Konusunu Oylayın.: Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor
  1. 30.Nisan.2012, 22:52
    1
    Misafir

    Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor






    Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor Mumsema Keşke dağ taş olsaydım? Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor. Yüce Allah'ın imtihanı, en büyük düşmanımız nefis ve şeytan...


  2. 30.Nisan.2012, 22:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Keşke dağ taş olsaydım? Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor. Yüce Allah'ın imtihanı, en büyük düşmanımız nefis ve şeytan...


    Benzer Konular

    - Ahir Zamanda Genç Olmak

    - Isparta ‘Âhir Zamanda Genç Olmak’ Konferansı - Nureddin Yıldız Video Sohbeti

    - Âhir Zamanda Genç Olmak - Nureddin Yıldız Video Sohbeti

    - Ahir zamanda genç olmak konusunda ne dersiniz?

    - Ahir zamanda kız babasıyım

  3. 01.Mayıs.2012, 19:07
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Keşke dağ taş olsaydım? Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor. Yüce Allah'ın imtihanı, en büyük düşmanımız nefis ve şeytan...




    . Sizin de ifade ettiğiniz gib, tövbe kapısı ölünceye kadar açıktır. Bu yolu denemek gerekir. Yoksa bizi günaha götüren nefis ve şeytanın başka tuzaklarına düşme ihtimali de olabilir. Bu açıdan "keşke şöyle yaratılaydım" gibi ifadeler yanlıştır.

    2. Allah'ın yarattığı her şey hayırdır. İşlediğimiz günahlar nedeniyle "keşke olmsaydım" demek doğru değildir. İnsan yaratılışına razı olmalı ve itiraz etmemelidir. Bunun iki önemli sebebi vardır.

    a. Teklife ve sorulacak soruya muhatap olma liyakatı aranır. Mesela; siz bir ilkokul mezununa doçentlik imtihanına gir veya seni profesör yapmak istiyoruz razı mısın suali sorulmayacağı gibi... Çünkü liyakat meselesidir. Bizler bile suallerimizi veya tekliflerimizi seviye itibariyle anlayacak insanlara sorarız. Allah (cc); varlık nedir bilmeyen, hayatın sırrını anlamayan yokluğun karanlıklarında kalmış olanlara ne sorsun ve muhatap kimlerdir. Allah insanı yaratıyor, on beş sene geçiyor, dini sualler ve teklifler bu süreden sonra soruluyor.

    b. Bazı şeyler vardır mukayese ile bilinirler ve sevilirler. Sebeplerle anlaşılırlar. Mesela güzellik gibi, sıcaklık gibi, açlık ve tokluk gibi. Bazıları da vardır ki mukayesesiz, sebepsiz sevilirler ve bilinirler. Bunların bütün özelliği ve güzelliği bir nevi zatidir. Yani başkasıyla alakalı değil, bizzat onun kendisiyle alınır, tadılır, bilinir ve hissedilir. Mesela; varlığın güzelliği, hayatın tadı ve lezzeti, imanın, rahmetin, keremin kemali gibi.

    Yani biz varlığı ve hayatı bizzat severiz. Yokluğu ve ölümü tadıp ve bilip de varlığa ve hayata aşık olmamışızdır. Hatta hayvanlar bile kendi hayatlarını ve varlığını korurlar. Mesela bir karıncanın üzerine gidilse kaçar. Çünkü "karıncalığımı elimden alacak" diye kaçar. Demek ki hayatını seviyor ki ona aşık. Başka hayatlarla mukayese imkanı olmadığı halde karıncalığını esirger ve sever.

    İşte Rabbimiz mutlak hayır, esas kemal, hakiki güzellik olan yokluktan varlığa getirmek, ordan da hayat vermek ve yaşatmak olan bu nimetleri vermek için teklif yapmamış ve sual sormamıştır. Zaten böyle bir teklifte abes olurdu.

    Bu iki noktadan sonra şunları da diyebiliriz. Malikü’l mülk mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Zulüm Allah (cc) için muhaldir. Mahlukatın en şereflisi insandır ve onun hayatıdır. Alem insana hizmetkardır. Allah bizi insan olarak yaratmış ve en yüce ve ali lütüfta bulunmuştur. Bütün mahlükat hayatından memnun ve minnettar olduğundan insan da hayat mertebesine bakarak niçin böyle yaratıldım diye itiraz edeceğine; verilen nimetlerden dolayı Allah’a hayatı boyunca ibadet ve şükürle mükellef olduğunu düşünmelidir.
    "Benim insan olarak yaratılmam ve tekliflere tabi tutulmam bana sorulmadı ki?.." sualine yukarıdaki hakikatler cevap olarak kafi olmakla beraber, şu örnekle son noktayı koyalım:

    Hayalen ruhlar alemine gidelim. Rabbimiz bütün mahlukatın hayatlarını ve vazifelerini sırayla gösterip bize teklif etseydi; yani "Kulum, balık olup denizde yüzmeyi mi, kartal olup semada uçup leş yemeyi mi, aslan olup ormanlarda gezip ceylan parçalamayı mı veya ceylan olup meralarda sekip ot yemeyi mi istersin; (bunların bütünü hayatlarından ve vazifelerinden memnun olduğu için) yoksa insan olup alemin efendisi olarak hayat sürüp Allah’ın emirlerine uymayı mı istersin?" diye bir teklif şimdi edilse, vicdanen ne cevap veririz, neyi isteriz! Elbette insan olmayı. O halde Allah istediğimizi vermiş. Ona göre hareket etmek gerekir.

    3. Evet, yaratılmaya ve bize verilen her şeye muhtacız. Hatta ibadetlere uymaya ve haramlardan sakınmaya muhtaç olan da bizleriz



  4. 01.Mayıs.2012, 19:07
    2
    Editör



    . Sizin de ifade ettiğiniz gib, tövbe kapısı ölünceye kadar açıktır. Bu yolu denemek gerekir. Yoksa bizi günaha götüren nefis ve şeytanın başka tuzaklarına düşme ihtimali de olabilir. Bu açıdan "keşke şöyle yaratılaydım" gibi ifadeler yanlıştır.

    2. Allah'ın yarattığı her şey hayırdır. İşlediğimiz günahlar nedeniyle "keşke olmsaydım" demek doğru değildir. İnsan yaratılışına razı olmalı ve itiraz etmemelidir. Bunun iki önemli sebebi vardır.

    a. Teklife ve sorulacak soruya muhatap olma liyakatı aranır. Mesela; siz bir ilkokul mezununa doçentlik imtihanına gir veya seni profesör yapmak istiyoruz razı mısın suali sorulmayacağı gibi... Çünkü liyakat meselesidir. Bizler bile suallerimizi veya tekliflerimizi seviye itibariyle anlayacak insanlara sorarız. Allah (cc); varlık nedir bilmeyen, hayatın sırrını anlamayan yokluğun karanlıklarında kalmış olanlara ne sorsun ve muhatap kimlerdir. Allah insanı yaratıyor, on beş sene geçiyor, dini sualler ve teklifler bu süreden sonra soruluyor.

    b. Bazı şeyler vardır mukayese ile bilinirler ve sevilirler. Sebeplerle anlaşılırlar. Mesela güzellik gibi, sıcaklık gibi, açlık ve tokluk gibi. Bazıları da vardır ki mukayesesiz, sebepsiz sevilirler ve bilinirler. Bunların bütün özelliği ve güzelliği bir nevi zatidir. Yani başkasıyla alakalı değil, bizzat onun kendisiyle alınır, tadılır, bilinir ve hissedilir. Mesela; varlığın güzelliği, hayatın tadı ve lezzeti, imanın, rahmetin, keremin kemali gibi.

    Yani biz varlığı ve hayatı bizzat severiz. Yokluğu ve ölümü tadıp ve bilip de varlığa ve hayata aşık olmamışızdır. Hatta hayvanlar bile kendi hayatlarını ve varlığını korurlar. Mesela bir karıncanın üzerine gidilse kaçar. Çünkü "karıncalığımı elimden alacak" diye kaçar. Demek ki hayatını seviyor ki ona aşık. Başka hayatlarla mukayese imkanı olmadığı halde karıncalığını esirger ve sever.

    İşte Rabbimiz mutlak hayır, esas kemal, hakiki güzellik olan yokluktan varlığa getirmek, ordan da hayat vermek ve yaşatmak olan bu nimetleri vermek için teklif yapmamış ve sual sormamıştır. Zaten böyle bir teklifte abes olurdu.

    Bu iki noktadan sonra şunları da diyebiliriz. Malikü’l mülk mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Zulüm Allah (cc) için muhaldir. Mahlukatın en şereflisi insandır ve onun hayatıdır. Alem insana hizmetkardır. Allah bizi insan olarak yaratmış ve en yüce ve ali lütüfta bulunmuştur. Bütün mahlükat hayatından memnun ve minnettar olduğundan insan da hayat mertebesine bakarak niçin böyle yaratıldım diye itiraz edeceğine; verilen nimetlerden dolayı Allah’a hayatı boyunca ibadet ve şükürle mükellef olduğunu düşünmelidir.
    "Benim insan olarak yaratılmam ve tekliflere tabi tutulmam bana sorulmadı ki?.." sualine yukarıdaki hakikatler cevap olarak kafi olmakla beraber, şu örnekle son noktayı koyalım:

    Hayalen ruhlar alemine gidelim. Rabbimiz bütün mahlukatın hayatlarını ve vazifelerini sırayla gösterip bize teklif etseydi; yani "Kulum, balık olup denizde yüzmeyi mi, kartal olup semada uçup leş yemeyi mi, aslan olup ormanlarda gezip ceylan parçalamayı mı veya ceylan olup meralarda sekip ot yemeyi mi istersin; (bunların bütünü hayatlarından ve vazifelerinden memnun olduğu için) yoksa insan olup alemin efendisi olarak hayat sürüp Allah’ın emirlerine uymayı mı istersin?" diye bir teklif şimdi edilse, vicdanen ne cevap veririz, neyi isteriz! Elbette insan olmayı. O halde Allah istediğimizi vermiş. Ona göre hareket etmek gerekir.

    3. Evet, yaratılmaya ve bize verilen her şeye muhtacız. Hatta ibadetlere uymaya ve haramlardan sakınmaya muhtaç olan da bizleriz



  5. 09.Eylül.2012, 15:44
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Keşke dağ taş olsaydım? Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor. Yüce Allah'

    Yazının kaynağı: Sorularla İslamiyet


  6. 09.Eylül.2012, 15:44
    3
    Moderatör
    Yazının kaynağı: Sorularla İslamiyet


  7. 09.Eylül.2012, 15:48
    4
    Candle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Mayıs.2007
    Üye No: 866
    Mesaj Sayısı: 864
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Keşke dağ taş olsaydım? Bu ahir zamanda gerçekten insan olmak zor. Yüce Allah'

    bu konudan da yararlanabilirsiniz: Keşke şöyle olsaydı, demenin bir sakıncası var mıdır? Günlük konuşmalarda "keşke" söz


  8. 09.Eylül.2012, 15:48
    4
    Devamlı Üye



+ Yorum Gönder