Konusunu Oylayın.: Alkollü ölmenin günahı nedir? Ahrette cezası var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Alkollü ölmenin günahı nedir? Ahrette cezası var mıdır?
  1. 12.Mayıs.2012, 09:33
    1
    Misafir

    Alkollü ölmenin günahı nedir? Ahrette cezası var mıdır?






    Alkollü ölmenin günahı nedir? Ahrette cezası var mıdır? Mumsema babam çok iyi bir insandı fakat hergün alkol kullanırdı ve alkollü vefat etti ahirette tecellisi ne olur


  2. 12.Mayıs.2012, 09:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 31.Mayıs.2012, 07:56
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Alkollü ölmenin günahı nedir? Ahrette cezası var mıdır?




    İçkili ölen imansız mı gider, akıl baliğ olma yaşı kaçtır?


    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    İçki içmek büyük günahlardandır. Ancak kişiyi kafir etmez. İçkili iken ölen kişiye de kafir olarak öldü denilmez. Büyük bir günahla Allah'ın huzuruna çıkmış olur.

    Bir işin günah olması için o işi yapan kimsenin bazı şartları taşıması gerekir.

    Kişinin mükellefiyet altına girmesi ve dinî hükümlerden sorumlu tutulabilmesi için,

    a. Müslüman,

    b. akıllı,

    c. Bâliğ olması şarttır.

    Buna göre mükellefiyetin birinci şartı olarak kişinin Müslüman olması gerekmektedir. Müslüman olmayan kimseler, Allah'a ve Peygambere îman edip İslâm dînine girmedikçe, Allah'ın ibâdetle ilgili emir ve yasaklarına muhatap değildirler.

    Mükellefiyetin ikinci şartı da, âkıl olmaktır. åkıl demek, ne yaptığını bilen, iyi ile kötüyü birbirinden ayırdedecek temyiz kabiliyetine sâhip olan kimse demektir.

    Mükellefiyetin son şartı da, kişinin bâliğ olması, yani, bülûğa ermiş bulunmasıdır.Kız olsun, erkek olsun aklı başında bulunan bir Müslümana namazın farz olması için buluğ dediğimiz erginlik çağına ermiş olması gerekir. Genellikle erkek çocukları 12-15, kız çocukları ise 9-15 yaşlan arasında erginlik çağına girerler.

    Eğer bu yaşa geldikleri halde belirti yoksa 15 yaşından itibaren mükellef sayılırlar.

    Erkek çocuğu buluğa erdiğini, ihtilam denilen rüyada iken cinsî boşalma ile; kız çocuğu ise aybaşı veya âdet denilen halin ortaya çıkmasıyla yani, rahimden kan gelmesiyle erginlik devresine girmiş olurlar. İnsanın bu devreden sonra namaz, oruç ve hac gibi ibadetleri yerine getirmesi farzdır.

    Ancak namaz ve oruç gibi ibadetlerin daha önceki yaşlarda çocuğa öğretilip, alıştırılması tavsiye edilmiştir. Hayrı serden, iyiyi kötüden ayırma yaşı olarak bilinen bu temyiz devresi hususunda çeşitli rivayetler yardır.

    Meselâ bir hadis-i şerifte, kız-erkek ayırımı yapılmadan yedi yaşma gelen çocuğa namazın emredilmesi ifade edilir. (Ebû Dâvûd, Salât 26) "Çocuk sağını solunu tefrik edince namazı emredin" mealindeki haber de çocuğun belli bir anlayış seviyesine gelmesini esas almıştır. Çocuğun süt dişlerini dökmeye başlaması devresi veya yirmiye kadar sayabilmesi şartını namazı öğretme yaşı olarak ifâde edilmesi de birbirini destekleyen hususlardır. (İbni Ebî Şeybe, Musannaf, 1: 347)

    Yani, bu devre ve yaşa gelen çocuğa namazla ilgili bilgiler verilir, namazın nasıl kılınacağı, farzları, vacipleri, sünnetleri, namazda okunacak sûre ve dualar öğretilir. Yavaş yavaş namaz kılmaya alıştırılır. On yaşını geçtikten sonra da artık namaz kılmasını temin edici tedbirler alınır, çocuğa namazın önemi anlatılır, bir yaratılış ve kulluk vazifesi olduğu açıklanır. İkna ederek, makul bir şekilde namaz kılması sağlanır. Çünkü, artık çocuk bu yaştan sonra her vakit buluğ çağına erebilir. Bu bir hazırlık devresi sayılır. Buluğ alametleri görülünce de farz olan vazifesini yapmaya devam eder.

    Esas itibariyle namazın farz olması buluğ çağıyla başladığına göre, ancak ondan sonra kazaya kalan namazların kılınması farz olur. Çünkü, farz olan bir namazın edası gibi kazası da farzdır.

    Kızların ilk âdeti görmeden, erkeklerin de ilk ihtilam olmadan önceki kılamadıkları namazları kaza etmesi farz olmamakla birlikte kaza etmelerinde de bir mahzur yoktur. Kılınmasında sevap vardır.

    Demek ki, bir insanın kaza borcu ancak buluğ devresinden itibaren başlar. Daha önce başlanacağına dâir söylenen sözlerin bir yeri yoktur.

    Netice olarak buluğ çağına girmiş akıllı her müslümanın, İslam’ın emrettiği farzları yapması ve yasakladığı haramları terk etmesi gerekir. Bu şartları taşıyan biri, iyi veya kötü yaptığı her şeyin karşılığını görecektir.


    Selam ve dua ile...


  4. 31.Mayıs.2012, 07:56
    2
    Moderatör



    İçkili ölen imansız mı gider, akıl baliğ olma yaşı kaçtır?


    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    İçki içmek büyük günahlardandır. Ancak kişiyi kafir etmez. İçkili iken ölen kişiye de kafir olarak öldü denilmez. Büyük bir günahla Allah'ın huzuruna çıkmış olur.

    Bir işin günah olması için o işi yapan kimsenin bazı şartları taşıması gerekir.

    Kişinin mükellefiyet altına girmesi ve dinî hükümlerden sorumlu tutulabilmesi için,

    a. Müslüman,

    b. akıllı,

    c. Bâliğ olması şarttır.

    Buna göre mükellefiyetin birinci şartı olarak kişinin Müslüman olması gerekmektedir. Müslüman olmayan kimseler, Allah'a ve Peygambere îman edip İslâm dînine girmedikçe, Allah'ın ibâdetle ilgili emir ve yasaklarına muhatap değildirler.

    Mükellefiyetin ikinci şartı da, âkıl olmaktır. åkıl demek, ne yaptığını bilen, iyi ile kötüyü birbirinden ayırdedecek temyiz kabiliyetine sâhip olan kimse demektir.

    Mükellefiyetin son şartı da, kişinin bâliğ olması, yani, bülûğa ermiş bulunmasıdır.Kız olsun, erkek olsun aklı başında bulunan bir Müslümana namazın farz olması için buluğ dediğimiz erginlik çağına ermiş olması gerekir. Genellikle erkek çocukları 12-15, kız çocukları ise 9-15 yaşlan arasında erginlik çağına girerler.

    Eğer bu yaşa geldikleri halde belirti yoksa 15 yaşından itibaren mükellef sayılırlar.

    Erkek çocuğu buluğa erdiğini, ihtilam denilen rüyada iken cinsî boşalma ile; kız çocuğu ise aybaşı veya âdet denilen halin ortaya çıkmasıyla yani, rahimden kan gelmesiyle erginlik devresine girmiş olurlar. İnsanın bu devreden sonra namaz, oruç ve hac gibi ibadetleri yerine getirmesi farzdır.

    Ancak namaz ve oruç gibi ibadetlerin daha önceki yaşlarda çocuğa öğretilip, alıştırılması tavsiye edilmiştir. Hayrı serden, iyiyi kötüden ayırma yaşı olarak bilinen bu temyiz devresi hususunda çeşitli rivayetler yardır.

    Meselâ bir hadis-i şerifte, kız-erkek ayırımı yapılmadan yedi yaşma gelen çocuğa namazın emredilmesi ifade edilir. (Ebû Dâvûd, Salât 26) "Çocuk sağını solunu tefrik edince namazı emredin" mealindeki haber de çocuğun belli bir anlayış seviyesine gelmesini esas almıştır. Çocuğun süt dişlerini dökmeye başlaması devresi veya yirmiye kadar sayabilmesi şartını namazı öğretme yaşı olarak ifâde edilmesi de birbirini destekleyen hususlardır. (İbni Ebî Şeybe, Musannaf, 1: 347)

    Yani, bu devre ve yaşa gelen çocuğa namazla ilgili bilgiler verilir, namazın nasıl kılınacağı, farzları, vacipleri, sünnetleri, namazda okunacak sûre ve dualar öğretilir. Yavaş yavaş namaz kılmaya alıştırılır. On yaşını geçtikten sonra da artık namaz kılmasını temin edici tedbirler alınır, çocuğa namazın önemi anlatılır, bir yaratılış ve kulluk vazifesi olduğu açıklanır. İkna ederek, makul bir şekilde namaz kılması sağlanır. Çünkü, artık çocuk bu yaştan sonra her vakit buluğ çağına erebilir. Bu bir hazırlık devresi sayılır. Buluğ alametleri görülünce de farz olan vazifesini yapmaya devam eder.

    Esas itibariyle namazın farz olması buluğ çağıyla başladığına göre, ancak ondan sonra kazaya kalan namazların kılınması farz olur. Çünkü, farz olan bir namazın edası gibi kazası da farzdır.

    Kızların ilk âdeti görmeden, erkeklerin de ilk ihtilam olmadan önceki kılamadıkları namazları kaza etmesi farz olmamakla birlikte kaza etmelerinde de bir mahzur yoktur. Kılınmasında sevap vardır.

    Demek ki, bir insanın kaza borcu ancak buluğ devresinden itibaren başlar. Daha önce başlanacağına dâir söylenen sözlerin bir yeri yoktur.

    Netice olarak buluğ çağına girmiş akıllı her müslümanın, İslam’ın emrettiği farzları yapması ve yasakladığı haramları terk etmesi gerekir. Bu şartları taşıyan biri, iyi veya kötü yaptığı her şeyin karşılığını görecektir.


    Selam ve dua ile...





+ Yorum Gönder