Konusunu Oylayın.: Müslüman kadının ölümü nasıl olur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Müslüman kadının ölümü nasıl olur?
  1. 18.Mayıs.2012, 11:42
    1
    Misafir

    Müslüman kadının ölümü nasıl olur?

  2. 18.Mayıs.2012, 13:00
    2
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Müslüman kadının ölümü nasıl olur?




    mÜSLÜMAN değilde biz ona mümin inanmış imanı bütün olanları desek daha doğru olur
    Zira nüfus cüzdanında müslüman yazan herkez mümin değil kardeşim.
    Araştırıp ekleyeceğim.
    Müslüman kadının ölümü

    Sual: Müslüman kadının ölümü nasıl olur?
    CEVAP
    Bir Müslüman kadın lohusa veya hâmileyken veya bulaşıcı bir hastalıktan yahut iç hastalıklardan ölmüşse veyahut yabancı erkeklere açık saçık görünmemişse ve kendisinden kocası razı olmuşsa o kadına ölürken Cennet melekleri gelip karşısında saf saf durarak ona izzet ve ikramla selam verip derler ki
    — Allahü teâlânın sevgili şehit kulu gel çık ne durursun bu viranede? Senden Allahü teâlâ razı oldu ve senin bu hastalığını bahane edip günahını bağışladı sana Cennet ihsan etti gel emanetini teslim et!

    O kadın bu ihsanı görüp ruhunu vermek istediğinde etrafına bakıp der ki
    — Arkadaşlarımı da rahmetle yargılasın sonra ruhumu teslim edeyim

    Melekler onun bu ricasını cenab-ı Hakka arz edince buyurur ki
    — İzzetim hakkı için kulumun ricasını kabul ettim
    Melekler bu müjdeyi ona söylerler Sonra ölüm meleği yüz yirmi rahmet meleğiyle gelir Yüzlerinin nuru Arşa çıkmıştır Ellerinde Cennet yemişleri kokuları misk gibi gelerek izzet ve ikramla selam verip derler ki
    — Allahü teâlâ sana selam söyler ve Cennet verip habibi Muhammed aleyhisselama komşu ve hazret-i Âişe’ye arkadaş eyler

    Bu imanlı kadın bu sözleri işitince gözlerinin perdesi açılır ehl-i iman kadınları görür Bunlardan günahkâr olup azap olunanları görünce dua eder
    — Onların günahlarını da bağışla Rabbim

    Cenab-ı izzetten bir ses gelir
    — Ey kulum! Arzularını yerine getirdim ver emanetini Habibimin hanımı ve kızı seni bekliyorlar

    Hemen bu hitabı işitince canı titrer ayakları atılır terler döker ve can vermek üzereyken iki melek gelir Ellerinde ateşten bir çomak vardır sağ yanında biri sol yanında biri durur

    Şeytan da koşup gelir ve (Gerçi bundan bize fayda yok ama ben yine görevimi yerine getireyim) diyerek elinde bir cevherli çanak içinde buzlu su vardır bu suretle gelip suyu gösterir O melekler o habisi görünce ellerindeki çomaklarla vurarak elindeki çanağı kırıp kendisini kovarlar O müslüman kadın bunu görünce güler Sonra o huriler ona cevherli kâseyle Kevser şarabı verirler içer Cennet şarabının lezzetinden canı sıçrayıp kadehe yapışır ve ölüm meleği canını o kadehten alır Melekler (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’ûn) derler Canı alıp gökleri seyrettirip Cennete götürürler ve oradaki makamını gösterip derhal yine ölünün başucuna getirirler

    Ne zaman ki elbiselerini çıkarıp saçını çözdüklerinde ruhu hemen cesedinin başucuna gelip der ki
    — Ey yıkayıcı! Yavaş ol Çünkü Azrail pençesinden can yarası yemiştir Tenim de gayet zahmet çekmiştir ve sarsılmıştır

    Teneşire geldiğinde yine gelip der ki
    — Suyu çok sıcak etme Tenim pek zayıftır Tez beni elinizden kurtarın ki rahat olayım

    Yıkayıp kefene sarılınca bir miktar durur yine der k
    — Bu dünyayı son görüşümdür Hısım ve akrabalarımı göreyim onlar da beni görsünler ve ibret alsınlar Onlar da bir gün benim gibi öleceklerinden ardımdan feryat etmesinler Beni unutmayıp Kur’an-ı kerim okuyarak sevabını göndersinler Her gün yapamasalar da Cuma ve bayramlarda beni hatırlayıp hayır hasenat yapsınlar Benim mirasım için aralarında çekişmesinler ki kabirde azap görmeyeyim

    Sonra musalla üzerine konulduğunda ise şöyle der
    — Rahat kalın ey oğlum ve kızım anam ve babam Bunun gibi ayrılık günü yoktur Görüşmemiz kıyamete kaldı Elveda olsun sizlere ey ardımdan gözyaşı dökenler

    Namazı kılınıp omuza alındığında da şöyle der
    — Beni yavaş yavaş götürün Eğer kastınız sevab kazanmak ise bana zahmet vermeyin Sizden Allahü teâlâya hoşnutluk götüreyim

    Kabir kenarına konulduğunda ise şu nasihati yapar
    — Görün benim hâlimi de ibret alın Şimdi beni karanlık yere koyup gidersiniz Ben amelimle kalırım Bu anları görüp vefasız yalancı dünyanın hilesine aldanmayınız!

    Definden sonra salih bir kimse sünnet olan telkini yapmalıdır

    Kabrine konunca can ölünün başucuna gelir Allahü teâlânın emriyle ölü kabirde uykudan uyanır gibi uyanır ve görür ki bir karanlık yerdedir Yakınlarına seslenip mum getirmelerini veya ışık yakmalarını söyler ama ses gelmez

    Kabir yarılıp iki sual meleği [Münker ve Nekir] görünür Bunların ağızlarından yalın ateşler ve burunlarından siyah dumanlar çıkmaktadır Bu halde ona derler ki
    Rabbin kim dinin ne ve Peygamberin kim?

    Bunlara doğru cevap verirse o melekler onu Hak teâlânın rahmetiyle müjdeleyip giderler Hemen o anda kabrin sağ tarafından bir pencere açılır ve bir ay yüzlü kişi çıkıp yanına gelir Bu imanlı kadın ona bakıp sevinir (Sen kimsin?) diye sorar (Ben senin dünyada sabrından ve şükründen yaratıldım Kıyamete kadar sana yoldaş olurum) diye cevap verir (Cennet Yolu İlmihali)



  3. 18.Mayıs.2012, 13:00
    2
    Kıdemli Üye



    mÜSLÜMAN değilde biz ona mümin inanmış imanı bütün olanları desek daha doğru olur
    Zira nüfus cüzdanında müslüman yazan herkez mümin değil kardeşim.
    Araştırıp ekleyeceğim.
    Müslüman kadının ölümü

    Sual: Müslüman kadının ölümü nasıl olur?
    CEVAP
    Bir Müslüman kadın lohusa veya hâmileyken veya bulaşıcı bir hastalıktan yahut iç hastalıklardan ölmüşse veyahut yabancı erkeklere açık saçık görünmemişse ve kendisinden kocası razı olmuşsa o kadına ölürken Cennet melekleri gelip karşısında saf saf durarak ona izzet ve ikramla selam verip derler ki
    — Allahü teâlânın sevgili şehit kulu gel çık ne durursun bu viranede? Senden Allahü teâlâ razı oldu ve senin bu hastalığını bahane edip günahını bağışladı sana Cennet ihsan etti gel emanetini teslim et!

    O kadın bu ihsanı görüp ruhunu vermek istediğinde etrafına bakıp der ki
    — Arkadaşlarımı da rahmetle yargılasın sonra ruhumu teslim edeyim

    Melekler onun bu ricasını cenab-ı Hakka arz edince buyurur ki
    — İzzetim hakkı için kulumun ricasını kabul ettim
    Melekler bu müjdeyi ona söylerler Sonra ölüm meleği yüz yirmi rahmet meleğiyle gelir Yüzlerinin nuru Arşa çıkmıştır Ellerinde Cennet yemişleri kokuları misk gibi gelerek izzet ve ikramla selam verip derler ki
    — Allahü teâlâ sana selam söyler ve Cennet verip habibi Muhammed aleyhisselama komşu ve hazret-i Âişe’ye arkadaş eyler

    Bu imanlı kadın bu sözleri işitince gözlerinin perdesi açılır ehl-i iman kadınları görür Bunlardan günahkâr olup azap olunanları görünce dua eder
    — Onların günahlarını da bağışla Rabbim

    Cenab-ı izzetten bir ses gelir
    — Ey kulum! Arzularını yerine getirdim ver emanetini Habibimin hanımı ve kızı seni bekliyorlar

    Hemen bu hitabı işitince canı titrer ayakları atılır terler döker ve can vermek üzereyken iki melek gelir Ellerinde ateşten bir çomak vardır sağ yanında biri sol yanında biri durur

    Şeytan da koşup gelir ve (Gerçi bundan bize fayda yok ama ben yine görevimi yerine getireyim) diyerek elinde bir cevherli çanak içinde buzlu su vardır bu suretle gelip suyu gösterir O melekler o habisi görünce ellerindeki çomaklarla vurarak elindeki çanağı kırıp kendisini kovarlar O müslüman kadın bunu görünce güler Sonra o huriler ona cevherli kâseyle Kevser şarabı verirler içer Cennet şarabının lezzetinden canı sıçrayıp kadehe yapışır ve ölüm meleği canını o kadehten alır Melekler (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’ûn) derler Canı alıp gökleri seyrettirip Cennete götürürler ve oradaki makamını gösterip derhal yine ölünün başucuna getirirler

    Ne zaman ki elbiselerini çıkarıp saçını çözdüklerinde ruhu hemen cesedinin başucuna gelip der ki
    — Ey yıkayıcı! Yavaş ol Çünkü Azrail pençesinden can yarası yemiştir Tenim de gayet zahmet çekmiştir ve sarsılmıştır

    Teneşire geldiğinde yine gelip der ki
    — Suyu çok sıcak etme Tenim pek zayıftır Tez beni elinizden kurtarın ki rahat olayım

    Yıkayıp kefene sarılınca bir miktar durur yine der k
    — Bu dünyayı son görüşümdür Hısım ve akrabalarımı göreyim onlar da beni görsünler ve ibret alsınlar Onlar da bir gün benim gibi öleceklerinden ardımdan feryat etmesinler Beni unutmayıp Kur’an-ı kerim okuyarak sevabını göndersinler Her gün yapamasalar da Cuma ve bayramlarda beni hatırlayıp hayır hasenat yapsınlar Benim mirasım için aralarında çekişmesinler ki kabirde azap görmeyeyim

    Sonra musalla üzerine konulduğunda ise şöyle der
    — Rahat kalın ey oğlum ve kızım anam ve babam Bunun gibi ayrılık günü yoktur Görüşmemiz kıyamete kaldı Elveda olsun sizlere ey ardımdan gözyaşı dökenler

    Namazı kılınıp omuza alındığında da şöyle der
    — Beni yavaş yavaş götürün Eğer kastınız sevab kazanmak ise bana zahmet vermeyin Sizden Allahü teâlâya hoşnutluk götüreyim

    Kabir kenarına konulduğunda ise şu nasihati yapar
    — Görün benim hâlimi de ibret alın Şimdi beni karanlık yere koyup gidersiniz Ben amelimle kalırım Bu anları görüp vefasız yalancı dünyanın hilesine aldanmayınız!

    Definden sonra salih bir kimse sünnet olan telkini yapmalıdır

    Kabrine konunca can ölünün başucuna gelir Allahü teâlânın emriyle ölü kabirde uykudan uyanır gibi uyanır ve görür ki bir karanlık yerdedir Yakınlarına seslenip mum getirmelerini veya ışık yakmalarını söyler ama ses gelmez

    Kabir yarılıp iki sual meleği [Münker ve Nekir] görünür Bunların ağızlarından yalın ateşler ve burunlarından siyah dumanlar çıkmaktadır Bu halde ona derler ki
    Rabbin kim dinin ne ve Peygamberin kim?

    Bunlara doğru cevap verirse o melekler onu Hak teâlânın rahmetiyle müjdeleyip giderler Hemen o anda kabrin sağ tarafından bir pencere açılır ve bir ay yüzlü kişi çıkıp yanına gelir Bu imanlı kadın ona bakıp sevinir (Sen kimsin?) diye sorar (Ben senin dünyada sabrından ve şükründen yaratıldım Kıyamete kadar sana yoldaş olurum) diye cevap verir (Cennet Yolu İlmihali)



  4. 18.Mayıs.2012, 14:53
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Müslüman kadının ölümü nasıl olur?

    Ölüm anındaki musibetlerden biri de Allah'a isyan eden günahkârların önce kalplerini bir korkunun kaplaması, ardından da cehennemdeki yerlerini görmeleridir. Çünkü onlar can çekişme anında bütün takatlerini kaybederler. Artık ruhları bedenlerinden çıkmak için boyun eğer. Fakat ruh, ölüm meleğinin, "Ey Allah'ın düşmanı! Haberin olsun, varacağın yer cehennemdir" ya da, "Ey Allah'ın sevgili kulu! Sana müjdeler olsun, varacağın mekânın cennettir" diye iki haberinden birini işitmedikçe bedenden çıkmaz. İşte gerçek akıl sahiplerinin korkuları bu sebeptendir.

    Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

    "Sizlerden herhangi biri, gideceği yeri bilmeden, hatta yerinin cennet mi yoksa cehennem mi olduğunu görmeden bu dünyadan ayrılmaz."69
    Resûl-i Kibriya (a.s) bir diğer hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuştur:

    "Kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever; kim de Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."
    Resûlullah (s.a.v) böyle buyurunca sahabeler,

    "Ey Allah'ın Resulü, biz hepimiz ölümden hoşlanmıyoruz" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v),
    "Bu sizin durumunuz değildir. Mümine varacağı yer (cennet) gösterildiğinde Allah'a kavuşmayı ister, Allah da ona kavuşmayı ister" buyurdular.70
    69 Farklı lafızlarla aynı mânadaki hadisler için bk. Buhârî, Cenâiz, 89; Tirmizî, Cenâiz, 71; ibn Mâce, Zühd, 32; Ahmed b. Hanbel,e/-Müsned, 2/16; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 3130.
    70 Buhârî, Rikâk, 41; Tirmizî, Cenâiz, 68; Nesâî, Cenâiz, 10; ibn Mâce, Zühd, 31; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/313, 346, 420.

    Şöyle rivayet edilmiştir:

    Huzeyfe b. Yemânî (r.a) ağır hasta olduğu zamanlardı. Vefat edeceği gecenin sonlarına doğru idi. Yanında hastalığı başladığından beri ayrılmayan Ebû Mesud71 bulunuyordu. Bir ara Huzeyfe (r.a) ona, "Kalk bir bak, saat kaça yaklaşmış" dedi. Ebû Mesud kalktı, dışarıya baktı, sonra tekrar yanına geldi ve, "Şafak sökmüş" dedi. Huzeyfe (r.a), "Ateşe götüren sabahtan Allah'a sığınırım" diyerek dua etti.
    Bir gün Mervân b. Hakem, ölüm döşeğinde yatmakta olan Ebû Hüreyre'nin (r.a) ziyaretine geldi. Yanına vardığında, "Allahım! Onun acılarını hafiflet" diye dua etti. Bunu işiten Ebû Hüreyre,"Ey Allahım, daha da artır" deyip ağlamaya başlar, sonra, "Allah'a yemin olsun ki, dünya için hü-zünlendiğimden dolayı ağlamıyorum, sizlerden ayrılacağım için de telâşlanmıyorum, sadece bana haber verilecek olan cehennem veya cennet müjdesini beklediğim için ağlıyorum" dedi.

    Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    "Allah Teâlâ bir kulundan razı olduğu zaman ölüm meleğine, 'Falan kulumun yanına git, bana ruhunu getir de onu rahata kavuşturayım. Onun yaptığı ameller yeterlidir. Ben onu türlü türlü imtihanlardan geçirdim; o her zaman benim hoşnut olduğum amelleri işledi' buyurur.
    Bunun üzerine ölüm meleği, her birinde güzel kokular saçan zaferan kökleri ve reyhan demetleri bulunan beş yüz melekle beraber yeryüzüne inerler. Onlardan her biri birbirine hiç benzemeyen müjdeler verir. Sonra melekler iki saf halinde ellerinde güzel kokularla beraber o kişinin ruhunun çıkışını beklerler.

    71 Elimizde İhya nüshasında bu isim ibn Mesud şeklindedir. Fakat Zebîdî bu hatanın tüm ihya nüshalarında yapıldığını; doğrusunun Ebû Mesud şeklinde olduğunu belirtmiştir. Ebû Mesud, sahabenin büyüklerindendir. ismi, Akabe b. Amr b. Sa'lebe-i En-sârî'dir (bk. Zebîdî, İthaf, 14/93).
    68

    İblîs bu manzarayı görünce ellerini başına koyarak haykırmaya, çığlıklar atmaya başlar. Askerleri kendisine, 'Efendimiz, size neler oluyor böyle?' diye sorduklarında İblîs, 'Şu adama yapılan ikramları görmüyor musunuz? Nerelerdeydiniz; neden onu azdırmadınız' der. Askerleri, 'Bizler onu azdırmak için çok çaba sarfettik, lâkin o (Allah tarafından) korunmuştu' diye cevap verirler."72
    Hasan-ı Basrî (rah) diyor ki: "Mümin ancak rabbine kavuştuğu an rahata erer. Rahatını Allah'a kavuşmakta bulan kişinin ölümü, onun sevinç, neşe, emniyet ve izzet bulduğu gündür."

    Câbir b. Zeyd'e (rah) ölüm döşeğinde iken, "Ne istersin?" diye soranlara, "Hasan-ı Basrî'yi görmek istiyorum" diye cevap verdi. Hasan-ı Basrî (rah) onun yanına gelince etrafındakiler, "Bak işte Hasan geldi" dediler. Câbir göz kapaklarını kaldırdı ve Hasan-ı Basrî'ye doğru bakarak, "Kardeşlerim! Zaman geldi. Cennete ya da cehenneme gitmek üzere sizlerden ayrılıyorum" dedi.
    Muhammed b. Vâsî son anlarında şunları söylemiştir: "Ey kardeşlerim, sizlere selâm olsun! Ya ateşe gidiyorum ya da rabbimin mağfiretine."
    Sâlihlerin her biri ebediyen can çekişip, günahların veya sevapların hesabını vermemek için tekrar dirilmemeyi temenni etmişlerdir.
    Son nefes anlarının kötü geçme korkusu, ariflerin kalplerini dehşete düşüren bir şeydir. Gerçekten bu durum, ölüm anında insanın başına gelebilecek en korkutucu hallerden biridir.
    ibn Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 4/1932; Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 8/32; Şerhu's-Sudûr, s. 93; Zebîdî, ithaf, 14/94-97; ayrıca bk. Nesâî, Cenâiz, 9; es-Sünenü'1-Küb-râ, nr. 1959.

    Son demlerini yaşayan bir kimsenin yapması gerekenler; huzur ve sükûn içinde olması; çırpınma, yırtılma, debelenme gibi davranışlarda bulunmaması, kelime-i şehâdet getirmesi ve Allah'a hüsnüzan içinde bulunmasıdır (O'na kavuşacağına sevinmesidir).
    Ölüm Anında Azalarda Görülen Güzel Haller

    Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuşlardır ki: "Ölen bir kişinin durumunu şu üç hususta inceleyin; alnından terler sızdığı, gözlerinden yaşlar aktığı ve dudakları kuruduğu zaman. İşte bu hal Allah'ın kendisine inen bir rahmetidir. Boğazı sıkılmış biri gibi hırlar, rengi kıpkırmızı olur ve dudakları da morarmış olursa, bu da Allah'ın kendisine inen bir azabıdır. "73
    Ölüm Anında Dilde Görülen Güzel Haller: Kelime-i Şehâdet
    Ölmek üzere olan birinin kelime-i şehâdet getirmesi hayra alâmettir. Ebû Saîd-i Hudrî'den (r.a) rivayet edilen bir hadiste Resûlullah (s.a.v),
    73 Müttakî-i Hindî, Kenzü'l-Ummâl, nr. 42178; Süyûtî, Şerhu's-Sudûr, s. 59; Şevkânî, el-Fevâidü'l-Mecmûa, 367. Ayrıca bk. Tirmizî, Cenâiz, 10; ibn Mâce, Cenâiz, 5; Nesâî, Cenâiz, 5; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 5/350; Hâkim, el-Müstedrek, 1/361; Hakîm-i Tirmizî, Nevâdirü'l-Usûl, nr. 85.
    70

    "Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) lâ ilahe illallah zikrini telkin edin"74 buyurmuştur.

    Huzeyfe'nin (r.a) rivayetinde, ".Çünkü kelime-i tevhid, geçmiş günahları silip yok eder" kısmı da vardır.
    Hz. Osman'ın (r.a) rivayetinde ise Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
    "Allah'tan (c.c) başka ilâh olmadığını bilerek ölen kimse cennete girer."7S
    Ubeydullah (r.a) bu rivayete, "Ölmek üzere olan kişi şe-hâdetgetirirken..."76 ilâvesini de eklemiştir.
    Hz. Osman (r.a) der ki: "Son anlarını geçiren birine, lâ ilahe illallah zikrini telkin edin.
    Çünkü dünyadaki son anlarını bu kelimelerle bitiren kişinin âhiretteki azığı (mükâfatı) muhakkak cennet olur."
    Hz. Ömer (r.a) demiştir ki: "Ölmek üzere olan hastalarınızın yanlarında bulunun, onlara Allah'ı (c.c) hatırlatın. Çünkü onlar sizin göremediklerinizi görürler. Onlara, lâ ilahe iiiallah zikrini telkin edin."
    Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle dediğini işittim: "Bir gün Azrail ölmek üzere olan birinin yanında hazır bulunduğu bir sırada kalbini yokladı, orada bir şey bulamayınca çenesini ayırarak diline baktı; onu, ucu bir tarafa yapışmış, kelime-i tevhidi söylerken bulur. İşte o adam ihlâs kelimesini (lâ ilahe illallah zikrini) söylemesi sebebiyle affedildi."77
    74 Müslim, Cenâiz, 1; Tirmizî, Cenâiz, 7; Ebû Davud, Cenâiz, 20; Nesâî, Cenâiz, 4; Ibn Mâce, Cenâiz, 3. Huzeyfe (r.a) rivayeti için bk. Deylemî, Müsnedü'l-Firdevs, nr. 5450.
    75 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/65; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 201; Ebû Avâne, el-Mûsned, nr. 10-12; Bezzâr, el-Bahrü'z-Zehhâr, nr. 415.
    76 Beyhakî, Şuabü'l-imân, nr. 7; Hatîb, Târîhu Bağdat, 2/221; Heysemî, Mecmau'z-Ze-vâid, nr. 20.
    77 Hatîb, Târihu Bağdat, 9/125; Beyhakî, Şuabü'l-imân, nr. 9235; Müttakî-i Hindî, Ken-zü'l-Ummâl, nr. 1770.

    Ölüm ve sonrası /İMAM GAZALİ



  5. 18.Mayıs.2012, 14:53
    3
    Silent and lonely rains
    Ölüm anındaki musibetlerden biri de Allah'a isyan eden günahkârların önce kalplerini bir korkunun kaplaması, ardından da cehennemdeki yerlerini görmeleridir. Çünkü onlar can çekişme anında bütün takatlerini kaybederler. Artık ruhları bedenlerinden çıkmak için boyun eğer. Fakat ruh, ölüm meleğinin, "Ey Allah'ın düşmanı! Haberin olsun, varacağın yer cehennemdir" ya da, "Ey Allah'ın sevgili kulu! Sana müjdeler olsun, varacağın mekânın cennettir" diye iki haberinden birini işitmedikçe bedenden çıkmaz. İşte gerçek akıl sahiplerinin korkuları bu sebeptendir.

    Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

    "Sizlerden herhangi biri, gideceği yeri bilmeden, hatta yerinin cennet mi yoksa cehennem mi olduğunu görmeden bu dünyadan ayrılmaz."69
    Resûl-i Kibriya (a.s) bir diğer hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuştur:

    "Kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever; kim de Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."
    Resûlullah (s.a.v) böyle buyurunca sahabeler,

    "Ey Allah'ın Resulü, biz hepimiz ölümden hoşlanmıyoruz" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v),
    "Bu sizin durumunuz değildir. Mümine varacağı yer (cennet) gösterildiğinde Allah'a kavuşmayı ister, Allah da ona kavuşmayı ister" buyurdular.70
    69 Farklı lafızlarla aynı mânadaki hadisler için bk. Buhârî, Cenâiz, 89; Tirmizî, Cenâiz, 71; ibn Mâce, Zühd, 32; Ahmed b. Hanbel,e/-Müsned, 2/16; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 3130.
    70 Buhârî, Rikâk, 41; Tirmizî, Cenâiz, 68; Nesâî, Cenâiz, 10; ibn Mâce, Zühd, 31; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/313, 346, 420.

    Şöyle rivayet edilmiştir:

    Huzeyfe b. Yemânî (r.a) ağır hasta olduğu zamanlardı. Vefat edeceği gecenin sonlarına doğru idi. Yanında hastalığı başladığından beri ayrılmayan Ebû Mesud71 bulunuyordu. Bir ara Huzeyfe (r.a) ona, "Kalk bir bak, saat kaça yaklaşmış" dedi. Ebû Mesud kalktı, dışarıya baktı, sonra tekrar yanına geldi ve, "Şafak sökmüş" dedi. Huzeyfe (r.a), "Ateşe götüren sabahtan Allah'a sığınırım" diyerek dua etti.
    Bir gün Mervân b. Hakem, ölüm döşeğinde yatmakta olan Ebû Hüreyre'nin (r.a) ziyaretine geldi. Yanına vardığında, "Allahım! Onun acılarını hafiflet" diye dua etti. Bunu işiten Ebû Hüreyre,"Ey Allahım, daha da artır" deyip ağlamaya başlar, sonra, "Allah'a yemin olsun ki, dünya için hü-zünlendiğimden dolayı ağlamıyorum, sizlerden ayrılacağım için de telâşlanmıyorum, sadece bana haber verilecek olan cehennem veya cennet müjdesini beklediğim için ağlıyorum" dedi.

    Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    "Allah Teâlâ bir kulundan razı olduğu zaman ölüm meleğine, 'Falan kulumun yanına git, bana ruhunu getir de onu rahata kavuşturayım. Onun yaptığı ameller yeterlidir. Ben onu türlü türlü imtihanlardan geçirdim; o her zaman benim hoşnut olduğum amelleri işledi' buyurur.
    Bunun üzerine ölüm meleği, her birinde güzel kokular saçan zaferan kökleri ve reyhan demetleri bulunan beş yüz melekle beraber yeryüzüne inerler. Onlardan her biri birbirine hiç benzemeyen müjdeler verir. Sonra melekler iki saf halinde ellerinde güzel kokularla beraber o kişinin ruhunun çıkışını beklerler.

    71 Elimizde İhya nüshasında bu isim ibn Mesud şeklindedir. Fakat Zebîdî bu hatanın tüm ihya nüshalarında yapıldığını; doğrusunun Ebû Mesud şeklinde olduğunu belirtmiştir. Ebû Mesud, sahabenin büyüklerindendir. ismi, Akabe b. Amr b. Sa'lebe-i En-sârî'dir (bk. Zebîdî, İthaf, 14/93).
    68

    İblîs bu manzarayı görünce ellerini başına koyarak haykırmaya, çığlıklar atmaya başlar. Askerleri kendisine, 'Efendimiz, size neler oluyor böyle?' diye sorduklarında İblîs, 'Şu adama yapılan ikramları görmüyor musunuz? Nerelerdeydiniz; neden onu azdırmadınız' der. Askerleri, 'Bizler onu azdırmak için çok çaba sarfettik, lâkin o (Allah tarafından) korunmuştu' diye cevap verirler."72
    Hasan-ı Basrî (rah) diyor ki: "Mümin ancak rabbine kavuştuğu an rahata erer. Rahatını Allah'a kavuşmakta bulan kişinin ölümü, onun sevinç, neşe, emniyet ve izzet bulduğu gündür."

    Câbir b. Zeyd'e (rah) ölüm döşeğinde iken, "Ne istersin?" diye soranlara, "Hasan-ı Basrî'yi görmek istiyorum" diye cevap verdi. Hasan-ı Basrî (rah) onun yanına gelince etrafındakiler, "Bak işte Hasan geldi" dediler. Câbir göz kapaklarını kaldırdı ve Hasan-ı Basrî'ye doğru bakarak, "Kardeşlerim! Zaman geldi. Cennete ya da cehenneme gitmek üzere sizlerden ayrılıyorum" dedi.
    Muhammed b. Vâsî son anlarında şunları söylemiştir: "Ey kardeşlerim, sizlere selâm olsun! Ya ateşe gidiyorum ya da rabbimin mağfiretine."
    Sâlihlerin her biri ebediyen can çekişip, günahların veya sevapların hesabını vermemek için tekrar dirilmemeyi temenni etmişlerdir.
    Son nefes anlarının kötü geçme korkusu, ariflerin kalplerini dehşete düşüren bir şeydir. Gerçekten bu durum, ölüm anında insanın başına gelebilecek en korkutucu hallerden biridir.
    ibn Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 4/1932; Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 8/32; Şerhu's-Sudûr, s. 93; Zebîdî, ithaf, 14/94-97; ayrıca bk. Nesâî, Cenâiz, 9; es-Sünenü'1-Küb-râ, nr. 1959.

    Son demlerini yaşayan bir kimsenin yapması gerekenler; huzur ve sükûn içinde olması; çırpınma, yırtılma, debelenme gibi davranışlarda bulunmaması, kelime-i şehâdet getirmesi ve Allah'a hüsnüzan içinde bulunmasıdır (O'na kavuşacağına sevinmesidir).
    Ölüm Anında Azalarda Görülen Güzel Haller

    Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuşlardır ki: "Ölen bir kişinin durumunu şu üç hususta inceleyin; alnından terler sızdığı, gözlerinden yaşlar aktığı ve dudakları kuruduğu zaman. İşte bu hal Allah'ın kendisine inen bir rahmetidir. Boğazı sıkılmış biri gibi hırlar, rengi kıpkırmızı olur ve dudakları da morarmış olursa, bu da Allah'ın kendisine inen bir azabıdır. "73
    Ölüm Anında Dilde Görülen Güzel Haller: Kelime-i Şehâdet
    Ölmek üzere olan birinin kelime-i şehâdet getirmesi hayra alâmettir. Ebû Saîd-i Hudrî'den (r.a) rivayet edilen bir hadiste Resûlullah (s.a.v),
    73 Müttakî-i Hindî, Kenzü'l-Ummâl, nr. 42178; Süyûtî, Şerhu's-Sudûr, s. 59; Şevkânî, el-Fevâidü'l-Mecmûa, 367. Ayrıca bk. Tirmizî, Cenâiz, 10; ibn Mâce, Cenâiz, 5; Nesâî, Cenâiz, 5; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 5/350; Hâkim, el-Müstedrek, 1/361; Hakîm-i Tirmizî, Nevâdirü'l-Usûl, nr. 85.
    70

    "Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) lâ ilahe illallah zikrini telkin edin"74 buyurmuştur.

    Huzeyfe'nin (r.a) rivayetinde, ".Çünkü kelime-i tevhid, geçmiş günahları silip yok eder" kısmı da vardır.
    Hz. Osman'ın (r.a) rivayetinde ise Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
    "Allah'tan (c.c) başka ilâh olmadığını bilerek ölen kimse cennete girer."7S
    Ubeydullah (r.a) bu rivayete, "Ölmek üzere olan kişi şe-hâdetgetirirken..."76 ilâvesini de eklemiştir.
    Hz. Osman (r.a) der ki: "Son anlarını geçiren birine, lâ ilahe illallah zikrini telkin edin.
    Çünkü dünyadaki son anlarını bu kelimelerle bitiren kişinin âhiretteki azığı (mükâfatı) muhakkak cennet olur."
    Hz. Ömer (r.a) demiştir ki: "Ölmek üzere olan hastalarınızın yanlarında bulunun, onlara Allah'ı (c.c) hatırlatın. Çünkü onlar sizin göremediklerinizi görürler. Onlara, lâ ilahe iiiallah zikrini telkin edin."
    Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle dediğini işittim: "Bir gün Azrail ölmek üzere olan birinin yanında hazır bulunduğu bir sırada kalbini yokladı, orada bir şey bulamayınca çenesini ayırarak diline baktı; onu, ucu bir tarafa yapışmış, kelime-i tevhidi söylerken bulur. İşte o adam ihlâs kelimesini (lâ ilahe illallah zikrini) söylemesi sebebiyle affedildi."77
    74 Müslim, Cenâiz, 1; Tirmizî, Cenâiz, 7; Ebû Davud, Cenâiz, 20; Nesâî, Cenâiz, 4; Ibn Mâce, Cenâiz, 3. Huzeyfe (r.a) rivayeti için bk. Deylemî, Müsnedü'l-Firdevs, nr. 5450.
    75 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/65; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 201; Ebû Avâne, el-Mûsned, nr. 10-12; Bezzâr, el-Bahrü'z-Zehhâr, nr. 415.
    76 Beyhakî, Şuabü'l-imân, nr. 7; Hatîb, Târîhu Bağdat, 2/221; Heysemî, Mecmau'z-Ze-vâid, nr. 20.
    77 Hatîb, Târihu Bağdat, 9/125; Beyhakî, Şuabü'l-imân, nr. 9235; Müttakî-i Hindî, Ken-zü'l-Ummâl, nr. 1770.

    Ölüm ve sonrası /İMAM GAZALİ






+ Yorum Gönder