Konusunu Oylayın.: Etik ile ilgili örnekler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Etik ile ilgili örnekler
  1. 08.Mayıs.2012, 21:39
    1
    Misafir

    Etik ile ilgili örnekler






    Etik ile ilgili örnekler Mumsema lütfen bana etik ile ilgili bir kaç örnek verirmisiniz


  2. 08.Mayıs.2012, 21:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    lütfen bana etik ile ilgili bir kaç örnek verirmisiniz


    Benzer Konular

    - Etik Günü İle İlgili Güzel Sözler

    - Etik nedir sözlük anlamı

    - Önyargı ile ilgili örnekler

    - Etik ile igili hikayeler

    - Etik nedir?

  3. 31.Mayıs.2012, 14:58
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: etik ile ilgili örnekler




    Etik Haftası Hikayeleri

    ARKADAŞLIK
    Kötü karakterli bir genç varmış Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş

    “Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak”demiş

    Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış Babasına gidip söylemiş Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş Gence:

    “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart”demişGünler geçmiş Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış

    Babası ona:

    “Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar” demiş

    ÇATLAK KOVA

    Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış Kovalardan biri çatlakmış Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş

    “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum”

    “Neden?” Diye sormuş sucu “Niye utanç duyuyorsun?” Kova cevap vermiş

    “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun” Sucu şöyle demiş:

    “Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum”

    Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş Sucu kovaya sormuş:

    “Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı”

    Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır Hepimiz aslında çatlak kovalarız Tanrı’nın büyük planında hiçbir şey ziyan edilmez Kusurlarınızdan korkmayın Onları sahiplenin Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz

    Etik Günü ile ilgili Yazı

    Bir ülkede etik değerlerin oluşup kök salmasında birinci derecede etkili etmen bireyleri kültürlü uygar insanlar yapmayı amaçlayan eğitim düzeyleri Ülkemiz açısından içine düştüğümüz olumsuz çarpıcı bir örnek her düzeyde eğitimi bir yabancı dilde yapma çabaları Kendi anadilinde yapılan eğitimin önemine dikkat çekenlerin yadırgandığı bir düzeye kadar bu olumsuzluğu getirmiş bulunuyoruz Etik değerlere özen gösterilen ülkelerde hiç kimse kendi ana dilinden bu derece vazgeçmiş gözükmüyor Üstelik hem kendi diline hem de başkalarının anadiline saygıyı önemli bir etik değer sayıyor

    Bizim toplumsal olarak bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorun, toplumsal yaşantımızdaki gelişmelerin toplumun geneli için geçerli olacak değer yargılarını oluşturamamış olması Biz cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan Atatürk devrimlerinin yaşamımıza soktuğu değer yargılarına güveniyoruz ve geçerliliğini koruduğuna inanıyoruz Evrensel düzeyde geçerli olan değer yargılarına dayanan Atatürk ilke ve devrimlerini, teknolojik gelişmelerin günümüzde yaşattığı toplumsal dönüşümler bile eskitememekte

    İnsanoğlu, varoluşuyla birlikte, "ahlâkilik kaygısını" içinde taşımıştır Kendisini "iyi" ve "kötü" olana dair sorgulamalara tabi tutarak, bunların "ne" olduğu sorusunun cevabını aramıştır İşte bu aşamada ahlâkilik problemi ile karşılaşmıştır Çevresinde gördüğü insanlar ve etrafındaki fizik nesnelerle ilişki kurarken karşılaştıklarının, bir takım değerlerle anlam taşıdığını görmüştür Bu değerler de o insanın ahlâkî kodlarını belirlemiştir Değerlerin dikkate alınmadığı anlarda, farklı eylem imkânlarıyla karşılaşıldığı zaman, neyi yapmanın doğru olacağına dair çeşitli ikilemler içerisine girilmesi kaçınılmaz olmuştur Bu ikilemlerin tabiî bir sonucu olarak da doğru ve iyi olana dair çeşitli tasavvurlar ileri sürülmüştür

    "Doğru" ve "iyi"nin "ne" olması gerektiğine dair bilgiler insanlığın ilk kültürel bulgularına kadar götürülebilir Çeşitli kabartma resimler, destanlar, yazılı taşlar ve yazılı eserlerde buna dair motifler vardır "İyi"nin "ne" olduğu üzerinde durarak diğer insanlara öncülük eden en önemli kişiler hiç kuşkusuz filozoflar ve peygamberlerdir

    Filozoflar, felsefenin tabiatı gereği "iyi"nin "ne" olduğunu tartışmakla beraber somut davranış biçimleri vermekten kaçınmışlardır; peygamberler ise, iyinin ne olduğu üzerinde durarak, insanlara "model davranış biçimleri" sunmuşlardır Peygamberler bu misyonlarını vahiy ve vahyi açıklayıcı sözler yoluyla yerine getirmişlerdir Son peygamber Hz Muhammed (asm) "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" diyerek hayatın bütün alanlarını kuşatan bir değerler sistemi sunmuştur

    Aynı problem bugün de insanlığı meşgul etmektedir Teknolojinin gelişmesi ve sosyo-ekonomik hareketliliğe bağlı olarak daha karmaşık hale gelen gündelik hayatlar, "iyi"nin "ne" olduğu sorusunu cevaplamayı daha da zorlaştırmıştır İnsanlık, hayatın değişik alanlarında, bu soruya doğru cevaplar bulabilmek için "etik kodlar"a ihtiyaç duymuştur Bilim adamları, mühendisler, siyasetçiler, hukukçular, tüccarlar, doktorlar, iş adamları ve meslek odaları yaşadıkları problemleri çözebilmek için bir değer yargıları sistemine dayalı teamüller oluşturmuşlardır Bilgisayar alanında, internet kullanımında, enformasyon teknolojisinde, şirketlerin rekabet alanında ahlâka uygun olanla olmayan bilinmek istenmiştir

    Selami TÜRKMANİ


  4. 31.Mayıs.2012, 14:58
    2
    Özel Üye



    Etik Haftası Hikayeleri

    ARKADAŞLIK
    Kötü karakterli bir genç varmış Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş

    “Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak”demiş

    Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış Babasına gidip söylemiş Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş Gence:

    “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart”demişGünler geçmiş Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış

    Babası ona:

    “Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar” demiş

    ÇATLAK KOVA

    Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış Kovalardan biri çatlakmış Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş

    “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum”

    “Neden?” Diye sormuş sucu “Niye utanç duyuyorsun?” Kova cevap vermiş

    “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun” Sucu şöyle demiş:

    “Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum”

    Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş Sucu kovaya sormuş:

    “Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı”

    Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır Hepimiz aslında çatlak kovalarız Tanrı’nın büyük planında hiçbir şey ziyan edilmez Kusurlarınızdan korkmayın Onları sahiplenin Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz

    Etik Günü ile ilgili Yazı

    Bir ülkede etik değerlerin oluşup kök salmasında birinci derecede etkili etmen bireyleri kültürlü uygar insanlar yapmayı amaçlayan eğitim düzeyleri Ülkemiz açısından içine düştüğümüz olumsuz çarpıcı bir örnek her düzeyde eğitimi bir yabancı dilde yapma çabaları Kendi anadilinde yapılan eğitimin önemine dikkat çekenlerin yadırgandığı bir düzeye kadar bu olumsuzluğu getirmiş bulunuyoruz Etik değerlere özen gösterilen ülkelerde hiç kimse kendi ana dilinden bu derece vazgeçmiş gözükmüyor Üstelik hem kendi diline hem de başkalarının anadiline saygıyı önemli bir etik değer sayıyor

    Bizim toplumsal olarak bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorun, toplumsal yaşantımızdaki gelişmelerin toplumun geneli için geçerli olacak değer yargılarını oluşturamamış olması Biz cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan Atatürk devrimlerinin yaşamımıza soktuğu değer yargılarına güveniyoruz ve geçerliliğini koruduğuna inanıyoruz Evrensel düzeyde geçerli olan değer yargılarına dayanan Atatürk ilke ve devrimlerini, teknolojik gelişmelerin günümüzde yaşattığı toplumsal dönüşümler bile eskitememekte

    İnsanoğlu, varoluşuyla birlikte, "ahlâkilik kaygısını" içinde taşımıştır Kendisini "iyi" ve "kötü" olana dair sorgulamalara tabi tutarak, bunların "ne" olduğu sorusunun cevabını aramıştır İşte bu aşamada ahlâkilik problemi ile karşılaşmıştır Çevresinde gördüğü insanlar ve etrafındaki fizik nesnelerle ilişki kurarken karşılaştıklarının, bir takım değerlerle anlam taşıdığını görmüştür Bu değerler de o insanın ahlâkî kodlarını belirlemiştir Değerlerin dikkate alınmadığı anlarda, farklı eylem imkânlarıyla karşılaşıldığı zaman, neyi yapmanın doğru olacağına dair çeşitli ikilemler içerisine girilmesi kaçınılmaz olmuştur Bu ikilemlerin tabiî bir sonucu olarak da doğru ve iyi olana dair çeşitli tasavvurlar ileri sürülmüştür

    "Doğru" ve "iyi"nin "ne" olması gerektiğine dair bilgiler insanlığın ilk kültürel bulgularına kadar götürülebilir Çeşitli kabartma resimler, destanlar, yazılı taşlar ve yazılı eserlerde buna dair motifler vardır "İyi"nin "ne" olduğu üzerinde durarak diğer insanlara öncülük eden en önemli kişiler hiç kuşkusuz filozoflar ve peygamberlerdir

    Filozoflar, felsefenin tabiatı gereği "iyi"nin "ne" olduğunu tartışmakla beraber somut davranış biçimleri vermekten kaçınmışlardır; peygamberler ise, iyinin ne olduğu üzerinde durarak, insanlara "model davranış biçimleri" sunmuşlardır Peygamberler bu misyonlarını vahiy ve vahyi açıklayıcı sözler yoluyla yerine getirmişlerdir Son peygamber Hz Muhammed (asm) "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" diyerek hayatın bütün alanlarını kuşatan bir değerler sistemi sunmuştur

    Aynı problem bugün de insanlığı meşgul etmektedir Teknolojinin gelişmesi ve sosyo-ekonomik hareketliliğe bağlı olarak daha karmaşık hale gelen gündelik hayatlar, "iyi"nin "ne" olduğu sorusunu cevaplamayı daha da zorlaştırmıştır İnsanlık, hayatın değişik alanlarında, bu soruya doğru cevaplar bulabilmek için "etik kodlar"a ihtiyaç duymuştur Bilim adamları, mühendisler, siyasetçiler, hukukçular, tüccarlar, doktorlar, iş adamları ve meslek odaları yaşadıkları problemleri çözebilmek için bir değer yargıları sistemine dayalı teamüller oluşturmuşlardır Bilgisayar alanında, internet kullanımında, enformasyon teknolojisinde, şirketlerin rekabet alanında ahlâka uygun olanla olmayan bilinmek istenmiştir

    Selami TÜRKMANİ





+ Yorum Gönder