Konusunu Oylayın.: Mekke döneminde kadın

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mekke döneminde kadın
  1. 07.Mayıs.2012, 14:22
    1
    Misafir

    Mekke döneminde kadın

  2. 07.Mayıs.2012, 14:49
    2
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Mekke döneminde kadın




    Hz. Peygamberin ilk hanımı olan Hz. Hatice'nin İslâm'ı kabul eden ilk kişi olduğunu kesin olarak biliyoruz. Hz. Hatice'nin, ekonomik yönden kocasına bağımlı olmaması, O'nun, İslâm'ı sadece Hz. Peygamberin hanımı olduğu için kabul etmiş olabileceği ihtimalini ortadan kaldırır. İsteyerek, özgür iradesiyle kabul etmiştir. İnanan ilk kişi, bir kadındır. Hz. Hatice örneğinden, toplum içinde Müslüman'ın kadının rolünün ne olması, nasıl olması gerektiğini çıkarmamız hem kolay hem de her zamankinden daha fazla gerekli olacaktır.




    İlk vahiy geldiği sırada Hz. Peygamber, eşine: "Ey Hatice bana ne oluyor? Gerçekten ben canımdan korktum." der ve başından geçenleri anlatır. Hz. Hatice, Efendimiz (sav)'a: "Öyle deme, sevin, Allah'a yemin ederim ki, Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Yine Allah'a yemin olsun, sen akrabanı gözetir, doğru söyler, güçsüzlerin yükünü yüklenir, misafiri ağırlar ve doğruların yardımcısı olursun." diyerek kocasına güvenini ve desteğini daha işin başında ilan eder. Hz. Hatice'nin rolü, Müslüman kadının örnek alması gereken roldür.
    Hz. Hatice İslâm'a girdikten sonra onun, Hz. Peygamberden olan kızları Rukiyye, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ve Fatıma da Müslüman olurlar. İslâm'ın kadınlar arasında yayılmasının sebepleri arasında, Hz. Peygamberle akrabalığın önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.
    Hz. Peygamber, Kur'ân'ı tebliğ etmekle görevlendirildiği zaman, bu işe akrabalarından başlaması yolundaki ilahî emri yerine getirirken Safiyye bint Abdül Muttalib ve kendi kızı Fatıma'ya tebliğde bulunması da dikkate değerdir.
    Kadınların, İslâm'a girdikleri tarihler genelde kaynaklarda belirtilmemiştir. Kaynaklardaki çeşitli ifadeleri dikkate alarak, Hz. Peygamberin yakın akrabalarından olan bu kadınların, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olduklarını söyleyebiliriz. Kadınların İslâm'a girmelerinin sebeplerinden bir diğeri de onların psikolojik yapılarıdır, diyebiliriz.
    Ebu Sufyan, Bizans kiralı Herakleis'e İslâm'a girenler hakkında bilgi verirken: "Muhammed'e uyanlar zayıflar, miskinler, gençler ve kadınlardır" der. Efendimiz (sav)'ı kutlu yürüyüşünde önce kadınlar desteklemiştir.
    Ayrıca ilk Müslüman erkeklerden olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Ammar b. Yasir'in annelerinin Müslüman oldukları rivayet edildiği halde aynı insanların babaları hakkında böyle bir genelleme yapımamaktadır.
    Mekke döneminin ilk yıllarında, toplumda güçsüz insanların İslâm'ı seçmeleri ve bundan dolayı zulüm ve işkencelere maruz kalmaları, acıma duygusu taşıyan bazı kimseleri, özellikle erkeklere göre bu duyguları daha güçlü olan kadınları, etkilediği söylenebilir.
    Hz. Peygamberin amcaları Ebu Leheb ve Ebu Talib'in Müslüman olmadıkları; Abbas'ın ise sonraki yıllarda İslâm'a girdiği rivayet edilir. Hâlbuki Ebu Talib'in eşi Fatıma bint Esed'in kocasının ölümünden sonra İslâm'a girdiği ve Abbas'ın hanımı Lubane bint el-Haris'in ise Hz. Hatice'den sonra Müslüman olan ilk kadın olduğu rivayet edilmektedir.
    Cahiliye toplumunun kadına olumsuz bakışının da, onların İslâm'a girmelerinde etkili olduğu söylenebilir.
    Yukarıda bahsedilen değerlendirmelerden, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olan kadınların sayısının erkeklere oranla daha çok olduğu sonucu çıkar.
    İslam uğruna ilk sıkıntıları, kadınlar çekmişti

    Kur'ân'ın ifadesiyle 'mustazaf' (güçsüz) durumda olan Mekke Müslümanlarının, "halkı zalim olan şehir (Mekke)" de her türlü işkence ve baskılara uğradıkları anlaşılmaktadır.
    Mekkeli Mahzum oğullarının azatlı kölesi olan Sümeyye bint Hubbat, ailesiyle beraber Mekke devrinin ilk yıllarında İslâm'a girer. Mahzumîlerin, İslâm'a girdiklerini açıklayan bu aileyi, dinlerinden vazgeçirmek için öğle sıcağında Mekke'nin kızgın kumlarına çıkarıp işkence ve eziyet ettikleri rivayet edilmektedir. Bir gün yine aynı işkence yapılırken, Ebu Cehil, ailenin yaşlı hanımı Sümeyye'yi, sapladığı harbesiyle şehit eder. Dininden dönmediği için hayatını kaybeden bu kadın, Ammar b. Yasir'in annesi ve İslâm'ın ilk şehididir. İslam'ın ilk şehidi de bir kadındır.
    Habeşistan hicretinde kadınlar

    Hz. Peygamber, Mekke'de baskı ve işkenceye uğrayan Müslümanların Habeşistan'a sığınmalarını söyler. Bunun üzerine Müslümanlardan bazıları, inançları uğrunda vatanlarını terk etmeye karar verir.
    Bunlar arasında inanmış kadınlar da bulunmaktadır. Müslümanların, Habeşistan'a hicretlerinin ve burayı tercihlerinin elbette çeşitli sebeplerinden söz edilebilir. Bu sebepler arasında, Hz. Peygamberin dadısı Ümmü Eymen'in Habeşistanlı olması ve İslâm'dan önce aynı ülkeden biriyle evlenmesi de düşünülebilir.
    Habeşistan'a göç etmeye mecbur olan Müslüman kadınların, gidiş, dönüş ve orada kaldıkları sırada, Mekke'deki gibi olmasa da, yine sıkıntılara uğradıkları ifade edilmektedir.
    Hz. Peygamberin kızı Rukiyye ile evli olan Utbe b. Ebu Leheb, 'Tebbet sûresi' nazil olduktan sonra O'ndan ayrılır. Hz. Osman'la evlenen Rukiyye'nin, kocasıyla beraber ilk kafile ile Habeşistan'a hicret ettiği, yolculuk esnasında düşük yaptığı ve güzelliğinden dolayı orada rahatsız edildiği rivayet edilmektedir.
    İslâm'ın Habeşistan'da yayılmasında kadınların da katkılarının olduğu söylenebilir.
    Ubeydullah b. Cahş, hanımı Ümmü Habibe bint Ebi Sufyan ile hicret ettiği Habeşistan'da İslâm'ı bırakıp Hıristiyanlığa girer. Ümmü Habibe ise, kocasına yanlış hareket ettiğini söyleyerek, dininde sebat eder ve kocasına uymaz. Bu sebatını kocasının ölümünden sonra da devam ettirir Ümmü Habibe.


    alıntıdır


  3. 07.Mayıs.2012, 14:49
    2
    Kıdemli Üye



    Hz. Peygamberin ilk hanımı olan Hz. Hatice'nin İslâm'ı kabul eden ilk kişi olduğunu kesin olarak biliyoruz. Hz. Hatice'nin, ekonomik yönden kocasına bağımlı olmaması, O'nun, İslâm'ı sadece Hz. Peygamberin hanımı olduğu için kabul etmiş olabileceği ihtimalini ortadan kaldırır. İsteyerek, özgür iradesiyle kabul etmiştir. İnanan ilk kişi, bir kadındır. Hz. Hatice örneğinden, toplum içinde Müslüman'ın kadının rolünün ne olması, nasıl olması gerektiğini çıkarmamız hem kolay hem de her zamankinden daha fazla gerekli olacaktır.




    İlk vahiy geldiği sırada Hz. Peygamber, eşine: "Ey Hatice bana ne oluyor? Gerçekten ben canımdan korktum." der ve başından geçenleri anlatır. Hz. Hatice, Efendimiz (sav)'a: "Öyle deme, sevin, Allah'a yemin ederim ki, Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Yine Allah'a yemin olsun, sen akrabanı gözetir, doğru söyler, güçsüzlerin yükünü yüklenir, misafiri ağırlar ve doğruların yardımcısı olursun." diyerek kocasına güvenini ve desteğini daha işin başında ilan eder. Hz. Hatice'nin rolü, Müslüman kadının örnek alması gereken roldür.
    Hz. Hatice İslâm'a girdikten sonra onun, Hz. Peygamberden olan kızları Rukiyye, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ve Fatıma da Müslüman olurlar. İslâm'ın kadınlar arasında yayılmasının sebepleri arasında, Hz. Peygamberle akrabalığın önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.
    Hz. Peygamber, Kur'ân'ı tebliğ etmekle görevlendirildiği zaman, bu işe akrabalarından başlaması yolundaki ilahî emri yerine getirirken Safiyye bint Abdül Muttalib ve kendi kızı Fatıma'ya tebliğde bulunması da dikkate değerdir.
    Kadınların, İslâm'a girdikleri tarihler genelde kaynaklarda belirtilmemiştir. Kaynaklardaki çeşitli ifadeleri dikkate alarak, Hz. Peygamberin yakın akrabalarından olan bu kadınların, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olduklarını söyleyebiliriz. Kadınların İslâm'a girmelerinin sebeplerinden bir diğeri de onların psikolojik yapılarıdır, diyebiliriz.
    Ebu Sufyan, Bizans kiralı Herakleis'e İslâm'a girenler hakkında bilgi verirken: "Muhammed'e uyanlar zayıflar, miskinler, gençler ve kadınlardır" der. Efendimiz (sav)'ı kutlu yürüyüşünde önce kadınlar desteklemiştir.
    Ayrıca ilk Müslüman erkeklerden olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Ammar b. Yasir'in annelerinin Müslüman oldukları rivayet edildiği halde aynı insanların babaları hakkında böyle bir genelleme yapımamaktadır.
    Mekke döneminin ilk yıllarında, toplumda güçsüz insanların İslâm'ı seçmeleri ve bundan dolayı zulüm ve işkencelere maruz kalmaları, acıma duygusu taşıyan bazı kimseleri, özellikle erkeklere göre bu duyguları daha güçlü olan kadınları, etkilediği söylenebilir.
    Hz. Peygamberin amcaları Ebu Leheb ve Ebu Talib'in Müslüman olmadıkları; Abbas'ın ise sonraki yıllarda İslâm'a girdiği rivayet edilir. Hâlbuki Ebu Talib'in eşi Fatıma bint Esed'in kocasının ölümünden sonra İslâm'a girdiği ve Abbas'ın hanımı Lubane bint el-Haris'in ise Hz. Hatice'den sonra Müslüman olan ilk kadın olduğu rivayet edilmektedir.
    Cahiliye toplumunun kadına olumsuz bakışının da, onların İslâm'a girmelerinde etkili olduğu söylenebilir.
    Yukarıda bahsedilen değerlendirmelerden, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olan kadınların sayısının erkeklere oranla daha çok olduğu sonucu çıkar.
    İslam uğruna ilk sıkıntıları, kadınlar çekmişti

    Kur'ân'ın ifadesiyle 'mustazaf' (güçsüz) durumda olan Mekke Müslümanlarının, "halkı zalim olan şehir (Mekke)" de her türlü işkence ve baskılara uğradıkları anlaşılmaktadır.
    Mekkeli Mahzum oğullarının azatlı kölesi olan Sümeyye bint Hubbat, ailesiyle beraber Mekke devrinin ilk yıllarında İslâm'a girer. Mahzumîlerin, İslâm'a girdiklerini açıklayan bu aileyi, dinlerinden vazgeçirmek için öğle sıcağında Mekke'nin kızgın kumlarına çıkarıp işkence ve eziyet ettikleri rivayet edilmektedir. Bir gün yine aynı işkence yapılırken, Ebu Cehil, ailenin yaşlı hanımı Sümeyye'yi, sapladığı harbesiyle şehit eder. Dininden dönmediği için hayatını kaybeden bu kadın, Ammar b. Yasir'in annesi ve İslâm'ın ilk şehididir. İslam'ın ilk şehidi de bir kadındır.
    Habeşistan hicretinde kadınlar

    Hz. Peygamber, Mekke'de baskı ve işkenceye uğrayan Müslümanların Habeşistan'a sığınmalarını söyler. Bunun üzerine Müslümanlardan bazıları, inançları uğrunda vatanlarını terk etmeye karar verir.
    Bunlar arasında inanmış kadınlar da bulunmaktadır. Müslümanların, Habeşistan'a hicretlerinin ve burayı tercihlerinin elbette çeşitli sebeplerinden söz edilebilir. Bu sebepler arasında, Hz. Peygamberin dadısı Ümmü Eymen'in Habeşistanlı olması ve İslâm'dan önce aynı ülkeden biriyle evlenmesi de düşünülebilir.
    Habeşistan'a göç etmeye mecbur olan Müslüman kadınların, gidiş, dönüş ve orada kaldıkları sırada, Mekke'deki gibi olmasa da, yine sıkıntılara uğradıkları ifade edilmektedir.
    Hz. Peygamberin kızı Rukiyye ile evli olan Utbe b. Ebu Leheb, 'Tebbet sûresi' nazil olduktan sonra O'ndan ayrılır. Hz. Osman'la evlenen Rukiyye'nin, kocasıyla beraber ilk kafile ile Habeşistan'a hicret ettiği, yolculuk esnasında düşük yaptığı ve güzelliğinden dolayı orada rahatsız edildiği rivayet edilmektedir.
    İslâm'ın Habeşistan'da yayılmasında kadınların da katkılarının olduğu söylenebilir.
    Ubeydullah b. Cahş, hanımı Ümmü Habibe bint Ebi Sufyan ile hicret ettiği Habeşistan'da İslâm'ı bırakıp Hıristiyanlığa girer. Ümmü Habibe ise, kocasına yanlış hareket ettiğini söyleyerek, dininde sebat eder ve kocasına uymaz. Bu sebatını kocasının ölümünden sonra da devam ettirir Ümmü Habibe.


    alıntıdır





+ Yorum Gönder