Konusunu Oylayın.: İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence
  1. 07.Mayıs.2012, 14:16
    1
    Misafir

    İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence






    İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence Mumsema İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence


  2. 07.Mayıs.2012, 14:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Mayıs.2012, 09:24
    2
    ebuturab
    Site Doktoru

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2007
    Üye No: 74
    Mesaj Sayısı: 1,714
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 20
    Bulunduğu yer: vuslat-ı nur

    Cevap: İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence




    İslam...Yeryüzünü boğan cehalet bataklığından insanları çıkartan, nuruyla hem yüzlerini hem gönüllerini aydınlatan bir güneş oldu, doğdu Mekke semalarından... Ve tüm âlem o güneşin ziyaları ile nicedir unuttuğu insanlığını ve hasret kaldığı güzel hasletleri yeniden hatırladı.İslâmî tebliğin tarihine göz attığımızda iki dönemle karşılaşırız: İlki on üç yıl devam eden Mekke Devri, diğeri ise on yıl süren Medine Devri. Toplam 23 yıllık bu dönem, İslâm Medeniyetinin ilk temellerinin atılması gibi çok önemli bir misyon üstlenmiş durumdadır. Bu medeniyetin taşıyıcısı olarak yola çıkan nice sahabi ve onların talebeleri, tüm dünyaya İslâm'ın güzelliklerini, ruhları diriltici hasletlerini, güzel ahlâkı taşımış, böylece dünya ve âhiret saadetinin yollarını göstermişlerdir.Peki, tüm bunlar bir çırpıda kolaylıkla olup bitmiş midir? İslâm ilk zuhûra geldiğinde herkes hemen teslim olmuş mudur? Bu sorunun cevabı elbette hayır! Zira İslâm öyle bir ortamda, öyle bir coğrafi bölgeye, öyle bir kültür dünyası içine inmiştir ki, o insanları dize getirmek kolay olmamıştır. Bilakis bunu başarmak büyük bedeller ödemeyi gerekli kılmıştır. İşte tüm bu sıkıntı, zorluk, işkence günlerinden sonra vücûda gelen neslin adı da 'Sahabe Nesli' olmuştur. Ki onlar öyle bir nesildirler ki o gün temelini attıkları İslâm Medeniyeti bu günlere onların emekleri ve fedakârlıklarıyla taşınmıştır. Ve Rasulullah'ın (sav) yetiştirdiği bu nesil tüm İslâm âlemi için en güzel misal olmuştur.Şimdi bizler, bu dava uğruna verilen mücadeleden habersiz, dinimiz adına hiçbir çile çekmeden bu mirasa konmuş, bu sebeple kadir-kıymet bilmez bir halde, İslâm'ı hayatımızda özne değil nesne haline getirmiş zavallı bir durumdayız. Hâlbuki Mekke'nin kızgın kumlarına güneşin en yakıcı olduğu vakitte çıplak olarak yatırılmış ama dininden taviz vermek şöyle dursun, 'ehad, ehad' diyerek tevhidi haykıran Habeşli Bilal'den alacağımız çok ibret var. Kâbe’de kâfirlerin arasında açıktan Kur'ân okuduğu zaman başına neler geleceğini çok iyi bildiği halde yine de küçücük cüssesi ile çıkıp cesaretle Kur'ân tilavet eden ve bayılıncaya kadar dövülerek her yeri kan içinde bırakılan Abdullah ibn Mesud; hiçbir zorlama olmadığı halde sıcacık evlerinde sırf dünya meşgalesinden fırsat bulamadığı için Kur'ân-ı Kerim'i eline alamayan günümüz Müslümanlarına en büyük misal. Bu ve bunun gibi daha nicesi ve onlardan bizlere düşen ibretler, hepsi İhsan Süreyya Hoca'mızın kendine özgü üslûbuyla bu kitaptan faydalanabilirsiniz..reklam oldu biraz ama


  4. 12.Mayıs.2012, 09:24
    2
    Site Doktoru



    İslam...Yeryüzünü boğan cehalet bataklığından insanları çıkartan, nuruyla hem yüzlerini hem gönüllerini aydınlatan bir güneş oldu, doğdu Mekke semalarından... Ve tüm âlem o güneşin ziyaları ile nicedir unuttuğu insanlığını ve hasret kaldığı güzel hasletleri yeniden hatırladı.İslâmî tebliğin tarihine göz attığımızda iki dönemle karşılaşırız: İlki on üç yıl devam eden Mekke Devri, diğeri ise on yıl süren Medine Devri. Toplam 23 yıllık bu dönem, İslâm Medeniyetinin ilk temellerinin atılması gibi çok önemli bir misyon üstlenmiş durumdadır. Bu medeniyetin taşıyıcısı olarak yola çıkan nice sahabi ve onların talebeleri, tüm dünyaya İslâm'ın güzelliklerini, ruhları diriltici hasletlerini, güzel ahlâkı taşımış, böylece dünya ve âhiret saadetinin yollarını göstermişlerdir.Peki, tüm bunlar bir çırpıda kolaylıkla olup bitmiş midir? İslâm ilk zuhûra geldiğinde herkes hemen teslim olmuş mudur? Bu sorunun cevabı elbette hayır! Zira İslâm öyle bir ortamda, öyle bir coğrafi bölgeye, öyle bir kültür dünyası içine inmiştir ki, o insanları dize getirmek kolay olmamıştır. Bilakis bunu başarmak büyük bedeller ödemeyi gerekli kılmıştır. İşte tüm bu sıkıntı, zorluk, işkence günlerinden sonra vücûda gelen neslin adı da 'Sahabe Nesli' olmuştur. Ki onlar öyle bir nesildirler ki o gün temelini attıkları İslâm Medeniyeti bu günlere onların emekleri ve fedakârlıklarıyla taşınmıştır. Ve Rasulullah'ın (sav) yetiştirdiği bu nesil tüm İslâm âlemi için en güzel misal olmuştur.Şimdi bizler, bu dava uğruna verilen mücadeleden habersiz, dinimiz adına hiçbir çile çekmeden bu mirasa konmuş, bu sebeple kadir-kıymet bilmez bir halde, İslâm'ı hayatımızda özne değil nesne haline getirmiş zavallı bir durumdayız. Hâlbuki Mekke'nin kızgın kumlarına güneşin en yakıcı olduğu vakitte çıplak olarak yatırılmış ama dininden taviz vermek şöyle dursun, 'ehad, ehad' diyerek tevhidi haykıran Habeşli Bilal'den alacağımız çok ibret var. Kâbe’de kâfirlerin arasında açıktan Kur'ân okuduğu zaman başına neler geleceğini çok iyi bildiği halde yine de küçücük cüssesi ile çıkıp cesaretle Kur'ân tilavet eden ve bayılıncaya kadar dövülerek her yeri kan içinde bırakılan Abdullah ibn Mesud; hiçbir zorlama olmadığı halde sıcacık evlerinde sırf dünya meşgalesinden fırsat bulamadığı için Kur'ân-ı Kerim'i eline alamayan günümüz Müslümanlarına en büyük misal. Bu ve bunun gibi daha nicesi ve onlardan bizlere düşen ibretler, hepsi İhsan Süreyya Hoca'mızın kendine özgü üslûbuyla bu kitaptan faydalanabilirsiniz..reklam oldu biraz ama





+ Yorum Gönder