Konusunu Oylayın.: Sünnete uygun olmayan davranışlara örnek verebilir misiniz ?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 3 kişi
Sünnete uygun olmayan davranışlara örnek verebilir misiniz ?
  1. 11.Mayıs.2012, 08:18
    1
    Misafir

    Sünnete uygun olmayan davranışlara örnek verebilir misiniz ?






    Sünnete uygun olmayan davranışlara örnek verebilir misiniz ? Mumsema Sünnete uygun olmayan davranışlara örnek verebilir misiniz ?


  2. 11.Mayıs.2012, 11:23
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Sünnete uygun olmayan davranışlara örnek verebilir misiniz ?




    İrbaz İbni Sâriye radıyallahu anh Hayber Fethine katılmıştı. O gün olup biten hadiselere ışık tutan şu hadis-i şerifi rivayet etmiştir.İrbaz ibni Sâriye es-Sülemî radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte Hayber Kalesi’ne varmıştık. Beraberinde ashâbından başka kimseler de vardı.

    Hayber’in lideri, kale komutanı, inatçı, kurnaz ve haddini bilmez bir adamdı. Allah Rasûlü’ne gelerek tartışmaya girdi ve:

    “–Ey Muhammed! Sizin, merkeplerimizi kesmeye, meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye ne hakkınız var!? Bu sizin için helal mi?” diye sert bir tavır sergiledi.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz onun bu sözlerine çok kızdı ve celalli bir şekilde:

    “–Ey İbn-i Avf! Atına bin, onlara doğru git ve şöyle seslen: Haberiniz olsun, cennet sâdece mü’minlere helâldir! diye haykır.
    Sonra namaz kılmak üzere toplanın diye nidâ et!”
    dedi.
    Ashabın hepsi derhal namaz için toplandı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onlara namaz kıldırdı. Sonra ayağa kalkıp şu nasihatta bulundu:

    “–Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup dayandığı yerden, Allâh’ın, Kur’ân’dakilerin hâricinde haramlarının bulunmadığını mı zannediyor?
    Dikkat edin ve şunu iyi bilin ki, vallâhi ben de nasihatte bulundum.(Kur’ân’da olmayan bâzı şeyler) emrettim.Birçok şeyleri de yasakladım.Bunlar, Kur’ân’ın bir misli kadar, belki de daha fazladır

    .
    Allah Teâlâ Hazretleri, üzerlerinde olan vergiyi (borçları olan cizyeyi) ödeyip verdikten sonra, Ehl-i Kitâb’ın evlerine izinsiz girmenizi,kadınlarını dövmenizi, meyvelerini yemenizi helâl kılmamıştır”buyurdu.(Ebû Dâvûd, Harâc 31-33/3050)

    İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh uzun bir ömür yaşamıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin dâr-i beka’ya irtihalinden sonra Suriye’de Humus’a yerleşti.
    Orada hadis sohbetleri yaparak etrafını aydınlatmaya çalıştı. Onlara ilim irfan öğretti. Ziyaretine gelenlere hadisler nakletti. Abdurrahman ibni Amr es-Sülemî ve Hucr ibni Hucr ondan istifade edenlerdendir. İkisinin birlikte rivayet ettikleri şu hadis-i şerif, Ebu Davud’un Süneninde şöyle yer almıştır.

    Abdurrahman ibni Amr es-Sülemî ve Hucr ibni Hucr’dan rivayet edildiğine göre, her ikisi birden: “-Biz İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh’e geldik.

    Kendisine selam verdik. Biz sana hem ziyaret, hem hal hatır sormak, hem de senden bilgi almak, senin ilminden istifade etmek için geldik, dedik. O da bize Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir sabah namazından sonra yaptığı nasihatleri içeren şu hadis-i şerifi nakletti.
    Ebû Necih İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh şöyle dedi:“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi.Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Bizler:

    - Ey Allah’ın Resûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun, dedik. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :

    – “Size, Allah’a çok saygı duymanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim.
    Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler.

    O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır.
    Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız.
    Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız.


    Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır”
    buyurdular. (Ebû Dâvûd, Sünnet 5; Tirmizi, İlim 16)
    altınoluk



  3. 11.Mayıs.2012, 11:23
    2
    Silent and lonely rains



    İrbaz İbni Sâriye radıyallahu anh Hayber Fethine katılmıştı. O gün olup biten hadiselere ışık tutan şu hadis-i şerifi rivayet etmiştir.İrbaz ibni Sâriye es-Sülemî radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte Hayber Kalesi’ne varmıştık. Beraberinde ashâbından başka kimseler de vardı.

    Hayber’in lideri, kale komutanı, inatçı, kurnaz ve haddini bilmez bir adamdı. Allah Rasûlü’ne gelerek tartışmaya girdi ve:

    “–Ey Muhammed! Sizin, merkeplerimizi kesmeye, meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye ne hakkınız var!? Bu sizin için helal mi?” diye sert bir tavır sergiledi.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz onun bu sözlerine çok kızdı ve celalli bir şekilde:

    “–Ey İbn-i Avf! Atına bin, onlara doğru git ve şöyle seslen: Haberiniz olsun, cennet sâdece mü’minlere helâldir! diye haykır.
    Sonra namaz kılmak üzere toplanın diye nidâ et!”
    dedi.
    Ashabın hepsi derhal namaz için toplandı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onlara namaz kıldırdı. Sonra ayağa kalkıp şu nasihatta bulundu:

    “–Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup dayandığı yerden, Allâh’ın, Kur’ân’dakilerin hâricinde haramlarının bulunmadığını mı zannediyor?
    Dikkat edin ve şunu iyi bilin ki, vallâhi ben de nasihatte bulundum.(Kur’ân’da olmayan bâzı şeyler) emrettim.Birçok şeyleri de yasakladım.Bunlar, Kur’ân’ın bir misli kadar, belki de daha fazladır

    .
    Allah Teâlâ Hazretleri, üzerlerinde olan vergiyi (borçları olan cizyeyi) ödeyip verdikten sonra, Ehl-i Kitâb’ın evlerine izinsiz girmenizi,kadınlarını dövmenizi, meyvelerini yemenizi helâl kılmamıştır”buyurdu.(Ebû Dâvûd, Harâc 31-33/3050)

    İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh uzun bir ömür yaşamıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin dâr-i beka’ya irtihalinden sonra Suriye’de Humus’a yerleşti.
    Orada hadis sohbetleri yaparak etrafını aydınlatmaya çalıştı. Onlara ilim irfan öğretti. Ziyaretine gelenlere hadisler nakletti. Abdurrahman ibni Amr es-Sülemî ve Hucr ibni Hucr ondan istifade edenlerdendir. İkisinin birlikte rivayet ettikleri şu hadis-i şerif, Ebu Davud’un Süneninde şöyle yer almıştır.

    Abdurrahman ibni Amr es-Sülemî ve Hucr ibni Hucr’dan rivayet edildiğine göre, her ikisi birden: “-Biz İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh’e geldik.

    Kendisine selam verdik. Biz sana hem ziyaret, hem hal hatır sormak, hem de senden bilgi almak, senin ilminden istifade etmek için geldik, dedik. O da bize Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir sabah namazından sonra yaptığı nasihatleri içeren şu hadis-i şerifi nakletti.
    Ebû Necih İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh şöyle dedi:“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi.Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Bizler:

    - Ey Allah’ın Resûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun, dedik. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :

    – “Size, Allah’a çok saygı duymanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim.
    Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler.

    O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır.
    Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız.
    Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız.


    Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır”
    buyurdular. (Ebû Dâvûd, Sünnet 5; Tirmizi, İlim 16)
    altınoluk






+ Yorum Gönder