Konusunu Oylayın.: Hutbe ibadetlerin fert ve toplum hayatına etkisi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hutbe ibadetlerin fert ve toplum hayatına etkisi
  1. 25.Nisan.2012, 23:16
    1
    Misafir

    Hutbe ibadetlerin fert ve toplum hayatına etkisi






    Hutbe ibadetlerin fert ve toplum hayatına etkisi Mumsema ibadetlerin fert ve toplum hayatına etkisi


  2. 26.Nisan.2012, 15:57
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hutbe ibadetlerin fert ve toplum hayatına etkisi




    Aziz cemaat,
    Bu günkü hutbemizde iman, ibadet ve ahlâk arasındaki ilişkilerden söz edeceğiz.
    Bilindiği gibi; İslâm dini iman, ibadet ve ahlâk gibi üç esasa dayanır. Bunlar, birbirlerine bağlı ve birbirlerini tamamlayan, destekleyen esaslardır. Iman, ibadet ve ahlâkın da temelidir. Ibadet, ahlâk ve güzel davranışlar ise; imanın alâmetleri, işaretleri, dışa yansıyan yönleridir.
    Namaz, Oruç, Hac ve Zekât gibi ibadetler, dinimizin direği, müslümanlığın temel taşlarıdır. Bu ibadetlere devam eden müslüman, hem imanını isbat eder, güçlendirir ve hem de ahlâkını güzelleştirir.
    Kur’an-ı Kerîm’de Yüce Allah:
    “Ey Muhammed! Kitaptan sana vahyolunanı oku, namaz kıl, şüphesiz namaz insanı hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor. Allah’ı anmak ne büyük şeydir, Allah yaptıklarınızı bilir.” Buyurmaktadır. (El-Ankebût: 45)

    Değerli müslümanlar,

    İbadetlerle imanın nuru daha güzel parlar. Allah sevgisi kalblerde daha güçlü bir şekilde yerleşir. Ibadetler; Yaratan, Yaşatan, Rızık veren, Koruyan Yüce Allah’ı tanımaya, O’nun nimetlerine karşı şükür görevini yerine getirmeye vesile olur. Kişiyi Allah’ınyasaklarından kaçınmaya yöneltir.
    Eğer bir müslümanın imanı ve ibedetleri, onu iyiliğe, güzelliğe yöneltmiyuorsa, o kişi, iman ve ibadetin gerçek zevkine kavuşamamış demektir. kişiyi gerçek imana, gerçek faziletlere kavuşturmayan ibadetler, şeklî olmaktan öte geçemez ve Allah katında büyük bir değer taşımaz.
    Fert ve toplum hayatında her türlü kötülüğün kaynağı Allah’ unutmaktır. Allah’ı tanımayan, O’nun emirlerine uymayaninsanlardan her çeşit fenalık beklenir. Ibadetler ise, insanı böyle bir felâketten, yani Allah’ı unutmaktan korur. Ibadet; duyarak, kalbini ve bütün varlığını Allah’a vererek, huşû ile Allah’ın huzurunda durmak ve O’nu hatırlamaktır.

    Aziz cemaat,

    Ibadetlerimiz, kalblerimizdeki imanın alâmetleri, gıdası ve cilâsıdır. Dünya nimetlerine şükürdür. Ahiretin ebedî nimetlerine ulaşma yoludur. Mü’minlerin kardeşlik parolası ve İslâm cemaatının birlik ve bütünlüğünün sembolüdür.
    Müslümanlar; oruç, namaz, hac, zekat ve kurban gibi ibadetlerlekardeş olduklarının , cemaat olduklarının şuûruna varırlar. Ibadet hayatı olmayan mü’minin imanı kupkuru kalır. Ibadetlerimiz iman hayatımıza canlılık ve güç kazandırır.
    Imansız ibadet ve amelin hiçbir kıymeti olmadığı gibi, ibadetsiz bir imanı da korumak çok zordur. Zîra hayat yolculuğu; insana Allah’ı unutturacak, kişiyi Yaratan’dan uzaklaştıracak, şeytanın tuzağına düşürecek, Allah sevgisini kalblerden silecek engellerle doludur. Çünkü o, düşünecek, çalışacak, kazanacak , toplum fertleri ile sıkı ilişkiler içinde olacaktır.
    Günlük hayatta insanı yolundan şaşırtacak sayısız olaylar vardır. Insanı bunlardan kurtaracak, Yaratan Yüce Allah’a yöneltecek bir disiplin gereklidir. Işte bunu ibadetlerimiz sağlar.
    Günde beş defa Allah’ın huzûruna çıkan insan Yaratan’ını unutmaz. O’nu sever, O’na karşıo daimâ sorumluluk duygusu içinde bulunur. Davranışlarını bu sorumluluk duygusu içinde düzenler. Ibadetlerimiz, adetâ kalblerimizin içine yerleşen bir çeşit bekçilerdir.

    Aziz cemaat,

    Iman bir ışığa benzer. Amel onun koruyucusudur. Iman bir ağaca benzer. Amel onun suyu, güneşi ve gıdasıdır. Camı kırılan fener nasıl sönmeye mahkûmsa; suyu, güneşi ve gıdası kesilen ağaç, nasıl kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa; ibedetlerle beslenmeyen, korunmayan iman da öylece sönme ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalır.
    Ibadetten maksat, ruhu maddenin te’sîrinden kurtarmak, onu güzel huylarla bezeyip nefse hakim kılmaktır. Insan, ruhunun emrine uydukça yükselir; bedeninin emrine girdikçe süflîleşir.. insan ruhu, iyi duygularla zenginleştikçe melekleşir, hattâ melekleri de aşar. Kalb ve ruh, kötü hislerin barınağı ise; o insan, hayvandan da aşağı düşmüş ve cehennemin çukuruna yuvarlanmıştır.

    Hulâsa aziz din kardeşlerim,

    Imanımız, dualarımız, ibadetlerimiz ve güzel ahlâkımız bir bütündür. Bunlar bir bütünlük içinde birbirlerini tamamladıkları sürece moralimiz yükselir, mutluluğumuz artar, hayat sevincimiz güçlenir. Bu manevî değerlere ulaşankişiler, içinde yaşadıkları toplumla da ahenk içinde olurlar. Böylesi kişiler, ?evrelerinde kırkınlıklara, uygunsuzluklara, çekememezliğe ve çıkar çekişmelerine sebep olmazlar.
    Geçimsizlik, haksızlık, bölücülük yaparak kendilerinin ve toplumlarının huzurunu yok eden davranışlarda bulunmazlar. Özellikle, namaz ve oruç gibi vakitli ibadetlere devam eden müslümanların şuûrunda zaman disiplini oluşur. Tembellikten, uyuşukluktan kurtulurlar. Temizlik içinde, düzenli ve sağlıklı bir hayat yaşarlar.
    Her müslüman, inancı, ibadetleri ve güzel davranışları ile bu güzel hedeflere ulaşmak için çalışmalıdır.
    Ne mutlu imanı ve ibadetleri ile ruhunu zenginleştirenlere...


    (HATİPLERE HUTBELER 2-Kemâl GÜRAN)



  3. 26.Nisan.2012, 15:57
    2
    Silent and lonely rains



    Aziz cemaat,
    Bu günkü hutbemizde iman, ibadet ve ahlâk arasındaki ilişkilerden söz edeceğiz.
    Bilindiği gibi; İslâm dini iman, ibadet ve ahlâk gibi üç esasa dayanır. Bunlar, birbirlerine bağlı ve birbirlerini tamamlayan, destekleyen esaslardır. Iman, ibadet ve ahlâkın da temelidir. Ibadet, ahlâk ve güzel davranışlar ise; imanın alâmetleri, işaretleri, dışa yansıyan yönleridir.
    Namaz, Oruç, Hac ve Zekât gibi ibadetler, dinimizin direği, müslümanlığın temel taşlarıdır. Bu ibadetlere devam eden müslüman, hem imanını isbat eder, güçlendirir ve hem de ahlâkını güzelleştirir.
    Kur’an-ı Kerîm’de Yüce Allah:
    “Ey Muhammed! Kitaptan sana vahyolunanı oku, namaz kıl, şüphesiz namaz insanı hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor. Allah’ı anmak ne büyük şeydir, Allah yaptıklarınızı bilir.” Buyurmaktadır. (El-Ankebût: 45)

    Değerli müslümanlar,

    İbadetlerle imanın nuru daha güzel parlar. Allah sevgisi kalblerde daha güçlü bir şekilde yerleşir. Ibadetler; Yaratan, Yaşatan, Rızık veren, Koruyan Yüce Allah’ı tanımaya, O’nun nimetlerine karşı şükür görevini yerine getirmeye vesile olur. Kişiyi Allah’ınyasaklarından kaçınmaya yöneltir.
    Eğer bir müslümanın imanı ve ibedetleri, onu iyiliğe, güzelliğe yöneltmiyuorsa, o kişi, iman ve ibadetin gerçek zevkine kavuşamamış demektir. kişiyi gerçek imana, gerçek faziletlere kavuşturmayan ibadetler, şeklî olmaktan öte geçemez ve Allah katında büyük bir değer taşımaz.
    Fert ve toplum hayatında her türlü kötülüğün kaynağı Allah’ unutmaktır. Allah’ı tanımayan, O’nun emirlerine uymayaninsanlardan her çeşit fenalık beklenir. Ibadetler ise, insanı böyle bir felâketten, yani Allah’ı unutmaktan korur. Ibadet; duyarak, kalbini ve bütün varlığını Allah’a vererek, huşû ile Allah’ın huzurunda durmak ve O’nu hatırlamaktır.

    Aziz cemaat,

    Ibadetlerimiz, kalblerimizdeki imanın alâmetleri, gıdası ve cilâsıdır. Dünya nimetlerine şükürdür. Ahiretin ebedî nimetlerine ulaşma yoludur. Mü’minlerin kardeşlik parolası ve İslâm cemaatının birlik ve bütünlüğünün sembolüdür.
    Müslümanlar; oruç, namaz, hac, zekat ve kurban gibi ibadetlerlekardeş olduklarının , cemaat olduklarının şuûruna varırlar. Ibadet hayatı olmayan mü’minin imanı kupkuru kalır. Ibadetlerimiz iman hayatımıza canlılık ve güç kazandırır.
    Imansız ibadet ve amelin hiçbir kıymeti olmadığı gibi, ibadetsiz bir imanı da korumak çok zordur. Zîra hayat yolculuğu; insana Allah’ı unutturacak, kişiyi Yaratan’dan uzaklaştıracak, şeytanın tuzağına düşürecek, Allah sevgisini kalblerden silecek engellerle doludur. Çünkü o, düşünecek, çalışacak, kazanacak , toplum fertleri ile sıkı ilişkiler içinde olacaktır.
    Günlük hayatta insanı yolundan şaşırtacak sayısız olaylar vardır. Insanı bunlardan kurtaracak, Yaratan Yüce Allah’a yöneltecek bir disiplin gereklidir. Işte bunu ibadetlerimiz sağlar.
    Günde beş defa Allah’ın huzûruna çıkan insan Yaratan’ını unutmaz. O’nu sever, O’na karşıo daimâ sorumluluk duygusu içinde bulunur. Davranışlarını bu sorumluluk duygusu içinde düzenler. Ibadetlerimiz, adetâ kalblerimizin içine yerleşen bir çeşit bekçilerdir.

    Aziz cemaat,

    Iman bir ışığa benzer. Amel onun koruyucusudur. Iman bir ağaca benzer. Amel onun suyu, güneşi ve gıdasıdır. Camı kırılan fener nasıl sönmeye mahkûmsa; suyu, güneşi ve gıdası kesilen ağaç, nasıl kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa; ibedetlerle beslenmeyen, korunmayan iman da öylece sönme ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalır.
    Ibadetten maksat, ruhu maddenin te’sîrinden kurtarmak, onu güzel huylarla bezeyip nefse hakim kılmaktır. Insan, ruhunun emrine uydukça yükselir; bedeninin emrine girdikçe süflîleşir.. insan ruhu, iyi duygularla zenginleştikçe melekleşir, hattâ melekleri de aşar. Kalb ve ruh, kötü hislerin barınağı ise; o insan, hayvandan da aşağı düşmüş ve cehennemin çukuruna yuvarlanmıştır.

    Hulâsa aziz din kardeşlerim,

    Imanımız, dualarımız, ibadetlerimiz ve güzel ahlâkımız bir bütündür. Bunlar bir bütünlük içinde birbirlerini tamamladıkları sürece moralimiz yükselir, mutluluğumuz artar, hayat sevincimiz güçlenir. Bu manevî değerlere ulaşankişiler, içinde yaşadıkları toplumla da ahenk içinde olurlar. Böylesi kişiler, ?evrelerinde kırkınlıklara, uygunsuzluklara, çekememezliğe ve çıkar çekişmelerine sebep olmazlar.
    Geçimsizlik, haksızlık, bölücülük yaparak kendilerinin ve toplumlarının huzurunu yok eden davranışlarda bulunmazlar. Özellikle, namaz ve oruç gibi vakitli ibadetlere devam eden müslümanların şuûrunda zaman disiplini oluşur. Tembellikten, uyuşukluktan kurtulurlar. Temizlik içinde, düzenli ve sağlıklı bir hayat yaşarlar.
    Her müslüman, inancı, ibadetleri ve güzel davranışları ile bu güzel hedeflere ulaşmak için çalışmalıdır.
    Ne mutlu imanı ve ibadetleri ile ruhunu zenginleştirenlere...


    (HATİPLERE HUTBELER 2-Kemâl GÜRAN)






+ Yorum Gönder