Konusunu Oylayın.: Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesinin değişmesi değil midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesinin değişmesi değil midir?
  1. 13.Mayıs.2012, 11:15
    1
    Misafir

    Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesinin değişmesi değil midir?






    Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesinin değişmesi değil midir? Mumsema Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesinin değişmesi değil midir?


  2. 13.Mayıs.2012, 11:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesinin değişmesi değil midir?


    Benzer Konular

    - Dabbetül-arz´ın Zuhuru Ve Güneşin Batıdan Doğması

    - Sabah namazında güneşin doğması

    - Kıyametten önce güneşin batıdan doğması ile ilgili hadisler

    - Güneşin batıda doğması

    - Güneşin doğması

  3. 31.Mayıs.2012, 17:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğması dünyanın yörüngesi




    KIYAMET ALAMETLERİNDEN
    “GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞU”


    Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği kıyamet alametlerinden biri “Güneşin Batıdan Doğuşu”dur. Hadislerde bu alamet gerçekleşmeden kıyametin kopmayacağı bildirilmektedir.

    Tarih boyunca pek çok insan dağların heybetli yapısını yıldızların ve Güneş'in büyüklüğünü kendi batıl anlayışına göre yorumlamış; evrenin sonsuza kadar var olacağını asla yok olmayacağını zannetmiştir. Bu inanış çok tanrılı ve maddeci Yunan felsefelerinin batıl Sümer ve Mısır dinlerinin temelini oluşturmuştur.

    Bu inanca sahip insanların büyük bir yanılgı içinde oldukları bizlere Kuran'da haber verilir: Milyarlarca senedir işleyen bu kusursuz düzen herşeyi yaratan Rabbimiz’in eseridir O'nun emriyle ve O'nun belirlediği bir zamanda yine görkemli bir şekilde son bulacaktır. 20. yüzyıldaki bilimsel gelişmeler de asırlar öncesinden Kuran’da bildirilen bu gerçeği teyit etmekte evrenin bir başlangıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm insanlar ve canlılar gibi evrenin de bir ölümü vardır.


    Kainatın mikroorganizmalardan insanlara kadar içindeki tüm canlılar yıldızlar ve galaksilerle birlikte ortadan kaldırılacağı zaman ayetlerde "saat" olarak ifade edilir. Bu "saat" Kuran'da "kıyamet vakti" anlamında kullanılan belirli ve özel bir saattir.


    Kuran'da "kıyamet saati"nin geleceği haberinin yanı sıra o zaman yaşanacak olaylar da tüm aşamalarıyla tasvir edilmiştir: "Gök yarılıp-parçalandığı zaman" "Denizler tutuşturulduğu zaman" "Dağlar kökünden sökülüp savrulduğu zaman" "Güneş köreltildiği zaman"… İnsanların bu olağanüstü durum karşısındaki korkuları panikleri ve şaşkınlıkları da ayetlerde detaylı olarak anlatılmış kaçacak veya saklanacak herhangi bir yer bulamayacakları hiçkimsenin onları bu azaptan koruyamayacağı bildirilmiştir.


    Kainatın sonunun nasıl olacağının tarih boyunca hep merak uyandırdığı Kuran ayetlerinden anlaşılmaktadır. Ayetlerde bildirildiğine göre insanlar Peygamberimiz (sav)'e kıyamet saatinin ne zaman geleceğini sormuşlardır:


    “Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar.” (Araf Suresi 187)


    "O ne zaman demir atacak?" diye sana kıyamet-saatini soruyorlar.“ (Naziat Suresi 42)


    Rabbimiz Peygamberimiz (sav)'e bu soruya "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır." (Araf Suresi 187) şeklinde cevap vermesini emretmiş böylece kıyametin zamanını sadece Kendisi’nin bildiğini haber vermiştir.


    Kuran'da kıyametin ne zaman kopacağı ile ilgili bir tarih bildirilmez ancak kıyamet öncesinde ortaya çıkacak alametler haber verilir. Bir ayette kıyametin birçok işaretinin bulunduğu şöyle bildirilir:


    “Artık onlar kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir… “ (Muhammed Suresi 18)


    Bu "büyük haber"in işaretlerini anlamak için yapmamız gereken kıyamet alametleri ve kıyamet günü ile ilgili Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri üzerinde dikkatle düşünmektir. Aksi takdirde ayette bildirildiği gibi kıyamet anı geldikten sonra düşünmenin bir faydası olmayacaktır. Peygamberimiz (sav) hadislerinde hem kıyamet işaretlerini haber vermiş hem de kıyametin hemen öncesindeki dönem ile ilgili detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Kıyamet alametlerinin ortaya çıkacağı bu devir “Ahir Zaman”dır.


    Ahir zamanın ilk safhası dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu bir dönemdir; bunun ardından gelecek ikinci devre ise "Altınçağ" olarak adlandırılan Kuran ahlakının yeryüzünde hakim olacağı ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı bir çağdır. Altınçağ'ın sona ermesinin ardından dünya çok hızlı bir sosyal çöküş içine girecek ve ardından kıyamet saati gelecektir. En doğrusunu Allah bilir.


    Kıyamet alametleri ayet ve hadisler doğrultusunda incelendiğinde bu işaretlerin birbiri ardınca birebir tasvir edildiği şekilde içinde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya başladığı anlaşılmaktadır.


    On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı inananların Allah'a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Rabbimiz bir ayetinde "Ve de ki: Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir siz de onları bilip tanıyacaksınız." (Neml Suresi 93)


    şeklinde vaat etmektedir. Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki herşeyin en doğrusunu Allah bilir. Her konuda olduğu gibi kıyamet hakkında da O'nun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Kesin olarak gerçekleşecek olan kıyametin vaktini sadece Allah bilmektedir:


    “De ki: "Bilmiyorum size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" O gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.)” (Cin Suresi 25-26)


    Kıyamet Saati Yakındır


    İnsanların büyük bir bölümü kıyamet günü hakkında bilgi sahibidir. Hemen herkes kıyamet saatinin dehşetinden az veya çok haberdardır. Buna rağmen çoğu insanın böylesine hayati bir konuda gösterdiği ortak bir tepki vardır; kıyamet üzerine düşünmek veya konuşmak istemezler. Kıyamet saati geldiğinde yaşanacak korkuyu akıllarına getirmemek için yoğun bir çaba sarf ederler. Gazetede okudukları bir afet haberinin veya bir felaketi gösteren bir filmin kendilerine kıyameti hatırlatmasına dahi tahammül edemezler. Bu günün mutlaka karşılaşılacak olan büyük bir gerçek olduğunu düşünmekten kaçınırlar.


    Bir kısım insanlar da kıyamet saatinin gerçekleşeceğine hiçbir şekilde ihtimal vermezler. Bunun bir örneğini Kehf Suresi'nde anlatılan zengin bağ sahibinin ifadelerinde de görmekteyiz:


    “Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım.” (Kehf Suresi 36)


    Bu ifadelerde Allah'a inandığını söyleyen fakat kıyamet gerçeğini düşünmeyen kimselerin gerçek anlayışları ortaya çıkmaktadır.
    Başka bir ayette de kıyamet saati ile ilgili olarak kuşkuya kapılan şüpheye düşen inkarcılar hakkında Rabbimiz şu şekilde buyurmaktadır:


    "Gerçekten Allah'ın vaadi haktır kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur." denildiği zaman siz: "kıyamet-saati de neymiş biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zanda (ve tahmin) bulunup zannediyoruz; biz kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz." demiştiniz.” (Casiye Suresi 32)


    Bir kısım insanlar da kıyamet saatini bütünüyle inkar ederler:


    “Hayır onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet-saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (Furkan Suresi 11)


    Kıyamet hakkında kendini kandıran tüm bu insanlar büyük bir hata yapmaktadırlar. Çünkü Allah ayetlerinde kıyamet saatinin yakın olduğunu ve bu konuda hiçbir şüpheye yer olmadığını haber vermektedir:


    “Gerçek şu ki kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir onda şüphe yoktur...” (Hac Suresi 7)


    “Biz gökleri yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o kıyamet saati de yaklaşarak gelmektedir...” (Hicr Suresi 85)

    Kuran'ın kıyamet ile ilgili haberinin üzerinden 1400 sene kadar uzun süre geçtiğini bu sürenin de bir insanın hayatına kıyasla uzun olduğunu düşünenler olabilir. Ancak burada söz konusu olan Dünya'nın Güneş'in yıldızların kısacası tüm kainatın sonudur. Evrenin milyarlarca senelik geçmişi göz önüne alındığında on dört yüzyıllık bir zaman diliminin çok kısa olduğu kesindir.


    Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de benzer bir soruya hikmetli bir benzetme ile şöyle cevap vermiştir:


    Kuran "kıyamet yakındır" ferman ediyor. Bu kadar sene geçtikten sonra gelmemesi yakınlığına zarar vermez. Zira kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nispeten bin veya iki bin sene bir seneye nispetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Kıyamet saati yalnız insaniyetin eceli değil ki onun ömrüne nispet edilip uzak görülsün.


    Peygamberimiz (sav)’in Sözleriyle Kıyamet Alametleri


    Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde birçok kıyamet alameti haber verilir. Bunlardan bazıları Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelmesi ve Deccal’i öldürmesi Hz. Mehdi’nin ortaya çıkması ve tüm dünyada İslam ahlakını hakim kılması Güneşin batıdan doğması Dabbet-ül arz’ın ortaya çıkışı ve dumandır. Savaşların anarşinin fakirliğin zinanın fuhuşun cinsel dejenerasyonun artması doğal afetlerin ve depremlerin sıklaşması Kuran ahlakının terk edilmesi sahte peygamberlerin ortaya çıkması da Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği diğer kıyamet alametlerinden bazılarıdır. Ancak burada çok önemli bir konuyu hatırlatmak gerekir. Hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde dünyanın belirli bir bölgesinde belirli bir oranda görülmüş olabilir. Ancak böyle bir durum o dönemin Ahir zaman olduğunu göstermez. Çünkü bir devrin Ahir zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:


    "KIYAMET ALAMETLERİ BİRBİRİNİ TAKİBEN MEYDANA GELİR. BİR DİZİDEKİ BONCUKLARIN ART ARDA KOPMASI GİBİ."


    Bu bilgi ışığında ahir zaman hadisleri incelendiğinde çok olağanüstü bir durum ortaya çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler yeryüzünün hemen her köşesinde birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde “içinde bulunduğumuz çağda” yaşanmaktadır. Elbette bu derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara Allah'ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.


    Büyük İslam alimi ve mezhep imamımız Ebu Hanife Fıkh-ı Ekber adlı eserinin son bölümünde bu alametlerin mutlaka gerçekleşecek olan hak alametler olduğunu şu şekilde bildirmektedir:


    “Deccal'in Ye'cüc ve Me'cüc’ün çıkması Güneş’in batıdan doğması İsa (as)'ın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametleri sahih haberlerde varid olduğu vech ile (söylenmesi yönüyle) HAKTIR OLACAKTIR.”


    Güneşin Batıdan Doğuşu Yaklaşmaktadır


    Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği kıyamet alametlerinden biri “Güneşin Batıdan Doğuşu”dur. Hadislerde bu alamet gerçekleşmeden kıyametin kopmayacağı bildirilmektedir:


    “Kıyamet on alamet görülmedikçe kopmaz: Duman Deccal Dabbetü'l arz GÜNEŞ'İN BATIDAN DOĞMASI İsa'nın yeryüzüne inmesi...”
    (Rudani Büyük Hadis Külliyatı 5. cilt s. 362)


    "(Şu) altı şey gelmeden önce (ibadet sayılan iyi) amelleri işlemeye acele ediniz; GÜNEŞİN BATI TARAFINDAN DOĞMASI Duhan Dabbetü’l Arz Deccal..." (Sünen-i İbni Mace cilt 10 s. 295)


    Kuran ayetlerinde de “Güneşin batıdan doğuşuna” işaret eden çeşitli ayetler bulunmaktadır. Bu ayetlerden biri Enam Suresi’ndedir:


    “Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin Biz de şüphesiz beklemekteyiz." (Enam Suresi 158)


    Büyük İslam alimi Ahmed b. Hanbel yukarıdaki ayette geçen “RABBİ’NİN BAZI İŞARETLERİ” ifadesi hakkında Peygamberimiz (sav)’in “Güneşin batıdan doğuşudur” buyurduğunu rivayet etmektedir. Bu ayetle tüm insanlar Rabbimiz’in kıyametin yaklaştığını gösteren işaretleri gelmeden önce iman etmeye çağırılmaktadırlar. Peygamber Efendimiz’in bu ayetle ilgili hadislerinden bazıları şu şekildedir:


    “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER.


    İşte bu ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am:158) olduğu zamandır. Muhakkak ki kıyamet şüphesiz kopacaktır...". (Sahih-i Buhari cil t 14 s. 6426)


    "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace cilt 9 s. 4362)


    Büyük İslam müfessirleri de ittifakla bu ayeti yukarıdaki şekilde yorumlamakta “Güneşin Batıdan Doğuşu” na işaret olarak tefsir etmektedirler. Kıyamet Suresi’nde geçen “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet Suresi 9) ayeti de aynı şekilde “Güneşin batıdan doğuşuna” bir delil olarak tefsir edilmektedir.


    Bu Büyük Alamet Nasıl Gerçekleşecek?



    Güneşin batıdan doğuşunun ne şekilde gerçekleşeceği hakkında birçok İslam alimi önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bediüzzaman Said Nursi Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği bu büyük alametin ne şekilde gerçekleşeceğini bir sözünde şöyle haber verir:


    "Güneş'in mağribden tulûu (batıdan doğması) ise bedahet derecesinde (İspata ihtiyaç duymayacak kadar aşikar) bir alâmet-i kıyamettir. Ve bedaheti için aklın ihtiyarı ile bağlı olan tevbe kapısını kapayan bir hâdise-i semaviye (gökyüzü olayı) olduğundan tefsiri ve manası zâhirdir tevile ihtiyacı yoktur." (Şualar Beşinci Şua Yirminci Mesele s. 520)


    Bu alamet Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi tüm insanların şahit olacakları ayrıca bir delile ya da açıklamaya ihtiyaç duymadan anlayacakları çok olağanüstü bir şekilde gerçekleşecektir. İnsanlar dünya üzerindeki canlı ve cansız tüm varlıkları etkileyecek bu büyük gök olayına ve kıyametin yakınlığına bizzat tanıklık edeceklerdir. Bediüzzaman Said Nursi aynı sözünün devamında bu büyük alametin ne şekilde gerçekleşebileceği hakkında bazı bilgiler vermektedir. (En doğrusunu hiç şüphesiz Allah bilir.)


    Allahu a'lem o tulûun sebeb-i zâhirîsi: Küre-i Arz kafasının aklı hükmünde olan Kur'an onun başından çıkmasıyla zemin divane olup izn-i İlahî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp garbdan şarka olan seyahatını irade-i Rabbanî ile şarktan garba tebdil etmekle Güneş garbdan tulûa başlar. Evet arzı şems ile ferşi arş ile kuvvetli bağlayan hablullah-il metin olan Kur'anın kuvve-i cazibesi kopsa; küre-i arzın ipi çözülür başıboş serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden Güneş garbdan çıkar. Hem müsademe neticesinde emr-i İlahî ile kıyamet kopar diye bir te'vili vardır.


    (Türkçeleştirilmiş şekli) Allah bilir (güneşin batıdan) doğuşunun görünen sebebi: Yerkürenin başının aklı hükmünde olan Kuran’ın onun başından çıkmasıyla yerin aklını yitirip Allah’ın izni ile başını başka bir yıldıza çarpması bunun sonucunda da hareketinden geri dönüp batıdan doğuya doğru olan dönüşünü Allah’ın izniyle doğudan batıya doğru değiştirmesi ile Güneşin Batıdan doğmaya başlamasıdır. Evet dünyayı güneşe yeryüzünü gökyüzüne bağlayan Allah’ın güçlü ipi olan Kuran’ın çekim gücü koparsa yerkürenin ipi çözülür başıboş bir serseri olup ters ve düzensiz hareketinden dolayı Güneş batıdan doğar. Ve bu çarpışma neticesinde Allah’ın izni ile kıyamet kopar.


    Bediüzzaman Said Nursi bu alametin yer küreye bir yıldızın ya da bir göktaşının çarpmasıyla gerçekleşeceğini Risalelerin birçok yerinde haber verir. Allah’ın izni ile gerçekleşecek bu çarpışmanın ardından yeryüzünün dönüş yönü değişecek ve dünya batıdan doğuya doğru dönerken doğudan batıya doğru dönmeye başlayacaktır. Bu da güneşin doğudan değil batıdan doğmasıyla sonuçlanacak ve böylece Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği büyük kıyamet alametlerinden biri daha gerçekleşecektir. Bediüzzaman Said Nursi bu büyük olayın ardından kıyametin kopacağını haber verir. En doğrusunu Allah bilir.


    Bediüzzaman’ın Peygamberimiz (sav)’in hadisini tefsir ederken bildirdiği bu “çarpma ve sarsıntıyı” Rabbimiz Kuran ayetlerinde bizlere haber vermiştir. Naziat Suresi’nde şu şekilde bildirilmektedir:


    "O sarsıntının sarsacağı gün arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek." (Naziat Suresi 6-7)


    Ayette iki büyük sarsıntıdan bahsedilmektedir. Bu sarsıntılardan birincisi dünyamıza bir diğer yıldızın ya da göktaşının çarpması ile gerçekleşecek olan büyük sarsıntı olabilir.


    (En doğrusunu Allah bilir.) İlk çarpışma milyonlarca yıldır kusursuz bir düzen içinde devam eden dünyamızın dönüşünü durduracaktır. Bu duruş dünyanın düzenini alt üst edecektir. Gece ve gündüz duracak dünyanın bir tarafı günlerce karanlık içinde kalırken diğer tarafında gündüz hiç bitmeyecektir. İnsanlar bu değişiklik nedeniyle çok büyük bir şaşkınlık yaşayacak büyük bir korku dehşet ve panik hali dünyayı kaplayacaktır. Yer kabuğu hareketlenecek dünyanın dört bir yanını depremler saracaktır. Şiddetli volkanik patlamalar mağmanın yeryüzüne doğru hareket etmesi dehşet ve panik halini daha da artıracaktır.


    Ancak Rabbimiz ilk sarsıntıyı ikinci bir sarsıntının izleyeceğini bildirmektedir. Bu ayetle ilk çarpışmanın ardından ikinci bir çarpışmanın yaşanacağına işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Yaşanan dehşet ikinci çarpışma ile daha da şiddetlenecektir. Bu çarpışma ile dünyamız ters yönde dönmeye başlayacaktır. Milyonlarca yıldır batıdan doğuya doğru kusursuz bir şekilde bir saniye bile şaşırmadan akıp giden Dünya doğudan batıya doğru dönmeye başlayacak. Bunun neticesinde de Güneş doğudan değil batıdan doğmaya başlayacak. Ancak hem çarpışmalar hem de dünyanın dönüş yönündeki değişiklik tüm dünyanın düzenini ve canlıların hayatlarına devam etmelerine imkan sağlayan ekolojik sistemi altüst edecektir. İnsanlardaki dehşet hali daha da artacak tüm canlıların ve dünyamızın yokoluş süreci başlayacaktır. Naziat Suresi’nin devamında Rabbimiz insanların bu sarsıntıların ardından nasıl bir ruh halinde olacaklarını şu şekilde haber vermektedir:


    "O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak. Gözler zillet içinde düşecek." (Naziat Suresi 6-9)


    “Hayır onlar kıyamet saatini yalanladılar; Biz kıyamet-saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (Furkan Suresi 11)
    alıntı



  4. 31.Mayıs.2012, 17:40
    2
    Silent and lonely rains



    KIYAMET ALAMETLERİNDEN
    “GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞU”


    Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği kıyamet alametlerinden biri “Güneşin Batıdan Doğuşu”dur. Hadislerde bu alamet gerçekleşmeden kıyametin kopmayacağı bildirilmektedir.

    Tarih boyunca pek çok insan dağların heybetli yapısını yıldızların ve Güneş'in büyüklüğünü kendi batıl anlayışına göre yorumlamış; evrenin sonsuza kadar var olacağını asla yok olmayacağını zannetmiştir. Bu inanış çok tanrılı ve maddeci Yunan felsefelerinin batıl Sümer ve Mısır dinlerinin temelini oluşturmuştur.

    Bu inanca sahip insanların büyük bir yanılgı içinde oldukları bizlere Kuran'da haber verilir: Milyarlarca senedir işleyen bu kusursuz düzen herşeyi yaratan Rabbimiz’in eseridir O'nun emriyle ve O'nun belirlediği bir zamanda yine görkemli bir şekilde son bulacaktır. 20. yüzyıldaki bilimsel gelişmeler de asırlar öncesinden Kuran’da bildirilen bu gerçeği teyit etmekte evrenin bir başlangıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm insanlar ve canlılar gibi evrenin de bir ölümü vardır.


    Kainatın mikroorganizmalardan insanlara kadar içindeki tüm canlılar yıldızlar ve galaksilerle birlikte ortadan kaldırılacağı zaman ayetlerde "saat" olarak ifade edilir. Bu "saat" Kuran'da "kıyamet vakti" anlamında kullanılan belirli ve özel bir saattir.


    Kuran'da "kıyamet saati"nin geleceği haberinin yanı sıra o zaman yaşanacak olaylar da tüm aşamalarıyla tasvir edilmiştir: "Gök yarılıp-parçalandığı zaman" "Denizler tutuşturulduğu zaman" "Dağlar kökünden sökülüp savrulduğu zaman" "Güneş köreltildiği zaman"… İnsanların bu olağanüstü durum karşısındaki korkuları panikleri ve şaşkınlıkları da ayetlerde detaylı olarak anlatılmış kaçacak veya saklanacak herhangi bir yer bulamayacakları hiçkimsenin onları bu azaptan koruyamayacağı bildirilmiştir.


    Kainatın sonunun nasıl olacağının tarih boyunca hep merak uyandırdığı Kuran ayetlerinden anlaşılmaktadır. Ayetlerde bildirildiğine göre insanlar Peygamberimiz (sav)'e kıyamet saatinin ne zaman geleceğini sormuşlardır:


    “Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar.” (Araf Suresi 187)


    "O ne zaman demir atacak?" diye sana kıyamet-saatini soruyorlar.“ (Naziat Suresi 42)


    Rabbimiz Peygamberimiz (sav)'e bu soruya "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır." (Araf Suresi 187) şeklinde cevap vermesini emretmiş böylece kıyametin zamanını sadece Kendisi’nin bildiğini haber vermiştir.


    Kuran'da kıyametin ne zaman kopacağı ile ilgili bir tarih bildirilmez ancak kıyamet öncesinde ortaya çıkacak alametler haber verilir. Bir ayette kıyametin birçok işaretinin bulunduğu şöyle bildirilir:


    “Artık onlar kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir… “ (Muhammed Suresi 18)


    Bu "büyük haber"in işaretlerini anlamak için yapmamız gereken kıyamet alametleri ve kıyamet günü ile ilgili Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri üzerinde dikkatle düşünmektir. Aksi takdirde ayette bildirildiği gibi kıyamet anı geldikten sonra düşünmenin bir faydası olmayacaktır. Peygamberimiz (sav) hadislerinde hem kıyamet işaretlerini haber vermiş hem de kıyametin hemen öncesindeki dönem ile ilgili detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Kıyamet alametlerinin ortaya çıkacağı bu devir “Ahir Zaman”dır.


    Ahir zamanın ilk safhası dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu bir dönemdir; bunun ardından gelecek ikinci devre ise "Altınçağ" olarak adlandırılan Kuran ahlakının yeryüzünde hakim olacağı ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı bir çağdır. Altınçağ'ın sona ermesinin ardından dünya çok hızlı bir sosyal çöküş içine girecek ve ardından kıyamet saati gelecektir. En doğrusunu Allah bilir.


    Kıyamet alametleri ayet ve hadisler doğrultusunda incelendiğinde bu işaretlerin birbiri ardınca birebir tasvir edildiği şekilde içinde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya başladığı anlaşılmaktadır.


    On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı inananların Allah'a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Rabbimiz bir ayetinde "Ve de ki: Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir siz de onları bilip tanıyacaksınız." (Neml Suresi 93)


    şeklinde vaat etmektedir. Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki herşeyin en doğrusunu Allah bilir. Her konuda olduğu gibi kıyamet hakkında da O'nun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Kesin olarak gerçekleşecek olan kıyametin vaktini sadece Allah bilmektedir:


    “De ki: "Bilmiyorum size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" O gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.)” (Cin Suresi 25-26)


    Kıyamet Saati Yakındır


    İnsanların büyük bir bölümü kıyamet günü hakkında bilgi sahibidir. Hemen herkes kıyamet saatinin dehşetinden az veya çok haberdardır. Buna rağmen çoğu insanın böylesine hayati bir konuda gösterdiği ortak bir tepki vardır; kıyamet üzerine düşünmek veya konuşmak istemezler. Kıyamet saati geldiğinde yaşanacak korkuyu akıllarına getirmemek için yoğun bir çaba sarf ederler. Gazetede okudukları bir afet haberinin veya bir felaketi gösteren bir filmin kendilerine kıyameti hatırlatmasına dahi tahammül edemezler. Bu günün mutlaka karşılaşılacak olan büyük bir gerçek olduğunu düşünmekten kaçınırlar.


    Bir kısım insanlar da kıyamet saatinin gerçekleşeceğine hiçbir şekilde ihtimal vermezler. Bunun bir örneğini Kehf Suresi'nde anlatılan zengin bağ sahibinin ifadelerinde de görmekteyiz:


    “Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım.” (Kehf Suresi 36)


    Bu ifadelerde Allah'a inandığını söyleyen fakat kıyamet gerçeğini düşünmeyen kimselerin gerçek anlayışları ortaya çıkmaktadır.
    Başka bir ayette de kıyamet saati ile ilgili olarak kuşkuya kapılan şüpheye düşen inkarcılar hakkında Rabbimiz şu şekilde buyurmaktadır:


    "Gerçekten Allah'ın vaadi haktır kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur." denildiği zaman siz: "kıyamet-saati de neymiş biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zanda (ve tahmin) bulunup zannediyoruz; biz kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz." demiştiniz.” (Casiye Suresi 32)


    Bir kısım insanlar da kıyamet saatini bütünüyle inkar ederler:


    “Hayır onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet-saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (Furkan Suresi 11)


    Kıyamet hakkında kendini kandıran tüm bu insanlar büyük bir hata yapmaktadırlar. Çünkü Allah ayetlerinde kıyamet saatinin yakın olduğunu ve bu konuda hiçbir şüpheye yer olmadığını haber vermektedir:


    “Gerçek şu ki kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir onda şüphe yoktur...” (Hac Suresi 7)


    “Biz gökleri yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o kıyamet saati de yaklaşarak gelmektedir...” (Hicr Suresi 85)

    Kuran'ın kıyamet ile ilgili haberinin üzerinden 1400 sene kadar uzun süre geçtiğini bu sürenin de bir insanın hayatına kıyasla uzun olduğunu düşünenler olabilir. Ancak burada söz konusu olan Dünya'nın Güneş'in yıldızların kısacası tüm kainatın sonudur. Evrenin milyarlarca senelik geçmişi göz önüne alındığında on dört yüzyıllık bir zaman diliminin çok kısa olduğu kesindir.


    Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de benzer bir soruya hikmetli bir benzetme ile şöyle cevap vermiştir:


    Kuran "kıyamet yakındır" ferman ediyor. Bu kadar sene geçtikten sonra gelmemesi yakınlığına zarar vermez. Zira kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nispeten bin veya iki bin sene bir seneye nispetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Kıyamet saati yalnız insaniyetin eceli değil ki onun ömrüne nispet edilip uzak görülsün.


    Peygamberimiz (sav)’in Sözleriyle Kıyamet Alametleri


    Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde birçok kıyamet alameti haber verilir. Bunlardan bazıları Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelmesi ve Deccal’i öldürmesi Hz. Mehdi’nin ortaya çıkması ve tüm dünyada İslam ahlakını hakim kılması Güneşin batıdan doğması Dabbet-ül arz’ın ortaya çıkışı ve dumandır. Savaşların anarşinin fakirliğin zinanın fuhuşun cinsel dejenerasyonun artması doğal afetlerin ve depremlerin sıklaşması Kuran ahlakının terk edilmesi sahte peygamberlerin ortaya çıkması da Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği diğer kıyamet alametlerinden bazılarıdır. Ancak burada çok önemli bir konuyu hatırlatmak gerekir. Hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde dünyanın belirli bir bölgesinde belirli bir oranda görülmüş olabilir. Ancak böyle bir durum o dönemin Ahir zaman olduğunu göstermez. Çünkü bir devrin Ahir zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:


    "KIYAMET ALAMETLERİ BİRBİRİNİ TAKİBEN MEYDANA GELİR. BİR DİZİDEKİ BONCUKLARIN ART ARDA KOPMASI GİBİ."


    Bu bilgi ışığında ahir zaman hadisleri incelendiğinde çok olağanüstü bir durum ortaya çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler yeryüzünün hemen her köşesinde birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde “içinde bulunduğumuz çağda” yaşanmaktadır. Elbette bu derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara Allah'ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.


    Büyük İslam alimi ve mezhep imamımız Ebu Hanife Fıkh-ı Ekber adlı eserinin son bölümünde bu alametlerin mutlaka gerçekleşecek olan hak alametler olduğunu şu şekilde bildirmektedir:


    “Deccal'in Ye'cüc ve Me'cüc’ün çıkması Güneş’in batıdan doğması İsa (as)'ın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametleri sahih haberlerde varid olduğu vech ile (söylenmesi yönüyle) HAKTIR OLACAKTIR.”


    Güneşin Batıdan Doğuşu Yaklaşmaktadır


    Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği kıyamet alametlerinden biri “Güneşin Batıdan Doğuşu”dur. Hadislerde bu alamet gerçekleşmeden kıyametin kopmayacağı bildirilmektedir:


    “Kıyamet on alamet görülmedikçe kopmaz: Duman Deccal Dabbetü'l arz GÜNEŞ'İN BATIDAN DOĞMASI İsa'nın yeryüzüne inmesi...”
    (Rudani Büyük Hadis Külliyatı 5. cilt s. 362)


    "(Şu) altı şey gelmeden önce (ibadet sayılan iyi) amelleri işlemeye acele ediniz; GÜNEŞİN BATI TARAFINDAN DOĞMASI Duhan Dabbetü’l Arz Deccal..." (Sünen-i İbni Mace cilt 10 s. 295)


    Kuran ayetlerinde de “Güneşin batıdan doğuşuna” işaret eden çeşitli ayetler bulunmaktadır. Bu ayetlerden biri Enam Suresi’ndedir:


    “Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin Biz de şüphesiz beklemekteyiz." (Enam Suresi 158)


    Büyük İslam alimi Ahmed b. Hanbel yukarıdaki ayette geçen “RABBİ’NİN BAZI İŞARETLERİ” ifadesi hakkında Peygamberimiz (sav)’in “Güneşin batıdan doğuşudur” buyurduğunu rivayet etmektedir. Bu ayetle tüm insanlar Rabbimiz’in kıyametin yaklaştığını gösteren işaretleri gelmeden önce iman etmeye çağırılmaktadırlar. Peygamber Efendimiz’in bu ayetle ilgili hadislerinden bazıları şu şekildedir:


    “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER.


    İşte bu ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am:158) olduğu zamandır. Muhakkak ki kıyamet şüphesiz kopacaktır...". (Sahih-i Buhari cil t 14 s. 6426)


    "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace cilt 9 s. 4362)


    Büyük İslam müfessirleri de ittifakla bu ayeti yukarıdaki şekilde yorumlamakta “Güneşin Batıdan Doğuşu” na işaret olarak tefsir etmektedirler. Kıyamet Suresi’nde geçen “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet Suresi 9) ayeti de aynı şekilde “Güneşin batıdan doğuşuna” bir delil olarak tefsir edilmektedir.


    Bu Büyük Alamet Nasıl Gerçekleşecek?



    Güneşin batıdan doğuşunun ne şekilde gerçekleşeceği hakkında birçok İslam alimi önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bediüzzaman Said Nursi Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği bu büyük alametin ne şekilde gerçekleşeceğini bir sözünde şöyle haber verir:


    "Güneş'in mağribden tulûu (batıdan doğması) ise bedahet derecesinde (İspata ihtiyaç duymayacak kadar aşikar) bir alâmet-i kıyamettir. Ve bedaheti için aklın ihtiyarı ile bağlı olan tevbe kapısını kapayan bir hâdise-i semaviye (gökyüzü olayı) olduğundan tefsiri ve manası zâhirdir tevile ihtiyacı yoktur." (Şualar Beşinci Şua Yirminci Mesele s. 520)


    Bu alamet Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi tüm insanların şahit olacakları ayrıca bir delile ya da açıklamaya ihtiyaç duymadan anlayacakları çok olağanüstü bir şekilde gerçekleşecektir. İnsanlar dünya üzerindeki canlı ve cansız tüm varlıkları etkileyecek bu büyük gök olayına ve kıyametin yakınlığına bizzat tanıklık edeceklerdir. Bediüzzaman Said Nursi aynı sözünün devamında bu büyük alametin ne şekilde gerçekleşebileceği hakkında bazı bilgiler vermektedir. (En doğrusunu hiç şüphesiz Allah bilir.)


    Allahu a'lem o tulûun sebeb-i zâhirîsi: Küre-i Arz kafasının aklı hükmünde olan Kur'an onun başından çıkmasıyla zemin divane olup izn-i İlahî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp garbdan şarka olan seyahatını irade-i Rabbanî ile şarktan garba tebdil etmekle Güneş garbdan tulûa başlar. Evet arzı şems ile ferşi arş ile kuvvetli bağlayan hablullah-il metin olan Kur'anın kuvve-i cazibesi kopsa; küre-i arzın ipi çözülür başıboş serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden Güneş garbdan çıkar. Hem müsademe neticesinde emr-i İlahî ile kıyamet kopar diye bir te'vili vardır.


    (Türkçeleştirilmiş şekli) Allah bilir (güneşin batıdan) doğuşunun görünen sebebi: Yerkürenin başının aklı hükmünde olan Kuran’ın onun başından çıkmasıyla yerin aklını yitirip Allah’ın izni ile başını başka bir yıldıza çarpması bunun sonucunda da hareketinden geri dönüp batıdan doğuya doğru olan dönüşünü Allah’ın izniyle doğudan batıya doğru değiştirmesi ile Güneşin Batıdan doğmaya başlamasıdır. Evet dünyayı güneşe yeryüzünü gökyüzüne bağlayan Allah’ın güçlü ipi olan Kuran’ın çekim gücü koparsa yerkürenin ipi çözülür başıboş bir serseri olup ters ve düzensiz hareketinden dolayı Güneş batıdan doğar. Ve bu çarpışma neticesinde Allah’ın izni ile kıyamet kopar.


    Bediüzzaman Said Nursi bu alametin yer küreye bir yıldızın ya da bir göktaşının çarpmasıyla gerçekleşeceğini Risalelerin birçok yerinde haber verir. Allah’ın izni ile gerçekleşecek bu çarpışmanın ardından yeryüzünün dönüş yönü değişecek ve dünya batıdan doğuya doğru dönerken doğudan batıya doğru dönmeye başlayacaktır. Bu da güneşin doğudan değil batıdan doğmasıyla sonuçlanacak ve böylece Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği büyük kıyamet alametlerinden biri daha gerçekleşecektir. Bediüzzaman Said Nursi bu büyük olayın ardından kıyametin kopacağını haber verir. En doğrusunu Allah bilir.


    Bediüzzaman’ın Peygamberimiz (sav)’in hadisini tefsir ederken bildirdiği bu “çarpma ve sarsıntıyı” Rabbimiz Kuran ayetlerinde bizlere haber vermiştir. Naziat Suresi’nde şu şekilde bildirilmektedir:


    "O sarsıntının sarsacağı gün arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek." (Naziat Suresi 6-7)


    Ayette iki büyük sarsıntıdan bahsedilmektedir. Bu sarsıntılardan birincisi dünyamıza bir diğer yıldızın ya da göktaşının çarpması ile gerçekleşecek olan büyük sarsıntı olabilir.


    (En doğrusunu Allah bilir.) İlk çarpışma milyonlarca yıldır kusursuz bir düzen içinde devam eden dünyamızın dönüşünü durduracaktır. Bu duruş dünyanın düzenini alt üst edecektir. Gece ve gündüz duracak dünyanın bir tarafı günlerce karanlık içinde kalırken diğer tarafında gündüz hiç bitmeyecektir. İnsanlar bu değişiklik nedeniyle çok büyük bir şaşkınlık yaşayacak büyük bir korku dehşet ve panik hali dünyayı kaplayacaktır. Yer kabuğu hareketlenecek dünyanın dört bir yanını depremler saracaktır. Şiddetli volkanik patlamalar mağmanın yeryüzüne doğru hareket etmesi dehşet ve panik halini daha da artıracaktır.


    Ancak Rabbimiz ilk sarsıntıyı ikinci bir sarsıntının izleyeceğini bildirmektedir. Bu ayetle ilk çarpışmanın ardından ikinci bir çarpışmanın yaşanacağına işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Yaşanan dehşet ikinci çarpışma ile daha da şiddetlenecektir. Bu çarpışma ile dünyamız ters yönde dönmeye başlayacaktır. Milyonlarca yıldır batıdan doğuya doğru kusursuz bir şekilde bir saniye bile şaşırmadan akıp giden Dünya doğudan batıya doğru dönmeye başlayacak. Bunun neticesinde de Güneş doğudan değil batıdan doğmaya başlayacak. Ancak hem çarpışmalar hem de dünyanın dönüş yönündeki değişiklik tüm dünyanın düzenini ve canlıların hayatlarına devam etmelerine imkan sağlayan ekolojik sistemi altüst edecektir. İnsanlardaki dehşet hali daha da artacak tüm canlıların ve dünyamızın yokoluş süreci başlayacaktır. Naziat Suresi’nin devamında Rabbimiz insanların bu sarsıntıların ardından nasıl bir ruh halinde olacaklarını şu şekilde haber vermektedir:


    "O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak. Gözler zillet içinde düşecek." (Naziat Suresi 6-9)


    “Hayır onlar kıyamet saatini yalanladılar; Biz kıyamet-saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (Furkan Suresi 11)
    alıntı






+ Yorum Gönder