Konusunu Oylayın.: Fil suresinden alınacak büyük dersler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Fil suresinden alınacak büyük dersler
  1. 30.Nisan.2012, 20:35
    1
    Misafir

    Fil suresinden alınacak büyük dersler






    Fil suresinden alınacak büyük dersler Mumsema fil suresinden alınacak büyük dersler


  2. 30.Nisan.2012, 20:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 04.Mayıs.2012, 18:31
    2
    Altundal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Nisan.2011
    Üye No: 86504
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: fil suresinden alınacak büyük dersler




    Fil suresinden çıkarılacak dersler


    Ebrehe adlı bir Yemen vâlisi sadece kendi kilisesinin rağbet görmesini istiyordu Ordularla yıkmak için geldi; ancak ibret verici bir hüsrana uğradı Halk arasında kısaca “Elem tere” olarak adlandırılan Fîl Sûresi, Efendimiz’in (sas) doğduğu dönemde yaşanan büyük bir olayı hatırlatarak iman sahiplerine büyük öğütlerde bulunmaktadır Mîlâdın (570)’inci senelerinde Habeşistan’ın Yemen Vâlisi olan Ebrehe adlı bir yönetici, San’a’da büyük bir kilise yaptırarak Arapların yalnız en büyük mâbet olarak bu kiliseyi tanımalarını ve her yerden burayı ziyarete gelmelerini sağlamaya çalışmış Ancak yüzlerce yıllık geçmişi olan Kâbe’ye yönelik ilgiyi kıramamış, bundan da sinirlendiği için yıkmaya karar vermişti Amacı, Kâbe’yi yıkıp yerini belirsiz etmekti Fillerle kuvvetlendirdiği kuvvetli bir ordu ile Mekke’ye doğru yürüyüşe geçti Şehrin yakınlarında karargâhını kurdu Bunu gören ve maksadını anlayan Mekkeliler, dağlara çekildiler Çünkü karşı koyacak hiçbir kuvvetleri yoktu Habeşliler kendilerine direnmeye çalışan bazı Arap kabilelerini yolda yendi ve aralarından rehber olarak Kes’am kabilesinin lideri Nufeyl’i de alarak Mekke’ye doğru yürüdüler Ebrehe Muğammis denen mevkide mola verdi ve Mekke tepelerine atlı bir grup gönderdi: Yolda ne buldularsa aldılar Çalınanlar arasında Efendimiz’in (sas) dedesi Abdu’IMuttalib’in iki yüz devesi de bulunuyordu Mekke’de büyük bir panik yaşanıyordu Kureyş ve komşu kabileler savaş konseyi topladı; ancak sonuçta düşmana karşı koymanın bir anlamı olmadığına karar verildi O sırada Ebrehe, beraberinde oranın şefini getirmesi için Mekke’ye bir elçi gönderdi Elçi onlara savaş etmek istemediklerini, sadece Kâbe’yi yıkacaklarını ve kan dökülmesini istemiyorlarsa kabile reislerinin kendisiyle birlikte Habeşlilerin karargahına gelmesi gerektiğini söyledi Abdu’lMuttalib, oğullarından biriyle beraber elçinin arkasından Ebrehe’nin yanına gitti Ebrehe tercümana Abdu’lMuttalib’den bir şey sorup sormak istemediğini öğrenmesini söyledi Abdu’lMuttalib, askerlerin iki yüz devesini aldığını ve geri verilmesi gerektiğini söyledi Ebrehe şaşırınca, Abdu’lMuttalib şu cevabı verdi: “Ben develerin sahibiyim, Kâbe’nin de onu koruyan bir sahibi vardır” Ebrehe, “Bana karşı koruyamaz” dedi Abdu’lMuttalib, “Bunu göreceğiz, sen bana develerimi geri ver!” dedi Ebrehe de develerin geri verilmesi için emir verdi
    Abdu’lMuttalib, Mekke’ye döndü ve Kureyşlilere şehrin üzerindeki tepelere çekilmelerini tavsiye etti Daha sonra ailesinden bir grupla Kâbe’ye gitti Kâbe’nin kapısındaki metal halkaya yapışarak “Allah’ım, kulun kendi evini korudu, Sen de kendi evini koru” diye yalvardı Duayı bitirdikten sonra diğer Kureyşlilerle birlikte Mekke’nin dışındaki tepelere çıktılar, oradan aşağıda ne olup bittiğini görebiliyorlardı Ertesi sabah Ebrehe şehrin üzerine yürümek için hazırlandı Kâbe’yi yıkıp tekrar aynı yoldan San’a’ya dönmeyi düşünüyordu Süslenen Mahmud adlı fil ordunun en önüne geçirildi İleri gitmesi için komut verilince olduğu yere çöktü Ne yaptılarsa yerinden kıpırdatamadılar Ters yöne çevirdiklerinde ise koşarak gitmeye çalışıyordu Bu açık bir uyarı idi Ancak Ebrehe kararlıydı Birden gökyüzü karardı ve acayip sesler duyulmaya başlandı Yukarı baktıklarında gökyüzünün kuşlarla dolu olduğunu gördüler Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlangıca benzediğini ve her kuşun, biri ağzında ikisi ayaklarında olmak üzere, kuru fasulye büyüklüğünde üç çakıl taşı taşıdığını söylediler Ebabil adlı kuşlar, askerlerin üzerine çullandı ve taşlamaya başladı Taşlar o denli sert ve hızlıydı ki, zırhları bile delip geçebiliyordu Ayetin ifadesiyle onları yenilmiş ekin gibi un ufak etti Bu İlâhî bir mûcizeydi

    Peygamber Efendimiz de bu yıl doğmuştu Ebrehe ordusu için Mekke’ye girmek nasip olmadı Kendileri korkunç bir sonla yok oldu; fakat Kâbe yine dimdik durdu ve kıyamete kadar da öylece duracak Bu sûre ile Efendimiz’e (sas) düşmanlık yapanların, O’na karşı kötü niyet besleyenlerin er geç hüsrana uğrayacaklarına işaret edilmektedir



  4. 04.Mayıs.2012, 18:31
    2
    Devamlı Üye



    Fil suresinden çıkarılacak dersler


    Ebrehe adlı bir Yemen vâlisi sadece kendi kilisesinin rağbet görmesini istiyordu Ordularla yıkmak için geldi; ancak ibret verici bir hüsrana uğradı Halk arasında kısaca “Elem tere” olarak adlandırılan Fîl Sûresi, Efendimiz’in (sas) doğduğu dönemde yaşanan büyük bir olayı hatırlatarak iman sahiplerine büyük öğütlerde bulunmaktadır Mîlâdın (570)’inci senelerinde Habeşistan’ın Yemen Vâlisi olan Ebrehe adlı bir yönetici, San’a’da büyük bir kilise yaptırarak Arapların yalnız en büyük mâbet olarak bu kiliseyi tanımalarını ve her yerden burayı ziyarete gelmelerini sağlamaya çalışmış Ancak yüzlerce yıllık geçmişi olan Kâbe’ye yönelik ilgiyi kıramamış, bundan da sinirlendiği için yıkmaya karar vermişti Amacı, Kâbe’yi yıkıp yerini belirsiz etmekti Fillerle kuvvetlendirdiği kuvvetli bir ordu ile Mekke’ye doğru yürüyüşe geçti Şehrin yakınlarında karargâhını kurdu Bunu gören ve maksadını anlayan Mekkeliler, dağlara çekildiler Çünkü karşı koyacak hiçbir kuvvetleri yoktu Habeşliler kendilerine direnmeye çalışan bazı Arap kabilelerini yolda yendi ve aralarından rehber olarak Kes’am kabilesinin lideri Nufeyl’i de alarak Mekke’ye doğru yürüdüler Ebrehe Muğammis denen mevkide mola verdi ve Mekke tepelerine atlı bir grup gönderdi: Yolda ne buldularsa aldılar Çalınanlar arasında Efendimiz’in (sas) dedesi Abdu’IMuttalib’in iki yüz devesi de bulunuyordu Mekke’de büyük bir panik yaşanıyordu Kureyş ve komşu kabileler savaş konseyi topladı; ancak sonuçta düşmana karşı koymanın bir anlamı olmadığına karar verildi O sırada Ebrehe, beraberinde oranın şefini getirmesi için Mekke’ye bir elçi gönderdi Elçi onlara savaş etmek istemediklerini, sadece Kâbe’yi yıkacaklarını ve kan dökülmesini istemiyorlarsa kabile reislerinin kendisiyle birlikte Habeşlilerin karargahına gelmesi gerektiğini söyledi Abdu’lMuttalib, oğullarından biriyle beraber elçinin arkasından Ebrehe’nin yanına gitti Ebrehe tercümana Abdu’lMuttalib’den bir şey sorup sormak istemediğini öğrenmesini söyledi Abdu’lMuttalib, askerlerin iki yüz devesini aldığını ve geri verilmesi gerektiğini söyledi Ebrehe şaşırınca, Abdu’lMuttalib şu cevabı verdi: “Ben develerin sahibiyim, Kâbe’nin de onu koruyan bir sahibi vardır” Ebrehe, “Bana karşı koruyamaz” dedi Abdu’lMuttalib, “Bunu göreceğiz, sen bana develerimi geri ver!” dedi Ebrehe de develerin geri verilmesi için emir verdi
    Abdu’lMuttalib, Mekke’ye döndü ve Kureyşlilere şehrin üzerindeki tepelere çekilmelerini tavsiye etti Daha sonra ailesinden bir grupla Kâbe’ye gitti Kâbe’nin kapısındaki metal halkaya yapışarak “Allah’ım, kulun kendi evini korudu, Sen de kendi evini koru” diye yalvardı Duayı bitirdikten sonra diğer Kureyşlilerle birlikte Mekke’nin dışındaki tepelere çıktılar, oradan aşağıda ne olup bittiğini görebiliyorlardı Ertesi sabah Ebrehe şehrin üzerine yürümek için hazırlandı Kâbe’yi yıkıp tekrar aynı yoldan San’a’ya dönmeyi düşünüyordu Süslenen Mahmud adlı fil ordunun en önüne geçirildi İleri gitmesi için komut verilince olduğu yere çöktü Ne yaptılarsa yerinden kıpırdatamadılar Ters yöne çevirdiklerinde ise koşarak gitmeye çalışıyordu Bu açık bir uyarı idi Ancak Ebrehe kararlıydı Birden gökyüzü karardı ve acayip sesler duyulmaya başlandı Yukarı baktıklarında gökyüzünün kuşlarla dolu olduğunu gördüler Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlangıca benzediğini ve her kuşun, biri ağzında ikisi ayaklarında olmak üzere, kuru fasulye büyüklüğünde üç çakıl taşı taşıdığını söylediler Ebabil adlı kuşlar, askerlerin üzerine çullandı ve taşlamaya başladı Taşlar o denli sert ve hızlıydı ki, zırhları bile delip geçebiliyordu Ayetin ifadesiyle onları yenilmiş ekin gibi un ufak etti Bu İlâhî bir mûcizeydi

    Peygamber Efendimiz de bu yıl doğmuştu Ebrehe ordusu için Mekke’ye girmek nasip olmadı Kendileri korkunç bir sonla yok oldu; fakat Kâbe yine dimdik durdu ve kıyamete kadar da öylece duracak Bu sûre ile Efendimiz’e (sas) düşmanlık yapanların, O’na karşı kötü niyet besleyenlerin er geç hüsrana uğrayacaklarına işaret edilmektedir



  5. 03.Mart.2013, 17:54
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: fil suresinden alınacak büyük dersler

    Fil Süresinden Çıkan Hükümler ve Dersler:

    Ayetler şu hususları ifade etmektedir:

    1- Bu hitap, her ne kadar Peygamber (s.a.) için ise de umumidir. Yani fil ashabına yaptığımı görmediniz mi? Evet. Bunu gördünüz, size lütfetti*ğim yeri bildiniz. Daha niye iman etmiyorsunuz?

    2- Olay, yaratan Allah'ın kudretine, ilim ve hikmetine, Muhammed (s.a.)'in şerefine delâlet etmektedir. Bu olayın gelecek olan peygamberliğin bir hazırlığı olduğu düşünülebilir. Peygamberlik gelmeden önce mucizenin

    gelmesi caizdir. Bunun için de: "Bulut onu gölgeliyordu." Demişlerdir.[11] Ebu Hayyan diyor ki: O büyük düşmanın savılması, nübüvvetine hazırlık için mutlu doğum yılında idi. O kuşların anlatılan şekilde gelmiş olması adet dışı ve peygamberlerden önce meydana gelen mucizeler türündendi. Onların tuzaklarını bozdu ve ordularının en zayıfı ile onları helak etti ki o, genelde öldürücü olmayan kuşlardır.[12]

    3- Olay Allah'ın Ka'be'ye yönelik lütfü ve ikramı, düşmanlarını sav*makla Kureyş'e de nimeti idi. Onların da Muhammed (s.a.)'e imana ve Al*lah'a ibadete, nimetlerine şükre koşmaları lâzımdı.

    4- Onların üzerine kuşların gönderilmesi Peygamberimizin peygam*berliği için bir ön hazırlıktı.

    5- Kuşların atması ile helak oluşlarını küfürlerinin hakirliğine, kendi*lerinin Allah için çok basit olduklarına delâlet eden çirkin ve hakir bir şe*ye benzetti. O da rüzgarın savurduğu, hayvanların yiyip dışkı olarak çı*kardığı kuru bir yaprak veya ottur. Bu aynı zamanda tamamen yok olduk*larına işarettir. Çünkü kemiklerinin parçalanması gübrenin parçalara ay*rılmasına benzetildi.

    Ancak bu benzetme Kur'an'm yüksek nezih üslûbuna göredir. Tıpkı Allah Tealâ'nın İsa ve annesinin insan ve beşer oluşlarına dair şu ifadesi gibi: "İkisi de yemek yerlerdi." (Maide, 5/75).

    Allah Tealâ azabı fil sahiplerine göndermiş, ama Ka'be'yi putlarla dol*duran Kureyş kâfirlerine göndermemiştir. Fil sahipleri tahribi amaçlamış*tı. Bu ise kulların hakkına tecavüzdü. Putları koyanlar ise, onlarla Allah'a yakınlaşmayı kastetmişti. Bu da Allah'ın hakkına tecavüzdür. Kulların hakkı Allah'ın hakkına mukaddemdir.

    6- İbni Mesud dedi ki: Kuşlar taşı attığında Allah bir rüzgar göndere*rek taşın şiddetini artırdı. Kime değerse onu helak ediyordu. Kinde'den bir adam dışında kimse kurtulamadı. O da şiirinde diyor ki:

    "Görmedin. Müğammes'te başımıza geleni bir görseydin; Allah'tan korkardın. Kuşlar ve üzerimizden geçen bir bulut gölgesi. Hepsi haktan söz eder oldu. Sanki Habeşlilerin onlara borcu vardı."

    Rivayet edildiğine göre, hepsine isabet etmedi. Sadece onlardan Al*lah'ın dilediklerine isabet etti. Olayın tarihi yönünü anlatırken emirleri Ebrehe ve onunla beraber az bir grubun dönebildiği, gördüklerini haber verdikten sonra da helak oldukları geçmişti. Bu öğüt ve ibret içindi.

    7- İbni İshak şöyle dedi: Allah Habeşileri Mekke'den uzaklaştırdıktan sonra Arapların gözünde Kureyş büyüdü. Allah'ın dostlarıdır, Allah onlar adına savaştı, düşmanlarının şerrinden onları korudu, dediler. Bu onlara Allah'ın bir nimeti idi. [13]



  6. 03.Mart.2013, 17:54
    3
    Moderatör
    Fil Süresinden Çıkan Hükümler ve Dersler:

    Ayetler şu hususları ifade etmektedir:

    1- Bu hitap, her ne kadar Peygamber (s.a.) için ise de umumidir. Yani fil ashabına yaptığımı görmediniz mi? Evet. Bunu gördünüz, size lütfetti*ğim yeri bildiniz. Daha niye iman etmiyorsunuz?

    2- Olay, yaratan Allah'ın kudretine, ilim ve hikmetine, Muhammed (s.a.)'in şerefine delâlet etmektedir. Bu olayın gelecek olan peygamberliğin bir hazırlığı olduğu düşünülebilir. Peygamberlik gelmeden önce mucizenin

    gelmesi caizdir. Bunun için de: "Bulut onu gölgeliyordu." Demişlerdir.[11] Ebu Hayyan diyor ki: O büyük düşmanın savılması, nübüvvetine hazırlık için mutlu doğum yılında idi. O kuşların anlatılan şekilde gelmiş olması adet dışı ve peygamberlerden önce meydana gelen mucizeler türündendi. Onların tuzaklarını bozdu ve ordularının en zayıfı ile onları helak etti ki o, genelde öldürücü olmayan kuşlardır.[12]

    3- Olay Allah'ın Ka'be'ye yönelik lütfü ve ikramı, düşmanlarını sav*makla Kureyş'e de nimeti idi. Onların da Muhammed (s.a.)'e imana ve Al*lah'a ibadete, nimetlerine şükre koşmaları lâzımdı.

    4- Onların üzerine kuşların gönderilmesi Peygamberimizin peygam*berliği için bir ön hazırlıktı.

    5- Kuşların atması ile helak oluşlarını küfürlerinin hakirliğine, kendi*lerinin Allah için çok basit olduklarına delâlet eden çirkin ve hakir bir şe*ye benzetti. O da rüzgarın savurduğu, hayvanların yiyip dışkı olarak çı*kardığı kuru bir yaprak veya ottur. Bu aynı zamanda tamamen yok olduk*larına işarettir. Çünkü kemiklerinin parçalanması gübrenin parçalara ay*rılmasına benzetildi.

    Ancak bu benzetme Kur'an'm yüksek nezih üslûbuna göredir. Tıpkı Allah Tealâ'nın İsa ve annesinin insan ve beşer oluşlarına dair şu ifadesi gibi: "İkisi de yemek yerlerdi." (Maide, 5/75).

    Allah Tealâ azabı fil sahiplerine göndermiş, ama Ka'be'yi putlarla dol*duran Kureyş kâfirlerine göndermemiştir. Fil sahipleri tahribi amaçlamış*tı. Bu ise kulların hakkına tecavüzdü. Putları koyanlar ise, onlarla Allah'a yakınlaşmayı kastetmişti. Bu da Allah'ın hakkına tecavüzdür. Kulların hakkı Allah'ın hakkına mukaddemdir.

    6- İbni Mesud dedi ki: Kuşlar taşı attığında Allah bir rüzgar göndere*rek taşın şiddetini artırdı. Kime değerse onu helak ediyordu. Kinde'den bir adam dışında kimse kurtulamadı. O da şiirinde diyor ki:

    "Görmedin. Müğammes'te başımıza geleni bir görseydin; Allah'tan korkardın. Kuşlar ve üzerimizden geçen bir bulut gölgesi. Hepsi haktan söz eder oldu. Sanki Habeşlilerin onlara borcu vardı."

    Rivayet edildiğine göre, hepsine isabet etmedi. Sadece onlardan Al*lah'ın dilediklerine isabet etti. Olayın tarihi yönünü anlatırken emirleri Ebrehe ve onunla beraber az bir grubun dönebildiği, gördüklerini haber verdikten sonra da helak oldukları geçmişti. Bu öğüt ve ibret içindi.

    7- İbni İshak şöyle dedi: Allah Habeşileri Mekke'den uzaklaştırdıktan sonra Arapların gözünde Kureyş büyüdü. Allah'ın dostlarıdır, Allah onlar adına savaştı, düşmanlarının şerrinden onları korudu, dediler. Bu onlara Allah'ın bir nimeti idi. [13]



  7. 03.Mart.2013, 17:58
    4
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: fil suresinden alınacak büyük dersler

    Fil süresi bize gereken bazı dersleri veriyor...


  8. 03.Mart.2013, 17:58
    4
    Moderatör
    Fil süresi bize gereken bazı dersleri veriyor...





+ Yorum Gönder