Konusunu Oylayın.: Güneşin sıcağının artması, cehennemin hararetinin artmasındandır diye bir hadis var mıdır? Eğer varsa, bunun bilimle çeliştiğini iddia edenlere nasıl cevap vermeliyiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Güneşin sıcağının artması, cehennemin hararetinin artmasındandır diye bir hadis var mıdır? Eğer varsa, bunun bilimle çeliştiğini iddia edenlere nasıl cevap vermeliyiz?
  1. 24.Nisan.2012, 13:07
    1
    Misafir

    Güneşin sıcağının artması, cehennemin hararetinin artmasındandır diye bir hadis var mıdır? Eğer varsa, bunun bilimle çeliştiğini iddia edenlere nasıl cevap vermeliyiz?






    Güneşin sıcağının artması, cehennemin hararetinin artmasındandır diye bir hadis var mıdır? Eğer varsa, bunun bilimle çeliştiğini iddia edenlere nasıl cevap vermeliyiz? Mumsema Güneşin sıcağının artması, cehennemin hararetinin artmasındandır diye bir hadis var mıdır? Eğer varsa, bunun bilimle çeliştiğini iddia edenlere nasıl cevap vermeliyiz?




  2. 24.Nisan.2012, 22:55
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Güneşin sıcağının artması, cehennemin hararetinin artmasındandır diye bir hadis var mıdır? Eğer varsa, bunun bilimle çeliştiğini iddia edenlere nasıl cevap vermeliyiz?




    İlgili hadisin meali şöyledir:
    -Ebu Hureyre anlatıyor, Peygamberimiz(asm) şöyle buyurdu: “Sıcak (öğle vakti) şiddetlendiği zaman, onu namazla serinletin. Muhakkak ki, sıcaklığın şiddeti, cehennemin nefes almasından ileri gelir. Öyle ki, cehennem ateşi Rabbine ‘Ya Rabbi! Bir kısmım bir kısmımı yedi’ diyerek şikâyette bulundu. Bunun üzerine Allah, nefesin biri kışta, biri de yazda olmak üzere (yılda) iki nefes almasına izin verdi. İşte sizin gördüğünüz en şiddetli sıcak ve en şiddetli zemherir/soğuk bundan(bu iki nefesten meydana gelmekte)dır.” (Buharî, Mevakît, 9; Müslim, Mesacid, 185, 186, 187)
    - Bu hadis-i şerifte, dünyadaki mevsimlerin - kış ve yaz mevsimlerindeki şiddetli sıcaklık ve soğukluğun cehennemin nefes almasından kaynaklandığından bahsedilmektedir. Aslında hadislerde cehennemin bir parçası olacağı bildirilen güneşin şimdiki konumu da bu hadisi anlamaya katkı sağlayacaktır.
    - Bu gün, fen bilimleri güneşin sürekli yanan bir ateş kütlesi olduğunu kabul etmekle beraber, onun asıl ısı ve ışık deposunun kaynağını bilmiyor. Meseleyi sadece hidrojenlerin helyuma dönüşmesi konusuyla açıklamak mümkün değildir.
    - Bilim, bu gerçeği kendi kriterleri içerisinde idrak etmese de, onu reddetmesi mümkün değildir. Çünkü bu konu fen bilimlerinin kısır bakış açılarıyla değil, ancak ilahî lütuflara mazhar olan peygamberlerin bakış açılarıyla değerlendirilebilir.
    - Son sözü, hem fenni hem de dini ilimlerde asrın önünde gittiği kabul edilen Bediüzzaman hazretlerine bırakıyoruz:
    “Evet bir Kadîr-i Zülcelal ve emr-i كُنْ فَيَكُونُ e mâlik bir Hakîm-i Zülkemal, gözümüzün önünde kemal-i hikmet ve intizam ile Kamer'i Arz'a bağlamış; azamet-i kudret ve intizam ile Arz'ı Güneş'e rabtetmiş ve Güneş'i seyyaratıyla beraber Arz'ın sür'at-i seneviyesine yakın bir sür'at ile ve haşmet-i rububiyetiyle, bir ihtimale göre Şemsüşşümus tarafına bir hareket vermiş ve donanma elektrik lâmbaları gibi yıldızları, saltanat-ı rububiyetine nuranî şahidler yapmış; onunla saltanat-ı rububiyetini ve azamet-i kudretini göstermiş bir Zât-ı Zülcelal'in kemal-i hikmetinden ve azamet-i kudretinden ve saltanat-ı rububiyetinden uzak değildir ki, Cehennem-i Kübra'yı elektrik lâmbalarının fabrikasının kazanı hükmüne getirip âhirete bakan semanın yıldızlarını onunla iş'al etsin; hararet ve kuvvet versin.
    Yani, âlem-i nur olan Cennet'ten yıldızlara nur verip, Cehennem'den nâr ve hararet göndersin. Aynı halde o Cehennem'in bir kısmını ehl-i azaba mesken ve mahbes yapsın. Hem bir Fâtır-ı Hakîm ki; dağ gibi koca bir ağacı, tırnak gibi bir çekirdekte saklar. Elbette o Zât-ı Zülcelal'in kudret ve hikmetinden uzak değildir ki; Küre-i Arz'ın kalbindeki Cehennem-i Suğra çekirdeğinde Cehennem-i Kübra'yı saklasın”(Mektubat /birinci mektup/üçüncü sual ).
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 24.Nisan.2012, 22:55
    2
    Administrator



    İlgili hadisin meali şöyledir:
    -Ebu Hureyre anlatıyor, Peygamberimiz(asm) şöyle buyurdu: “Sıcak (öğle vakti) şiddetlendiği zaman, onu namazla serinletin. Muhakkak ki, sıcaklığın şiddeti, cehennemin nefes almasından ileri gelir. Öyle ki, cehennem ateşi Rabbine ‘Ya Rabbi! Bir kısmım bir kısmımı yedi’ diyerek şikâyette bulundu. Bunun üzerine Allah, nefesin biri kışta, biri de yazda olmak üzere (yılda) iki nefes almasına izin verdi. İşte sizin gördüğünüz en şiddetli sıcak ve en şiddetli zemherir/soğuk bundan(bu iki nefesten meydana gelmekte)dır.” (Buharî, Mevakît, 9; Müslim, Mesacid, 185, 186, 187)
    - Bu hadis-i şerifte, dünyadaki mevsimlerin - kış ve yaz mevsimlerindeki şiddetli sıcaklık ve soğukluğun cehennemin nefes almasından kaynaklandığından bahsedilmektedir. Aslında hadislerde cehennemin bir parçası olacağı bildirilen güneşin şimdiki konumu da bu hadisi anlamaya katkı sağlayacaktır.
    - Bu gün, fen bilimleri güneşin sürekli yanan bir ateş kütlesi olduğunu kabul etmekle beraber, onun asıl ısı ve ışık deposunun kaynağını bilmiyor. Meseleyi sadece hidrojenlerin helyuma dönüşmesi konusuyla açıklamak mümkün değildir.
    - Bilim, bu gerçeği kendi kriterleri içerisinde idrak etmese de, onu reddetmesi mümkün değildir. Çünkü bu konu fen bilimlerinin kısır bakış açılarıyla değil, ancak ilahî lütuflara mazhar olan peygamberlerin bakış açılarıyla değerlendirilebilir.
    - Son sözü, hem fenni hem de dini ilimlerde asrın önünde gittiği kabul edilen Bediüzzaman hazretlerine bırakıyoruz:
    “Evet bir Kadîr-i Zülcelal ve emr-i كُنْ فَيَكُونُ e mâlik bir Hakîm-i Zülkemal, gözümüzün önünde kemal-i hikmet ve intizam ile Kamer'i Arz'a bağlamış; azamet-i kudret ve intizam ile Arz'ı Güneş'e rabtetmiş ve Güneş'i seyyaratıyla beraber Arz'ın sür'at-i seneviyesine yakın bir sür'at ile ve haşmet-i rububiyetiyle, bir ihtimale göre Şemsüşşümus tarafına bir hareket vermiş ve donanma elektrik lâmbaları gibi yıldızları, saltanat-ı rububiyetine nuranî şahidler yapmış; onunla saltanat-ı rububiyetini ve azamet-i kudretini göstermiş bir Zât-ı Zülcelal'in kemal-i hikmetinden ve azamet-i kudretinden ve saltanat-ı rububiyetinden uzak değildir ki, Cehennem-i Kübra'yı elektrik lâmbalarının fabrikasının kazanı hükmüne getirip âhirete bakan semanın yıldızlarını onunla iş'al etsin; hararet ve kuvvet versin.
    Yani, âlem-i nur olan Cennet'ten yıldızlara nur verip, Cehennem'den nâr ve hararet göndersin. Aynı halde o Cehennem'in bir kısmını ehl-i azaba mesken ve mahbes yapsın. Hem bir Fâtır-ı Hakîm ki; dağ gibi koca bir ağacı, tırnak gibi bir çekirdekte saklar. Elbette o Zât-ı Zülcelal'in kudret ve hikmetinden uzak değildir ki; Küre-i Arz'ın kalbindeki Cehennem-i Suğra çekirdeğinde Cehennem-i Kübra'yı saklasın”(Mektubat /birinci mektup/üçüncü sual ).
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder