Konusunu Oylayın.: Annesinin, Muhammed'i Yesrib'e Götürmesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Annesinin, Muhammed'i Yesrib'e Götürmesi
  1. 12.Nisan.2012, 14:07
    1
    Misafir

    Annesinin, Muhammed'i Yesrib'e Götürmesi

  2. 12.Nisan.2012, 14:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Annesinin, Muhammed'i Yesrib'e Götürmesi




    Muhammed'in anası örnek ve özellikli bir kadındı. Henüz 20 yaşını geçmiş olup çocuğunu yanına alarak Yesrib'i ziyaret etmek istemişti. Anasından sonra Muhammed'e bakıcılık yapmış olan ümmü Eymen'i de beraberine alarak Yesrib yoluna koyulmuştu. Bunun iki sebebi vardı:

    1- Çocuğunu yanına alarak babasının mezarını ziyaret ettir-mek. Bunu vefakarlık uğruna yapmıştı. Muhammed'e, anası çok ikramlarda bulunmuştu. O'nu sevgili kocasının kendisine bırak-tığı bir emanet olarak görüyordu.

    2- Bu ziyareti ile, akrabaları olan Neccaroğullarını Muham-med'e tanıtmak istemişti. Çünkü Muhammed'in dedesi Haşini, Neccar oğullarından bir kadınla evlenmişti. Haşim, Zeyd bin Amr'ın kızı Selma ile evlenmişti ki, O'nun nesebi de Neccar oğul-larından Adiyy'e ulaşmaktadır. Adiyy, Medine'de şeref ve servet sahibi bir kimse idi.

    Kavmine yaptığı bu ziyaretiyle bu amacına ulaşmıştı. Onu, Muhammed'i Yesrib'e götürüşünün bir başka sebebi daha vardı. Sevgili ve kıymetli yavrusunun Mekke havasından rahatsız ol-masından ve Mekke'deki vebaya yakalanmasından korkmuştu. Bu nedenle de onu, ahaliyi rahatsız eden Mekke'nin havasından kurtarıp uzaklara götürmek istemişti. Ayrıca Halime hatun da bazı aralıklarla gelip Mulıammed'i Mekke'den alır ve Sa'doğullan kabilesine götürürdü. Onun cismini ve bedenini, Mekke'nin ağır havasından uzaklaştırarak arındırdı. Vücudunu zindeleştirecek köy havasını ciğerlerine doldururdu. Arada hiç bir engel bırak-maksızın Muhammed'i tabiatla başbaşa bırakırdı. O'nu gök ve se-maviliği ile, yıldızlar ve yörüngeleriyle, ay ve aydınlığıyla başbaşa bırakırdı. Güneşi, evrenin kandili olarak, ayı da orada hiç bir en-gel olmaksızın geceleri aydınlatan bir lamba olarak görürdü. Do-ğa ile başbaşa kalan Muhammed, güneşi; doğarken, kuşluk vak-tinde, akşamleyin de batarken seyrederdi. Ayın şavkımasını ve aydınlık saçışım seyrederdi. Ay, doğarken gecenin karanlıkları-nın yarıp nuru ile kainatı aydınlatırdı. Bunları görerek şiir teren-nüm ederdi. Gece karanlığında ayın aydınlığım göre kimseler, ce-nab- Allah'ın varlığına delaletler görür ve kainatın güzelliğini id-rak ederlerdi.

    Babasımn mezarım ve dayılarım ziyaret etmesi için anası Ami-ne, Muhammed'i Mekke'nin sıkıntılı havasından çıkarıp Yesrib'e götürdü. Mekke O'nun en çok sevdiği bir yer olmasına rağmen ve-fakarlığından dolayı Yesrib'e gitti.

    Doğrusu şu ki Amine hatun, Muhammed'i bakıcısı olan Hali-me hatundan aldıktan ve altı yaşma girdikten sonra yanına alıp Yesrib'e götürmüştür.

    Amine, Muhammed ve Ümmü Eymen'den oluşan bu seçkin ve hayırlı cemaat, müteveffa Abdullah'ın mezarını ziyaret ettiler. Amine hatunun sevgili kocası Abdullah'ın kabrinin yamna geldi-ler. Gözlerinden yaşlar aktı. Sesleri kısıldı. O küçücük çocuğun al-gılayabileceği şekilde ruhları birbiriyle fısıldaştı. Muhammed ba-basını tanıdı. Babasının mezarı adeta yerle bir olmuştu. Onu ne kadar sevdiğini anasının göz yaşlarından anlamıştı. Onun varlı-ğı, adeta kalbine resmedilmişti. Dudaklarından dökülen fısıltıları kalbi ile duyguları hissetmişti. Onun tertemiz kalbinin ilk hisset-tiği hüzün belki de buydu.

    Anasıyla birlikte Beni Adiy bin Neccar'ın köşkünde ikamet et-ti. Bu köşk, Medine'nin yüksek bir tepesinin üzerinde inşa edil-mişti. Tıpkı kale gibiydi. Medine'nin ünlü köşklerindendi.

    Öyle anlaşılıyor ki, oradaki ikametleri kısa sürmüş değil, bila-kis nisbeten uzun süreli olmuştur, ikametleri ne kadar olursa ol-sun, o köşkün şekli, o küçücük çocuğun zihnine nakşedilmişti. İle-riki tarihlerde peygamber olarak Mekke'den Medine'ye hicret et-tiği zamanlarda o köşkün hayali açık seçik bir şekilde zihninde canlanmıştı. Rivayete göre şöyle demişti:

    "Dayılarımın çocuklarıyla birlikte î^eccaroğullarının köşkü-nün üzerinde uçmakta olup köşkün duvarlarından birine konan bir kuşu uçurduk"

    Yine Peygamber efendimiz, annesiyle birlikte ikamet ettiği ev hakkında da şöyle demişti: "işte anamla birlikte buraya konakla-dık, bu evde babam Abdulmuttalib oğlu Abdullah'ın mezarı var-dı."
    alıntı



  3. 12.Nisan.2012, 14:12
    2
    Silent and lonely rains



    Muhammed'in anası örnek ve özellikli bir kadındı. Henüz 20 yaşını geçmiş olup çocuğunu yanına alarak Yesrib'i ziyaret etmek istemişti. Anasından sonra Muhammed'e bakıcılık yapmış olan ümmü Eymen'i de beraberine alarak Yesrib yoluna koyulmuştu. Bunun iki sebebi vardı:

    1- Çocuğunu yanına alarak babasının mezarını ziyaret ettir-mek. Bunu vefakarlık uğruna yapmıştı. Muhammed'e, anası çok ikramlarda bulunmuştu. O'nu sevgili kocasının kendisine bırak-tığı bir emanet olarak görüyordu.

    2- Bu ziyareti ile, akrabaları olan Neccaroğullarını Muham-med'e tanıtmak istemişti. Çünkü Muhammed'in dedesi Haşini, Neccar oğullarından bir kadınla evlenmişti. Haşim, Zeyd bin Amr'ın kızı Selma ile evlenmişti ki, O'nun nesebi de Neccar oğul-larından Adiyy'e ulaşmaktadır. Adiyy, Medine'de şeref ve servet sahibi bir kimse idi.

    Kavmine yaptığı bu ziyaretiyle bu amacına ulaşmıştı. Onu, Muhammed'i Yesrib'e götürüşünün bir başka sebebi daha vardı. Sevgili ve kıymetli yavrusunun Mekke havasından rahatsız ol-masından ve Mekke'deki vebaya yakalanmasından korkmuştu. Bu nedenle de onu, ahaliyi rahatsız eden Mekke'nin havasından kurtarıp uzaklara götürmek istemişti. Ayrıca Halime hatun da bazı aralıklarla gelip Mulıammed'i Mekke'den alır ve Sa'doğullan kabilesine götürürdü. Onun cismini ve bedenini, Mekke'nin ağır havasından uzaklaştırarak arındırdı. Vücudunu zindeleştirecek köy havasını ciğerlerine doldururdu. Arada hiç bir engel bırak-maksızın Muhammed'i tabiatla başbaşa bırakırdı. O'nu gök ve se-maviliği ile, yıldızlar ve yörüngeleriyle, ay ve aydınlığıyla başbaşa bırakırdı. Güneşi, evrenin kandili olarak, ayı da orada hiç bir en-gel olmaksızın geceleri aydınlatan bir lamba olarak görürdü. Do-ğa ile başbaşa kalan Muhammed, güneşi; doğarken, kuşluk vak-tinde, akşamleyin de batarken seyrederdi. Ayın şavkımasını ve aydınlık saçışım seyrederdi. Ay, doğarken gecenin karanlıkları-nın yarıp nuru ile kainatı aydınlatırdı. Bunları görerek şiir teren-nüm ederdi. Gece karanlığında ayın aydınlığım göre kimseler, ce-nab- Allah'ın varlığına delaletler görür ve kainatın güzelliğini id-rak ederlerdi.

    Babasımn mezarım ve dayılarım ziyaret etmesi için anası Ami-ne, Muhammed'i Mekke'nin sıkıntılı havasından çıkarıp Yesrib'e götürdü. Mekke O'nun en çok sevdiği bir yer olmasına rağmen ve-fakarlığından dolayı Yesrib'e gitti.

    Doğrusu şu ki Amine hatun, Muhammed'i bakıcısı olan Hali-me hatundan aldıktan ve altı yaşma girdikten sonra yanına alıp Yesrib'e götürmüştür.

    Amine, Muhammed ve Ümmü Eymen'den oluşan bu seçkin ve hayırlı cemaat, müteveffa Abdullah'ın mezarını ziyaret ettiler. Amine hatunun sevgili kocası Abdullah'ın kabrinin yamna geldi-ler. Gözlerinden yaşlar aktı. Sesleri kısıldı. O küçücük çocuğun al-gılayabileceği şekilde ruhları birbiriyle fısıldaştı. Muhammed ba-basını tanıdı. Babasının mezarı adeta yerle bir olmuştu. Onu ne kadar sevdiğini anasının göz yaşlarından anlamıştı. Onun varlı-ğı, adeta kalbine resmedilmişti. Dudaklarından dökülen fısıltıları kalbi ile duyguları hissetmişti. Onun tertemiz kalbinin ilk hisset-tiği hüzün belki de buydu.

    Anasıyla birlikte Beni Adiy bin Neccar'ın köşkünde ikamet et-ti. Bu köşk, Medine'nin yüksek bir tepesinin üzerinde inşa edil-mişti. Tıpkı kale gibiydi. Medine'nin ünlü köşklerindendi.

    Öyle anlaşılıyor ki, oradaki ikametleri kısa sürmüş değil, bila-kis nisbeten uzun süreli olmuştur, ikametleri ne kadar olursa ol-sun, o köşkün şekli, o küçücük çocuğun zihnine nakşedilmişti. İle-riki tarihlerde peygamber olarak Mekke'den Medine'ye hicret et-tiği zamanlarda o köşkün hayali açık seçik bir şekilde zihninde canlanmıştı. Rivayete göre şöyle demişti:

    "Dayılarımın çocuklarıyla birlikte î^eccaroğullarının köşkü-nün üzerinde uçmakta olup köşkün duvarlarından birine konan bir kuşu uçurduk"

    Yine Peygamber efendimiz, annesiyle birlikte ikamet ettiği ev hakkında da şöyle demişti: "işte anamla birlikte buraya konakla-dık, bu evde babam Abdulmuttalib oğlu Abdullah'ın mezarı var-dı."
    alıntı






+ Yorum Gönder