Konusunu Oylayın.: Şiilikteki 12 imam kimlerdir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şiilikteki 12 imam kimlerdir ?
  1. 24.Nisan.2012, 13:12
    1
    Misafir

    Şiilikteki 12 imam kimlerdir ?

  2. 24.Nisan.2012, 23:01
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Şiilikteki 12 imam kimlerdir ?




    ONİKİ İMAM (İSNA AŞERİYE)

    Şia mezheplerinden Caferiye veya İmamiye-i isna aşeriye mezhebine göre din ve dünya işlerini düzenleyen ve dini önder ve hüccet olarak kabul edilen on iki rehber İlki Hz Ali olan bu on iki imamı mezheplerinin temeli sayan Şiîlere verilen isim de "İsna Aşeriye"dir
    Şia içinde çok önemli bir yere sahip olan İmamiyenin çoğunluğu, Ca'fer-i Sâdık dahil olmak üzere ilk altı imam hakkında ittifak ettikleri halde, onun ölümünden sonra (148/765) imametin beş oğlundan hangisine geçtiği hususunda anlaşmazlığa düşmüşlerdir Büyük çoğunluk, Mûsa el-Kâzım'ı imam olarak kabul etmiştir Fakat onun gerçekten ölüp ölmediği hususunda ihtilafa düşülmüş; ancak ekseriyet Musa el-Kâzım'ın öldüğüne inanmıştı İşte bu son gruba "el-Kut'iyye" denmiş; imameti onun oğlu Ali er-Rızâ'ya ve ondan sonra gelen ve on iki imamı tamamlayan kişilere nisbet ettikleri için de kendilerine "İsna aşeriye" ismi verilmiştir Bu inanca göre; imamet, Hz Ali'den başlayarak onun oğullan Hz Hasan ve daha sonra Hz Hüseyin'e intikal eder Hz Hüseyin'den de kesintiye uğramaksızın babadan oğula geçerek oniki imamı tamamlar Şia'nın çoğunluğunu teşkil eden ve sonraki devirlerde imamiye denilince akla gelen, bu İsnâ aşeriye'dir (Bekir Topaloğlu, Kelam ilmi, İstanbul 1981, s, 218)
    Sonuncu imam, Muhammed el-Mehdî, beş altı yaşlarındayken babası vefat etmiştir Şia inancında el-Mehdî, el-Muntazar, Sâhibu'z-Zaman, el-Hucce, el-Kâim gibi sıfatlarla da anılan bu on ikinci ve sonuncu imam Muhammed el-Mehdî, Şiilere göre, on yaşlarındayken Samarra'daki babasının evinde Serdab'a (yeraltı odası) girmiş ve bundan sonra geri dönmemiş, izi kaybolmuştur Ancak o ölmemiş, bir gün geri dönüp Şia iktidarını temin edecek, yer yüzünden zulmü kaldıracak, adaleti getirecektir Fakat, Şia dışındaki İslâm uleması, Muhammed el-Mehdi'nin 275/888 de vefat ettiğini benimserler Bazı tarihçiler ise aslında Hasan el-Askerî'nin hiç evladı olmadığını, dolayısıyla son imamın yaşamadığını ileri sürmüşlerdir
    Şiilerin inancına göre on iki imamın asıl görevleri; Hz Peygamberin misyonunu devam ettirmek, insanların dünya ve ahiret hayatlarım tanzim etmektir Bu görevler, onlara göre, ayet ve hadislerin delâletiyle, Allah tarafından verilmiştir Onun için imamlara kesin itaat etmek, onlardan yardım ve şefaat dilemek şarttır
    İmamiye inancına göre; bu imamlar Kur'an'dan, Kur'an da onlardandır Onlar hüccettirler; her hüccet, yani imam kendisinden sonra gelecek olan imamı belirleyip tayin ettikten sonra dünyadan gitmiştir İmam, müslümanların en bilgini, en üstünü en doğrusu ve ismet sahibi bir kişidir Allah imamların isimlerini Peygambere bildirmiş, o da onları insanlara tanıtmıştır (Yaşar Kutluay; İslam ve Yahudi mezhepleri, Ankara 1965, s 111) Hz Muhammed hariç bütün peygamberlerden üstün kabul edilen imamların kendileri peygamber değildirler On iki imam görüşüne sahip olan İsna Aşeriye, Fıkıhta altıncı imam olan Ca'fer-i Sâdık'a tâbi olduklarından, onlara "Ca'feriye" de denilmiştir On altıncı yüzyılın başlarından yani Şâh İsmail Safevî'nin iktidara gelişinden beri (906/ 1500) İranın resmi mezhebi mahiyetinde olan anlayış İsna Aşeriye'dir (İrfan Abdülhamid, İslâmda İtikadi Mezhepler ve Akaid Esasları, (Çev M Saim Yeprem), İstanbul 1981, s 37; Hüseyin Atay, Ehl'i-St)nnet ve Şia, Ankara 1983, s 139)
    On iki İmam mezhebi (İsna Aşeriye) nin temel görüşleri şöyle özetlenebilir:
    a- İmametin ve her zaman bir imamın bulunmasının gerekliliği; İmamet, dinin bir rüknüdür, İslam'ın temelidir Şia içinde bazı âlimler imameti ve adı geçen imamların imamlığını inkâr edenlerin İslam'dan çıkmadığını da savunmuşlardır (İrfan Abdülhamid, age, 38)
    b- Nas ve tayin: Oniki İmam mezhebi Şiileri, Hz Peygamberin Hz Ali'yi halife tayin ettiğini kesin kabul ederler Böylece imamlar Peygamber'den başlayıp devam eden bir silsiledir Bu görüşlerini Hz Peygamberin sözlerine dayandırırlar
    c- İmamların masum olması: İmamiye, imamların ancak Allah'a asî olmaktan masum olduğu hususunda ittifak etmişlerdir İmamlar büyük-küçük, kasten veya yanlışlıkla hiç bir şekilde hata işlemezler
    Bu husus imamın sözünün dinlenmesi, korkusunun kalplerden çıkmaması içindir
    d- İmamların on iki oluşu: On iki İmam mezhebine tabi olanlar, Hz Peygamberden sonra imamların on iki tane olduğunda ittifak etmişlerdir (Hüseyin Atay, age, s, 137 vd)
    Necip TAYLAN


    Oniki İmam
    1- Ali el-Murtaza: Hz Muhammed (sas)'in amcasının oğlu olup, ona ilk iman edenlerdendir Hz Osman'ın şehid edilişinden sonra halife seçilen Hz Ali, Ehl-i Sünnet'in Raşid halife olarak tanıdığı halifelerin dördüncüsüdür O, Hicri 40 (M 661) yılında şehid edilmiştir Şiiler Hz Ali'yi ilk imam olarak telakki ederler ve önceki halifelerin nassa aykırı davranarak onun hakkını gasbettiklerine inanırlar (Hayatı için bk Ali b Ebi Talib Mad)
    2- Hasan el-Müctebâ: Hz Ali şehid edildikten sonra, taraftarları olan Kufeliler, Hz Fatıma'dan olan büyük oğlu Hz Hasan'a bey'at ettiler Hz Hasan Hz Muaviye'ye karşı giriştiği bir askerî teşebbüste başarı sağlayamayınca, Muaviye ile anlaşarak hilafet hakkından feragat etti Hz Hasan, Hicri 50 (M 670)'de vefat etmiş olup, Şiiler ittifakla ikinci imam olarak onu tanırlar (geniş bilgi için bk Hasan b Ali Mad)
    3- Hüseyin eş-Şehid: Muaviye'nin ölümünden sonra, Yezid b Muaviye'nin veliahd usuluyle hilafet makamına oturması üzerine Kufeliler Hz Hüseyin'e mektuplar yazarak Kufe'ye geldiği takdirde ona bey'at edeceklerini bildirdiler Hz Hüseyin, Kufe'ye doğru yola çıktı Kerbelâ Mevkiine gelince Yezid'in gönderdiği orduyla karşılaştı Resulullah (sas)'ın torunu Hz Hüseyin burada vahşice şehid edildi (10 Muharrem 61/10 Ekim 680) Şiiler üçüncü imam olarak Hz Hüseyin'i kabul ederler Onun şehit edildiği 10 Muharrem Aşura günü Şiilerce bir matem günü kabul edilir ve çeşitli merasimler düzenlenerek bu gün anılır (Geniş bilgi için bk Hz Hüseyin Mad)
    4- Ali Zeynelâbidin es-Seccâd b Hüseyin: Hz Hüseyin'in oğlu olup, rivayete göre annesi, Kisra Yezducerd'in Medine'ye getirilen üç kızından biridir Kufe'de 34 veya 36 (m 655, 656) yılında doğmuştur (bk İbnul-İmad el-Hanbelî, Şezeratü'z-Zeheb, Beyrut ty, I, 105)
    Zeynelâbidin, Kerbelâ olayı sırasında çocuk yaşta olup hasta olarak çadırda yatmakta idi Hz Hüseyin'i şehid eden grubun lideri Şamir onu öldürmek istemiş, ancak ordu komutanı Ömer b Sa'd buna izin vermemişti (İbnul-Esir, el-Kâmil fi't-Tarih, Beyrut 1979, IV, 79)
    Medineliler Yezid'e karşı Abdullah b Hamala liderliğinde kıyam'a kalktıklarında, Ali Zeynelabidin de Medine'de bulunmaktaydı O, bu kıyama katılmayarak kendisine dokunulmamasını istemiş ve bu isteği kabul edilmişti Zeynelabidin kendi ailesi ve Mervan b Hakem'in ailesini yanına alarak Medine'den çıktı ve Yenbu tarafına gitti (İbnu'l-Esir, age, IV, 13; Ayrıca bk Harra olayı mad)
    Daha sonra Mervan onu, Yezid'in Medine'ye gönderdiği ordu komutanı Müsim b Ukbe'nin şerrine karşı korudu Yezid de ona dokunmaması için Müslim'e bir emir göndermiş bulunmaktaydı (age, IV,119) Zeynelabidin 94 (712) tarihinde vefat etmiştir (İbnul-İmad, age, I, 104)
    Ali b Hüseyin, takvası ve aşırı derecede ibadete düşkün olmasından dolayı Zeynelabidin şeklinde isimlendirilmiştir Onun, ölene kadar her gece bin rekât namaz kıldığı rivayet edilmektedir Zuhrî, onun için; "Zeynelabidinden daha fakîh birini görmedim Ancak hadis bilgisi azdı" Said b Müseyyeb de; "Ben, ondan daha fazla vera' sahibi olan bir kimse görmedim" (İbnu'l-İmâd, I,105) demektedir
    5- Muhammmed el-Bâkir b Ali: Hicrî 56'da doğmuştur Künyesi Ebû Cafer'dir Medine fukahasından olup, ilmî seviyesi, meselelerin iç gerçeklerine nüfuz edebilen ve onların hakikatlerine ulaşabilen bir tecassüs kabiliyetine sahip olmasından dolayı "el-Bakır" lakabıyla anılmaktadır Muhammed Bakır, seçkin hadis alimlerinden biriydi Ebû Said el-Hudrî başta olmak üzere, bazı sahabilerden hadis rivayet etmiştir Onun, konuşurken insanlara faydalı olabilecek şeylerden bahsettiği; hikmet dolu bir üsluba sahip olduğu ve insanları vaazlarıyla irşad etmeye gayret gösterdiği rivayet edilmektedir (İbnul-İmâd, age, I, 149)
    Şiilerin imamiye ekolü onu beşinci İmam olarak kabul etmektedir Daha önce kardeşi Zeyd'in etrafında bulunan grubun, Şeyheyn'e hakaret etmeyi reddetmesi üzerine ondan ayrılarak Ca'fer'i Sadık'ı imam tanıdıklarını bildirdiler ve imametin Ca'fer es-Sâdık'a intikal ettiği inancını benimsediler Tabiî bu durum Cafer-i Sadık'ın Hz Ömer ve Hz Ebu Bekir hakkında kötü zan beslediği anlamına gelmez Zira o, Ehl-i beyt'e büyük zulümler yapmış olan Emevî ailesine mensup olmasına rağmen; Beşinci Raşid Halife Ömer b Abdülaziz'den "Her kavmin bir necibi vardır Umeyye oğullarının necibi ise Ömer b Abdülaziz'dir Allah onu kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak diriltecektir" şeklinde övgüyle sözederdi (İbnu'l-Esir, age, V, 62)
    Muhammed Bakır 114 (732-733) yılında Medine'de vefat etmiştir Onun 115 yılında vefat ettiği de söylenmektedir (İbnul-Esir, age, V,180) O vefat ettiği zaman 58 yaşındaydı Ancak onun ömrü hakkında 56 ile 73 yaşları arasında değişen muhtelif kayıtlar bulunmaktadır (İbnul-İmad
    age, I,149; İbnul-Esîr, age, aynı yer)
    6- Ca'fer es-Sadık b Muhammed: İmamiye Şiası'nın altıncı imam olarak kabul ettiği Ca'fer-i Sâdık, İslâm tarihinin mümtaz, alim ve muttaki şahsiyetlerinden biridir Ebu Hanife ve İmam Malik gibi büyük müctehidlere hocalık yapmıştır O, gerçek Ehl-i Sünnet çizgisinde bir kimse olup, bu çizgiden sapma gösteren Şiî gruplarla, önceki imamlarda olduğu gibi alâkası yoktur (Hayatı için bk Ca'fer-i Sâdık ve Caferiye Mad)
    7- Mûsa el-Kazım b Ca'fer: Ca'fer es-Sadık'ın oğlu olup, İmamiye tarafından yedinci imam olarak kabul edilmektedir Hicrî 128 (745) yılında doğmuş (İbnul-İmad, I, 304), Medine'de babasının yanında yetişmiştir Ehl-i Beytin eziyet gören mensuplarından biridir Abbasî halifelerinden Mehdi onu Bağdat'a getirterek hapsettirmiş, rivayete göre gördüğü bir rüya üzerine bir müddet sonra onu serbest bırakmıştır (Age, aynı yer) Medine'ye dönen Mûsa Kâzım, peşinden Harun er-Reşid tarafından tekrar hapsedilmiştir İbnul-Esîr onun hapsedilmesine sebep olan olayı şöyle anlatmaktadır: "Harun er-Reşid 179 senesinde umre yaptı Dönüşte Medine'ye geldiği zaman Resulullah (sas)'ın kabrine gitti Onun yanında başka insanlar da vardı O, Resulullah'ın kabrinin başında durduğu zaman şöyle dedi: "Selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resulü; Ey amca oğlu"! Bunu, yanında bulunanlara övünmek için söylemişti Orada bulunan Mûsa b Cafer, dönerek, "Selâm Senin üzerine olsun ey baba!" dedi Harun er-Reşid'in rengi değişti ve Mûsa'ya "Bu gerçekten böbürlenmektir" diyerek çıkıştı Sonra da onu yanına alarak Irak'a götürdü ve hapsettirdi" (İbnul-Esir, age, VI, 164) Mûsa Kâzım 183 (799) yılında hapiste ölmüştür O, zamanını ibadet ve zikirle geçirmekteydi Mûsa Kâzım, Fıkıh'ta temayüz etmiş bir kimseydi Her ne kadar o, muhalif siyasi faaliyetle're iştirak etmemişse de, hapsedilmesinin gerçek sebebi yönetimin ondan kuşkulanması olmalıdır
    8- Ali er-Rıza b Mûsa:
    Hicrî 148 yılında Medine'de doğdu Ali b Mûsa, faziletinden dolayı Abbasî halifelerinden Me'mun tarafından itibar görmüştür Me'mun, Abbasî sülalesini terkederek O'nu kendine veliaht tayin etti (Ramazan 201/Mart 817) ve "Rızâ min Âl-i Muhammed" lakabıyla lakablandırdı ve O'nu Merv'e götürdü Bu durum Bağdat'da bulunan Abbasî mensuplarının Me'mun'u halifelikten azlederek, İbrahim b el-Mehdi'ye beyat etmelerine sebep oldu (İbnul-Esir, age, VI, 346) Bu, taraflar arasında Irak'ta şiddetli savaşlara sebebiyet verdi (İbnul-imad, age, II, 2)
    Ali b Mûsa, 203 (818) yılında Tûs şehrinde vefat etmiştir Onun ölüm sebebi hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır
    İbnul-İmâd, hummadan öldüğünü, zehirlenerek öldürülmüş olduğunun da söylendiğini zikretmektedir (Age, II, 6) İbnul-Esir ise, üzümü çok seven Ali er-Rıza'nın Me'mun tarafından zehirli üzüm yedirilerek zehirlendiğini zikrettikten sonra, bunun kendisine göre uzak bir ihtimal olduğunu kaydetmektedir (Age, VI, 351)
    Cenaze namazını Me'mun kılmış ve onu, Harun er-Reşid'in yanına defnetmiştir Onun türbesinin bulunduğu Meşhed (ziyaretgâh) Şiilerce kutsal bir mekan kabul edilir imamiyenin 8 İmam olarak kabul ettiği Ali b Mûsa'ya çok sayıda keramet atfedilmektedir Ali b Mûsa, kendisinin Me'mun tarafından veliaht tayin edilmiş olmasına rağmen siyasi bir grubun lideri olarak bir kıyamda bulunmamıştır (Me'mun'un, Ali Rıza b Musa'yı veliaht tayin etmesi ve ölümü ile ilgili daha fazla bilgi için bk Nasan İ Hasan, İslâm Tarihi, Terc İsmail Yiğit-S Gümüş, İstanbul 1985, II, 495 vd)
    9- Muhammed el-Cevad et-Takıy b Ali:
    İmamiye'nin, dokuzuncu imam olarak kabul ettiği Muhammed b Ali, Ramazan 195 (Haziran 811)'de Medine'de doğmuştur Muhammed, Abbasî halıfesi Me'mun tarafından ikram ve saygı görmüştür Muhammed'i sarayına alan Me'mun onu kızlarından Ümmü Fazl ile evlendirdi 202 (817-818) (İbnul-Esir, age, VI, 350) Me'mun her sene ona iki bin dirhem bahşiş vermekteydi El-Mu'tasim tahta çıktığı zaman onu Bağdat'a çağırdı Muhammed 220 yılının (Kasım 835) yirmi üç yaşında olduğu halde Bağdat'da öldü ve dedesi Kâzım'ın yanına defnedildi (İbnul-İmâd, age, II, 48)
    10- Ali el-Hâdî b Muhammed: 212 (827-828) yılında doğmuştur İmamiye tarafından onuncu imam olarak kabul edilmektedir Fakih ve ibadete düşkün bir kimseydi O, yönetime karşı kıyama hazırlandığı ithamıyla Abbasilerden el-Mütevikkele şikayet edildi Mütevekkil askerlerini onun evine gönderdi Ali el-Hâdî, üzerinde kıldan bir elbise olduğu halde namaz kılmaktaydı Evinde toprağın üzerine serilmiş bir yatak dahi yoktu Ali el-Hâdî, Mütevekkile götürüldü ve durumu ona anlatıldı Onun büyüklüğünü kavrayan el-Mütevekkil, Ali el-Hâdiyi yanına oturttu ve ona dört bin dinar verilmesini emretti Ali el-Hâdi, 254 (868) yılında Samarrada ölmüştür (İbnül İmâd, age, II, 128; İbnül-Esîr, age, VII, 189)
    11- Hasan el Askerî Ali b Muhammed Cevad: 232 yılında Medinede doğmuş, gençliğini burada geçirmiştir Açıktan hiç bir siyasi faaliyeti olmamasına rağmen Mütevekkil ondan kuşkulanmış ve hareketlerini kontrol altında tutabilmek için onu asker (Samarra) şehrine getirtmiştir El-Askerî göz hapsinde bulunduğu Samarada genç yaşta 260 (873-74) yılında vefat etmiştir (İbnül-İmâd, II, 141; İbnül-Esîr, VII, 274)
    Hasan el-Askerî de ecdadı gibi ömrünü zühd ve takva içerisinde geçirmiştir İmamiyenin on birinci imam kabul ettiği kimse olup, on ikinci imam olan İmam-ı Muntazar Muhammedin babasıdır
    12- Muhammed el-Mehdî b El-Hasan (İmam-ı Muntazar): 15 Şubat 255 (9 Temmuz 869)da Samarrada doğmuş olup, İmamiyenin son imamıdır Onlara göre Muhammed, babasının ölümünden sonra (H 260) evlerindeki serdaba girerek gizlenmiş ve Şia topluluğunu dört daisi aracılığıyla idare etmiştir Bu durum 328 (940) yılına kadar sürmüştür Bu dönem, gaybubet-i suğra” olarak adlandırılır 328 yılında gaybubet-i kübraya (büyük gizlilik) girdiği kabul edilen Muhammed el-Mehdînin halen yaşadığına ve ahir zamanda yeryüzüne döneceğine inanılmaktadır (bk İmam-ı Muntazar ve Mehdî mad)
    Ömer TELLİOĞLU


  3. 24.Nisan.2012, 23:01
    2
    Administrator



    ONİKİ İMAM (İSNA AŞERİYE)

    Şia mezheplerinden Caferiye veya İmamiye-i isna aşeriye mezhebine göre din ve dünya işlerini düzenleyen ve dini önder ve hüccet olarak kabul edilen on iki rehber İlki Hz Ali olan bu on iki imamı mezheplerinin temeli sayan Şiîlere verilen isim de "İsna Aşeriye"dir
    Şia içinde çok önemli bir yere sahip olan İmamiyenin çoğunluğu, Ca'fer-i Sâdık dahil olmak üzere ilk altı imam hakkında ittifak ettikleri halde, onun ölümünden sonra (148/765) imametin beş oğlundan hangisine geçtiği hususunda anlaşmazlığa düşmüşlerdir Büyük çoğunluk, Mûsa el-Kâzım'ı imam olarak kabul etmiştir Fakat onun gerçekten ölüp ölmediği hususunda ihtilafa düşülmüş; ancak ekseriyet Musa el-Kâzım'ın öldüğüne inanmıştı İşte bu son gruba "el-Kut'iyye" denmiş; imameti onun oğlu Ali er-Rızâ'ya ve ondan sonra gelen ve on iki imamı tamamlayan kişilere nisbet ettikleri için de kendilerine "İsna aşeriye" ismi verilmiştir Bu inanca göre; imamet, Hz Ali'den başlayarak onun oğullan Hz Hasan ve daha sonra Hz Hüseyin'e intikal eder Hz Hüseyin'den de kesintiye uğramaksızın babadan oğula geçerek oniki imamı tamamlar Şia'nın çoğunluğunu teşkil eden ve sonraki devirlerde imamiye denilince akla gelen, bu İsnâ aşeriye'dir (Bekir Topaloğlu, Kelam ilmi, İstanbul 1981, s, 218)
    Sonuncu imam, Muhammed el-Mehdî, beş altı yaşlarındayken babası vefat etmiştir Şia inancında el-Mehdî, el-Muntazar, Sâhibu'z-Zaman, el-Hucce, el-Kâim gibi sıfatlarla da anılan bu on ikinci ve sonuncu imam Muhammed el-Mehdî, Şiilere göre, on yaşlarındayken Samarra'daki babasının evinde Serdab'a (yeraltı odası) girmiş ve bundan sonra geri dönmemiş, izi kaybolmuştur Ancak o ölmemiş, bir gün geri dönüp Şia iktidarını temin edecek, yer yüzünden zulmü kaldıracak, adaleti getirecektir Fakat, Şia dışındaki İslâm uleması, Muhammed el-Mehdi'nin 275/888 de vefat ettiğini benimserler Bazı tarihçiler ise aslında Hasan el-Askerî'nin hiç evladı olmadığını, dolayısıyla son imamın yaşamadığını ileri sürmüşlerdir
    Şiilerin inancına göre on iki imamın asıl görevleri; Hz Peygamberin misyonunu devam ettirmek, insanların dünya ve ahiret hayatlarım tanzim etmektir Bu görevler, onlara göre, ayet ve hadislerin delâletiyle, Allah tarafından verilmiştir Onun için imamlara kesin itaat etmek, onlardan yardım ve şefaat dilemek şarttır
    İmamiye inancına göre; bu imamlar Kur'an'dan, Kur'an da onlardandır Onlar hüccettirler; her hüccet, yani imam kendisinden sonra gelecek olan imamı belirleyip tayin ettikten sonra dünyadan gitmiştir İmam, müslümanların en bilgini, en üstünü en doğrusu ve ismet sahibi bir kişidir Allah imamların isimlerini Peygambere bildirmiş, o da onları insanlara tanıtmıştır (Yaşar Kutluay; İslam ve Yahudi mezhepleri, Ankara 1965, s 111) Hz Muhammed hariç bütün peygamberlerden üstün kabul edilen imamların kendileri peygamber değildirler On iki imam görüşüne sahip olan İsna Aşeriye, Fıkıhta altıncı imam olan Ca'fer-i Sâdık'a tâbi olduklarından, onlara "Ca'feriye" de denilmiştir On altıncı yüzyılın başlarından yani Şâh İsmail Safevî'nin iktidara gelişinden beri (906/ 1500) İranın resmi mezhebi mahiyetinde olan anlayış İsna Aşeriye'dir (İrfan Abdülhamid, İslâmda İtikadi Mezhepler ve Akaid Esasları, (Çev M Saim Yeprem), İstanbul 1981, s 37; Hüseyin Atay, Ehl'i-St)nnet ve Şia, Ankara 1983, s 139)
    On iki İmam mezhebi (İsna Aşeriye) nin temel görüşleri şöyle özetlenebilir:
    a- İmametin ve her zaman bir imamın bulunmasının gerekliliği; İmamet, dinin bir rüknüdür, İslam'ın temelidir Şia içinde bazı âlimler imameti ve adı geçen imamların imamlığını inkâr edenlerin İslam'dan çıkmadığını da savunmuşlardır (İrfan Abdülhamid, age, 38)
    b- Nas ve tayin: Oniki İmam mezhebi Şiileri, Hz Peygamberin Hz Ali'yi halife tayin ettiğini kesin kabul ederler Böylece imamlar Peygamber'den başlayıp devam eden bir silsiledir Bu görüşlerini Hz Peygamberin sözlerine dayandırırlar
    c- İmamların masum olması: İmamiye, imamların ancak Allah'a asî olmaktan masum olduğu hususunda ittifak etmişlerdir İmamlar büyük-küçük, kasten veya yanlışlıkla hiç bir şekilde hata işlemezler
    Bu husus imamın sözünün dinlenmesi, korkusunun kalplerden çıkmaması içindir
    d- İmamların on iki oluşu: On iki İmam mezhebine tabi olanlar, Hz Peygamberden sonra imamların on iki tane olduğunda ittifak etmişlerdir (Hüseyin Atay, age, s, 137 vd)
    Necip TAYLAN


    Oniki İmam
    1- Ali el-Murtaza: Hz Muhammed (sas)'in amcasının oğlu olup, ona ilk iman edenlerdendir Hz Osman'ın şehid edilişinden sonra halife seçilen Hz Ali, Ehl-i Sünnet'in Raşid halife olarak tanıdığı halifelerin dördüncüsüdür O, Hicri 40 (M 661) yılında şehid edilmiştir Şiiler Hz Ali'yi ilk imam olarak telakki ederler ve önceki halifelerin nassa aykırı davranarak onun hakkını gasbettiklerine inanırlar (Hayatı için bk Ali b Ebi Talib Mad)
    2- Hasan el-Müctebâ: Hz Ali şehid edildikten sonra, taraftarları olan Kufeliler, Hz Fatıma'dan olan büyük oğlu Hz Hasan'a bey'at ettiler Hz Hasan Hz Muaviye'ye karşı giriştiği bir askerî teşebbüste başarı sağlayamayınca, Muaviye ile anlaşarak hilafet hakkından feragat etti Hz Hasan, Hicri 50 (M 670)'de vefat etmiş olup, Şiiler ittifakla ikinci imam olarak onu tanırlar (geniş bilgi için bk Hasan b Ali Mad)
    3- Hüseyin eş-Şehid: Muaviye'nin ölümünden sonra, Yezid b Muaviye'nin veliahd usuluyle hilafet makamına oturması üzerine Kufeliler Hz Hüseyin'e mektuplar yazarak Kufe'ye geldiği takdirde ona bey'at edeceklerini bildirdiler Hz Hüseyin, Kufe'ye doğru yola çıktı Kerbelâ Mevkiine gelince Yezid'in gönderdiği orduyla karşılaştı Resulullah (sas)'ın torunu Hz Hüseyin burada vahşice şehid edildi (10 Muharrem 61/10 Ekim 680) Şiiler üçüncü imam olarak Hz Hüseyin'i kabul ederler Onun şehit edildiği 10 Muharrem Aşura günü Şiilerce bir matem günü kabul edilir ve çeşitli merasimler düzenlenerek bu gün anılır (Geniş bilgi için bk Hz Hüseyin Mad)
    4- Ali Zeynelâbidin es-Seccâd b Hüseyin: Hz Hüseyin'in oğlu olup, rivayete göre annesi, Kisra Yezducerd'in Medine'ye getirilen üç kızından biridir Kufe'de 34 veya 36 (m 655, 656) yılında doğmuştur (bk İbnul-İmad el-Hanbelî, Şezeratü'z-Zeheb, Beyrut ty, I, 105)
    Zeynelâbidin, Kerbelâ olayı sırasında çocuk yaşta olup hasta olarak çadırda yatmakta idi Hz Hüseyin'i şehid eden grubun lideri Şamir onu öldürmek istemiş, ancak ordu komutanı Ömer b Sa'd buna izin vermemişti (İbnul-Esir, el-Kâmil fi't-Tarih, Beyrut 1979, IV, 79)
    Medineliler Yezid'e karşı Abdullah b Hamala liderliğinde kıyam'a kalktıklarında, Ali Zeynelabidin de Medine'de bulunmaktaydı O, bu kıyama katılmayarak kendisine dokunulmamasını istemiş ve bu isteği kabul edilmişti Zeynelabidin kendi ailesi ve Mervan b Hakem'in ailesini yanına alarak Medine'den çıktı ve Yenbu tarafına gitti (İbnu'l-Esir, age, IV, 13; Ayrıca bk Harra olayı mad)
    Daha sonra Mervan onu, Yezid'in Medine'ye gönderdiği ordu komutanı Müsim b Ukbe'nin şerrine karşı korudu Yezid de ona dokunmaması için Müslim'e bir emir göndermiş bulunmaktaydı (age, IV,119) Zeynelabidin 94 (712) tarihinde vefat etmiştir (İbnul-İmad, age, I, 104)
    Ali b Hüseyin, takvası ve aşırı derecede ibadete düşkün olmasından dolayı Zeynelabidin şeklinde isimlendirilmiştir Onun, ölene kadar her gece bin rekât namaz kıldığı rivayet edilmektedir Zuhrî, onun için; "Zeynelabidinden daha fakîh birini görmedim Ancak hadis bilgisi azdı" Said b Müseyyeb de; "Ben, ondan daha fazla vera' sahibi olan bir kimse görmedim" (İbnu'l-İmâd, I,105) demektedir
    5- Muhammmed el-Bâkir b Ali: Hicrî 56'da doğmuştur Künyesi Ebû Cafer'dir Medine fukahasından olup, ilmî seviyesi, meselelerin iç gerçeklerine nüfuz edebilen ve onların hakikatlerine ulaşabilen bir tecassüs kabiliyetine sahip olmasından dolayı "el-Bakır" lakabıyla anılmaktadır Muhammed Bakır, seçkin hadis alimlerinden biriydi Ebû Said el-Hudrî başta olmak üzere, bazı sahabilerden hadis rivayet etmiştir Onun, konuşurken insanlara faydalı olabilecek şeylerden bahsettiği; hikmet dolu bir üsluba sahip olduğu ve insanları vaazlarıyla irşad etmeye gayret gösterdiği rivayet edilmektedir (İbnul-İmâd, age, I, 149)
    Şiilerin imamiye ekolü onu beşinci İmam olarak kabul etmektedir Daha önce kardeşi Zeyd'in etrafında bulunan grubun, Şeyheyn'e hakaret etmeyi reddetmesi üzerine ondan ayrılarak Ca'fer'i Sadık'ı imam tanıdıklarını bildirdiler ve imametin Ca'fer es-Sâdık'a intikal ettiği inancını benimsediler Tabiî bu durum Cafer-i Sadık'ın Hz Ömer ve Hz Ebu Bekir hakkında kötü zan beslediği anlamına gelmez Zira o, Ehl-i beyt'e büyük zulümler yapmış olan Emevî ailesine mensup olmasına rağmen; Beşinci Raşid Halife Ömer b Abdülaziz'den "Her kavmin bir necibi vardır Umeyye oğullarının necibi ise Ömer b Abdülaziz'dir Allah onu kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak diriltecektir" şeklinde övgüyle sözederdi (İbnu'l-Esir, age, V, 62)
    Muhammed Bakır 114 (732-733) yılında Medine'de vefat etmiştir Onun 115 yılında vefat ettiği de söylenmektedir (İbnul-Esir, age, V,180) O vefat ettiği zaman 58 yaşındaydı Ancak onun ömrü hakkında 56 ile 73 yaşları arasında değişen muhtelif kayıtlar bulunmaktadır (İbnul-İmad
    age, I,149; İbnul-Esîr, age, aynı yer)
    6- Ca'fer es-Sadık b Muhammed: İmamiye Şiası'nın altıncı imam olarak kabul ettiği Ca'fer-i Sâdık, İslâm tarihinin mümtaz, alim ve muttaki şahsiyetlerinden biridir Ebu Hanife ve İmam Malik gibi büyük müctehidlere hocalık yapmıştır O, gerçek Ehl-i Sünnet çizgisinde bir kimse olup, bu çizgiden sapma gösteren Şiî gruplarla, önceki imamlarda olduğu gibi alâkası yoktur (Hayatı için bk Ca'fer-i Sâdık ve Caferiye Mad)
    7- Mûsa el-Kazım b Ca'fer: Ca'fer es-Sadık'ın oğlu olup, İmamiye tarafından yedinci imam olarak kabul edilmektedir Hicrî 128 (745) yılında doğmuş (İbnul-İmad, I, 304), Medine'de babasının yanında yetişmiştir Ehl-i Beytin eziyet gören mensuplarından biridir Abbasî halifelerinden Mehdi onu Bağdat'a getirterek hapsettirmiş, rivayete göre gördüğü bir rüya üzerine bir müddet sonra onu serbest bırakmıştır (Age, aynı yer) Medine'ye dönen Mûsa Kâzım, peşinden Harun er-Reşid tarafından tekrar hapsedilmiştir İbnul-Esîr onun hapsedilmesine sebep olan olayı şöyle anlatmaktadır: "Harun er-Reşid 179 senesinde umre yaptı Dönüşte Medine'ye geldiği zaman Resulullah (sas)'ın kabrine gitti Onun yanında başka insanlar da vardı O, Resulullah'ın kabrinin başında durduğu zaman şöyle dedi: "Selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resulü; Ey amca oğlu"! Bunu, yanında bulunanlara övünmek için söylemişti Orada bulunan Mûsa b Cafer, dönerek, "Selâm Senin üzerine olsun ey baba!" dedi Harun er-Reşid'in rengi değişti ve Mûsa'ya "Bu gerçekten böbürlenmektir" diyerek çıkıştı Sonra da onu yanına alarak Irak'a götürdü ve hapsettirdi" (İbnul-Esir, age, VI, 164) Mûsa Kâzım 183 (799) yılında hapiste ölmüştür O, zamanını ibadet ve zikirle geçirmekteydi Mûsa Kâzım, Fıkıh'ta temayüz etmiş bir kimseydi Her ne kadar o, muhalif siyasi faaliyetle're iştirak etmemişse de, hapsedilmesinin gerçek sebebi yönetimin ondan kuşkulanması olmalıdır
    8- Ali er-Rıza b Mûsa:
    Hicrî 148 yılında Medine'de doğdu Ali b Mûsa, faziletinden dolayı Abbasî halifelerinden Me'mun tarafından itibar görmüştür Me'mun, Abbasî sülalesini terkederek O'nu kendine veliaht tayin etti (Ramazan 201/Mart 817) ve "Rızâ min Âl-i Muhammed" lakabıyla lakablandırdı ve O'nu Merv'e götürdü Bu durum Bağdat'da bulunan Abbasî mensuplarının Me'mun'u halifelikten azlederek, İbrahim b el-Mehdi'ye beyat etmelerine sebep oldu (İbnul-Esir, age, VI, 346) Bu, taraflar arasında Irak'ta şiddetli savaşlara sebebiyet verdi (İbnul-imad, age, II, 2)
    Ali b Mûsa, 203 (818) yılında Tûs şehrinde vefat etmiştir Onun ölüm sebebi hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır
    İbnul-İmâd, hummadan öldüğünü, zehirlenerek öldürülmüş olduğunun da söylendiğini zikretmektedir (Age, II, 6) İbnul-Esir ise, üzümü çok seven Ali er-Rıza'nın Me'mun tarafından zehirli üzüm yedirilerek zehirlendiğini zikrettikten sonra, bunun kendisine göre uzak bir ihtimal olduğunu kaydetmektedir (Age, VI, 351)
    Cenaze namazını Me'mun kılmış ve onu, Harun er-Reşid'in yanına defnetmiştir Onun türbesinin bulunduğu Meşhed (ziyaretgâh) Şiilerce kutsal bir mekan kabul edilir imamiyenin 8 İmam olarak kabul ettiği Ali b Mûsa'ya çok sayıda keramet atfedilmektedir Ali b Mûsa, kendisinin Me'mun tarafından veliaht tayin edilmiş olmasına rağmen siyasi bir grubun lideri olarak bir kıyamda bulunmamıştır (Me'mun'un, Ali Rıza b Musa'yı veliaht tayin etmesi ve ölümü ile ilgili daha fazla bilgi için bk Nasan İ Hasan, İslâm Tarihi, Terc İsmail Yiğit-S Gümüş, İstanbul 1985, II, 495 vd)
    9- Muhammed el-Cevad et-Takıy b Ali:
    İmamiye'nin, dokuzuncu imam olarak kabul ettiği Muhammed b Ali, Ramazan 195 (Haziran 811)'de Medine'de doğmuştur Muhammed, Abbasî halıfesi Me'mun tarafından ikram ve saygı görmüştür Muhammed'i sarayına alan Me'mun onu kızlarından Ümmü Fazl ile evlendirdi 202 (817-818) (İbnul-Esir, age, VI, 350) Me'mun her sene ona iki bin dirhem bahşiş vermekteydi El-Mu'tasim tahta çıktığı zaman onu Bağdat'a çağırdı Muhammed 220 yılının (Kasım 835) yirmi üç yaşında olduğu halde Bağdat'da öldü ve dedesi Kâzım'ın yanına defnedildi (İbnul-İmâd, age, II, 48)
    10- Ali el-Hâdî b Muhammed: 212 (827-828) yılında doğmuştur İmamiye tarafından onuncu imam olarak kabul edilmektedir Fakih ve ibadete düşkün bir kimseydi O, yönetime karşı kıyama hazırlandığı ithamıyla Abbasilerden el-Mütevikkele şikayet edildi Mütevekkil askerlerini onun evine gönderdi Ali el-Hâdî, üzerinde kıldan bir elbise olduğu halde namaz kılmaktaydı Evinde toprağın üzerine serilmiş bir yatak dahi yoktu Ali el-Hâdî, Mütevekkile götürüldü ve durumu ona anlatıldı Onun büyüklüğünü kavrayan el-Mütevekkil, Ali el-Hâdiyi yanına oturttu ve ona dört bin dinar verilmesini emretti Ali el-Hâdi, 254 (868) yılında Samarrada ölmüştür (İbnül İmâd, age, II, 128; İbnül-Esîr, age, VII, 189)
    11- Hasan el Askerî Ali b Muhammed Cevad: 232 yılında Medinede doğmuş, gençliğini burada geçirmiştir Açıktan hiç bir siyasi faaliyeti olmamasına rağmen Mütevekkil ondan kuşkulanmış ve hareketlerini kontrol altında tutabilmek için onu asker (Samarra) şehrine getirtmiştir El-Askerî göz hapsinde bulunduğu Samarada genç yaşta 260 (873-74) yılında vefat etmiştir (İbnül-İmâd, II, 141; İbnül-Esîr, VII, 274)
    Hasan el-Askerî de ecdadı gibi ömrünü zühd ve takva içerisinde geçirmiştir İmamiyenin on birinci imam kabul ettiği kimse olup, on ikinci imam olan İmam-ı Muntazar Muhammedin babasıdır
    12- Muhammed el-Mehdî b El-Hasan (İmam-ı Muntazar): 15 Şubat 255 (9 Temmuz 869)da Samarrada doğmuş olup, İmamiyenin son imamıdır Onlara göre Muhammed, babasının ölümünden sonra (H 260) evlerindeki serdaba girerek gizlenmiş ve Şia topluluğunu dört daisi aracılığıyla idare etmiştir Bu durum 328 (940) yılına kadar sürmüştür Bu dönem, gaybubet-i suğra” olarak adlandırılır 328 yılında gaybubet-i kübraya (büyük gizlilik) girdiği kabul edilen Muhammed el-Mehdînin halen yaşadığına ve ahir zamanda yeryüzüne döneceğine inanılmaktadır (bk İmam-ı Muntazar ve Mehdî mad)
    Ömer TELLİOĞLU





+ Yorum Gönder