Konusunu Oylayın.: Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir?

5 üzerinden 4.25 | Toplam : 4 kişi
Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir?
  1. 10.Nisan.2012, 19:25
    1
    Misafir

    Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir?






    Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir? Mumsema Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebinin ne olduğu hakkında yazı yazar mısınız ?


  2. 10.Nisan.2012, 19:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Nisan.2012, 23:25
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir?




    Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Kavmimden biri bir veya iki tavşan avladı. Bunları taşla kesti. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'dan soruncaya kadar astı. Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) yemesini emretti." (Tirmizî, Zebâih 1)
    Hâlid İbnu'l-Huveyris (radıyallahu anh) anlatıyor:
    "Bir adam bir tavşan avladı ve Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)' ya gelip: "Ne dersiniz (bunun eti yenir mi?)" diye sordu. Abdullah: "Tavşan Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a da (böyle avlanıp) getirilmişti. Ben de o sırada yanında oturuyordum. Ondan ne yedi ne de onun yenmesini yasakladı, tavşanın hayız gördüğüne inanıyordu." dedi." (Ebû Dâvud, Et'ime 27)
    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:
    "Yürüdük ve Merri'z-Zahrân'dan bir tavşan kaldırdık. Arkadaşlarımız peşinden koştular ve (sonunda yakalamaktan) âciz kaldılar. Bu sefer ben koştum, yetiştim ve yakaladım. Onu (babalığım) Ebû Talha (radıyallahu anh)'a getirdim. O, tavşanı keskin bir taşla kesti. Budunu benimle Resulullah'a gönderdi. Resulullah onu yedi."

    Enes'e: "Yedi mi, (gördün mü yediğini?)" diye sorulmuştu. "Yani kabul etti" dedi." [Buhârî, Sayd 32, 10, Hibe 5; Müslim, Sayd 53, (1953); Ebû Dâvud, Et'ime 27, (3791); Tirmizî, Et'ime 2, (1790); Nesâî, Sayd 25, (7, 196).]

    AÇIKLAMA:
    1. Tavşan kesmekte kullanılan taşın çeşidi "merve" ile ifade edilmektedir. Lügatçiler bunun beyaz renkli, taşların en sert cinsi olduğunu belirtirler. İnce şekilde kopabilen bu taş bıçak yerine de kullanılabilmektedir. Alimler bu hadisin, sadece merve cinsiyle değil, her çeşit taşla, hîn-i hacette kesim yapmaya cevaz ifâde ettiğini belirtirler.

    2. Hadis, ayrıca tavşan etinin helâl olduğunu da ifâde etmektedir. Hattâ Hz. Enes (radıyallâhu anh)'ten gelen bir rivâyette, bâbalığı Ebû Talha'nın Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'a bu şekilde avlanan bir tavşanın iki budunu gönderdiğini, Resûlullah'ın bu hediyeyi kabul edip yediğini öğrenmekteyiz.
    Ulemâ kâhir ekseriyeti ile tavşan etinin helâl olduğuna hükmeder. Ancak şunu da belirtelim ki, ashabtan Abdullah İbnu Ömer ile Tâbiîn'den İkrime ve fukahâdan Muhammed İbnu Ebî Leylâ, tavşan etinin mekruh olduğuna hükmetmişlerdir. Bu büyükler, Huzeyme İbnu Cezî el-Sülemî'den gelen bir rivâyeti esas almışlardır:
    "Ey Allah'ın Resûlü, tavşan hakkında ne dersiniz?" dedim,
    "Ne yerim ne de haram ederim!" dedi. Ben de:
    "Öyleyse, siz haram etmedikçe onu yiyeceğim. Ey Allah'ın Resûlü, siz niye yemiyorsunuz?" dedim. Şu cevabı verdi:
    "Bana onun kanadığı haber verildi."
    Bir başka rivâyette geçen "tavşanın hayız gördüğüne inanıyordu" ifâdesi, "kanaması"ndan maksadın ne olduğunu açıklar.

    Râfiî, Ebû Hanîfe (rahimehumallah)'nin tavşan yemeyi haram addettiğini yazmış ise de, Nevevî, Râfiî'yi Ebû Hanîfe'den nakilde hata yapmakla itham etmiştir.

    Hülâsa, tavşan etinin mekruh olduğunu söyleyenlerin dayandığı bazı rivâyetler var ise de, âlimler bunlardan mekruh hükmünün çıkmayacağında ittifak etmişlerdir.

    Şiilerin ve Alevilerin tavşan yememelerinin sebebi tavşanın hayız görmesi ve Resulullah (sav) Efendimizin tavşan etini yememiş olmasıdır.


    (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)


  4. 10.Nisan.2012, 23:25
    2
    Administrator



    Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Kavmimden biri bir veya iki tavşan avladı. Bunları taşla kesti. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'dan soruncaya kadar astı. Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) yemesini emretti." (Tirmizî, Zebâih 1)
    Hâlid İbnu'l-Huveyris (radıyallahu anh) anlatıyor:
    "Bir adam bir tavşan avladı ve Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)' ya gelip: "Ne dersiniz (bunun eti yenir mi?)" diye sordu. Abdullah: "Tavşan Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a da (böyle avlanıp) getirilmişti. Ben de o sırada yanında oturuyordum. Ondan ne yedi ne de onun yenmesini yasakladı, tavşanın hayız gördüğüne inanıyordu." dedi." (Ebû Dâvud, Et'ime 27)
    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:
    "Yürüdük ve Merri'z-Zahrân'dan bir tavşan kaldırdık. Arkadaşlarımız peşinden koştular ve (sonunda yakalamaktan) âciz kaldılar. Bu sefer ben koştum, yetiştim ve yakaladım. Onu (babalığım) Ebû Talha (radıyallahu anh)'a getirdim. O, tavşanı keskin bir taşla kesti. Budunu benimle Resulullah'a gönderdi. Resulullah onu yedi."

    Enes'e: "Yedi mi, (gördün mü yediğini?)" diye sorulmuştu. "Yani kabul etti" dedi." [Buhârî, Sayd 32, 10, Hibe 5; Müslim, Sayd 53, (1953); Ebû Dâvud, Et'ime 27, (3791); Tirmizî, Et'ime 2, (1790); Nesâî, Sayd 25, (7, 196).]

    AÇIKLAMA:
    1. Tavşan kesmekte kullanılan taşın çeşidi "merve" ile ifade edilmektedir. Lügatçiler bunun beyaz renkli, taşların en sert cinsi olduğunu belirtirler. İnce şekilde kopabilen bu taş bıçak yerine de kullanılabilmektedir. Alimler bu hadisin, sadece merve cinsiyle değil, her çeşit taşla, hîn-i hacette kesim yapmaya cevaz ifâde ettiğini belirtirler.

    2. Hadis, ayrıca tavşan etinin helâl olduğunu da ifâde etmektedir. Hattâ Hz. Enes (radıyallâhu anh)'ten gelen bir rivâyette, bâbalığı Ebû Talha'nın Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'a bu şekilde avlanan bir tavşanın iki budunu gönderdiğini, Resûlullah'ın bu hediyeyi kabul edip yediğini öğrenmekteyiz.
    Ulemâ kâhir ekseriyeti ile tavşan etinin helâl olduğuna hükmeder. Ancak şunu da belirtelim ki, ashabtan Abdullah İbnu Ömer ile Tâbiîn'den İkrime ve fukahâdan Muhammed İbnu Ebî Leylâ, tavşan etinin mekruh olduğuna hükmetmişlerdir. Bu büyükler, Huzeyme İbnu Cezî el-Sülemî'den gelen bir rivâyeti esas almışlardır:
    "Ey Allah'ın Resûlü, tavşan hakkında ne dersiniz?" dedim,
    "Ne yerim ne de haram ederim!" dedi. Ben de:
    "Öyleyse, siz haram etmedikçe onu yiyeceğim. Ey Allah'ın Resûlü, siz niye yemiyorsunuz?" dedim. Şu cevabı verdi:
    "Bana onun kanadığı haber verildi."
    Bir başka rivâyette geçen "tavşanın hayız gördüğüne inanıyordu" ifâdesi, "kanaması"ndan maksadın ne olduğunu açıklar.

    Râfiî, Ebû Hanîfe (rahimehumallah)'nin tavşan yemeyi haram addettiğini yazmış ise de, Nevevî, Râfiî'yi Ebû Hanîfe'den nakilde hata yapmakla itham etmiştir.

    Hülâsa, tavşan etinin mekruh olduğunu söyleyenlerin dayandığı bazı rivâyetler var ise de, âlimler bunlardan mekruh hükmünün çıkmayacağında ittifak etmişlerdir.

    Şiilerin ve Alevilerin tavşan yememelerinin sebebi tavşanın hayız görmesi ve Resulullah (sav) Efendimizin tavşan etini yememiş olmasıdır.


    (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)


  5. 10.Nisan.2012, 23:41
    3
    Mantı
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Mart.2012
    Üye No: 94986
    Mesaj Sayısı: 106
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 30

    Cevap: Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir?

    Aleviler Neden Tavşan Eti Yemezler?

    Aleviler, tavşan eti yemez. Çünkü; tavşan, Alevilerce uğursuz sayılan hayvanların başında gelir. Alevi veSünni müslümanları ayıran en belirgin biçimsel öğelerdendir. Alevilerin; üzerinde tavşanın geçtiği tarlalarını yedi yıl ekmedikleri söylenerek, alay edilirler. Oysa tavşanın geçtiği her tarlanın ekilmemesi durumunda bir çiftçi toplumu olan Alevilerin köyleri beklememeleri, tüm arazilerini ham bırakmaları gerekirdi.Bir yabanıl hayvan olan tavşanın geçmediği arazi düşünülemez.
    Tavşan, İran Şiiliğinde de kirli kabul edilir. Etini Şiiler de yemezler.Yahudi inancı da tavşanı yasaklamıştır. Tavşan yememe hakkındaTevrat’ta kayıt vardır (Bab: 14, Ayet: VII). AleviTürkler arasında “Yahudiye bile helal demedi Musa” sözü söylenir. Fransız tarihçi ve doğubilimci J. P. Roux bu inancın Şii geleneğinden kaynaklanmış olacağına inanmaz. Olguyu yerel olarak görür. Ona göre, “tavşanı cezalandıran yasakçı anlayış evrensel olmayan, ama çok yaygın olan bir olgudur”.Tavşan, Hititler’de “tabu”dur, yasaktır. OysaKaşgar’daX. y. yılda kutsaldır.


    Aleviler’de Uğurlu-Uğursuz Kabul Edilen Hayvanlar:
    Keklik, kızıl ayaklıdır. AyaklarınıHüseyin’in kanına bulandırdığı inancıyla Aleviler kekliği sevmezler. Türkmenler’ce de keklik bir ünlü dedenin saklandığı yeri düşmanlarına bildirdiği, ihbarda bulunduğu inancıyla sevilmez. Katır da sevilmeyen hayvanlardandır. Tanrının lanetine uğradığından dölü olmadığına inanılır. Ayı da sevilmez, adı anılmaz. “Dağdaki”, “Kocaoğlan” gibi gönderme adlarla dile getirilir. Domuz ve hindi de sevilmez. Tavus kuşu makbul kabul edilir.
    Baykuş uğursuz, keklik müfsit, turna ise en hayırlı kuştur. Sesi, Hz. Ali’nin sesi gibi kabul edilir. Kırlangıç kutsal sayılır. Geyik, Hz. Muhammed’in sevdiği hayvan olduğundan avlanmaz, öldürülmez. Koyun, koç kurbanlık olarak “mübarek”tir. At, kardeş ve murat sayılır. Hızır bile “Bozatlı”dır ve “dar”da kalanlara bu atıyla yetişir. Hz. Ali de “düldül” denen atıyla birlikte Alevi’nin kafasında yer etmiştir. Alevilerce bülbül de çok sevilir. Güvercin Alevilerde kutsaldır. Avlanmaz, kesilmez ve yenmez. HacıBektaş’ın Sulucakarahöyük’e güvercin biçiminde (-donunda) geldiği inanışı (lejandı) vardır. Bir takım şoförlerin yoluna tavşan çıkmasını uğursuz saydıkları, yılan görmeyi de rahat yolculuk belirtisi olarak inandıkları bilinir.


    Tavşan Yasağının Totemik Kaynağı:
    Toplumbilimciler ve tarihçilerTürkler’in tarihinde insanlığın ilk dini olan totemciliğin varlığı konusunda çelişkiye düşer ve değişik görüşler getirirler. Prof. İ. Kafesoğlu, Prof. B. Ögel, Van Gennap, J. G. Frazier kendilerine özgü yorumlar geliştirerekTürkler’de totemciliğin olmadığını kanıtlamaya çalışırlar. Doğan Avcıoğlu’nun da belirttiği gibi; bozkır insanının dinine belki totemcilik denilemez. Totemcilik onun ancak bir parçasıdır. Şamanlık ve tengricilik bu dinin başka yanları, törevleridir.
    Kısaca, eskiTürk dininde totemcilik, şamanlık ve tengricilik gibi daha başka inanış biçimleri vardır. Totemcilik bozkır toplumsal yaşamının bir belirtisidir. EskiTürkler avcı, çoban, çiftçi ve genellikle göçebedirler. Gereksimelerini doğada, hayvanda sağlıyorlar. Bu durum, onu giderek doğayla, hayvanla ve canlıyla “kutsal akraba” durumuna götürmüştür.
    Yemesini-içmesini onlardan beklediği gibi, savunmasını-korunmasını, dahası geleceğini düzenleyebilmek için doğa ve doğaüstü güçlerin de denetimini bu öğelerden bekler. Böylece bu toplumsal yapı doğrultusunda bir inanış, düşünce ve davranış biçimi doğar. Bu insanlar için artık, özdekdışı güç çeşitli varlıkların içine girerek özdek biçime bürünmüş, yani cisimleşmiş bir kutsallık kazanmıştır. İşte totem budur.Bu nedenle Ortaasya bozkırında “kutsal” hayvancılık ve doğacılık, yalnızca totemciliğe indirgenemez, o çerçeveyi çok aşar. Birçok bilginin bozkır topluluklarına totemci etiketini yapıştıramayışının nedeni bu olsa gerek.
    Doğan Avcıoğlu: “BozkırdakiTürk boyları totemci saymamak için hiçbir temel engel bulunmadığını göstermeye yeterlidir. Hatta bu bozkır boylarının özünde ve temelinde totemci oldukları sonucuna varılabilir” der. Karşılaştırmalı kanıtlar Avcıoğlu’nu doğrulamaktadır. Kısaca eskiTürkler totemci topluluklardır. Sonradan Şamanlık aşamasına geçişleri eski totemik inanç izlerini silmez, daha da besleyerek İslami döneme aktarır.
    Türkler’in İslamlaşması bu eski inançları yok etmez, sona erdirmez. Alevilik geniş ölçüde eski Türk dininin İslamlaştırılmış biçimi olur. Ötede SünniYörük veTürkmenler’de de eski inançlar güçlü bir biçimde yaşar.
    Gerek Asya’da gerekse Anadolu’da totemik inançlara sıkça rastlamak olası. Çuvaşlar “kurt” adını ağıza almayı tabu sayarlar. Onun yerine “Peygamber iti” sözünü kullanırlar. Edremit Alevi Türkmenleri de kurda “Peygamber köpeği” derler. Alevi-SünniTürkmen ve Yörükler yolda kurda rastlamanın uğur getireceğine inanırlar.
    Adana yöresinde Sakız ağacı kutsal sayılır. Kertenkeleye dokunulmaz. Dersim’dekiMunzur suyundaki balıklarla, Urfa Halil İbrahim gölündeki balıklar kutsaldır, dokunulmaz.
    Oğuz destanlarında “altın gözlü” tavşandan sözedilir. OrtaasyaŞamanları tavşana “kozan”, onunla ilgili toteme “Kozantöz” derler. Radlof, Tatar veTeleüt’ler de tavşan totemine rastlar.
    Prof. J. P. Roux’e göre, “Ortaasya halklarında tavşanı hedef alan bir yasaklama” yoktur. Tavşanın eski adıTürk dillerinde (lehçelerinde) vardır. “Tawışyan” sözcüğü görülür. Eski Türk takviminde 4. ay tavşan ayıdır Yakutlar’da tavşan kuraklığın habercisi olduğu için gözden ırak tutulmaz. Uygur metinlerinde tavşan ayında yapılması sakıncalı görülen ve uğursuzluk kabul edilen tırnak kesme, traş olmak gibi durumlar vardır.
    EskiHunlar’da, Tatarlar’da, Şorlar’daKırgızlar’da, Yakutlar’da tavşan avlanırdı. Yakutlar’da tavşanların kuyruk ya da kulakları “kötü düşünceleri uzaklaştırıcı” olarak kullanılırdı. Tavşan Şamanlıkta yardımcı hayvanlardandır. Altay halk mitolojisinde de tavşan özel yeri olan dört hayvandan biridir. Tatarlar’da avda kendilerine yol gösteren tavşan kültürü vardır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak olası.
    Sonuç olarak, tavşan yasağı İslam değil, Ortaasya kökenli. Türklerin Ortaasya tarihiyle ilgili. Tavşan yasağıyla ilgili Alevi-Sünni çevrelerde anlatılanlar İslami dönemde ve İslami çerçevede çıkmış, bir takım yakıştırmaların zamanla başka suçlamalarla pekiştirilmiş durumudur. Bunların, olayın özüyle bağı yoktur.
    Tavşan yasağı Türkler’in totemik döneminden Anadolu’ya kadar uzanmış izleridir. Yani birer totem kalıntılarıdır bunlar. Ne var ki tavşan toteminin olumsuz yanı Aleviler arasında gelişmiştir.Yemedikleri doğrudur.Bir takım gerekçeleri vardır. Bunu ileri sürüyorlar da.Yalnız, tavşanın uğradığı tarlaların ekilmediği biçimindeki bağnazlığı da hiçbir Alevi toplumunun ve bireyinin gösterdiğine ne rastlanmıştır ne de rastlamışızdır. Kısaca burası iftiradır.
    Tavşanın adet (hayız) gördüğü için yenmediği tezi biyolojiye ters düşer. Çünkü bütün dişi canlılar adet görürler.
    Alevi-Bektaşilerin Anadolu dönemlerinde tavşan yemedikleri 14. y.y. Arap gezgini İbniBatuta’ca (1304-1369) bildirilir. Hatta kendisine Sinop’ta tavşan sunularak Alevi olup olmadığı sınavından geçirilir. Maliki mezhebinde olan İbniBatuda, tavşan yiyerek sınavdan geçtiği gibi, “gerçekten Şiiler (Aleviler) tavşan eti yememektedirler” diyerek Anadolu’ya ilk gelen Türk-Türkmen topluluklarının Alevi olduklarını, henüz Ortaasya kültüründen kopmadıkları bu dönemlerinde tavşan yemeyerek totemik tavırlarını sürdürdüklerini kanıtlar. Kısaca Alevilerin tavşan yememeleri İslami değil, Asya kökenlidir. Eski dinlerden, kültürlerden ve totem anlayışlarından kalmaktadır.


  6. 10.Nisan.2012, 23:41
    3
    Mantı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Aleviler Neden Tavşan Eti Yemezler?

    Aleviler, tavşan eti yemez. Çünkü; tavşan, Alevilerce uğursuz sayılan hayvanların başında gelir. Alevi veSünni müslümanları ayıran en belirgin biçimsel öğelerdendir. Alevilerin; üzerinde tavşanın geçtiği tarlalarını yedi yıl ekmedikleri söylenerek, alay edilirler. Oysa tavşanın geçtiği her tarlanın ekilmemesi durumunda bir çiftçi toplumu olan Alevilerin köyleri beklememeleri, tüm arazilerini ham bırakmaları gerekirdi.Bir yabanıl hayvan olan tavşanın geçmediği arazi düşünülemez.
    Tavşan, İran Şiiliğinde de kirli kabul edilir. Etini Şiiler de yemezler.Yahudi inancı da tavşanı yasaklamıştır. Tavşan yememe hakkındaTevrat’ta kayıt vardır (Bab: 14, Ayet: VII). AleviTürkler arasında “Yahudiye bile helal demedi Musa” sözü söylenir. Fransız tarihçi ve doğubilimci J. P. Roux bu inancın Şii geleneğinden kaynaklanmış olacağına inanmaz. Olguyu yerel olarak görür. Ona göre, “tavşanı cezalandıran yasakçı anlayış evrensel olmayan, ama çok yaygın olan bir olgudur”.Tavşan, Hititler’de “tabu”dur, yasaktır. OysaKaşgar’daX. y. yılda kutsaldır.


    Aleviler’de Uğurlu-Uğursuz Kabul Edilen Hayvanlar:
    Keklik, kızıl ayaklıdır. AyaklarınıHüseyin’in kanına bulandırdığı inancıyla Aleviler kekliği sevmezler. Türkmenler’ce de keklik bir ünlü dedenin saklandığı yeri düşmanlarına bildirdiği, ihbarda bulunduğu inancıyla sevilmez. Katır da sevilmeyen hayvanlardandır. Tanrının lanetine uğradığından dölü olmadığına inanılır. Ayı da sevilmez, adı anılmaz. “Dağdaki”, “Kocaoğlan” gibi gönderme adlarla dile getirilir. Domuz ve hindi de sevilmez. Tavus kuşu makbul kabul edilir.
    Baykuş uğursuz, keklik müfsit, turna ise en hayırlı kuştur. Sesi, Hz. Ali’nin sesi gibi kabul edilir. Kırlangıç kutsal sayılır. Geyik, Hz. Muhammed’in sevdiği hayvan olduğundan avlanmaz, öldürülmez. Koyun, koç kurbanlık olarak “mübarek”tir. At, kardeş ve murat sayılır. Hızır bile “Bozatlı”dır ve “dar”da kalanlara bu atıyla yetişir. Hz. Ali de “düldül” denen atıyla birlikte Alevi’nin kafasında yer etmiştir. Alevilerce bülbül de çok sevilir. Güvercin Alevilerde kutsaldır. Avlanmaz, kesilmez ve yenmez. HacıBektaş’ın Sulucakarahöyük’e güvercin biçiminde (-donunda) geldiği inanışı (lejandı) vardır. Bir takım şoförlerin yoluna tavşan çıkmasını uğursuz saydıkları, yılan görmeyi de rahat yolculuk belirtisi olarak inandıkları bilinir.


    Tavşan Yasağının Totemik Kaynağı:
    Toplumbilimciler ve tarihçilerTürkler’in tarihinde insanlığın ilk dini olan totemciliğin varlığı konusunda çelişkiye düşer ve değişik görüşler getirirler. Prof. İ. Kafesoğlu, Prof. B. Ögel, Van Gennap, J. G. Frazier kendilerine özgü yorumlar geliştirerekTürkler’de totemciliğin olmadığını kanıtlamaya çalışırlar. Doğan Avcıoğlu’nun da belirttiği gibi; bozkır insanının dinine belki totemcilik denilemez. Totemcilik onun ancak bir parçasıdır. Şamanlık ve tengricilik bu dinin başka yanları, törevleridir.
    Kısaca, eskiTürk dininde totemcilik, şamanlık ve tengricilik gibi daha başka inanış biçimleri vardır. Totemcilik bozkır toplumsal yaşamının bir belirtisidir. EskiTürkler avcı, çoban, çiftçi ve genellikle göçebedirler. Gereksimelerini doğada, hayvanda sağlıyorlar. Bu durum, onu giderek doğayla, hayvanla ve canlıyla “kutsal akraba” durumuna götürmüştür.
    Yemesini-içmesini onlardan beklediği gibi, savunmasını-korunmasını, dahası geleceğini düzenleyebilmek için doğa ve doğaüstü güçlerin de denetimini bu öğelerden bekler. Böylece bu toplumsal yapı doğrultusunda bir inanış, düşünce ve davranış biçimi doğar. Bu insanlar için artık, özdekdışı güç çeşitli varlıkların içine girerek özdek biçime bürünmüş, yani cisimleşmiş bir kutsallık kazanmıştır. İşte totem budur.Bu nedenle Ortaasya bozkırında “kutsal” hayvancılık ve doğacılık, yalnızca totemciliğe indirgenemez, o çerçeveyi çok aşar. Birçok bilginin bozkır topluluklarına totemci etiketini yapıştıramayışının nedeni bu olsa gerek.
    Doğan Avcıoğlu: “BozkırdakiTürk boyları totemci saymamak için hiçbir temel engel bulunmadığını göstermeye yeterlidir. Hatta bu bozkır boylarının özünde ve temelinde totemci oldukları sonucuna varılabilir” der. Karşılaştırmalı kanıtlar Avcıoğlu’nu doğrulamaktadır. Kısaca eskiTürkler totemci topluluklardır. Sonradan Şamanlık aşamasına geçişleri eski totemik inanç izlerini silmez, daha da besleyerek İslami döneme aktarır.
    Türkler’in İslamlaşması bu eski inançları yok etmez, sona erdirmez. Alevilik geniş ölçüde eski Türk dininin İslamlaştırılmış biçimi olur. Ötede SünniYörük veTürkmenler’de de eski inançlar güçlü bir biçimde yaşar.
    Gerek Asya’da gerekse Anadolu’da totemik inançlara sıkça rastlamak olası. Çuvaşlar “kurt” adını ağıza almayı tabu sayarlar. Onun yerine “Peygamber iti” sözünü kullanırlar. Edremit Alevi Türkmenleri de kurda “Peygamber köpeği” derler. Alevi-SünniTürkmen ve Yörükler yolda kurda rastlamanın uğur getireceğine inanırlar.
    Adana yöresinde Sakız ağacı kutsal sayılır. Kertenkeleye dokunulmaz. Dersim’dekiMunzur suyundaki balıklarla, Urfa Halil İbrahim gölündeki balıklar kutsaldır, dokunulmaz.
    Oğuz destanlarında “altın gözlü” tavşandan sözedilir. OrtaasyaŞamanları tavşana “kozan”, onunla ilgili toteme “Kozantöz” derler. Radlof, Tatar veTeleüt’ler de tavşan totemine rastlar.
    Prof. J. P. Roux’e göre, “Ortaasya halklarında tavşanı hedef alan bir yasaklama” yoktur. Tavşanın eski adıTürk dillerinde (lehçelerinde) vardır. “Tawışyan” sözcüğü görülür. Eski Türk takviminde 4. ay tavşan ayıdır Yakutlar’da tavşan kuraklığın habercisi olduğu için gözden ırak tutulmaz. Uygur metinlerinde tavşan ayında yapılması sakıncalı görülen ve uğursuzluk kabul edilen tırnak kesme, traş olmak gibi durumlar vardır.
    EskiHunlar’da, Tatarlar’da, Şorlar’daKırgızlar’da, Yakutlar’da tavşan avlanırdı. Yakutlar’da tavşanların kuyruk ya da kulakları “kötü düşünceleri uzaklaştırıcı” olarak kullanılırdı. Tavşan Şamanlıkta yardımcı hayvanlardandır. Altay halk mitolojisinde de tavşan özel yeri olan dört hayvandan biridir. Tatarlar’da avda kendilerine yol gösteren tavşan kültürü vardır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak olası.
    Sonuç olarak, tavşan yasağı İslam değil, Ortaasya kökenli. Türklerin Ortaasya tarihiyle ilgili. Tavşan yasağıyla ilgili Alevi-Sünni çevrelerde anlatılanlar İslami dönemde ve İslami çerçevede çıkmış, bir takım yakıştırmaların zamanla başka suçlamalarla pekiştirilmiş durumudur. Bunların, olayın özüyle bağı yoktur.
    Tavşan yasağı Türkler’in totemik döneminden Anadolu’ya kadar uzanmış izleridir. Yani birer totem kalıntılarıdır bunlar. Ne var ki tavşan toteminin olumsuz yanı Aleviler arasında gelişmiştir.Yemedikleri doğrudur.Bir takım gerekçeleri vardır. Bunu ileri sürüyorlar da.Yalnız, tavşanın uğradığı tarlaların ekilmediği biçimindeki bağnazlığı da hiçbir Alevi toplumunun ve bireyinin gösterdiğine ne rastlanmıştır ne de rastlamışızdır. Kısaca burası iftiradır.
    Tavşanın adet (hayız) gördüğü için yenmediği tezi biyolojiye ters düşer. Çünkü bütün dişi canlılar adet görürler.
    Alevi-Bektaşilerin Anadolu dönemlerinde tavşan yemedikleri 14. y.y. Arap gezgini İbniBatuta’ca (1304-1369) bildirilir. Hatta kendisine Sinop’ta tavşan sunularak Alevi olup olmadığı sınavından geçirilir. Maliki mezhebinde olan İbniBatuda, tavşan yiyerek sınavdan geçtiği gibi, “gerçekten Şiiler (Aleviler) tavşan eti yememektedirler” diyerek Anadolu’ya ilk gelen Türk-Türkmen topluluklarının Alevi olduklarını, henüz Ortaasya kültüründen kopmadıkları bu dönemlerinde tavşan yemeyerek totemik tavırlarını sürdürdüklerini kanıtlar. Kısaca Alevilerin tavşan yememeleri İslami değil, Asya kökenlidir. Eski dinlerden, kültürlerden ve totem anlayışlarından kalmaktadır.


  7. 24.Ocak.2017, 16:42
    4
    Misafir

    Yorum: Alevilikte tavşan etinin yenmemesinin sebebi nedir?

    Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler. (NAHL 116) mezhepler yüzünden insanlar haram helal belirler oldu,bu Allah ın yetkisindedir,dedeler alimler sizleri saptırmasın bu apaçık şirk yani kişiyi islamdan çıkarır.Yine başka bir ayette ; Allah'tan başka hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i Rabb edindiler. Halbuki onlar ancak gerçek olan bir ilaha kulluk ve ibadetle emrolunmuşlardı. Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden bütünüyle uzaktır, yücedir. ( tövbe suresi 31.) bu ayette hahamlar ve hahamların haram helal belirleyerek müşrik olduklarını anlatır.dininizi kuran tefsiri okuyarak öğrenin..


  8. 24.Ocak.2017, 16:42
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler. (NAHL 116) mezhepler yüzünden insanlar haram helal belirler oldu,bu Allah ın yetkisindedir,dedeler alimler sizleri saptırmasın bu apaçık şirk yani kişiyi islamdan çıkarır.Yine başka bir ayette ; Allah'tan başka hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i Rabb edindiler. Halbuki onlar ancak gerçek olan bir ilaha kulluk ve ibadetle emrolunmuşlardı. Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden bütünüyle uzaktır, yücedir. ( tövbe suresi 31.) bu ayette hahamlar ve hahamların haram helal belirleyerek müşrik olduklarını anlatır.dininizi kuran tefsiri okuyarak öğrenin..





+ Yorum Gönder