Konusunu Oylayın.: Zina eden adam mutlaka zina eden kadını mı bulup evlenmek zorunda ?

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Zina eden adam mutlaka zina eden kadını mı bulup evlenmek zorunda ?
  1. 08.Nisan.2012, 21:54
    1
    Misafir

    Zina eden adam mutlaka zina eden kadını mı bulup evlenmek zorunda ?

  2. 08.Nisan.2012, 23:05
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Zina eden adam mutlaka zina eden kadını mı bulup evlenmek zorunda ?




    Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, mü'minlere yasak edilmiştir.”

    Evet zina eden bir erkek ancak zâniye veya müşrike bir kadından başkasıyla evlenemez. Zâniye bir kadın da ancak zina eden veya müşrik olan bir erkeğin dışında başkalarıyla evlenemez. Evet pisin temizle evlenmesini yasaklıyor Rabbimiz. Zâni zâniyeye, zâniye de zâniye denktir. Yâni ne zâniye bir kadın temiz bir erkek arzular, ne de zinâkâr bir erkek temiz bir kadın arzular.

    İslâm dini öyle bir toplum oluşturmayı hedefler ki o toplumda kadın da, erkek de temiz olacak, iffetli olacak. Her ikisi de Allah’ın meşru kıldığı nikâh dışı ilişkiyi asla benimsemeyecek. Rabbimiz nikâh dışı ilişkiyi pis kabul etmiştir. Hiç bir zaman Allah’a inandığını iddia eden ne Müslüman erkek, ne de Müslüman kadın Allah’ın yasaklamış olduğu bir davranışta bulunmayı düşünemez. Şâyet bir erkek veya bir kadın Allah’ın yasaklamış olduğu böyle bir ilişkide bulunmuş ama hemen arkasından tevbe etmiş ve o işle bir daha ilgilenmemişse elbette Allah onu affeder. Böyle birisi asla bir daha Müslüman ve temiz bir kadınla evlenemeyecek demek caiz değildir.

    Allah’ın istediği şekilde gerçekleştirilmiş bir evlilikte kadın da, erkek de birbirlerini Allah adına ve Allah emâneti olarak kabul etmişlerdir. Her iki tarafta birbirlerine karşı temiz ve emin olmalıdırlar. Önce adına birleştikleri Allah’a karşı, sonra da birbirlerine karşı ihanet etmemelidirler. Çünkü onları tertemiz bir fıtratla yaratan Allah’tır. Bir kadın ya da erkek Allah’ın kendisine verdiği, Allah’ın yarattığı tertemiz vücudunu, azalarını Allah’ın gösterdiği yolda kullanmak zorundadırlar. Eğer o vücudu Allah’ın istemediği yerlerde kullanırlarsa önce Allah’a sonra da birbirlerine karşı ihanet etmiş sayılırlar. Bir erkek evinde kendisini bekleyen tertemiz karısı dururken Allah’ın yasaklamış olduğu bir ilişki içine girerse elbette evindeki Allah emânetine karşı ihanette bulunmuş demektir.

    Aynı durum kadın için de böyledir. Bir kadın da evinde Allah’ın emâneti kocası dururken başkalarına gayri meşru bir ilişkiye girerse Allah’ın emâneti olan kocasına karşı ihanette bulunmuş demektir. Hiçbir şekilde bir Müslümanın hain olması düşünülemez. Allah’ın emânetine en fazla riâyet etmesi gerekenler elbette Müslümanlardır. Ve elbette ancak Allah’ın emânetine riâyet edenler kulların emânetlerine de riâyet ederler. Çünkü kulların emânetlerine riâyet etmeyenleri Rasûlullah efendimiz münâfık saymıştır. İşte Rabbimiz ister erkek olsun, isterse kadın kendi emânetine riâyet etmeyenlerin birbirleriyle evlenmelerini hoş görmüyor.

    Nesâi, Abdullah Bin Amr el As’tan şunu rivâyet eder: “Üm-mü Mahzul adında bir kadın Medine’de fahişelik yapardı. Bir Müslüman bu kadınla evlenmek için Rasulullah’a müracaat edince Allah’ın Resûlü onun bu kadınla evlenmesini reddetti ve işte ona bu âyeti okudu.”

    Yine Tirmizî ve Ebu Dâvût Mekke’nin cahiliye dönemi ahlâksız kadınlarından birisiyle evlenmek isteyen bir Müslümanı Rasûlullah efendimizin kendisine işte bu âyeti okuyarak menettiğini haber verir. Allah’ın Resûlü kendisine yapılan bu tür müracaatlar karşısında şöyle buyurmaktadır: “Karısının ahlâksız olduğunu bildiği halde onunla beraberliği sürdüren kimse asla cennete giremeyecektir.”Yine Nesâi ve Ebu Dâvût’un rivâyetlerine göre Rasûlullah efendimiz bekâr oldukları halde zina eden kadın ve erkeğe cezalarını uyguladıktan sonra onları evlendirdiğini görüyoruz. Abdullah İbni Ömer efendimiz bir olay anlatır. Bir adam kendisinin evine misafir olarak gelen bir kişinin kendi kızıyla zina ettiklerini tespit eder ve üstü kapalı olarak bunu Rasûlullah efendimize anlatmaya çalışır. Rasû-lullah efendimiz de Hz. Ömer’e der ki; dışarı çık ve müsait bir yerde bu adamın ne demek istediğini anlamaya çalış. Ömer efendimiz durumu anlayınca Rasûlullah efendimize anlatır. Rasûlullah efendimiz de: Yazıklar olsun, kızının sırrını neden gizliyorsun? buyurur, sonra her ikisinin de cezalarını verdikten sonra o ikisini evlendirip bir yıl sürgün ettiğini anlatır.




  3. 08.Nisan.2012, 23:05
    2
    Editör



    Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, mü'minlere yasak edilmiştir.”

    Evet zina eden bir erkek ancak zâniye veya müşrike bir kadından başkasıyla evlenemez. Zâniye bir kadın da ancak zina eden veya müşrik olan bir erkeğin dışında başkalarıyla evlenemez. Evet pisin temizle evlenmesini yasaklıyor Rabbimiz. Zâni zâniyeye, zâniye de zâniye denktir. Yâni ne zâniye bir kadın temiz bir erkek arzular, ne de zinâkâr bir erkek temiz bir kadın arzular.

    İslâm dini öyle bir toplum oluşturmayı hedefler ki o toplumda kadın da, erkek de temiz olacak, iffetli olacak. Her ikisi de Allah’ın meşru kıldığı nikâh dışı ilişkiyi asla benimsemeyecek. Rabbimiz nikâh dışı ilişkiyi pis kabul etmiştir. Hiç bir zaman Allah’a inandığını iddia eden ne Müslüman erkek, ne de Müslüman kadın Allah’ın yasaklamış olduğu bir davranışta bulunmayı düşünemez. Şâyet bir erkek veya bir kadın Allah’ın yasaklamış olduğu böyle bir ilişkide bulunmuş ama hemen arkasından tevbe etmiş ve o işle bir daha ilgilenmemişse elbette Allah onu affeder. Böyle birisi asla bir daha Müslüman ve temiz bir kadınla evlenemeyecek demek caiz değildir.

    Allah’ın istediği şekilde gerçekleştirilmiş bir evlilikte kadın da, erkek de birbirlerini Allah adına ve Allah emâneti olarak kabul etmişlerdir. Her iki tarafta birbirlerine karşı temiz ve emin olmalıdırlar. Önce adına birleştikleri Allah’a karşı, sonra da birbirlerine karşı ihanet etmemelidirler. Çünkü onları tertemiz bir fıtratla yaratan Allah’tır. Bir kadın ya da erkek Allah’ın kendisine verdiği, Allah’ın yarattığı tertemiz vücudunu, azalarını Allah’ın gösterdiği yolda kullanmak zorundadırlar. Eğer o vücudu Allah’ın istemediği yerlerde kullanırlarsa önce Allah’a sonra da birbirlerine karşı ihanet etmiş sayılırlar. Bir erkek evinde kendisini bekleyen tertemiz karısı dururken Allah’ın yasaklamış olduğu bir ilişki içine girerse elbette evindeki Allah emânetine karşı ihanette bulunmuş demektir.

    Aynı durum kadın için de böyledir. Bir kadın da evinde Allah’ın emâneti kocası dururken başkalarına gayri meşru bir ilişkiye girerse Allah’ın emâneti olan kocasına karşı ihanette bulunmuş demektir. Hiçbir şekilde bir Müslümanın hain olması düşünülemez. Allah’ın emânetine en fazla riâyet etmesi gerekenler elbette Müslümanlardır. Ve elbette ancak Allah’ın emânetine riâyet edenler kulların emânetlerine de riâyet ederler. Çünkü kulların emânetlerine riâyet etmeyenleri Rasûlullah efendimiz münâfık saymıştır. İşte Rabbimiz ister erkek olsun, isterse kadın kendi emânetine riâyet etmeyenlerin birbirleriyle evlenmelerini hoş görmüyor.

    Nesâi, Abdullah Bin Amr el As’tan şunu rivâyet eder: “Üm-mü Mahzul adında bir kadın Medine’de fahişelik yapardı. Bir Müslüman bu kadınla evlenmek için Rasulullah’a müracaat edince Allah’ın Resûlü onun bu kadınla evlenmesini reddetti ve işte ona bu âyeti okudu.”

    Yine Tirmizî ve Ebu Dâvût Mekke’nin cahiliye dönemi ahlâksız kadınlarından birisiyle evlenmek isteyen bir Müslümanı Rasûlullah efendimizin kendisine işte bu âyeti okuyarak menettiğini haber verir. Allah’ın Resûlü kendisine yapılan bu tür müracaatlar karşısında şöyle buyurmaktadır: “Karısının ahlâksız olduğunu bildiği halde onunla beraberliği sürdüren kimse asla cennete giremeyecektir.”Yine Nesâi ve Ebu Dâvût’un rivâyetlerine göre Rasûlullah efendimiz bekâr oldukları halde zina eden kadın ve erkeğe cezalarını uyguladıktan sonra onları evlendirdiğini görüyoruz. Abdullah İbni Ömer efendimiz bir olay anlatır. Bir adam kendisinin evine misafir olarak gelen bir kişinin kendi kızıyla zina ettiklerini tespit eder ve üstü kapalı olarak bunu Rasûlullah efendimize anlatmaya çalışır. Rasû-lullah efendimiz de Hz. Ömer’e der ki; dışarı çık ve müsait bir yerde bu adamın ne demek istediğini anlamaya çalış. Ömer efendimiz durumu anlayınca Rasûlullah efendimize anlatır. Rasûlullah efendimiz de: Yazıklar olsun, kızının sırrını neden gizliyorsun? buyurur, sonra her ikisinin de cezalarını verdikten sonra o ikisini evlendirip bir yıl sürgün ettiğini anlatır.







+ Yorum Gönder