Konusunu Oylayın.: Aile ve din hakkında öğütler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Aile ve din hakkında öğütler
  1. 09.Mayıs.2012, 00:30
    1
    Misafir

    Aile ve din hakkında öğütler






    Aile ve din hakkında öğütler Mumsema islam dininin ail içi ilişkilere yönelik öğütleri nelerdir?


  2. 09.Mayıs.2012, 00:30
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 31.Mayıs.2012, 15:08
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Aile ve din hakkında öğütler




    Ailenizle Kuran Ahlakına Göre Konuşun
    Konuşmak, insanlar arasındaki iletişimi, muhabbeti ve anlaşıp kaynaşmayı sağlayan büyük bir ilâhî lütuftur. Yani, insanlar duygu ve düşüncelerini, arzu ve taleplerini çoğu kez konuşarak ifade ederler. Bir kimsenin kullandığı dil ve üslup, onu hayatta başarılı kılabildiği gibi hüsrana da uğratabilir.

    Müslümanlar, İslâm hukuk ve adabının tayin ve tespit ettiği sınırlar dâhilinde, her insanla alâka ve münasebet kurabilir, onlarla konuşup görüşebilir. O bakımdan çevremizle olan münasebetlerde, hâl, hareket ve tavırlarımıza dikkat etmeli, insanlara karşı daima yumuşak ve güzel bir üslupla hitap etmeliyiz.

    Kur’ân-ı Kerim’de; “(Habîbim) kullarıma söyle: (Herkesle) en güzel şekilde konuşsunlar. Şüphe yok ki şeytan, aralarını ifsada (bozmaya) çalışır. Muhakkak ki şeytan, insan için pek açık bir düşmandır” (İsrâ, 53) buyurulmaktadır.

    Keza, Hz. Musa ve Hz. Harun (Allah’ın selamı üzerlerine olsun) Firavun’a tebliğ için giderlerken, Cenâb-ı Hakk; “Ona yumuşak söz söyleyin; belki nasihat dinler veya korkar” (Tâhâ, 44) buyurmuştur.

    Ayet-i kerimede geçen “leyyin” kelimesi, içinde hiç azarlama olmayan tatlı ve mülâyim söz demektir. Muhatap olacağımız insanlar ne kadar da kötü olsalar, herhalde Firavun gibi değildirler. Ayrıca anlatılan hususun kabul edilip edilmemesinden de elbette ki mesul olmayız. Zira bize düşen, iyiyi, güzeli, doğruyu haber vermektir.

    Mutlu Bir Aile İçin Bunlara Dikkat!

    Ailede mutluluğun sağlanmasında söz, yani konuşma tarzı ile ilgili hususların çok önemli bir rolü vardır. Ailede mutluluğun sağlanmasında önemli gördüğümüz sözlü görevlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

    1- Konuşmalarda Sevgi Ve Saygıyı Sözcüklerini Esirgememek

    Eşler birbirine karşı her türlü saygının yanında, sözlü olarak sevgilerini ve saygılarını da göstermelidirler. İnsan, eşine değer verdiğini sözleriyle de göstermelidir. Eşler devamlı birbirine en güzel iltifat cümlelerini söylemekten çekinmemeli ve bundan da utanmamalıdır. Mesela “Sevgilim”, “canım”, “hayatım”, “bir tanem”, vb. gibi sözler devamlı ve yerli yerince söylenmelidir.

    Peygamberimiz, “sizden biriniz sevdiği birisine sevdiğini söylesin” buyurmaktadır. Evli çiftler de eşine sevgisini her fırsatta söylemekten kaçınmamalıdır. Çünkü eşlerin birbirlerinden duyduklarında bıkmayacakları en önemli sözler, bu tür sözlerdir. Saygı ve sevgi sözleri, evlilikte sevgi ve saadeti artıran önemli unsurlardandır.

    Konya’da yaşamış olan büyük bir veli ve âlim olan Hacıveyiszade Mustafa Efendi nikâhını kıydığı gençlere şu tavsiyede bulunurmuş: “Evlatlarım! Ailede mutluluk iki kelime ile sağlanır. Erkeklerin hanımına ‘Hanımefendi’ demesi, hanımların da kocalarına ‘Beyefendi’ demesi iledir.”

    Gerçekten bu iki kelime, aile mutluluğunda çok önemli bir yer tutar.

    2- Eve Girerken Besmele Ve Selamın Unutulmaması

    Aile fertlerine düşen önemli bir husus da eve girerken selam verme ve besmele çekme konusudur. Müminlerin evlere girerken selam vermeleri, güzel ahlaklarının göstergesidir. Yüce Allah, bu konuda Kuran’da şöyle buyurmuştur: “... Evlere girdiğiniz vakit, Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak birbirinize selam verin. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklar, umulur ki aklınızı kullanırsınız.” (Nur, 61)

    Ayetin de ifadesiyle, akıl kullanılır ve bu sözün anlamı tefekkür edilirse, verilen selamla, en önemlisi; Allah’ın ayetle farz kıldığı bir hüküm yerine getirilmiş olur. Bununla birlikte Allah’ın ‘barış ve esenlik veren’ anlamındaki “Selam” ismi anılır. Müminler böyle bir vesileyle sık sık birbirlerine en güzel dilekte bulunup karşılıklı sevgi ve bağlılıklarını pekiştirirler. Birlikte Allah'ı anmış olurlar ve bir cennet tavrı olan selamlaşmayla, ahirete duydukları özlemi ifade ederler. Selam sözü, aralarındaki güvenilirlik ve esenliğin de bir ifadesi olur.

    3- Eşler Birbirine Bağırmamalıdır

    Aile içinde sevgiyi yok eden olumsuzluklardan biri de eşlerini birbirine yüksek sesle hitap etmesidir. Bağırmak, eşlerin birbirine karşı soğukluk duymasına, kavgaların geçimsizliklerin artmasına sebep olur. Güzellikle ve yumuşaklıkla istenen bir şey, güzellikle yerine getirilir. Ama bağırarak, sert bir tonla istenen istek de ya ters bir şekilde cevabını bulur. Ya da gönülsüzce, isteksizce bir karşılık görebilir. Atalarımızın dediği gibi “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.”

    Abdullah ibn-i Ömer’in (ra) şu sözü, bu açıdan dikkat çekmektedir: “Bizler İslam'dan önce, hanımlarımıza istediğimiz şekilde davranırdık, İslam'dan sonra, hakkımızda ayet nazil olur korkusuyla, hanımımızın yanında yüksek sesle konuşmamaya bile dikkat eder olduk.”

    4- Eşler Birbirlerinin En Küçük İyiliklerine Bile Teşekkür Etmelidir

    Eşini güler yüzle kapıda karşılayan hanımefendi de, eve getirilen ne olursa olsun, teşekkürle alıp kabul ettiği zaman, bu güler yüzünün ve tebessümünün de bir sadaka olduğunu bilmelidir. Çünkü Hz. Peygamber (sav), “Güler yüzlü olmanın da bir sadaka olduğunu” ifade buyurmaktadır.

    Eşinin yaptığı yemeği takdirle, tebrikle ve övgüyle karşılayan, eksiklerine göz yuman ve neticede Allah’a şükür, eşine de teşekkürle sofradan ayrılan kişi, bu davranışıyla da Resûl-i Ekrem (sav)’in takdirini kazanacağını bilmelidir. Çünkü O, “Kullara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmiş olmaz.” buyurarak, insanlara teşekkürün önemini belirtmiştir.

    Aslında çok basit ama her gün yaşadığımız; eve gelişimiz, karşılanma ve karşılama biçimimiz, sunulan yemeği, yapılan işi takdir edişimiz veya görmezden gelişimiz…

    Bütün bunlar, aile içi iletişim için ya problem üreten ya da problem çözen önemli yaşantı karelerimizdir. Her bir kare, ya mutluluğumuzu tamamlayan, ya da mutsuzluğumuza katkıda bulunan parçalar gibidir. Birbirini takdir etmeyi başarabilen, yüzüne karşı ve ardından övgüyle bahsedebilen eşlerin, iletişim problemleri ya hiç olmayacak ya da oldukça az yaşanacaktır.

    Böylesi bir ailede yetişen çocuklar ise takdir ve tebrik edilmeye doyan, teşekkür etmeyi kolaylıkla başaran fertler olarak, sosyal hayata intibak sağlayacaklardır. (Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Yeni Dünya Dergisi, Ekim, 2005)


  4. 31.Mayıs.2012, 15:08
    2
    Moderatör



    Ailenizle Kuran Ahlakına Göre Konuşun
    Konuşmak, insanlar arasındaki iletişimi, muhabbeti ve anlaşıp kaynaşmayı sağlayan büyük bir ilâhî lütuftur. Yani, insanlar duygu ve düşüncelerini, arzu ve taleplerini çoğu kez konuşarak ifade ederler. Bir kimsenin kullandığı dil ve üslup, onu hayatta başarılı kılabildiği gibi hüsrana da uğratabilir.

    Müslümanlar, İslâm hukuk ve adabının tayin ve tespit ettiği sınırlar dâhilinde, her insanla alâka ve münasebet kurabilir, onlarla konuşup görüşebilir. O bakımdan çevremizle olan münasebetlerde, hâl, hareket ve tavırlarımıza dikkat etmeli, insanlara karşı daima yumuşak ve güzel bir üslupla hitap etmeliyiz.

    Kur’ân-ı Kerim’de; “(Habîbim) kullarıma söyle: (Herkesle) en güzel şekilde konuşsunlar. Şüphe yok ki şeytan, aralarını ifsada (bozmaya) çalışır. Muhakkak ki şeytan, insan için pek açık bir düşmandır” (İsrâ, 53) buyurulmaktadır.

    Keza, Hz. Musa ve Hz. Harun (Allah’ın selamı üzerlerine olsun) Firavun’a tebliğ için giderlerken, Cenâb-ı Hakk; “Ona yumuşak söz söyleyin; belki nasihat dinler veya korkar” (Tâhâ, 44) buyurmuştur.

    Ayet-i kerimede geçen “leyyin” kelimesi, içinde hiç azarlama olmayan tatlı ve mülâyim söz demektir. Muhatap olacağımız insanlar ne kadar da kötü olsalar, herhalde Firavun gibi değildirler. Ayrıca anlatılan hususun kabul edilip edilmemesinden de elbette ki mesul olmayız. Zira bize düşen, iyiyi, güzeli, doğruyu haber vermektir.

    Mutlu Bir Aile İçin Bunlara Dikkat!

    Ailede mutluluğun sağlanmasında söz, yani konuşma tarzı ile ilgili hususların çok önemli bir rolü vardır. Ailede mutluluğun sağlanmasında önemli gördüğümüz sözlü görevlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

    1- Konuşmalarda Sevgi Ve Saygıyı Sözcüklerini Esirgememek

    Eşler birbirine karşı her türlü saygının yanında, sözlü olarak sevgilerini ve saygılarını da göstermelidirler. İnsan, eşine değer verdiğini sözleriyle de göstermelidir. Eşler devamlı birbirine en güzel iltifat cümlelerini söylemekten çekinmemeli ve bundan da utanmamalıdır. Mesela “Sevgilim”, “canım”, “hayatım”, “bir tanem”, vb. gibi sözler devamlı ve yerli yerince söylenmelidir.

    Peygamberimiz, “sizden biriniz sevdiği birisine sevdiğini söylesin” buyurmaktadır. Evli çiftler de eşine sevgisini her fırsatta söylemekten kaçınmamalıdır. Çünkü eşlerin birbirlerinden duyduklarında bıkmayacakları en önemli sözler, bu tür sözlerdir. Saygı ve sevgi sözleri, evlilikte sevgi ve saadeti artıran önemli unsurlardandır.

    Konya’da yaşamış olan büyük bir veli ve âlim olan Hacıveyiszade Mustafa Efendi nikâhını kıydığı gençlere şu tavsiyede bulunurmuş: “Evlatlarım! Ailede mutluluk iki kelime ile sağlanır. Erkeklerin hanımına ‘Hanımefendi’ demesi, hanımların da kocalarına ‘Beyefendi’ demesi iledir.”

    Gerçekten bu iki kelime, aile mutluluğunda çok önemli bir yer tutar.

    2- Eve Girerken Besmele Ve Selamın Unutulmaması

    Aile fertlerine düşen önemli bir husus da eve girerken selam verme ve besmele çekme konusudur. Müminlerin evlere girerken selam vermeleri, güzel ahlaklarının göstergesidir. Yüce Allah, bu konuda Kuran’da şöyle buyurmuştur: “... Evlere girdiğiniz vakit, Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak birbirinize selam verin. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklar, umulur ki aklınızı kullanırsınız.” (Nur, 61)

    Ayetin de ifadesiyle, akıl kullanılır ve bu sözün anlamı tefekkür edilirse, verilen selamla, en önemlisi; Allah’ın ayetle farz kıldığı bir hüküm yerine getirilmiş olur. Bununla birlikte Allah’ın ‘barış ve esenlik veren’ anlamındaki “Selam” ismi anılır. Müminler böyle bir vesileyle sık sık birbirlerine en güzel dilekte bulunup karşılıklı sevgi ve bağlılıklarını pekiştirirler. Birlikte Allah'ı anmış olurlar ve bir cennet tavrı olan selamlaşmayla, ahirete duydukları özlemi ifade ederler. Selam sözü, aralarındaki güvenilirlik ve esenliğin de bir ifadesi olur.

    3- Eşler Birbirine Bağırmamalıdır

    Aile içinde sevgiyi yok eden olumsuzluklardan biri de eşlerini birbirine yüksek sesle hitap etmesidir. Bağırmak, eşlerin birbirine karşı soğukluk duymasına, kavgaların geçimsizliklerin artmasına sebep olur. Güzellikle ve yumuşaklıkla istenen bir şey, güzellikle yerine getirilir. Ama bağırarak, sert bir tonla istenen istek de ya ters bir şekilde cevabını bulur. Ya da gönülsüzce, isteksizce bir karşılık görebilir. Atalarımızın dediği gibi “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.”

    Abdullah ibn-i Ömer’in (ra) şu sözü, bu açıdan dikkat çekmektedir: “Bizler İslam'dan önce, hanımlarımıza istediğimiz şekilde davranırdık, İslam'dan sonra, hakkımızda ayet nazil olur korkusuyla, hanımımızın yanında yüksek sesle konuşmamaya bile dikkat eder olduk.”

    4- Eşler Birbirlerinin En Küçük İyiliklerine Bile Teşekkür Etmelidir

    Eşini güler yüzle kapıda karşılayan hanımefendi de, eve getirilen ne olursa olsun, teşekkürle alıp kabul ettiği zaman, bu güler yüzünün ve tebessümünün de bir sadaka olduğunu bilmelidir. Çünkü Hz. Peygamber (sav), “Güler yüzlü olmanın da bir sadaka olduğunu” ifade buyurmaktadır.

    Eşinin yaptığı yemeği takdirle, tebrikle ve övgüyle karşılayan, eksiklerine göz yuman ve neticede Allah’a şükür, eşine de teşekkürle sofradan ayrılan kişi, bu davranışıyla da Resûl-i Ekrem (sav)’in takdirini kazanacağını bilmelidir. Çünkü O, “Kullara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmiş olmaz.” buyurarak, insanlara teşekkürün önemini belirtmiştir.

    Aslında çok basit ama her gün yaşadığımız; eve gelişimiz, karşılanma ve karşılama biçimimiz, sunulan yemeği, yapılan işi takdir edişimiz veya görmezden gelişimiz…

    Bütün bunlar, aile içi iletişim için ya problem üreten ya da problem çözen önemli yaşantı karelerimizdir. Her bir kare, ya mutluluğumuzu tamamlayan, ya da mutsuzluğumuza katkıda bulunan parçalar gibidir. Birbirini takdir etmeyi başarabilen, yüzüne karşı ve ardından övgüyle bahsedebilen eşlerin, iletişim problemleri ya hiç olmayacak ya da oldukça az yaşanacaktır.

    Böylesi bir ailede yetişen çocuklar ise takdir ve tebrik edilmeye doyan, teşekkür etmeyi kolaylıkla başaran fertler olarak, sosyal hayata intibak sağlayacaklardır. (Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Yeni Dünya Dergisi, Ekim, 2005)





+ Yorum Gönder