Konusunu Oylayın.: Şefaati inkar etmek Ehl-i Sünnet'de var mıdır ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şefaati inkar etmek Ehl-i Sünnet'de var mıdır ?
  1. 01.Mayıs.2012, 00:17
    1
    Misafir

    Şefaati inkar etmek Ehl-i Sünnet'de var mıdır ?

  2. 01.Mayıs.2012, 06:23
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Şefaati inkar etmek Ehl-i Sünnet'de var mıdır ?




    İSLAMDA ŞEFAAT
    Sözlükte "bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak, yardımcı olmak ve aracılık yapmak" gibi manalara gelen şefaat,

    ıstılahta, ahirette günahkâr müminlerin affedilmesi, günahı olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin, Allah'a yalvarmaları, dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını istemeleri demektir.
    Allah'ın izni olmadan bir kimsenin şefaat etmesi veya Allah'ın razı olmadığı birine şefaatte bulunması mümkün değildir. "Hiçbir şefaatçı yoktur ki, O'nun izni olmadan şefaat edebilsin." (Yûnus, 10/3), "Bunlar Allah'ın rızasına ermiş olandan başkasına şefaat edemezler." (Enbiya, 21/28). Kâfir ve münafıklar için şefaat söz konusu değildir. "Onlara (kâfirlere) şefaatçıların şefaati fayda vermez." (Müddessir, 74/48; En'âm, 6/51) Hz. Peygamber bir hadislerinde ümmetinin günahkârlarına şefaat edeceğini haber vermiştir (Tirmizî, Kıyamet 11; İbni Mace, Zühd, 37). Hz. Peygamberin bir de genel ve kapsamlı bir şefaatı olacaktır. Mahşerde bütün insanlar heyecan ve ızdırap içinde bulundukları bir sırada bunların hesaplarının bir an önce görülmesi için Hz. Peygamber şefaat dileyecektir. Buna "şefaat-i uzma" (büyük şefaat) adı verilir. Hz. Peygamberin bu anlamdaki şefaat yetkisi Kur'ân'da "Makam-ı Mahmud" (övülen makam) adıyla anılır.



  3. 01.Mayıs.2012, 06:23
    2
    Moderatör



    İSLAMDA ŞEFAAT
    Sözlükte "bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak, yardımcı olmak ve aracılık yapmak" gibi manalara gelen şefaat,

    ıstılahta, ahirette günahkâr müminlerin affedilmesi, günahı olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin, Allah'a yalvarmaları, dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını istemeleri demektir.
    Allah'ın izni olmadan bir kimsenin şefaat etmesi veya Allah'ın razı olmadığı birine şefaatte bulunması mümkün değildir. "Hiçbir şefaatçı yoktur ki, O'nun izni olmadan şefaat edebilsin." (Yûnus, 10/3), "Bunlar Allah'ın rızasına ermiş olandan başkasına şefaat edemezler." (Enbiya, 21/28). Kâfir ve münafıklar için şefaat söz konusu değildir. "Onlara (kâfirlere) şefaatçıların şefaati fayda vermez." (Müddessir, 74/48; En'âm, 6/51) Hz. Peygamber bir hadislerinde ümmetinin günahkârlarına şefaat edeceğini haber vermiştir (Tirmizî, Kıyamet 11; İbni Mace, Zühd, 37). Hz. Peygamberin bir de genel ve kapsamlı bir şefaatı olacaktır. Mahşerde bütün insanlar heyecan ve ızdırap içinde bulundukları bir sırada bunların hesaplarının bir an önce görülmesi için Hz. Peygamber şefaat dileyecektir. Buna "şefaat-i uzma" (büyük şefaat) adı verilir. Hz. Peygamberin bu anlamdaki şefaat yetkisi Kur'ân'da "Makam-ı Mahmud" (övülen makam) adıyla anılır.






+ Yorum Gönder