Konusunu Oylayın.: Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir?
  1. 20.Mayıs.2012, 11:36
    1
    Misafir

    Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir?






    Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir? Mumsema Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir?

    Soru: Al-i İmran suresi 144. ayette Allah Teala şöyle buyuruyor: "O ölür veya öldürülürse topuklarınız üzere gerisin geri mi döndürüleceksiniz?" Bu Hz. Peygamberin eceliyle ilgili "Allah için" bir ihtimal olmayacağına göre bu şekilde ihtimalli cümle (ölür veya öldürülürse) kurmasının sebebi hikmeti ne olabilir?


  2. 20.Mayıs.2012, 11:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir?

    Soru: Al-i İmran suresi 144. ayette Allah Teala şöyle buyuruyor: "O ölür veya öldürülürse topuklarınız üzere gerisin geri mi döndürüleceksiniz?" Bu Hz. Peygamberin eceliyle ilgili "Allah için" bir ihtimal olmayacağına göre bu şekilde ihtimalli cümle (ölür veya öldürülürse) kurmasının sebebi hikmeti ne olabilir?


    Benzer Konular

    - Allah (c.c) bizim için emek vermediyse, biz niçin veriyoruz.

    - Allah ü Teala bizlerin şeriatla yönetilmemizi mi istiyor. Bircok ülke şeriatla yönetilen bir devlet

    - Allahu Teâlâ şöyle buyurur:Allah kendisine şirk koşulmasını asla af etmez fakat bunun haricinde güna

    - Niçin oruç tutuyoruz? yalnız Allah'ın emri olduğu için

    - Allahu teala niçin ibadet etmemizi istiyor?

  3. 02.Haziran.2012, 18:14
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Allah Teala Peygamberimizin eceli için niçin iki ihtimalden bahsetmiştir?




    144. “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse ge*riye mi döneceksiniz? Geriye dönen Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.”



    Muhammed (a.s) başka değil ancak bir peygamberdir. Onun sizden ayrıcalıklı yönü işte sadece budur. Allah onu peygamber seç*miştir. Değilse o da aynen sizin gibi bir beşer ve kuldur. O da aynen sizin gibi yer, içer, gezer, uyur, baba olur, hasta olur ve vefat eder.



    Evet onun sizden farklı yönü sadece bir peygamber olmasıdır. Ve bu iş sadece ona mahsus bir şey de değildir. Ondan önce de pek çok peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi bu peygamber hasbel kader ölür, ya da öldürülürse ökçelerinizin üzerinde gerisingeriye mi döneceksi*niz? Peygamber öldü, yahut öldürüldü diye dinlerinizden dönüp irtidat mı edeceksiniz? Mürted mi olacaksınız? Uhut’ta Rasûlullah Efendimi*zin vefat ettiği haberinin yayılması üzerine Müslümanların içine düş*tükleri kötü durumu sorgulamak için böyle diyordu Rabbimiz.



    Hhayatta iken peygamber Efendimizin ölmesi, ya da öldürülme*sini anlıyoruz. Bir insan olarak onun ölmesi, ya da öldürül*mesi elbette mukadderdir. Onun içindir ki bunun farkında olan sa*hâbe-i kirâm efendilerimiz kendilerini ona siper yapmaya, onun etra*fında nöbet tutmaya çalışıyorlardı. Tamam, sağken, hayattayken onun ölmesini, ya da öldürülmesini anlıyoruz ama, bugün bize ne di*yor bu âyet acaba? Yâni bugün zaten Rasûlullah vefat etmişken, acaba şu anda onun ölmesini, ya da öldürülmesini nasıl anlayacağız? Arkadaşlar, her ne kadar Allah’ın Resûlü madde planında vefat et*mişse de vücudu ortadan kalkmışsa da, yol olarak, sünnet olarak Rasûlullah Efendimiz hayattadır.



    Ama buna rağmen peygamberi yok farz eden, peygamberi öl*müş bilen bir toplum, peygamberin uygulamalarını bilmeyen insanlar elbette peygambersiz hayatlarını başka şeylerle doldurmak zorunda kalacaklardır.



    İsrâil oğulları Peygamberleri Mûsâ (a.s) kısa bir dönem arala-rından ayrılıp vahiy almak için Tur’a gidince hemen putlarına, putçu-luklarına dönüverdiler. Elbette peygamberi yok farz eden bir toplumun bundan başka yapabileceği bir şey de yoktu. Meselâ bakın hıristi-yanlar da Allah’ın peygamberi Hz. Îsâ’yı hayatlarından kovup o hale getirince rahat bir nefes alabildiler. Îsâ için Allah dediler, Allah’ın oğlu dediler, yarı Allah yarı insan karışımı bir varlık dediler, peygam*beri insanlıktan, örneklikten çıkarıp gökyüzüne gönderince sonunda rahat bir nefes alma imkânını elde ettiler. Allah, insan, yarı Allah yarı insan karışımı bir varlık, bu bize örnek olamaz! Biz onun gibi olama*yız! dediler ve ondan kurtuluverdiler.

    Evet peygamber azıcık yanlarından ayrıldı diye İsrâil oğulları Al*lah’ı, Allah’ın elçisini unutup Buzağıya tapmaya başlayıverdiler. Şimdiki insanlar da eğer peygamberi yok farz eder, peygamberi öl*müş kabul eder, peygamberin sünnetini, peygamberin uygulamalarını tanımazsa, eğer bizler onlara peygamber modelini, peygamber anla*yışını tanıtamazsak elbette bu insanlar da peygambersiz, örneksiz, modelsiz hayatlarını kendi keyifleriyle dolduracaklar ve kendi putla*rına tapınmaya devam edeceklerdir. Peygambersiz hayatlarını bir şeylerle doldurmaya devam edeceklerdir. Meselâ eğer yemek ye*me-de sünnet modelini öğrenmemişse adam elbette bir başkasının yemek yeme modelini onun yerine ikâme edecektir. Veya meselâ gi*yim kuşamda peygamber modelini bilmiyorsa kişi onun yerine bir başkasının giyim kuşam modelini benimseyecektir. Peygamberimizin böyle bir hadisini hatırlıyorum:



    "Her sünnet ortadan kalkınca yerine bir bidat yerle*şir."



    Mecburdur adam çünkü. Yâni eşyanın tabiatı bunu gerektirir. Eğer bir konuda peygamber tanınmıyorsa, peygamberin uygulaması bilinmiyorsa, yâni sünnet uygulamaya konulamıyorsa elbette onun ye*rine başka bir şey uygulamaya konulacaktır. Kaçınılmazdır bu. Çünkü o hayatın vazgeçilmez bir unsurudur.


  4. 02.Haziran.2012, 18:14
    2
    Moderatör



    144. “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse ge*riye mi döneceksiniz? Geriye dönen Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.”



    Muhammed (a.s) başka değil ancak bir peygamberdir. Onun sizden ayrıcalıklı yönü işte sadece budur. Allah onu peygamber seç*miştir. Değilse o da aynen sizin gibi bir beşer ve kuldur. O da aynen sizin gibi yer, içer, gezer, uyur, baba olur, hasta olur ve vefat eder.



    Evet onun sizden farklı yönü sadece bir peygamber olmasıdır. Ve bu iş sadece ona mahsus bir şey de değildir. Ondan önce de pek çok peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi bu peygamber hasbel kader ölür, ya da öldürülürse ökçelerinizin üzerinde gerisingeriye mi döneceksi*niz? Peygamber öldü, yahut öldürüldü diye dinlerinizden dönüp irtidat mı edeceksiniz? Mürted mi olacaksınız? Uhut’ta Rasûlullah Efendimi*zin vefat ettiği haberinin yayılması üzerine Müslümanların içine düş*tükleri kötü durumu sorgulamak için böyle diyordu Rabbimiz.



    Hhayatta iken peygamber Efendimizin ölmesi, ya da öldürülme*sini anlıyoruz. Bir insan olarak onun ölmesi, ya da öldürül*mesi elbette mukadderdir. Onun içindir ki bunun farkında olan sa*hâbe-i kirâm efendilerimiz kendilerini ona siper yapmaya, onun etra*fında nöbet tutmaya çalışıyorlardı. Tamam, sağken, hayattayken onun ölmesini, ya da öldürülmesini anlıyoruz ama, bugün bize ne di*yor bu âyet acaba? Yâni bugün zaten Rasûlullah vefat etmişken, acaba şu anda onun ölmesini, ya da öldürülmesini nasıl anlayacağız? Arkadaşlar, her ne kadar Allah’ın Resûlü madde planında vefat et*mişse de vücudu ortadan kalkmışsa da, yol olarak, sünnet olarak Rasûlullah Efendimiz hayattadır.



    Ama buna rağmen peygamberi yok farz eden, peygamberi öl*müş bilen bir toplum, peygamberin uygulamalarını bilmeyen insanlar elbette peygambersiz hayatlarını başka şeylerle doldurmak zorunda kalacaklardır.



    İsrâil oğulları Peygamberleri Mûsâ (a.s) kısa bir dönem arala-rından ayrılıp vahiy almak için Tur’a gidince hemen putlarına, putçu-luklarına dönüverdiler. Elbette peygamberi yok farz eden bir toplumun bundan başka yapabileceği bir şey de yoktu. Meselâ bakın hıristi-yanlar da Allah’ın peygamberi Hz. Îsâ’yı hayatlarından kovup o hale getirince rahat bir nefes alabildiler. Îsâ için Allah dediler, Allah’ın oğlu dediler, yarı Allah yarı insan karışımı bir varlık dediler, peygam*beri insanlıktan, örneklikten çıkarıp gökyüzüne gönderince sonunda rahat bir nefes alma imkânını elde ettiler. Allah, insan, yarı Allah yarı insan karışımı bir varlık, bu bize örnek olamaz! Biz onun gibi olama*yız! dediler ve ondan kurtuluverdiler.

    Evet peygamber azıcık yanlarından ayrıldı diye İsrâil oğulları Al*lah’ı, Allah’ın elçisini unutup Buzağıya tapmaya başlayıverdiler. Şimdiki insanlar da eğer peygamberi yok farz eder, peygamberi öl*müş kabul eder, peygamberin sünnetini, peygamberin uygulamalarını tanımazsa, eğer bizler onlara peygamber modelini, peygamber anla*yışını tanıtamazsak elbette bu insanlar da peygambersiz, örneksiz, modelsiz hayatlarını kendi keyifleriyle dolduracaklar ve kendi putla*rına tapınmaya devam edeceklerdir. Peygambersiz hayatlarını bir şeylerle doldurmaya devam edeceklerdir. Meselâ eğer yemek ye*me-de sünnet modelini öğrenmemişse adam elbette bir başkasının yemek yeme modelini onun yerine ikâme edecektir. Veya meselâ gi*yim kuşamda peygamber modelini bilmiyorsa kişi onun yerine bir başkasının giyim kuşam modelini benimseyecektir. Peygamberimizin böyle bir hadisini hatırlıyorum:



    "Her sünnet ortadan kalkınca yerine bir bidat yerle*şir."



    Mecburdur adam çünkü. Yâni eşyanın tabiatı bunu gerektirir. Eğer bir konuda peygamber tanınmıyorsa, peygamberin uygulaması bilinmiyorsa, yâni sünnet uygulamaya konulamıyorsa elbette onun ye*rine başka bir şey uygulamaya konulacaktır. Kaçınılmazdır bu. Çünkü o hayatın vazgeçilmez bir unsurudur.





+ Yorum Gönder