Konusunu Oylayın.: Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi?
  1. 28.Nisan.2012, 11:45
    1
    Misafir

    Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi?






    Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi? Mumsema Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi? Canlılardaki içgüdünün, özellikle örümcek ve arı gibi canlıların muhteşem sanatlarını bu bağlamda nasıl algılamalıyız?


  2. 28.Nisan.2012, 11:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 01.Mayıs.2012, 07:07
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi? Canlılardaki içgüdünün, özellikle örümcek ve arı gibi canlıların muhteşem sanatlarını bu




    Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi? Canlılardaki içgüdünün, özellikle örümcek ve arı gibi canlıların muhteşem sanatlarını bu bağlamda nasıl algılamalıyız?

    Canlıları yaratan Allah, her bir canlının genetik yapısını, genellikle, onun hücre çekirdeğindeki kromozomlarda yer alan genlerinde şifrelemiş ve depo etmiştir. İnsanda yaklaşık yüz trilyon hücre vardır. Her bir hücrede bu genetik yapı mevcuttur. Kromozomlardaki bu genlerin yapısı, baş harfleri alınarak isimlendirilen Dezoksi Ribo Nükleik Asitlerden (DNA moleküllerinden) meydana gelmiştir. Bunlar büyük moleküllerdir. Bunların yapılarını da; C, H, O ve N atomları teşkil eder. Canlıların bütün özellikleri burada kaydedilmiştir. Bunların açılımını bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda görüyoruz. Bir incir ağacının bütün programı işte bu genetik yapıda ve dolayısıyla çekirdeğinde kayıtlıdır. Onun açılımıyla incir ağacının bütün özellikleri ortaya çıkar.

    DNA’lardaki bu bilgi kaydı, tıpkı bizim CD veya DVD gibi ortamlara bilgi kaydetmemize benzemektedir. Çok küçük bir alana binlerce sayfalık bilgi kaydedilebiliyor.

    Her bir canlıda ve hatta her canlının her bir hücresinde bütün genetik özelliklerinin, C, H, O ve N gibi elementlerin üzerine kaydedilmiş olması, bize Allah’ın her şeye gücünün yettiğini, ilminin ve iradesinin her şeyi kuşattığını göstermesi bakımından önemlidir. Yeryüzündeki bütün bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda aynı kanunun geçerli olması, hepsinin yaratıcısının bir olduğuna ve hükmünün bütün kâinata geçtiğine en büyük bir delildir.

    Bütün canlıların, bir yaratıcı olmadan, tesadüfen ve silsile halinde birbirinden meydana geldiğini ileri süren ve tamamen ateizme dayanan ve bilimsel bilgiyle hiçbir lakası olmayan evrim düşüncesiyle, böyle genetik bilgilerin nasıl ilişkilendirildiğini anlamak mümkün değildir.

    Daha kısa ve öz olarak şöyle söyleyeyim: Sizin elinizdeki bir CD veya DVD’ye kaydedilmiş bilgilerin, ilim, irade ve kudret sahibi bir ustası, yapanı ve kaydedeni yoksa, bu bilgi ve görüntülerin tesadüfen ve kendi kendine olduğunu kabul ediyorsanız, o zaman DNA’lardaki bilgilerin de bir ustasının olmadığını iddia edebilirsiniz. Ona da inansanız sadece siz kendiniz inanabilirsiniz. Bir ilköğretim öğrencisini bile böyle bir saçmalığa inandırmanız mümkün değildir. Böyle bir safsatanın da bilimsel bilgiyle uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur.

    Arının sanatına ve yaptığı bala gelince, Allah o bilgileri arının dimağına programladığını “Nahl (Arı) Suresi”nde beyan ediyor. Tıpkı bizim, bir halının programını bilgisayara yükleyip, bir emir düğmesiyle binlerce hatta milyarlarca atomu bu işte kullanarak halıyı dokuduğumuz gibi, arı da kendisine bildirilen programa göre vazifesini yapıyor. Daha doğrusu, arı o işte çalıştırılıyor. Buna siz iç güdü ya da sevk-i İlahi diyebilirsiniz. Bilimsel bilgi de arının bu balı nasıl ve nereden yaptığını araştırır. Niçin ve bunu ona kimin yaptırdığının cevabını bilimsel bilgi veremez. Bunun cevabını, arıyı yapan ve yaratan verir.
    Yazar: Prof.Dr. Adem Tatlı


  4. 01.Mayıs.2012, 07:07
    2
    Moderatör



    Hafıza moleküllerinin varlığı (RNA, DNA), evrimin doğru olduğunu göstermez mi? Canlılardaki içgüdünün, özellikle örümcek ve arı gibi canlıların muhteşem sanatlarını bu bağlamda nasıl algılamalıyız?

    Canlıları yaratan Allah, her bir canlının genetik yapısını, genellikle, onun hücre çekirdeğindeki kromozomlarda yer alan genlerinde şifrelemiş ve depo etmiştir. İnsanda yaklaşık yüz trilyon hücre vardır. Her bir hücrede bu genetik yapı mevcuttur. Kromozomlardaki bu genlerin yapısı, baş harfleri alınarak isimlendirilen Dezoksi Ribo Nükleik Asitlerden (DNA moleküllerinden) meydana gelmiştir. Bunlar büyük moleküllerdir. Bunların yapılarını da; C, H, O ve N atomları teşkil eder. Canlıların bütün özellikleri burada kaydedilmiştir. Bunların açılımını bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda görüyoruz. Bir incir ağacının bütün programı işte bu genetik yapıda ve dolayısıyla çekirdeğinde kayıtlıdır. Onun açılımıyla incir ağacının bütün özellikleri ortaya çıkar.

    DNA’lardaki bu bilgi kaydı, tıpkı bizim CD veya DVD gibi ortamlara bilgi kaydetmemize benzemektedir. Çok küçük bir alana binlerce sayfalık bilgi kaydedilebiliyor.

    Her bir canlıda ve hatta her canlının her bir hücresinde bütün genetik özelliklerinin, C, H, O ve N gibi elementlerin üzerine kaydedilmiş olması, bize Allah’ın her şeye gücünün yettiğini, ilminin ve iradesinin her şeyi kuşattığını göstermesi bakımından önemlidir. Yeryüzündeki bütün bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda aynı kanunun geçerli olması, hepsinin yaratıcısının bir olduğuna ve hükmünün bütün kâinata geçtiğine en büyük bir delildir.

    Bütün canlıların, bir yaratıcı olmadan, tesadüfen ve silsile halinde birbirinden meydana geldiğini ileri süren ve tamamen ateizme dayanan ve bilimsel bilgiyle hiçbir lakası olmayan evrim düşüncesiyle, böyle genetik bilgilerin nasıl ilişkilendirildiğini anlamak mümkün değildir.

    Daha kısa ve öz olarak şöyle söyleyeyim: Sizin elinizdeki bir CD veya DVD’ye kaydedilmiş bilgilerin, ilim, irade ve kudret sahibi bir ustası, yapanı ve kaydedeni yoksa, bu bilgi ve görüntülerin tesadüfen ve kendi kendine olduğunu kabul ediyorsanız, o zaman DNA’lardaki bilgilerin de bir ustasının olmadığını iddia edebilirsiniz. Ona da inansanız sadece siz kendiniz inanabilirsiniz. Bir ilköğretim öğrencisini bile böyle bir saçmalığa inandırmanız mümkün değildir. Böyle bir safsatanın da bilimsel bilgiyle uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur.

    Arının sanatına ve yaptığı bala gelince, Allah o bilgileri arının dimağına programladığını “Nahl (Arı) Suresi”nde beyan ediyor. Tıpkı bizim, bir halının programını bilgisayara yükleyip, bir emir düğmesiyle binlerce hatta milyarlarca atomu bu işte kullanarak halıyı dokuduğumuz gibi, arı da kendisine bildirilen programa göre vazifesini yapıyor. Daha doğrusu, arı o işte çalıştırılıyor. Buna siz iç güdü ya da sevk-i İlahi diyebilirsiniz. Bilimsel bilgi de arının bu balı nasıl ve nereden yaptığını araştırır. Niçin ve bunu ona kimin yaptırdığının cevabını bilimsel bilgi veremez. Bunun cevabını, arıyı yapan ve yaratan verir.
    Yazar: Prof.Dr. Adem Tatlı





+ Yorum Gönder