Konusunu Oylayın.: Amr’ın arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırdığı doğru mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Amr’ın arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırdığı doğru mudur?
  1. 02.Mayıs.2012, 23:03
    1
    Misafir

    Amr’ın arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırdığı doğru mudur?






    Amr’ın arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırdığı doğru mudur? Mumsema Hendek savaşında Hz. Ali büyük bir kahramanlık mı göstermiştir? Amr’ın arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırdığı doğru mudur?


  2. 02.Mayıs.2012, 23:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 03.Mayıs.2012, 06:19
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hendek savaşında Hz. Ali büyük bir kahramanlık mı göstermiştir? Amr’ın arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırdığı doğru mudur?




    Hendek savaşında Amr´ın karşısına, Peygamberimiz o bağıran Amr´dır, müşriklerin başıdır dese de Hz. Ali çıktı. Hz. Ali´nin kılıcının çatallı olduğu ve Amr´ın kılıcının araya girdiği ve havalanıp Amr´ın boğazına saplandığı yalanmış. Hz. Ali yaralanıyor tedavi için gidiyor. Amr kalkanını değiştiriyor. Karşılıklı konuşmlar vs. Amr başka biriyle savaşmak istese de Hz. Ali ikimizden birisi bugün burada ölecek, lafından sonra arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırması doğru mudur?

    Sorudaki bilgiler herhangi bir kaynak tarafından doğrulanmamaktadır.

    Olayın aslı, bir kısmında daha kısa, bir kısmında daha fazla bilgiler verilen tarih ve Tefsir kaynaklarında özetle şu şekildedir:

    Amr b. Abdived atını ileriye sürerek müslümanlardan kendisiyle savaşacak bir savaşçı talep etti. Amr birçok savaşlarda bulunmuş, yiğitlik ve gözü pekliği sayesinde birçok birlikleri dağıtmış gayet usta bir silahşor, çevik bir süvari olduğundan, onunla dövüşmeye kimse cesaret edemezdi. Nitekim müslümanlardan da kimse onun isteğine cevap veremedi.

    Bu durumu gören Hz. Ali, Amr'a karşı çıkmak için izin istedi. Fakat Rasûlullah izin vermedi. Amr tekrar ileriye atılarak müslümanlara hitaben; "İçinizden kahramanlık meydanına çıkacak kimse yok mu? Hani ölenlerinizin gideceğini söylediğiniz Cennet?" diye bağırdı. Müslümanlardan yine ses çıkmayınca Hz. Ali ikinci defa izin istedi. Rasulullah kendi zırhını çıkarıp Ali'ye giydirdi, beline zülfikâr'ı taktı ve ellerini açarak "Ya Rabb! Amcam Ubeyd Bedir’de; Hamza Uhud’da şehid oldular. Ali ise kardeşimdir ve amcamın oğludur. Onu koru, beni kimsesiz bırakma. Sen Varislerin en hayırlısısın" diye dua ederek uğurladı.

    Amr'ın karşısına çıkan Hz. Ali kendisini tanıttı. Amr, Ali'nin gençliğini ve babasıyla olan dostluğunu ileri sürerek onunla savaşmak istemedi. Hz. Ali ise kendisiyle savaşmayı ve onu öldürmeyi arzuladığını bildirdi. Kendisinin savaşa çıkanların iki tekliflerinden birini kabul ettiğini duyduğunu; eğer öyleyse, iki teklifi olduğunu söyledi. Ya müslüman olmasını, ya da atından inip kendisiyle dövüşmesini teklif etti. İlk teklifi reddeden Amr dövüşmeyi seçti.

    İlk saldırı Amr'dan geldi. Vurduğu kılıç darbesi Ali'nin kalkanını parçalayarak başından yaralanmasına neden oldu. Sıra kendisine geldiğinde Ali indirdiği darbe ile Amr'ı cansız yere yuvarladı. Müslümanlar sevinçle tekbir getirirken müşrikler büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.

    Hz. Ali, Amr'ın işini bitirince Dirar ile Hübeyre Ali'nin üzerine yürüdüler. Dirar Hz. Ali'nin yüzüne bakar bakmaz dönüp kaçmaya başladı. Sonradan Dirar, bu kaçış hakkında "ölüm meleği surete bürünmüş bana görünmüştü" diyecektir. Çarpışmaya yeltenen Hübeyre de Ali'nin bir kılıç vuruşu ile zırhı delinince kurtuluşu kaçmakta buldu. (bk. Ibn Hişam, es-Sîre, 2/224-225; Beyhakî, Delailu’n-nübüvve, 3/437-39; Taberî, Tarih, 2/574; İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-nihaye, 4/121; ez-Zehebî, Tarihu’l-İslam,2/290; Kandehlevî, Hayatu’s-sahabe, 2/157).

    Merhum Elmalılı Hamdi Yazır da bu konuda şunları kaydetmiştir:

    “ (Hendek savaşında) Arapların Dırar b. Hattab, Hübeyre b. Ebi Vehb, Nevfel b. Abdullah, Amr b. Abdivedd gibi meşhur cengaverleri atlarını sürerek hendeği geçmişlerdi. Bunların her biri bin kişiye denk sayılıyordu.

    Amr. b. Abdivedd, "Bedir"de yaralanmış ve intikamını almadıkça saçlarına koku sürmemeye yemin etmişti. "Uhud"a gelmiş, bu kez de hendeğe bayraklı olarak gelmişti... Hendeği ilk geçen o olmuştu. Hendek ile dağın arasında adamlarıyla birlikte o dar yerden atlamış, çorak yerde atları dolanıp gezinmeye başlamıştı. Birkaç müslüman ile Hz. Ali de bunlara karşı sınırı tuttu. Amr bayraklı idi.

    Hz. Ali ona: "E y Amr! Senin bir adetin vardır. Kureyş’ten birisi sana iki teklifte bulunsa mutlaka birisini tutarsın, değil mi?" dedi.

    Amr, "Evet" dedi.

    Hz. Ali: "O halde ben seni Allah'a ve İslam'a davet ediyorum."

    Amr: "O'na ihtiyacım yok."

    Hz. Ali: "Öyleyse seni binitlerimizden inip dövüşmeye davet ediyorum."

    Amr : "Vallahi ben seni öldürmek istemem" diye alay etti.

    Hz. Ali: "Fakat ben seni öldürmeyi arzu ediyorum" dedi.

    Bunun üzerine Amr kızıp atından indi, bir kılıç darbesiyle atının ayağını kesti, Hz. Ali'ye saldırdı. Amr'ın darbesi Hz. Ali'nin kalkanını parçalayıp alnını kanatmıştı. Hz. Ali karşı darbe ile Amr'ı omuzundan biçmiş, Allahu ekber diye bağırmıştı, derhal etraftan yükselen tekbir sesleri ortalığı çınlattı, Amr ile birlikte bir iki kişi daha vurulmuştu; birini Hz. Ali öldürmüş, birine de bir ok isabet etmişti. (Hamdi Yzır, Hak dini, Ahzab, 33/10. ayetin tefsiri)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 03.Mayıs.2012, 06:19
    2
    Moderatör



    Hendek savaşında Amr´ın karşısına, Peygamberimiz o bağıran Amr´dır, müşriklerin başıdır dese de Hz. Ali çıktı. Hz. Ali´nin kılıcının çatallı olduğu ve Amr´ın kılıcının araya girdiği ve havalanıp Amr´ın boğazına saplandığı yalanmış. Hz. Ali yaralanıyor tedavi için gidiyor. Amr kalkanını değiştiriyor. Karşılıklı konuşmlar vs. Amr başka biriyle savaşmak istese de Hz. Ali ikimizden birisi bugün burada ölecek, lafından sonra arkasını dönüp giderken Hz. Ali´nin koşup saldırması doğru mudur?

    Sorudaki bilgiler herhangi bir kaynak tarafından doğrulanmamaktadır.

    Olayın aslı, bir kısmında daha kısa, bir kısmında daha fazla bilgiler verilen tarih ve Tefsir kaynaklarında özetle şu şekildedir:

    Amr b. Abdived atını ileriye sürerek müslümanlardan kendisiyle savaşacak bir savaşçı talep etti. Amr birçok savaşlarda bulunmuş, yiğitlik ve gözü pekliği sayesinde birçok birlikleri dağıtmış gayet usta bir silahşor, çevik bir süvari olduğundan, onunla dövüşmeye kimse cesaret edemezdi. Nitekim müslümanlardan da kimse onun isteğine cevap veremedi.

    Bu durumu gören Hz. Ali, Amr'a karşı çıkmak için izin istedi. Fakat Rasûlullah izin vermedi. Amr tekrar ileriye atılarak müslümanlara hitaben; "İçinizden kahramanlık meydanına çıkacak kimse yok mu? Hani ölenlerinizin gideceğini söylediğiniz Cennet?" diye bağırdı. Müslümanlardan yine ses çıkmayınca Hz. Ali ikinci defa izin istedi. Rasulullah kendi zırhını çıkarıp Ali'ye giydirdi, beline zülfikâr'ı taktı ve ellerini açarak "Ya Rabb! Amcam Ubeyd Bedir’de; Hamza Uhud’da şehid oldular. Ali ise kardeşimdir ve amcamın oğludur. Onu koru, beni kimsesiz bırakma. Sen Varislerin en hayırlısısın" diye dua ederek uğurladı.

    Amr'ın karşısına çıkan Hz. Ali kendisini tanıttı. Amr, Ali'nin gençliğini ve babasıyla olan dostluğunu ileri sürerek onunla savaşmak istemedi. Hz. Ali ise kendisiyle savaşmayı ve onu öldürmeyi arzuladığını bildirdi. Kendisinin savaşa çıkanların iki tekliflerinden birini kabul ettiğini duyduğunu; eğer öyleyse, iki teklifi olduğunu söyledi. Ya müslüman olmasını, ya da atından inip kendisiyle dövüşmesini teklif etti. İlk teklifi reddeden Amr dövüşmeyi seçti.

    İlk saldırı Amr'dan geldi. Vurduğu kılıç darbesi Ali'nin kalkanını parçalayarak başından yaralanmasına neden oldu. Sıra kendisine geldiğinde Ali indirdiği darbe ile Amr'ı cansız yere yuvarladı. Müslümanlar sevinçle tekbir getirirken müşrikler büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.

    Hz. Ali, Amr'ın işini bitirince Dirar ile Hübeyre Ali'nin üzerine yürüdüler. Dirar Hz. Ali'nin yüzüne bakar bakmaz dönüp kaçmaya başladı. Sonradan Dirar, bu kaçış hakkında "ölüm meleği surete bürünmüş bana görünmüştü" diyecektir. Çarpışmaya yeltenen Hübeyre de Ali'nin bir kılıç vuruşu ile zırhı delinince kurtuluşu kaçmakta buldu. (bk. Ibn Hişam, es-Sîre, 2/224-225; Beyhakî, Delailu’n-nübüvve, 3/437-39; Taberî, Tarih, 2/574; İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-nihaye, 4/121; ez-Zehebî, Tarihu’l-İslam,2/290; Kandehlevî, Hayatu’s-sahabe, 2/157).

    Merhum Elmalılı Hamdi Yazır da bu konuda şunları kaydetmiştir:

    “ (Hendek savaşında) Arapların Dırar b. Hattab, Hübeyre b. Ebi Vehb, Nevfel b. Abdullah, Amr b. Abdivedd gibi meşhur cengaverleri atlarını sürerek hendeği geçmişlerdi. Bunların her biri bin kişiye denk sayılıyordu.

    Amr. b. Abdivedd, "Bedir"de yaralanmış ve intikamını almadıkça saçlarına koku sürmemeye yemin etmişti. "Uhud"a gelmiş, bu kez de hendeğe bayraklı olarak gelmişti... Hendeği ilk geçen o olmuştu. Hendek ile dağın arasında adamlarıyla birlikte o dar yerden atlamış, çorak yerde atları dolanıp gezinmeye başlamıştı. Birkaç müslüman ile Hz. Ali de bunlara karşı sınırı tuttu. Amr bayraklı idi.

    Hz. Ali ona: "E y Amr! Senin bir adetin vardır. Kureyş’ten birisi sana iki teklifte bulunsa mutlaka birisini tutarsın, değil mi?" dedi.

    Amr, "Evet" dedi.

    Hz. Ali: "O halde ben seni Allah'a ve İslam'a davet ediyorum."

    Amr: "O'na ihtiyacım yok."

    Hz. Ali: "Öyleyse seni binitlerimizden inip dövüşmeye davet ediyorum."

    Amr : "Vallahi ben seni öldürmek istemem" diye alay etti.

    Hz. Ali: "Fakat ben seni öldürmeyi arzu ediyorum" dedi.

    Bunun üzerine Amr kızıp atından indi, bir kılıç darbesiyle atının ayağını kesti, Hz. Ali'ye saldırdı. Amr'ın darbesi Hz. Ali'nin kalkanını parçalayıp alnını kanatmıştı. Hz. Ali karşı darbe ile Amr'ı omuzundan biçmiş, Allahu ekber diye bağırmıştı, derhal etraftan yükselen tekbir sesleri ortalığı çınlattı, Amr ile birlikte bir iki kişi daha vurulmuştu; birini Hz. Ali öldürmüş, birine de bir ok isabet etmişti. (Hamdi Yzır, Hak dini, Ahzab, 33/10. ayetin tefsiri)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder