Konusunu Oylayın.: Yahudiler zekat emrini nasıl bozmuşlardır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yahudiler zekat emrini nasıl bozmuşlardır?
  1. 14.Mayıs.2012, 19:33
    1
    Misafir

    Yahudiler zekat emrini nasıl bozmuşlardır?

  2. 29.Mayıs.2012, 20:55
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Yahudiler zekat emrini nasıl bozmuşlardır?




    Yahudilerin dinlerini tahrif edişi...



    Kur'an dindeki tahrifat süreçlerinden bahsederken Ehl-i Kitap'tan örnekler vererek Müslümanları bu konuda uyarır. Yüce Allah Bakara suresinin 41. ayetinde İsrailoğullarına "Ayetlerimizi az bir bedel karşılığında satmayın" uyarısında bulunur. Bu ayet sadece o günkü Yahudilere has olarak anlaşılamaz. Kim dininin prensiplerini dünyada elde edeceği bir menfaat uğruna göz ardı eder ve onu rafa kaldırırsa bu ayette çirkin görülen zümreye dâhil olur. Bu "az bedel" dünyadaki makam, mevki, şöhret, zenginlik veya her türlü menfaat olabilir.

    Tarihte İsrailoğullarının yaptığı gibi bugün de birçok insan zengin olmak, itibar görmek ve iyi şartlarda yaşamak için dinin ilkelerinden yüz çevirebilmektedir. Çıkarlar söz konusu olduğunda din ve değerler unutulmaktadır. Bunu uzağa gitmeden hemen yanı başımızdan basit bir örnekle anlatalım: Bir memurluğa veya mevkie eleman alınırken hak ediş kıstaslarına göre değil de torpil ve iltimasla bu iş yapılıyorsa, orada din apaçık hiçe sayılıyor demektir. Bir üniversitede yüksek lisans yapma hakkı hocalarla aynı hizipten veya gruptan olan öğrencilere veriliyorsa, orada din çok ucuza satılıyor demektir. Bunu çevrede dindar olarak bilinen insanlar yapıyorsa durum çok daha vahimdir. Bunu daha fazla açacak olursak birçok toplumsal yaraya değinmemiz icap eder.

    "Dininizi az bir bedele satmayın" ayetini sebeb-i nüzulünü de dikkate alarak "âlimler" bağlamında değerlendirecek olursak, âlimler eğer Yüce Allah'ın doğruluk ölçütünü bırakır ve kendi doğruluk ölçütlerine göre hareket ederlerse bu da onların ayetleri ucuza sattıklarını gösterir. Devamındaki 42. ayete gelindiğinde Yüce Allah "Gerçeği hakikati olmayanla örtmeyin ve bilmekte olduğunuz halde gerçeği gizlemeyin" buyurarak, dinin hakikatlerini gizlemeyi yasaklamıştır. Buna göre demek ki Kur'an'ın istediği âlim profili "bildiğini gizleyen" değil, "bildiğini paylaşan"dır. Bu ayetlerin İsrailoğulları âlimlerinin yaptıkları bir takım tahrifler ve hakikati gizleme faaliyetleri üzerine indiğini düşünürsek, Yüce Allah'ın bu ayetlerle Müslüman olan din âlimlerine de önemli bir mesaj verdiğini anlarız. 43. ayete gelindiğinde ise Kur'an onlara "Namazı gereği gibi dosdoğru kılıp zekâtı verin. Ve rüku edenlerle beraber rüku edin" buyurarak onları namaz ve zekât ibadetine çağırır.

    Ayeti açıklayan müfessirler, Yahudi din âlimlerinin namazlardaki "rüku"yu terk ederek ve zekât yerine faizi ikame ederek bu iki hususta dinlerinde bir tahribat yaptıklarını söylerler. Yani buradan anlaşılıyor ki Yahudi âlimler ibadetlerin şeklini değiştirmeye cüret etmiş ve namazlardan "rüku"yu çıkartmışlardır. Zekâtı terk edip faize dönmeleri de yine bu din adamları zümresinin fasid içtihadıyla olmuştur. Biz bu ayetten anlıyoruz ki namaz ve zekât gibi ibadetlerin dejenere edilme riski vardır. Faraza bugün bazı kadınların cenaze namazına katılmaları ve erkeklerle bir arada saf tutmaları namaz konusundaki çağdaş bir dejenerasyona örnektir. Kurban kesme yerine onun bedelinin fakirlere sadaka gibi ödenmesi de buna bir örnektir.

    Kur'an, İsrailoğulları alimlerine olan uyarısına 44. ayette şöyle devam eder: "Sizler kitabı okuduğunuz halde kendi kendilerinizi unutup da insanlara iyiliği mi emredersiniz? Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?" Yunus Emre'nin "Halka fetva verirsin, ya sen niçin tutmazsın/ İlmin var amelin yok günahlara batarsın" diyerek tefsir ettiği bu ayette ilim sahibi olduğu halde amel-i salih sahibi olmayan bir âlim tipinden bahsedilir. Bu son ayetten anladığımıza göre, önceki ayetlerde bahsedilen söz konusu dejenerasyonun sorumluları, bilen ama bildiğini hayatında uygulamayan yani amel yönünden zayıf oldukları halde âlim olarak tanınan ve bu yüzden de itibar gören hoca zümresidir. Bugünkü magazin ilahiyatçıları bunun en güzel örneğidir. Üzerinde durduğumuz bu ayetler tamamıyla bu ilahiyatçılara uygun düşmektedir. İlk aktardığımız "Ayetlerimizi az bir bedel karşılığında satmayın" ayetindeki vasıf da bunlara uygundur. Şöyle ki din hakkında tartışmalı bir düşünce ortaya atarak milletin kafasını karıştıran bu adamların neden böyle davrandığını araştırdığımızda, yeni bir kitabının çıktığını ve o kitabın reklamını yapmaya çalıştığını anlıyoruz. Bu şekilde zengin olmaları ayetteki tarife tam da denk düşmektedir.

    Sonuç itibari ile bu bir dizi ayet bizlere tarihteki Yahudi alimlerinin din anlayışlarını ne şekilde tahrif ettiklerini göstermektedir. Müslümanlar da şayet Ehl-i Kitab gibi dinlerini tahrif edip onu yozlaştırmak istemiyorlarsa, dinlerinin esaslarına inanma şartını yerine getirdikten sonra bu inançlara uygun işler yapmalıdırlar. Yani imanlarını "salih amel" ile süslemelidirler. Her konuda olduğu gibi bu konuda da örnek nesil Eshab-ı Kiram'ın pak neslidir. Fakat ne yazık ki biz İslam anlayışlarımızı oluştururken, o nesli örnek almaktan ziyade bir sürü sapkın modern anlayışın etkisinde kalıyoruz


  3. 29.Mayıs.2012, 20:55
    2
    Moderatör



    Yahudilerin dinlerini tahrif edişi...



    Kur'an dindeki tahrifat süreçlerinden bahsederken Ehl-i Kitap'tan örnekler vererek Müslümanları bu konuda uyarır. Yüce Allah Bakara suresinin 41. ayetinde İsrailoğullarına "Ayetlerimizi az bir bedel karşılığında satmayın" uyarısında bulunur. Bu ayet sadece o günkü Yahudilere has olarak anlaşılamaz. Kim dininin prensiplerini dünyada elde edeceği bir menfaat uğruna göz ardı eder ve onu rafa kaldırırsa bu ayette çirkin görülen zümreye dâhil olur. Bu "az bedel" dünyadaki makam, mevki, şöhret, zenginlik veya her türlü menfaat olabilir.

    Tarihte İsrailoğullarının yaptığı gibi bugün de birçok insan zengin olmak, itibar görmek ve iyi şartlarda yaşamak için dinin ilkelerinden yüz çevirebilmektedir. Çıkarlar söz konusu olduğunda din ve değerler unutulmaktadır. Bunu uzağa gitmeden hemen yanı başımızdan basit bir örnekle anlatalım: Bir memurluğa veya mevkie eleman alınırken hak ediş kıstaslarına göre değil de torpil ve iltimasla bu iş yapılıyorsa, orada din apaçık hiçe sayılıyor demektir. Bir üniversitede yüksek lisans yapma hakkı hocalarla aynı hizipten veya gruptan olan öğrencilere veriliyorsa, orada din çok ucuza satılıyor demektir. Bunu çevrede dindar olarak bilinen insanlar yapıyorsa durum çok daha vahimdir. Bunu daha fazla açacak olursak birçok toplumsal yaraya değinmemiz icap eder.

    "Dininizi az bir bedele satmayın" ayetini sebeb-i nüzulünü de dikkate alarak "âlimler" bağlamında değerlendirecek olursak, âlimler eğer Yüce Allah'ın doğruluk ölçütünü bırakır ve kendi doğruluk ölçütlerine göre hareket ederlerse bu da onların ayetleri ucuza sattıklarını gösterir. Devamındaki 42. ayete gelindiğinde Yüce Allah "Gerçeği hakikati olmayanla örtmeyin ve bilmekte olduğunuz halde gerçeği gizlemeyin" buyurarak, dinin hakikatlerini gizlemeyi yasaklamıştır. Buna göre demek ki Kur'an'ın istediği âlim profili "bildiğini gizleyen" değil, "bildiğini paylaşan"dır. Bu ayetlerin İsrailoğulları âlimlerinin yaptıkları bir takım tahrifler ve hakikati gizleme faaliyetleri üzerine indiğini düşünürsek, Yüce Allah'ın bu ayetlerle Müslüman olan din âlimlerine de önemli bir mesaj verdiğini anlarız. 43. ayete gelindiğinde ise Kur'an onlara "Namazı gereği gibi dosdoğru kılıp zekâtı verin. Ve rüku edenlerle beraber rüku edin" buyurarak onları namaz ve zekât ibadetine çağırır.

    Ayeti açıklayan müfessirler, Yahudi din âlimlerinin namazlardaki "rüku"yu terk ederek ve zekât yerine faizi ikame ederek bu iki hususta dinlerinde bir tahribat yaptıklarını söylerler. Yani buradan anlaşılıyor ki Yahudi âlimler ibadetlerin şeklini değiştirmeye cüret etmiş ve namazlardan "rüku"yu çıkartmışlardır. Zekâtı terk edip faize dönmeleri de yine bu din adamları zümresinin fasid içtihadıyla olmuştur. Biz bu ayetten anlıyoruz ki namaz ve zekât gibi ibadetlerin dejenere edilme riski vardır. Faraza bugün bazı kadınların cenaze namazına katılmaları ve erkeklerle bir arada saf tutmaları namaz konusundaki çağdaş bir dejenerasyona örnektir. Kurban kesme yerine onun bedelinin fakirlere sadaka gibi ödenmesi de buna bir örnektir.

    Kur'an, İsrailoğulları alimlerine olan uyarısına 44. ayette şöyle devam eder: "Sizler kitabı okuduğunuz halde kendi kendilerinizi unutup da insanlara iyiliği mi emredersiniz? Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?" Yunus Emre'nin "Halka fetva verirsin, ya sen niçin tutmazsın/ İlmin var amelin yok günahlara batarsın" diyerek tefsir ettiği bu ayette ilim sahibi olduğu halde amel-i salih sahibi olmayan bir âlim tipinden bahsedilir. Bu son ayetten anladığımıza göre, önceki ayetlerde bahsedilen söz konusu dejenerasyonun sorumluları, bilen ama bildiğini hayatında uygulamayan yani amel yönünden zayıf oldukları halde âlim olarak tanınan ve bu yüzden de itibar gören hoca zümresidir. Bugünkü magazin ilahiyatçıları bunun en güzel örneğidir. Üzerinde durduğumuz bu ayetler tamamıyla bu ilahiyatçılara uygun düşmektedir. İlk aktardığımız "Ayetlerimizi az bir bedel karşılığında satmayın" ayetindeki vasıf da bunlara uygundur. Şöyle ki din hakkında tartışmalı bir düşünce ortaya atarak milletin kafasını karıştıran bu adamların neden böyle davrandığını araştırdığımızda, yeni bir kitabının çıktığını ve o kitabın reklamını yapmaya çalıştığını anlıyoruz. Bu şekilde zengin olmaları ayetteki tarife tam da denk düşmektedir.

    Sonuç itibari ile bu bir dizi ayet bizlere tarihteki Yahudi alimlerinin din anlayışlarını ne şekilde tahrif ettiklerini göstermektedir. Müslümanlar da şayet Ehl-i Kitab gibi dinlerini tahrif edip onu yozlaştırmak istemiyorlarsa, dinlerinin esaslarına inanma şartını yerine getirdikten sonra bu inançlara uygun işler yapmalıdırlar. Yani imanlarını "salih amel" ile süslemelidirler. Her konuda olduğu gibi bu konuda da örnek nesil Eshab-ı Kiram'ın pak neslidir. Fakat ne yazık ki biz İslam anlayışlarımızı oluştururken, o nesli örnek almaktan ziyade bir sürü sapkın modern anlayışın etkisinde kalıyoruz





+ Yorum Gönder