Konusunu Oylayın.: Neden İlim Öğrenmeliyiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Neden İlim Öğrenmeliyiz?
  1. 03.Mayıs.2012, 19:56
    1
    Misafir

    Neden İlim Öğrenmeliyiz?






    Neden İlim Öğrenmeliyiz? Mumsema Neden İlim Öğrenmeliyiz?


  2. 03.Mayıs.2012, 19:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 05.Mayıs.2012, 18:53
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Neden İlim Öğrenmeliyiz?




    İLMİN ÖNEMİ


    Allahü teâlânın ilk emri (OKU) dur. Peygamberimiz ümmi olduğu halde, ya'ni okur-yazar olmadığı halde, OKU emrinin hikmeti nedir? Yunus Emre hazretleri diyor ki:
    İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır?
    Demek ki, ilim bilmek, ya'ni kendini bilmek demektir. Kendini bilmekten maksat nedir? Hadis-i şerifte (Kendini bilemi-yen Rabbini bilemez.) buyuruldu. Kendini bilmek, kendisinin niçin yaratıldığını bilmek demektir. O halde yaradılış gayesi nedir?
    Kur'ân-ı Kerimde, insanların ve cinlerin kul olduklarını bilmek ve kulluk yapmaları için yaratıldıkları bildirilmektedir. Kulluk yapmak ne demektir? Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından kaçmak, kısaca Hakkın bütün emirlerine boyun eğmek, teslim olmaktır. Zaten islâm, kayıtsız şartsız teslim olmak demektir.
    O halde OKU emrinden maksat, yaratılış gayesine uygun yasamak, ya'ni Allahü teâlânın emrettiği faideli işleri yapmaktır. Bir iş yapabilmek için faideli ilimleri bilmek lâzımdır. Allahın emirleri farz olduğu için, hadis-i şerifte (İlim öğrenmek, kadın erkek her müslümana farzdır.) buyuruldu. Farz olan bu faideli ilimleri elde edebilmek için uzak - yakın demeden gitmek lâzımdır. (İlim Çinde de olsa talep ediniz.) hadîs-i şerifi çok uzakta ve hatta kâfirde bile olsa ilim talep edilmesini emretmektedir. (İlim mü'minin kaybettiği malıdır, nerede bulursa alsın.) hadîs-i şerifi de ilmin ehemmiye-tini göstermektedir.
    İlim talep edip, ilim sahibi olmakla iş bitmiyor. Ihlâsla hareket edip, ilmiyle âmil olmak, ya'ni o ilimlerden hem kendisi, hem de başkalarının istifade etmesi için çalışmak lâzımdır. İlmi saklamanın vebalinin büyüklüğü hakkında hadis-i şerifler vardır. O halde (OKU VE KULLUK YAP) emrinin ma'nası (İlmi öğrenip onunla amel et ve o ilmi başkalarının da öğrenmesine çalış!)demektir. İlmin başkasına öğretilmesine (Emr-i ma'ruf ve nehy-i anil münker) ismi verilmektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bütün ibâdetlere verilen sevâb, Allah yolundaki gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir.Gazanın sevabı da, emr-i ma'ruf ve nehy-i anil münker sevabı yanında, denize nazaran bir damla su gibidir.)
    Dîni iyi bilmeyen kimseler, din ile ilmi birbirinden ayırıyorlar. Ba'zıları da din, ilim ve ahlâkla kardeştir diyorlar. Halbuki ilimler, aklî ve nakli ilimler olmak üzere ikiye ayrılır. Aklî ilimler de fen ve edebiyat diye ikiye ayrılır. Bu bilgileri öğrenmek ve harb silâhlarını yapmağa uğraşmak farz-ı kifâyedir. Ya'ni fen, dinden ayrı bir şey değil onun bir koludur. Bu bakımdan dinin, tekniğe, ilerlemeğe ma'ni olduğunu iddia etmek aka kara demek kadar abes olur.

    İLİM SAHİPLERİ

    Bildirilmiştir ki, bir kimse ilim sahibine giderse, ondan duyacağı bilgileri öğrenemese bile yedi ikrama kavuşur:
    1— İlim öğrenenlerin faziletine nail olur
    2— İlim sahibinin yanında kaldığı sürece, günahlardan ve hatalardan salim kalmıştır
    3— Evinden çıkışından itibaren, üzerine rahmet iner
    4— Âlimin yanında oturduğu zaman, âlimlere inen rah-metten kendisine de nasip olur
    5— Dinleyici olduğu sürece, kendisine iyilik yazılır
    6— Melekler, orada bulunanlardan memnun olduğu için, meleklerin ikr----- da kavuşur
    7— Attığı her adım günahlarına keffaret olur ve derecesi yükselip iyiliği artar
    Bundan başka Allahü teâlâ, ona yedi ikramda daha bulunur.
    1— İlim meclisinde bulunmayı ona sevdirir
    2— Âlime tâbi olanlara verilen ecir gibi ona da ecir verilir
    3— İlim meclisindeki bir kişi bağışlanırsa, diğerleri de bunun şefaatına kavuşur
    4— Fasıkların, kötülerin meclisine gitmekten kalbi soğur
    5— İlim talebelerinin yoluna girmiş olur
    6— Rabbimizin dünyadaki cenneti sayılan ilim meclisine girdiği için maddi geçimi güzel olur
    Yine buyuruldu ki, âlimin yüzüne, Kâbeye ve Mushafa bakmak ibâdettir. O halde ilim meclisinin hiç bir faydası olmasa ve orada hiç konuşulmasa bile, akıllı kimseye düşen oraya gidip âlimin yüzüne bakması büyük bir ni'mettir. Dini sohbet yapılan bir meclis, binlerce kötü meclislerde bulunmanın günahına keffaret olur.
    Bir kimse, âhırette, dünyadaki sevdiği kimselerle birlikte olacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir. O halde dünyada, sapık kimselerden kaçıp, hakiki din âlimleri ile beraber bulunmak, onları sevmek veya sevenleri sevmek, böyle kıymetli kitapların yayılmasına sebep olmak büyük ni'mettir, fırsatı kaçırmamak lâzımdır

    İLİM VE CEHALET


    İlim, doğruyu, iyiyi, güzeli bulmağa yaradığı gibi, cehalet de doğru yoldan çıkmağa sebepdir.
    O halde ilim öğrenmek, faideli ilim öğrenmek lâzımdır. Çünki ilim öğrenmek, kadın erkek, her müslümana farzdır.
    Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
    (Bir kimse, Din ilmi talebi ile bir yola düşerse, Allahü teâlâ, Cennet yollarından birini ona kolaylaştırır)
    İlim, kuvvettir, koldur, Cennete giden bir yoldur. İlim, gurbette, arkadaş, halvette sırdaştır. İlim, iki cihanda felahtır, düşmana karşı silâhtır. İnsan için hayadır, gözler için ziyadır.
    Din ilimi talebi için evinden çıkana melekler kanatlarını açar, kuşlar, hayvanlar, balıklar ve bütün mâhlukat onun için dua ederler.
    Peygamberlik derecesinden üstün bir derece yoktur. (Alimler, peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifi, ilmin yüksek şerefini göstermektedir.
    İslâm dinini yaymak için ilim öğrenirken ölen kimsenin Cennette peygamberlere ancak bir derece farkı olduğu hadis-i şerifle bildirilmektedir.
    Buyuruldu ki:
    (Yâ alim ol, ya talebe, ya dinliyen ol, Sakın dördüncüsü olma, helak olursun.)

    İLİM VE AMEL


    İnsan bildiği ile amel etmedikçe âlim sayılmaz. Bildiğiyle amel edene, Cenâb-ı Hakkın bilmediğini öğreteceği hadis-i şerifle bildirilmiştir.
    Bildiğiyle amel etmiyen kimse, âmânın lâmba taşımasına benzer. İhlâs olmadıktan sonra ilmiyle âmil olmak da faidesizdir.
    Buyuruldu ki, on sınıf için on şey kötüdür:
    1— Sultanlarda hiddet,
    2— Zenginlerde cimrilik,
    3— Fakirlerde hırs,
    4— Âlimlerde tamah,
    5— Âsilerde hayasızlık,
    6— İhtiyarların gençlere özenmesi
    7— Erkeklerin kadınlara benzemesi
    8— Kadınların erkeklere benzemesi,
    9— Zâhidlerin dünyalık peşinde koşması,
    10— Âbidlerin cehaleti.

    İLMİN FAZİLETİ


    Bütün insanların müslüman olması farzdır. Müslüman olan her erkek ve kadının da önce iman bilgilerini, daha sonra da kendisine lüzumlu haram ve helâli öğrenmesi farzdır, ya'ni Allahü teâlâ'nın emridir.
    Bugün herkesin İslâmiyetin emirlerini öğrenmesi kolaydır. Lüzumlu dini bilgileri öğrenmemek, bilmemek özür değildir.
    Bir kimsenin zarurî din bilgilerini lüzumu kadar öğrenmesi ve çoluk çocuğuna öğretmesi farz-ı ayndır. Bu bilgileri öğrenmi-yenler ve çoluk çocuğuna öğretmiyenler büyük günah işlemiş olurlar. Böyle ana ve babalar çocuklarını müslüman olmaktan mahrum bıraktıkları için, yarın âhirette çocukları ile birlikte azâb çekeceklerdir.
    Çocuklara önce dini, imânı ve Kur'ân-ı Kerîm'i öğretmeli, sonra Allahü teâlâ'nın emrine uygun olarak para kazanmağa alıştırmalıdır. Böylece hem ana babalar sevap kazanır, hem de çocuklar helâl kazançlarının hayrını görerek dünya ve âhiret saadetine kavuşurlar.
    Bir kimse, ben müslümanım demekle müslüman olamaz. İmân esaslarını, ya'ni amentüyü okuyup mâ'nâsını anlatması lâzımdır.
    Müslümanlar bilmedikleri şeyleri câhillere veya önüne gelen herkese sorarlarsa veya her kitaba güvenirlerse, yanlış ve sapık bilgi sahibi olurlar. Haramı halâli ve şüpheliyi bilmeyen veya yanlış öğrenen müslüman, bunları birbirinden ayıramaz ve ibadetleri boşa gider. Doğru bilgi, Allah rızası için yazılan hakiki din alimlerinin kitaplarından öğrenilir. Bu bakımdan hakiki âlimlerin kimler olduğunu öğrenmek icap eder.
    Her işi bilerek, şuurla yapmak lâzımdır. Çünki hadis-i şerifde buyurulmuştur ki:
    (Bilerek yapılan az bir ibâdet, bilmeyerek yapılan çok ibâdetten iyidir.)
    İlim öğrenmek ve öğretmek çok mühimdir. Bu bakımdan Ehl-i sünnet kitablarında bulunan kıymetli bilgileri öğrenip yakınlarımıza öğretmemiz çok sevaptır. Nitekim hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:
    (Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, gece sabaha kadar ibâdet etmekten daha sevabdır.)



  4. 05.Mayıs.2012, 18:53
    2
    Üye



    İLMİN ÖNEMİ


    Allahü teâlânın ilk emri (OKU) dur. Peygamberimiz ümmi olduğu halde, ya'ni okur-yazar olmadığı halde, OKU emrinin hikmeti nedir? Yunus Emre hazretleri diyor ki:
    İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır?
    Demek ki, ilim bilmek, ya'ni kendini bilmek demektir. Kendini bilmekten maksat nedir? Hadis-i şerifte (Kendini bilemi-yen Rabbini bilemez.) buyuruldu. Kendini bilmek, kendisinin niçin yaratıldığını bilmek demektir. O halde yaradılış gayesi nedir?
    Kur'ân-ı Kerimde, insanların ve cinlerin kul olduklarını bilmek ve kulluk yapmaları için yaratıldıkları bildirilmektedir. Kulluk yapmak ne demektir? Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından kaçmak, kısaca Hakkın bütün emirlerine boyun eğmek, teslim olmaktır. Zaten islâm, kayıtsız şartsız teslim olmak demektir.
    O halde OKU emrinden maksat, yaratılış gayesine uygun yasamak, ya'ni Allahü teâlânın emrettiği faideli işleri yapmaktır. Bir iş yapabilmek için faideli ilimleri bilmek lâzımdır. Allahın emirleri farz olduğu için, hadis-i şerifte (İlim öğrenmek, kadın erkek her müslümana farzdır.) buyuruldu. Farz olan bu faideli ilimleri elde edebilmek için uzak - yakın demeden gitmek lâzımdır. (İlim Çinde de olsa talep ediniz.) hadîs-i şerifi çok uzakta ve hatta kâfirde bile olsa ilim talep edilmesini emretmektedir. (İlim mü'minin kaybettiği malıdır, nerede bulursa alsın.) hadîs-i şerifi de ilmin ehemmiye-tini göstermektedir.
    İlim talep edip, ilim sahibi olmakla iş bitmiyor. Ihlâsla hareket edip, ilmiyle âmil olmak, ya'ni o ilimlerden hem kendisi, hem de başkalarının istifade etmesi için çalışmak lâzımdır. İlmi saklamanın vebalinin büyüklüğü hakkında hadis-i şerifler vardır. O halde (OKU VE KULLUK YAP) emrinin ma'nası (İlmi öğrenip onunla amel et ve o ilmi başkalarının da öğrenmesine çalış!)demektir. İlmin başkasına öğretilmesine (Emr-i ma'ruf ve nehy-i anil münker) ismi verilmektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bütün ibâdetlere verilen sevâb, Allah yolundaki gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir.Gazanın sevabı da, emr-i ma'ruf ve nehy-i anil münker sevabı yanında, denize nazaran bir damla su gibidir.)
    Dîni iyi bilmeyen kimseler, din ile ilmi birbirinden ayırıyorlar. Ba'zıları da din, ilim ve ahlâkla kardeştir diyorlar. Halbuki ilimler, aklî ve nakli ilimler olmak üzere ikiye ayrılır. Aklî ilimler de fen ve edebiyat diye ikiye ayrılır. Bu bilgileri öğrenmek ve harb silâhlarını yapmağa uğraşmak farz-ı kifâyedir. Ya'ni fen, dinden ayrı bir şey değil onun bir koludur. Bu bakımdan dinin, tekniğe, ilerlemeğe ma'ni olduğunu iddia etmek aka kara demek kadar abes olur.

    İLİM SAHİPLERİ

    Bildirilmiştir ki, bir kimse ilim sahibine giderse, ondan duyacağı bilgileri öğrenemese bile yedi ikrama kavuşur:
    1— İlim öğrenenlerin faziletine nail olur
    2— İlim sahibinin yanında kaldığı sürece, günahlardan ve hatalardan salim kalmıştır
    3— Evinden çıkışından itibaren, üzerine rahmet iner
    4— Âlimin yanında oturduğu zaman, âlimlere inen rah-metten kendisine de nasip olur
    5— Dinleyici olduğu sürece, kendisine iyilik yazılır
    6— Melekler, orada bulunanlardan memnun olduğu için, meleklerin ikr----- da kavuşur
    7— Attığı her adım günahlarına keffaret olur ve derecesi yükselip iyiliği artar
    Bundan başka Allahü teâlâ, ona yedi ikramda daha bulunur.
    1— İlim meclisinde bulunmayı ona sevdirir
    2— Âlime tâbi olanlara verilen ecir gibi ona da ecir verilir
    3— İlim meclisindeki bir kişi bağışlanırsa, diğerleri de bunun şefaatına kavuşur
    4— Fasıkların, kötülerin meclisine gitmekten kalbi soğur
    5— İlim talebelerinin yoluna girmiş olur
    6— Rabbimizin dünyadaki cenneti sayılan ilim meclisine girdiği için maddi geçimi güzel olur
    Yine buyuruldu ki, âlimin yüzüne, Kâbeye ve Mushafa bakmak ibâdettir. O halde ilim meclisinin hiç bir faydası olmasa ve orada hiç konuşulmasa bile, akıllı kimseye düşen oraya gidip âlimin yüzüne bakması büyük bir ni'mettir. Dini sohbet yapılan bir meclis, binlerce kötü meclislerde bulunmanın günahına keffaret olur.
    Bir kimse, âhırette, dünyadaki sevdiği kimselerle birlikte olacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir. O halde dünyada, sapık kimselerden kaçıp, hakiki din âlimleri ile beraber bulunmak, onları sevmek veya sevenleri sevmek, böyle kıymetli kitapların yayılmasına sebep olmak büyük ni'mettir, fırsatı kaçırmamak lâzımdır

    İLİM VE CEHALET


    İlim, doğruyu, iyiyi, güzeli bulmağa yaradığı gibi, cehalet de doğru yoldan çıkmağa sebepdir.
    O halde ilim öğrenmek, faideli ilim öğrenmek lâzımdır. Çünki ilim öğrenmek, kadın erkek, her müslümana farzdır.
    Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
    (Bir kimse, Din ilmi talebi ile bir yola düşerse, Allahü teâlâ, Cennet yollarından birini ona kolaylaştırır)
    İlim, kuvvettir, koldur, Cennete giden bir yoldur. İlim, gurbette, arkadaş, halvette sırdaştır. İlim, iki cihanda felahtır, düşmana karşı silâhtır. İnsan için hayadır, gözler için ziyadır.
    Din ilimi talebi için evinden çıkana melekler kanatlarını açar, kuşlar, hayvanlar, balıklar ve bütün mâhlukat onun için dua ederler.
    Peygamberlik derecesinden üstün bir derece yoktur. (Alimler, peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifi, ilmin yüksek şerefini göstermektedir.
    İslâm dinini yaymak için ilim öğrenirken ölen kimsenin Cennette peygamberlere ancak bir derece farkı olduğu hadis-i şerifle bildirilmektedir.
    Buyuruldu ki:
    (Yâ alim ol, ya talebe, ya dinliyen ol, Sakın dördüncüsü olma, helak olursun.)

    İLİM VE AMEL


    İnsan bildiği ile amel etmedikçe âlim sayılmaz. Bildiğiyle amel edene, Cenâb-ı Hakkın bilmediğini öğreteceği hadis-i şerifle bildirilmiştir.
    Bildiğiyle amel etmiyen kimse, âmânın lâmba taşımasına benzer. İhlâs olmadıktan sonra ilmiyle âmil olmak da faidesizdir.
    Buyuruldu ki, on sınıf için on şey kötüdür:
    1— Sultanlarda hiddet,
    2— Zenginlerde cimrilik,
    3— Fakirlerde hırs,
    4— Âlimlerde tamah,
    5— Âsilerde hayasızlık,
    6— İhtiyarların gençlere özenmesi
    7— Erkeklerin kadınlara benzemesi
    8— Kadınların erkeklere benzemesi,
    9— Zâhidlerin dünyalık peşinde koşması,
    10— Âbidlerin cehaleti.

    İLMİN FAZİLETİ


    Bütün insanların müslüman olması farzdır. Müslüman olan her erkek ve kadının da önce iman bilgilerini, daha sonra da kendisine lüzumlu haram ve helâli öğrenmesi farzdır, ya'ni Allahü teâlâ'nın emridir.
    Bugün herkesin İslâmiyetin emirlerini öğrenmesi kolaydır. Lüzumlu dini bilgileri öğrenmemek, bilmemek özür değildir.
    Bir kimsenin zarurî din bilgilerini lüzumu kadar öğrenmesi ve çoluk çocuğuna öğretmesi farz-ı ayndır. Bu bilgileri öğrenmi-yenler ve çoluk çocuğuna öğretmiyenler büyük günah işlemiş olurlar. Böyle ana ve babalar çocuklarını müslüman olmaktan mahrum bıraktıkları için, yarın âhirette çocukları ile birlikte azâb çekeceklerdir.
    Çocuklara önce dini, imânı ve Kur'ân-ı Kerîm'i öğretmeli, sonra Allahü teâlâ'nın emrine uygun olarak para kazanmağa alıştırmalıdır. Böylece hem ana babalar sevap kazanır, hem de çocuklar helâl kazançlarının hayrını görerek dünya ve âhiret saadetine kavuşurlar.
    Bir kimse, ben müslümanım demekle müslüman olamaz. İmân esaslarını, ya'ni amentüyü okuyup mâ'nâsını anlatması lâzımdır.
    Müslümanlar bilmedikleri şeyleri câhillere veya önüne gelen herkese sorarlarsa veya her kitaba güvenirlerse, yanlış ve sapık bilgi sahibi olurlar. Haramı halâli ve şüpheliyi bilmeyen veya yanlış öğrenen müslüman, bunları birbirinden ayıramaz ve ibadetleri boşa gider. Doğru bilgi, Allah rızası için yazılan hakiki din alimlerinin kitaplarından öğrenilir. Bu bakımdan hakiki âlimlerin kimler olduğunu öğrenmek icap eder.
    Her işi bilerek, şuurla yapmak lâzımdır. Çünki hadis-i şerifde buyurulmuştur ki:
    (Bilerek yapılan az bir ibâdet, bilmeyerek yapılan çok ibâdetten iyidir.)
    İlim öğrenmek ve öğretmek çok mühimdir. Bu bakımdan Ehl-i sünnet kitablarında bulunan kıymetli bilgileri öğrenip yakınlarımıza öğretmemiz çok sevaptır. Nitekim hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:
    (Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, gece sabaha kadar ibâdet etmekten daha sevabdır.)






+ Yorum Gönder