Konusunu Oylayın.: Peygamberimizden kısas isteyen ve kısas sonucu Rasulullahı öpen sahabe kimdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Peygamberimizden kısas isteyen ve kısas sonucu Rasulullahı öpen sahabe kimdir?
  1. 09.Mayıs.2012, 18:03
    1
    Misafir

    Peygamberimizden kısas isteyen ve kısas sonucu Rasulullahı öpen sahabe kimdir?






    Peygamberimizden kısas isteyen ve kısas sonucu Rasulullahı öpen sahabe kimdir? Mumsema peygamberimizin uhud savaşı sırasında sahabeler sıradyken bir sahabenin bir adım önde durması üzerine peygamberimizin onu okla itip sıraya geçirmesi bunun üzerine sahabenin peygamberden kısas istemesi bu sahabenin adı içinde (d)harfi varmış


  2. 09.Mayıs.2012, 18:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    peygamberimizin uhud savaşı sırasında sahabeler sıradyken bir sahabenin bir adım önde durması üzerine peygamberimizin onu okla itip sıraya geçirmesi bunun üzerine sahabenin peygamberden kısas istemesi bu sahabenin adı içinde (d)harfi varmış


    Benzer Konular

    - Kısasa Kısas

    - Kısas Nedir? İslamda Kısas kavramı

    - Kısas Ne Demektir?

    - Kısas nerede yok?

    - Kısas ile ilgili ayetler

  3. 09.Mayıs.2012, 18:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamberimiz (s.a.v)den kısas isteyen ve kısas sonucu Rasulullahı öpen sahabe kimdir?




    Fetih suresi nazil olunca Peygamberimiz(S.A.V) Cebrail'e:
    -Ey Cebrail öleceğimi anladım buyurunca Cebrail Peygamberimize:
    - Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır Rabbin sana (istediğini) verecek sen de razı olacaksın (Duha:4-5) dedi.Bunun üzerine Peygamberimiz müezzini Bilal-ı Habeşi'ye insanları cemaatle namaz kılmak üzere toplanmaları için çağırmasını emretti. Bütün Muhacir(Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlar ) ve Ensar (Medine' li Müslümanlar) Mescid-i Nebi'de toplandı. Peygamberimiz onlara namaz kıldırıp sonra minbere çıktı ve insanlara hitap etti. Peygamberimizin bu konuşması sırasında kalpler ürperdi gözler ağladı. İnsanlara şöyle dedi.
    - Ey insanlar sizin için nasıl bir peygamber idim? Onu dinleyenler:
    - Allah mükafatını versin çok iyi bir Peygambersin. Sen bizim için merhametli bir babaşefkatli ve öğüt veren bir kardeş gibiydin. Allah'ın sana verdiği Peygamberlik görevini yerine getirdin O'nun(Allah'ın) vahyettiğini bize ilettin bizleri Allah'ın yoluna hikmetli ve güzel sözlerle davet ettin. Allah ümmetlerine yaptıkları görev nedeni ile peygamberlere vereceği mükafatın en güzelini sana versin dediler.
    Bunun üzerine Peygamberimiz(S.A.V) şöyle buyurdu:
    - Ey Müslüman topluluğu! Sizin üzerinizde bulunan hakkım ve Allah adına sizden kime bir haksızlık yapmış isem kıyamette hesaplaşıp hakkını almadan önce şimdi onun ayağa kalkıp hakkını benden almasını istiyorum dedi. Hiç kimse kalkmayınca Peygamberimiz bunu üç defe tekrarladı. Üçüncü defa söyledikten sonra Müslümanlar arasında bulunan ve kendisine Ukkaşe denilen yaşlı bir sahabe ayağa kalktı. Müslümanları yararak ilerledi ve Peygamberimizin önünde durdu ve şöyle dedi:
    - Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi eğer ısrar etmeseydin senin karşına çıkıp bir şey istemeyecektim.Bir savaştan sonra gazilerin arasındaydım.Ayrılmak üzereyken develerimiz yan yana geldi.Devemden indim ayağını öpmek için sana yaklaştığımda değneğini kaldırdın ve sırtıma vurdun. Kasten bana mı vurdun yoksa devene mi vurmak istemiştin bilmiyorum deyince Peygamber efendimiz:
    - Ey Ukkaşe sana kasten vurmaktan Allah a sığınırım.Ey Bilal git(kızım) Fatıma'ya uzun bir değnek getir dedi . Bilal-ı Habeşi (şaşkınlıktan) ellerini başının üzerine koyarak :
    - O Allah'ın Peygamberi ve kendisine kısas yapılmasını istiyor diyerek Hz.Fatıma' nın yanına geldi kapıyı çaldı ve "Ey Peygamber'in kızı! Bana uzun bir değnek ver" deyince Peygamberimizin kızı Hz Fatıma:
    -Bugün ne hac günü ne de O'nun savaştığı bir gün değil babam uzun değneği ne yapacak? Dedi. Bilal-i Habeşi:
    - Babanın yaptıklarından haberin yok. Allah'ın elçisi borçlarını ödüyor dünyayı terk ediyor ve kendisine kısas yapılmasını (kendisinde hakkı olanların hakların almasını) istiyor dedi. Bunun üzerine Hz Fatıma:
    - Ey Bilal! Allah'ın elçisine kısas yapmayı ( hakkını almayı) kendisine layık gören kimdir? ( Peygamberin torunları) Hasan ile Hüseyin'e haber ver. O adamın (Ukkaşe) yanına gitsinler de almak istediği (hakkını) onlardan alsın. Peygamberden almasına izin vermesinler dedi. Bilal-i Habeşi mescide girip değneği Peygamberimize verince O da Ukkaşe'ye verdi. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer bunu görünce ayağa kalktılar ve:
    - Ey Ukkaşe!İşte önündeyiz Hakkını bizden al.Peygamberden alma deyince Peygamber efendimiz:
    -Bırak ey Ebubekir sende bırak ey Ömer Allah sizin değerinizi ve makamınızı biliyor dedi. Bunun üzerine Ali b.Ebu Talip (Hz. Ali) ayağa kalktı ve:
    - Benim hayatım Allah'ın elçisinin hayatının önündedir.İşte sırtım hakkını kendi elinle benden al ve bana(O'nun yerine) yüz sopa vur .Allah'ın elçisinden alma deyince Peygamberimiz-Otur ey Ali. Allah senin değerini ve niyetini biliyor buyurdu.Sonra Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin kalktılar ve:
    -Ey Ukkaşe!Sen bilmiyor musun biz Allah'ın elçisinin torunuyuz. Hakkını bizden alman Peygamberden alman gibidir deyince Peygamber efendimiz:
    -Gözümün nuru torunlarım sizde oturun Allah sizi burada unutmamıştır(sizin de niyetinizi ve değerinizi bilmektedir).Sonra Peygamber efendimiz Ukkaşe'ye
    - Ey Ukkaşe!Vuracaksan vur deyince Ukkaşe(R.A):
    - Ey Allah'ın elçisi!Bana vurduğunda benim üzerimde elbise yoktu deyince Peygamberimiz sırtını açtı. Müslümanlar yüksek sesle ağlıyorlardı. Hz.Ukkaşe Peygamberimizin beyaz sırtına baktı.Sanki sırtı Mısır' da dokunan ince ve beyaz ketenden dokunmuş kumaş gibiydi fazla ilgilenip zaman kaybetmeden sırtını öptü ve şöyle dedi:
    - Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi sana kısas yapmaya(senden hakkını bu yolla almaya) kim cür'et edebilir? Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V) :
    - Ya hakkını alman için gerekeni yap ya da affet deyince Hz. Ukkaşe:
    - Kıyamet gününde Allah'ın beni affetmesini umarak sizi affediyorum dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz(S.A.V):
    - Kim cennetteki arkadaşımı görmek isterse bu adama baksın dedi.Sonra (orada bulunan) tüm Müslümanlar Hz. Ukkaşe'nin alnından öperek ayağa kalktılar ve:
    - Seni tebrik ederiz çok büyük bir mertebeyi ve Peygamberin cennetteki arkadaşlığını elde ettin dediler.”
    alıntı.



  4. 09.Mayıs.2012, 18:10
    2
    Silent and lonely rains



    Fetih suresi nazil olunca Peygamberimiz(S.A.V) Cebrail'e:
    -Ey Cebrail öleceğimi anladım buyurunca Cebrail Peygamberimize:
    - Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır Rabbin sana (istediğini) verecek sen de razı olacaksın (Duha:4-5) dedi.Bunun üzerine Peygamberimiz müezzini Bilal-ı Habeşi'ye insanları cemaatle namaz kılmak üzere toplanmaları için çağırmasını emretti. Bütün Muhacir(Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlar ) ve Ensar (Medine' li Müslümanlar) Mescid-i Nebi'de toplandı. Peygamberimiz onlara namaz kıldırıp sonra minbere çıktı ve insanlara hitap etti. Peygamberimizin bu konuşması sırasında kalpler ürperdi gözler ağladı. İnsanlara şöyle dedi.
    - Ey insanlar sizin için nasıl bir peygamber idim? Onu dinleyenler:
    - Allah mükafatını versin çok iyi bir Peygambersin. Sen bizim için merhametli bir babaşefkatli ve öğüt veren bir kardeş gibiydin. Allah'ın sana verdiği Peygamberlik görevini yerine getirdin O'nun(Allah'ın) vahyettiğini bize ilettin bizleri Allah'ın yoluna hikmetli ve güzel sözlerle davet ettin. Allah ümmetlerine yaptıkları görev nedeni ile peygamberlere vereceği mükafatın en güzelini sana versin dediler.
    Bunun üzerine Peygamberimiz(S.A.V) şöyle buyurdu:
    - Ey Müslüman topluluğu! Sizin üzerinizde bulunan hakkım ve Allah adına sizden kime bir haksızlık yapmış isem kıyamette hesaplaşıp hakkını almadan önce şimdi onun ayağa kalkıp hakkını benden almasını istiyorum dedi. Hiç kimse kalkmayınca Peygamberimiz bunu üç defe tekrarladı. Üçüncü defa söyledikten sonra Müslümanlar arasında bulunan ve kendisine Ukkaşe denilen yaşlı bir sahabe ayağa kalktı. Müslümanları yararak ilerledi ve Peygamberimizin önünde durdu ve şöyle dedi:
    - Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi eğer ısrar etmeseydin senin karşına çıkıp bir şey istemeyecektim.Bir savaştan sonra gazilerin arasındaydım.Ayrılmak üzereyken develerimiz yan yana geldi.Devemden indim ayağını öpmek için sana yaklaştığımda değneğini kaldırdın ve sırtıma vurdun. Kasten bana mı vurdun yoksa devene mi vurmak istemiştin bilmiyorum deyince Peygamber efendimiz:
    - Ey Ukkaşe sana kasten vurmaktan Allah a sığınırım.Ey Bilal git(kızım) Fatıma'ya uzun bir değnek getir dedi . Bilal-ı Habeşi (şaşkınlıktan) ellerini başının üzerine koyarak :
    - O Allah'ın Peygamberi ve kendisine kısas yapılmasını istiyor diyerek Hz.Fatıma' nın yanına geldi kapıyı çaldı ve "Ey Peygamber'in kızı! Bana uzun bir değnek ver" deyince Peygamberimizin kızı Hz Fatıma:
    -Bugün ne hac günü ne de O'nun savaştığı bir gün değil babam uzun değneği ne yapacak? Dedi. Bilal-i Habeşi:
    - Babanın yaptıklarından haberin yok. Allah'ın elçisi borçlarını ödüyor dünyayı terk ediyor ve kendisine kısas yapılmasını (kendisinde hakkı olanların hakların almasını) istiyor dedi. Bunun üzerine Hz Fatıma:
    - Ey Bilal! Allah'ın elçisine kısas yapmayı ( hakkını almayı) kendisine layık gören kimdir? ( Peygamberin torunları) Hasan ile Hüseyin'e haber ver. O adamın (Ukkaşe) yanına gitsinler de almak istediği (hakkını) onlardan alsın. Peygamberden almasına izin vermesinler dedi. Bilal-i Habeşi mescide girip değneği Peygamberimize verince O da Ukkaşe'ye verdi. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer bunu görünce ayağa kalktılar ve:
    - Ey Ukkaşe!İşte önündeyiz Hakkını bizden al.Peygamberden alma deyince Peygamber efendimiz:
    -Bırak ey Ebubekir sende bırak ey Ömer Allah sizin değerinizi ve makamınızı biliyor dedi. Bunun üzerine Ali b.Ebu Talip (Hz. Ali) ayağa kalktı ve:
    - Benim hayatım Allah'ın elçisinin hayatının önündedir.İşte sırtım hakkını kendi elinle benden al ve bana(O'nun yerine) yüz sopa vur .Allah'ın elçisinden alma deyince Peygamberimiz-Otur ey Ali. Allah senin değerini ve niyetini biliyor buyurdu.Sonra Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin kalktılar ve:
    -Ey Ukkaşe!Sen bilmiyor musun biz Allah'ın elçisinin torunuyuz. Hakkını bizden alman Peygamberden alman gibidir deyince Peygamber efendimiz:
    -Gözümün nuru torunlarım sizde oturun Allah sizi burada unutmamıştır(sizin de niyetinizi ve değerinizi bilmektedir).Sonra Peygamber efendimiz Ukkaşe'ye
    - Ey Ukkaşe!Vuracaksan vur deyince Ukkaşe(R.A):
    - Ey Allah'ın elçisi!Bana vurduğunda benim üzerimde elbise yoktu deyince Peygamberimiz sırtını açtı. Müslümanlar yüksek sesle ağlıyorlardı. Hz.Ukkaşe Peygamberimizin beyaz sırtına baktı.Sanki sırtı Mısır' da dokunan ince ve beyaz ketenden dokunmuş kumaş gibiydi fazla ilgilenip zaman kaybetmeden sırtını öptü ve şöyle dedi:
    - Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi sana kısas yapmaya(senden hakkını bu yolla almaya) kim cür'et edebilir? Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V) :
    - Ya hakkını alman için gerekeni yap ya da affet deyince Hz. Ukkaşe:
    - Kıyamet gününde Allah'ın beni affetmesini umarak sizi affediyorum dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz(S.A.V):
    - Kim cennetteki arkadaşımı görmek isterse bu adama baksın dedi.Sonra (orada bulunan) tüm Müslümanlar Hz. Ukkaşe'nin alnından öperek ayağa kalktılar ve:
    - Seni tebrik ederiz çok büyük bir mertebeyi ve Peygamberin cennetteki arkadaşlığını elde ettin dediler.”
    alıntı.






+ Yorum Gönder