Konusunu Oylayın.: Bir şeyi ya da insanı, Allah´tan daha çok sevmenin hükmü nedir? Mevlana’nın “Allah’tan daha çok sevdiğini, Allah elinden alır” sözünü nasıl anlamalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bir şeyi ya da insanı, Allah´tan daha çok sevmenin hükmü nedir? Mevlana’nın “Allah’tan daha çok sevdiğini, Allah elinden alır” sözünü nasıl anlamalıyız?
  1. 05.Mayıs.2012, 19:58
    1
    Misafir

    Bir şeyi ya da insanı, Allah´tan daha çok sevmenin hükmü nedir? Mevlana’nın “Allah’tan daha çok sevdiğini, Allah elinden alır” sözünü nasıl anlamalıyız?






    Bir şeyi ya da insanı, Allah´tan daha çok sevmenin hükmü nedir? Mevlana’nın “Allah’tan daha çok sevdiğini, Allah elinden alır” sözünü nasıl anlamalıyız? Mumsema Bir şeyi ya da insanı, Allah´tan daha çok sevmenin hükmü nedir? Mevlana’nın “Allah’tan daha çok sevdiğini, Allah elinden alır” sözünü nasıl anlamalıyız?


  2. 05.Mayıs.2012, 21:02
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Bir şeyi ya da insanı, Allah´tan daha çok sevmenin hükmü nedir? Mevlana’nın “Allah’tan daha çok sevdiğini, Allah elinden alır” sözünü nasıl anlamalıyız?




    Evvela bir mümin iman şuuruyla Allah’ı her şeyden daha çok sever. Bu sevginin ölçüsü Allah’ın emir ve yasaklarına hakkıyla riayet etmektir.

    “Öyle insanlar vardır ki, Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. Böyle yaparak kendilerine zulmedenler, azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi, bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi!“(Bakara, 2/165) mealindeki ayette, müminlerin Allah’a olan güçlü sevgilerine işaret edilmiştir.

    Ancak bu sevgi, insanların imanlarının gücüne ve Allah’ı tanımalarına paralel gelişecektir. Önemli olan Allah sevgisini esas yapmaktır. Bu takdirde Allah’ın sevgisine aykırı olmayan bütün sevgiler Allah adına olur.

    Peygamber Efendimiz de (asm), Allah’ı ve Resûlünü her şeyden daha fazla sevmenin bize “imanın tadına varmayı sağlayacağını” müjdelemiştir. (Buhârî, Îmân 9; Müslim, Îmân 67)
    Bu konuda, Bediüzzaman hazretlerinin şu ifadeleri bizim için güzel bir ölçüdür:

    “Bir insan en evvel muhabbetini Allah'a verirse, onun muhabbeti dolayısıyla Allah'ın sevdiği her şeyi sever ve mahlukata taksim ettiği muhabbeti, Allah'a olan muhabbetini tenkis değil, tezyid eder(noksanlaştırmaz, arttırır)” (Mesnevi-i Nuriye/Katre/hatime)

    Allah’tan daha çok sevdiğimiz malımızı, eşyamızı, çocuklarımızı, Allah’ın bizden alması diye bir kural yoktur. Ancak, Allah’ın çok sevdiği bazı kullarının başka sebeplere kapılıp da Allah’a olan irtibatlarını zayıflatmamaları için, onlar ile o sebepler arasını bir şekilde ayıracak bazı formülleri uygulamaya koyabilir. Fakat bu bir kural değildir, herkes için mutlaka olacak bir yargı değildir.

    Mevlana’nın sözlerini, ifade ettiğimiz müstesna ve de mümtaz kimselere yönelik kabul etmek gerekir diye düşünüyoruz. Yani Mevlana hazretleri, kendi zaviyesinden meseleyi düşünmüş ve belki de gördüğü vukuatlarla da tecrübe ettiği bir halini genel bir kural şeklinde ifade etmiştir.

    Zaten realiteler, bu kuralın genel bir prensip olmadığını göstermektedir
    Sorularla İslamiyet



  3. 05.Mayıs.2012, 21:02
    2
    Silent and lonely rains



    Evvela bir mümin iman şuuruyla Allah’ı her şeyden daha çok sever. Bu sevginin ölçüsü Allah’ın emir ve yasaklarına hakkıyla riayet etmektir.

    “Öyle insanlar vardır ki, Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. Böyle yaparak kendilerine zulmedenler, azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi, bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi!“(Bakara, 2/165) mealindeki ayette, müminlerin Allah’a olan güçlü sevgilerine işaret edilmiştir.

    Ancak bu sevgi, insanların imanlarının gücüne ve Allah’ı tanımalarına paralel gelişecektir. Önemli olan Allah sevgisini esas yapmaktır. Bu takdirde Allah’ın sevgisine aykırı olmayan bütün sevgiler Allah adına olur.

    Peygamber Efendimiz de (asm), Allah’ı ve Resûlünü her şeyden daha fazla sevmenin bize “imanın tadına varmayı sağlayacağını” müjdelemiştir. (Buhârî, Îmân 9; Müslim, Îmân 67)
    Bu konuda, Bediüzzaman hazretlerinin şu ifadeleri bizim için güzel bir ölçüdür:

    “Bir insan en evvel muhabbetini Allah'a verirse, onun muhabbeti dolayısıyla Allah'ın sevdiği her şeyi sever ve mahlukata taksim ettiği muhabbeti, Allah'a olan muhabbetini tenkis değil, tezyid eder(noksanlaştırmaz, arttırır)” (Mesnevi-i Nuriye/Katre/hatime)

    Allah’tan daha çok sevdiğimiz malımızı, eşyamızı, çocuklarımızı, Allah’ın bizden alması diye bir kural yoktur. Ancak, Allah’ın çok sevdiği bazı kullarının başka sebeplere kapılıp da Allah’a olan irtibatlarını zayıflatmamaları için, onlar ile o sebepler arasını bir şekilde ayıracak bazı formülleri uygulamaya koyabilir. Fakat bu bir kural değildir, herkes için mutlaka olacak bir yargı değildir.

    Mevlana’nın sözlerini, ifade ettiğimiz müstesna ve de mümtaz kimselere yönelik kabul etmek gerekir diye düşünüyoruz. Yani Mevlana hazretleri, kendi zaviyesinden meseleyi düşünmüş ve belki de gördüğü vukuatlarla da tecrübe ettiği bir halini genel bir kural şeklinde ifade etmiştir.

    Zaten realiteler, bu kuralın genel bir prensip olmadığını göstermektedir
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder