Konusunu Oylayın.: Muhammed abduh eserleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Muhammed abduh eserleri
  1. 18.Mayıs.2012, 20:45
    1
    Misafir

    Muhammed abduh eserleri






    Muhammed abduh eserleri Mumsema muhammed abduh eserleri


  2. 18.Mayıs.2012, 20:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 30.Mayıs.2012, 18:14
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: muhammed abduh eserleri




    Abduh, 1885 yılında Beyrut’a gelerek buraya yerleşti. Burada Sultaniye Medresesini açarak (veya atanmak suretiyle) eğitimle meşgul oldu. 1889 yılında Kahire’ye döndü. Kısa bir süre sonra da asliye hukuk mahkemesine hakim olarak atandı. Daha sonra temyiz mahkemesinde müşavir olarak çalıştı. Bu arada şeriat mahkemelerinin ıslahına dair eserini yazdı (1900). Diğer yandan gelişmesine katkıda bulunduğu el-Ezher’in idare meclisine seçildi. Ezher’in gelişmesine katkıda bulunduğu gibi geniş bir muhite hitap edecek hale getirilmesinde de önemli katkılarda bulundu. Daha önce okutulmayan tarih, coğrafya, matematik ve felsefe gibi müspet bilimlerin okutulmalarını sağladı. Mısır’da en yüksek dini makam olan müftülüğe atandıktan (1899) sonra vefatına kadar bu görevde kaldı. Görev yaptığı süre boyunca bu makama büyük bir saygınlık kazandırdı. Müftülüğü sırasında; Müslümanların faiz ve kârdan hisse alma gayr-ı Müslim ülkelerde Müslüman olmayanlar tarafından kesilen hayvanların etlerini yeme, geleneksel kıyafetler dışındaki kıyafetlerle örtünme gibi konularda ruhsat vermesi çok ciddi tartışmalara neden oldu. (Osman Emin, 1991, 292)

    Bazı hayır kurumlarının açılmasında ön ayak oldu. Fakirlere yardım edip eğitimlerine imkan sağlamak ve maddi-manevi destek sağlamak maksadıyla kurulan “Müslüman Hayırseverler Cemiyeti”nin kurucuları arasında yer aldı. Klasik dönemin değerli eserlerini yayınlamak maksadıyla “Arapça Eserleri Canlandırma Cemiyeti” adlı bir dernek kurdu (Osman Emin, 1991, 292). Şer’i mahkemelerin ıslahı için çaba sarf etti. Bu meyanda yayınladığı bildiri, sulh mahkemelerinin yargılama yöntemlerinin ıslahı konusunda temel teşkil etti. Hakimlerin seçilmelerinin daha uygun kurallara bağlanması, ekonomik durumlarının iyileştirilmesi ile beraber, ahlaki, ilmi seviyelerinin yükseltilmesinin ehemmiyetine dikkat çekti. Şer’i mahkemelerde görev alacak hakimleri yetiştirmek maksadıyla bir okulun açılmasını istedi.

    Son dönemlerinde muhtelif eserler kaleme aldı. En büyük eseri olan Risaletü’t-Tevhid’i yazdı. Bazı müsteşriklerin İslam’a yönelttikleri ithamlara karşı müdafaa maksadıyla, “El-İslam ve’l-Nasraniyye Ma’a’l-İlm ve’l-Medeniyye” adlı eserini neşretti. Tefsir derslerini verirken yeni bir metot kullandı. Çok önem verdiği Kur’an-ı Kerim tefsirini tamamlamak kendisine nasip olmadı. Bazı kısımlarını neşretmiş, vefatından sonra ünlü talebesi Raşid Rıza tarafından tamamlanarak yayınlanmıştır. Henüz tasarladığı çalışmaları tamamlayamadan, 1905 Temmuz’unda vefat etti. Cenazesi, hükümet yetkililerinin de hazır bulunduğu, büyük bir kalabalık kitle tarafından kaldırılarak, Kahire’deki El-Afifi mezarlığına defnedildi.

    Sadakati, cesareti, cömertliği ve yurtseverliği ile de tanındı. Kendisini ihbar edip hapse atılmasına sebep olan ve sonrasında kendisini terk eden arkadaşları hakkında bile kötü konuşmayarak onları affetti. Hidiv’e karşı çıkacak kadar cesaret sahibi idi. Mezarının üzerine bir Arap şairinin yazmış olduğu;

    “Yücelik için bir mezar yaptık

    Dini ve dünyayı gömdük birlikte.” beyti nakşedilmiştir (Osman Emin,1991, 294).


  4. 30.Mayıs.2012, 18:14
    2
    Moderatör



    Abduh, 1885 yılında Beyrut’a gelerek buraya yerleşti. Burada Sultaniye Medresesini açarak (veya atanmak suretiyle) eğitimle meşgul oldu. 1889 yılında Kahire’ye döndü. Kısa bir süre sonra da asliye hukuk mahkemesine hakim olarak atandı. Daha sonra temyiz mahkemesinde müşavir olarak çalıştı. Bu arada şeriat mahkemelerinin ıslahına dair eserini yazdı (1900). Diğer yandan gelişmesine katkıda bulunduğu el-Ezher’in idare meclisine seçildi. Ezher’in gelişmesine katkıda bulunduğu gibi geniş bir muhite hitap edecek hale getirilmesinde de önemli katkılarda bulundu. Daha önce okutulmayan tarih, coğrafya, matematik ve felsefe gibi müspet bilimlerin okutulmalarını sağladı. Mısır’da en yüksek dini makam olan müftülüğe atandıktan (1899) sonra vefatına kadar bu görevde kaldı. Görev yaptığı süre boyunca bu makama büyük bir saygınlık kazandırdı. Müftülüğü sırasında; Müslümanların faiz ve kârdan hisse alma gayr-ı Müslim ülkelerde Müslüman olmayanlar tarafından kesilen hayvanların etlerini yeme, geleneksel kıyafetler dışındaki kıyafetlerle örtünme gibi konularda ruhsat vermesi çok ciddi tartışmalara neden oldu. (Osman Emin, 1991, 292)

    Bazı hayır kurumlarının açılmasında ön ayak oldu. Fakirlere yardım edip eğitimlerine imkan sağlamak ve maddi-manevi destek sağlamak maksadıyla kurulan “Müslüman Hayırseverler Cemiyeti”nin kurucuları arasında yer aldı. Klasik dönemin değerli eserlerini yayınlamak maksadıyla “Arapça Eserleri Canlandırma Cemiyeti” adlı bir dernek kurdu (Osman Emin, 1991, 292). Şer’i mahkemelerin ıslahı için çaba sarf etti. Bu meyanda yayınladığı bildiri, sulh mahkemelerinin yargılama yöntemlerinin ıslahı konusunda temel teşkil etti. Hakimlerin seçilmelerinin daha uygun kurallara bağlanması, ekonomik durumlarının iyileştirilmesi ile beraber, ahlaki, ilmi seviyelerinin yükseltilmesinin ehemmiyetine dikkat çekti. Şer’i mahkemelerde görev alacak hakimleri yetiştirmek maksadıyla bir okulun açılmasını istedi.

    Son dönemlerinde muhtelif eserler kaleme aldı. En büyük eseri olan Risaletü’t-Tevhid’i yazdı. Bazı müsteşriklerin İslam’a yönelttikleri ithamlara karşı müdafaa maksadıyla, “El-İslam ve’l-Nasraniyye Ma’a’l-İlm ve’l-Medeniyye” adlı eserini neşretti. Tefsir derslerini verirken yeni bir metot kullandı. Çok önem verdiği Kur’an-ı Kerim tefsirini tamamlamak kendisine nasip olmadı. Bazı kısımlarını neşretmiş, vefatından sonra ünlü talebesi Raşid Rıza tarafından tamamlanarak yayınlanmıştır. Henüz tasarladığı çalışmaları tamamlayamadan, 1905 Temmuz’unda vefat etti. Cenazesi, hükümet yetkililerinin de hazır bulunduğu, büyük bir kalabalık kitle tarafından kaldırılarak, Kahire’deki El-Afifi mezarlığına defnedildi.

    Sadakati, cesareti, cömertliği ve yurtseverliği ile de tanındı. Kendisini ihbar edip hapse atılmasına sebep olan ve sonrasında kendisini terk eden arkadaşları hakkında bile kötü konuşmayarak onları affetti. Hidiv’e karşı çıkacak kadar cesaret sahibi idi. Mezarının üzerine bir Arap şairinin yazmış olduğu;

    “Yücelik için bir mezar yaptık

    Dini ve dünyayı gömdük birlikte.” beyti nakşedilmiştir (Osman Emin,1991, 294).





+ Yorum Gönder