Konusunu Oylayın.: Öyle ki, eğer onlar zehirli bir kentenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz, anlamında bir hadis var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Öyle ki, eğer onlar zehirli bir kentenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz, anlamında bir hadis var mıdır?
  1. 17.Nisan.2012, 17:04
    1
    Misafir

    Öyle ki, eğer onlar zehirli bir kentenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz, anlamında bir hadis var mıdır?






    Öyle ki, eğer onlar zehirli bir kentenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz, anlamında bir hadis var mıdır? Mumsema Öyle ki, eğer onlar zehirli bir kentenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz, anlamında bir hadis var mıdır?




  2. 17.Nisan.2012, 17:27
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Öyle ki, eğer onlar zehirli bir kentenkele çukuruna girseler, siz yine onların peşinden gideceksiniz, anlamında bir hadis var mıdır?




    Değerli kardeşimiz;

    Ebu Saîd el-Hudrî’nin aktarımına göre, Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:
    “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler deliğine girecek olsalar siz de onları takib edeceksiniz.”

    (Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk: Ya resûlellah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hıristiyanlar mı olacak?

    Şöyle buyurdu: “Ya başka kimler olacaktı?” (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6)

    Diğer bir rivayete göre ise Allah Resülü şöyle buyurmuştur:

    “Ümmetim kendisinden önceki ümmet topluluklarının bir kısmını karış karış, arşın arşın izlemedikçe Kıyamet kopmayacaktır.” Sahâbîler tarafından soruldu: Arkaları sıra gidilecek olan bu topluluklar Farslılar ve Rumlar (İranlılar ve Doğu Bizanslılar) mı olacak Yâ Resûlellah!

    “İnsanları onlar temsil etmiyorlar mı? (Elbet onlar olacaklar.)” (Feyzül-Kadîr 6/261 Hn. 7224)

    İlk hadîste Yahûdilerle Hıristiyanların, ikinci hadiste ise Fars ile Rumların islam ahlakına uymayan hal ve hareketlerini taklit etmekten, İslâm ümmeti sakındırılmıştır.

    Bu ve benzeri hadisler, ahir zamanda olacak bazı fitneleri önceden haber vererek müminler uyarı niteliğinddir. Yani mümkün olduğunca tedbirli olmayı sağlama amacına yöneliktir. Yoksa asla bir ''teslimiyet çağrısı'' değildir..

    Hadiste “Karış karış arşın arşın onları takip edeceksiniz.” ifadesini biz dilimizdeki söyleyişi esas alarak karış karış adım adım onları takip edeceksiniz diye değerlendirebiliriz. Alimlerimiz, bu olumsuz takibin küfürde değil günahlarla gerçekleşeceğine işaret etmekte, hadisin mutlak ifadesini, daha çok sosyal hayattaki tezahürlerle (görüntülerle) yorumlamaktadırlar.

    Önceki millet ve ümmetlerin kötü taraflarını taklit etmekten sakınmak, sadece Yahudiler, hiristiyanlar, Farslar ve Rumlar ile sınırlı değildir. Hadisteki tespit ve dolayısıyla ortaya konan uyarı, gelip geçmiş ve yaşamakta olan tüm gayri Müslim milletlerin kötü gidişlerini taklitten sakınmayı da gerektirmektedir. Onların özellikle zikredilmesi, o gün için en büyük ve etkisi hissedilen millet ve ümmetler olmaları sebebiyledir.

    Dünya hayatını, ahiret hayatına; geçici ömrü, ebedi hayata tercih etmede, Rabbisini unutup değersiz ve kıymetsiz şeylere meşgul olmada, gayri müslimlere ait adet, gelenek ve görenekleri taklit etmede.. kendilerinden önce kaybetmiş olan topluluklara uyayacak olan müminler çıkacaktır.

    Hatta hadisde de açık olarak ifade edildiği gibi, o kaybedenler kelerin deliğine girseler, Müslümanlardan kaybetmeye namzet bu insanlar da izzet ve haysiyetlerini ayaklarının altına alarak kelerin deliğine gireceklerdir. Yani birilerinin mukallidi olacaklar, onu mihrap ve kıble yapacaklardır.

    Müslümanlar, ''keler deliğine girmek'' gibi olmadık işlerinde bile, zorluğuna ve gülünçlüğüne bakmadan takip etmeyi marifet, hüner veya güncel deyimiyle çağdaşlık ve gelişmişlik saymak, hiç kuşkusuz, tam bir kimlik ve kişilik aşınması ve kaybı demektir..

    Yani kitap ve sünnetin kazandırdığı özel ve güzel kimliği, yabancı ve kötü kimlikle değiştirmektir.. Hiç bir gerekçe, böylesi bir iflası ve yokoluşu asla mazur göstermeye yetmeyecektir..

    Çare, her alanda ve her zaman kitap ve sünnete mümkün olduğunca bağlı kalmaya, sımsıkı sarılmaya çalışmaktan ibarettir..

    Geçen bir-iki asrı iyi tetkik ettiğimizde kendi kendimize, "Ne doğru sözlüsün ey Allah'ın Rasulü!" dediğimize şahit olacak ve "Evet, eğer Allah Rasulü'nün bildiğini bilseydik, çok ağlamamız gerekirdi. Buna mukabil gülmelerimizin sayısı da çok az olmalıydı" (Tirmizî, Zühd 9) diyeceğiz.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 17.Nisan.2012, 17:27
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;

    Ebu Saîd el-Hudrî’nin aktarımına göre, Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:
    “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler deliğine girecek olsalar siz de onları takib edeceksiniz.”

    (Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk: Ya resûlellah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hıristiyanlar mı olacak?

    Şöyle buyurdu: “Ya başka kimler olacaktı?” (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6)

    Diğer bir rivayete göre ise Allah Resülü şöyle buyurmuştur:

    “Ümmetim kendisinden önceki ümmet topluluklarının bir kısmını karış karış, arşın arşın izlemedikçe Kıyamet kopmayacaktır.” Sahâbîler tarafından soruldu: Arkaları sıra gidilecek olan bu topluluklar Farslılar ve Rumlar (İranlılar ve Doğu Bizanslılar) mı olacak Yâ Resûlellah!

    “İnsanları onlar temsil etmiyorlar mı? (Elbet onlar olacaklar.)” (Feyzül-Kadîr 6/261 Hn. 7224)

    İlk hadîste Yahûdilerle Hıristiyanların, ikinci hadiste ise Fars ile Rumların islam ahlakına uymayan hal ve hareketlerini taklit etmekten, İslâm ümmeti sakındırılmıştır.

    Bu ve benzeri hadisler, ahir zamanda olacak bazı fitneleri önceden haber vererek müminler uyarı niteliğinddir. Yani mümkün olduğunca tedbirli olmayı sağlama amacına yöneliktir. Yoksa asla bir ''teslimiyet çağrısı'' değildir..

    Hadiste “Karış karış arşın arşın onları takip edeceksiniz.” ifadesini biz dilimizdeki söyleyişi esas alarak karış karış adım adım onları takip edeceksiniz diye değerlendirebiliriz. Alimlerimiz, bu olumsuz takibin küfürde değil günahlarla gerçekleşeceğine işaret etmekte, hadisin mutlak ifadesini, daha çok sosyal hayattaki tezahürlerle (görüntülerle) yorumlamaktadırlar.

    Önceki millet ve ümmetlerin kötü taraflarını taklit etmekten sakınmak, sadece Yahudiler, hiristiyanlar, Farslar ve Rumlar ile sınırlı değildir. Hadisteki tespit ve dolayısıyla ortaya konan uyarı, gelip geçmiş ve yaşamakta olan tüm gayri Müslim milletlerin kötü gidişlerini taklitten sakınmayı da gerektirmektedir. Onların özellikle zikredilmesi, o gün için en büyük ve etkisi hissedilen millet ve ümmetler olmaları sebebiyledir.

    Dünya hayatını, ahiret hayatına; geçici ömrü, ebedi hayata tercih etmede, Rabbisini unutup değersiz ve kıymetsiz şeylere meşgul olmada, gayri müslimlere ait adet, gelenek ve görenekleri taklit etmede.. kendilerinden önce kaybetmiş olan topluluklara uyayacak olan müminler çıkacaktır.

    Hatta hadisde de açık olarak ifade edildiği gibi, o kaybedenler kelerin deliğine girseler, Müslümanlardan kaybetmeye namzet bu insanlar da izzet ve haysiyetlerini ayaklarının altına alarak kelerin deliğine gireceklerdir. Yani birilerinin mukallidi olacaklar, onu mihrap ve kıble yapacaklardır.

    Müslümanlar, ''keler deliğine girmek'' gibi olmadık işlerinde bile, zorluğuna ve gülünçlüğüne bakmadan takip etmeyi marifet, hüner veya güncel deyimiyle çağdaşlık ve gelişmişlik saymak, hiç kuşkusuz, tam bir kimlik ve kişilik aşınması ve kaybı demektir..

    Yani kitap ve sünnetin kazandırdığı özel ve güzel kimliği, yabancı ve kötü kimlikle değiştirmektir.. Hiç bir gerekçe, böylesi bir iflası ve yokoluşu asla mazur göstermeye yetmeyecektir..

    Çare, her alanda ve her zaman kitap ve sünnete mümkün olduğunca bağlı kalmaya, sımsıkı sarılmaya çalışmaktan ibarettir..

    Geçen bir-iki asrı iyi tetkik ettiğimizde kendi kendimize, "Ne doğru sözlüsün ey Allah'ın Rasulü!" dediğimize şahit olacak ve "Evet, eğer Allah Rasulü'nün bildiğini bilseydik, çok ağlamamız gerekirdi. Buna mukabil gülmelerimizin sayısı da çok az olmalıydı" (Tirmizî, Zühd 9) diyeceğiz.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder