Konusunu Oylayın.: Hıdırellez Duası Ne Zaman Edilir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hıdırellez Duası Ne Zaman Edilir ?
  1. 06.Mayıs.2012, 11:03
    1
    Misafir

    Hıdırellez Duası Ne Zaman Edilir ?

  2. 07.Mayıs.2012, 00:11
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hıdırellez Duası Ne Zaman Edilir ?




    Soru: Hıdırellez Kutlamaları ve bu kutlamalarda yapılanların hükmü nedir?

    Cevap: Hıdırellez; Hz. Hızır ve Hz. İlyas’ın birlikte söylenmeleriyle oluşan bir kelimedir. Hıdır: Hz. Hızır’ı Ellez ise; Hz. İlyas’ı temsil eder. Hıderelllez, bu iki isim etrafında dini bir muhteviyata bürünmüş halk bayramının adıdır. Bu bayram 6 mayıs günü, özellikle Anadolu ve Balkanlar ile, Kırım, Irak ve Suriye bölgelerinde kutlanmaktadır. Halk arasında inanışa göre, Hızır ve İlyas ölümsüzlük sırrına ermiş, Hızır karada bulunup da darda kalan insanların yardımın koşan, İlyas ise, denizde bulunup da darda kalan insanların yardımına koşan Peygamberlerdir. Hıdırelllez günü ise bu iki peygamberin bir araya geldikleri gündür. Bu gün yaz ayının başlangıcını ifade etmektedir.

    Hz. Hızır hakkında Kur’an-ı Kerim bizlere bilgiler verilmektedir. Bir ayette Hızır (a.s.) hakkında şöyle buyrulmaktadır. “Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.”
    [1] Hz. Hızır hakkında Kur’an-ı Kerim’de özellikle Hz. Musa ile olan seyahatinden ve kendisine Allah katından verilen gaybi bilgilerden bahsedilmektedir. Bu ayetler Kehf süresi 60 ile 80 arasında bulunan ayetlerdir. Hz. İlyas hakkında da şöyle buyrulmaktadır. “Gerçekten İlyas da gönderilmiş (peygamber)’lerdendi.”[2]
    Hıdırellez ayrıca Hristiyan aleminde Aziz Yorgi yada Yeşil Yorgi kültürü olarak ta kutlanmaktadır. Bu husus ta bize göstermektedir ki, Hıdırellez bayramının ve kutlamalarının İslamiyet’le veya Hıristiyanlıkla doğrudan ilişkisi olmayan bir gündür. Baharın gelişiyle insanların birlik ve beraberlik içerisinde kutlayageldikleri bir gün olarak karşımıza çıkmaktadır.
    [3]

    İslam Dini insanların birlik ve beraberliği için önemli hükümler getirmiş, yeryüzünde bozgunculuk yapıp insanların birliğine sekte vurmak isteyenleri ise “Fesatçılar” olarak değerlendirmiştir. Bu hususta şöyle buyrulmuştur. “Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
    [4] , “Allah ise bozguncuları sevmez.”[5] Bu hususta önemli olan birkaç hususu dile getirmekte fayda görüyoruz.
    Bunlardan ilki, bu güne kutsallık atfetmek doğru değildir.

    İkincisi, bu günlerde özellikle İslam Dininin haram kıldığı hurafelerin yaygınlaştığını görmekteyiz. Taşlardan medet umulmakta, ağaçlara bezler asılmakta, faklı mekanların kutsallığını ön plana çıkartarak istekler dile getirilmektedir.

    Üçüncüsü, unutulmamalıdır ki; Şifa Allah’tandır. Şifayı bu güne hasretmek veya bu günün kutsallığın dile getirip şifa beklemekte doğru değildir. Bu gündeki çiçeklerin toplanıp içilmesi neticesinde şifa verileceğine dair inançlar bulunmaktadır.

    Dördüncüsü, bereket için bolluk için duada bulunabilir. İşin aslında her şey için duada bulunulmalıdır. Ama sadece bu günde kutsallık görülüp bolluğun ve bereketin gelişinin bu günle olduğunu kabul etmekte yanlış bir inanç şekli olacaktır.
    Beşincisi, bu günde Hızır’ın yeryüzünü dolaştığına inanılmaktadır. Bu sebeple yiyeceklerin ağzı açık bırakılmakta, kağıtlara yazılar yazılarak istekler bildirilmeye çalışılmaktadır. Bu husus ise Dua edilmesini isteyen bir Din anlayışıyla çelişmektedir. Biz isteklerimizi Yüce Rabbimizden istemeliyiz.

    Altıncısı bu günlerde insanlar kurbanlarını daha çok türbelere götürüp kesmektedirler. Bu hususta yine İslam İnancına ters bir tavırdır. Kurban kesilmesinin bir yeri yoktur. Önemli olan Allah Rızası için kesilmesidir. Bir türbeye kutsiyet atfetmek ve kurbanların orda kesildiği zaman kabul olacağını düşünmek ise Tevhit İnancına aykırı bir inanç tarzıdır.

    Hızır adını sadece bir kişiye ait kılmak yerine Hızır ismini sıfat olarak kullanmak daha doğru olacaktır. Aslında Hızır, kişiye sıkıntıların hafifleterek her türlü güzellikleri sunan, kendisini yanlıştan doğruya ulaştıran, kişi olarak addedilmelidir. Bu manada bizi huzura davet eden –eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız, arkadaşımız, vb.- her bir kimseyi Hızır olarak görmek daha doğru olacaktır.

    Unutulamaması gereken bir başka husus ise, günümüzde hıdırellez kutlamalarında yanlışlıkların yaşanması, insanların bir araya gelip neşe içerisinde bu günü kutlamalarını Dinimiz açısından sakıncalı bulmakta doğru değildir. Önemli olan husus birlikteliğin meşru daireler içerisinde gerçekleştirilmesidir. Birbirimize muhtaç olan bizlerin bir araya gelmek için, beraber olmak için bazı sebepler aramamızda elbette faydalar vardır. Bir araya gelişlerimizi ise hayırlara vesile kılmak, yanlışlıklar içerisinde olamamak ise bizim için en doğru davranış şekli olacaktır.

    Ahmet ÜNAL
    Vaiz



    [1] Kehf, 18/65

    [2] Saffat, 37/123

    [3] TDV İslam Ansiklopedisi, c.XVII, “Hıdırellez” md.

    [4] Araf, 7/74

    [5] Maide, 5/64


  3. 07.Mayıs.2012, 00:11
    2
    Silent and lonely rains



    Soru: Hıdırellez Kutlamaları ve bu kutlamalarda yapılanların hükmü nedir?

    Cevap: Hıdırellez; Hz. Hızır ve Hz. İlyas’ın birlikte söylenmeleriyle oluşan bir kelimedir. Hıdır: Hz. Hızır’ı Ellez ise; Hz. İlyas’ı temsil eder. Hıderelllez, bu iki isim etrafında dini bir muhteviyata bürünmüş halk bayramının adıdır. Bu bayram 6 mayıs günü, özellikle Anadolu ve Balkanlar ile, Kırım, Irak ve Suriye bölgelerinde kutlanmaktadır. Halk arasında inanışa göre, Hızır ve İlyas ölümsüzlük sırrına ermiş, Hızır karada bulunup da darda kalan insanların yardımın koşan, İlyas ise, denizde bulunup da darda kalan insanların yardımına koşan Peygamberlerdir. Hıdırelllez günü ise bu iki peygamberin bir araya geldikleri gündür. Bu gün yaz ayının başlangıcını ifade etmektedir.

    Hz. Hızır hakkında Kur’an-ı Kerim bizlere bilgiler verilmektedir. Bir ayette Hızır (a.s.) hakkında şöyle buyrulmaktadır. “Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.”
    [1] Hz. Hızır hakkında Kur’an-ı Kerim’de özellikle Hz. Musa ile olan seyahatinden ve kendisine Allah katından verilen gaybi bilgilerden bahsedilmektedir. Bu ayetler Kehf süresi 60 ile 80 arasında bulunan ayetlerdir. Hz. İlyas hakkında da şöyle buyrulmaktadır. “Gerçekten İlyas da gönderilmiş (peygamber)’lerdendi.”[2]
    Hıdırellez ayrıca Hristiyan aleminde Aziz Yorgi yada Yeşil Yorgi kültürü olarak ta kutlanmaktadır. Bu husus ta bize göstermektedir ki, Hıdırellez bayramının ve kutlamalarının İslamiyet’le veya Hıristiyanlıkla doğrudan ilişkisi olmayan bir gündür. Baharın gelişiyle insanların birlik ve beraberlik içerisinde kutlayageldikleri bir gün olarak karşımıza çıkmaktadır.
    [3]

    İslam Dini insanların birlik ve beraberliği için önemli hükümler getirmiş, yeryüzünde bozgunculuk yapıp insanların birliğine sekte vurmak isteyenleri ise “Fesatçılar” olarak değerlendirmiştir. Bu hususta şöyle buyrulmuştur. “Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
    [4] , “Allah ise bozguncuları sevmez.”[5] Bu hususta önemli olan birkaç hususu dile getirmekte fayda görüyoruz.
    Bunlardan ilki, bu güne kutsallık atfetmek doğru değildir.

    İkincisi, bu günlerde özellikle İslam Dininin haram kıldığı hurafelerin yaygınlaştığını görmekteyiz. Taşlardan medet umulmakta, ağaçlara bezler asılmakta, faklı mekanların kutsallığını ön plana çıkartarak istekler dile getirilmektedir.

    Üçüncüsü, unutulmamalıdır ki; Şifa Allah’tandır. Şifayı bu güne hasretmek veya bu günün kutsallığın dile getirip şifa beklemekte doğru değildir. Bu gündeki çiçeklerin toplanıp içilmesi neticesinde şifa verileceğine dair inançlar bulunmaktadır.

    Dördüncüsü, bereket için bolluk için duada bulunabilir. İşin aslında her şey için duada bulunulmalıdır. Ama sadece bu günde kutsallık görülüp bolluğun ve bereketin gelişinin bu günle olduğunu kabul etmekte yanlış bir inanç şekli olacaktır.
    Beşincisi, bu günde Hızır’ın yeryüzünü dolaştığına inanılmaktadır. Bu sebeple yiyeceklerin ağzı açık bırakılmakta, kağıtlara yazılar yazılarak istekler bildirilmeye çalışılmaktadır. Bu husus ise Dua edilmesini isteyen bir Din anlayışıyla çelişmektedir. Biz isteklerimizi Yüce Rabbimizden istemeliyiz.

    Altıncısı bu günlerde insanlar kurbanlarını daha çok türbelere götürüp kesmektedirler. Bu hususta yine İslam İnancına ters bir tavırdır. Kurban kesilmesinin bir yeri yoktur. Önemli olan Allah Rızası için kesilmesidir. Bir türbeye kutsiyet atfetmek ve kurbanların orda kesildiği zaman kabul olacağını düşünmek ise Tevhit İnancına aykırı bir inanç tarzıdır.

    Hızır adını sadece bir kişiye ait kılmak yerine Hızır ismini sıfat olarak kullanmak daha doğru olacaktır. Aslında Hızır, kişiye sıkıntıların hafifleterek her türlü güzellikleri sunan, kendisini yanlıştan doğruya ulaştıran, kişi olarak addedilmelidir. Bu manada bizi huzura davet eden –eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız, arkadaşımız, vb.- her bir kimseyi Hızır olarak görmek daha doğru olacaktır.

    Unutulamaması gereken bir başka husus ise, günümüzde hıdırellez kutlamalarında yanlışlıkların yaşanması, insanların bir araya gelip neşe içerisinde bu günü kutlamalarını Dinimiz açısından sakıncalı bulmakta doğru değildir. Önemli olan husus birlikteliğin meşru daireler içerisinde gerçekleştirilmesidir. Birbirimize muhtaç olan bizlerin bir araya gelmek için, beraber olmak için bazı sebepler aramamızda elbette faydalar vardır. Bir araya gelişlerimizi ise hayırlara vesile kılmak, yanlışlıklar içerisinde olamamak ise bizim için en doğru davranış şekli olacaktır.

    Ahmet ÜNAL
    Vaiz



    [1] Kehf, 18/65

    [2] Saffat, 37/123

    [3] TDV İslam Ansiklopedisi, c.XVII, “Hıdırellez” md.

    [4] Araf, 7/74

    [5] Maide, 5/64





+ Yorum Gönder