Konusunu Oylayın.: Mezhep farkı evliliğe mani midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mezhep farkı evliliğe mani midir ?
  1. 24.Nisan.2012, 13:14
    1
    Misafir

    Mezhep farkı evliliğe mani midir ?

  2. 24.Nisan.2012, 14:54
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mezhep farkı evliliğe mani midir ?




    Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a ve âhirete iman eden herkes (diğer iman esasları bu dördünün içindedir) mümin ve Müslüman kabul edilmelidir. Alevî olsun Sünni olsun bu hususları kabul eden her Müslüman birbirinin din kardeşidir. Dolayısıyla Hz. Ali, Mehdi vb. konulardaki düşünceleri, ibadet ve ameldeki bazı farklılıkları sebebiyle Alevî kardeşlerimizle sosyal ilişkilerden kaçınmak yanlış bir telakkidir.

    Aradaki ortak ve farklı noktalar, bu iki Müslüman gurubun bir arada kardeşçe yaşamalarına engel olmamalıdır. Farklı inanış ve anlayışlar tartışma dışı bırakılır, taraflar farklılıklarından dolayı aşağılanmaz ve kınanmaz, devamlı ortak noktalar vurgulanırsa bir arada kardeşçe ve hayırlı işlerde işbirliği içinde yaşamaları daha da kolaylaşacaktır.

    Tüm bu zikredilenlerden hareketle bir Alevî ile Sünnî’nin evlenmesine haram diyebilmek mümkün değildir. Ancak, evlilikte göz önünde bulundurulması tavsiye edilen kültürel benzeşme önem arz etmektedir. Böyle bir evlilikte ileriye yönelik problemlerin çıkması ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla mezhep farkından ziyade, huzurlu bir evliliği tehdit eden kültürel ve bireysel unsurlara dikkat etmekte fayda vardır.


    Sakarya İl Müftülüğü



  3. 24.Nisan.2012, 14:54
    2
    Silent and lonely rains



    Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a ve âhirete iman eden herkes (diğer iman esasları bu dördünün içindedir) mümin ve Müslüman kabul edilmelidir. Alevî olsun Sünni olsun bu hususları kabul eden her Müslüman birbirinin din kardeşidir. Dolayısıyla Hz. Ali, Mehdi vb. konulardaki düşünceleri, ibadet ve ameldeki bazı farklılıkları sebebiyle Alevî kardeşlerimizle sosyal ilişkilerden kaçınmak yanlış bir telakkidir.

    Aradaki ortak ve farklı noktalar, bu iki Müslüman gurubun bir arada kardeşçe yaşamalarına engel olmamalıdır. Farklı inanış ve anlayışlar tartışma dışı bırakılır, taraflar farklılıklarından dolayı aşağılanmaz ve kınanmaz, devamlı ortak noktalar vurgulanırsa bir arada kardeşçe ve hayırlı işlerde işbirliği içinde yaşamaları daha da kolaylaşacaktır.

    Tüm bu zikredilenlerden hareketle bir Alevî ile Sünnî’nin evlenmesine haram diyebilmek mümkün değildir. Ancak, evlilikte göz önünde bulundurulması tavsiye edilen kültürel benzeşme önem arz etmektedir. Böyle bir evlilikte ileriye yönelik problemlerin çıkması ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla mezhep farkından ziyade, huzurlu bir evliliği tehdit eden kültürel ve bireysel unsurlara dikkat etmekte fayda vardır.


    Sakarya İl Müftülüğü



  4. 24.Nisan.2012, 15:01
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mezhep farkı evliliğe mani midir ?

    ister alevi olsun isterse sünni fark etmez
    5 vakit namazını kılmayan
    kılsa da sapık fırkalara mensub birine ne kızımı veririm
    ne de böyle birini oğluma alırım
    kızım ve oğlum böyle biri ile evlenmek isterlerse
    bana "baba" dememek şartı ile istedikleri haltı yiyebilirler

    Allah'ım! kendimiz ve evladımız hususunda sana sığınırız
    Sen bizi nefsimizle başbaşa bırakma
    Amin

    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    bu konu dinde küfüv olarak bilinir
    hakkında ise şunları buldum:

    Yâ Ali! Üç şeyi geciktirme! Namazı evvel vaktinde (girince) kıl! Hazırlanmış cenâzenin namazını hemen kıl! Dul veya kızı küfvü isteyince hemen ver. (Hadîs-i şerîf-Eşi'ât-ül-Lemeât)

    Namaz kılmanın birinci vazîfe olduğuna inandığı hâlde, tembellik ederek kılmayan kişi fâsık (büyük günâh işliyen) olup, sâlihâ (dînine bağlı) kızın küfvü değildir. (Ömer Nesefî)

    Kadını, kızı küfvüne vermek lâzımdır. Küfüv zengin olmak, maaşı çok olmak demek değildir. Küfüv olmak, erkeğin sâlih (dînine bağlı) müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikâdında (doğru îmân sâhibi olması), namaz kılması, içki içmemesi, yâni İslâmiyet'e uyması ve nafaka kazanacak kadar iş sâhibi olması demektir. Erkeğin böyle küfv olmasını düşünmeyip de, zengin ve apartman sâhibi olmasını isteyenler, kızlarını felâkete sürüklemiş, Cehennem'e atmış olurlar. Kızın da namaz kılması, tesettüre (örtünmeye) dikkat etmesi lâzımdır. (Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî)
    sozluk.ihya.org sitesinden alıntıdır.

    Evlilikte Denklik (Küfüv):

    Kelime olarak küfüv, denklik ve eşi olmak demektir.

    Fıkıhda ise, evlenecek olan çiftlerin, birbirlerine bazı konularda denk olmaları demektir.

    Evlenmede denklik, kadınlar için erkekte aranır. Yâni bir erkeğin, evleneceği kadına, müslümanlık, neseb, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için öngörülmüştür.

    Mezhepler, evlenecek kişiler arasında dindârlık bakımından eşitlik bulunmasının kesinlikle gerekli olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Bunun yanında Hanefîler, erkeğin soy bakımından, kadından daha aşağı olmaması gerektiğini söylemişlerdir. (113)

    İslâm hukûkunda denklikten maksad, evlenecek eşler arasında dînî, ekonomik ve sosyal seviye bakımından yakınlık ve denklik bulunmasıdır. Bu denkliğin, hem çiftler arasında, hem de hısımları arasında seâdet, huzûr ve sevgiye vesîle olacağı düşünülmüştür.

    Evlilikte denklik, bir sıhhat şartı değil, bağlayıcılık şartıdır. Yâni denklik, evlilik için mecbûrî bir şart olmayıp, ancak âile seâdetinin te’mîni içindir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali (r.a.)’a hitâben şöyle buyurmuşlardır:

    "Üç şeyi geciktirme:

    Vakti gelince namazı; hazır olduğunda cenâzeyi; dengini bulunca evlenecek kızı..." (114)

    Ayrıca başka bir hadîs-i şerîfde:

    "Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velîleri evlendirsin.. On dirhemden az mehir yoktur." (115) buyurulur.

    Hanefîler’e göre denklik (kefâet), altı yerde aranır. Bunlar: Dindârlık, İslâm, hürriyet, neseb, mal ve meslektir.



    1. Dindârlık: Dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir erkek, iffetli ve fazîletli bir kadına denk sayılmaz. Aynı şekilde, dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir kadın da, iffetli ve fazîletli bir erkeğe denk sayılmaz.

    2. İslâm: Burada denklikten maksad, kocanın müslüman olması değildir. Zîrâ kocanın müslüman olması, evliliğin sıhhat şartıdır. Müslüman olmada denklik, kocanın, babası veya büyükbabası bakımından aranır.

    3. Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir.

    4. Neseb: Bu konudaki denklik, Araplar arasında geçerli sayılmıştır.

    5. Mal: Eşlerin, aynı derecede mal ve servet sahibi olması da, evlilikte önemli bir unsurdur.

    6. Meslek: Evlenecek erkek ve kadının velîlerinin iş ve meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. (116)

    Ayrıca çiftler arasında boy ve güzellik gibi fizîkî ölçülere de dikkat edilmesi, eşlerin anlaşabilmeleri ve birbirleriyle uyum sağlayabilmeleri açısından önemli bir husustur.

    Netice olarak İslâm hukukçularının büyük çoğunluğu, nikâhın mûteber olmasında kocanın kadına denk olmasının şart olduğunda müttefiktirler. Denkliğin, mutlakâ dindârlık ve güzel ahlâkda aranması gerektiği üzerinde görüş birliğine varmışlardır.Asr-ı seâdetteki tatbîkâta bakıldığında da denkliğin, en başta dindârlık ve güzel ahlâkda arandığı açıkça görülür. Ashâb-ı kirâmdan Sehl b. Sa’d es-Sâidî (r.a.) anlatıyor:

    "Birgün Rasûlullâh (s.a.v.)’in huzûrundan bir adam geçti. Hz. Peygamber (s.a.v.) yanında oturanlardan birine;

    "Şu geçen hakkında ne dersin?" buyurdu.

    O da:

    "Eşrâfdan biridir. Vallâhi kız istese kendisine verilmesine, bir şey hakkında konuşsa, sözünün dinlenmesine çok lâyıktır." cevâbını verdi.

    Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz sustular. Bir müddet sonra bir başkası geçti. Bu sefer yine:

    "Ya bunun hakkında ne dersin?" buyurdu.

    Adam cevap verdi:

    "Yâ Rasûlallâh, bu müslümanların fakirlerinden biridir. Kız istese reddedilmeye, bir şey hakkında şefâat etse, kabul olunmamaya ve konuştuğu vakit, sözü dinlenmemeye lâyıktır."

    Bunun üzerine Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular:

    "(Hayır) bu (adam), yeryüzü dolusunca öbüründen hayırlıdır." (117)

    Evlenecek eşler, güzellik ve zenginlik câzibesine kapılarak ahlâkı ve dîni zayıf kadınlarla evlenmemelidirler. Böyle evlilikler, çoğu zaman hüsranla neticelenmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, dâimâ dindâr olan kadınların tercih edilmesini tavsiye buyurmuşlardır.

    Hakîkatte denklik; erkeğin değil, kadının menfaatine yönelik bir haktır. Eşlerin, gönül ve görüş birliğine sâhip olmaları da zarûrîdir. Zîrâ, bu yönlerden anlaşamayan çiftler, mutlu bir hayât yaşayamazlar.

    .
    ehli sünnetin dört mezhebi içinde kız alıp vermek de bu kurallara tabiidir
    Allahu Alem


  5. 24.Nisan.2012, 15:01
    3
    âb ü kil
    ister alevi olsun isterse sünni fark etmez
    5 vakit namazını kılmayan
    kılsa da sapık fırkalara mensub birine ne kızımı veririm
    ne de böyle birini oğluma alırım
    kızım ve oğlum böyle biri ile evlenmek isterlerse
    bana "baba" dememek şartı ile istedikleri haltı yiyebilirler

    Allah'ım! kendimiz ve evladımız hususunda sana sığınırız
    Sen bizi nefsimizle başbaşa bırakma
    Amin

    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    bu konu dinde küfüv olarak bilinir
    hakkında ise şunları buldum:

    Yâ Ali! Üç şeyi geciktirme! Namazı evvel vaktinde (girince) kıl! Hazırlanmış cenâzenin namazını hemen kıl! Dul veya kızı küfvü isteyince hemen ver. (Hadîs-i şerîf-Eşi'ât-ül-Lemeât)

    Namaz kılmanın birinci vazîfe olduğuna inandığı hâlde, tembellik ederek kılmayan kişi fâsık (büyük günâh işliyen) olup, sâlihâ (dînine bağlı) kızın küfvü değildir. (Ömer Nesefî)

    Kadını, kızı küfvüne vermek lâzımdır. Küfüv zengin olmak, maaşı çok olmak demek değildir. Küfüv olmak, erkeğin sâlih (dînine bağlı) müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikâdında (doğru îmân sâhibi olması), namaz kılması, içki içmemesi, yâni İslâmiyet'e uyması ve nafaka kazanacak kadar iş sâhibi olması demektir. Erkeğin böyle küfv olmasını düşünmeyip de, zengin ve apartman sâhibi olmasını isteyenler, kızlarını felâkete sürüklemiş, Cehennem'e atmış olurlar. Kızın da namaz kılması, tesettüre (örtünmeye) dikkat etmesi lâzımdır. (Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî)
    sozluk.ihya.org sitesinden alıntıdır.

    Evlilikte Denklik (Küfüv):

    Kelime olarak küfüv, denklik ve eşi olmak demektir.

    Fıkıhda ise, evlenecek olan çiftlerin, birbirlerine bazı konularda denk olmaları demektir.

    Evlenmede denklik, kadınlar için erkekte aranır. Yâni bir erkeğin, evleneceği kadına, müslümanlık, neseb, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için öngörülmüştür.

    Mezhepler, evlenecek kişiler arasında dindârlık bakımından eşitlik bulunmasının kesinlikle gerekli olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Bunun yanında Hanefîler, erkeğin soy bakımından, kadından daha aşağı olmaması gerektiğini söylemişlerdir. (113)

    İslâm hukûkunda denklikten maksad, evlenecek eşler arasında dînî, ekonomik ve sosyal seviye bakımından yakınlık ve denklik bulunmasıdır. Bu denkliğin, hem çiftler arasında, hem de hısımları arasında seâdet, huzûr ve sevgiye vesîle olacağı düşünülmüştür.

    Evlilikte denklik, bir sıhhat şartı değil, bağlayıcılık şartıdır. Yâni denklik, evlilik için mecbûrî bir şart olmayıp, ancak âile seâdetinin te’mîni içindir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali (r.a.)’a hitâben şöyle buyurmuşlardır:

    "Üç şeyi geciktirme:

    Vakti gelince namazı; hazır olduğunda cenâzeyi; dengini bulunca evlenecek kızı..." (114)

    Ayrıca başka bir hadîs-i şerîfde:

    "Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velîleri evlendirsin.. On dirhemden az mehir yoktur." (115) buyurulur.

    Hanefîler’e göre denklik (kefâet), altı yerde aranır. Bunlar: Dindârlık, İslâm, hürriyet, neseb, mal ve meslektir.



    1. Dindârlık: Dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir erkek, iffetli ve fazîletli bir kadına denk sayılmaz. Aynı şekilde, dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir kadın da, iffetli ve fazîletli bir erkeğe denk sayılmaz.

    2. İslâm: Burada denklikten maksad, kocanın müslüman olması değildir. Zîrâ kocanın müslüman olması, evliliğin sıhhat şartıdır. Müslüman olmada denklik, kocanın, babası veya büyükbabası bakımından aranır.

    3. Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir.

    4. Neseb: Bu konudaki denklik, Araplar arasında geçerli sayılmıştır.

    5. Mal: Eşlerin, aynı derecede mal ve servet sahibi olması da, evlilikte önemli bir unsurdur.

    6. Meslek: Evlenecek erkek ve kadının velîlerinin iş ve meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. (116)

    Ayrıca çiftler arasında boy ve güzellik gibi fizîkî ölçülere de dikkat edilmesi, eşlerin anlaşabilmeleri ve birbirleriyle uyum sağlayabilmeleri açısından önemli bir husustur.

    Netice olarak İslâm hukukçularının büyük çoğunluğu, nikâhın mûteber olmasında kocanın kadına denk olmasının şart olduğunda müttefiktirler. Denkliğin, mutlakâ dindârlık ve güzel ahlâkda aranması gerektiği üzerinde görüş birliğine varmışlardır.Asr-ı seâdetteki tatbîkâta bakıldığında da denkliğin, en başta dindârlık ve güzel ahlâkda arandığı açıkça görülür. Ashâb-ı kirâmdan Sehl b. Sa’d es-Sâidî (r.a.) anlatıyor:

    "Birgün Rasûlullâh (s.a.v.)’in huzûrundan bir adam geçti. Hz. Peygamber (s.a.v.) yanında oturanlardan birine;

    "Şu geçen hakkında ne dersin?" buyurdu.

    O da:

    "Eşrâfdan biridir. Vallâhi kız istese kendisine verilmesine, bir şey hakkında konuşsa, sözünün dinlenmesine çok lâyıktır." cevâbını verdi.

    Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz sustular. Bir müddet sonra bir başkası geçti. Bu sefer yine:

    "Ya bunun hakkında ne dersin?" buyurdu.

    Adam cevap verdi:

    "Yâ Rasûlallâh, bu müslümanların fakirlerinden biridir. Kız istese reddedilmeye, bir şey hakkında şefâat etse, kabul olunmamaya ve konuştuğu vakit, sözü dinlenmemeye lâyıktır."

    Bunun üzerine Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular:

    "(Hayır) bu (adam), yeryüzü dolusunca öbüründen hayırlıdır." (117)

    Evlenecek eşler, güzellik ve zenginlik câzibesine kapılarak ahlâkı ve dîni zayıf kadınlarla evlenmemelidirler. Böyle evlilikler, çoğu zaman hüsranla neticelenmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, dâimâ dindâr olan kadınların tercih edilmesini tavsiye buyurmuşlardır.

    Hakîkatte denklik; erkeğin değil, kadının menfaatine yönelik bir haktır. Eşlerin, gönül ve görüş birliğine sâhip olmaları da zarûrîdir. Zîrâ, bu yönlerden anlaşamayan çiftler, mutlu bir hayât yaşayamazlar.

    .
    ehli sünnetin dört mezhebi içinde kız alıp vermek de bu kurallara tabiidir
    Allahu Alem





+ Yorum Gönder