Konusunu Oylayın.: Kelam'ın İslam düşüncesindeki yerini değerlendirebilir misiniz ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kelam'ın İslam düşüncesindeki yerini değerlendirebilir misiniz ?
  1. 24.Nisan.2012, 05:30
    1
    Misafir

    Kelam'ın İslam düşüncesindeki yerini değerlendirebilir misiniz ?

  2. 24.Nisan.2012, 11:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kelam'ın İslam düşüncesindeki yerini değerlendirebilir misiniz ?




    Bilindiği üzere, Kelâm ilmi,İslâm dini Esaslarını tetkik ve
    müdafaa eden bir bilim dalıdır. inanç esaslarına farklı yapılan her türlü tenkit
    ve itirazlara, islâm’a uygun cevaplar arayan bir metotla çalışmaktadır.
    İslâm’ın düünce tarihine baktığımızda Hz. Peygamber devrinde
    tedvin edilmiş bir akaid ilmi bulunmadığı gibi bu noktada tedvin edilmiş her
    hangi bir İslâmî ilim de mevcut deildi. ilk fikrî hareketlerinin Hz. Peygamber’in
    vefatından sonra başladığı ve hicrî birinci asrı içine aldığını söylememiz
    mümkündür. Hz. Osman’ın şehid edilmesi (ö. 35/656) ve Cemel
    vak’a’sı ile Sıffın savaşının sonunda Müslümanlar birbirlerini öldürmüşlerdi.
    Halbuki “katl” İslâm’da büyük günahlardandır. O halde büyük günah işleyen
    bir mü’minin ahiretteki durumu nedir? manın tarifi ve sınır ne olmalıdır? gibi
    sorular Müslümanları Kur’an ve Sünnete yönetmiş, inanç açısından dikkatli
    olmaya ve yeniden tetkik etmeye sevk etmş, denilebilir.

    1 Daha sonraları bn
    Küllab (ö.240/854) ile Haris-i Muhasibî (ö.243/857) gibi Selef âlimleri, kendi
    zamanlarında teessüs etmiş bulunan Selef akidesini, Kelâmın ana delillerinden
    olan aklın hüccet ve bürhanlarıyla teyid etme ihtiyacını duymular ve
    böylece Ehl-i Sünnet nanç Esaslarının kurucuları olmuşlardır.
    2 Ayrıca
    Ebü’l-Hasan el-E’âri (ö.324/936) ile Ebû Mansur el-Mâtürîdî (ö.333/944)
    Ehl-i Sünnetin görülerini bütünüyle sistemletirmeye çalışmışlardır.
    3 Böylece
    Gazâli’ye kadar gelen bu dönem kelâmcılarına “Mütekaddimîn” ve yine
    Gazâli ile balayan XIX. asra kadar devam eden dönem kelâmcılarına ise
    “Müteahhirrîn” ismi verilmektedir.
    Bu tarihi süreç içerisinde özellikle Akâid–Kelâm sahasında fikir ve
    eserleriyle temayüz etmiş Osmanlı âlimlerinin sayıları çok az olmakla beraber
    bunlardan Birisi, Kâdı Celâleddîn zâde Hızır Bey (ö. 863/1458)dir. Osmanlı
    ulemasından olup, onun yazmış olduğu “Kâside-i Nûniyye” ise 100
    beyittir. Ayrıca bu kasidenin pek çok erhi bulunmaktadır.
    4 Diğeri,
    Taköprüzâdei isamüddin Ahmed (ö.968/1561)dir. Onun meşhur eseri
    “Miftâhu’s-Saade”de yer alan ilm-i kelâm bahsi başlı başına bir değer taşır.
    5
    Taköprüzâde’nin bundan baka “el-Meâlim fi lmi’l-Kelâm” adlı müstakil bir
    eseri de mevcuttur.
    6


    daha fazla bilgi için linke tıklayınız >>>

    http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/1238.pdf




  3. 24.Nisan.2012, 11:52
    2
    Silent and lonely rains



    Bilindiği üzere, Kelâm ilmi,İslâm dini Esaslarını tetkik ve
    müdafaa eden bir bilim dalıdır. inanç esaslarına farklı yapılan her türlü tenkit
    ve itirazlara, islâm’a uygun cevaplar arayan bir metotla çalışmaktadır.
    İslâm’ın düünce tarihine baktığımızda Hz. Peygamber devrinde
    tedvin edilmiş bir akaid ilmi bulunmadığı gibi bu noktada tedvin edilmiş her
    hangi bir İslâmî ilim de mevcut deildi. ilk fikrî hareketlerinin Hz. Peygamber’in
    vefatından sonra başladığı ve hicrî birinci asrı içine aldığını söylememiz
    mümkündür. Hz. Osman’ın şehid edilmesi (ö. 35/656) ve Cemel
    vak’a’sı ile Sıffın savaşının sonunda Müslümanlar birbirlerini öldürmüşlerdi.
    Halbuki “katl” İslâm’da büyük günahlardandır. O halde büyük günah işleyen
    bir mü’minin ahiretteki durumu nedir? manın tarifi ve sınır ne olmalıdır? gibi
    sorular Müslümanları Kur’an ve Sünnete yönetmiş, inanç açısından dikkatli
    olmaya ve yeniden tetkik etmeye sevk etmş, denilebilir.

    1 Daha sonraları bn
    Küllab (ö.240/854) ile Haris-i Muhasibî (ö.243/857) gibi Selef âlimleri, kendi
    zamanlarında teessüs etmiş bulunan Selef akidesini, Kelâmın ana delillerinden
    olan aklın hüccet ve bürhanlarıyla teyid etme ihtiyacını duymular ve
    böylece Ehl-i Sünnet nanç Esaslarının kurucuları olmuşlardır.
    2 Ayrıca
    Ebü’l-Hasan el-E’âri (ö.324/936) ile Ebû Mansur el-Mâtürîdî (ö.333/944)
    Ehl-i Sünnetin görülerini bütünüyle sistemletirmeye çalışmışlardır.
    3 Böylece
    Gazâli’ye kadar gelen bu dönem kelâmcılarına “Mütekaddimîn” ve yine
    Gazâli ile balayan XIX. asra kadar devam eden dönem kelâmcılarına ise
    “Müteahhirrîn” ismi verilmektedir.
    Bu tarihi süreç içerisinde özellikle Akâid–Kelâm sahasında fikir ve
    eserleriyle temayüz etmiş Osmanlı âlimlerinin sayıları çok az olmakla beraber
    bunlardan Birisi, Kâdı Celâleddîn zâde Hızır Bey (ö. 863/1458)dir. Osmanlı
    ulemasından olup, onun yazmış olduğu “Kâside-i Nûniyye” ise 100
    beyittir. Ayrıca bu kasidenin pek çok erhi bulunmaktadır.
    4 Diğeri,
    Taköprüzâdei isamüddin Ahmed (ö.968/1561)dir. Onun meşhur eseri
    “Miftâhu’s-Saade”de yer alan ilm-i kelâm bahsi başlı başına bir değer taşır.
    5
    Taköprüzâde’nin bundan baka “el-Meâlim fi lmi’l-Kelâm” adlı müstakil bir
    eseri de mevcuttur.
    6


    daha fazla bilgi için linke tıklayınız >>>

    http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/1238.pdf




  4. 26.Nisan.2012, 11:42
    3
    Misafir

    Cevap: Kelam'ın İslam düşüncesindeki yerini değerlendirebilir misiniz ?

    teşekkür ederim kardeşim


  5. 26.Nisan.2012, 11:42
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    teşekkür ederim kardeşim





+ Yorum Gönder