Konusunu Oylayın.: Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey
  1. 19.Mayıs.2012, 12:08
    1
    Misafir

    Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey






    Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey Mumsema Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şeyi öğrenmek istiyorum kısaca


  2. 19.Mayıs.2012, 12:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 31.Mayıs.2012, 16:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey




    Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey




    İSLAMDA HAC



    İslâm'ın temel ibadetlerinden biri Arafat'ta belirli vakitte
    bir süre durmaktan, daha sonra Kâbe-i Muazzama'yı usûlüne göre ziyaret etmekten
    ibaret olan ve İslâm'ın şartlarından birisini teşkil eden ibadet

    Hac, HCC kökünden bir mastar olup; müslümanlara göre, bir
    farzın edası, hristiyanlara göre ise ibadet ve teberrük amacıyla mukaddes
    toprakları ziyaret etmek, demektir Kur'an-ı Kerîm'in 22 suresinin adı da "Hac
    Suresi"dir

    Hac ibadeti maksadıyla ziyaret edilecek olan yerler; Kâbe,
    Arafat ve çevresidir Zamanı ise hac ayları diye isimlendirilen; Şevval, Zilkâde
    ve Zilhicce aylarıdır Hac'da her fiil için özel zamanlar vardır Ziyaret
    tavafının, kurban bayramı sabahından, ömrün sonuna; Arafat'ta vakfenin ise,
    arefe günü zevalden, kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar yapılabilmesi
    gibi Diğer yandan bu büyük ziyarete hac niyetiyle ve ihramlı olarak yönelmek de
    gereklidir

    Ebû Hureyre'den (ö 58/677) şöyle dediği nakledilmiştir: "Allah
    elçisine hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca şöyle buyurdu: Allaha ve
    Resullüne iman' Sonra hangisi? denildi Allah yolunda cihad', buyurdu Sonra
    hangisi sorusuna ise; "mebrûr hac", cevabını verdi" (Buhârî, Cihad l; Hac, 4,
    34, 102; Umre, 1; Müslim, İman,135,140; Tirmizî, Mevâkît, 13, Hac, 6,14, 88;
    Dârimî, menâsik, 8, Salât, 24, 135)

    "Umre, ikinci bir umreye kadar olan günâhlara keffârettir
    Mebrûr haccın karşılığı ise ancak cennettir" (Nesaî, Hac, 3, Zekat, 49, İmân, 1;
    Dârimî, Menâsik, 7, Salât, 135; Tirmizî, Hac, 6; Ahmed b Hanbel, I, 387,
    III,114, 412, IV, 342) Mebrûr hac; kendisine hiçbir günâh karışmayan, eksiksiz
    olarak ifa edilen makbul hac, anlamına gelir

    eş-Şevkânî (ö 1255/1839) amellerin fazileti ile ilgili
    birbirinden farklı olan hadisleri, Hz Peygamber'e soru soran muhatabın durumuna
    göre verilmiş cevaplar olarak değerlendirir (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr,
    el-Matbaatü'l-Osmâniyye, Mısır (FY), IV, 282 vd) İmam Mâlik (ö179/795)'e
    göre, farz hatta nafile hac düşman korkusu olmadıkça cihaddan daha üstündür
    Ancak düşman korkusu olursa, cihad, nafile hactan önde gelir (ez-Zühaylî,
    el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1985, III, 11)

    Hac ve umre ile, her yıl Kabe'nin ihyâsı gerçekleşir Umre'yi
    bir yılın veya ömrün herhangi bir gününde ifa imkânı vardır Umre, belirli
    günlerde yapılabilen hac ibadetinden daha kolaydır Hac küçük günâhlara keffâret
    olur ve ruhu ma'siyet kirlerinden temizler Hatta bazı Hanefi bilginlerine göre,
    büyük günâhları da örter Mebrûr hac yapanın cennete gireceğini bildiren
    hadisle, yine Hz Peygamber'in şu hadisleri bu konuda önemli delil teşkil eder
    " Kim hac yapar, bu esnada cinsî temastan korunur, çirkin söz ve davranışlardan
    uzak durursa, annesinden doğduğu gündeki gibi günâhlarından kurtulur" (Buhârî,
    Muhsar, 9,10; Nesaî, Hac, 4; İbn Mâce, Menâsik, 3; Dârimî, Menâsik, 7; Ahmed b
    Hanbel, II, 229, 410, 484, 494) "Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir
    O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir Af isterlerse, onları affeder "
    (İbn Mâce, Menâsik, 5) "Allah'ım, hac yapanı ve hacının kendisine dua ettiği
    kimseleri mağfiret et" (İbn Huzeyme, Sahîh; el-Hâkim)

    Kâdî Iyâz (ö 544/1149) şöyle demiştir: Ehli sünnet, haccın
    büyük günâhlara, ancak tövbe edilirse keffâret olacağı konusunda görüş birliği
    içindedir Namaz ve zekât gibi Allah'a ait veya para borcu gibi kula ait bir
    borcun düştüğünü söyleyen bilgin yoktur Kul hakları zimmette devam eder Allahu
    Teâlâ kıyamet günü hak sahiplerini, haklarını almak üzere toplar Ancak yüce
    yaratıcının bu alacaklılara vereceği birtakım nimetlerle onları razı etmesi ve
    bir ikram olmak üzere borçlulara müsamaha göstermesi de mümkündür (ez-Zühaylî,
    age, III, 12)

    Hac ibadeti, dünyanın çeşitli yörelerinden, renk, dil ve ülke
    ayırımı gözetilmeksizin, milyonlarca müslümanı bir araya getirir Tanışıp,
    görüşmelerine, ekonomik bakımdan bütünleşmelerine, düşmanları karşısında tek saf
    hâlinde yardımlaşmalarına zemin hazırlar Böylece, şu ayetlerdeki mana tecelli
    eder "İnsanları hacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan
    gelen çeşitli vasıtalarla sana varsınlar Böylece onlar dünyevî ve uhrevî
    menfaatlerini görsünler ve belli günlerde, Allah'ın kendilerine rızık olarak
    verdiği hayvanları kurban ederken, Allah'ın adını ansınlar Siz de onlardan
    yeyin, yoksula ve fakire yedirin " (el Hac, 22/27, 28)

    Hac, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan müminler arasındaki
    kardeşlik bağlarını güçlendirir İnsanlar, gerçekten eşit olduklarını birlikte
    yaşayarak gösterirler Arap olanla olmayanın, beyazla siyahın takva dışında bir
    üstünlüğünün bulunmadığı inancı vicdanlara yerleşir

    Haccın Hükmü ve Delilleri:

    İslâm âlimleri haccın ömürde bir defa farz olduğu konusunda
    görüş birliği içindedir Delilleri; Kitap ve Sünnettir Kur'an'da şöyle
    buyurulur:

    "Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbe'yi ziyaret
    edip haccetmek farzdır" (Âl-i İmrân, 3/97)

    "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın" (el-Bakara, 2/196)
    "İnsanlarıhacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan gelen
    çeşitli vasıtalarla sana varsınlar" (el-Hac, 22/27)

    Hadislerde şöyle buyurulur: "Şüphesiz Allah size haccı farz
    kıldı, haccı ifa ediniz" (Müslim, Hac, 412; Nesaî, Menâsik, 1; Ahmed b Hanbel,
    II, 508) " Îslâm beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh
    olmadığına ve Muhammed (sas)'in, Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz
    kılmak, zekât' vermek, Beytüllah'ı haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak"(Buhârî,
    İman, l, 2; Müslim, İman,19-22; Tirmizî, İman, 3; Nesâî, İman, 13)

    Hz Peygamber haccın farz kılındığını ashab-ı kirâma duyurunca,
    içlerinden birisi; "Her yıl mı?" demiş, Resulullah (sas) susmuştur Bu soru
    üç defa tekrar edilince; " Eğer evet deseydim, hac üzerinize her yıl farz
    olurdu, buna da güç yetiremezdiniz" buyurmuştur (Müslim, Hac, 412; Nesaî,
    Menâsik,1, Ahmed b Hanbel, II, 508) İbn Abbas (ra)'dan yapılan rivayette,
    soru soranın el-Akra' b Hâbis olduğu belirtilir ve şu ilave yeralır: "Kim
    birden fazla hac yaparsa bu nafile hac olur" (İbn Hanbel, II, 508; Nesâî,
    Menâsik,1; eş-Şevkânî, age, IV, 279) Bu hadis, haccın farz olarak tekrarının
    gerekmediğini gösterir İslâm hukukçuları, haccın bir defadan fazla farz
    olmadığı ve fazla haccın nafile sayılacağı konusunda görüş birliği içindedir
    (İbnü'l-Humam, Fethu'l Kadîr, Kahire 1316, II, 122; eş-Şevkânî, age, IV,
    280) Hadiste şöyle buyurulur: " Hac ve umreyi peşi peşine yapınız Bu ikisi,
    körüğün; demir, altın ve gümüşün pasını yok ettigi gibi, fakirliği ve günâhları
    yok eder Mebrûr haccın sevabı ancak cennettir" (Tirmizî, Hac, 2; Nesâî, Hac, 6;
    İbn Mâce, Menâsik, 3) Bazı durumlarda birden fazla hac yapmak gerekebilir Adak
    harcı ve bozulan bir nafile haccı kaza etmek gibi Bazen hac haram olur Haram
    para ile haccetmek gibi Bazen de mekruh olur Hizmete muhtaç olan ana-babanın
    iznini almadan haccetmek gibi Ebeveyn bulunmayınca dede ve ninelerden, borcunu
    ödeyecek başka malı bulunmayan borçlu ve kefilin alacaklılardan izin almaksızın,
    hac yapması da mekruhtur Hanefilere göre bu kerâhet, tahrîmendir

    Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlere göre, haram para ile yapılan hac,
    gasbedilen arazide kılınan namazda olduğu gibi farz veya ikinci defa hac
    yapılıyorsa nafile olarak sahih olur Bu kimsenin üzerinden farz veya nâfile
    düşer Hanbeliler ise, haram malla yapılacak hacca icazet vermezler Çünkü bu
    mezhep, gasbedilen arazide kılınacak namazı da sahih kabul etmez (el-Kâsânî,
    Bedâyiu's-Sanâyi', II, 223; ez-Zühaylî, age, III, 223)

    Haccın Fevri veya Ömrî Oluşu:

    Ebû Hanife, Ebû Yûsuf, iki görüşten tercih edilende Mâlikîler
    ve Hanbelîlere göre, hac fevrîdir Yani yükümlünün, gerekli şartları taşıdığı
    ilk yılda haccetmesi gereklidir Haccı, yıllar boyunca geciktirirse fâsık olur
    ve şahitliği reddedilir Çünkü haccı geri bırakmak küçük ma'siyettir Bunda
    ısrar etmek kişiyi fıska götürür Böyle bir kimse hac yapmadan malı telef olsa,
    borç para alıp haccetmesi hâlinde, ilâhî mağfirete nail olacagı umulur Haccın
    geciktirilmeden ifasına, hacla ilgili âyetler delâlet ettiği gibi, şu hadisler
    de bunu destekler: "Hac yapmakta acele ediniz Çünkü sizden biriniz ölümün
    kendisine ne zaman geleceğini bilmez" (Ebû Davûd, Menasik, 5; İbn Mâce, Menâsik,
    1; İbn Hanbel, I, 214, 225) " Bir kimseyi hastalık, açık bir ihtiyaç, bir
    sıkıntı veya zalim bir sultan alıkoymaksızın hac yapmazsa; ister yahudi, isterse
    hrıstiyan olarak ölsün"(eş-Şevkânî, age, IV, 284)

    Şâfîlere ve imam Muhammed'e göre, hac ömrî (terâh)dir; Yani,
    hac için gerekli şartları taşıyan yükümlü, bunu ilk yılda yapmak zorunda
    değildir Ancak bu kimsenin hac veya umreyi, geciktirmeksizin yapması sünnettir
    Çünkü tâat sayılan amelleri çabuk yapmak, hayırlı işlerde acele etmek İslâm'ın
    tavsiye ettiği hususlardandır Ayette; "Ey müminler, hayır işlerine koşunuz,
    birbirinizle yarış ediniz" (el-Bakara, 2/148) buyurulur Hac kendisine farz olan
    kimse, mesken yapma, çocuğunu evlendirme gibi sebeplerle, hatta sebepsiz olarak
    haccı başka bir yıla geciktirebilir Çünkü hac farîzası hicretin altıncı yılında
    geldiği halde, Hz Peygamber bunu, bir özür olmaksızın onuncu yıla tehir
    etmiştir Eğer geciktirmek caiz olmasaydı, bunu onun da yapmaması gerekirdi Bu
    görüş, müslümanlara kolaylık sağlayacağı için daha uygundur Çünkü çoğunluk
    İslâm hukukçularının dayandığı hadisler zayıf olduğu gibi, haccın, hicretin
    altıncı yılında Âl-i İmrân Suresinin nüzulü sırasında farz kılındığında şüphe
    yoktur (eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, I,199; ez-Zühaylî, age III, 17, 18)

    Haccın Şartları:

    Haccın Şartları erkekleri ve kadınları içine alan genel veya
    yalnız kadınlarla ilgili özel şartlar olmak üzere ikiye ayrılır Bunlar tam
    olarak bulununca hac ve edası farz olur Aksi halde farz olmaz

    Genel Şartlar Bunlar; farz oluşunun, sıhhatinin veya edasının
    şartları kabilinden olur Müslüman, akıllı, ergin, hür ve haccetmeye gücünün
    yeter olması gibi

    1 Müslüman Olmak! Kâfire hac farz olmaz İbadeti eda ehliyeti
    bulunmadığı için, onun yapacağı hac geçerli değildir Münkir hac yapsa, sonra
    İslâm'a girse, ona İslâm'ın haccı farz olur Hanefilere göre, kâfir, şeriatın
    furûu ile muhatap olmadığı için haccı terkten dolayı hesaba çekilmez Çoğunluk
    hukukçulara göre ise o, furû (İslâmî emir ve yasaklar)a muhataptır ve ahirette
    bunlardan hesaba çekilir

    2 Ergin ve akıllı olmak: Çocuk ve akıl hastaları hacla yükümlü
    değildir Çünkü bunlar şer'î hükümlerle yükümlü tutulmamışlardır Akıl
    hastasının yapacağı hac veya umre, ibadet ehliyeti bulunmadığı için sahih olmaz
    Bu ikisi hac yapsa, sonra çocuk büluğ çağına ulaşsa, akıl hastası iyileşse,
    bunlara hac farz olur Çocuğun bülûğdan önce yaptığı hac nafile sayılır Hadiste
    şöyle buyurulur: "Üç kişiden kalem kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan,
    gençlik çağına girinceye kadar çocuktan, şifa buluncaya kadar akıl hastasından"
    (Ebû Davûd, Hudud,17; İbn Mâce, Talâk, 15) Akıl hastalığı, bayılma, sarhoşluk
    ve uyku ihramı ortadan kaldırmaz (el-Kâsânî, age, II, 120-122, 160;
    İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II,120 vd; el Meydânî, el Lübâb, I,177; İbn Rüşd,
    Bidâyetü'l-Müctehid, I, 308 vd; İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 218-222, 241,
    248-250)

    3 Hür olmak: Köle, esir ve mahkûma hac farz değildir Çünkü
    hac, süresi uzun, belli bir yolculuğu gerekli kılan ve yolculuğa güç yetirilmesi
    şart kılınan bir ibadettir: Hürriyetten yoksun olan kimsenin bunu ifa etmesi
    mümkün olmaz

    4 Vakit: Arafat'ta vakfe ve ziyaret tavafı için belirli
    vakitlere yetişmedikçe hac farz olmaz Şu ayetler haccın vakitli bir ibadet
    olduğunu gösterir: " Sana yeni doğan aylan (hilaller) sorarlar De ki: "O,
    insanların faydası için vakit ölçüleridir" (el-Bakara, 2/189) " Hac ayları
    bilinen aylardır" (el-Bakara, 2/197) Hanefi ve Hanbelîlere göre, hac ayları;
    Şevvâl, Zilkâde ve Zilhicce'nin ilk on günüdür Buna Abadile adıyla anılan (İbn
    Mes'ud İbn Abbâs, İbn Ömer ve İbnü Zübeyr)'den nakledilendir "En büyük hac
    (hacc-ı ekber) günü, kurban bayramı günleridir" hadîsi delil olarak gösterilir
    (Buhârî, Hac, 33, 34, Umre, 9; Müslim, Hac, 123; Nesâî, Menâsik, 77; Dârimî,
    Menâsik, 38; Muvatta ; Hac, 63)

    Bu sürenin dışındaki vakitler, farz hac için ihrama girmeyi ve
    haccın rükünlerini ifaya elverişli değildir Ancak hac niyetiyle ihrama, bu
    aylardan önce girilse, ihram geçerli ve yapılacak hac sahih olur Delili: "Hac
    ve umreyi Allah için tamamlayınız" ayetidir (el-Bakara, 2/196) Bu durumda hac
    ayları girmedikçe hac fiillerinden birşey yapmak caiz olmaz Hanefilere göre
    ihram bir şart olup, bunun öne alınması, abdestin namaz vaktinden öne alınması
    gibidir Çünkü ihram, hac yapacak kişinin kendisine bazı şeyleri yasaklaması ve
    bazı şeyleri de gerekli kılmasıdır Yine bu, ihramı, Mîkat'tan önce başlatmak
    gibi olur Bununla birlikte hac aylarından önce ihrama girmek mekruhtur İbn
    Abbâs'ın (ö 68/687) naklettiği; "Hac için, ancak hac aylarında ihrama girilmesi
    sünnetlerdendir" hadisi delildir (Buhâri)

    Mâlikîlere göre, hac ayları tam üç aydır İhramın vakti,
    Şevvâl'in başından, yani Ramazarı bayramının ilk gecesinden itibaren başlar,
    Kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar devam eder Bir kimse bayram sabahı
    şafak sökmezden önce, bir an, ihramlı olarak Arafat'ta dursa hacca yetişmiş
    olur Geride ziyaret tavafı ve sa'y gibi ibadetler kalır (İbnü'l-Hümâm, age,
    II, 220 vd; İbn Kudâme, el Muğnî, III, 271; eş-Şirâzî, el Mühezzeb, I, 200;
    ez-Zühaylî, age, III, 63-65)

    5 Haccı ifaya gücünün yetmesi (istitâa) Bu; beden, mal veya
    yol emniyeti ile ilgili olabilir Ayette, "Oraya gitmeye gücü yeten herkese,
    Allah için Kâbe yi ziyaret edip haccetmek farzdır" (Âl-i İmrân, 3/97) buyurulur
    Ayetteki "hacca yol bulabilen, hacca gitmeye gücü yeten" ifadesi Hanefîlere göre
    "bedenî, mâlî ve emniyet" unsurlarını kapsamına alır Bunlar haccın edasının
    şartlarını oluşturur


  4. 31.Mayıs.2012, 16:35
    2
    Moderatör



    Hac ibadeti ile ilgili bilinmesi gereken her şey




    İSLAMDA HAC



    İslâm'ın temel ibadetlerinden biri Arafat'ta belirli vakitte
    bir süre durmaktan, daha sonra Kâbe-i Muazzama'yı usûlüne göre ziyaret etmekten
    ibaret olan ve İslâm'ın şartlarından birisini teşkil eden ibadet

    Hac, HCC kökünden bir mastar olup; müslümanlara göre, bir
    farzın edası, hristiyanlara göre ise ibadet ve teberrük amacıyla mukaddes
    toprakları ziyaret etmek, demektir Kur'an-ı Kerîm'in 22 suresinin adı da "Hac
    Suresi"dir

    Hac ibadeti maksadıyla ziyaret edilecek olan yerler; Kâbe,
    Arafat ve çevresidir Zamanı ise hac ayları diye isimlendirilen; Şevval, Zilkâde
    ve Zilhicce aylarıdır Hac'da her fiil için özel zamanlar vardır Ziyaret
    tavafının, kurban bayramı sabahından, ömrün sonuna; Arafat'ta vakfenin ise,
    arefe günü zevalden, kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar yapılabilmesi
    gibi Diğer yandan bu büyük ziyarete hac niyetiyle ve ihramlı olarak yönelmek de
    gereklidir

    Ebû Hureyre'den (ö 58/677) şöyle dediği nakledilmiştir: "Allah
    elçisine hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca şöyle buyurdu: Allaha ve
    Resullüne iman' Sonra hangisi? denildi Allah yolunda cihad', buyurdu Sonra
    hangisi sorusuna ise; "mebrûr hac", cevabını verdi" (Buhârî, Cihad l; Hac, 4,
    34, 102; Umre, 1; Müslim, İman,135,140; Tirmizî, Mevâkît, 13, Hac, 6,14, 88;
    Dârimî, menâsik, 8, Salât, 24, 135)

    "Umre, ikinci bir umreye kadar olan günâhlara keffârettir
    Mebrûr haccın karşılığı ise ancak cennettir" (Nesaî, Hac, 3, Zekat, 49, İmân, 1;
    Dârimî, Menâsik, 7, Salât, 135; Tirmizî, Hac, 6; Ahmed b Hanbel, I, 387,
    III,114, 412, IV, 342) Mebrûr hac; kendisine hiçbir günâh karışmayan, eksiksiz
    olarak ifa edilen makbul hac, anlamına gelir

    eş-Şevkânî (ö 1255/1839) amellerin fazileti ile ilgili
    birbirinden farklı olan hadisleri, Hz Peygamber'e soru soran muhatabın durumuna
    göre verilmiş cevaplar olarak değerlendirir (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr,
    el-Matbaatü'l-Osmâniyye, Mısır (FY), IV, 282 vd) İmam Mâlik (ö179/795)'e
    göre, farz hatta nafile hac düşman korkusu olmadıkça cihaddan daha üstündür
    Ancak düşman korkusu olursa, cihad, nafile hactan önde gelir (ez-Zühaylî,
    el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1985, III, 11)

    Hac ve umre ile, her yıl Kabe'nin ihyâsı gerçekleşir Umre'yi
    bir yılın veya ömrün herhangi bir gününde ifa imkânı vardır Umre, belirli
    günlerde yapılabilen hac ibadetinden daha kolaydır Hac küçük günâhlara keffâret
    olur ve ruhu ma'siyet kirlerinden temizler Hatta bazı Hanefi bilginlerine göre,
    büyük günâhları da örter Mebrûr hac yapanın cennete gireceğini bildiren
    hadisle, yine Hz Peygamber'in şu hadisleri bu konuda önemli delil teşkil eder
    " Kim hac yapar, bu esnada cinsî temastan korunur, çirkin söz ve davranışlardan
    uzak durursa, annesinden doğduğu gündeki gibi günâhlarından kurtulur" (Buhârî,
    Muhsar, 9,10; Nesaî, Hac, 4; İbn Mâce, Menâsik, 3; Dârimî, Menâsik, 7; Ahmed b
    Hanbel, II, 229, 410, 484, 494) "Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir
    O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir Af isterlerse, onları affeder "
    (İbn Mâce, Menâsik, 5) "Allah'ım, hac yapanı ve hacının kendisine dua ettiği
    kimseleri mağfiret et" (İbn Huzeyme, Sahîh; el-Hâkim)

    Kâdî Iyâz (ö 544/1149) şöyle demiştir: Ehli sünnet, haccın
    büyük günâhlara, ancak tövbe edilirse keffâret olacağı konusunda görüş birliği
    içindedir Namaz ve zekât gibi Allah'a ait veya para borcu gibi kula ait bir
    borcun düştüğünü söyleyen bilgin yoktur Kul hakları zimmette devam eder Allahu
    Teâlâ kıyamet günü hak sahiplerini, haklarını almak üzere toplar Ancak yüce
    yaratıcının bu alacaklılara vereceği birtakım nimetlerle onları razı etmesi ve
    bir ikram olmak üzere borçlulara müsamaha göstermesi de mümkündür (ez-Zühaylî,
    age, III, 12)

    Hac ibadeti, dünyanın çeşitli yörelerinden, renk, dil ve ülke
    ayırımı gözetilmeksizin, milyonlarca müslümanı bir araya getirir Tanışıp,
    görüşmelerine, ekonomik bakımdan bütünleşmelerine, düşmanları karşısında tek saf
    hâlinde yardımlaşmalarına zemin hazırlar Böylece, şu ayetlerdeki mana tecelli
    eder "İnsanları hacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan
    gelen çeşitli vasıtalarla sana varsınlar Böylece onlar dünyevî ve uhrevî
    menfaatlerini görsünler ve belli günlerde, Allah'ın kendilerine rızık olarak
    verdiği hayvanları kurban ederken, Allah'ın adını ansınlar Siz de onlardan
    yeyin, yoksula ve fakire yedirin " (el Hac, 22/27, 28)

    Hac, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan müminler arasındaki
    kardeşlik bağlarını güçlendirir İnsanlar, gerçekten eşit olduklarını birlikte
    yaşayarak gösterirler Arap olanla olmayanın, beyazla siyahın takva dışında bir
    üstünlüğünün bulunmadığı inancı vicdanlara yerleşir

    Haccın Hükmü ve Delilleri:

    İslâm âlimleri haccın ömürde bir defa farz olduğu konusunda
    görüş birliği içindedir Delilleri; Kitap ve Sünnettir Kur'an'da şöyle
    buyurulur:

    "Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbe'yi ziyaret
    edip haccetmek farzdır" (Âl-i İmrân, 3/97)

    "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın" (el-Bakara, 2/196)
    "İnsanlarıhacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan gelen
    çeşitli vasıtalarla sana varsınlar" (el-Hac, 22/27)

    Hadislerde şöyle buyurulur: "Şüphesiz Allah size haccı farz
    kıldı, haccı ifa ediniz" (Müslim, Hac, 412; Nesaî, Menâsik, 1; Ahmed b Hanbel,
    II, 508) " Îslâm beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh
    olmadığına ve Muhammed (sas)'in, Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz
    kılmak, zekât' vermek, Beytüllah'ı haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak"(Buhârî,
    İman, l, 2; Müslim, İman,19-22; Tirmizî, İman, 3; Nesâî, İman, 13)

    Hz Peygamber haccın farz kılındığını ashab-ı kirâma duyurunca,
    içlerinden birisi; "Her yıl mı?" demiş, Resulullah (sas) susmuştur Bu soru
    üç defa tekrar edilince; " Eğer evet deseydim, hac üzerinize her yıl farz
    olurdu, buna da güç yetiremezdiniz" buyurmuştur (Müslim, Hac, 412; Nesaî,
    Menâsik,1, Ahmed b Hanbel, II, 508) İbn Abbas (ra)'dan yapılan rivayette,
    soru soranın el-Akra' b Hâbis olduğu belirtilir ve şu ilave yeralır: "Kim
    birden fazla hac yaparsa bu nafile hac olur" (İbn Hanbel, II, 508; Nesâî,
    Menâsik,1; eş-Şevkânî, age, IV, 279) Bu hadis, haccın farz olarak tekrarının
    gerekmediğini gösterir İslâm hukukçuları, haccın bir defadan fazla farz
    olmadığı ve fazla haccın nafile sayılacağı konusunda görüş birliği içindedir
    (İbnü'l-Humam, Fethu'l Kadîr, Kahire 1316, II, 122; eş-Şevkânî, age, IV,
    280) Hadiste şöyle buyurulur: " Hac ve umreyi peşi peşine yapınız Bu ikisi,
    körüğün; demir, altın ve gümüşün pasını yok ettigi gibi, fakirliği ve günâhları
    yok eder Mebrûr haccın sevabı ancak cennettir" (Tirmizî, Hac, 2; Nesâî, Hac, 6;
    İbn Mâce, Menâsik, 3) Bazı durumlarda birden fazla hac yapmak gerekebilir Adak
    harcı ve bozulan bir nafile haccı kaza etmek gibi Bazen hac haram olur Haram
    para ile haccetmek gibi Bazen de mekruh olur Hizmete muhtaç olan ana-babanın
    iznini almadan haccetmek gibi Ebeveyn bulunmayınca dede ve ninelerden, borcunu
    ödeyecek başka malı bulunmayan borçlu ve kefilin alacaklılardan izin almaksızın,
    hac yapması da mekruhtur Hanefilere göre bu kerâhet, tahrîmendir

    Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlere göre, haram para ile yapılan hac,
    gasbedilen arazide kılınan namazda olduğu gibi farz veya ikinci defa hac
    yapılıyorsa nafile olarak sahih olur Bu kimsenin üzerinden farz veya nâfile
    düşer Hanbeliler ise, haram malla yapılacak hacca icazet vermezler Çünkü bu
    mezhep, gasbedilen arazide kılınacak namazı da sahih kabul etmez (el-Kâsânî,
    Bedâyiu's-Sanâyi', II, 223; ez-Zühaylî, age, III, 223)

    Haccın Fevri veya Ömrî Oluşu:

    Ebû Hanife, Ebû Yûsuf, iki görüşten tercih edilende Mâlikîler
    ve Hanbelîlere göre, hac fevrîdir Yani yükümlünün, gerekli şartları taşıdığı
    ilk yılda haccetmesi gereklidir Haccı, yıllar boyunca geciktirirse fâsık olur
    ve şahitliği reddedilir Çünkü haccı geri bırakmak küçük ma'siyettir Bunda
    ısrar etmek kişiyi fıska götürür Böyle bir kimse hac yapmadan malı telef olsa,
    borç para alıp haccetmesi hâlinde, ilâhî mağfirete nail olacagı umulur Haccın
    geciktirilmeden ifasına, hacla ilgili âyetler delâlet ettiği gibi, şu hadisler
    de bunu destekler: "Hac yapmakta acele ediniz Çünkü sizden biriniz ölümün
    kendisine ne zaman geleceğini bilmez" (Ebû Davûd, Menasik, 5; İbn Mâce, Menâsik,
    1; İbn Hanbel, I, 214, 225) " Bir kimseyi hastalık, açık bir ihtiyaç, bir
    sıkıntı veya zalim bir sultan alıkoymaksızın hac yapmazsa; ister yahudi, isterse
    hrıstiyan olarak ölsün"(eş-Şevkânî, age, IV, 284)

    Şâfîlere ve imam Muhammed'e göre, hac ömrî (terâh)dir; Yani,
    hac için gerekli şartları taşıyan yükümlü, bunu ilk yılda yapmak zorunda
    değildir Ancak bu kimsenin hac veya umreyi, geciktirmeksizin yapması sünnettir
    Çünkü tâat sayılan amelleri çabuk yapmak, hayırlı işlerde acele etmek İslâm'ın
    tavsiye ettiği hususlardandır Ayette; "Ey müminler, hayır işlerine koşunuz,
    birbirinizle yarış ediniz" (el-Bakara, 2/148) buyurulur Hac kendisine farz olan
    kimse, mesken yapma, çocuğunu evlendirme gibi sebeplerle, hatta sebepsiz olarak
    haccı başka bir yıla geciktirebilir Çünkü hac farîzası hicretin altıncı yılında
    geldiği halde, Hz Peygamber bunu, bir özür olmaksızın onuncu yıla tehir
    etmiştir Eğer geciktirmek caiz olmasaydı, bunu onun da yapmaması gerekirdi Bu
    görüş, müslümanlara kolaylık sağlayacağı için daha uygundur Çünkü çoğunluk
    İslâm hukukçularının dayandığı hadisler zayıf olduğu gibi, haccın, hicretin
    altıncı yılında Âl-i İmrân Suresinin nüzulü sırasında farz kılındığında şüphe
    yoktur (eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, I,199; ez-Zühaylî, age III, 17, 18)

    Haccın Şartları:

    Haccın Şartları erkekleri ve kadınları içine alan genel veya
    yalnız kadınlarla ilgili özel şartlar olmak üzere ikiye ayrılır Bunlar tam
    olarak bulununca hac ve edası farz olur Aksi halde farz olmaz

    Genel Şartlar Bunlar; farz oluşunun, sıhhatinin veya edasının
    şartları kabilinden olur Müslüman, akıllı, ergin, hür ve haccetmeye gücünün
    yeter olması gibi

    1 Müslüman Olmak! Kâfire hac farz olmaz İbadeti eda ehliyeti
    bulunmadığı için, onun yapacağı hac geçerli değildir Münkir hac yapsa, sonra
    İslâm'a girse, ona İslâm'ın haccı farz olur Hanefilere göre, kâfir, şeriatın
    furûu ile muhatap olmadığı için haccı terkten dolayı hesaba çekilmez Çoğunluk
    hukukçulara göre ise o, furû (İslâmî emir ve yasaklar)a muhataptır ve ahirette
    bunlardan hesaba çekilir

    2 Ergin ve akıllı olmak: Çocuk ve akıl hastaları hacla yükümlü
    değildir Çünkü bunlar şer'î hükümlerle yükümlü tutulmamışlardır Akıl
    hastasının yapacağı hac veya umre, ibadet ehliyeti bulunmadığı için sahih olmaz
    Bu ikisi hac yapsa, sonra çocuk büluğ çağına ulaşsa, akıl hastası iyileşse,
    bunlara hac farz olur Çocuğun bülûğdan önce yaptığı hac nafile sayılır Hadiste
    şöyle buyurulur: "Üç kişiden kalem kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan,
    gençlik çağına girinceye kadar çocuktan, şifa buluncaya kadar akıl hastasından"
    (Ebû Davûd, Hudud,17; İbn Mâce, Talâk, 15) Akıl hastalığı, bayılma, sarhoşluk
    ve uyku ihramı ortadan kaldırmaz (el-Kâsânî, age, II, 120-122, 160;
    İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II,120 vd; el Meydânî, el Lübâb, I,177; İbn Rüşd,
    Bidâyetü'l-Müctehid, I, 308 vd; İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 218-222, 241,
    248-250)

    3 Hür olmak: Köle, esir ve mahkûma hac farz değildir Çünkü
    hac, süresi uzun, belli bir yolculuğu gerekli kılan ve yolculuğa güç yetirilmesi
    şart kılınan bir ibadettir: Hürriyetten yoksun olan kimsenin bunu ifa etmesi
    mümkün olmaz

    4 Vakit: Arafat'ta vakfe ve ziyaret tavafı için belirli
    vakitlere yetişmedikçe hac farz olmaz Şu ayetler haccın vakitli bir ibadet
    olduğunu gösterir: " Sana yeni doğan aylan (hilaller) sorarlar De ki: "O,
    insanların faydası için vakit ölçüleridir" (el-Bakara, 2/189) " Hac ayları
    bilinen aylardır" (el-Bakara, 2/197) Hanefi ve Hanbelîlere göre, hac ayları;
    Şevvâl, Zilkâde ve Zilhicce'nin ilk on günüdür Buna Abadile adıyla anılan (İbn
    Mes'ud İbn Abbâs, İbn Ömer ve İbnü Zübeyr)'den nakledilendir "En büyük hac
    (hacc-ı ekber) günü, kurban bayramı günleridir" hadîsi delil olarak gösterilir
    (Buhârî, Hac, 33, 34, Umre, 9; Müslim, Hac, 123; Nesâî, Menâsik, 77; Dârimî,
    Menâsik, 38; Muvatta ; Hac, 63)

    Bu sürenin dışındaki vakitler, farz hac için ihrama girmeyi ve
    haccın rükünlerini ifaya elverişli değildir Ancak hac niyetiyle ihrama, bu
    aylardan önce girilse, ihram geçerli ve yapılacak hac sahih olur Delili: "Hac
    ve umreyi Allah için tamamlayınız" ayetidir (el-Bakara, 2/196) Bu durumda hac
    ayları girmedikçe hac fiillerinden birşey yapmak caiz olmaz Hanefilere göre
    ihram bir şart olup, bunun öne alınması, abdestin namaz vaktinden öne alınması
    gibidir Çünkü ihram, hac yapacak kişinin kendisine bazı şeyleri yasaklaması ve
    bazı şeyleri de gerekli kılmasıdır Yine bu, ihramı, Mîkat'tan önce başlatmak
    gibi olur Bununla birlikte hac aylarından önce ihrama girmek mekruhtur İbn
    Abbâs'ın (ö 68/687) naklettiği; "Hac için, ancak hac aylarında ihrama girilmesi
    sünnetlerdendir" hadisi delildir (Buhâri)

    Mâlikîlere göre, hac ayları tam üç aydır İhramın vakti,
    Şevvâl'in başından, yani Ramazarı bayramının ilk gecesinden itibaren başlar,
    Kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar devam eder Bir kimse bayram sabahı
    şafak sökmezden önce, bir an, ihramlı olarak Arafat'ta dursa hacca yetişmiş
    olur Geride ziyaret tavafı ve sa'y gibi ibadetler kalır (İbnü'l-Hümâm, age,
    II, 220 vd; İbn Kudâme, el Muğnî, III, 271; eş-Şirâzî, el Mühezzeb, I, 200;
    ez-Zühaylî, age, III, 63-65)

    5 Haccı ifaya gücünün yetmesi (istitâa) Bu; beden, mal veya
    yol emniyeti ile ilgili olabilir Ayette, "Oraya gitmeye gücü yeten herkese,
    Allah için Kâbe yi ziyaret edip haccetmek farzdır" (Âl-i İmrân, 3/97) buyurulur
    Ayetteki "hacca yol bulabilen, hacca gitmeye gücü yeten" ifadesi Hanefîlere göre
    "bedenî, mâlî ve emniyet" unsurlarını kapsamına alır Bunlar haccın edasının
    şartlarını oluşturur





+ Yorum Gönder