreye niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Daha sonra zamanı gelince hac için ihrama girerler. Haclarını eda ettikten sonra ihramdan çıkarlar.
    Kıran Hac: Aynı yılın hac ayları içinde umre ve hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır. Kıran haccı yapacak olanlar mikat sınırında veya daha önce umre ve haccın her ikisine birden niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkmazlar, aynı ihramla haccı da eda eder, sonra ihramdan çıkarlar.
    Kıran ve temettu haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vaciptir. İfrad haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi gerekmez.
    Şafii: Kıran Haccı yapacak olanların da Mekke’ye vardıklarında yapacakları ilk tavaf Kudüm tavafıdır
    En Faziletli Hac: Hanefi; Kıran, Şafii ve Maliki; İfrad, Hanbelî: Temettu

    HACCIN FARZLARI, VACİPLERİ VE SÜNNETLERİ
    FARZ: Kesin ve bağlayıcı bir delil ile yapılaması istenen fiil ve amel demektir.
    VACİP: Kesin olmayan bir delil ile yapılması istenen fiil ve amellere denir.
    Farz olsun vacip olsun her iki görevin de yapılması zorunludur. Yerine getirilmesinin gerekliliği bakımdan ikisi arasında bir fark bulunmadığı için Hanefiler Vacibe ameli farz demişlerdir. Kesin bir delil ile sabit olmadığı için vacibi inkâr eden kâfir olmaz. Farzı inkâr eden ise kâfir olur.
    ŞART: Hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Şart bulunmazsa hüküm de bulunmaz, ancak şartın bulunması hükmün bulunmasını gerektirmez. Mesela ihram Haccın şartıdır. İhrama girilmeden Haccın diğer farzları geçerli olmaz.
    RÜKÜN: İbadetlerin ve akitlerin asli unsurları demektir. Örneğin Hac ibadetinde Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı rükündür.
    Şartlar, rükünlerden önce yerine getirilir. Şartlar yerine getirilmeden rükünler geçerli olmaz.
    Rükünler, usulüne göre yapılmadıkça, ceza ve kefaret ödemekle Hac sahih olmaz. Eksik kalan rüknün tamamlaması veya Hac’ın kazası gerekir
    SÜNNET: Farz ve Vacip olmayarak Peygamberimizin yaptığı ve Müslümanların da yapmasını istediği görevlerdir.
    Bir ibadetin Farzı (şart ve rüknü) olan bir görev terk edilirse o ibadet geçerli olmaz. Mesela Hacda ihrama girmek farzdır. İhrama girmeden Hac yapılsa veya Arafat vakfesi ya da ziyaret tavafı terk edilirse yapılan Hac geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.
    Vaciplerden biri terk edilirse yapılan ibadet batıl olmaz, vacibin terki ile meydana gelen eksiklik kefaret veya ceza ile telafi edilebilir. Mesela Hacda Müzdelife vakfesi vaciptir. Bu görev terk edilse Hac batıl olmaz, bu eksiklik dem ile telafi edilebilir. Hacda terk edilen bir vacip usulüne göre iade edilirse her hangi bir ceza gerekmeden telafi gerçekleşmiş olur.
    Bir ibadetin sünneti terk edilirse o ibadet batıl olmaz, sevabı eksilir.

    HACCIN MÜSTAKİL FARZLARI

    HANEFİ:
    İhrama girmek – Şart
    Arafat’ta vakfe yapmak –Rükün
    Kâbe’yi tavaf etmek –Rükün

    ŞAFİİ:
    İhrama girmek
    Arafat’ta vakfe yapmak
    Kâbe’yi tavaf etmek
    Say yapmak
    Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
    Bu rükünlerin çoğu (en az dördü) arasında tertibe uymak.
    MALİKİ-HANBELÎ:
    İhrama girmek
    Arafat’ta vakfe yapmak
    Kâbe’yi tavaf etmek
    Say yapmak.
    HACCIN MÜSTAKİL VACİPLERİ
    HANEFİ:

    Say yapmak
    Müzdelife’de vakfe yapmak
    Şeytan taşlamak
    Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
    Veda tavafı yapmak
    ŞAFİİ-HANBELÎ:
    İhrama mikattan girmek
    Cemrelere taş atmak
    Müzdelifede vakfe yapmak
    Bayramın 1, 2 ve 3. Günlerinde Mina’da gecelemek
    Veda tavafı yapmak
    MALİKİ:
    Telbiye
    Müzdelife’de gecelemek
    Tıraş olmak veya saçları kısaltmak
    Eyyam-ı teşrikte Mina’da gecelemek

    HACCIN MÜSTAKİL SÜNNETLERİ
    Kudüm tavafı
    Mekke, Arafat ve Mina’da hutbe okunması
    Arefe gecesi Mina’da gecelemek
    Bayram gecesi Müzdelife’de gecelemek
    Bayram günlerinde Mina’da kalmak (Diğer mezheplere göre vaciptir)

    İHRAMIN FARZLARI
    Niyet
    Telbiye
    Telbiye: Şafii ve Hanbelî’ye göre ihramın sünneti; Maliki’ye göre Vacibi’dir.
    İhram: Bir kimsenin, Hac veya umre ya da hem Hac hem umre yapmak niyeti ile sair zamanlarda helal olan bazı davranışları kendisine haram kılması demektir.
    İhrama Niyet: Yapılmak istenen ibadetin umre veya Hac, ya da hem Umre hem Hac olduğunun kalben belirlenmesi demektir. Niyetin dil ile ifade edilmesi müstehaptır.

    SADECE HAC İÇİN NİYET
    ARAPÇA HACCA NİYET:


    “Allah’ım! Haccetmek istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul buyur”.

    SADECE UMRE İÇİN NİYET
    ARAPÇA UMREYE NİYET:


    “Allah’ım! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul buyur”.

    HAC VE UMRE İÇİN NİYET
    ARAPÇA HAC VE UMREYE NİYET:


    “Allah’ım! Hac ve Umre yapmak istiyorum. Onları bana kolaylaştır ve kabul buyur”.

    TELBİYE
    ARAPÇA TELBİYE:

    “Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümdarlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur”.


  3. 01.Haziran.2012, 21:04
    2
    Moderatör



    HAC VE UMRE

    HAC
    Hac kelimesi sözlükte; Saygı duyulan büyük ve önemli bir yere yönelmek, ziyaret etmek, bir yere gidip gelmek.
    Bir fıkıh terimi olarak hac; İmkânı olan Müslümanların Belirlenmiş zaman içinde Kâbe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dini görevleri şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder.

    HACCIN FARZ OLUŞU
    Hac ibadeti; Hicretin 9. Yılında farz kılınmıştır. Farz oluşu Kitap, Sünnet ve icma-ı ümmet ile sabittir. Haccın farz oluşunun Kur’an’daki delili şu ayetlerdir:
    مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ
    “Gücü yetenlerin Haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır” (Al-i İmran; 97)
    وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالاً وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ
    “İnsanlar arasında Haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler” (Hac; 27)

    Haccın hükmü: Hac yapma imkânı elde edildiği yıl, Hac yapmak Müslüman’a farz olur. Bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak, aynı yıl içerisinde Haccın yapılmasının zorunlu olup olmadığı Haccın (fevri veya terahi üzere oluşu) konusunda fıkıh bilginleri arasında farklı görüşler vardır.
    Hanefi, Ebu Yusuf, Malik ve Hanbelî; Fevri Farz, İmam Muhammed, Şafii; Terahi Farz.

    HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
    Müslüman olmak
    Akıllı olmak
    Zihinsel özürlü bir kimse Hac yaptıktan sonra iyileşirse –diğer şartları da taşıyorsa- yeniden hac yapmakla sorumlu olur.
    Buluğa ermiş olmak
    Bir insan çocukluğunda Hac yapsa buluğa erdikten sonra imkânı olunca yeniden Hac yapmakla yükümlü olur.
    Hac için ihrama giren bir çocuk, Arafat vakfesinden önce buluğa erse ve bu ihram üzere Haccını yapsa, Hanefi: Bu Hac nafile olur. Şafii: farz olan Hac yerine gelmiş olur.
    Özgür olmak
    Ekonomik yönden imkân sahibi olmak
    Sağlıklı olmak
    Yol güvenliğinin bulunması
    Haccın farz olduğunu bilmek
    Haccın eda edildiği vakte yetişmek
    Kadınların can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması
    Hanefi, Hanbelî: Bir kadına Haccın farz olabilmesi için kendisine refakat edecek eşi veya bir mahremi bulunması gerekir. Yoksa kadın Hacca gidemez.
    Şafii, Maliki: Kadına Haccın farz olabilmesi için, yanında eşinin ya da bir mahreminin bulunması şart değildir. Kadın güvenilir bir gurup kadınla birlikte Hacca gidebilir.
    Eşi ölmüş veya boşanmış kadınların iddet süresini doldurmuş olmaları
    Adet gören kadınların iddet süresi 3 kur, adetten kesilmiş veya adet görmeyen kadınların iddeti üç ay, eşi ölen kadınların iddet süresi dört ay on gündür.

    HACCIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    İhrama girmek
    Haccı belirlenen zaman içinde yapmak
    Hac menasikini belirlenen mekânlarda yapmak

    HAC AYLARI
    Hac ayları: Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür.
    Şafii: Zilhiccenin 10. Günü Hac aylarına dâhil değildir.
    Maliki: Zilhicce ayının tamamı Hac aylarına dâhildir.
    Hac menasikinin yapıldığı mekânlar; Metaf, Mes’a, Arafat, Müzdelife ve Mina’dır.

    HAC GÜNLERİ
    Eyyam-ı malumat (Belirli günler): Zilhicce’nin ilk 10 günüdür. Tervife, Arafe ve Kurban günleri bunlardandır.
    Eyyam-ı Teşrik (Teşrik tekbirlerinin alındığı günler): Arefe günü (9 Zilhicce) sabahından Bayramın dördüncü (13 Zilhicce) gününe kadar 5 gündür. Beş vakit namazın farzlarından sonra tekbir alınan günlerdir.
    Yevm-i Teriye (Terviye günü): Zilhicce’nin 8. Günüdür. Hacıların, bu gün sabah namazını Mekke’de kılıp güneş doğduktan sonra Mina’ya çıkmaları ve geceyi Mina’da geçirmeleri sünnettir.
    Yevm-i Arefe (Arefe günü): Zilhicce’nin 9. Günüdür. Haccın en önemli rüknü olan Vakfe Arafat denilen bölgede bu gün yapılır.
    Yevm-i Nahr (Kurban kesme günü): Zilhicce’nin 10. Günüdür.
    Eyyam-ı Nahr (Kurban kesme günleri): Zilhicce’nin 10. 11. ve 12. Günleridir. Hacılar bu günlerde Mina’da bulunduğundan bunlara “Eyyam-ı Mina” (Mina günleri) de denir.

    HACCIN ÇEŞİTLERİ
    Hükmü itibarıyla Haccın çeşitleri:
    Farz Hac: Hac yapma imkânına sahip olan kimsenin ömründe bir defa yapmakla yükümlü olduğu Hacdır.
    Vacip Hac: Üzerine farz veya vacip olmadığı halde Hac yapmayı adayan kimsenin, yapmakla yükümlü olduğu adak Hac ile başladıktan sonra bozulan nafile Haccın kazası olarak yapılan hacdır.
    Nafile Hac: Farz ve vacip olmayarak yapılan Hacdır.

    Edası itibarıyla Haccın çeşitleri:
    İfrad Hac: Umresiz yapılan hacdır. Aynı yılın hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmaksızın hac niyetiyle ihrama girilir ve yalnızca hac yapılırsa ifrad haccı yapılmış olur.
    Temettu Hac: Aynı yılın hac ayları içinde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girerek yapılan hacdır. Temettu haccı yapacak olanlar, mikat sınırında veya daha önce umreye niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Daha sonra zamanı gelince hac için ihrama girerler. Haclarını eda ettikten sonra ihramdan çıkarlar.
    Kıran Hac: Aynı yılın hac ayları içinde umre ve hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır. Kıran haccı yapacak olanlar mikat sınırında veya daha önce umre ve haccın her ikisine birden niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkmazlar, aynı ihramla haccı da eda eder, sonra ihramdan çıkarlar.
    Kıran ve temettu haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vaciptir. İfrad haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi gerekmez.
    Şafii: Kıran Haccı yapacak olanların da Mekke’ye vardıklarında yapacakları ilk tavaf Kudüm tavafıdır
    En Faziletli Hac: Hanefi; Kıran, Şafii ve Maliki; İfrad, Hanbelî: Temettu

    HACCIN FARZLARI, VACİPLERİ VE SÜNNETLERİ
    FARZ: Kesin ve bağlayıcı bir delil ile yapılaması istenen fiil ve amel demektir.
    VACİP: Kesin olmayan bir delil ile yapılması istenen fiil ve amellere denir.
    Farz olsun vacip olsun her iki görevin de yapılması zorunludur. Yerine getirilmesinin gerekliliği bakımdan ikisi arasında bir fark bulunmadığı için Hanefiler Vacibe ameli farz demişlerdir. Kesin bir delil ile sabit olmadığı için vacibi inkâr eden kâfir olmaz. Farzı inkâr eden ise kâfir olur.
    ŞART: Hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Şart bulunmazsa hüküm de bulunmaz, ancak şartın bulunması hükmün bulunmasını gerektirmez. Mesela ihram Haccın şartıdır. İhrama girilmeden Haccın diğer farzları geçerli olmaz.
    RÜKÜN: İbadetlerin ve akitlerin asli unsurları demektir. Örneğin Hac ibadetinde Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı rükündür.
    Şartlar, rükünlerden önce yerine getirilir. Şartlar yerine getirilmeden rükünler geçerli olmaz.
    Rükünler, usulüne göre yapılmadıkça, ceza ve kefaret ödemekle Hac sahih olmaz. Eksik kalan rüknün tamamlaması veya Hac’ın kazası gerekir
    SÜNNET: Farz ve Vacip olmayarak Peygamberimizin yaptığı ve Müslümanların da yapmasını istediği görevlerdir.
    Bir ibadetin Farzı (şart ve rüknü) olan bir görev terk edilirse o ibadet geçerli olmaz. Mesela Hacda ihrama girmek farzdır. İhrama girmeden Hac yapılsa veya Arafat vakfesi ya da ziyaret tavafı terk edilirse yapılan Hac geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.
    Vaciplerden biri terk edilirse yapılan ibadet batıl olmaz, vacibin terki ile meydana gelen eksiklik kefaret veya ceza ile telafi edilebilir. Mesela Hacda Müzdelife vakfesi vaciptir. Bu görev terk edilse Hac batıl olmaz, bu eksiklik dem ile telafi edilebilir. Hacda terk edilen bir vacip usulüne göre iade edilirse her hangi bir ceza gerekmeden telafi gerçekleşmiş olur.
    Bir ibadetin sünneti terk edilirse o ibadet batıl olmaz, sevabı eksilir.

    HACCIN MÜSTAKİL FARZLARI

    HANEFİ:
    İhrama girmek – Şart
    Arafat’ta vakfe yapmak –Rükün
    Kâbe’yi tavaf etmek –Rükün

    ŞAFİİ:
    İhrama girmek
    Arafat’ta vakfe yapmak
    Kâbe’yi tavaf etmek
    Say yapmak
    Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
    Bu rükünlerin çoğu (en az dördü) arasında tertibe uymak.
    MALİKİ-HANBELÎ:
    İhrama girmek
    Arafat’ta vakfe yapmak
    Kâbe’yi tavaf etmek
    Say yapmak.
    HACCIN MÜSTAKİL VACİPLERİ
    HANEFİ:

    Say yapmak
    Müzdelife’de vakfe yapmak
    Şeytan taşlamak
    Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
    Veda tavafı yapmak
    ŞAFİİ-HANBELÎ:
    İhrama mikattan girmek
    Cemrelere taş atmak
    Müzdelifede vakfe yapmak
    Bayramın 1, 2 ve 3. Günlerinde Mina’da gecelemek
    Veda tavafı yapmak
    MALİKİ:
    Telbiye
    Müzdelife’de gecelemek
    Tıraş olmak veya saçları kısaltmak
    Eyyam-ı teşrikte Mina’da gecelemek

    HACCIN MÜSTAKİL SÜNNETLERİ
    Kudüm tavafı
    Mekke, Arafat ve Mina’da hutbe okunması
    Arefe gecesi Mina’da gecelemek
    Bayram gecesi Müzdelife’de gecelemek
    Bayram günlerinde Mina’da kalmak (Diğer mezheplere göre vaciptir)

    İHRAMIN FARZLARI
    Niyet
    Telbiye
    Telbiye: Şafii ve Hanbelî’ye göre ihramın sünneti; Maliki’ye göre Vacibi’dir.
    İhram: Bir kimsenin, Hac veya umre ya da hem Hac hem umre yapmak niyeti ile sair zamanlarda helal olan bazı davranışları kendisine haram kılması demektir.
    İhrama Niyet: Yapılmak istenen ibadetin umre veya Hac, ya da hem Umre hem Hac olduğunun kalben belirlenmesi demektir. Niyetin dil ile ifade edilmesi müstehaptır.

    SADECE HAC İÇİN NİYET
    ARAPÇA HACCA NİYET:


    “Allah’ım! Haccetmek istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul buyur”.

    SADECE UMRE İÇİN NİYET
    ARAPÇA UMREYE NİYET:


    “Allah’ım! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul buyur”.

    HAC VE UMRE İÇİN NİYET
    ARAPÇA HAC VE UMREYE NİYET:


    “Allah’ım! Hac ve Umre yapmak istiyorum. Onları bana kolaylaştır ve kabul buyur”.

    TELBİYE
    ARAPÇA TELBİYE:

    “Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümdarlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur”.


  4. 01.Haziran.2012, 21:05
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hac mülakatı için hac ilmihali özeti

    İHRAMIN VACİPLERİ
    Mikat sınırlarını ihramlı olarak geçmek
    İhram yasaklarına uymak

    İHRAMIN SÜNNETLERİ
    İhrama girmeden önce gerekiyorsa tıraş olmak, koltuk altı ve kasık kıllarını temizlemek, tırnakları kesmek
    İhramdan önce temizlik maksadıyla gusletmek, su bulunmaz veya suyu kullanma imkanı olmazsa abdest almak. Gusletmek abdest almaktan daha faziletlidir.
    Erkeklerin, iç çamaşırlarını dâhil giysilerini, çorap ve ayakkabılarını çıkararak bürünecekleri özel ihram örtüsünün, biri vücudun belden aşağısını, diğeri ise baş hariç vücudun belden yukarısını örten iki parçadan oluşması
    İhramdan (niyet ve telbiyeden) önce vücuda güzel koku sürünmek müstehaptır. İhrama girdikten sonra kokunun ihram elbisesinden kalması ihrama zarar vermez. Elbiseye koku sürmek ise caiz değildir.
    Şafii, Hanbelî: İhrama girmeden önce ihram elbisesine koku sürmek caizdir.
    Elbiseler çıkarılıp “izar” ve “rida” ya büründükten sonra, kerahat vakti değil ise, ihrama girmeden önce iki rekât ihram namazı kılmak.
    Niyeti dil ile (sesli olarak) yapmak
    Telbiyeyi namazdan sonra yapmak
    İhramlı bulunan için her fırsatta telbiye söylemek
    Erkekler yüksek sesle telbiye getirirler, kadınlar ise telbiye sırasında seslarini yükseltmezler.
    Hac için ihrama, Hac ayları başladıktan sonra girmek

    İHRAMA GİRİLECEK YERLER
    Harem Bölgesi: Mekke ve etrafında, bitkileri koparılmamak ve hayvanları avlanmamak üzere sınırları belirlenmiş bölgeye denilir. En yakını Ten’im; en uzak olanlar ise Cirane ve Aşair’dir.
    Harem bölgesinde ikamet edenler, Hac için bulundukları yerde; Umre için Hıll bölgesine çıkarak ihrama girerler.
    Hıll Bölgesi: Harem bölgesi ile Mikat sınırları arasında kalan yerlere denilir.
    Hıll bölgesinde bulunanlar, Umre ve Hac için bulundukları yerde ihrama girerler.
    Afak Bölgesi: Mekke’nin etrafındaki Mikat denilen noktaların sınırladığı bölgenin dışında ikamet eden kimselerin kalan yerlere denir.
    Hangi maksatla olursa olsun Harem bölgesine girecek olan Afakîlerin mikat sınırlarında ihrama girmeleri gerekir. Şafii mezhebine göre Hac ve Umre dışında başka bir maksatla Harem bölgesine ihramsız olarak girilebilirse de ihramlı olarak girilmesi daha faziletlidir.
    Hanefi: Mikat sınırlarından önce ihrama girilebilir. Üç mezhep: Mikattan önce ihrama girmek mekruhtur.
    Şafii: Hac aylarından önce ihrama girilmez, girilirse bu ihram Hac için değil Umre için geçerli olur. Üç mezhep: Mekruh olmakla birlikte Hac aylarından önce de ihrama girilebilir.

    İHRAMA GİRME YERİ OLARAK BELİRLENEN BEŞ NOKTA
    Zülhüleyfe: Medinelilerin mikatıdır. 450 km.lik mesafeyle Mekke’ye en uzak mikattır. Hz. Peygamber Veda Haccı için burada ihrama girmiştir.
    Cuhfe: Türkiye, Suriye, Şam, Mısır ve Kuzey Afrikalıların mikatıdır. Mekke’ye 187 km. uzaklıktadır. Günümüzde önemini yitirmiştir.
    Karn: Necd ve Kuveyt bölgesinin mikatıdır. Mekke’ye yaklaşık 96 km. dir. Günümüzde bu mikata Seyl denilir.
    Yelemlem: Yemenlilerin mikatıdır. 54 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en yakın mikattır.
    Zat-ü Irk: Irak yönünden gelenlerin mikatıdır. Mekke’ye uzaklığı yaklaşık 94 kilometredir.

    TAVAFIN ÇEŞİTLERİ

    TAVAF: Sözlükte bir şeyin etrafına dönmek ve dolaşmak, Terim olarak ise; Hacer-i Esved’in hizasından başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmek demektir. Bu dönüşlerin her birine şavt denir.

    Hükmü itibarıyla Tavafın çeşitleri:
    1-Farz, 2-Vacip, 3-Sünnet, 4-Nafile

    Uygulaması itibarıyla Tavafın çeşitleri:
    Kudüm Tavafı: İfrad Haccı yapanların Mekke’ye vardıklarında yaptıkları ilk tavaftır. Bu tavafın yapılması sünnettir. Mekkeliler ile Hıll ve Harem bölgelerinde ikamet edenler, Kudüm tavafı yapmazlar
    Kudüm tavafı, Hac ihramına girdikten sonra ve Arafat vakfesinden önce yapılır
    Ziyaret Tavafı: Haccın rüknüdür.
    Ziyaret tavafın geçerli olmasının şartları
    Arafat vakfesinin yapılmış olması
    Belirli vaktinde yapılması
    Ziyaret tavafın vakti
    Kurban bayramın ilk günü fecr-i sadığın doğması ile başlar. Daha önce yapılması halinde geçerli olmaz.
    Şafii, Hanbelî: Zilhicce ayının dokuzunu onuna bağlayan gecenin yarısından itibaren yapılabilir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Ziyaret tavafının bayramın ilk üç günü içinde yapılması sünnettir. Ömrün sonuna kadar her hangi bir vakitte de yapılabilir. Ancak mazeretsiz olarak üçüncü günden sonraya bırakılması mekruhtur.
    Ebu Hanife: Farz tavafın, bayramın ilk üç gününde yapılması vaciptir. Bu günlerde yapılamayan farz tavaf daha sonra yapılabilir, ancak vacip terk edildiği için dem gerekir.
    Veda Tavafı: Afakî hacıların Mekke’den ayrılmadan yapmaları gereken son tavafa veda veya sader (ayrılma) tavaf denir.
    Veda tavafı, Hac menasikinin tamamlanmasından sonra yapılır.
    Veda tavafı, Haccın asli vaciplerinden biridir.
    İmam Malik: Veda tavafı sünnettir.
    Umre Tavafı: Bütün mezheplere göre umrenin farzlarından biridir. Umre tavafın vakti, umre ihramına girilmesinden sonra başlar. Son vakti için bir sınır yoktur. Umre ihramında iken her hangi bir vakitte yapılabilir.
    Nezir tavafı: Kâbe’yi tavaf etmeyi adayan kimsenin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Nezre dilen tavaf belli bir zaman ile kayıtlanmış ise bu kayda uyulması gerekir.
    Nafile Tavaf: Mekke’de bulunulan süre içinde farz ve vacip tavaflar dışında yapılan tavaflara nafile (tatavvu) tavaf denir. Mekkeli olmayanların Mekke’de bulundukları sürece nafile umre yerine nafile tavaf yapmayı tercih etmeleri uygun olur.
    Tahiyyetü’l- Mescid Tavafı: Kudüm, Ziyaret, Umre, Veda ve Nezir tavafı yapmak durumunda olmayan kimselerin Mescid-i Haram’a her gittiklerinde Tahiyyetü’l- Mescid Tavafı yapmaları müstehaptır. Yukarıda sayılan tavaflardan birinin yapılması halinde bu tavaf, Tahiyyetü’l- Mescid Tavafı yerine de geçer.

    TAVAFIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Niyet
    Tavafı belirlenen vakitte yapmak
    Tavafı Kâbe’nin çevresinde ve Mescid-i Haramın içinde yapmak
    Tavafın en az dört şavtını yapmak
    Tavafın ilk dört şavtı farz, tavafı yedi şavta tamamlamak vaciptir. Dört şavtı yapan kimsenin tavafı geçerli olur, eksik kalan şavtlar usulüne uygun olarak telafi edilirse her hangi bir caza gerekmez.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tavafı yedi şavta tamamlamak farzdır. Be mezheplere göre bir şavtın eksik bırakılması durumunda tavaf geçerli olmaz ve bunun ceza ile telafisi de mümkün değildir. Eksik kalan şavtın tamamlanması gerekir.

    TAVAFIN VACİPLERİ
    Tavafı abdestli yapmak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tavaf eden kimsenin cünüp, adetli ve loğusa olmaması ve abdestli bulunması tavafın vacibi değil tavafın geçerli olmasının şartıdır.
    Tavafı avret mahalli örtülü olarak yapmak
    Teyamün. Teyamün, sağdan yapmak demektir. Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe Ka’benin sağ tarafı kabul edilir. Dolayısıyla tavaf, Ka’benin sağından, sol omuz Ka’beye dönük olarak yapılır.
    Tavafın ilk şavtını Hacer-i Esved’n hizasını geçmeden başlamak
    Tavafı yürüyerek yapmak
    Şafii: Tavafı yürüyerek yapılması vacip değil tavafın sünnetidir.
    Tavafı Hatimin dışında yapmak
    Tavafı yedi şavta tamamlamak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tavafın yedi şavta tamamlanması farzdır.
    Tavaf Namazı kılmak
    Maliki: Tavaf namazını kılmayan kimseye dem gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Tavaf namazı kılmak sünnettir.
    Tavaf namazı kılmadan iki tavafı peş peşe yapmak Hanefi ve Maliki’ye göre mekruhtur. Şafii ve Hanbelî’ye göre de bunun bir sakıncası yoktur

    TAVAFIN SÜNNETLERİ
    Tavafa başlarken Hacer-i Esved veya hizasına “Rükni Yemani” tarafından gelmek ve Hacer-i Esvedin hizasında tavafa başlamak
    Tavafın başlangıcında ve her şavtın sonunda Hacer-i Esved’i istilam etmek
    Remel yapmak. Remel, koşmaksızın çalımlı ve süratli bir şekilde yürümektir.
    Iztıba yapmak. Iztıba, omuzlara alınan rida’nın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atıp sağ omuzu ve sağ kolu açık bırakmak demektir.
    Tavafı mümkün oldukça Kâbe’nin yakınında yapmak
    Müvalat
    Maliki, Hanbelî: Tavafın şavtlarını peş peşe yapmak vaciptir.
    Dua etmek
    Tavafı huşu ile yapmak
    Tavaftan sonra zemzem içmek
    Vücutta, elbisede ve Metafta necaset bulunmaması. Diğer mezheplere göre şarttır.

    SA’Y
    Sa’y kelimesi sözlükte; İş yapmak, yürümek ve koşmak anlamlarına geliyor.
    Bir fıkıh terimi olarak Sa’y; Hac veya Umre için yapılan bir tavaftan sonra, Mescid-i Haram’ın doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlayarak dört kere gidip üç kere gelmek.
    Sa’y, Haccın asli vacibidir. Meşru bir mazereti olmadan terk edilirse dem gerekir. Meşru bir mazeret sebebiyle terk edilirse bir şey gerekmez.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sa’y etmek Haccın ve Umrenin rükünlerinden biridir. Sa’y yapılmazsa Hac ve umre geçerli olmaz.
    SA’YİN FARZLARI
    Hac Sa’yini, ihrama girdikten sonra yapmak
    Hac Sa’yini, Hac ayları girdikten sonra yapmak
    Geçerli bir tavaftan sonra yapmak
    Sa’yi Safa ve Merve tepeleri arasında yapmak
    Sa’ye Safa tepesinden başlayıp Merve tepesinde bitirmek
    Sa’yin en az dört şavtını yapmak
    Sa’yin ilk dört şavtını yapmak rükün, yediye tamamlamak ise vaciptir. Bir şeyin yarısından fazlası o şeyin tamamı hükmündedir. Bu itibarla en az dört şavt yapan kimse Sa’yi yapmış sayılır. Geri kalan şavtlar yapılmazsa her şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir. Sa’y bütünüyle terk edilirse dem gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sa’yi yedi şavta tamamlamak rükündür.

    SA’YİN VACİPLERİ
    Gücü yeten kimsenin Sa’yi yürüyerek yapması
    Gücü yettiği halde Sa’yi tekerlekli sandalye ile yapmak dem gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Sa’yi yürüyerek yapmak sünnettir.
    Sa’yi yedi şavta tamamlamak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sa’yi yedi şavta tamamlamak rükündür. Bir şavtı eksik olsa bile Sa’y geçerli olmaz.
    Umre’nin Sa’yini ihramlı olarak yapmak
    Safa ile Merve arasındaki mesafenin tamamını yürümek

    SA’YİN SÜNNETLERİ
    Sa’yi, tavafı yaptıktan ve tavaf namazını kıldıktan sonra ara vermeden yapmak
    Sa’yi abdestli olarak yapmak
    Elbisede ve bedende namaza mani pislik bulunmaması
    Hacer-i Esved’i istilam ettikten sonra Safa tepesine doğru ilerlemek
    Safa ve Merve tepelerine çıkıldığında Kâbe’ye yönelerek Tekbir, Tehlil ve Salâvat getirmek ve dua etmek
    Sa’yin her şavtında Kâbe’yi görebilecek şekilde Safa ve Merve tepeleri üzerine çıkmak
    Her şavtta, Safa ile Merve arasındaki iki yeşil ışık arasında hervele yapmak. Kadınlar hervele yapmazlar
    Sa’y sırasında Tekbir, Tehlil ve Dua ile meşgul olmak
    Sa’yin şavtlarını peş peşe yapmak
    Maliki: şavtları peş peşe yapmak Sa’yin geçerlilik şartıdır. Bu uyulmadan yapılan Sa’yin iade edilmesi gerekir.

    UMRE SA’Yİ NİYETİ
    ARAPÇA UMRE SA’YINA NİYET:

    “Allah’ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak umrenin Sa’yini yapmaya niyet ediyorum”.
    HAC SA’Yİ NİYETİ
    ARAPÇA HAC SA’YINA NİYET:

    “Allah’ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak Haccın Sa’yini yapmaya niyet ediyorum”.


  5. 01.Haziran.2012, 21:05
    3
    Moderatör
    İHRAMIN VACİPLERİ
    Mikat sınırlarını ihramlı olarak geçmek
    İhram yasaklarına uymak

    İHRAMIN SÜNNETLERİ
    İhrama girmeden önce gerekiyorsa tıraş olmak, koltuk altı ve kasık kıllarını temizlemek, tırnakları kesmek
    İhramdan önce temizlik maksadıyla gusletmek, su bulunmaz veya suyu kullanma imkanı olmazsa abdest almak. Gusletmek abdest almaktan daha faziletlidir.
    Erkeklerin, iç çamaşırlarını dâhil giysilerini, çorap ve ayakkabılarını çıkararak bürünecekleri özel ihram örtüsünün, biri vücudun belden aşağısını, diğeri ise baş hariç vücudun belden yukarısını örten iki parçadan oluşması
    İhramdan (niyet ve telbiyeden) önce vücuda güzel koku sürünmek müstehaptır. İhrama girdikten sonra kokunun ihram elbisesinden kalması ihrama zarar vermez. Elbiseye koku sürmek ise caiz değildir.
    Şafii, Hanbelî: İhrama girmeden önce ihram elbisesine koku sürmek caizdir.
    Elbiseler çıkarılıp “izar” ve “rida” ya büründükten sonra, kerahat vakti değil ise, ihrama girmeden önce iki rekât ihram namazı kılmak.
    Niyeti dil ile (sesli olarak) yapmak
    Telbiyeyi namazdan sonra yapmak
    İhramlı bulunan için her fırsatta telbiye söylemek
    Erkekler yüksek sesle telbiye getirirler, kadınlar ise telbiye sırasında seslarini yükseltmezler.
    Hac için ihrama, Hac ayları başladıktan sonra girmek

    İHRAMA GİRİLECEK YERLER
    Harem Bölgesi: Mekke ve etrafında, bitkileri koparılmamak ve hayvanları avlanmamak üzere sınırları belirlenmiş bölgeye denilir. En yakını Ten’im; en uzak olanlar ise Cirane ve Aşair’dir.
    Harem bölgesinde ikamet edenler, Hac için bulundukları yerde; Umre için Hıll bölgesine çıkarak ihrama girerler.
    Hıll Bölgesi: Harem bölgesi ile Mikat sınırları arasında kalan yerlere denilir.
    Hıll bölgesinde bulunanlar, Umre ve Hac için bulundukları yerde ihrama girerler.
    Afak Bölgesi: Mekke’nin etrafındaki Mikat denilen noktaların sınırladığı bölgenin dışında ikamet eden kimselerin kalan yerlere denir.
    Hangi maksatla olursa olsun Harem bölgesine girecek olan Afakîlerin mikat sınırlarında ihrama girmeleri gerekir. Şafii mezhebine göre Hac ve Umre dışında başka bir maksatla Harem bölgesine ihramsız olarak girilebilirse de ihramlı olarak girilmesi daha faziletlidir.
    Hanefi: Mikat sınırlarından önce ihrama girilebilir. Üç mezhep: Mikattan önce ihrama girmek mekruhtur.
    Şafii: Hac aylarından önce ihrama girilmez, girilirse bu ihram Hac için değil Umre için geçerli olur. Üç mezhep: Mekruh olmakla birlikte Hac aylarından önce de ihrama girilebilir.

    İHRAMA GİRME YERİ OLARAK BELİRLENEN BEŞ NOKTA
    Zülhüleyfe: Medinelilerin mikatıdır. 450 km.lik mesafeyle Mekke’ye en uzak mikattır. Hz. Peygamber Veda Haccı için burada ihrama girmiştir.
    Cuhfe: Türkiye, Suriye, Şam, Mısır ve Kuzey Afrikalıların mikatıdır. Mekke’ye 187 km. uzaklıktadır. Günümüzde önemini yitirmiştir.
    Karn: Necd ve Kuveyt bölgesinin mikatıdır. Mekke’ye yaklaşık 96 km. dir. Günümüzde bu mikata Seyl denilir.
    Yelemlem: Yemenlilerin mikatıdır. 54 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en yakın mikattır.
    Zat-ü Irk: Irak yönünden gelenlerin mikatıdır. Mekke’ye uzaklığı yaklaşık 94 kilometredir.

    TAVAFIN ÇEŞİTLERİ

    TAVAF: Sözlükte bir şeyin etrafına dönmek ve dolaşmak, Terim olarak ise; Hacer-i Esved’in hizasından başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmek demektir. Bu dönüşlerin her birine şavt denir.

    Hükmü itibarıyla Tavafın çeşitleri:
    1-Farz, 2-Vacip, 3-Sünnet, 4-Nafile

    Uygulaması itibarıyla Tavafın çeşitleri:
    Kudüm Tavafı: İfrad Haccı yapanların Mekke’ye vardıklarında yaptıkları ilk tavaftır. Bu tavafın yapılması sünnettir. Mekkeliler ile Hıll ve Harem bölgelerinde ikamet edenler, Kudüm tavafı yapmazlar
    Kudüm tavafı, Hac ihramına girdikten sonra ve Arafat vakfesinden önce yapılır
    Ziyaret Tavafı: Haccın rüknüdür.
    Ziyaret tavafın geçerli olmasının şartları
    Arafat vakfesinin yapılmış olması
    Belirli vaktinde yapılması
    Ziyaret tavafın vakti
    Kurban bayramın ilk günü fecr-i sadığın doğması ile başlar. Daha önce yapılması halinde geçerli olmaz.
    Şafii, Hanbelî: Zilhicce ayının dokuzunu onuna bağlayan gecenin yarısından itibaren yapılabilir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Ziyaret tavafının bayramın ilk üç günü içinde yapılması sünnettir. Ömrün sonuna kadar her hangi bir vakitte de yapılabilir. Ancak mazeretsiz olarak üçüncü günden sonraya bırakılması mekruhtur.
    Ebu Hanife: Farz tavafın, bayramın ilk üç gününde yapılması vaciptir. Bu günlerde yapılamayan farz tavaf daha sonra yapılabilir, ancak vacip terk edildiği için dem gerekir.
    Veda Tavafı: Afakî hacıların Mekke’den ayrılmadan yapmaları gereken son tavafa veda veya sader (ayrılma) tavaf denir.
    Veda tavafı, Hac menasikinin tamamlanmasından sonra yapılır.
    Veda tavafı, Haccın asli vaciplerinden biridir.
    İmam Malik: Veda tavafı sünnettir.
    Umre Tavafı: Bütün mezheplere göre umrenin farzlarından biridir. Umre tavafın vakti, umre ihramına girilmesinden sonra başlar. Son vakti için bir sınır yoktur. Umre ihramında iken her hangi bir vakitte yapılabilir.
    Nezir tavafı: Kâbe’yi tavaf etmeyi adayan kimsenin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Nezre dilen tavaf belli bir zaman ile kayıtlanmış ise bu kayda uyulması gerekir.
    Nafile Tavaf: Mekke’de bulunulan süre içinde farz ve vacip tavaflar dışında yapılan tavaflara nafile (tatavvu) tavaf denir. Mekkeli olmayanların Mekke’de bulundukları sürece nafile umre yerine nafile tavaf yapmayı tercih etmeleri uygun olur.
    Tahiyyetü’l- Mescid Tavafı: Kudüm, Ziyaret, Umre, Veda ve Nezir tavafı yapmak durumunda olmayan kimselerin Mescid-i Haram’a her gittiklerinde Tahiyyetü’l- Mescid Tavafı yapmaları müstehaptır. Yukarıda sayılan tavaflardan birinin yapılması halinde bu tavaf, Tahiyyetü’l- Mescid Tavafı yerine de geçer.

    TAVAFIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Niyet
    Tavafı belirlenen vakitte yapmak
    Tavafı Kâbe’nin çevresinde ve Mescid-i Haramın içinde yapmak
    Tavafın en az dört şavtını yapmak
    Tavafın ilk dört şavtı farz, tavafı yedi şavta tamamlamak vaciptir. Dört şavtı yapan kimsenin tavafı geçerli olur, eksik kalan şavtlar usulüne uygun olarak telafi edilirse her hangi bir caza gerekmez.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tavafı yedi şavta tamamlamak farzdır. Be mezheplere göre bir şavtın eksik bırakılması durumunda tavaf geçerli olmaz ve bunun ceza ile telafisi de mümkün değildir. Eksik kalan şavtın tamamlanması gerekir.

    TAVAFIN VACİPLERİ
    Tavafı abdestli yapmak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tavaf eden kimsenin cünüp, adetli ve loğusa olmaması ve abdestli bulunması tavafın vacibi değil tavafın geçerli olmasının şartıdır.
    Tavafı avret mahalli örtülü olarak yapmak
    Teyamün. Teyamün, sağdan yapmak demektir. Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe Ka’benin sağ tarafı kabul edilir. Dolayısıyla tavaf, Ka’benin sağından, sol omuz Ka’beye dönük olarak yapılır.
    Tavafın ilk şavtını Hacer-i Esved’n hizasını geçmeden başlamak
    Tavafı yürüyerek yapmak
    Şafii: Tavafı yürüyerek yapılması vacip değil tavafın sünnetidir.
    Tavafı Hatimin dışında yapmak
    Tavafı yedi şavta tamamlamak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tavafın yedi şavta tamamlanması farzdır.
    Tavaf Namazı kılmak
    Maliki: Tavaf namazını kılmayan kimseye dem gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Tavaf namazı kılmak sünnettir.
    Tavaf namazı kılmadan iki tavafı peş peşe yapmak Hanefi ve Maliki’ye göre mekruhtur. Şafii ve Hanbelî’ye göre de bunun bir sakıncası yoktur

    TAVAFIN SÜNNETLERİ
    Tavafa başlarken Hacer-i Esved veya hizasına “Rükni Yemani” tarafından gelmek ve Hacer-i Esvedin hizasında tavafa başlamak
    Tavafın başlangıcında ve her şavtın sonunda Hacer-i Esved’i istilam etmek
    Remel yapmak. Remel, koşmaksızın çalımlı ve süratli bir şekilde yürümektir.
    Iztıba yapmak. Iztıba, omuzlara alınan rida’nın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atıp sağ omuzu ve sağ kolu açık bırakmak demektir.
    Tavafı mümkün oldukça Kâbe’nin yakınında yapmak
    Müvalat
    Maliki, Hanbelî: Tavafın şavtlarını peş peşe yapmak vaciptir.
    Dua etmek
    Tavafı huşu ile yapmak
    Tavaftan sonra zemzem içmek
    Vücutta, elbisede ve Metafta necaset bulunmaması. Diğer mezheplere göre şarttır.

    SA’Y
    Sa’y kelimesi sözlükte; İş yapmak, yürümek ve koşmak anlamlarına geliyor.
    Bir fıkıh terimi olarak Sa’y; Hac veya Umre için yapılan bir tavaftan sonra, Mescid-i Haram’ın doğu tarafında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlayarak dört kere gidip üç kere gelmek.
    Sa’y, Haccın asli vacibidir. Meşru bir mazereti olmadan terk edilirse dem gerekir. Meşru bir mazeret sebebiyle terk edilirse bir şey gerekmez.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sa’y etmek Haccın ve Umrenin rükünlerinden biridir. Sa’y yapılmazsa Hac ve umre geçerli olmaz.
    SA’YİN FARZLARI
    Hac Sa’yini, ihrama girdikten sonra yapmak
    Hac Sa’yini, Hac ayları girdikten sonra yapmak
    Geçerli bir tavaftan sonra yapmak
    Sa’yi Safa ve Merve tepeleri arasında yapmak
    Sa’ye Safa tepesinden başlayıp Merve tepesinde bitirmek
    Sa’yin en az dört şavtını yapmak
    Sa’yin ilk dört şavtını yapmak rükün, yediye tamamlamak ise vaciptir. Bir şeyin yarısından fazlası o şeyin tamamı hükmündedir. Bu itibarla en az dört şavt yapan kimse Sa’yi yapmış sayılır. Geri kalan şavtlar yapılmazsa her şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir. Sa’y bütünüyle terk edilirse dem gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sa’yi yedi şavta tamamlamak rükündür.

    SA’YİN VACİPLERİ
    Gücü yeten kimsenin Sa’yi yürüyerek yapması
    Gücü yettiği halde Sa’yi tekerlekli sandalye ile yapmak dem gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Sa’yi yürüyerek yapmak sünnettir.
    Sa’yi yedi şavta tamamlamak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sa’yi yedi şavta tamamlamak rükündür. Bir şavtı eksik olsa bile Sa’y geçerli olmaz.
    Umre’nin Sa’yini ihramlı olarak yapmak
    Safa ile Merve arasındaki mesafenin tamamını yürümek

    SA’YİN SÜNNETLERİ
    Sa’yi, tavafı yaptıktan ve tavaf namazını kıldıktan sonra ara vermeden yapmak
    Sa’yi abdestli olarak yapmak
    Elbisede ve bedende namaza mani pislik bulunmaması
    Hacer-i Esved’i istilam ettikten sonra Safa tepesine doğru ilerlemek
    Safa ve Merve tepelerine çıkıldığında Kâbe’ye yönelerek Tekbir, Tehlil ve Salâvat getirmek ve dua etmek
    Sa’yin her şavtında Kâbe’yi görebilecek şekilde Safa ve Merve tepeleri üzerine çıkmak
    Her şavtta, Safa ile Merve arasındaki iki yeşil ışık arasında hervele yapmak. Kadınlar hervele yapmazlar
    Sa’y sırasında Tekbir, Tehlil ve Dua ile meşgul olmak
    Sa’yin şavtlarını peş peşe yapmak
    Maliki: şavtları peş peşe yapmak Sa’yin geçerlilik şartıdır. Bu uyulmadan yapılan Sa’yin iade edilmesi gerekir.

    UMRE SA’Yİ NİYETİ
    ARAPÇA UMRE SA’YINA NİYET:

    “Allah’ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak umrenin Sa’yini yapmaya niyet ediyorum”.
    HAC SA’Yİ NİYETİ
    ARAPÇA HAC SA’YINA NİYET:

    “Allah’ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak Haccın Sa’yini yapmaya niyet ediyorum”.


  6. 01.Haziran.2012, 21:05
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hac mülakatı için hac ilmihali özeti

    ARAFAT VAKFESİ
    Arafat, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde düz bir alanın adıdır. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir.
    Arafat, Hıll bölgesinde Harem sınırları dışında kalır. Harem sınırı ile Arafat arasında Urene vadisi, Arafat’ın ortasında Cebel-i Rahme (Rahmet dağı), batısında Nemire Mescidi vardır.
    Haccın asli rüknü olan vakfe, Arafat’ta yapılır.
    Vakfe sözlükte: Belirli bir yerde bir süre kalmak. Terim olarak: Hac yapma niyetiyle ihrama girmiş olan bir kimsenin Zilhicce ayının 9. Günü zevalden sonra Arafat’ta bir müddet kalmaktır.

    ARAFAT VAKFESİNİN RÜKNÜ
    Arafat sınırları içerisinde belirlenen zaman diliminde kısa bir süre bulunmaktır

    ARAFAT VAKFESİNİN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Hac için ihrama girmiş olmak
    Vakfeyi Arefe günü güneşin zeval noktasına gelmesinden Kurban Bayramın 1.günü fecr-i sadığa kadar olan süre içinde yapmak
    Hanbelî: Vakfe, Arefe günü fecr-i sadıktan bayramın birinci günü fecr-i sadığa kadar yapılabilir.
    Vakfeyi Arafat’ta yapmak Arafat sınırları dışında yapılan vakfe geçerli olmaz.

    ARAFAT VAKFESİNİN VACİBİ

    Arefe günü gündüz Arafat’ta çıkmış olanların güneş batıncaya kadar Arafat’ta beklemeleri vaciptir.

    ARAFAT VAKFESİNİN YAPILACAĞI YER
    Urene vadisi hariç Arafat’ın her tarafı vakfe yeridir.

    VAKFENİN YAPILACAĞI ZAMAN
    Arefe günü (9 Zilhicce) güneşin zevalinden sonra başlar, Kurban bayramının 1. Günü (10 Zilhicce) fecr-i sadığa kadar devam eder.
    Hanbelî: Arefe günü fecr-i sadıkla başlar, Bayramın 1. Günü fecr-i sadıkla sona erer.
    Maliki: Arefeyi Bayrama bağlayan gece vaktidir. Az da olsa Arafat’ta geceleyin vakfe yapmayan kimse Arafat vakfesi yapmamış sayılır.

    ARAFAT VAKFESİNİN SÜNNETLERİ
    Arefe günü sabahı güneş doğduktan sonra Mina’dan Arafat’ta hareket etmek
    Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak
    Mümkünse vakfe için gusletmek
    Öğle Namazı öncesinde Nemire Mescidi’nde Hutbe okunması
    Oruçlu olmamak
    Vakfe esnasında abdestli ve kıbleye yönelik bulunmak
    Mümkün olduğu kadar vakfeyi Cebelü’r-Rahme denilen tepenin yakınında yapmak
    Öğle vakti olunca öğle ve ikindi namazlarını birleştirerek kılmak (Cem’i Takdim)
    Vakfeyi, Cem’i Takdim ile kılınan namazdan sonra yapmak
    Gün boyunca, Kur’an okumak, Telbiye, Zikir, Tehlil, Tekbir, Tespih, Dua ve İstiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak.

    MÜZDELİFE VAKFESİ
    Müzdelife: Arafat ile Mina arasında Harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN RÜKNÜ
    Müzdelife sınırları içerisinde belirlenen zaman diliminde kısa bir süre bulunmak ve buradan geçmek.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Hac için ihramlı olmak
    Arafat vakfesini yapmış olmak
    Vakfeyi Müzdelife sınırları içinde yapmak
    Vakfeyi belirli zaman içinde yapmak
    Müzdelife vakfenin zamanı, Bayramın 1. Günü fecr-i sadıktan güneşin doğmasına kadar olan süredir.
    Şafii, Hanbelî: Arefe gününü Bayrama bağlayan gecenin yarısından güneşin doğmasına kadar geçen süredir.
    Maliki: Arefe günü akşamı güneşin batışından Bayram sabahı güneşin doğmasına kadar olan süredir.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN VACİBLERİ

    Ebu Hanife, İmam Muhammed: Müzdelife’de Akşam ve yatsı namazlarını ister münferit ister cemaatle olsun, yatsı vakti içinde Cem-i tehir ile kılmak vaciptir.
    Ebu Yusuf, Şafii, Maliki, Hanbelî: Akşam ile yatsı namazları Cem-i tehir ile kılmak sünnettir.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN SÜNNETLERİ
    Arefe gününü Bayram gününe bağlayan geceyi burada geçirmek
    Vakfeyi Kuzeh dağı üzerindeki Meş’ari Haram civarında yapmak
    Sabah namazını erkence kılmak
    Sabah namazından sonra Telbiye, Tekbir, Tehlil, Zikir, Dua ve İstiğfar ile vakfeyi ortalık aydınlanıncaya kadar sürdürmek
    Ortalık iyice aydınlandıktan sonra güneş doğmadan Mina’ya hareket etmek.

    MİNA’DA YAPILAN GÖREVLER
    Remy-i cimar
    Hedy
    Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
    Mina: Müzdelife ile Mekke arasında Harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır.
    Kurban Bayramı günleri (Zilhicce 10, 11, 12 ve 13) Mina’da şeytan taşlama, Kurban kesme ve tıraş olmak üzere 3 görev ifa edilir.
    Fecr-i sadık’a kadar veya gecenin çoğunu Müzdelife’de geçirmek Hanefilere göre sünnet; Şafii ve Hanbelîlere göre vacip; Malikilere göre gecenin herhangi bir saatinde kısa bir sürede olsa bulunmak vacip, fecr-i sadık’a kadar gecelemek ise sünnettir.

    REMY-İ CİMAR
    Sözlükte Küçük taşlar atmak anlamına gelen “remy-i cimar” , bir Hac terimi olarak “Cemerat” diye adlandırılan belli yerlere belli zamanda ve belli sayıda taş atmak demektir.
    Şeytan taşlama vazifesi, Mina’da Kurban bayramı günlerinde ifa edilir. Şeytan taşlama ittifakla haccın asli vaciplerinden biridir. Bu görevin terk edilmesi dem gerektirir.
    Şeytan taşlama günlerinde Mina’da gecelemek sünnettir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Kurban bayramı günlerinden gecenin yarıdan çoğunu Mina’da geçirmek vaciptir. Mazeretsiz olarak bu görevin terki dem gerektirir.

    CEMERAT DİYE ANILAN ÜÇ YER
    Cemre-i Suğra (Küçük Cemre): Mescid-i Hayf tarafındadır. Bu Cemreye halk arasında “Küçük Şeytan” denir
    Cemre-i Vusta (Orta Cemre): Mekke cihetinde Küçük Cemreden sonra 150 m. Mesafede yer alır. Bu Cemreye halk arasında “Orta Şeytan” denir.
    Cemre-i Akabe (Büyük Cemre): Mina’nın Mekke istikametindeki sınırında yer alır. Bu Cemreye halk arasında “Büyük Şeytan” denir.

    BAYRAMIN BİRİNCİ GÜNÜ

    Büyük şeytan denilen Akabe Cemresine yedi taş atılır. Bu taşların atılma zamanı; Hanefi, Maliki: Fecr-i sadıktan itibaren başlar, ikinci gün, fecr-i sadığa kadar devam eder, bu zaman diliminde taşlar atılmazsa dem gerekir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed: Vaktinden atılamayan taşlar, bayram sonuna kadar kaza şeklinden atılabilir ve bundan dolayı ceza da gerekmez.
    Şafii, Hanbelî: Akabe Cemresine taş atma Arefe gününü birinci gününe bağlayan gece yarısından itibaren başlar, Bayramın dördüncü günü güneşin batmasına kadar devam eder. Bu günde atılması gereken taşlar Bayramın dördüncü günü güneş batımına kadar atılsa caiz olur, her hangi bir ceza da gerekmez.
    Cemre’yi Akabe’ye ilk taşın atılmasıyla telbiyeye son verilir.
    Temettu ve Kıran Haccı yapan kimse, Bayramın birinci günü Akabe Cemresi’ne taş attıktan sonra Kurbanını keser veya vekâleten kestirir. Tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece birinci “Tehallül” gerçekleşir. Bundan sonra “cinsel ilişki” dışındaki bütün ihram yasakları sona erer. Bundan sonra Mescid’i Haram’a gidip ziyaret tavafını yapar. Böylece “ikinci Tehallül” de gerçekleşmiş ve ihramla ilgili bütün yasaklar kalkmış olur.

    BAYRAMIN İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ GÜNLERİ
    Bayramın ikinci ve üçüncü günleri cemrelere taş atma zamanı, zevalden sonra başlar, fecr-i sadığa kadar devam eder. Öğle vaktinden önce ve fecr-i sadıktan sonra atıla taşlar geçerli olmaz. Öğleden sonra atılması gereken bu taşlar atılmaz ve Kurban bayramının 4. Günü güneş batıncaya kadar kaza da edilmezse dem gerekir.
    Bayramın ikinci ve üçüncü günü sırasıyla küçük, orta ve büyük Şeytana yedişer taş atılar. Bu sıraya uyulmaması durumunda her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sıraya uyulması vaciptir. Bu mezheplere göre sıraya uyulmadığı takdirde dem gerekir.

    BAYRAMIN DÖRDÜNCÜ GÜNÜ
    Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimseler bugünün taşlarını atmakla yükümlü değillerdir.
    Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimsenin, üçüncü günün taşlarını attıktan sonra fecr-i sadıktan önce Mina’dan ayrılması gerekir. Belirlenen zamanda ayrılmazsa dördüncü günün taşlarını da atması gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimsenin üçüncü günü güneşin batmasından önce Mina’dan ayrılması gerekir.
    Bayramın üçüncü günü Mina’dan ayrılmaya “Nefr-i Evvel” denir.
    Dördüncü günün taşlarını atma zamanı, zevalden sonra başlar güneşin batmasıyla sona erer.
    Bu günün taşları da önce küçük, sonra orta ve daha sonra da büyük şeytana olmak üzere yedişer taş atılır.

    CEMRELERE ATILAN TAŞLARIN SAYISI
    Şeytan taşlamada; 1. Gün Akabe Cemre’sine 7,
    2. Gün, küçük, orta ve büyük Cemrelere yedişerden 21,
    3. Gün, küçük, orta ve büyük Cemrelere yedişerden 21,
    4. Gün, küçük, orta ve büyük Cemrelere yedişerden 21, olmak üzere toplam 70 taş atılır.

    ATILMAYAN TAŞLARIN KAZASI
    Taşlar, her gün için belirlenen zamanda atılmazsa ertesi günü veya en geç dördüncü gün güneş batımından önce atılmalıdır, aksi takdirde dem gerekir.
    Sadece Ebu Hanife’ ye göre her gün atılması gereken taşlar zamanında atılmazsa daha sonra kaza edilmez. Zamanında atılmadığı için dem gerekir.

    ŞEYTAN TAŞLAMANIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI

    Atılan taşları, dikili sütunlara isabet ettirmek veya yakınlarına düşürmek
    Taşları, cemrelere el ile fırlatarak atmak
    Taşın, atılması gereken yerde atanın fiili sonucunda ulaşmış olması
    Taşların her birini ayrı ayrı atmak
    Meşru mazereti bulunmayan kimselerin, taşları bizzat kendilerin atması
    Atılan şeyin, taş veya taş hükmünde olması
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Atılan şey mutlaka taş olmalıdır.
    Taşların, belirlenen vakitler içinde atılması
    Atılması gereken taşların tamamını veya en az dördünü atmak

    ŞEYTAN TAŞLAMANIN SÜNNETLERİ

    Tertibe uymak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tertibe uymak vaciptir. Tertibe uymayanların taşlarını yeniden atması gerekir. Atmadıkları takdirde dem gerekir.
    Akabe cemresine atılacak taşları Müzdelife’de toplamak
    Mina’ya varır varmaz ilk iş olarak cemreyi taşlamak
    Akabe cemresine ilk taşı atmakla birlikte telbiyeye son vermek
    Taşları atarken bu duayı okumak:
    “Allah’ın adıyla… Allah en büyüktür, şeytan ve taifesini kastederek taş atıyorum”.
    Yedi taşı peş peşe atmak
    Küçük ve orta cemreleri taşladıktan sonra uygun bir yerde kıbleye yönelerek dua etmek
    Atılan taşların nohut tanesi büyüklüğünde olması
    Atılacak taşların temiz olması
    Taşları sağ elin işaret ve başparmaklarının ucuyla tutup atmak
    Taşlama yaparken sağ eli, başın hizasını geçmeyecek kadar kaldırmak
    Bayramın 1.günü Akabe cemresine kuşluk vaktinde atmak.

    ŞEYTAN TAŞLAMANIN MEKRUHLARI

    Cemre mahallinde taş alıp atmak
    Belirlenenden fazla sayıda taş atmak
    Cemrelere nohut tanesinden büyük taş, terlik, şemsiye ve benzeri şeyleri atmak
    Taşları fırlatmaksızın elle bırakmak
    Temiz olmayan taşları atmak
    Büyük taş parçalarını kırarak atmak
    Cemerat arasında tertibe uymamak (Şafii, Maliki, Hanbelî: Tertibe uymak vaciptir. Uyulmazsa yeniden atılması gerekir. Atılmazsa dem gerekir).

    HEDY
    Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen kurbanlara “Hedy” denir.
    Kurban Bayramı günlerinde kesilen, Hac ve Umre ile ilgili olmayan kurbanlara ise “Udhiyye” denir.
    Koyun kesmek, sığır veya devenin yedide birine ortak olmaktan daha faziletlidir.
    Hac ve Umre ile ilgili olarak kesilen koyun ve keçiye “dem” , sığır ve deveye “bedene” denir.

    HEDYİN ÇEŞİTLERİ
    VACİP OLAN HEDY
    Temettu ve Kıran Hedyi: Temettu ve Kıran Haccı yapan kimselerin kesmekle yükümlü olduğu kurbandır.
    Ceza Hedyi: Hac ve Umrenin vaciplerinden birinin terki veya bazı ihram yasaklarına uyulmaması sebebiyle kesilmesi vacip olan kurban denir.
    İhsar Hedyi: Hac veya Umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra bazı sebeplerle Arafat vakfesi, Ziyaret tavafı veya Umre tavafı yapma imkânı elde edemeyen kimsenin kesmesi vacip olan kurbandır.
    Fevat Hedyi: Hac ihramına giren kimsenin, Arafat vakfesini yapamadığı için Haccı kaçırması sebebiyle kesmesi vacip olan kurbandır.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Hac yapmak üzere ihrama giren kimse, Arafat vakfesini yapamazsa, umre yaparak ihramdan çıkar. Bu Hac; ister farz, ister vacip, ister nafile olsun, ertesi sene kaza edilir. Kaza edilirken bir de fevat kurbanı kesilir.
    Hanefi: Bu Hac kaza edilirken dem gerekmez.
    Adak Hedyi: Haram bölgesinde kesilmek üzere adanan kurbandır.

    NAFİLE HEDY
    Hac veya umre maksadıyla Mekke’ye giden kimsenin, yükümlü olmadığı halde Allah rızası için kestiği kurbandır.
    Zamanında kesilmeyen Adak Hedyinin kaza edilmesi vaciptir.
    Zamanında kesilmeyen Nafile Hedy kaza edilmez.

    HEDYİN KESİM YERİ
    Vacip veya nafile bütün Hedy kurbanlarının Harem bölgesinde kesilmesi vaciptir. Harem dışında kesilen Hedy kurbanları geçerli olmaz. Bu kurbanların Mina’da kesilmesi daha faziletlidir.
    “Mina’nın her yerinde kurban kesilebilir” Müslim, Hac.
    Muhsar kimse de kurbanını Harem bölgesinde kestirir.
    Şafii: İhsar Hedyi, mahsur kalınan yerde de kesilebilir.

    HEDYİN KESİM ZAMANI

    Adak Hedy ile nafile Hedyin kesim zamanı: Kurban bayramın birinci günü güneşin doğmasından sonra bayram namazın akabinde başlar ve bayramın dördüncü günü güneşin batışına kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kesilebilir.
    Ceza Hedyin kesim zamanı: ihlalin gerçekleşmesiyle başlar
    Fevat Hedyi: Haccın kaza edildiği zamanda kesilir.
    Temettu ve Kıran Hedyinin zamanı;
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Malik, Hanbelî: Kurban bayramının ilk günü fecr-i sadıktan itibaren başlar. Bu Kurbanın bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilmesi sünnettir. Bu süre içerisinde kesilmeyip daha sonraya ertelenmesi mekruh ise de ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Kurban bayramının ilk günü fecr-i sadıktan itibaren başlar. Bu Kurbanın bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilmesi vaciptir. Bu süre içerisinde kesilmemesi durumunda biri kaza, biri de ceza olarak iki kurban kesmek gerekir.
    Şafii: Hac ihramına girme vaktiyle başlar. Ancak Temettu Haccı yapan kimse Umreyi tamamladıktan sonra Hac için İhrama girmeden önce bu Hedyi kesebilir. Bu Hedyin kesiminin son vakti yoktur. Ancak Kurban bayramında kesilmesi daha faziletlidir.

    SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK
    Haccın asli vaciplerinden biri de, Temettu veya Kıran Haccı yapanların bayramın birinci günü Mina’da Akabe Cemresini taşlayıp kurban kestikten sonra saçlarını tıraş etmeleri veya kısaltmalarıdır.
    İfrad Haccı yapanlar kurban kesmekle yükümlü olmadıkları için Akabe Cemresini taşladıktan sonra tıraş olabilirler.
    Saçları tıraş etmek, kısaltmaktan efdaldır.
    Kadınlar, saçlarından parmak ucu kadar keserler.
    Şafii: Tıraş olmak veya saçları kısaltmak, Haccın vacibi değil, rüknüdür. Terk edilmesi halinde başka bir şeyle telafisi mümkün değildir. Aksi takdirde bu kimse Hac yapmamış olur.

    TIRAŞ OLMANIN ZAMANI
    HACDA SAÇLARI TIRAŞ ETME VEYA KISALTMANIN ZAMANI: Bayramın ilk günü fecr-i sadıktan sonra başlar.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Hanbelî: Bayramın ilk üç gününde tıraş olmak veya saçları kısaltmak sünnettir. Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerektirmez. Ancak tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmış olmaz ve ihram yasakları devam eder.
    Ebu Hanife: Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar tıraş olmak veya saçları kısaltmak vaciptir. Geciktirilmesi durumunda dem gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın vakti, Arefe gününü bayrama bağlayan gece yarısından sonra başlar.
    Maliki: Akabe Cemresine taş atıldıktan sonra başlar.
    UMREDE SAÇLARI TIRAŞ ETME VEYA KISALTMANIN VAKTİ; Sa’y’den sonradır.
    SAÇLARI TIRAŞ ETME VEYA KISALTMANIN YERİ;
    Ebu Hanife, İmam Muhammed: İster Hac İster Umre olsun, saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın yeri Harem bölgesidir. Harem bölgesi dışında yapılan tıraş geçerli ise de vacip terk edildiği için dem gerekir.
    Ebu Yusuf, Şafii, Hanbelî: Bu vecibenin Harem bölgesinde yapılması sünnettir.
    TIRAŞ EDİLECEK VEYA KISALTILACAK SAÇIN MİKTARI: Başın en az dörtte biridir. Başın sadece dörtte birinde veya daha az kısmında saç varsa, hepsinin tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekir.
    Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması ise sünnettir.
    Saçı olmayanların tıraş aletini başlarının üzerinde dolaştırmaları vaciptir.
    Şafii: Baştaki saçın tamamını tıraş etmek, erkekler için daha faziletli olmakla birlikte üç telin kesilmesi, koparılması veya ucundan kesilmesi de yeterli olur.
    Maliki, Hanbelî: Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması vaciptir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Saçı dökülmüş olan kimselerinin, tıraş bıçağını başlarının üzerinde dolaştırmaları müstehaptır.
    Kadınlar, saçlarını tıraş etmeyip kısaltmaları gerektiği hususunda mezhepler arasında görüş birliği vardır. Kadınların saçlarını parmak ucu kadar kısaltmaları yeterlidir.
    TIRAŞ İLE DİĞER MENASİK ARASINDA TERTİP;
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Tertibe (Taş atma, kurban kesme, tıraş olma menasiki arasında) uymak sünnettir.
    Ebu Hanife: Bunların ilk üçünde Hz. Peygamber’in takip ettiği sıraya uymak vaciptir. Aksi halde dem gerekir. Ancak İfrad Haccı yapanların Nafile olarak Kurban kesmeleri durumunda tertibe uymaları vacip değil, sünnettir.
    Maliki: Akabe Cemresi’ne taş atmanın, tıraş ve tavaftan önce yapılması vaciptir.
    Ziyaret tavafını taş, kurban ve tıraştan sonra yapmak ittifakla sünnettir.


  7. 01.Haziran.2012, 21:05
    4
    Moderatör
    ARAFAT VAKFESİ
    Arafat, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde düz bir alanın adıdır. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir.
    Arafat, Hıll bölgesinde Harem sınırları dışında kalır. Harem sınırı ile Arafat arasında Urene vadisi, Arafat’ın ortasında Cebel-i Rahme (Rahmet dağı), batısında Nemire Mescidi vardır.
    Haccın asli rüknü olan vakfe, Arafat’ta yapılır.
    Vakfe sözlükte: Belirli bir yerde bir süre kalmak. Terim olarak: Hac yapma niyetiyle ihrama girmiş olan bir kimsenin Zilhicce ayının 9. Günü zevalden sonra Arafat’ta bir müddet kalmaktır.

    ARAFAT VAKFESİNİN RÜKNÜ
    Arafat sınırları içerisinde belirlenen zaman diliminde kısa bir süre bulunmaktır

    ARAFAT VAKFESİNİN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Hac için ihrama girmiş olmak
    Vakfeyi Arefe günü güneşin zeval noktasına gelmesinden Kurban Bayramın 1.günü fecr-i sadığa kadar olan süre içinde yapmak
    Hanbelî: Vakfe, Arefe günü fecr-i sadıktan bayramın birinci günü fecr-i sadığa kadar yapılabilir.
    Vakfeyi Arafat’ta yapmak Arafat sınırları dışında yapılan vakfe geçerli olmaz.

    ARAFAT VAKFESİNİN VACİBİ

    Arefe günü gündüz Arafat’ta çıkmış olanların güneş batıncaya kadar Arafat’ta beklemeleri vaciptir.

    ARAFAT VAKFESİNİN YAPILACAĞI YER
    Urene vadisi hariç Arafat’ın her tarafı vakfe yeridir.

    VAKFENİN YAPILACAĞI ZAMAN
    Arefe günü (9 Zilhicce) güneşin zevalinden sonra başlar, Kurban bayramının 1. Günü (10 Zilhicce) fecr-i sadığa kadar devam eder.
    Hanbelî: Arefe günü fecr-i sadıkla başlar, Bayramın 1. Günü fecr-i sadıkla sona erer.
    Maliki: Arefeyi Bayrama bağlayan gece vaktidir. Az da olsa Arafat’ta geceleyin vakfe yapmayan kimse Arafat vakfesi yapmamış sayılır.

    ARAFAT VAKFESİNİN SÜNNETLERİ
    Arefe günü sabahı güneş doğduktan sonra Mina’dan Arafat’ta hareket etmek
    Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak
    Mümkünse vakfe için gusletmek
    Öğle Namazı öncesinde Nemire Mescidi’nde Hutbe okunması
    Oruçlu olmamak
    Vakfe esnasında abdestli ve kıbleye yönelik bulunmak
    Mümkün olduğu kadar vakfeyi Cebelü’r-Rahme denilen tepenin yakınında yapmak
    Öğle vakti olunca öğle ve ikindi namazlarını birleştirerek kılmak (Cem’i Takdim)
    Vakfeyi, Cem’i Takdim ile kılınan namazdan sonra yapmak
    Gün boyunca, Kur’an okumak, Telbiye, Zikir, Tehlil, Tekbir, Tespih, Dua ve İstiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak.

    MÜZDELİFE VAKFESİ
    Müzdelife: Arafat ile Mina arasında Harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN RÜKNÜ
    Müzdelife sınırları içerisinde belirlenen zaman diliminde kısa bir süre bulunmak ve buradan geçmek.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Hac için ihramlı olmak
    Arafat vakfesini yapmış olmak
    Vakfeyi Müzdelife sınırları içinde yapmak
    Vakfeyi belirli zaman içinde yapmak
    Müzdelife vakfenin zamanı, Bayramın 1. Günü fecr-i sadıktan güneşin doğmasına kadar olan süredir.
    Şafii, Hanbelî: Arefe gününü Bayrama bağlayan gecenin yarısından güneşin doğmasına kadar geçen süredir.
    Maliki: Arefe günü akşamı güneşin batışından Bayram sabahı güneşin doğmasına kadar olan süredir.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN VACİBLERİ

    Ebu Hanife, İmam Muhammed: Müzdelife’de Akşam ve yatsı namazlarını ister münferit ister cemaatle olsun, yatsı vakti içinde Cem-i tehir ile kılmak vaciptir.
    Ebu Yusuf, Şafii, Maliki, Hanbelî: Akşam ile yatsı namazları Cem-i tehir ile kılmak sünnettir.

    MÜZDELİFE VAKFESİNİN SÜNNETLERİ
    Arefe gününü Bayram gününe bağlayan geceyi burada geçirmek
    Vakfeyi Kuzeh dağı üzerindeki Meş’ari Haram civarında yapmak
    Sabah namazını erkence kılmak
    Sabah namazından sonra Telbiye, Tekbir, Tehlil, Zikir, Dua ve İstiğfar ile vakfeyi ortalık aydınlanıncaya kadar sürdürmek
    Ortalık iyice aydınlandıktan sonra güneş doğmadan Mina’ya hareket etmek.

    MİNA’DA YAPILAN GÖREVLER
    Remy-i cimar
    Hedy
    Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
    Mina: Müzdelife ile Mekke arasında Harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır.
    Kurban Bayramı günleri (Zilhicce 10, 11, 12 ve 13) Mina’da şeytan taşlama, Kurban kesme ve tıraş olmak üzere 3 görev ifa edilir.
    Fecr-i sadık’a kadar veya gecenin çoğunu Müzdelife’de geçirmek Hanefilere göre sünnet; Şafii ve Hanbelîlere göre vacip; Malikilere göre gecenin herhangi bir saatinde kısa bir sürede olsa bulunmak vacip, fecr-i sadık’a kadar gecelemek ise sünnettir.

    REMY-İ CİMAR
    Sözlükte Küçük taşlar atmak anlamına gelen “remy-i cimar” , bir Hac terimi olarak “Cemerat” diye adlandırılan belli yerlere belli zamanda ve belli sayıda taş atmak demektir.
    Şeytan taşlama vazifesi, Mina’da Kurban bayramı günlerinde ifa edilir. Şeytan taşlama ittifakla haccın asli vaciplerinden biridir. Bu görevin terk edilmesi dem gerektirir.
    Şeytan taşlama günlerinde Mina’da gecelemek sünnettir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Kurban bayramı günlerinden gecenin yarıdan çoğunu Mina’da geçirmek vaciptir. Mazeretsiz olarak bu görevin terki dem gerektirir.

    CEMERAT DİYE ANILAN ÜÇ YER
    Cemre-i Suğra (Küçük Cemre): Mescid-i Hayf tarafındadır. Bu Cemreye halk arasında “Küçük Şeytan” denir
    Cemre-i Vusta (Orta Cemre): Mekke cihetinde Küçük Cemreden sonra 150 m. Mesafede yer alır. Bu Cemreye halk arasında “Orta Şeytan” denir.
    Cemre-i Akabe (Büyük Cemre): Mina’nın Mekke istikametindeki sınırında yer alır. Bu Cemreye halk arasında “Büyük Şeytan” denir.

    BAYRAMIN BİRİNCİ GÜNÜ

    Büyük şeytan denilen Akabe Cemresine yedi taş atılır. Bu taşların atılma zamanı; Hanefi, Maliki: Fecr-i sadıktan itibaren başlar, ikinci gün, fecr-i sadığa kadar devam eder, bu zaman diliminde taşlar atılmazsa dem gerekir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed: Vaktinden atılamayan taşlar, bayram sonuna kadar kaza şeklinden atılabilir ve bundan dolayı ceza da gerekmez.
    Şafii, Hanbelî: Akabe Cemresine taş atma Arefe gününü birinci gününe bağlayan gece yarısından itibaren başlar, Bayramın dördüncü günü güneşin batmasına kadar devam eder. Bu günde atılması gereken taşlar Bayramın dördüncü günü güneş batımına kadar atılsa caiz olur, her hangi bir ceza da gerekmez.
    Cemre’yi Akabe’ye ilk taşın atılmasıyla telbiyeye son verilir.
    Temettu ve Kıran Haccı yapan kimse, Bayramın birinci günü Akabe Cemresi’ne taş attıktan sonra Kurbanını keser veya vekâleten kestirir. Tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece birinci “Tehallül” gerçekleşir. Bundan sonra “cinsel ilişki” dışındaki bütün ihram yasakları sona erer. Bundan sonra Mescid’i Haram’a gidip ziyaret tavafını yapar. Böylece “ikinci Tehallül” de gerçekleşmiş ve ihramla ilgili bütün yasaklar kalkmış olur.

    BAYRAMIN İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ GÜNLERİ
    Bayramın ikinci ve üçüncü günleri cemrelere taş atma zamanı, zevalden sonra başlar, fecr-i sadığa kadar devam eder. Öğle vaktinden önce ve fecr-i sadıktan sonra atıla taşlar geçerli olmaz. Öğleden sonra atılması gereken bu taşlar atılmaz ve Kurban bayramının 4. Günü güneş batıncaya kadar kaza da edilmezse dem gerekir.
    Bayramın ikinci ve üçüncü günü sırasıyla küçük, orta ve büyük Şeytana yedişer taş atılar. Bu sıraya uyulmaması durumunda her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Sıraya uyulması vaciptir. Bu mezheplere göre sıraya uyulmadığı takdirde dem gerekir.

    BAYRAMIN DÖRDÜNCÜ GÜNÜ
    Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimseler bugünün taşlarını atmakla yükümlü değillerdir.
    Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimsenin, üçüncü günün taşlarını attıktan sonra fecr-i sadıktan önce Mina’dan ayrılması gerekir. Belirlenen zamanda ayrılmazsa dördüncü günün taşlarını da atması gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimsenin üçüncü günü güneşin batmasından önce Mina’dan ayrılması gerekir.
    Bayramın üçüncü günü Mina’dan ayrılmaya “Nefr-i Evvel” denir.
    Dördüncü günün taşlarını atma zamanı, zevalden sonra başlar güneşin batmasıyla sona erer.
    Bu günün taşları da önce küçük, sonra orta ve daha sonra da büyük şeytana olmak üzere yedişer taş atılır.

    CEMRELERE ATILAN TAŞLARIN SAYISI
    Şeytan taşlamada; 1. Gün Akabe Cemre’sine 7,
    2. Gün, küçük, orta ve büyük Cemrelere yedişerden 21,
    3. Gün, küçük, orta ve büyük Cemrelere yedişerden 21,
    4. Gün, küçük, orta ve büyük Cemrelere yedişerden 21, olmak üzere toplam 70 taş atılır.

    ATILMAYAN TAŞLARIN KAZASI
    Taşlar, her gün için belirlenen zamanda atılmazsa ertesi günü veya en geç dördüncü gün güneş batımından önce atılmalıdır, aksi takdirde dem gerekir.
    Sadece Ebu Hanife’ ye göre her gün atılması gereken taşlar zamanında atılmazsa daha sonra kaza edilmez. Zamanında atılmadığı için dem gerekir.

    ŞEYTAN TAŞLAMANIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI

    Atılan taşları, dikili sütunlara isabet ettirmek veya yakınlarına düşürmek
    Taşları, cemrelere el ile fırlatarak atmak
    Taşın, atılması gereken yerde atanın fiili sonucunda ulaşmış olması
    Taşların her birini ayrı ayrı atmak
    Meşru mazereti bulunmayan kimselerin, taşları bizzat kendilerin atması
    Atılan şeyin, taş veya taş hükmünde olması
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Atılan şey mutlaka taş olmalıdır.
    Taşların, belirlenen vakitler içinde atılması
    Atılması gereken taşların tamamını veya en az dördünü atmak

    ŞEYTAN TAŞLAMANIN SÜNNETLERİ

    Tertibe uymak
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tertibe uymak vaciptir. Tertibe uymayanların taşlarını yeniden atması gerekir. Atmadıkları takdirde dem gerekir.
    Akabe cemresine atılacak taşları Müzdelife’de toplamak
    Mina’ya varır varmaz ilk iş olarak cemreyi taşlamak
    Akabe cemresine ilk taşı atmakla birlikte telbiyeye son vermek
    Taşları atarken bu duayı okumak:
    “Allah’ın adıyla… Allah en büyüktür, şeytan ve taifesini kastederek taş atıyorum”.
    Yedi taşı peş peşe atmak
    Küçük ve orta cemreleri taşladıktan sonra uygun bir yerde kıbleye yönelerek dua etmek
    Atılan taşların nohut tanesi büyüklüğünde olması
    Atılacak taşların temiz olması
    Taşları sağ elin işaret ve başparmaklarının ucuyla tutup atmak
    Taşlama yaparken sağ eli, başın hizasını geçmeyecek kadar kaldırmak
    Bayramın 1.günü Akabe cemresine kuşluk vaktinde atmak.

    ŞEYTAN TAŞLAMANIN MEKRUHLARI

    Cemre mahallinde taş alıp atmak
    Belirlenenden fazla sayıda taş atmak
    Cemrelere nohut tanesinden büyük taş, terlik, şemsiye ve benzeri şeyleri atmak
    Taşları fırlatmaksızın elle bırakmak
    Temiz olmayan taşları atmak
    Büyük taş parçalarını kırarak atmak
    Cemerat arasında tertibe uymamak (Şafii, Maliki, Hanbelî: Tertibe uymak vaciptir. Uyulmazsa yeniden atılması gerekir. Atılmazsa dem gerekir).

    HEDY
    Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen kurbanlara “Hedy” denir.
    Kurban Bayramı günlerinde kesilen, Hac ve Umre ile ilgili olmayan kurbanlara ise “Udhiyye” denir.
    Koyun kesmek, sığır veya devenin yedide birine ortak olmaktan daha faziletlidir.
    Hac ve Umre ile ilgili olarak kesilen koyun ve keçiye “dem” , sığır ve deveye “bedene” denir.

    HEDYİN ÇEŞİTLERİ
    VACİP OLAN HEDY
    Temettu ve Kıran Hedyi: Temettu ve Kıran Haccı yapan kimselerin kesmekle yükümlü olduğu kurbandır.
    Ceza Hedyi: Hac ve Umrenin vaciplerinden birinin terki veya bazı ihram yasaklarına uyulmaması sebebiyle kesilmesi vacip olan kurban denir.
    İhsar Hedyi: Hac veya Umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra bazı sebeplerle Arafat vakfesi, Ziyaret tavafı veya Umre tavafı yapma imkânı elde edemeyen kimsenin kesmesi vacip olan kurbandır.
    Fevat Hedyi: Hac ihramına giren kimsenin, Arafat vakfesini yapamadığı için Haccı kaçırması sebebiyle kesmesi vacip olan kurbandır.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Hac yapmak üzere ihrama giren kimse, Arafat vakfesini yapamazsa, umre yaparak ihramdan çıkar. Bu Hac; ister farz, ister vacip, ister nafile olsun, ertesi sene kaza edilir. Kaza edilirken bir de fevat kurbanı kesilir.
    Hanefi: Bu Hac kaza edilirken dem gerekmez.
    Adak Hedyi: Haram bölgesinde kesilmek üzere adanan kurbandır.

    NAFİLE HEDY
    Hac veya umre maksadıyla Mekke’ye giden kimsenin, yükümlü olmadığı halde Allah rızası için kestiği kurbandır.
    Zamanında kesilmeyen Adak Hedyinin kaza edilmesi vaciptir.
    Zamanında kesilmeyen Nafile Hedy kaza edilmez.

    HEDYİN KESİM YERİ
    Vacip veya nafile bütün Hedy kurbanlarının Harem bölgesinde kesilmesi vaciptir. Harem dışında kesilen Hedy kurbanları geçerli olmaz. Bu kurbanların Mina’da kesilmesi daha faziletlidir.
    “Mina’nın her yerinde kurban kesilebilir” Müslim, Hac.
    Muhsar kimse de kurbanını Harem bölgesinde kestirir.
    Şafii: İhsar Hedyi, mahsur kalınan yerde de kesilebilir.

    HEDYİN KESİM ZAMANI

    Adak Hedy ile nafile Hedyin kesim zamanı: Kurban bayramın birinci günü güneşin doğmasından sonra bayram namazın akabinde başlar ve bayramın dördüncü günü güneşin batışına kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kesilebilir.
    Ceza Hedyin kesim zamanı: ihlalin gerçekleşmesiyle başlar
    Fevat Hedyi: Haccın kaza edildiği zamanda kesilir.
    Temettu ve Kıran Hedyinin zamanı;
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Malik, Hanbelî: Kurban bayramının ilk günü fecr-i sadıktan itibaren başlar. Bu Kurbanın bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilmesi sünnettir. Bu süre içerisinde kesilmeyip daha sonraya ertelenmesi mekruh ise de ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Kurban bayramının ilk günü fecr-i sadıktan itibaren başlar. Bu Kurbanın bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilmesi vaciptir. Bu süre içerisinde kesilmemesi durumunda biri kaza, biri de ceza olarak iki kurban kesmek gerekir.
    Şafii: Hac ihramına girme vaktiyle başlar. Ancak Temettu Haccı yapan kimse Umreyi tamamladıktan sonra Hac için İhrama girmeden önce bu Hedyi kesebilir. Bu Hedyin kesiminin son vakti yoktur. Ancak Kurban bayramında kesilmesi daha faziletlidir.

    SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK
    Haccın asli vaciplerinden biri de, Temettu veya Kıran Haccı yapanların bayramın birinci günü Mina’da Akabe Cemresini taşlayıp kurban kestikten sonra saçlarını tıraş etmeleri veya kısaltmalarıdır.
    İfrad Haccı yapanlar kurban kesmekle yükümlü olmadıkları için Akabe Cemresini taşladıktan sonra tıraş olabilirler.
    Saçları tıraş etmek, kısaltmaktan efdaldır.
    Kadınlar, saçlarından parmak ucu kadar keserler.
    Şafii: Tıraş olmak veya saçları kısaltmak, Haccın vacibi değil, rüknüdür. Terk edilmesi halinde başka bir şeyle telafisi mümkün değildir. Aksi takdirde bu kimse Hac yapmamış olur.

    TIRAŞ OLMANIN ZAMANI
    HACDA SAÇLARI TIRAŞ ETME VEYA KISALTMANIN ZAMANI: Bayramın ilk günü fecr-i sadıktan sonra başlar.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Hanbelî: Bayramın ilk üç gününde tıraş olmak veya saçları kısaltmak sünnettir. Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerektirmez. Ancak tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmış olmaz ve ihram yasakları devam eder.
    Ebu Hanife: Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar tıraş olmak veya saçları kısaltmak vaciptir. Geciktirilmesi durumunda dem gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın vakti, Arefe gününü bayrama bağlayan gece yarısından sonra başlar.
    Maliki: Akabe Cemresine taş atıldıktan sonra başlar.
    UMREDE SAÇLARI TIRAŞ ETME VEYA KISALTMANIN VAKTİ; Sa’y’den sonradır.
    SAÇLARI TIRAŞ ETME VEYA KISALTMANIN YERİ;
    Ebu Hanife, İmam Muhammed: İster Hac İster Umre olsun, saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın yeri Harem bölgesidir. Harem bölgesi dışında yapılan tıraş geçerli ise de vacip terk edildiği için dem gerekir.
    Ebu Yusuf, Şafii, Hanbelî: Bu vecibenin Harem bölgesinde yapılması sünnettir.
    TIRAŞ EDİLECEK VEYA KISALTILACAK SAÇIN MİKTARI: Başın en az dörtte biridir. Başın sadece dörtte birinde veya daha az kısmında saç varsa, hepsinin tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekir.
    Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması ise sünnettir.
    Saçı olmayanların tıraş aletini başlarının üzerinde dolaştırmaları vaciptir.
    Şafii: Baştaki saçın tamamını tıraş etmek, erkekler için daha faziletli olmakla birlikte üç telin kesilmesi, koparılması veya ucundan kesilmesi de yeterli olur.
    Maliki, Hanbelî: Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması vaciptir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Saçı dökülmüş olan kimselerinin, tıraş bıçağını başlarının üzerinde dolaştırmaları müstehaptır.
    Kadınlar, saçlarını tıraş etmeyip kısaltmaları gerektiği hususunda mezhepler arasında görüş birliği vardır. Kadınların saçlarını parmak ucu kadar kısaltmaları yeterlidir.
    TIRAŞ İLE DİĞER MENASİK ARASINDA TERTİP;
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Tertibe (Taş atma, kurban kesme, tıraş olma menasiki arasında) uymak sünnettir.
    Ebu Hanife: Bunların ilk üçünde Hz. Peygamber’in takip ettiği sıraya uymak vaciptir. Aksi halde dem gerekir. Ancak İfrad Haccı yapanların Nafile olarak Kurban kesmeleri durumunda tertibe uymaları vacip değil, sünnettir.
    Maliki: Akabe Cemresi’ne taş atmanın, tıraş ve tavaftan önce yapılması vaciptir.
    Ziyaret tavafını taş, kurban ve tıraştan sonra yapmak ittifakla sünnettir.


  8. 01.Haziran.2012, 21:06
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hac mülakatı için hac ilmihali özeti

    İHRAMDAN ÇIKMA (TAHALLÜL)
    Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması ile ihramdan çıkılmış olur. İhramdan çıkınca, elbise giyme, koku sürünme, saç, sakal, bıyık ve tırnak kesme gibi ihram yasakları sona erer. Buna “Tehallül” denir.
    Hacda biri cinsel ilişki dışındaki yasakların, diğeri ise, cinsel ilişki yasağının kalkması olmak üzere iki çeşit “Tehallül” vardır
    İLK TAHALLÜL: Cinsel ilişki dışındaki ihram yasakları bayramın birinci günü tıraş olmak sona erer.
    İhramlı kişi, Akabe Cemresini taşlamış, kurban kesmiş, hatta ziyaret tavafını yapmış olsa bile tıraş olmadıkça ihramdan çıkmış sayılmaz
    Şafii: İlk Tahallül; Cemerata taş atmak, tıraş olmak veya farz tavaftan herhangi ikisini yapmakla gerçekleşir.
    Maliki, Hanbelî: İhramlı kişi, Bayramın birinci günü Akabe Cemresini taşladıktan sonra başka bir şey yapmadan ilk Tahallül gerçekleşmiş ve ihramdan çıkmış olur.
    İKİNCİ TEHALLÜL: Cinsel ilişki dâhil olmak üzere ihram yasaklarının tamamıyla ortadan kalkması demektir. İkinci Tehallül, ziyaret tavafının da yapılmasıyla gerçekleşir.
    Tıraş olmayı tavaftan sonraya bırakmış olan kişi, tavaftan sonra tıraş olunca, birinci ve ikinci Tehallülü birlikte gerçekleştirmiş olur
    İHSAR VE FEVAT
    İHSAR: Sözlükte, Engellemek ve alıkoymak anlamına gelir. Terim olarak, Hac veya umre için ihrama giren kimsenin, her hangi bir sebeple, ihramın gereğini (Umre için tavafı, Hac için Arafat vakfesini ve ziyaret tavafını) yerine getirmesinin engellenesi demektir. Engellenen bu kimseye “muhsar” denir.

    İHSARA SEBEP OLAN ENGELLER:
    Düşman, hastalık, parasız kalmak, hapse atılmak, ayağı kırılmak ve yurt dışına çıkılmasına izin verilememesi
    Şafii, Hanbelî: “İhsar” sadece düşman engellemesi ile, Maliki: düşman engellemesi, haksız yere hapsedilmek, terör ve anarşi çıkması ile gerçekleşir.

    İHSARIN SONUÇLARI
    İhramdan çıkmak isteyen Muhsar, eğer Harem bölgesinde ise niyet eder ve ihsar kurbanı keserek ihramdan çıkar. Eğer Harem bölgesi dışında ise, Harem bölgesinde kesilmek üzere bir kurbanlık hayvanı (yahut ücretini) gönderir. Bu kurban kesilince ihramdan çıkmış olur. Ayrıca saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekmez. Kurban yerine ulaşıp kesilmeden ihram yasaklarından hiç biri işlenmez, işlenirse dem gerekir.
    İhsar kurbanının Harem bölgesi dışında kesilmesi caiz değildir.
    Şafii: İhsar kurbanının Harem bölgesinde kesilmesi şart değildir. Bu kurban, ihsarın vuku bulduğu yerde kesilebilir.
    Yapılmakta olan Hac ister kıran haccı olsun, ister ifrad haccı olsun, ihsar halinde bir tek kurban kesilir.
    İhsar sebebi ile ihramdan çıkan kimse, farz olsun, vacip olsun veya nafile olsun, tamamlayamadığı Hac veya Umresini daha sonra kaza eder.
    İhsar sebebi ile ihramdan çıkan kimse eğer ifrad Haccına niyet etmiş ise, bir umre ve bir Hac kaza eder. Kıran Haccına etmiş ise, iki umre bir Hac kaza eder. Yalnızca Umreye niyet etmiş ise bir umre kaza eder.

    İHRAMA GİRERKEN ŞART KOŞMAK
    Hanefi, Maliki: İhrama girerken böyle bir şart (İhrama girdikten sonra düşman engeli, hastalık, parasını yitirip çaresiz kalmak gibi sebeplerden dolayı Hac ibadetine/yolculuğuna devam edememesi halinde, kurban kesmeksizin ihramdan çıkmayı şart koşmak) caiz değildir. İhramlı iken Hacca devam etmeye imkân bulamayan kimse ihsar hükümlerine tabidir.
    Hanbelî: Böyle bir şart koşulabilir. Dolayısıyla bu kimse Muhsar olması halinde ihsar hedyi kesmeksizin tıraş olarak ihramdan çıkabilir. Yarıda bıraktığı Hac veya umreyi kaza etmesi de gerekmez.
    Şafii: Sadece hastalık sebebi ile muhsar olunması halinde kurban kesmeden ihramdan çıkmak şart koşulabilir.

    FEVAT: Sözlükte, yetişememek anlamına gelen Fevat; bir Hac terimi olarak, Hac yapmak üzere ihrama girmiş olan bir kimsenin her hangi bir sebeple Arafat vakfesine yetişememesi demektir. Buna göre Kurban bayramının birinci günü fecr-i sadıktan önce bir an olsun Arafat’ta bulunamayan kimse Hacca yetişememiş olur.

    FEVATIN SONUÇLARI
    Hac için ihrama giren bir kimsenin Arafat’ta vakfeye yetişememesi halinde aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkar:
    İFRAD HACCI için ihrama giren kimse, fevat durumunda, umre yaparak ihramdan çıkar. Çünkü ihrama giren kimse ancak Hac veya Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkabilir. Bu sebeple Hacca yetişemeyen kimsenin ayrıca kurban kesmesi gerekmez. Ancak daha sonraki yıllarda Haccı kaza etmesi gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tıraş olup ihramdan çıkar. Haccını daha sonra kaza eder ve kaçırdığı Hacdan dolayı da fevat kurban keser.
    KIRAN HACCINA niyet eden ancak Umre yapamayan ve Arafat vakfesine yetişemeyen kimse önce umre yapar, tıraş olmadan fevt ettiği Hac için tavaf ve Sa’y yapar, sonra tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece Kıran Hedyi kesmekten kurtulmuş olur.
    Kıran Haccına niyet edip Umresini yapan ancak Arafat vakfesini kaçıran kimse, fevt ettiği Hac için tavaf ve Sa’y yapar, tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece Kıran Haccı kurbanı kendisinden düşer.
    Her iki durumunda Haccını daha sonraki yıllarda kaza etmesi gerekir.
    TEMETTU HACCINA niyet eden kimse umresini yapıp ihramdan çıkmış daha sonra Hac için ihrama girmiş ancak Arafat vakfesini kaçırmış ise bir umre yapıp ihramdan çıkar. Temettu Hedyi kesmez. Çünkü bir Hac mevsiminde umre ve Haccı yapamamıştır. Bu kimsenin veda tavafı yapması da gerekmez. Daha sonraki yıllarda Haccını kaza eder.
    BEDEL HACCI
    Sözlükte, karşılık ve yerine geçen anlamlarına gelen “Bedel”, Terim olarak ise, Hac ibadetini bizzat kendisi yapamayan kimsenin vekâleten bir başkasına yaptırmasına denir
    Bedel Hac, bizzat mükellef tarafından yapılmasına engel meşru bir mazeret bulunması halinde vekâlet geçerlidir. Mazeret bulunmadığı taktirde ise Haccın vekalet yolu ile yapılması geçerli değildir.

    BEDEL GÖNDERMEYİ CAİZ KILAN ŞARTLAR

    Hac ibadeti ile yükümlü olan bir kimse; üzerine Hac farz olduğu yıl bu görevi yerine getirmez, daha sonra Hac yapmasına engel bir durum ortaya çıkar ve bu engelin ömrünün sonuna kadar devam edeceği bilinirse yerine bedel göndermesi ittifakla farzdır.
    Sağlığında bedel göndermemiş ise, ölümünden sonra yerine bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Vasiyet etmezse günahkâr olur. Vasiyette bulunmamışsa mirasçıları onun adında vekâleten Hac yapabilir veya vekil gönderebilir.
    Haccın farz olması için gerekli şartları taşıdığı halde sağlık ve yaşlılık nedeniyle bizzat Hac yapamayacak durumunda olan kimselere Haccın farz olup olmadığı konusunda ihtilaf edilmiştir:
    Görme özürlü kimse hakkında Ebu Hanife’den iki rivayet vardır. Meşhur olan rivayete göre Ekonomik gücü olsa ve kendine refakat edecek biri bulunsa bile A’ma kimseye Hac farz değildir. Bu kimsenin Bedel göndermesi de gerekmez.
    İmam Muhammed, Ebu Yusuf: A’ma kimsenin Ekonomik gücü ve kendine refakat edecek biri varsa Hac yapması farz olur. Diğer mezheplerin görüşleri de bu istikamettedir.
    Hanefi, Maliki: Bir kimsenin Hac ile yükümlü olabilmesi için diğer şartların yanında bedenen de sağlıklı olması da gerekir. Dolayısıyla felçli, kötürüm ve tedavi imkânı olmayan hastalar ile çok yaşlı kimselere Hac farz olmaz.
    Şafii, Hanbelî: Bu gibi mazereti olan kimselerin yerlerine bedel göndermeleri gerekir. Bu kimselerin bedenen Hac yapmaya güçleri yetmiyorsa da Maddi yönden yetmektedir.
    Hanbelî: Hacca bedel gönderen kimse daha sonra bizzat gitme imkânı elde etse bile yeniden Hac yapması gerekmez. Çünkü mükellef, vekâlet yolu ile de olsa farz olan Haccı yerine getirmiştir.

    BEDEL İÇİN VASİYETTE BULUNMANIN HÜKMÜ
    Bir kimse kendisine Haccetmek farz olduğu yıl, Hacca gitmek üzere yola çıkar da Haccı tamamlamadan ölüm yatağına düşerse, ölmeden önce vasiyette bulunması farz değildir.
    Fakat kendisine Hac farz olduğu yıl Hac yapmayıp sonraki yıllarda memleketinde veya yolculuğunda ölen kimsenin, adına Hac yapılması vasiyet etmesi farz olur.
    Şafii, Hanbelî: Farz Haccı eda etmeden ölen kimsenin adına Hac yapılması konusunda vasiyet şartı aranmaz. Ölenin vasiyeti bulunmasa bile, tıpkı borçlarının mirasından ödendiği gibi, genel vasiyet kuralları dikkate alınmadan, Hacca vekil gönderme masrafları da malının tamamından harcanarak Hac görevi yaptırılır.

    BEDEL YOLU İLE HAC YAPMANIN ŞARTLARI

    Vekil olarak Hacca gönderilecek kimsenin Müslüman ve akıllı olması
    Mümeyyiz olmayan çocukların Hac için vekâlet yapmaları caiz değildir.
    Vekilin daha önce kendi adına farz olan Haccı yerine getirmiş olması şart değildir.
    Şafii, Hanbelî: Bedel olarak Hac yapacak kimsenin, kendi adına farz olan Haccı yapmış olması gerekir. Farz olan Haccı yapmayan bir kimse bedel olarak Hacca gidecek olursa yaptığı Hac kendi adına geçerli olur.
    Vekilin, müvekkil adına Hac yapmaya niyet etmesi
    Birden fazla kişiye vekil olup onlar adına ayrı ayrı niyet etse, kendisi için Hac yapmış olur.
    Sağ olan müvekkilin vekile Hac yapmasını bizzat söylemesi
    Müvekkile Haccın önceden farz olmuş olması
    Vekil için ücret şart koşulmuş olmaması
    Vekilin masraflarının tamamı yahut da çoğu müvekkilin malından karşılanması
    Kendi parası ile başkası adına Hac yapan kimse kendi adına Hac yapmış olur. Fakat mirasçılar bu hükmün dışındadırlar.
    Vekilin, müvekkilin memleketinden yola çıkması
    Vekilin, müvekkilin Hac ile ilgili şartlarına aykırı davranmaması
    Vekilin, Haccı bizzat kendisinin yapması

    NAFİLE HACDA VEKÂLET ŞARTLARI
    Vekilin Müslüman, Akıllı, Mümeyyiz olması ve kim adına Nafile Hac yapılıyorsa niyeti onun için yapması şarttır. Vekâlet yoluyla nafile Hac yapılması için bunlardan başka bir şart aranmaz. Çünkü nafile ibadetlerde hareket alanı daha geniştir.
    Şafii, Hanbelî: Nafile Hacda vekâletin geçerli olması için vekilin kendi adına farz olan Haccı yapmış olması şarttır.

    HAC VE UMREDE KURALLARA AYKIRI DAVRANIŞLAR VE CEZALARI
    Hac ve umre ibadetlerinin edasıyla ilgili olarak ihramlı ve ihramsız iken uyulması gereken kurallar vardır. Bunlara uyulmaması çeşitli cezalar gerektirir. Bu cezalar; Hac ve umrenin vaciplerini terk etmekten doğan cezalar ve İhram yasaklarını ihlal etmekten doğan cezalar olmak üzere iki kısma ayrılır.

    HAC VE UMRENİN VACİPLERİNİ TERK ETMENİN CEZALARI
    Haccın veya umrenin farzlarını (rükün ve şartlarını) yerine getirilmemesi halinde yapılan Hac veya umre geçerli olmaz. Farzları ihlalin başka bir şeyle telafisi mümkün değildir.
    Haccın veya umrenin vaciplerinden birinin terk edilmesi durumunda Hac veya umre fasid olmaz ise de mazeret olmadan terk edilmesi tahrimen mekruhtur.
    Mazeret olmadan terk edilen veya zamanında yapılmayan her vacip için dem gerekir.
    Sadece umreyi veya sadece Haccı ilgilendiren bir vacibin terk edilmesi sebebiyle tek ceza gerekir.

    MİKAT MAHALLİ İLE İLGİLİ CEZALAR
    İster Hac, ister ticaret ve isterse ziyaret maksadıyla olsun Mekke’ye gitmek isteyen bir kimsenin mikat mahallini ihrama girerek geçmesi vaciptir. Bu vacibin terk edilmesi halinde dem gerekir. Ancak dönüp Mikat mahallinde ihrama girerse ceza düşer.
    Doğrudan Medine’ye gitmek üzere Cidde’ye gelen ancak her hangi bir sebepten dolayı Mekke’ye gitmek durumunda kalan kimse, Cidde’de ihrama girer ve her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii: Hac ve umre dışında bir maksatla Mekke’ye gidecek olan kimselerin mikat mahallinde ihrama girmeleri vacip değil, sünnettir. Dolayısıyla mikat mahallini ihramsız geçmeleri halinde ceza gerekmez.

    TAVAFLA İLGİLİ CAZALAR
    Tavafı geri geri yürüyerek yapmak dem gerektirir. Yeniden yapılması durumunda bu ceza ortadan kalkar.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Bu şekilde yapılan tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

    Şafii, Maliki, Hanbelî: Hadesten taharet, tavafın geçerlilik şartı olduğundan; abdestsiz, cünüp, loğusa ve adetli olarak yapılan tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.
    Veda tavafının tamamı veya şavtların yarıdan çoğu terk edilirse veya tavaf cünüp ve adetli olarak yapılırsa dem gerekir.
    Maliki: Veda tavafı sünnet olduğunda terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.

    SA’Y İLE İLGİLİ CEZALAR
    Sa’yin geçerli olması için muteber bir tavaftan sonra yapılması gerekir, aksi takdirde Sa’y geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.
    Mazeretsiz olarak Sa’yi veya şavtlarının yarıdan çoğunun terk etmek veya gücü yettiği halde Sa’yi yürüyerek yapmamak dem gerektirir.
    Yürüyemeyecek kadar hasta olmak, kötürüm ve felçli olmak gibi bir mazeret sebebiyle terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.
    Sa’yin şavtlarından üç veya daha azının terk edilmesi halinde her bir şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir.
    Şafii, Malik, Hanbelî: Sa’y Haccın bir rüknüdür. Terk edilmesi halinde Hac geçerli olmaz. Her hangi bir ceza ile telafisi de mümkün değildir. Mutlaka yapılması gerekir.
    ARAFAT VAKFESİYLE İLGİLİ CEZALAR
    Hanefi, Hanbelî: Gündüz Arafat’a gelip vakfe yapan bir kimse güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılırsa dem gerekir. Güneş batmadan önce Arafat’a geri dönerse ceza düşer. Güneş battıktan sonra dönerse artık ceza düşmez.
    Şafii, Maliki: Arafat’ta güneş batıncaya kadar beklemek sünnet olduğundan güneş batmadan önce Arafat’tın terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.
    Maliki: Gecenin bir cüz’ünde Arafat’ta bulunmak vakfenin geçerli olması için şarttır. Bu itibarla güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kimsenin Haccı geçerli olmaz.

    MÜZDELİFE VAKFESİYLE İLGİLİ CEZALAR
    Mazeretsiz olarak Müzdelife vakfesinin yapılmaması dem gerektirir.

    ŞEYTAN TAŞLAMA İLE İLGİLİ CEZALAR
    Mazeretsiz olarak şeytan taşlamayı tamamen terk etmek veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğunu atmamak dem gerektirir.
    Her gün için atılması gereken taşların yarıdan azı atılmamış ise, eksik bırakılan her bir taş için sadaka-ı fıtır gerekir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Hanbelî: Atılmayan veya eksik bırakılan taşlar, ertesi gün veya bayramın son günü güneşin batmasına kadar atılırsa ceza düşer.
    Bayramın 1. Gününden sonraki taşlamalarda küçük, orta ve büyük şeytan şeklindeki sıraya uyulması sünnet’tir. Bu sıralamaya uyulmaması halinde her hangi bir ceza gerekmez.

    SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK İLE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı bir kimse tıraş olmadan veya saçları kısaltmadan ihramdan çıkamaz.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Hanbelî: Tıraşın bayramın ilk üç günü yapılması sünnet olduğundan tıraşın ertelenmesi durumunda her hangi bir ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Harem bölgesi dışında veya bayramın 3. Günü güneşin batmasından sonra tıraş olup ihramdan çıkılması halinde, tıraş vaktinden sonraya ertelendiği için dem gerekir.
    Hanefi: Saçların en az dörtte biri tıraş edilmeden veya kısaltılmadan;
    Maliki, Hanbelî: Saçların tamamı tıraş edilmeden veya kısaltılmadan,
    Şafii: En az üç tel kesilmeden ihramdan çıkılmaz: bu durumda ihram yasaklarının ihlali halinde ceza gerekir.

    ŞEYTAN TAŞLAMA, KURBAN KESME VE TIRAŞ OLMA ARASINDAKİ TERTİBE UYMAMA İLE İLGİLİ CEZALAR
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Akabe cemresine taş atmak. Kurban kesmek ve tıraş olmak arasındaki tertibe uymak sünnet olduğundan tertibe uyulmaması her hangi bir ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Bu tertibe uyulması vacip olduğundan terk edilmesi halinde dem gerekir.


  9. 01.Haziran.2012, 21:06
    5
    Moderatör
    İHRAMDAN ÇIKMA (TAHALLÜL)
    Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması ile ihramdan çıkılmış olur. İhramdan çıkınca, elbise giyme, koku sürünme, saç, sakal, bıyık ve tırnak kesme gibi ihram yasakları sona erer. Buna “Tehallül” denir.
    Hacda biri cinsel ilişki dışındaki yasakların, diğeri ise, cinsel ilişki yasağının kalkması olmak üzere iki çeşit “Tehallül” vardır
    İLK TAHALLÜL: Cinsel ilişki dışındaki ihram yasakları bayramın birinci günü tıraş olmak sona erer.
    İhramlı kişi, Akabe Cemresini taşlamış, kurban kesmiş, hatta ziyaret tavafını yapmış olsa bile tıraş olmadıkça ihramdan çıkmış sayılmaz
    Şafii: İlk Tahallül; Cemerata taş atmak, tıraş olmak veya farz tavaftan herhangi ikisini yapmakla gerçekleşir.
    Maliki, Hanbelî: İhramlı kişi, Bayramın birinci günü Akabe Cemresini taşladıktan sonra başka bir şey yapmadan ilk Tahallül gerçekleşmiş ve ihramdan çıkmış olur.
    İKİNCİ TEHALLÜL: Cinsel ilişki dâhil olmak üzere ihram yasaklarının tamamıyla ortadan kalkması demektir. İkinci Tehallül, ziyaret tavafının da yapılmasıyla gerçekleşir.
    Tıraş olmayı tavaftan sonraya bırakmış olan kişi, tavaftan sonra tıraş olunca, birinci ve ikinci Tehallülü birlikte gerçekleştirmiş olur
    İHSAR VE FEVAT
    İHSAR: Sözlükte, Engellemek ve alıkoymak anlamına gelir. Terim olarak, Hac veya umre için ihrama giren kimsenin, her hangi bir sebeple, ihramın gereğini (Umre için tavafı, Hac için Arafat vakfesini ve ziyaret tavafını) yerine getirmesinin engellenesi demektir. Engellenen bu kimseye “muhsar” denir.

    İHSARA SEBEP OLAN ENGELLER:
    Düşman, hastalık, parasız kalmak, hapse atılmak, ayağı kırılmak ve yurt dışına çıkılmasına izin verilememesi
    Şafii, Hanbelî: “İhsar” sadece düşman engellemesi ile, Maliki: düşman engellemesi, haksız yere hapsedilmek, terör ve anarşi çıkması ile gerçekleşir.

    İHSARIN SONUÇLARI
    İhramdan çıkmak isteyen Muhsar, eğer Harem bölgesinde ise niyet eder ve ihsar kurbanı keserek ihramdan çıkar. Eğer Harem bölgesi dışında ise, Harem bölgesinde kesilmek üzere bir kurbanlık hayvanı (yahut ücretini) gönderir. Bu kurban kesilince ihramdan çıkmış olur. Ayrıca saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekmez. Kurban yerine ulaşıp kesilmeden ihram yasaklarından hiç biri işlenmez, işlenirse dem gerekir.
    İhsar kurbanının Harem bölgesi dışında kesilmesi caiz değildir.
    Şafii: İhsar kurbanının Harem bölgesinde kesilmesi şart değildir. Bu kurban, ihsarın vuku bulduğu yerde kesilebilir.
    Yapılmakta olan Hac ister kıran haccı olsun, ister ifrad haccı olsun, ihsar halinde bir tek kurban kesilir.
    İhsar sebebi ile ihramdan çıkan kimse, farz olsun, vacip olsun veya nafile olsun, tamamlayamadığı Hac veya Umresini daha sonra kaza eder.
    İhsar sebebi ile ihramdan çıkan kimse eğer ifrad Haccına niyet etmiş ise, bir umre ve bir Hac kaza eder. Kıran Haccına etmiş ise, iki umre bir Hac kaza eder. Yalnızca Umreye niyet etmiş ise bir umre kaza eder.

    İHRAMA GİRERKEN ŞART KOŞMAK
    Hanefi, Maliki: İhrama girerken böyle bir şart (İhrama girdikten sonra düşman engeli, hastalık, parasını yitirip çaresiz kalmak gibi sebeplerden dolayı Hac ibadetine/yolculuğuna devam edememesi halinde, kurban kesmeksizin ihramdan çıkmayı şart koşmak) caiz değildir. İhramlı iken Hacca devam etmeye imkân bulamayan kimse ihsar hükümlerine tabidir.
    Hanbelî: Böyle bir şart koşulabilir. Dolayısıyla bu kimse Muhsar olması halinde ihsar hedyi kesmeksizin tıraş olarak ihramdan çıkabilir. Yarıda bıraktığı Hac veya umreyi kaza etmesi de gerekmez.
    Şafii: Sadece hastalık sebebi ile muhsar olunması halinde kurban kesmeden ihramdan çıkmak şart koşulabilir.

    FEVAT: Sözlükte, yetişememek anlamına gelen Fevat; bir Hac terimi olarak, Hac yapmak üzere ihrama girmiş olan bir kimsenin her hangi bir sebeple Arafat vakfesine yetişememesi demektir. Buna göre Kurban bayramının birinci günü fecr-i sadıktan önce bir an olsun Arafat’ta bulunamayan kimse Hacca yetişememiş olur.

    FEVATIN SONUÇLARI
    Hac için ihrama giren bir kimsenin Arafat’ta vakfeye yetişememesi halinde aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkar:
    İFRAD HACCI için ihrama giren kimse, fevat durumunda, umre yaparak ihramdan çıkar. Çünkü ihrama giren kimse ancak Hac veya Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkabilir. Bu sebeple Hacca yetişemeyen kimsenin ayrıca kurban kesmesi gerekmez. Ancak daha sonraki yıllarda Haccı kaza etmesi gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Tıraş olup ihramdan çıkar. Haccını daha sonra kaza eder ve kaçırdığı Hacdan dolayı da fevat kurban keser.
    KIRAN HACCINA niyet eden ancak Umre yapamayan ve Arafat vakfesine yetişemeyen kimse önce umre yapar, tıraş olmadan fevt ettiği Hac için tavaf ve Sa’y yapar, sonra tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece Kıran Hedyi kesmekten kurtulmuş olur.
    Kıran Haccına niyet edip Umresini yapan ancak Arafat vakfesini kaçıran kimse, fevt ettiği Hac için tavaf ve Sa’y yapar, tıraş olup ihramdan çıkar. Böylece Kıran Haccı kurbanı kendisinden düşer.
    Her iki durumunda Haccını daha sonraki yıllarda kaza etmesi gerekir.
    TEMETTU HACCINA niyet eden kimse umresini yapıp ihramdan çıkmış daha sonra Hac için ihrama girmiş ancak Arafat vakfesini kaçırmış ise bir umre yapıp ihramdan çıkar. Temettu Hedyi kesmez. Çünkü bir Hac mevsiminde umre ve Haccı yapamamıştır. Bu kimsenin veda tavafı yapması da gerekmez. Daha sonraki yıllarda Haccını kaza eder.
    BEDEL HACCI
    Sözlükte, karşılık ve yerine geçen anlamlarına gelen “Bedel”, Terim olarak ise, Hac ibadetini bizzat kendisi yapamayan kimsenin vekâleten bir başkasına yaptırmasına denir
    Bedel Hac, bizzat mükellef tarafından yapılmasına engel meşru bir mazeret bulunması halinde vekâlet geçerlidir. Mazeret bulunmadığı taktirde ise Haccın vekalet yolu ile yapılması geçerli değildir.

    BEDEL GÖNDERMEYİ CAİZ KILAN ŞARTLAR

    Hac ibadeti ile yükümlü olan bir kimse; üzerine Hac farz olduğu yıl bu görevi yerine getirmez, daha sonra Hac yapmasına engel bir durum ortaya çıkar ve bu engelin ömrünün sonuna kadar devam edeceği bilinirse yerine bedel göndermesi ittifakla farzdır.
    Sağlığında bedel göndermemiş ise, ölümünden sonra yerine bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Vasiyet etmezse günahkâr olur. Vasiyette bulunmamışsa mirasçıları onun adında vekâleten Hac yapabilir veya vekil gönderebilir.
    Haccın farz olması için gerekli şartları taşıdığı halde sağlık ve yaşlılık nedeniyle bizzat Hac yapamayacak durumunda olan kimselere Haccın farz olup olmadığı konusunda ihtilaf edilmiştir:
    Görme özürlü kimse hakkında Ebu Hanife’den iki rivayet vardır. Meşhur olan rivayete göre Ekonomik gücü olsa ve kendine refakat edecek biri bulunsa bile A’ma kimseye Hac farz değildir. Bu kimsenin Bedel göndermesi de gerekmez.
    İmam Muhammed, Ebu Yusuf: A’ma kimsenin Ekonomik gücü ve kendine refakat edecek biri varsa Hac yapması farz olur. Diğer mezheplerin görüşleri de bu istikamettedir.
    Hanefi, Maliki: Bir kimsenin Hac ile yükümlü olabilmesi için diğer şartların yanında bedenen de sağlıklı olması da gerekir. Dolayısıyla felçli, kötürüm ve tedavi imkânı olmayan hastalar ile çok yaşlı kimselere Hac farz olmaz.
    Şafii, Hanbelî: Bu gibi mazereti olan kimselerin yerlerine bedel göndermeleri gerekir. Bu kimselerin bedenen Hac yapmaya güçleri yetmiyorsa da Maddi yönden yetmektedir.
    Hanbelî: Hacca bedel gönderen kimse daha sonra bizzat gitme imkânı elde etse bile yeniden Hac yapması gerekmez. Çünkü mükellef, vekâlet yolu ile de olsa farz olan Haccı yerine getirmiştir.

    BEDEL İÇİN VASİYETTE BULUNMANIN HÜKMÜ
    Bir kimse kendisine Haccetmek farz olduğu yıl, Hacca gitmek üzere yola çıkar da Haccı tamamlamadan ölüm yatağına düşerse, ölmeden önce vasiyette bulunması farz değildir.
    Fakat kendisine Hac farz olduğu yıl Hac yapmayıp sonraki yıllarda memleketinde veya yolculuğunda ölen kimsenin, adına Hac yapılması vasiyet etmesi farz olur.
    Şafii, Hanbelî: Farz Haccı eda etmeden ölen kimsenin adına Hac yapılması konusunda vasiyet şartı aranmaz. Ölenin vasiyeti bulunmasa bile, tıpkı borçlarının mirasından ödendiği gibi, genel vasiyet kuralları dikkate alınmadan, Hacca vekil gönderme masrafları da malının tamamından harcanarak Hac görevi yaptırılır.

    BEDEL YOLU İLE HAC YAPMANIN ŞARTLARI

    Vekil olarak Hacca gönderilecek kimsenin Müslüman ve akıllı olması
    Mümeyyiz olmayan çocukların Hac için vekâlet yapmaları caiz değildir.
    Vekilin daha önce kendi adına farz olan Haccı yerine getirmiş olması şart değildir.
    Şafii, Hanbelî: Bedel olarak Hac yapacak kimsenin, kendi adına farz olan Haccı yapmış olması gerekir. Farz olan Haccı yapmayan bir kimse bedel olarak Hacca gidecek olursa yaptığı Hac kendi adına geçerli olur.
    Vekilin, müvekkil adına Hac yapmaya niyet etmesi
    Birden fazla kişiye vekil olup onlar adına ayrı ayrı niyet etse, kendisi için Hac yapmış olur.
    Sağ olan müvekkilin vekile Hac yapmasını bizzat söylemesi
    Müvekkile Haccın önceden farz olmuş olması
    Vekil için ücret şart koşulmuş olmaması
    Vekilin masraflarının tamamı yahut da çoğu müvekkilin malından karşılanması
    Kendi parası ile başkası adına Hac yapan kimse kendi adına Hac yapmış olur. Fakat mirasçılar bu hükmün dışındadırlar.
    Vekilin, müvekkilin memleketinden yola çıkması
    Vekilin, müvekkilin Hac ile ilgili şartlarına aykırı davranmaması
    Vekilin, Haccı bizzat kendisinin yapması

    NAFİLE HACDA VEKÂLET ŞARTLARI
    Vekilin Müslüman, Akıllı, Mümeyyiz olması ve kim adına Nafile Hac yapılıyorsa niyeti onun için yapması şarttır. Vekâlet yoluyla nafile Hac yapılması için bunlardan başka bir şart aranmaz. Çünkü nafile ibadetlerde hareket alanı daha geniştir.
    Şafii, Hanbelî: Nafile Hacda vekâletin geçerli olması için vekilin kendi adına farz olan Haccı yapmış olması şarttır.

    HAC VE UMREDE KURALLARA AYKIRI DAVRANIŞLAR VE CEZALARI
    Hac ve umre ibadetlerinin edasıyla ilgili olarak ihramlı ve ihramsız iken uyulması gereken kurallar vardır. Bunlara uyulmaması çeşitli cezalar gerektirir. Bu cezalar; Hac ve umrenin vaciplerini terk etmekten doğan cezalar ve İhram yasaklarını ihlal etmekten doğan cezalar olmak üzere iki kısma ayrılır.

    HAC VE UMRENİN VACİPLERİNİ TERK ETMENİN CEZALARI
    Haccın veya umrenin farzlarını (rükün ve şartlarını) yerine getirilmemesi halinde yapılan Hac veya umre geçerli olmaz. Farzları ihlalin başka bir şeyle telafisi mümkün değildir.
    Haccın veya umrenin vaciplerinden birinin terk edilmesi durumunda Hac veya umre fasid olmaz ise de mazeret olmadan terk edilmesi tahrimen mekruhtur.
    Mazeret olmadan terk edilen veya zamanında yapılmayan her vacip için dem gerekir.
    Sadece umreyi veya sadece Haccı ilgilendiren bir vacibin terk edilmesi sebebiyle tek ceza gerekir.

    MİKAT MAHALLİ İLE İLGİLİ CEZALAR
    İster Hac, ister ticaret ve isterse ziyaret maksadıyla olsun Mekke’ye gitmek isteyen bir kimsenin mikat mahallini ihrama girerek geçmesi vaciptir. Bu vacibin terk edilmesi halinde dem gerekir. Ancak dönüp Mikat mahallinde ihrama girerse ceza düşer.
    Doğrudan Medine’ye gitmek üzere Cidde’ye gelen ancak her hangi bir sebepten dolayı Mekke’ye gitmek durumunda kalan kimse, Cidde’de ihrama girer ve her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii: Hac ve umre dışında bir maksatla Mekke’ye gidecek olan kimselerin mikat mahallinde ihrama girmeleri vacip değil, sünnettir. Dolayısıyla mikat mahallini ihramsız geçmeleri halinde ceza gerekmez.

    TAVAFLA İLGİLİ CAZALAR
    Tavafı geri geri yürüyerek yapmak dem gerektirir. Yeniden yapılması durumunda bu ceza ortadan kalkar.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Bu şekilde yapılan tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

    Şafii, Maliki, Hanbelî: Hadesten taharet, tavafın geçerlilik şartı olduğundan; abdestsiz, cünüp, loğusa ve adetli olarak yapılan tavaf geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.
    Veda tavafının tamamı veya şavtların yarıdan çoğu terk edilirse veya tavaf cünüp ve adetli olarak yapılırsa dem gerekir.
    Maliki: Veda tavafı sünnet olduğunda terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.

    SA’Y İLE İLGİLİ CEZALAR
    Sa’yin geçerli olması için muteber bir tavaftan sonra yapılması gerekir, aksi takdirde Sa’y geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.
    Mazeretsiz olarak Sa’yi veya şavtlarının yarıdan çoğunun terk etmek veya gücü yettiği halde Sa’yi yürüyerek yapmamak dem gerektirir.
    Yürüyemeyecek kadar hasta olmak, kötürüm ve felçli olmak gibi bir mazeret sebebiyle terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.
    Sa’yin şavtlarından üç veya daha azının terk edilmesi halinde her bir şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir.
    Şafii, Malik, Hanbelî: Sa’y Haccın bir rüknüdür. Terk edilmesi halinde Hac geçerli olmaz. Her hangi bir ceza ile telafisi de mümkün değildir. Mutlaka yapılması gerekir.
    ARAFAT VAKFESİYLE İLGİLİ CEZALAR
    Hanefi, Hanbelî: Gündüz Arafat’a gelip vakfe yapan bir kimse güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılırsa dem gerekir. Güneş batmadan önce Arafat’a geri dönerse ceza düşer. Güneş battıktan sonra dönerse artık ceza düşmez.
    Şafii, Maliki: Arafat’ta güneş batıncaya kadar beklemek sünnet olduğundan güneş batmadan önce Arafat’tın terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.
    Maliki: Gecenin bir cüz’ünde Arafat’ta bulunmak vakfenin geçerli olması için şarttır. Bu itibarla güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kimsenin Haccı geçerli olmaz.

    MÜZDELİFE VAKFESİYLE İLGİLİ CEZALAR
    Mazeretsiz olarak Müzdelife vakfesinin yapılmaması dem gerektirir.

    ŞEYTAN TAŞLAMA İLE İLGİLİ CEZALAR
    Mazeretsiz olarak şeytan taşlamayı tamamen terk etmek veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğunu atmamak dem gerektirir.
    Her gün için atılması gereken taşların yarıdan azı atılmamış ise, eksik bırakılan her bir taş için sadaka-ı fıtır gerekir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Hanbelî: Atılmayan veya eksik bırakılan taşlar, ertesi gün veya bayramın son günü güneşin batmasına kadar atılırsa ceza düşer.
    Bayramın 1. Gününden sonraki taşlamalarda küçük, orta ve büyük şeytan şeklindeki sıraya uyulması sünnet’tir. Bu sıralamaya uyulmaması halinde her hangi bir ceza gerekmez.

    SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK İLE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı bir kimse tıraş olmadan veya saçları kısaltmadan ihramdan çıkamaz.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Hanbelî: Tıraşın bayramın ilk üç günü yapılması sünnet olduğundan tıraşın ertelenmesi durumunda her hangi bir ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Harem bölgesi dışında veya bayramın 3. Günü güneşin batmasından sonra tıraş olup ihramdan çıkılması halinde, tıraş vaktinden sonraya ertelendiği için dem gerekir.
    Hanefi: Saçların en az dörtte biri tıraş edilmeden veya kısaltılmadan;
    Maliki, Hanbelî: Saçların tamamı tıraş edilmeden veya kısaltılmadan,
    Şafii: En az üç tel kesilmeden ihramdan çıkılmaz: bu durumda ihram yasaklarının ihlali halinde ceza gerekir.

    ŞEYTAN TAŞLAMA, KURBAN KESME VE TIRAŞ OLMA ARASINDAKİ TERTİBE UYMAMA İLE İLGİLİ CEZALAR
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Akabe cemresine taş atmak. Kurban kesmek ve tıraş olmak arasındaki tertibe uymak sünnet olduğundan tertibe uyulmaması her hangi bir ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Bu tertibe uyulması vacip olduğundan terk edilmesi halinde dem gerekir.


  10. 01.Haziran.2012, 21:07
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hac mülakatı için hac ilmihali özeti

    HAC VE UMRE İLE İLGİLİ ŞÜKÜR VE CEZA KURBANLARI
    Kıran ve Temettu kurbanları ile Hacla ilgili adak ve ceza kurbanları Harem sınırları dışında kesilmesi halinde geçerli olmaz. Bu kurbanların Harem bölgesinde yeniden kesilmesi gerekir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Zikredilen kurbanların bayramdan sonraya ertelenmesi nedeniyle her hangi bir ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Kıran ve Temettu kurbanlarının bayramın üçüncü günü güneşin batmasına kadar kesilmemesi halinde dem gerekir.

    İHRAM YASAKLARI VE BU YASAKLARA UYMAMANIN CEZALARI
    Cezalar; Bedene, Dem, Sadaka-i Fıtır ve Oruç olmak üzere dört çeşittir.
    Bedene; Deve ve Sığır cinsinden Kurban,
    Dem; Koyun ve Keçi cinsinden Kurban,
    Sadaka-i Fıtır; Fitre miktarı sadaka vermektir. Bu da bir İnsanın sabah akşam doyuracak gıda ya da bunun karşılığı paradır.
    Kıran Haccı yapan bir kimseye, ihram yasaklarından birine riayet etmemesi halinde biri umrenin, diğeri de Hacıcın ihramı için iki ceza gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: İhram yasaklarıyla ilgili ihlaller için tek ceza yeterlidir.

    GİYİM YASAKLARI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı iken bir gündüz veya bir gece süreyle her hangi bir giysi ve ayakkabı giymek, sarık takmak, şapka ve takke giymek; dörtte birini kaplayacak şekilde başa sargı sarmak veya bandaj geçirmek ve yüzü örtmekle dem; giyim süresi bir gün veya bir geceden az olursa sadaka-i fıtır gerekir.
    Yara bulunması gibi bir zaruret sebebiyle giysi giymek veya başa sargı sarmak durumunda dem veya üç gün oruç ya da altı fakire birer sadaka-i fıtır vermek gerekir.
    Başın dışında vücudun her hangi bir yerine yara, kırık ve çıkık gibi her hangi bir sebeple sargı sarmaktan dolayı ceza gerekmez.
    Kadınlar ihramlı iken elbiselerini ve ayakkabılarını çıkarmaları gerekmez, ancak yüzlerini açık tutmaları gerekir. Yüzlerini bir gündüz veya bir gece süreyle örtmeleri dem; bir gündüz ve bir geceden az olursa sadaka-i fıtır gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Erkeklerin yüzlerini örtmeleri ceza gerektirmez.

    GÜZEL KOKU SÜRÜNME YASAKLARI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı iken vücuda, yatılacak yere veya ihram örtüsüne koku sürme, jöle, ruj, oje, briyantin, parfüm ve sprey kullanmak cezayı gerektirir. Kullanılan bu maddelerin etkisi bir gündüz veya bir gece sürerse dem, koku daha az sürerse sadaka-i fıtır gerekir.
    İhramlı bir kimsenin uzuvlarından birinin tamamına koku sürmesi veya muhtelif organlardan koku sürülen yerlerin toplamı bir organ kadar olursa dem; koku sürülen kısım bundan az olursa sadaka-i fıtır gerekir.
    Koku sürülmesi konusunda baş, sakal ve bıyık ayrı ayrı birer organ sayılır.
    Vücudun tamamına veya birkaç organına aynı yerde bir seferde koku sürülürse bunların hepsi için bir dem yeterlidir. Birkaç organa ayrı ayrı mekânlarda koku sürülmesi halinde ise her bir organ için bir sadaka-i fıtır gerektirir.
    Göze üç defa kokulu sürme çekmek dem, bir iki defa çekmek ise sadaka-i fıtır gerektirir.
    Erkeklerin ihram örtülerinin, kadınların da elbiselerinin eni boyu birer karıştan fazla bir kısmına koku sürmeleri dem, daha az miktarda sürmeleri sebebiyle sadaka-i fıtır gerekir.
    İhramlı iken saçları boyamak veya kına yakmak dem gerektirir.
    Şafii: Kına, koku cinsinden sayılmadığı için ceza gerektirmez.
    Şafii, Hanbelî: Kokulu da olsa sabun kullanılması caizdir.

    SAÇ VE TÜYLERİ GİDERME YASAĞI VE İLGİLİ CEZALAR

    Başın yahut Sakalın tamamını veya en az dörtte birini tıraş ya da kısaltmak dem, bundan daha az kısmı tıraş etmek Sadaka-i Fıtır gerektirir.
    Başın, sakalın, koltuk altlarının ve bedendeki bütün tüylerin aynı mekânda birlikte tıraş edilmesi durumunda bunların tamamı için bir dem, bunların ayrı ayrı mekânlarda tıraş edilmeleri halinde her biri için ayrı bir dem gerekir
    Şafii: Kesilen saç az da olsa dem cezası gerekir.
    Maliki: Sakalın tamamı kesildiği zaman dem gerekir.
    Ensenin tamamını tıraş etmek dem; ensenin bir kısmını, bıyığın tamamını veya bir kısmını tıraş etmek sadaka-i fıtır gerektirir.
    Koltuk altlarından birinin veya her ikisinin tüylerini gidermek dem; birinin tüylerinden bir kısmını veya miktarı ne olursa olsun göğüs, bacak ve kollardaki tüyleri gidermek sadaka-i fıtır gerektirir.
    İhramlı bir kimsenin, ihramsız bir kimseyi tıraş etmesi Sadaka-i Fıtır gerektirir.
    Umre veya Hacda tıraş olabilecek duruma gelen bir kimse kendisi tıraş olup ihramdan çıkmadan ihramlı birini tıraş edebilir ve her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii, Hanbelî: İhramlı kimsenin ihramsız bir kimseyi tıraş etmesinden dolayı ceza gerekmez.
    Maliki: İhramlının İhramsız kimseyi tıraş etmesi dem gerekir.
    Kaşınırken saçtan veya sakaldan üç tel düşerse, yarım sadaka-i fıtır gerekir.

    TIRNAK KESME YASAĞI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı iken el veya ayakların tırnaklarını kesmek cezayı gerektirir.
    El ve ayakların bütün tırnaklarının aynı zaman ve mekânda bir defada kesilmesi halinde bir dem; ayrı ayrı yerlerde kesilmesi halinde her bir el ve ayak için ayrı ayrı dem; el veya ayakların her birinin dörder veya daha az sayıda tırnaklarının kesilmesi halinde kesilen her bir tırnak için bir sadaka-i fıtır gerekir.
    Kırılan tırnakların koparılması veya kesilip atılması ceza gerektirmez.
    İhramlı kimsenin, İhramlı veya İhramsız başka birinin tırnaklarını kesmesi Sadaka-i Fıtır gerektirir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: İhramsız bir kimsenin tırnağını kesmek ceza gerektirmez.

    CİNSEL İLİŞKİ YASAĞI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhrama girdikten sonra Arafat vakfesini yapmadan önce bilerek cinsel ilişkide bulunan Hacı adayının Haccı bütün mezheplerin ittifakı ile fasit olur. Bu kimse, Haccı tamamlar. Ertesi yıl veya imkân bulduğu en kısa zamanda ifsad ettiği Haccını kaza eder. Ayrıca ihram yasağına uymadığı için kendisine dem;
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Bedene gerekir.
    Arafat vakfesinden sonra, tıraş olup ihramdan çıkmadan (yani ilk Tahallülden) önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin Haccı fasit olmaz ancak Bedene gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Haccı fasit olur. Bu kimse Haccını tamamlar. Daha sonra Haccını kaza eder ve ihram yasağını ihlal etmesi sebebiyle Bedene keser.
    İlk Tehallülden sonra henüz ziyaret tavafını yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin Hanefi, Şafii, Hanbelî mezheplerine göre Haccı bozulmaz, ancak dem gerekir.
    Hanefi: Kıran Haccı yapan kimse bu yasağı işlerse kendisine biri Hac, diğeri de umre için olmak üzere iki dem gerekir.
    Hanbelî: Bu fiili işleyen kimsenin, ziyaret tavafını yapabilmesi için yeniden ihrama girmesi gerekir.
    Umre için ihrama girdikten sonra umre tavafının en az dört şavtı yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi fasit olur. Bu kimse umresini tamamlar ve ihramdan çıkar. Daha sonra bozulan umresini kaza eder ve yapılan ihlal sebebiyle bir dem gerekir.
    İhramlı iken eşini şehvetle öpmek, okşamak, sarılıp kucaklamak gibi davranışlar dem gerektirir.
    Boşalma olsa bile şehvetle bakmak veya düşünmekten dolayı ceza gerekmez
    Mastürbasyon sonucu boşalma olursa dem gerekir, Boşalma olmazsa her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii: İhramlı kimsenin eşiyle sevişmesi veya istimna yaparak boşalması halinde dem; üç gün oruç tutma veya fakirlere altı fitre miktarı sadaka verme şıklarından birini tercih etme muhayyerliği vardır.

    KARA HAYVANLARINI AVLAMA YASAĞI VE İLGİLİ CEZALLAR
    İhramlı kimse karada yaşayan her hangi bir av hayvanını avlasa;
    Bu hayvanın kıymeti takdir edilir.
    Belirlenen meblağ her birine bir fitre miktarı olmak üzere Harem’deki fakirlere dağıtılır.
    Veya her fitre miktarı için bir gün oruç tutulur.
    Veya bu meblağ ile bir hedy satın alınabiliyorsa, Harem bölgesinde bir hedy kesilir.
    Takdir edilen meblağ hedy bedelinden fazla ise, artan kısmın sadaka olarak dağıtılması gerekmez.
    İhramlı olsun olmasın bir kimsenin; yılan, akrep, kuduz köpek ve fare gibi Zararlı hayvanları öldürmesi, kurumuş ot ve ağaçları kesip koparması yasak değildir.

    HAREM BÖLGESİ BİTKİLERİ İLE İLGİLİ YASAKLAR VE CEZALARI
    Harem bölgesinde kendiliğinden yetişen ağaç ve bitkileri kesip koparmak cezayı (bedeli sadaka) gerektirir.
    Bir kimsenin Harem bölgesindeki arazisinde bulunan bitki ve ağaçları kesmesi cezayı gerektirmez.
    İnsanlar tarafından yetiştirilen bitki ve ağaçların koparılıp kesilmesi yasak değildir.
    Şafii, Hanbelî: Büyük ağaçları kesen bir kimseye dem; küçük ağaçları kesen kimseye ise sadaka-i fıtır gerekir.
    Medine’de ve civarında kendiliğinden yetişen bitki ve ağaçların kesip koparılması yasak değildir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Medine ve civarındaki bitki ve ağaçların koparılması veya kesilmesi yasaktır. Ancak yasağın ihlal edilmesi halinde maddi her hangi bir ceza gerekmez.

    İHRAMLI KİMSENİN EVLENMESİ
    İhramlı kimsenin evlenmesinde veya evlendirilmesinde her hangi bir sakınca yoktur.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: İhramlı kimsenin evlenmesi, velayeti altındaki kimseleri evlendirmesi yasaktır. Dolayısıyla nikâh akdi yapılan eşlerin her ikisinin veya ikisinden birinin, ya da nikâhlarında hazır bulunan velilerinin ihramlı olması halinde yapılan nikâh akdi geçersizdir.
    İhramlı iken nişanlanmak ise mekruhtur.
    İhramlı bir kimsenin ihramlı olmayan kimselerin nikâh şahitliğini yapmasında her hangi bir sakınca yoktur.

    CEZALARDA MUHAYYERLİK
    Hanefi bilginler, Dem, üç gün oruç tutma ve altı fakire birer sadak-i fıtır verme cezalarından birini seçme muhayyerliğini “hastalık” ve “eza” bulunması şartlarına bağlamışlardır. Dolayısıyla dem gerektiren bi ihram yasağını mazeretsiz olarak ihlal eden kimse muhayyer değildir, kendisine mutlaka dem gerekir.
    Şafii, Maliki: Mazeretli veya mazeretsiz, bilerek veya bilmeyerek elbise giyen, koku sürünen; eşini şehvetle öpmek, okşamak ve sarılıp kucaklamak gibi davranışlarda bulunan, istimna yapan, tıraş olan veya tırnaklarını kesen ihramlı kimseler dem, üç gün oruç tutma ve altı fakire birer sadaka-i fıtır verme şıklarından birini seçmekle muhayyerdirler.
    Hanbelî: Sadece tıraş olan ve tırnaklarını kesen kimseler bu muhayyerlikten yararlanabilirler.

    BİGİSİZLİK, UNUTMA VE ZORLANMANIN CEZALARA ETKİSİ
    İhram yasaklarını ihlal etmek ceza gerektirir. İhlal olduğunu bilerek veya bilmeyerek, kasten veya hataen, zorlama ile veya ihtiyari olarak, uykuda veya uyanık iken veya unutarak yapmak arasında fark yoktur. Ancak bu ihlallerin kasten yapılması günahtır. Bu itibarla cezanın dışında tövbe ve istiğfar etmek de gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Yasak olduğunu bilmeyerek, yanılarak veya unutarak tıraş olmak, tırnak kesmek ve kara hayvanlarını avlamak gibi yok etme (İtlaf) türünden yasakları ihlal eden kimseye ceza gerekir. Ancak Koku sürünmek, elbise giymek ve cinsel ilişkide bulunmak gibi yararlanma (İstimta) türünden olan yasakları ihlal eden kimse için ceza gerekmez.

    CEZALARIN ÖDENME ZAMANI VE YERİ
    Hac ve umrede ihlal edilen bir kuralın cezasını ödemek için belirli bir zaman yoktur. Bu cezalar, ihlalin yapılışından sonra ömrün sonuna kadar her zaman ödenebilir.
    Oruç, sadaka ve bedel ödeme cezalarının belirli bir yeri yoktur, istenilen her yerde eda edilebilir.
    Ceza kurbanları ise ancak Harem bölgesinde kesilir.
    Sadakaların ve Kurban etlerinin, sadece Harem bölgesindeki yoksullara verilmesi şart değildir. Başka yerlerdeki yoksullara da verilebilir.

    İHRAMLIYA MÜBAH OLAN ŞEYLER
    Hac veya umre ihramında bulunan kimsenin yapması mübah olan bazı şeyler şöyle sıralanabilir:
    Balık ve ürünlerini avlamak
    Kümes hayvanlarını kesmek
    Kokusuz sabun kullanmak
    Sürme çekmek
    Sünnet olmak
    Şemsiye kullanmak, ağaç ve çadır gibi şeylerin altında gölgelenmek
    Bele kemer ve para çantası bağlamak
    Çanta ve benzeri şeyleri boyuna asmak
    Silah taşımak, yüzük ve kol saati takmak
    Yılan, akrep, fare, karasinek, bit, pire ve yırtıcı hayvanları öldürmek
    İhram örtülerini çıkarıp yıkamak, başka bir örtü ile değiştirmek
    Dişleri fırçalamak
    Kırılan tırnağı kesip atmak
    Kan aldırmak
    Diş çektirmek
    İğne vurdurmak
    Yara üzerine sargı sarmak
    Boyundan aşağısı yorgan ve battaniye gibi bir şeyle örtmek
    Palto ve ceket gibi bir şeyi giymeden omuzlara almak
    İhramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek
    Koku satılan dükkâna girmek ve oturmak
    Şafi, Hanbelî: İhramlı olmayan kimseleri tıraş etmek ve onların tırnaklarını kesmek

    UMRE
    Sözlükte; Ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek, bir yerde ikamet etmek, korumak, malı çok olmak ve Allah’a kulluk etmek anlamına gelen Umre, Terim olarak; Belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip tavaf ve Sa’y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkarak yapılan bir ibadettir.
    Hac ibadetinden farkı, bir zamanla sınırlı olmaması, Arafat ve Müzdelife vakfesi ile kurban kesme ve şeytan taşlama görevlerinin bulunmamasıdır. Bu bakımdan Hacca, “Hacc-ı Ekber”, umreye de “Hacc-ı Asgar” denir.

    UMRENİN HÜKMÜ
    Müslüman’ın ömründe bir defa umre yapması Hanefi ve Maliki mezheplerine göre Müekked Sünnet, Şafii ve Hanbelîlere göre de Farzdır.
    UMRENİN ZAMANI
    Arefe ve Bayram günleri dışında her zaman umre yapılabilir. Bu günlerde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu günler Hac menasikinin yapıldığı günlerdir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Hac için niyetli olmayanlar, teşrik günleri dâhil yılın her gününde umre yapılabilir.
    Umrenin Ramazan ayında yapılması daha faziletlidir. “Ramazan ayında yapılan umre, Hacca denktir” Hadis.

    UMRENİN FARZLARI (ŞARTI VE RÜKNÜ)
    HANEFİ:
    İhrama girmek – Şart
    Ka’beyi tavaf etmek - Rükün
    ŞAFİİ, HANBELÎ:
    İhrama girmek
    Kâbe’yi tavaf etmek
    Say yapmak
    Tıraş olup ihramdan çıkmak
    MALİKİ:
    İhrama girmek – Rükün
    Ka’beyi tavaf etmek – Rükün
    Say yapmak – Rükün
    Tıraş olmak - Vacip
    Hac bahsinde anlatılan ihramın Farz, Vacip ve sünnetleri ile ihrama girme yerleri aynen umre için de geçerlidir.

    UMRENİN VACİPLERİ
    Safa ile Merve arasında Sa’y yapmak
    Saçları tıraş ettirmek veya kısaltmak
    İhram yasaklarına uymayan veya bir vacibi terk eden kimseye dem gerekir.


  11. 01.Haziran.2012, 21:07
    6
    Moderatör
    HAC VE UMRE İLE İLGİLİ ŞÜKÜR VE CEZA KURBANLARI
    Kıran ve Temettu kurbanları ile Hacla ilgili adak ve ceza kurbanları Harem sınırları dışında kesilmesi halinde geçerli olmaz. Bu kurbanların Harem bölgesinde yeniden kesilmesi gerekir.
    Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Şafii, Maliki, Hanbelî: Zikredilen kurbanların bayramdan sonraya ertelenmesi nedeniyle her hangi bir ceza gerekmez.
    Ebu Hanife: Kıran ve Temettu kurbanlarının bayramın üçüncü günü güneşin batmasına kadar kesilmemesi halinde dem gerekir.

    İHRAM YASAKLARI VE BU YASAKLARA UYMAMANIN CEZALARI
    Cezalar; Bedene, Dem, Sadaka-i Fıtır ve Oruç olmak üzere dört çeşittir.
    Bedene; Deve ve Sığır cinsinden Kurban,
    Dem; Koyun ve Keçi cinsinden Kurban,
    Sadaka-i Fıtır; Fitre miktarı sadaka vermektir. Bu da bir İnsanın sabah akşam doyuracak gıda ya da bunun karşılığı paradır.
    Kıran Haccı yapan bir kimseye, ihram yasaklarından birine riayet etmemesi halinde biri umrenin, diğeri de Hacıcın ihramı için iki ceza gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: İhram yasaklarıyla ilgili ihlaller için tek ceza yeterlidir.

    GİYİM YASAKLARI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı iken bir gündüz veya bir gece süreyle her hangi bir giysi ve ayakkabı giymek, sarık takmak, şapka ve takke giymek; dörtte birini kaplayacak şekilde başa sargı sarmak veya bandaj geçirmek ve yüzü örtmekle dem; giyim süresi bir gün veya bir geceden az olursa sadaka-i fıtır gerekir.
    Yara bulunması gibi bir zaruret sebebiyle giysi giymek veya başa sargı sarmak durumunda dem veya üç gün oruç ya da altı fakire birer sadaka-i fıtır vermek gerekir.
    Başın dışında vücudun her hangi bir yerine yara, kırık ve çıkık gibi her hangi bir sebeple sargı sarmaktan dolayı ceza gerekmez.
    Kadınlar ihramlı iken elbiselerini ve ayakkabılarını çıkarmaları gerekmez, ancak yüzlerini açık tutmaları gerekir. Yüzlerini bir gündüz veya bir gece süreyle örtmeleri dem; bir gündüz ve bir geceden az olursa sadaka-i fıtır gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Erkeklerin yüzlerini örtmeleri ceza gerektirmez.

    GÜZEL KOKU SÜRÜNME YASAKLARI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı iken vücuda, yatılacak yere veya ihram örtüsüne koku sürme, jöle, ruj, oje, briyantin, parfüm ve sprey kullanmak cezayı gerektirir. Kullanılan bu maddelerin etkisi bir gündüz veya bir gece sürerse dem, koku daha az sürerse sadaka-i fıtır gerekir.
    İhramlı bir kimsenin uzuvlarından birinin tamamına koku sürmesi veya muhtelif organlardan koku sürülen yerlerin toplamı bir organ kadar olursa dem; koku sürülen kısım bundan az olursa sadaka-i fıtır gerekir.
    Koku sürülmesi konusunda baş, sakal ve bıyık ayrı ayrı birer organ sayılır.
    Vücudun tamamına veya birkaç organına aynı yerde bir seferde koku sürülürse bunların hepsi için bir dem yeterlidir. Birkaç organa ayrı ayrı mekânlarda koku sürülmesi halinde ise her bir organ için bir sadaka-i fıtır gerektirir.
    Göze üç defa kokulu sürme çekmek dem, bir iki defa çekmek ise sadaka-i fıtır gerektirir.
    Erkeklerin ihram örtülerinin, kadınların da elbiselerinin eni boyu birer karıştan fazla bir kısmına koku sürmeleri dem, daha az miktarda sürmeleri sebebiyle sadaka-i fıtır gerekir.
    İhramlı iken saçları boyamak veya kına yakmak dem gerektirir.
    Şafii: Kına, koku cinsinden sayılmadığı için ceza gerektirmez.
    Şafii, Hanbelî: Kokulu da olsa sabun kullanılması caizdir.

    SAÇ VE TÜYLERİ GİDERME YASAĞI VE İLGİLİ CEZALAR

    Başın yahut Sakalın tamamını veya en az dörtte birini tıraş ya da kısaltmak dem, bundan daha az kısmı tıraş etmek Sadaka-i Fıtır gerektirir.
    Başın, sakalın, koltuk altlarının ve bedendeki bütün tüylerin aynı mekânda birlikte tıraş edilmesi durumunda bunların tamamı için bir dem, bunların ayrı ayrı mekânlarda tıraş edilmeleri halinde her biri için ayrı bir dem gerekir
    Şafii: Kesilen saç az da olsa dem cezası gerekir.
    Maliki: Sakalın tamamı kesildiği zaman dem gerekir.
    Ensenin tamamını tıraş etmek dem; ensenin bir kısmını, bıyığın tamamını veya bir kısmını tıraş etmek sadaka-i fıtır gerektirir.
    Koltuk altlarından birinin veya her ikisinin tüylerini gidermek dem; birinin tüylerinden bir kısmını veya miktarı ne olursa olsun göğüs, bacak ve kollardaki tüyleri gidermek sadaka-i fıtır gerektirir.
    İhramlı bir kimsenin, ihramsız bir kimseyi tıraş etmesi Sadaka-i Fıtır gerektirir.
    Umre veya Hacda tıraş olabilecek duruma gelen bir kimse kendisi tıraş olup ihramdan çıkmadan ihramlı birini tıraş edebilir ve her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii, Hanbelî: İhramlı kimsenin ihramsız bir kimseyi tıraş etmesinden dolayı ceza gerekmez.
    Maliki: İhramlının İhramsız kimseyi tıraş etmesi dem gerekir.
    Kaşınırken saçtan veya sakaldan üç tel düşerse, yarım sadaka-i fıtır gerekir.

    TIRNAK KESME YASAĞI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhramlı iken el veya ayakların tırnaklarını kesmek cezayı gerektirir.
    El ve ayakların bütün tırnaklarının aynı zaman ve mekânda bir defada kesilmesi halinde bir dem; ayrı ayrı yerlerde kesilmesi halinde her bir el ve ayak için ayrı ayrı dem; el veya ayakların her birinin dörder veya daha az sayıda tırnaklarının kesilmesi halinde kesilen her bir tırnak için bir sadaka-i fıtır gerekir.
    Kırılan tırnakların koparılması veya kesilip atılması ceza gerektirmez.
    İhramlı kimsenin, İhramlı veya İhramsız başka birinin tırnaklarını kesmesi Sadaka-i Fıtır gerektirir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: İhramsız bir kimsenin tırnağını kesmek ceza gerektirmez.

    CİNSEL İLİŞKİ YASAĞI VE İLGİLİ CEZALAR
    İhrama girdikten sonra Arafat vakfesini yapmadan önce bilerek cinsel ilişkide bulunan Hacı adayının Haccı bütün mezheplerin ittifakı ile fasit olur. Bu kimse, Haccı tamamlar. Ertesi yıl veya imkân bulduğu en kısa zamanda ifsad ettiği Haccını kaza eder. Ayrıca ihram yasağına uymadığı için kendisine dem;
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Bedene gerekir.
    Arafat vakfesinden sonra, tıraş olup ihramdan çıkmadan (yani ilk Tahallülden) önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin Haccı fasit olmaz ancak Bedene gerekir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Haccı fasit olur. Bu kimse Haccını tamamlar. Daha sonra Haccını kaza eder ve ihram yasağını ihlal etmesi sebebiyle Bedene keser.
    İlk Tehallülden sonra henüz ziyaret tavafını yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin Hanefi, Şafii, Hanbelî mezheplerine göre Haccı bozulmaz, ancak dem gerekir.
    Hanefi: Kıran Haccı yapan kimse bu yasağı işlerse kendisine biri Hac, diğeri de umre için olmak üzere iki dem gerekir.
    Hanbelî: Bu fiili işleyen kimsenin, ziyaret tavafını yapabilmesi için yeniden ihrama girmesi gerekir.
    Umre için ihrama girdikten sonra umre tavafının en az dört şavtı yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi fasit olur. Bu kimse umresini tamamlar ve ihramdan çıkar. Daha sonra bozulan umresini kaza eder ve yapılan ihlal sebebiyle bir dem gerekir.
    İhramlı iken eşini şehvetle öpmek, okşamak, sarılıp kucaklamak gibi davranışlar dem gerektirir.
    Boşalma olsa bile şehvetle bakmak veya düşünmekten dolayı ceza gerekmez
    Mastürbasyon sonucu boşalma olursa dem gerekir, Boşalma olmazsa her hangi bir ceza gerekmez.
    Şafii: İhramlı kimsenin eşiyle sevişmesi veya istimna yaparak boşalması halinde dem; üç gün oruç tutma veya fakirlere altı fitre miktarı sadaka verme şıklarından birini tercih etme muhayyerliği vardır.

    KARA HAYVANLARINI AVLAMA YASAĞI VE İLGİLİ CEZALLAR
    İhramlı kimse karada yaşayan her hangi bir av hayvanını avlasa;
    Bu hayvanın kıymeti takdir edilir.
    Belirlenen meblağ her birine bir fitre miktarı olmak üzere Harem’deki fakirlere dağıtılır.
    Veya her fitre miktarı için bir gün oruç tutulur.
    Veya bu meblağ ile bir hedy satın alınabiliyorsa, Harem bölgesinde bir hedy kesilir.
    Takdir edilen meblağ hedy bedelinden fazla ise, artan kısmın sadaka olarak dağıtılması gerekmez.
    İhramlı olsun olmasın bir kimsenin; yılan, akrep, kuduz köpek ve fare gibi Zararlı hayvanları öldürmesi, kurumuş ot ve ağaçları kesip koparması yasak değildir.

    HAREM BÖLGESİ BİTKİLERİ İLE İLGİLİ YASAKLAR VE CEZALARI
    Harem bölgesinde kendiliğinden yetişen ağaç ve bitkileri kesip koparmak cezayı (bedeli sadaka) gerektirir.
    Bir kimsenin Harem bölgesindeki arazisinde bulunan bitki ve ağaçları kesmesi cezayı gerektirmez.
    İnsanlar tarafından yetiştirilen bitki ve ağaçların koparılıp kesilmesi yasak değildir.
    Şafii, Hanbelî: Büyük ağaçları kesen bir kimseye dem; küçük ağaçları kesen kimseye ise sadaka-i fıtır gerekir.
    Medine’de ve civarında kendiliğinden yetişen bitki ve ağaçların kesip koparılması yasak değildir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Medine ve civarındaki bitki ve ağaçların koparılması veya kesilmesi yasaktır. Ancak yasağın ihlal edilmesi halinde maddi her hangi bir ceza gerekmez.

    İHRAMLI KİMSENİN EVLENMESİ
    İhramlı kimsenin evlenmesinde veya evlendirilmesinde her hangi bir sakınca yoktur.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: İhramlı kimsenin evlenmesi, velayeti altındaki kimseleri evlendirmesi yasaktır. Dolayısıyla nikâh akdi yapılan eşlerin her ikisinin veya ikisinden birinin, ya da nikâhlarında hazır bulunan velilerinin ihramlı olması halinde yapılan nikâh akdi geçersizdir.
    İhramlı iken nişanlanmak ise mekruhtur.
    İhramlı bir kimsenin ihramlı olmayan kimselerin nikâh şahitliğini yapmasında her hangi bir sakınca yoktur.

    CEZALARDA MUHAYYERLİK
    Hanefi bilginler, Dem, üç gün oruç tutma ve altı fakire birer sadak-i fıtır verme cezalarından birini seçme muhayyerliğini “hastalık” ve “eza” bulunması şartlarına bağlamışlardır. Dolayısıyla dem gerektiren bi ihram yasağını mazeretsiz olarak ihlal eden kimse muhayyer değildir, kendisine mutlaka dem gerekir.
    Şafii, Maliki: Mazeretli veya mazeretsiz, bilerek veya bilmeyerek elbise giyen, koku sürünen; eşini şehvetle öpmek, okşamak ve sarılıp kucaklamak gibi davranışlarda bulunan, istimna yapan, tıraş olan veya tırnaklarını kesen ihramlı kimseler dem, üç gün oruç tutma ve altı fakire birer sadaka-i fıtır verme şıklarından birini seçmekle muhayyerdirler.
    Hanbelî: Sadece tıraş olan ve tırnaklarını kesen kimseler bu muhayyerlikten yararlanabilirler.

    BİGİSİZLİK, UNUTMA VE ZORLANMANIN CEZALARA ETKİSİ
    İhram yasaklarını ihlal etmek ceza gerektirir. İhlal olduğunu bilerek veya bilmeyerek, kasten veya hataen, zorlama ile veya ihtiyari olarak, uykuda veya uyanık iken veya unutarak yapmak arasında fark yoktur. Ancak bu ihlallerin kasten yapılması günahtır. Bu itibarla cezanın dışında tövbe ve istiğfar etmek de gerekir.
    Şafii, Hanbelî: Yasak olduğunu bilmeyerek, yanılarak veya unutarak tıraş olmak, tırnak kesmek ve kara hayvanlarını avlamak gibi yok etme (İtlaf) türünden yasakları ihlal eden kimseye ceza gerekir. Ancak Koku sürünmek, elbise giymek ve cinsel ilişkide bulunmak gibi yararlanma (İstimta) türünden olan yasakları ihlal eden kimse için ceza gerekmez.

    CEZALARIN ÖDENME ZAMANI VE YERİ
    Hac ve umrede ihlal edilen bir kuralın cezasını ödemek için belirli bir zaman yoktur. Bu cezalar, ihlalin yapılışından sonra ömrün sonuna kadar her zaman ödenebilir.
    Oruç, sadaka ve bedel ödeme cezalarının belirli bir yeri yoktur, istenilen her yerde eda edilebilir.
    Ceza kurbanları ise ancak Harem bölgesinde kesilir.
    Sadakaların ve Kurban etlerinin, sadece Harem bölgesindeki yoksullara verilmesi şart değildir. Başka yerlerdeki yoksullara da verilebilir.

    İHRAMLIYA MÜBAH OLAN ŞEYLER
    Hac veya umre ihramında bulunan kimsenin yapması mübah olan bazı şeyler şöyle sıralanabilir:
    Balık ve ürünlerini avlamak
    Kümes hayvanlarını kesmek
    Kokusuz sabun kullanmak
    Sürme çekmek
    Sünnet olmak
    Şemsiye kullanmak, ağaç ve çadır gibi şeylerin altında gölgelenmek
    Bele kemer ve para çantası bağlamak
    Çanta ve benzeri şeyleri boyuna asmak
    Silah taşımak, yüzük ve kol saati takmak
    Yılan, akrep, fare, karasinek, bit, pire ve yırtıcı hayvanları öldürmek
    İhram örtülerini çıkarıp yıkamak, başka bir örtü ile değiştirmek
    Dişleri fırçalamak
    Kırılan tırnağı kesip atmak
    Kan aldırmak
    Diş çektirmek
    İğne vurdurmak
    Yara üzerine sargı sarmak
    Boyundan aşağısı yorgan ve battaniye gibi bir şeyle örtmek
    Palto ve ceket gibi bir şeyi giymeden omuzlara almak
    İhramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek
    Koku satılan dükkâna girmek ve oturmak
    Şafi, Hanbelî: İhramlı olmayan kimseleri tıraş etmek ve onların tırnaklarını kesmek

    UMRE
    Sözlükte; Ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek, bir yerde ikamet etmek, korumak, malı çok olmak ve Allah’a kulluk etmek anlamına gelen Umre, Terim olarak; Belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip tavaf ve Sa’y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkarak yapılan bir ibadettir.
    Hac ibadetinden farkı, bir zamanla sınırlı olmaması, Arafat ve Müzdelife vakfesi ile kurban kesme ve şeytan taşlama görevlerinin bulunmamasıdır. Bu bakımdan Hacca, “Hacc-ı Ekber”, umreye de “Hacc-ı Asgar” denir.

    UMRENİN HÜKMÜ
    Müslüman’ın ömründe bir defa umre yapması Hanefi ve Maliki mezheplerine göre Müekked Sünnet, Şafii ve Hanbelîlere göre de Farzdır.
    UMRENİN ZAMANI
    Arefe ve Bayram günleri dışında her zaman umre yapılabilir. Bu günlerde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu günler Hac menasikinin yapıldığı günlerdir.
    Şafii, Maliki, Hanbelî: Hac için niyetli olmayanlar, teşrik günleri dâhil yılın her gününde umre yapılabilir.
    Umrenin Ramazan ayında yapılması daha faziletlidir. “Ramazan ayında yapılan umre, Hacca denktir” Hadis.

    UMRENİN FARZLARI (ŞARTI VE RÜKNÜ)
    HANEFİ:
    İhrama girmek – Şart
    Ka’beyi tavaf etmek - Rükün
    ŞAFİİ, HANBELÎ:
    İhrama girmek
    Kâbe’yi tavaf etmek
    Say yapmak
    Tıraş olup ihramdan çıkmak
    MALİKİ:
    İhrama girmek – Rükün
    Ka’beyi tavaf etmek – Rükün
    Say yapmak – Rükün
    Tıraş olmak - Vacip
    Hac bahsinde anlatılan ihramın Farz, Vacip ve sünnetleri ile ihrama girme yerleri aynen umre için de geçerlidir.

    UMRENİN VACİPLERİ
    Safa ile Merve arasında Sa’y yapmak
    Saçları tıraş ettirmek veya kısaltmak
    İhram yasaklarına uymayan veya bir vacibi terk eden kimseye dem gerekir.


  12. 07.Ocak.2016, 21:11
    7
    Misafir

    Cevap: Hac mülakatı için hac ilmihali özeti

    Cok güzel olmuş


  13. 07.Ocak.2016, 21:11
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Cok güzel olmuş





+ Yorum Gönder