Konusunu Oylayın.: İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ?
  1. 18.Nisan.2012, 23:10
    1
    Misafir

    İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ?






    İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ? Mumsema İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ?


  2. 18.Nisan.2012, 23:10
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 06.Mayıs.2012, 11:44
    2
    ebuturab
    Site Doktoru

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2007
    Üye No: 74
    Mesaj Sayısı: 1,714
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 20
    Bulunduğu yer: vuslat-ı nur

    Cevap: İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ?





    ben İsrâil
    Benî İsrâil, İsrâil, İbrânî, Yahûdî ve Mûsevî
    Kelimeleri ve Mâhiyeti İsrâil, Hz. Yakub'un lakabıdır. Hz. Yakub'un on iki
    oğlunun soyundan gelenlere benî İsrâil/İsrâil oğulları denilir. "Benî İsrâil"
    ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de 41 yerde geçer. Kur'an'da Benî İsrâil'in yahudileşme
    sürecini anlatan ayetlerin sayısı ise 712'dir. Benî İsrâil'den bahseden bu 712
    ayet, Kur'an'ın tamamı göz önüne alındığında 10'da biri aşan bir oran
    tutmaktadır. İsrâil kelimesi, iki âyette (3/Âl-i İmran, 93; 19/Meryem, 58)
    şahıs ismi olarak Hz. Yakub için kullanılır. Benî İsrâil de Kur'an'da Yakub
    oğulları anlamında yahudiler için kullanılmaktadır.
    "Benî İsrâil /
    İsrâiloğulları", "İbrânî" ve "Yahûdi" kelimeleri, çoğu zaman, birbirlerinin
    yerine kullanılmakta ve hepsi de aynı çağrışımı yapmaktadırlar. İsrâil ismi,
    "gece yolculuk yapmak" ve "Allah'ın kulu" anlamına gelmektedir. Günümüzdeki
    Tevrât'tan yola çıkarak İsrâil kelimesine verilen bir başka anlam ise, savaşan
    Tanrı veyahut Tanrıya karşı kuvvetli demektir. Muharref Tevrat'ta, Hz. Yakub'un
    Tanrı ile güreşip onu yendiği(!) için bu adı aldığı anlatılmaktadır (Kitab-ı
    Mukaddes, Tekvin 32/28; 45/9-18; Hoşea 26/5-6). Kendilerine Allah tarafından
    gönderilen hak din İslâm'ı değiştirip yahudileşenlerin, mukaddes kitaplarına ve
    Allah'a en ağır iftiralar atmasına bir örnek de "İsrâil" kelimesine verdikleri
    bu anlam olsa gerektir. "İsrâil" kelimesine yakıştırdıkları bu anlamla, kendi
    soylarını yüceltmek için "tanrı"larını bile küçülttükleri, onu sıradan bir insan
    gibi gördükleri ve bir peygamberine (onu yenmeye) gücünün yetmediği âciz bir
    varlık gibi algıladıkları olanca çirkinliğiyle sırıtmaktadır. Kudüs'ü işgal edip
    o kutsal topraklarda devamlı müslüman kanı akıtan zâlim siyonist rejimine ve o
    topraklara da, bilindiği gibi İsrâil adı uygun görülmüştür. "İbrânî" adı,
    İsrâil'in mürâdifi/eş anlamlısıdır. Kelime anlamı olarak, "öte tarafın
    adam-ları" anlamını ifade eder. Bu isim, İsrâil oğullarına Fırat veya Ürdün
    nehrinin öbür tarafından geldikleri için verilmiştir. Bu ismi yahudilere Kenan
    ülkesinin yerlileri vermiştir. Yani Kenanlılar bu ismi göçmen olanlar için
    kullanmışlardır. Bugün kendilerine yahudi dediğimiz kavmin ilk adı İbrânî idi.
    İsrâiloğullarına İbrânî adının verilmesi, onların göçebe bir kavim olduklarını
    ve üzerinde bulundukları toprakların gerçek sahipleri olmadıklarını da ispatlar.
    "Yahûdi": (Hâde-yehûdü; tehevvede Bu kelime, tevbe etti, hakka döndü anlamına
    gelmektedir. Yahûdi kelimesi, Peygamberimiz'in risâIetinden önce de Arabistan'da
    biliniyor ve kullanılıyordu. Yahûdiler (yehûd) ifadesi Kur'an'da 41 yerde geçer.
    Bu kelimenin İsrâiloğullarına isim verilmesi konusunda şu görüş ileri
    sürülmüştür: Hz. Musa'nın Tur dağına gitmesinden sonra onlar buzağıya tapmışlar,
    ancak Hz. Musa onların yanına dönünce kendilerine çok kızmış, onlar da bu çirkin
    işten dolayı pişman olmuş ve tevbe etmişlerdir. İsrâiloğullarının tevbe
    edişleri Kur'an'da şöyle geçmektedir: "İnnâ hüdnâ ileyk / Biz Sana yöneldik
    (tevbe ettik)" (7/A'râf, 156). İşte İsrâiloğullarının bu şekilde tevbe etmeleri
    dolayısıyla kendilerine yahudi denilmiştir. Bir başka görüşe göre, onlar
    Peygamberimiz'in İslâm'a dâvetinde O'nu inkâr ettikleri için bu isimle ("dönek"
    anlamında) anılmışlardır. İsrâiloğullarına yahudi denilmesinin bir başka sebebi
    şudur: Hz. Yakub'un dördüncü oğlunun adı Yuda veya Yahuda idi.
    Dolayısıyla Yahuda'nın adına izafeten, dedelerinin isminden ötürü
    İsrâiloğullarına yahudi denilmiştir. Bu ırk, her ne kadar Hz. İbrâhim'e
    dayanıyorsa da, teşkilatçısı ve en büyük peygamberi İsrâiloğullarının
    kurtarıcısı Hz. Musa'dır. "Hz. Musa'ya inanan, bağlanan" anlamına (O'na ne kadar
    bağlı oldukları tartışılacak konu olmakla birlikte) İsrâiloğullarına Musevî de
    denilir. "Onların milletine/dinine uyuncaya kadar yahudiler ve hıristiyanlar
    asla senden râzı olacak değillerdir. De ki: 'Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur.'
    Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki,
    Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır." (2/Bakara, 120) "Ey iman
    edenler, yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin
    dostudur-lar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz ki Allah,
    zâlimler topluluğuna yol göstermez. " (5/Mâide, 51)
    "(Yahudiler ve
    hıristiyanlar, müslümanlara Yahûdileşin ya da hıristiyanlaşın ki doğru yolu
    bulasınız, dediler. De ki: 'Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O,
    müşriklerden değildi." (2/Bakara, 135) "Kendilerine tevrat
    yükletilip de sonra onu taşımayanların hali, kitaplar taşıyan eşeğin hali
    gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne berbattır. Allah zâlimler
    topluluğunu hidâyete ulaştırmaz." (62/Cum'a, 5) "Yahudiler, 'Allah'ın eli
    bağlıdır/sıkıdır' dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerin-den dolayı
    lânetlendiler. Bilâkis Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun ki
    sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır.
    Aralarına, kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman
    savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu
    söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları
    sevmez." (5/Mâide, 64) "Andolsun ki İsrâiloğullarından ahid/sağlam söz aldık ve
    onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu
    etmediğini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını
    da öldürdüler." (5/Mâide, 70) "İsrâiloğullarından kâfir olanlar, Davud ve
    Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, isyan etmeleri ve
    haddi/sınırı aşmalarıdır. Onlar, işledikleri kötülükten birbirini vazgeçirmeye
    çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür! Onlardan çoğunun, kâfirlerle
    dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (âhiret hayatları için)
    önceden hazırladığı şey ne kötüdür. Allah onlara gazab etmiştir ve onlar azap
    içinde devamlı kalıcıdırlar." (5/Mâide, 78-80) "İnsanlar içerisinde, iman
    edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile, şirk koşanları
    bulacaksın." (5/Mâide, 82) "Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler.
    Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu, onların ağızlarıyla
    geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine
    benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla)
    döndürülü-yorlar!" (9/Tevbe, 30) "(Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini
    (hahamlarını); (hıristiyanlar da) râhiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i (İsa'yı)
    rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha ibâdet/kulluk etmeleri
    emrolundu. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden
    uzaktır." (9/Tevbe, 31) "Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret
    gününe inanmayan, Allah ve Rasülü' nün haram kıldığını haram saymayan ve hak
    dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar
    savaşın." (9/Tevbe, 29)



  4. 06.Mayıs.2012, 11:44
    2
    Site Doktoru




    ben İsrâil
    Benî İsrâil, İsrâil, İbrânî, Yahûdî ve Mûsevî
    Kelimeleri ve Mâhiyeti İsrâil, Hz. Yakub'un lakabıdır. Hz. Yakub'un on iki
    oğlunun soyundan gelenlere benî İsrâil/İsrâil oğulları denilir. "Benî İsrâil"
    ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de 41 yerde geçer. Kur'an'da Benî İsrâil'in yahudileşme
    sürecini anlatan ayetlerin sayısı ise 712'dir. Benî İsrâil'den bahseden bu 712
    ayet, Kur'an'ın tamamı göz önüne alındığında 10'da biri aşan bir oran
    tutmaktadır. İsrâil kelimesi, iki âyette (3/Âl-i İmran, 93; 19/Meryem, 58)
    şahıs ismi olarak Hz. Yakub için kullanılır. Benî İsrâil de Kur'an'da Yakub
    oğulları anlamında yahudiler için kullanılmaktadır.
    "Benî İsrâil /
    İsrâiloğulları", "İbrânî" ve "Yahûdi" kelimeleri, çoğu zaman, birbirlerinin
    yerine kullanılmakta ve hepsi de aynı çağrışımı yapmaktadırlar. İsrâil ismi,
    "gece yolculuk yapmak" ve "Allah'ın kulu" anlamına gelmektedir. Günümüzdeki
    Tevrât'tan yola çıkarak İsrâil kelimesine verilen bir başka anlam ise, savaşan
    Tanrı veyahut Tanrıya karşı kuvvetli demektir. Muharref Tevrat'ta, Hz. Yakub'un
    Tanrı ile güreşip onu yendiği(!) için bu adı aldığı anlatılmaktadır (Kitab-ı
    Mukaddes, Tekvin 32/28; 45/9-18; Hoşea 26/5-6). Kendilerine Allah tarafından
    gönderilen hak din İslâm'ı değiştirip yahudileşenlerin, mukaddes kitaplarına ve
    Allah'a en ağır iftiralar atmasına bir örnek de "İsrâil" kelimesine verdikleri
    bu anlam olsa gerektir. "İsrâil" kelimesine yakıştırdıkları bu anlamla, kendi
    soylarını yüceltmek için "tanrı"larını bile küçülttükleri, onu sıradan bir insan
    gibi gördükleri ve bir peygamberine (onu yenmeye) gücünün yetmediği âciz bir
    varlık gibi algıladıkları olanca çirkinliğiyle sırıtmaktadır. Kudüs'ü işgal edip
    o kutsal topraklarda devamlı müslüman kanı akıtan zâlim siyonist rejimine ve o
    topraklara da, bilindiği gibi İsrâil adı uygun görülmüştür. "İbrânî" adı,
    İsrâil'in mürâdifi/eş anlamlısıdır. Kelime anlamı olarak, "öte tarafın
    adam-ları" anlamını ifade eder. Bu isim, İsrâil oğullarına Fırat veya Ürdün
    nehrinin öbür tarafından geldikleri için verilmiştir. Bu ismi yahudilere Kenan
    ülkesinin yerlileri vermiştir. Yani Kenanlılar bu ismi göçmen olanlar için
    kullanmışlardır. Bugün kendilerine yahudi dediğimiz kavmin ilk adı İbrânî idi.
    İsrâiloğullarına İbrânî adının verilmesi, onların göçebe bir kavim olduklarını
    ve üzerinde bulundukları toprakların gerçek sahipleri olmadıklarını da ispatlar.
    "Yahûdi": (Hâde-yehûdü; tehevvede Bu kelime, tevbe etti, hakka döndü anlamına
    gelmektedir. Yahûdi kelimesi, Peygamberimiz'in risâIetinden önce de Arabistan'da
    biliniyor ve kullanılıyordu. Yahûdiler (yehûd) ifadesi Kur'an'da 41 yerde geçer.
    Bu kelimenin İsrâiloğullarına isim verilmesi konusunda şu görüş ileri
    sürülmüştür: Hz. Musa'nın Tur dağına gitmesinden sonra onlar buzağıya tapmışlar,
    ancak Hz. Musa onların yanına dönünce kendilerine çok kızmış, onlar da bu çirkin
    işten dolayı pişman olmuş ve tevbe etmişlerdir. İsrâiloğullarının tevbe
    edişleri Kur'an'da şöyle geçmektedir: "İnnâ hüdnâ ileyk / Biz Sana yöneldik
    (tevbe ettik)" (7/A'râf, 156). İşte İsrâiloğullarının bu şekilde tevbe etmeleri
    dolayısıyla kendilerine yahudi denilmiştir. Bir başka görüşe göre, onlar
    Peygamberimiz'in İslâm'a dâvetinde O'nu inkâr ettikleri için bu isimle ("dönek"
    anlamında) anılmışlardır. İsrâiloğullarına yahudi denilmesinin bir başka sebebi
    şudur: Hz. Yakub'un dördüncü oğlunun adı Yuda veya Yahuda idi.
    Dolayısıyla Yahuda'nın adına izafeten, dedelerinin isminden ötürü
    İsrâiloğullarına yahudi denilmiştir. Bu ırk, her ne kadar Hz. İbrâhim'e
    dayanıyorsa da, teşkilatçısı ve en büyük peygamberi İsrâiloğullarının
    kurtarıcısı Hz. Musa'dır. "Hz. Musa'ya inanan, bağlanan" anlamına (O'na ne kadar
    bağlı oldukları tartışılacak konu olmakla birlikte) İsrâiloğullarına Musevî de
    denilir. "Onların milletine/dinine uyuncaya kadar yahudiler ve hıristiyanlar
    asla senden râzı olacak değillerdir. De ki: 'Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur.'
    Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki,
    Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır." (2/Bakara, 120) "Ey iman
    edenler, yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin
    dostudur-lar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz ki Allah,
    zâlimler topluluğuna yol göstermez. " (5/Mâide, 51)
    "(Yahudiler ve
    hıristiyanlar, müslümanlara Yahûdileşin ya da hıristiyanlaşın ki doğru yolu
    bulasınız, dediler. De ki: 'Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O,
    müşriklerden değildi." (2/Bakara, 135) "Kendilerine tevrat
    yükletilip de sonra onu taşımayanların hali, kitaplar taşıyan eşeğin hali
    gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne berbattır. Allah zâlimler
    topluluğunu hidâyete ulaştırmaz." (62/Cum'a, 5) "Yahudiler, 'Allah'ın eli
    bağlıdır/sıkıdır' dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerin-den dolayı
    lânetlendiler. Bilâkis Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun ki
    sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır.
    Aralarına, kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman
    savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu
    söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları
    sevmez." (5/Mâide, 64) "Andolsun ki İsrâiloğullarından ahid/sağlam söz aldık ve
    onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu
    etmediğini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını
    da öldürdüler." (5/Mâide, 70) "İsrâiloğullarından kâfir olanlar, Davud ve
    Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, isyan etmeleri ve
    haddi/sınırı aşmalarıdır. Onlar, işledikleri kötülükten birbirini vazgeçirmeye
    çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür! Onlardan çoğunun, kâfirlerle
    dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (âhiret hayatları için)
    önceden hazırladığı şey ne kötüdür. Allah onlara gazab etmiştir ve onlar azap
    içinde devamlı kalıcıdırlar." (5/Mâide, 78-80) "İnsanlar içerisinde, iman
    edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile, şirk koşanları
    bulacaksın." (5/Mâide, 82) "Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler.
    Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu, onların ağızlarıyla
    geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine
    benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla)
    döndürülü-yorlar!" (9/Tevbe, 30) "(Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini
    (hahamlarını); (hıristiyanlar da) râhiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i (İsa'yı)
    rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha ibâdet/kulluk etmeleri
    emrolundu. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden
    uzaktır." (9/Tevbe, 31) "Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret
    gününe inanmayan, Allah ve Rasülü' nün haram kıldığını haram saymayan ve hak
    dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar
    savaşın." (9/Tevbe, 29)



  5. 17.Mart.2016, 15:33
    3
    AbdulRauf
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Mart.2016
    Üye No: 108073
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: İbraniler ile İsrailoğulları eş anlamlı mıdır ?

    Günümüzde eş anlamlı gibi kullanılıyor ve kullanılmasında pek bir sakınca görmüyorum. Fakat tabii ki aralarında nüans var. İbrani kelimesi Hazreti İbrahim'in büyük dedelerinden Eber'in isminden türemiş. (bkz: godsmsg) Eber ile başlayıp sonrasında Hz. İbrahim ve sonrasında Hz. Yakup ve sonrasında Hz. İshak ile devam eden soyun ya da kavmin ismi olmuş. Yahudiler soylarını Hz. İbrahim'e dayandırdıkları için de kendilerine İbraniler denebilmektedir. İsrail kelimesi ise Hz. Yakup'un Tanrı tarafından kendisine verilen diğer ismidir. Hz. Yakup'un oğulları, soyu ve neticesinde kavmine İsrailoğulları denmiştir. Buradan yola çıkarak yine Yahudilerle özdeşleşmiştir.


  6. 17.Mart.2016, 15:33
    3
    AbdulRauf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Günümüzde eş anlamlı gibi kullanılıyor ve kullanılmasında pek bir sakınca görmüyorum. Fakat tabii ki aralarında nüans var. İbrani kelimesi Hazreti İbrahim'in büyük dedelerinden Eber'in isminden türemiş. (bkz: godsmsg) Eber ile başlayıp sonrasında Hz. İbrahim ve sonrasında Hz. Yakup ve sonrasında Hz. İshak ile devam eden soyun ya da kavmin ismi olmuş. Yahudiler soylarını Hz. İbrahim'e dayandırdıkları için de kendilerine İbraniler denebilmektedir. İsrail kelimesi ise Hz. Yakup'un Tanrı tarafından kendisine verilen diğer ismidir. Hz. Yakup'un oğulları, soyu ve neticesinde kavmine İsrailoğulları denmiştir. Buradan yola çıkarak yine Yahudilerle özdeşleşmiştir.





+ Yorum Gönder