Konusunu Oylayın.: Adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 13 kişi
Adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye
  1. 02.Mayıs.2012, 20:59
    1
    Misafir

    Adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye






    Adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye Mumsema adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye


  2. 02.Mayıs.2012, 20:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Mayıs.2012, 21:42
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye




    Hazret-i Ömer'in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine'ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar... Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb'dan (Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından) Hazret-i Abdurrahman'a rastladı. Ona dedi ki:

    - Ey Avfın oğlu! Gel, seninle bu gece misafirimiz olan kervanı bekleyelim.Onlar rahat uyusunlar. Çünkü yorgundurlar.Canları ve malları herhangi bir zarara uğramasın!... Hazret-i Ömer bu teklifte bulununca, Hazret-i Abdurrahman da seve seve kabul etti. Birlikte kervanın etrafında göz-kulak olmaya başladılar. O sırada yakındaki bir evden çocuk ağlaması işitildi.Çocuğun sesi kesilmediği için, Halife evin kapısına gitti. İçeride bulunanlara, ''Küçüğü susturmalarını rica'' etti. Sonra dönüp geldi. Gece boyunca, çocuğun sesi işitildikçe, birkaç kere daha evin kapısına gitti.Çocuğun ağlaması bir türlü dinmiyordu. Seher vakti olunca, Hazret-i Ömer son defa oraya gitti. Çocuğun annesine:

    - Sen ne biçim anasın! Bütün gece evlâdını ağlattın. Belli ki, açtı! diye çıkıştı. Kadıncağız cevap verdi:

    - Halimi anlamadan niçin beni azarlıyorsun? Hazret-i Ömer, kendini tanıtmadan sordu:

    - Haline ne olmuş?

    - Çocuğu sütten kesmiştim..

    - Sütün yoksa başka şeyler yedirseydin.

    - Evde onun yiyeceği birşey yok ki, biz çok fakiriz...

    - Çocuğun kaç yaşında?

    - Daha yaşını doldurmadı. İşte bu cevap üzerine Hazret-i Ömer öfkelendi.

    - Peki niçin bu kadar küçük bir yavruyu sütten kestin? Kadıncağız içini çekti:

    - Halifemiz Hazret-i Ömer'e Cenâb'ı Hak insaflar versin.Çocuklar sütten kesilmeyince, bizim gibi bir fakire nafaka vermez.Fakirlik maaşı bağlamaz. Onun için yavrumu erkenden sütten kestim.Bunun üzerine Halife ağlayarak mescide girdi. Gözyaşları yüzünden namazı zorla kıldırdı. Selâm verdikten sonra cemâate döndü. Gene ağlayarak:

    - Sizin Ömer'inize yazıklar olsun!.. Sizin Ömer'inize yazıklar olsun! diyerek kendini suçladı.
    Sonra bütün Medine halkına, tellallar (haberciler) çıkarttı. Onlar da bildirdiler ki:

    - Hangi Müslümanın oğlu veya kızı dünyaya gelirse, hemen Halifeye bildirsin.Beytülmal'dan (hazineden) nafaka (maaş) verilecektir. Hiç kimse nafaka yüzünden evladını vaktinden önce sütten kesmesin!.. O günden sonra artık Medine'de, açlık sebebiyle ağlayan çocuk sesi işitilmedi. Bu hadiseden epeyce zaman sonra Medine'de kıtlık baş gösterdi. Hazret-i Ömer, hemen bir deve kestirdi ve ''Etini fakirkere dağıtın!'' diye emretti. Görevli, etlerin güzel bir parçasını da Hazret-i Ömer'e ayırdı. Yemek zamanı olunca, iyice pişirip Halifenin önüne getirdi.Hazret-i Ömer hayretle sordu:

    - Bu yemek neredendir?

    - Efendim, kesilmesini emir buyurduğunuz deveden size düşen paydır dedi.
    - Devenin iyi yerlerini kendisi yiyip, artanı fakirlere vermek çok kötü bir şeydir,dedi. Hemen bu yemeği kaldır ve çocuk sahibi, fakir bir aileye götür. Az sonra önüne gelen ''Kuru arpa ekmeği ile zeytinyağını''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek afiyetle ve gönül rahatlığıyla yedi. İşte bu yüzden bütün âlimler fikir birliği etmişlerdir ki:

    ''Hazret-i Ömerin adâleti, kendinden önce ve sonrakilerden daha büyüktür''


    Hz.ömer ile ilgili birçok hikaye okudum ileride bir oğlum olursa adını ömer koyacağım diyecek kadar hayran kaldım kendisine.
    Kendisine et ikram edilen ancak o kuru ekmek ve zeytin yağını tercih eden bir halife
    Devlet yönetiyorum millet yönetiyorum diyenler okumalı asıl bunları
    alıntı.



  4. 02.Mayıs.2012, 21:42
    2
    Silent and lonely rains



    Hazret-i Ömer'in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine'ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar... Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb'dan (Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından) Hazret-i Abdurrahman'a rastladı. Ona dedi ki:

    - Ey Avfın oğlu! Gel, seninle bu gece misafirimiz olan kervanı bekleyelim.Onlar rahat uyusunlar. Çünkü yorgundurlar.Canları ve malları herhangi bir zarara uğramasın!... Hazret-i Ömer bu teklifte bulununca, Hazret-i Abdurrahman da seve seve kabul etti. Birlikte kervanın etrafında göz-kulak olmaya başladılar. O sırada yakındaki bir evden çocuk ağlaması işitildi.Çocuğun sesi kesilmediği için, Halife evin kapısına gitti. İçeride bulunanlara, ''Küçüğü susturmalarını rica'' etti. Sonra dönüp geldi. Gece boyunca, çocuğun sesi işitildikçe, birkaç kere daha evin kapısına gitti.Çocuğun ağlaması bir türlü dinmiyordu. Seher vakti olunca, Hazret-i Ömer son defa oraya gitti. Çocuğun annesine:

    - Sen ne biçim anasın! Bütün gece evlâdını ağlattın. Belli ki, açtı! diye çıkıştı. Kadıncağız cevap verdi:

    - Halimi anlamadan niçin beni azarlıyorsun? Hazret-i Ömer, kendini tanıtmadan sordu:

    - Haline ne olmuş?

    - Çocuğu sütten kesmiştim..

    - Sütün yoksa başka şeyler yedirseydin.

    - Evde onun yiyeceği birşey yok ki, biz çok fakiriz...

    - Çocuğun kaç yaşında?

    - Daha yaşını doldurmadı. İşte bu cevap üzerine Hazret-i Ömer öfkelendi.

    - Peki niçin bu kadar küçük bir yavruyu sütten kestin? Kadıncağız içini çekti:

    - Halifemiz Hazret-i Ömer'e Cenâb'ı Hak insaflar versin.Çocuklar sütten kesilmeyince, bizim gibi bir fakire nafaka vermez.Fakirlik maaşı bağlamaz. Onun için yavrumu erkenden sütten kestim.Bunun üzerine Halife ağlayarak mescide girdi. Gözyaşları yüzünden namazı zorla kıldırdı. Selâm verdikten sonra cemâate döndü. Gene ağlayarak:

    - Sizin Ömer'inize yazıklar olsun!.. Sizin Ömer'inize yazıklar olsun! diyerek kendini suçladı.
    Sonra bütün Medine halkına, tellallar (haberciler) çıkarttı. Onlar da bildirdiler ki:

    - Hangi Müslümanın oğlu veya kızı dünyaya gelirse, hemen Halifeye bildirsin.Beytülmal'dan (hazineden) nafaka (maaş) verilecektir. Hiç kimse nafaka yüzünden evladını vaktinden önce sütten kesmesin!.. O günden sonra artık Medine'de, açlık sebebiyle ağlayan çocuk sesi işitilmedi. Bu hadiseden epeyce zaman sonra Medine'de kıtlık baş gösterdi. Hazret-i Ömer, hemen bir deve kestirdi ve ''Etini fakirkere dağıtın!'' diye emretti. Görevli, etlerin güzel bir parçasını da Hazret-i Ömer'e ayırdı. Yemek zamanı olunca, iyice pişirip Halifenin önüne getirdi.Hazret-i Ömer hayretle sordu:

    - Bu yemek neredendir?

    - Efendim, kesilmesini emir buyurduğunuz deveden size düşen paydır dedi.
    - Devenin iyi yerlerini kendisi yiyip, artanı fakirlere vermek çok kötü bir şeydir,dedi. Hemen bu yemeği kaldır ve çocuk sahibi, fakir bir aileye götür. Az sonra önüne gelen ''Kuru arpa ekmeği ile zeytinyağını''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek afiyetle ve gönül rahatlığıyla yedi. İşte bu yüzden bütün âlimler fikir birliği etmişlerdir ki:

    ''Hazret-i Ömerin adâleti, kendinden önce ve sonrakilerden daha büyüktür''


    Hz.ömer ile ilgili birçok hikaye okudum ileride bir oğlum olursa adını ömer koyacağım diyecek kadar hayran kaldım kendisine.
    Kendisine et ikram edilen ancak o kuru ekmek ve zeytin yağını tercih eden bir halife
    Devlet yönetiyorum millet yönetiyorum diyenler okumalı asıl bunları
    alıntı.



  5. 16.Nisan.2015, 16:05
    3
    Misafir

    Cevap: adaletli olma ile ilgili yaşanmış bir hikaye

    benim dediğim daha kısa


  6. 16.Nisan.2015, 16:05
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    benim dediğim daha kısa





+ Yorum Gönder