Konusunu Oylayın.: Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir
  1. 05.Mart.2018, 18:54
    1
    Misafir

    Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir






    Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir Mumsema Nur suresinin 3. ayeti: “Zina eden bir erkek ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir. Evlenmenin bu türlüsü müminlere haram kılınmıştır.”


  2. 05.Mart.2018, 18:54
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Nur suresinin 3. ayeti: “Zina eden bir erkek ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir. Evlenmenin bu türlüsü müminlere haram kılınmıştır.”

  3. 07.Mart.2018, 23:49
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,809
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Yorum: Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir




    Zina edenlerin evlilik ile ilgili hükmü açıklayan Nur suresinin 3. ayetinin tefsiri

    Zina Haddi Ve Zina Edenlerin Hükmü


    2- Zina eden kadınla zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız bunlara Allah'ın dininde acıma hissi sizi tutmasın. Müminlerden bir gurup da bunların azabına (cezasına) şahit olsunlar.
    3- Zina eden erkek zina eden veya müşrik olan kadından başkasını nikahlamaz. Zina eden kadını da zina eden veya müşrik olan erkekten başkası nikahlamaz. Bu, müminler üzerine haram kılınmıştır.

    ---------------------------------------------
    Alıntı
    "Zina eden kadınla zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun." Bu ayet birinci ayette: "Bu, bizim indirdiğimiz ve uygulanmasını farz kıldığımız bir suredir." ayetinde işaret edilen hükümleri beyan etmeye başlamaktadır. Bu ayet, zina edenlere verilecek had cezasını beyan etmektedir.
    Ayetin manası, zina eden kadınla zina edenlerden hür, âkil, baliğ ve bekâr olanlardan her birine yüz değnek vurmaktır. Zina haddi hakkındaki ayetin zina eden kadınla, hırsızlık haddi hakkındaki ayetin hırsızlık eden erkekle başlamasının hikmeti şudur:
    Çünkü zinaya sebebiyet ve teşvik genellikle kadından gelir. Kadın üzerinde zinanın ayıbı daha şiddetli ve ondaki tesiri daha devamlıdır. Hırsızlık ise genellikle erkekler tarafından yapılır. Erkekler hırsızlığa kadınlardan daha cür'etli ve daha atılgandırlar. Bu sebeple erkekler kadınlardan önce zikredilmişlerdir.
    Ayetin zahiri zina edenlerin had cezasının mutlak olarak yüz değnek vurulması şeklindedir. Fakat kesin mütevatir sünnette evli olanla olmayan arasında farklılık rivayet edilmiştir.
    Evli olup zina edenin cezası öldürülünceye kadar taşla taşlanmaktır. Bu-harî ve Müslim Abdullah b. Mes'ud'dan (r.a.) Efendimiz'in (s.a.) şu hadisini rivayet etmektedirler: "Müslümanın kanı ancak şu sebepten biriyle helâl olur:
    a) Zina eden evli kadın,
    b) Cana can,
    c) Dinini terk eden, İslâm cemaatinden ayrılan kimse."
    İbni Mace dışında Kütüb-i Süte sahipleri, İmam Malik Muvatta'da ve Ah-med Müsned'inde Ebu Hureyre (r.a.) ve Zeyd b. Halid el-Cühenî'den (r.a.) rivayet ediyorlar ki: İki bedevi Arabî Peygamberimiz'e (s.a.) geldiler. Biri dedi ki:
    Ya Rasulallah! Benim oğlum bunun yanında ücretli işçi idi. Onun hanımıyla zina etti. Oğluma karşılık ona yüz koyun ve bir cariye fidye teklif ettim. İlim ehline sordum. Bana oğlumun üzerine yüz değnek vurulması ve bir yıl sürgüne gönderilmesi cezası ve bu kadına da recm (ölünceye kadar taşlanma) cezası olduğunu haber verdiler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.) buyurdular ki:
    "Nefsimi kudretinin elinde tutan Allah'a yemin olsun ki, sizin aranızda Allah Tealâ'nm kitabıyla hükmedeceğim: Cariye ve koyun sana iade edilmiştir. Oğluna yüz değnek vurulacak ve bir yıl sürgün edilecektir.! -Eşlem Kabilesinden bir adama hitaben-:
    Kalk ya Üneys! Bu adamın hanımına git. Zinayı itiraf ederse onu recm et! dedi. Üneys o kadına gitti. Kadın zinayı itiraf edince Üneys kadını recm etti.
    Sahabeden bir guruptan sahih hadis kitaplarında mütevatir nakille rivayet edildiğine göre Mâız b. Malik el-Eslemî Peygamberimiz (s.a.) mescitte iken onun huzurunda dört defa zina itirafında bulundu. Peygamberimiz (s.a.) onun recm edilmesini emretti.
    Müslim, Ahmed ve Ebu Davud Büreyde'den (r.a.) rivayet ettiğine göre Gamid oğullarından bir kadın zina itirafında bulundu. Kadın doğum yaptıktan sonra Peygamberimiz (s.a.) bu kadını recm etti.
    Haricîler recm cezasının meşru olduğunu inkâr ettiler. Onlara göre had cezası ikiye bölünemez. Dolayısıyla Cenab-ı Hak şu ayette cariyelerin haddini hür ve evli kadınların haddinin yarısı olarak tespit ettiğine göre recm cezasının hür ve evli kadınların cezası olması doğru olamaz. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: "O kadınlar evlendikten sonra bir fuhuş işlerlerse o durumda üzerlerine hür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı verilir." (Nisa, 4/25).
    Ayrıca recm Kur'an'da zina haddi ayetinde zikredilmiştir.
    Kur'an'daki yüz değnek ayeti bütün zina edenler için genel bir hükümdür. Bu ayet recm haddi hakkında rivayet edilen haber-i vahidle tahsis edilemez.
    Cumhur bu delillere şu şekilde cevap vermişlerdir: Haddin ikiye bölünmesi celde hakkında varit olmuştur. Onun dışındaki ceza -yani recm- genel ifade dahilinde aynen kaldı. Ayrıca şer'î hükümler maslahatların (kamu menfaatlerinin) yeniliğine göre iniyordu. Recmin farz kılınmasını gerekli kılan maslahat 'kamu menfaati) belki de celde ayetinin inmesinden sonra meydana gelmişti. Kur'an'ın umumi ifadelerinin haber-i vahid ile tahsis edilmesine gelince, bu bize göre caizdir. Bununla birlikte recm hadisleri manevî tevatür ile sabittir. Bu konuda ancak şekillerin ve hususî durumların tafsilatları hakkında varit olan hadisler âhâd hadislerdir.
    "Muhsan" olmanın şartları: Baliğ olmak, akıl sahibi olmak, hür olmak, sahih bir evlilik bağı altına girmektir. İmam Ebu Hanife ve Malik buna "Müslüman olmak" şartını ilâve ettiler. Onlara göre zimmî recm edilmez. Bu iki imama verilen cevap Peygamberimizin (s.a.) Yahudinin recmedilmesini emretmiş olmasıdır.
    Evli olmayan -bekâr olan- kimsenin zina haddi ayete göre yüz değnek vurulmasıdır.
    Cumhura göre bu ceza sadece yüz değnek vurulması değildir. Ancak buna sünnette sabit olan delille bir yıl sürgün cezası da ilâve edilir.
    Bu hadislerden biri az önce geçen ücretli işçi kıssasında yer alan: "Oğluna yüz değnek vurulması ve bir yıl sürgün cezası vardır." hadisidir.
    Bir diğer hadis İmam Ahmed, Buharî ve Nesaî dışındaki Kütüb-i Sitte sahiplerinin Ubade b. Samit'ten (r.a.) rivayet ettikleri Peygamberimiz'in (s.a.) şu hadis-i şerifidir: "Benden alın. Allah o kadınlar için bir yol gösterdi: Bekâr bkârla zina ederse yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası, evli evli ile zina ederse yüz değnek ve recm cezası vardır."
    Ancak evliye celde vurulması sünnet-i nebeviyyede amel edilen bir hüküm olarak istikrar bulmamış, tatbik edilen -daha önce geçtiği gibi- sadece recm olmuştur. Bir yıl sürgün cezası cumhurun görüşüdür.
    İmam Ebu Hanife ise diyor ki: Sürgün had cezasından değildir. Sürgün devlet başkanının görüşüne ve hükmüne havale edilmiş bir tazir cezasıdır.
    Zahirîler ise geçen Ubade hadisiyle amel ederek evli kadına hem celde hem de recm cezası verilmesinin vacip olduğu görüşündedirler.
    "Zina eden kadın ve zina eden erkek" ifadesinin umum manası müslümanı da kâfiri de içine alır. Ancak harbî olan kimseye zina haddi tatbik edilmez. Çünkü o bizim hükümlerimize bağlı olma sözü vermemiştir. Zimmiye cumhurun görüşüne göre celde vurulur. İmam Malik'ten zimmi zina ettiği zaman cel-de vurulmayacağı rivayet edilmiştir.
    "Bunlara Allah'ın dininde acıma hissi sizi tutmasın." Yani şefkat ve merhamet duygusu sizi zina edenlerin had cezasını terk etmeye sevk etmesin. Bu Allah Tealâ'nın hükmüdür. Allah'ın hadlerini tatil etmek caiz değildir. Nassa sarılarak Allah'ın haramlarını koruma gayreti içinde olmak vaciptir.
    Nitekim Peygamberimiz (s.a.) İmam Ahmed ve Kütüb-i Süte sahiplerinin Hz. Aişe'den (r.a.) rivayet ettikleri hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar: "Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fa-iıma hırsızlık yapmış olsa onun da elini keserim."
    "Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız..." Yani siz Allah'ı ve hesabın ve cezanın görüleceği ahireti tasdik ediyorsanız zina eden kimseye hadleri uygulayın. O ve benzerlerinin kaçınması için acıtıcı olmayan darbeleri şiddetle vurun. Bu ifade Allah'ın hadlerini tatbik ve tenfiz etmeye şiddetli bir teşvik, kuvvetli bir yönlendirmedir. Ahiret gününün zikredilmesiyle haddi tam anlamıyla yerine getirmede yumuşaklık duygusundan etkilenen müslümanlara ceza verileceği hatırlatılmaktadır.
    Hadis-i şerifte varit olmuştur ki: (Kıyamet günü) had cezasından bir kamçı eksilten bir vali getirilir. Ona:
    - Bunu niçin yaptın? denilir. O da:
    - Ya Rabbi! Kullarına rahmet etmek için, der. Allah:
    - Sen onlara benden daha mı merhametlisin? der ve ateşe atılmasını emreder.
    "Müminlerden bir gurup da onların azabına (cezasına) şahit olsunlar." Yani zina edenlere daha ziyade işkence olması için müslümanlardan bir gurubun önünde haddin uygulanması açıktan olsun. Çünkü zina edenlere insanların huzurunda celde vurulunca bu durum onları terbiye etme hususunda daha tesirli ve onları ezme hususunda daha faydalı, daha şiddetli bir tehdit, ihtar ve azarlama olmaktadır.
    "Taife"nin en azı bir kişidir. Denilmiştir ki: Taife iki veya daha fazlasıdır. Bir başka görüşe göre, üç kişi veya daha fazlasıdır. Bir diğer görüşe göre, dört kişi ve fazlasıdır. Çünkü zina şahitliğinde dört kişiden azı yeterli olmamaktadır. Bir görüşe göre taife beş kişidir. Bir başka görüşe göre de on kişi veya daha fazlasıdır.
    Katade diyor ki: Allah bir öğüt, ibret ve şiddetli ceza olması için müminlerden bir gurubun zina edenlerin azabına -cezasına- şahit olmalarını emretti. Bu görüş benim takdirime göre en evlâ görüştür.
    Zina şu üç şeyden biriyle sabit olur:
    1- İkrar veya itiraf: Bu İslâm devrinde fiilen vaki olan bir olaydır.
    2- Beyyine (delil) yahut şahitlik: Yani dört hür adil müslüman kişinin fiilen zina halinde ve bu durumun mücerret gözle görülmesi şartıyla şahitlik etmeleri. Ancak bu durumu mücerret gözle görmek çok nadir olup pek az defa meydana gelmiştir.
    3- Bilinen bir kocası olmaksızın kadının hamile kalması.



  4. 07.Mart.2018, 23:49
    2
    Üye



    Zina edenlerin evlilik ile ilgili hükmü açıklayan Nur suresinin 3. ayetinin tefsiri

    Zina Haddi Ve Zina Edenlerin Hükmü


    2- Zina eden kadınla zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız bunlara Allah'ın dininde acıma hissi sizi tutmasın. Müminlerden bir gurup da bunların azabına (cezasına) şahit olsunlar.
    3- Zina eden erkek zina eden veya müşrik olan kadından başkasını nikahlamaz. Zina eden kadını da zina eden veya müşrik olan erkekten başkası nikahlamaz. Bu, müminler üzerine haram kılınmıştır.

    ---------------------------------------------
    Alıntı
    "Zina eden kadınla zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun." Bu ayet birinci ayette: "Bu, bizim indirdiğimiz ve uygulanmasını farz kıldığımız bir suredir." ayetinde işaret edilen hükümleri beyan etmeye başlamaktadır. Bu ayet, zina edenlere verilecek had cezasını beyan etmektedir.
    Ayetin manası, zina eden kadınla zina edenlerden hür, âkil, baliğ ve bekâr olanlardan her birine yüz değnek vurmaktır. Zina haddi hakkındaki ayetin zina eden kadınla, hırsızlık haddi hakkındaki ayetin hırsızlık eden erkekle başlamasının hikmeti şudur:
    Çünkü zinaya sebebiyet ve teşvik genellikle kadından gelir. Kadın üzerinde zinanın ayıbı daha şiddetli ve ondaki tesiri daha devamlıdır. Hırsızlık ise genellikle erkekler tarafından yapılır. Erkekler hırsızlığa kadınlardan daha cür'etli ve daha atılgandırlar. Bu sebeple erkekler kadınlardan önce zikredilmişlerdir.
    Ayetin zahiri zina edenlerin had cezasının mutlak olarak yüz değnek vurulması şeklindedir. Fakat kesin mütevatir sünnette evli olanla olmayan arasında farklılık rivayet edilmiştir.
    Evli olup zina edenin cezası öldürülünceye kadar taşla taşlanmaktır. Bu-harî ve Müslim Abdullah b. Mes'ud'dan (r.a.) Efendimiz'in (s.a.) şu hadisini rivayet etmektedirler: "Müslümanın kanı ancak şu sebepten biriyle helâl olur:
    a) Zina eden evli kadın,
    b) Cana can,
    c) Dinini terk eden, İslâm cemaatinden ayrılan kimse."
    İbni Mace dışında Kütüb-i Süte sahipleri, İmam Malik Muvatta'da ve Ah-med Müsned'inde Ebu Hureyre (r.a.) ve Zeyd b. Halid el-Cühenî'den (r.a.) rivayet ediyorlar ki: İki bedevi Arabî Peygamberimiz'e (s.a.) geldiler. Biri dedi ki:
    Ya Rasulallah! Benim oğlum bunun yanında ücretli işçi idi. Onun hanımıyla zina etti. Oğluma karşılık ona yüz koyun ve bir cariye fidye teklif ettim. İlim ehline sordum. Bana oğlumun üzerine yüz değnek vurulması ve bir yıl sürgüne gönderilmesi cezası ve bu kadına da recm (ölünceye kadar taşlanma) cezası olduğunu haber verdiler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.) buyurdular ki:
    "Nefsimi kudretinin elinde tutan Allah'a yemin olsun ki, sizin aranızda Allah Tealâ'nm kitabıyla hükmedeceğim: Cariye ve koyun sana iade edilmiştir. Oğluna yüz değnek vurulacak ve bir yıl sürgün edilecektir.! -Eşlem Kabilesinden bir adama hitaben-:
    Kalk ya Üneys! Bu adamın hanımına git. Zinayı itiraf ederse onu recm et! dedi. Üneys o kadına gitti. Kadın zinayı itiraf edince Üneys kadını recm etti.
    Sahabeden bir guruptan sahih hadis kitaplarında mütevatir nakille rivayet edildiğine göre Mâız b. Malik el-Eslemî Peygamberimiz (s.a.) mescitte iken onun huzurunda dört defa zina itirafında bulundu. Peygamberimiz (s.a.) onun recm edilmesini emretti.
    Müslim, Ahmed ve Ebu Davud Büreyde'den (r.a.) rivayet ettiğine göre Gamid oğullarından bir kadın zina itirafında bulundu. Kadın doğum yaptıktan sonra Peygamberimiz (s.a.) bu kadını recm etti.
    Haricîler recm cezasının meşru olduğunu inkâr ettiler. Onlara göre had cezası ikiye bölünemez. Dolayısıyla Cenab-ı Hak şu ayette cariyelerin haddini hür ve evli kadınların haddinin yarısı olarak tespit ettiğine göre recm cezasının hür ve evli kadınların cezası olması doğru olamaz. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: "O kadınlar evlendikten sonra bir fuhuş işlerlerse o durumda üzerlerine hür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı verilir." (Nisa, 4/25).
    Ayrıca recm Kur'an'da zina haddi ayetinde zikredilmiştir.
    Kur'an'daki yüz değnek ayeti bütün zina edenler için genel bir hükümdür. Bu ayet recm haddi hakkında rivayet edilen haber-i vahidle tahsis edilemez.
    Cumhur bu delillere şu şekilde cevap vermişlerdir: Haddin ikiye bölünmesi celde hakkında varit olmuştur. Onun dışındaki ceza -yani recm- genel ifade dahilinde aynen kaldı. Ayrıca şer'î hükümler maslahatların (kamu menfaatlerinin) yeniliğine göre iniyordu. Recmin farz kılınmasını gerekli kılan maslahat 'kamu menfaati) belki de celde ayetinin inmesinden sonra meydana gelmişti. Kur'an'ın umumi ifadelerinin haber-i vahid ile tahsis edilmesine gelince, bu bize göre caizdir. Bununla birlikte recm hadisleri manevî tevatür ile sabittir. Bu konuda ancak şekillerin ve hususî durumların tafsilatları hakkında varit olan hadisler âhâd hadislerdir.
    "Muhsan" olmanın şartları: Baliğ olmak, akıl sahibi olmak, hür olmak, sahih bir evlilik bağı altına girmektir. İmam Ebu Hanife ve Malik buna "Müslüman olmak" şartını ilâve ettiler. Onlara göre zimmî recm edilmez. Bu iki imama verilen cevap Peygamberimizin (s.a.) Yahudinin recmedilmesini emretmiş olmasıdır.
    Evli olmayan -bekâr olan- kimsenin zina haddi ayete göre yüz değnek vurulmasıdır.
    Cumhura göre bu ceza sadece yüz değnek vurulması değildir. Ancak buna sünnette sabit olan delille bir yıl sürgün cezası da ilâve edilir.
    Bu hadislerden biri az önce geçen ücretli işçi kıssasında yer alan: "Oğluna yüz değnek vurulması ve bir yıl sürgün cezası vardır." hadisidir.
    Bir diğer hadis İmam Ahmed, Buharî ve Nesaî dışındaki Kütüb-i Sitte sahiplerinin Ubade b. Samit'ten (r.a.) rivayet ettikleri Peygamberimiz'in (s.a.) şu hadis-i şerifidir: "Benden alın. Allah o kadınlar için bir yol gösterdi: Bekâr bkârla zina ederse yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası, evli evli ile zina ederse yüz değnek ve recm cezası vardır."
    Ancak evliye celde vurulması sünnet-i nebeviyyede amel edilen bir hüküm olarak istikrar bulmamış, tatbik edilen -daha önce geçtiği gibi- sadece recm olmuştur. Bir yıl sürgün cezası cumhurun görüşüdür.
    İmam Ebu Hanife ise diyor ki: Sürgün had cezasından değildir. Sürgün devlet başkanının görüşüne ve hükmüne havale edilmiş bir tazir cezasıdır.
    Zahirîler ise geçen Ubade hadisiyle amel ederek evli kadına hem celde hem de recm cezası verilmesinin vacip olduğu görüşündedirler.
    "Zina eden kadın ve zina eden erkek" ifadesinin umum manası müslümanı da kâfiri de içine alır. Ancak harbî olan kimseye zina haddi tatbik edilmez. Çünkü o bizim hükümlerimize bağlı olma sözü vermemiştir. Zimmiye cumhurun görüşüne göre celde vurulur. İmam Malik'ten zimmi zina ettiği zaman cel-de vurulmayacağı rivayet edilmiştir.
    "Bunlara Allah'ın dininde acıma hissi sizi tutmasın." Yani şefkat ve merhamet duygusu sizi zina edenlerin had cezasını terk etmeye sevk etmesin. Bu Allah Tealâ'nın hükmüdür. Allah'ın hadlerini tatil etmek caiz değildir. Nassa sarılarak Allah'ın haramlarını koruma gayreti içinde olmak vaciptir.
    Nitekim Peygamberimiz (s.a.) İmam Ahmed ve Kütüb-i Süte sahiplerinin Hz. Aişe'den (r.a.) rivayet ettikleri hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar: "Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fa-iıma hırsızlık yapmış olsa onun da elini keserim."
    "Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız..." Yani siz Allah'ı ve hesabın ve cezanın görüleceği ahireti tasdik ediyorsanız zina eden kimseye hadleri uygulayın. O ve benzerlerinin kaçınması için acıtıcı olmayan darbeleri şiddetle vurun. Bu ifade Allah'ın hadlerini tatbik ve tenfiz etmeye şiddetli bir teşvik, kuvvetli bir yönlendirmedir. Ahiret gününün zikredilmesiyle haddi tam anlamıyla yerine getirmede yumuşaklık duygusundan etkilenen müslümanlara ceza verileceği hatırlatılmaktadır.
    Hadis-i şerifte varit olmuştur ki: (Kıyamet günü) had cezasından bir kamçı eksilten bir vali getirilir. Ona:
    - Bunu niçin yaptın? denilir. O da:
    - Ya Rabbi! Kullarına rahmet etmek için, der. Allah:
    - Sen onlara benden daha mı merhametlisin? der ve ateşe atılmasını emreder.
    "Müminlerden bir gurup da onların azabına (cezasına) şahit olsunlar." Yani zina edenlere daha ziyade işkence olması için müslümanlardan bir gurubun önünde haddin uygulanması açıktan olsun. Çünkü zina edenlere insanların huzurunda celde vurulunca bu durum onları terbiye etme hususunda daha tesirli ve onları ezme hususunda daha faydalı, daha şiddetli bir tehdit, ihtar ve azarlama olmaktadır.
    "Taife"nin en azı bir kişidir. Denilmiştir ki: Taife iki veya daha fazlasıdır. Bir başka görüşe göre, üç kişi veya daha fazlasıdır. Bir diğer görüşe göre, dört kişi ve fazlasıdır. Çünkü zina şahitliğinde dört kişiden azı yeterli olmamaktadır. Bir görüşe göre taife beş kişidir. Bir başka görüşe göre de on kişi veya daha fazlasıdır.
    Katade diyor ki: Allah bir öğüt, ibret ve şiddetli ceza olması için müminlerden bir gurubun zina edenlerin azabına -cezasına- şahit olmalarını emretti. Bu görüş benim takdirime göre en evlâ görüştür.
    Zina şu üç şeyden biriyle sabit olur:
    1- İkrar veya itiraf: Bu İslâm devrinde fiilen vaki olan bir olaydır.
    2- Beyyine (delil) yahut şahitlik: Yani dört hür adil müslüman kişinin fiilen zina halinde ve bu durumun mücerret gözle görülmesi şartıyla şahitlik etmeleri. Ancak bu durumu mücerret gözle görmek çok nadir olup pek az defa meydana gelmiştir.
    3- Bilinen bir kocası olmaksızın kadının hamile kalması.





+ Yorum Gönder