Konusunu Oylayın.: İlk defa rabıta kim nerde yapmıştır,tarikatlar arasında nasıl yaygınlaşmıştır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İlk defa rabıta kim nerde yapmıştır,tarikatlar arasında nasıl yaygınlaşmıştır?
  1. 11.Mayıs.2012, 13:18
    1
    Misafir

    İlk defa rabıta kim nerde yapmıştır,tarikatlar arasında nasıl yaygınlaşmıştır?






    İlk defa rabıta kim nerde yapmıştır,tarikatlar arasında nasıl yaygınlaşmıştır? Mumsema ilk olarak rabıtayı kim _nerede yapmıştır?


  2. 29.Mayıs.2012, 01:31
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: ilk defa rabıta kim nerde yapmıştır,tarikatlar arasında nasıl yaygınlaşmıştır?




    bak forumdaki bir rabıtacı nasıl da kendi ağzı ile itiraf etti rabıtanın bidat olduğunu
    Alıntı
    Nakşibendilerin ilk yazılı kaynağı olan Raşahât adlı kitaba bakılacak olursa rabıta kelimesini ilk kez telaffuz eden Yakub-i Çarkhî adlı ruhanîdir

    Bu şahıs Gazneli bir Türktür ve milâdî 1444'te ölmüştür


    Buna, rabıta sürecinin ilk aşaması demek doğru olur

    Nakşilik tarihinde rabıtadan belgesel olarak söz eden ikinci şahıs Tacuddîn bin Zekeriyya el-Hindî'dir

    Hintli olan bu kişi, bir süre Mekke'de kalmış, milâdî 1641'de orada ölmüş ve tarikat hakkında Arapça iki kitap bırakmıştır

    Bunlardan biri Risâle-i Tajiyye'dir; ikincisi de Âdab'ul-Meshikhati wa'l-Muridîn'dir

    Her iki kitapçıkta da rabıtadan söz etmiş ve en azından onu, «Şeyhin şeklini zihinde canlandırmaktır» diye tanımlamıştır Bu da rabıta sürecinin ikinci aşamasıdır

    Ahmed Farugıy: Hint kökenlidir 1563 yılında Serhend’te doğan bu zat, 1624 yılında yine serhend’te öldü

    Rabbani 187 sayılı mektubunda rabıtayla ilgili şu sözleri söylemektedir
    Hace Eşrefi Kabiliye Bu mektup, ulaştırıcı yolların en kısası olan rabıtanın açıklanmasına ve Müridi için rabıtanın zikirden daha üstün olduğuna ilişkindir
    Bu ifadeye göre:
    a) Allah (cc)’a ulaşmak için izlenecek yolların en kısa olanı rabıtadır
    b) Rabıta yapmak (yani şeyhin şeklini zihninde canlandırmak) Allah (cc)’ı anmaktan daha üstündür
    Mektubun devamında Rabbani rabıta ile ilgili olarak üç şey daha söylemektedir
    § Şeyh ile Mürid arasında fayda vermek ve faydalanmak için rabıta bir araçtır
    § Mürid bir öncü tarafından en büyük mutluluğa eriştirilinceye kadar, rabıtadan başka onun izleyebileceği daha kısa bir yolu yoktur


    Tacuddin'in ölümünden yaklaşık iki yüz yıl sonra Halid Bağdadî adında bir Nakşibendi şeyhi rabıtayı ele almış ve onu bu tarikatın önemli bir kuralı haline getirmiştir

    Bu kişi, rabıtaya ilişkin olarak sıralanan şartları koymuş ve bu kural için bir de uygulama şekli belirlemiştir

    Bu da rabıta sürecinin üçüncü ve şimdiye kadarki son aşamasıdır Halid Bağdadî'nin 1826 yılında öldüğüne bakılacak olursa işbu rabıta meselesinin, 1444 ile 1826 yılları arasında 382 yıllık bir süre boyunca üç aşamada gelişmiştir


    MİR GÖRDÜĞÜN GİBİ 1800 DEYİL 1444 LERDEN BAŞLANAN BİR SÜREC VAR
    Alıntı
    tasavvufta ilmi olan kimse resululah zamanında günümüzde yapıldığı gibi rabıta var demiyor

    bu sözler rabıtanın Hindistan kökenli bir bidat olduğunun apaçık bir itirafıdır


  3. 29.Mayıs.2012, 01:31
    2
    âb ü kil



    bak forumdaki bir rabıtacı nasıl da kendi ağzı ile itiraf etti rabıtanın bidat olduğunu
    Alıntı
    Nakşibendilerin ilk yazılı kaynağı olan Raşahât adlı kitaba bakılacak olursa rabıta kelimesini ilk kez telaffuz eden Yakub-i Çarkhî adlı ruhanîdir

    Bu şahıs Gazneli bir Türktür ve milâdî 1444'te ölmüştür


    Buna, rabıta sürecinin ilk aşaması demek doğru olur

    Nakşilik tarihinde rabıtadan belgesel olarak söz eden ikinci şahıs Tacuddîn bin Zekeriyya el-Hindî'dir

    Hintli olan bu kişi, bir süre Mekke'de kalmış, milâdî 1641'de orada ölmüş ve tarikat hakkında Arapça iki kitap bırakmıştır

    Bunlardan biri Risâle-i Tajiyye'dir; ikincisi de Âdab'ul-Meshikhati wa'l-Muridîn'dir

    Her iki kitapçıkta da rabıtadan söz etmiş ve en azından onu, «Şeyhin şeklini zihinde canlandırmaktır» diye tanımlamıştır Bu da rabıta sürecinin ikinci aşamasıdır

    Ahmed Farugıy: Hint kökenlidir 1563 yılında Serhend’te doğan bu zat, 1624 yılında yine serhend’te öldü

    Rabbani 187 sayılı mektubunda rabıtayla ilgili şu sözleri söylemektedir
    Hace Eşrefi Kabiliye Bu mektup, ulaştırıcı yolların en kısası olan rabıtanın açıklanmasına ve Müridi için rabıtanın zikirden daha üstün olduğuna ilişkindir
    Bu ifadeye göre:
    a) Allah (cc)’a ulaşmak için izlenecek yolların en kısa olanı rabıtadır
    b) Rabıta yapmak (yani şeyhin şeklini zihninde canlandırmak) Allah (cc)’ı anmaktan daha üstündür
    Mektubun devamında Rabbani rabıta ile ilgili olarak üç şey daha söylemektedir
    § Şeyh ile Mürid arasında fayda vermek ve faydalanmak için rabıta bir araçtır
    § Mürid bir öncü tarafından en büyük mutluluğa eriştirilinceye kadar, rabıtadan başka onun izleyebileceği daha kısa bir yolu yoktur


    Tacuddin'in ölümünden yaklaşık iki yüz yıl sonra Halid Bağdadî adında bir Nakşibendi şeyhi rabıtayı ele almış ve onu bu tarikatın önemli bir kuralı haline getirmiştir

    Bu kişi, rabıtaya ilişkin olarak sıralanan şartları koymuş ve bu kural için bir de uygulama şekli belirlemiştir

    Bu da rabıta sürecinin üçüncü ve şimdiye kadarki son aşamasıdır Halid Bağdadî'nin 1826 yılında öldüğüne bakılacak olursa işbu rabıta meselesinin, 1444 ile 1826 yılları arasında 382 yıllık bir süre boyunca üç aşamada gelişmiştir


    MİR GÖRDÜĞÜN GİBİ 1800 DEYİL 1444 LERDEN BAŞLANAN BİR SÜREC VAR
    Alıntı
    tasavvufta ilmi olan kimse resululah zamanında günümüzde yapıldığı gibi rabıta var demiyor

    bu sözler rabıtanın Hindistan kökenli bir bidat olduğunun apaçık bir itirafıdır





+ Yorum Gönder