Konusunu Oylayın.: Emevilerin islama çok zarar verdiği iddiasına ne dersiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Emevilerin islama çok zarar verdiği iddiasına ne dersiniz?
  1. 09.Mayıs.2012, 16:54
    1
    Misafir

    Emevilerin islama çok zarar verdiği iddiasına ne dersiniz?

  2. 09.Mayıs.2012, 17:30
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Emevilerin islama çok zarar verdiği iddiasına ne dersiniz?




    Cevap

    Değerli kardeşimiz;
    Emeviler Devletinin kurucusu Hz. Muaviye (r.a.)’dir. Hz. Muaviye (r.a.), Ashab-ı Kiram’dan olup Peygamber Efendimizin kayınbiraderi ve aynı zamanda vahiy katibi idi. Hz. Muaviye zamanında iç huzursuzluklar giderildi. İslâm orduları fetihlerine devam etti ve Sicistan, Afganistan ve Semerkand’ı fethetti.

    Emevilerin İslama büyük katkıları olduğu gibi bazı yöneticilerin zararları da olmuştur. Ancak bunu bahane ederek bütün hataları bir devletin bütün yöneticilerine veya fertlerine veya bir şahsa bağlamak doğru olmaz. Ayrıca suçun şahsiliği esastır. Bazı yöneticiler zarar verdi diye, özellikle Hz. Muaviye’ye dil uzatmak bir müslümana yakışmaz.

    Bu açıdan, bir şahsın veya devletin hem katıldığımız ve benimsediğimiz uygulamalarını hem dekatılmadığımız ve zararlı gördüğümüz yönlerini belirtmenin daha faydalı olacağını düşünüyoruz.

    Emeviler İslam devletini Arap milliyeti üzerine dayandırıp, İslam kardeşliği bağını milliyet bağından daha zayıf bıraktıkları için iki şekilde İslam’a ve Müslümanlara zarar verdiler:

    Birincisi; diğer milletleri rencide ederek İslamiyet’ten uzaklaştırdılar.

    İkincisi de, Arap olmayan insanlara zulmettiler. Çünkü ırkçılık ve milliyet düşüncesi adaleti ve hakkı esas almadığından, Emeviler adaletle hükmedemeyip zulmettiler. Zira menfi milliyeti esas alan bir hakim, öncelikle kendi ırkdaşını tutar, adaletle hükmedemez. Oysa İslam’ın adalet anlayışında dine bağlılık önemlidir. Dine bağlılık yerine milliyete bağlılık ikame edilemez; edilse adaletle hükmedilemez. O zaman hakkaniyet gider, zulüm olur. (bk. Nursi, Mektubat, 15. Mektup)

    Bu olumsuzluklarla birlikte;

    - Emeviler döneminde İslâm ülkesinin sınırları Batı’da Atlas Okyanusu, Doğu’da Çin kıyıları ve Afganistan, Kuzey’de kısmen Küçük Asya ve İspanya’ya kadar genişlemiştir.

    - Kur’an-ı Kerim’in yanlış okunmasını önlemek maksadıyla nokta, hareke ve işaretler ilk kez Mushaflara konuldu.

    - Halife Ömer ibn-i Abdulaziz döneminde hadisi şerifler toplanıp kitap haline getirilerek, tasnifine başlandı.

    - Emevilerin en parlak zamanları olan Halife Yezid ve Haşim ibn-i Abdülmelik devirlerinde Türkler Müslüman olmaya başladılar.

    - Tarık bin Ziyad Endülüs’ü fethederek, Akdeniz’i Atlas Okyanusuna bağlayan boğaza adını verdi (Cebel-i Tarık).

    - İskenderiye Akademisi’nde Arapça bilen âlimlere kimya, tıp ve astronomi konularında Yunanca ve Kıptça eserleri tercüme ettirilmiştir. (Detaylı bilgi ve değerlendirmeler için bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Emeviler md.)



  3. 09.Mayıs.2012, 17:30
    2
    Devamlı Üye



    Cevap

    Değerli kardeşimiz;
    Emeviler Devletinin kurucusu Hz. Muaviye (r.a.)’dir. Hz. Muaviye (r.a.), Ashab-ı Kiram’dan olup Peygamber Efendimizin kayınbiraderi ve aynı zamanda vahiy katibi idi. Hz. Muaviye zamanında iç huzursuzluklar giderildi. İslâm orduları fetihlerine devam etti ve Sicistan, Afganistan ve Semerkand’ı fethetti.

    Emevilerin İslama büyük katkıları olduğu gibi bazı yöneticilerin zararları da olmuştur. Ancak bunu bahane ederek bütün hataları bir devletin bütün yöneticilerine veya fertlerine veya bir şahsa bağlamak doğru olmaz. Ayrıca suçun şahsiliği esastır. Bazı yöneticiler zarar verdi diye, özellikle Hz. Muaviye’ye dil uzatmak bir müslümana yakışmaz.

    Bu açıdan, bir şahsın veya devletin hem katıldığımız ve benimsediğimiz uygulamalarını hem dekatılmadığımız ve zararlı gördüğümüz yönlerini belirtmenin daha faydalı olacağını düşünüyoruz.

    Emeviler İslam devletini Arap milliyeti üzerine dayandırıp, İslam kardeşliği bağını milliyet bağından daha zayıf bıraktıkları için iki şekilde İslam’a ve Müslümanlara zarar verdiler:

    Birincisi; diğer milletleri rencide ederek İslamiyet’ten uzaklaştırdılar.

    İkincisi de, Arap olmayan insanlara zulmettiler. Çünkü ırkçılık ve milliyet düşüncesi adaleti ve hakkı esas almadığından, Emeviler adaletle hükmedemeyip zulmettiler. Zira menfi milliyeti esas alan bir hakim, öncelikle kendi ırkdaşını tutar, adaletle hükmedemez. Oysa İslam’ın adalet anlayışında dine bağlılık önemlidir. Dine bağlılık yerine milliyete bağlılık ikame edilemez; edilse adaletle hükmedilemez. O zaman hakkaniyet gider, zulüm olur. (bk. Nursi, Mektubat, 15. Mektup)

    Bu olumsuzluklarla birlikte;

    - Emeviler döneminde İslâm ülkesinin sınırları Batı’da Atlas Okyanusu, Doğu’da Çin kıyıları ve Afganistan, Kuzey’de kısmen Küçük Asya ve İspanya’ya kadar genişlemiştir.

    - Kur’an-ı Kerim’in yanlış okunmasını önlemek maksadıyla nokta, hareke ve işaretler ilk kez Mushaflara konuldu.

    - Halife Ömer ibn-i Abdulaziz döneminde hadisi şerifler toplanıp kitap haline getirilerek, tasnifine başlandı.

    - Emevilerin en parlak zamanları olan Halife Yezid ve Haşim ibn-i Abdülmelik devirlerinde Türkler Müslüman olmaya başladılar.

    - Tarık bin Ziyad Endülüs’ü fethederek, Akdeniz’i Atlas Okyanusuna bağlayan boğaza adını verdi (Cebel-i Tarık).

    - İskenderiye Akademisi’nde Arapça bilen âlimlere kimya, tıp ve astronomi konularında Yunanca ve Kıptça eserleri tercüme ettirilmiştir. (Detaylı bilgi ve değerlendirmeler için bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Emeviler md.)






+ Yorum Gönder