Konusunu Oylayın.: Melekler cennette insanlardan üst bir sınıfta mıdır ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Melekler cennette insanlardan üst bir sınıfta mıdır ?
  1. 09.Mayıs.2012, 20:14
    1
    Misafir

    Melekler cennette insanlardan üst bir sınıfta mıdır ?






    Melekler cennette insanlardan üst bir sınıfta mıdır ? Mumsema Melekler cennette insanlardan üst bir sınıfta mıdır ?


  2. 09.Mayıs.2012, 20:14
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 31.Mayıs.2012, 18:00
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Melekler cennette insanlardan üst bir sınıfta mıdır ?





    Melekler nurdan insanlar topraktan yaratılmışlardır

    Melekler:
    Duyu organlarıyla algılanamayan, gözle görülmeyen nurani ve ruhani varlıklar olup, nur, ışık, esir, hava, elektrik gibi latif maddelerden yaratılmışlardır.
    İnsanlar:Vücudu duyu organlarıyla algılanabilen, gözle görülebilen, kesif bir madde olantopraktan yaratılmıştır.Melekler insanlar gibi aynı surette kalmakla sınırlı değiller

    Melekler nurani varlıklar oldukları için kendi asli şekilleriyle sınırlı değillerdir. İnsanlar gibi aynı suretleriyle kalmayıp maddi-manevi her şekle girmeleri mümkündür. Mesela Cebrail (as) sahabeden Dıhye (ra) suretine girmiş ve sahabeler tarafından görülmüştür.
    Meleklerin cinsiyeti yoktur
    “Kendileri Rahman’ın (itaatkâr ve şerefli) kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaradılışlarına şahit mi oldular? Onların (bu asılsız) şahitlikleri yazılacak ve (bu hususta) sorguya çekilecekler.” (Zuhruf, 19)
    Bu ayetten de anlaşılacağı gibi, meleklerin insanlar gibi erkeklik, dişilik gibi özellikleri yoktur. Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık gibi dönemleri de bulunmamaktadır.
    Meleklerin mahiyetlerine uygun kanatları vardır
    Ayrıca insanlara yeryüzünde rahatça gezebilmeleri ve hareket edebilmeleri için ayak, kol gibi cihazlar verilmiş; meleklere ise mahiyetlerine uygun, yaptıkları iş ve vazifelerine göre ikişer, üçer, dörder kanat verilmiştir. Bu durum ayetle de belirtilmiştir.

    “Hamd, göklerin ve yerin Fâtır’ı (yaratıcısı ), melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. (O, mahlûkatı) yaratmada (maddeten veya manen, kime) ne dilerse artırır. Şüphesiz ki Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Fâtır, 1)

    İnsanlar Allah'a (cc) meleklerden daha fazla muhabbet edebilirler

    Melekler ve insanlar, Allah’a (cc) karşı hadsiz bir muhabbet üzere yaratılmışlardır. Allah'a (cc) olan muhabbetin meydana çıkmasını gerektiren cihazat ise insanda daha fazladır. İnsan bütün yaratılmışların içinde Allah'ın (cc) isim ve sıfatlarının hepsini bir arada gösterebilecek özelliktedir. Dolayısıyla Allah'a (cc) karşı hadsiz bir muhabbetin meydana çıkması insanda daha mümkündür.
    Mesela hasta olan bir insan Allah’ın(cc) Şafi ismiyle şifaya kavuştuğunda O’na(cc) hadsiz bir muhabbet duyar.
    Yeme, içme, hidayet, şifa, acz ve fakr gibi ihtiyaçları olmayan melekler, elbette ki insanlar gibi muhabbet mekanizmasını işletemezler. Bu duygu sabit olarak hissedip ileri derecelere taşıyamazlar.

    İnsanların mükâfat yeri cennet, meleklerin ise Arş’ın kenarları ve etrafıdır
    Melekleri de Arş’ın etrafını (tavaf eden) kuşatıcılar olarak, Rablerini hamd ile (O’nu) tesbih ediyorlar görürsün. Artık (mahlûkatın) aralarında hak ile hüküm verilmiş ve:
    “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur!” denilmiştir. (Zümer, 75)
    Fahreddin Razi tefsirinde bu ayeti açıklarken:
    “Ahirette meleklerin mükâfatlarının yeri cennet ile sınırları bitişik olan Arş’ın kenarları ve etrafı”olduğu söylemiştir.
    İnsanların ise ahirette mükâfat yeri cennet olacaktır.
    Melekler güç ve kuvvet yönünden insanlardan kıyaslanmayacak derecede üstündür


    Meleklerin güç ve kuvveti insanlarla kıyas edilemeyecek kadar fazladır.Onların kuvvet ve kudretinin üstünlüğünü birkaç yönden şöyle sıralayabiliriz:
    Meleklerin Arş’ı taşımaları, onların güç ve kuvvet yönünden üstünlüğünü gösterir
    “Sayıları sekiz olan Arş'ın taşıyıcıları Arş’ı ve Kürsi'yi taşırlar, sonra Arş'tan daha küçük olan Kürsi, yedi kat göğün tamamından daha büyüktür. Çünkü Cenab-ı Allah:
    “Allah'ın Kürsî'si gökleri ve yeri kuşatmıştır.” (Bakara, 255) buyurmuştur.” (Razi) Buna göre meleklerin nihayetsiz güç ve kuvvette olduğu bundan anlaşılmaktadır.
    Meleklerin elli bin senelik bir mesafede olan Arş’tan bir anda inmeleri onların güç ve kuvvet yönünden üstünlüğünü gösterir
    Arş'ın yüksekliği vehimlerin ihata edemeyeceği bir şeydir.
    Buna Cenab-ı Allah'ın:
    “Melekler ve ruh miktarı elli bin sene olan bir günde O’na (arşına) çıkarlar.” (Meâric, 4) ayeti delalet eder.
    Sonra melekler, son derece güçlü oldukları için, oradan bir anda inebilirler.
    Meleklerden, İsrafil’in (as), sura bir üflemesiyle göklerde ve yerde olan herkesin bir anda ölmesi güç ve kuvvet yönünden üstünlüğünü gösterir.
    İsrafil (as) o kadar güçlüdür ki, sura bir üflemesiyle göklerde ve yerde olan herkes ölür.
    “Sûra (birinci defa) üfürülünce, Allah'ındiledikleri hariç, birden göklerde ve yerde kim varsa düşüp ölür. Sonra sûra ikinci kez üfürülür. O zaman bir de bakarsın ki, (ölüler) ayağa kalkmış, bakıp duruyorlar.” (Zümer, 68) ayetinde ifade ettiği gibi, sûrun sahibi olan İsrafil (as) o kadar güçlüdür ki, sûra bir üflemesiyle göklerde ve yerde olan herkes ölür. İkinci bir üfleyişiyle de, herkes yeniden dirilir. (Fahreddin Razi; Tefsir-ül Kebir)

    Meleklerden, Cebrail’in (as) Lût kavminin dağlarını ve beldelerini bir defada yerinden sökmesi güç ve kuvvet yönünden ne kadar üstün olduğunu gösterir
    Altı yüz kanada sahip olan Cebrail’in (as) kuvvetinin üstünlüğü ile ilgili şöyle bir hadis rivayet edilir:
    Hz. Peygamber (asm) Cebrail’e (as):
    “Allah (cc) senin kuvvetinden bahsediyor. Kuvvetin ne kadar?” diye sormuş. O da (as):
    “Lut kavminin dört şehrini kanatlarımın üzerine alıp, göktekiler o şehirdeki köpeklerin havlamasını ve horozların ötüşlerini duyacakları yüksekliğe kaldırdım ve yere çaldım’’ demiştir.
    (Fahreddin Razi; Tefsir-ül Kebir)
    alıntı....



  4. 31.Mayıs.2012, 18:00
    2
    Silent and lonely rains




    Melekler nurdan insanlar topraktan yaratılmışlardır

    Melekler:
    Duyu organlarıyla algılanamayan, gözle görülmeyen nurani ve ruhani varlıklar olup, nur, ışık, esir, hava, elektrik gibi latif maddelerden yaratılmışlardır.
    İnsanlar:Vücudu duyu organlarıyla algılanabilen, gözle görülebilen, kesif bir madde olantopraktan yaratılmıştır.Melekler insanlar gibi aynı surette kalmakla sınırlı değiller

    Melekler nurani varlıklar oldukları için kendi asli şekilleriyle sınırlı değillerdir. İnsanlar gibi aynı suretleriyle kalmayıp maddi-manevi her şekle girmeleri mümkündür. Mesela Cebrail (as) sahabeden Dıhye (ra) suretine girmiş ve sahabeler tarafından görülmüştür.
    Meleklerin cinsiyeti yoktur
    “Kendileri Rahman’ın (itaatkâr ve şerefli) kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaradılışlarına şahit mi oldular? Onların (bu asılsız) şahitlikleri yazılacak ve (bu hususta) sorguya çekilecekler.” (Zuhruf, 19)
    Bu ayetten de anlaşılacağı gibi, meleklerin insanlar gibi erkeklik, dişilik gibi özellikleri yoktur. Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık gibi dönemleri de bulunmamaktadır.
    Meleklerin mahiyetlerine uygun kanatları vardır
    Ayrıca insanlara yeryüzünde rahatça gezebilmeleri ve hareket edebilmeleri için ayak, kol gibi cihazlar verilmiş; meleklere ise mahiyetlerine uygun, yaptıkları iş ve vazifelerine göre ikişer, üçer, dörder kanat verilmiştir. Bu durum ayetle de belirtilmiştir.

    “Hamd, göklerin ve yerin Fâtır’ı (yaratıcısı ), melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. (O, mahlûkatı) yaratmada (maddeten veya manen, kime) ne dilerse artırır. Şüphesiz ki Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Fâtır, 1)

    İnsanlar Allah'a (cc) meleklerden daha fazla muhabbet edebilirler

    Melekler ve insanlar, Allah’a (cc) karşı hadsiz bir muhabbet üzere yaratılmışlardır. Allah'a (cc) olan muhabbetin meydana çıkmasını gerektiren cihazat ise insanda daha fazladır. İnsan bütün yaratılmışların içinde Allah'ın (cc) isim ve sıfatlarının hepsini bir arada gösterebilecek özelliktedir. Dolayısıyla Allah'a (cc) karşı hadsiz bir muhabbetin meydana çıkması insanda daha mümkündür.
    Mesela hasta olan bir insan Allah’ın(cc) Şafi ismiyle şifaya kavuştuğunda O’na(cc) hadsiz bir muhabbet duyar.
    Yeme, içme, hidayet, şifa, acz ve fakr gibi ihtiyaçları olmayan melekler, elbette ki insanlar gibi muhabbet mekanizmasını işletemezler. Bu duygu sabit olarak hissedip ileri derecelere taşıyamazlar.

    İnsanların mükâfat yeri cennet, meleklerin ise Arş’ın kenarları ve etrafıdır
    Melekleri de Arş’ın etrafını (tavaf eden) kuşatıcılar olarak, Rablerini hamd ile (O’nu) tesbih ediyorlar görürsün. Artık (mahlûkatın) aralarında hak ile hüküm verilmiş ve:
    “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur!” denilmiştir. (Zümer, 75)
    Fahreddin Razi tefsirinde bu ayeti açıklarken:
    “Ahirette meleklerin mükâfatlarının yeri cennet ile sınırları bitişik olan Arş’ın kenarları ve etrafı”olduğu söylemiştir.
    İnsanların ise ahirette mükâfat yeri cennet olacaktır.
    Melekler güç ve kuvvet yönünden insanlardan kıyaslanmayacak derecede üstündür


    Meleklerin güç ve kuvveti insanlarla kıyas edilemeyecek kadar fazladır.Onların kuvvet ve kudretinin üstünlüğünü birkaç yönden şöyle sıralayabiliriz:
    Meleklerin Arş’ı taşımaları, onların güç ve kuvvet yönünden üstünlüğünü gösterir
    “Sayıları sekiz olan Arş'ın taşıyıcıları Arş’ı ve Kürsi'yi taşırlar, sonra Arş'tan daha küçük olan Kürsi, yedi kat göğün tamamından daha büyüktür. Çünkü Cenab-ı Allah:
    “Allah'ın Kürsî'si gökleri ve yeri kuşatmıştır.” (Bakara, 255) buyurmuştur.” (Razi) Buna göre meleklerin nihayetsiz güç ve kuvvette olduğu bundan anlaşılmaktadır.
    Meleklerin elli bin senelik bir mesafede olan Arş’tan bir anda inmeleri onların güç ve kuvvet yönünden üstünlüğünü gösterir
    Arş'ın yüksekliği vehimlerin ihata edemeyeceği bir şeydir.
    Buna Cenab-ı Allah'ın:
    “Melekler ve ruh miktarı elli bin sene olan bir günde O’na (arşına) çıkarlar.” (Meâric, 4) ayeti delalet eder.
    Sonra melekler, son derece güçlü oldukları için, oradan bir anda inebilirler.
    Meleklerden, İsrafil’in (as), sura bir üflemesiyle göklerde ve yerde olan herkesin bir anda ölmesi güç ve kuvvet yönünden üstünlüğünü gösterir.
    İsrafil (as) o kadar güçlüdür ki, sura bir üflemesiyle göklerde ve yerde olan herkes ölür.
    “Sûra (birinci defa) üfürülünce, Allah'ındiledikleri hariç, birden göklerde ve yerde kim varsa düşüp ölür. Sonra sûra ikinci kez üfürülür. O zaman bir de bakarsın ki, (ölüler) ayağa kalkmış, bakıp duruyorlar.” (Zümer, 68) ayetinde ifade ettiği gibi, sûrun sahibi olan İsrafil (as) o kadar güçlüdür ki, sûra bir üflemesiyle göklerde ve yerde olan herkes ölür. İkinci bir üfleyişiyle de, herkes yeniden dirilir. (Fahreddin Razi; Tefsir-ül Kebir)

    Meleklerden, Cebrail’in (as) Lût kavminin dağlarını ve beldelerini bir defada yerinden sökmesi güç ve kuvvet yönünden ne kadar üstün olduğunu gösterir
    Altı yüz kanada sahip olan Cebrail’in (as) kuvvetinin üstünlüğü ile ilgili şöyle bir hadis rivayet edilir:
    Hz. Peygamber (asm) Cebrail’e (as):
    “Allah (cc) senin kuvvetinden bahsediyor. Kuvvetin ne kadar?” diye sormuş. O da (as):
    “Lut kavminin dört şehrini kanatlarımın üzerine alıp, göktekiler o şehirdeki köpeklerin havlamasını ve horozların ötüşlerini duyacakları yüksekliğe kaldırdım ve yere çaldım’’ demiştir.
    (Fahreddin Razi; Tefsir-ül Kebir)
    alıntı....






+ Yorum Gönder