Konusunu Oylayın.: Şafii mezhebinde imam kızın velisinden nasıl vekillik alır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şafii mezhebinde imam kızın velisinden nasıl vekillik alır?
  1. 07.Nisan.2012, 09:15
    1
    Misafir

    Şafii mezhebinde imam kızın velisinden nasıl vekillik alır?






    Şafii mezhebinde imam kızın velisinden nasıl vekillik alır? Mumsema şafii mezhebinde imam, kızın velisinden nasıl vekaleti alır, söylenilen sözler nasıl söylenmeli.İmam kızın velisinden vekaleti aldıktan sonra koca adayıyla karşılıklı siga nasıl söylenilir


  2. 07.Nisan.2012, 09:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 07.Nisan.2012, 12:45
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Şafii mezhebinde imam kızın velisinden nasıl vekillik alır?




    Evlendirmede Velinin Vekalet Vermesi


    Kızın babası ve babasının babası, kızı evlendirmek hususunda onun iznini almadan bir başkasını vekil tutabilirler. Velinin vekile, koca adayının sıfatlarını bilmesi vekaletin sıhhati için şart değildir.
    Çünkü vekil koca adayını kendisi seçebilir. Mutlak vekalet verilen ve-kilin, kadının maslahatını gözetmesi, ona denk bir kişi bulması farzdır; zira mutlak vekalet, denk bir kişiyle evlendirme şartını içinde barındırır.
    Baba ve dedenin dışındaki veliler, kızın iznini almadan başkasına vekalet veremezler. Çünkü kendileri de kızın iznini almadan evlendirme yetkisine sahip değillerdir.


    (Büyük Şafii Fıkhı Gonca yay)

    Nikâh'ın Rükûnları

    Nikâhın rükûnları beş tanedir:
    1. Siga ('aldım, verdim' veya 'eş olarak kabul ettim' ya da 'koca olarak kabul ettim).
    2. Kadın
    3. Erkek
    4. Veli
    5, İki şahit

    I. Siga

    Siga'dan maksat 'Kızımı sana eş olarak verdim' veya 'Kızımı sana nikahladım demek, koca adayının da 'Kızını eş olarak aldım' veya 'Kızını nikahladım' demesidir. Koca adayının sözünün, kızın velisinin sözünden önce olması evladır Çünkü burada maksadı ifade etmek hususunda takdim ve tehir eşittir.

    Siga'nın Meşru Kılınmasının Hikmeti

    Siga'nın hikmeti şudur: Evlilik akdi, iki tarafın rızasının da gerekli olduğu akidterdendir. Rıza ise gizli birşeydir. Bu nedenle başkaları ona muttali olamaz. Bundan dolayı Şârî, icab ve kabulden meydana gelen siga'yı, iki tarafın nefsindeki rızaya delil olsun diye meşru kılmıştır.



    Siga'nın Şartları

    Siga'da şu şartların bulunması gerekir:
    1. Tezvic, nikâh veya onlardan müştak olan kelimelerle akid yapılmasının şart koşulmasının sebebi, bu lafızların lügat ve şeriat açısından evlenmeye delâlet etmeleridir. Kur'an ve Sünnet'te tezvic ve nikâh kelimeleri kullanılmıştır:
    Hoşunuza giden (başka) kadınlarla iki, üç ve dörde kadar nikâhlanabilirsiniz.
    (Nisa/3)
    Zeyd o kadından ilişkisini kesince biz onu sana tezvic ettik ki evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri eşler, mü'minler üzerine bir günah olmasın. (Ahzab/37)
    Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur:
    Ey gençler! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin.[46]
    2. Tezvic veya nikâh kelimesini icabda da, kabulde de kullanmak.
    Kızın velisi 'Kızımı sana tezvic ettim' dese, buna karşılık koca adayı da 'Kabul ettim dese, nikâh akdi sahih olmaz. Koca adayı 'Kızını benimle tezvic et' dese, buna karşılık kızın velisi de 'Kabul ettim' dese yine nikâh akdi sahih oimaz. Nikâh akdinin sahih olması için iki tarafında tezvic veya nikâh kelimelerini açıkça söylemeleri gerekir.

    Arapça'dan Başka Bir Dil ile Nikâh Kıymak

    Nikâh akdi, Arabça'dafı başka dillerle de yapılabilir. Arapça'dan başka bir dille de olsa icab ve kabul tahakkuk ederse nikâh akdi sahih olur. Koca adayı ve kadının velisi Arapça bilmeseler dahi mânâ dikkate alınır, tezvic veya nikâh kelimelerini söylemeleri yeterli olur.

    Kinaî Lafızlarla Nikâh Akdetmek


    Nikâh akdi hangi dille olursa olsun kinaî lafızlarla sahih olmaz. Çünkü kinaî lafızlar, nikâh mânâsına da, başka bir mânâya da gelmesi muhtemel olan lafızlardır. Meselâ 'Sana kızımı helâl kıldım' veya 'Onu sana hibe eium' gibi. lafızlar kinaîdir. Kinaî lafızlar niyete muhtaçtır. Niyetin yeri de kalptir. Nikâh akdinin sahih olması için iki şahit olması şarttır. Şahitlerin de kalplerde olana muttali olmadıkları muhakkaktır. Kalplerdekine muttali olmadıkları için de şahitlik etmeleri mümkün değildir. Çünkü kinaî lafızlarla nikâh akdeden kişiler, nikâha da, başka birşeye de niyet etmiş olabilirler.

    Yazarak Nikâh Akdetmek

    Yazmak suretiyle yapılan nikâh sahih olmaz. Bu bakımdan kadının velisi hazırda olan veya hazırda olmayan bir kişiye 'Kızımı seninle tezvic ettim' diye yazsa, buna karşılık koca adayı da 'Kızının nikâhını kabul ettim' dese akid sahih olmaz. Çünkü yazarak nikâh akdi yapmak, kinaî lafızlarla nikâh yapmak gibidir. Bunun da sahih olmadığını belirtmiştik.

    Dilsizin İşaretiyle Nikâh Akdetmek

    Dilsizin işaretleriyle nikâh sahih olur. Çünkü bu işaretler' sarih lafızların yerine geçer. Eğer dilsizin işaretlerini ancak zekî insanlar anlayabiliyorsa, o işaretlerle nikâh akdi sahih olmaz. Çünkü bu tür işaretler kinaî lâfızlar hükmündedir.

    3. İcab ve kabul peşpese olmalıdır.
    Siga'nın şartlarından biri de velinin İcabı İle koca adayının kabulünün peşpeşe olmasıdır. Eğer kadının velisi 'Kızımı seninle tezvic ettim' dese, koca adayı da uzun bir sükuttan sonra 'Onun tezvicinî kabul ettim' dese, akid sahih olmaz. Çünkü icab ile kabul arasında uzun bir fasıla olmuştur. Bu da bu müddet zarfında velinin kızını evlendirmekten vazgeçmiş olabileceği düşüncesini muhtemel hale getirir. Ancak nefes almaktan veya aksırmaktan ötürü meydana gelen az bir sükut, akdin sıhhatine zarar vermez.

    4. Akdi yapanların ehliyetinin, akid tamamlanıncaya kadar baki kalması gerekir.
    Eğer kadının velisi 'Sana kızımı tezvic ettim' dese, koca adayı 'kabul ettim' demeden cinnet getirse veya bayılsa, bu durumda nikâh sahih olmaz. Yine koca adayı 'kızını benimle evlendir' dedikten sonra kızın velisi 'seninle evlendirdim' demeden bayılsa, icab bâtıl olur, akid de sahih olmaz. Kabul var olsa dahi hüküm değişmez. Çünkü akid tamamlanmadan önce, taraflardan birinin ehliyeti ortadan kalkmıştır.

    5. Siga kesinlik ifade etmelidir.

    Akid, istikbale veya herhangibir şarta bağlanırsa sahih olmaz. Eğer kadının velisi 'Ramazan ayı geldiğinde kızımı seninle evlendirdim' dese, koca adayı da 'Onunla evlendim, zevce olarak kabul ettim' dese, bu akid sahih olmaz. Veya kadının velisi 'Kızım imtihanı kazanırsa onu seninle evlendirdim' dese, koca adayı da 'Onunla evlenmeyi kabul ettim' dese, nikâh yine sahih olmaz. Çünkü akid de kesinlik yoktur. Akdi birtakım şartlara bağlamak da aynen böyledir.

    6. Siga mutlak olmalıdır.
    Nikâh akdini belli bir vakte bağlamak sahih olmaz. Meselâ 'Bir aylık nikâh' veya 'Bir senelik nikâh' veya 'Falan adam gelinceye kadar nikâh sahih olmaz. Kızın velisi 'Kızımı sana bir ay için nikahladım' veya 'bir sene için' veya 'falan adam gelinceye kadar nikahladım' dese, koca adayı da 'Onunla evlenmeyi kabul ettim' dese, akid sahih olmaz, bunların tümü fasiddir. Çünkü bu, haram kılınan muta nikâhıdır.
    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Ey insanlar! Ben, kadınlarla muvakkat nikâh yapmak suretiyle faydalanmanız hususunda sizlere izin vermiştim. Şimdi iyi biliniz ki Allah Teâlâ bu muvakkat nikâhla kadınlardan faydalanmayı kıyamet gününe kadar haram kılmıştır. Artık her kimin yanında böyle nikanlanılmış kadınlardan bir kadın varsa hemen onun yolunu tahliye etsin (bıraksın) ve bu kadınlara vermiş bulunduğunuz şeylerden de hiçbirşeyi geri almayınız.[47]


    Veli'nin Bulunması

    Arapçada veli, muhabbetle yardım etmek mânâsına gelir.
    Kim Allah'ı, O'nun Rasülü'nü ve iman edenleri veli edinirse, (bilsin ki) Allah'ın hizbi galip gelenlerin ta kendisidir. (Mâide/56)
    Velinin ıstılahtaki mânâsı ise, başkasına söz geçirmek, onun işlerini idare etmek demektir. Velilik icbarîve ihtiyarî olarak iki kısma ayrılır. Delilikten, çocukluktan, hastalıktan, zayıflıktan ötürü olan velilik, ihtiyarî veliliktir.
    Bazıları veliliği şöyle tarif etmişlerdir: İstese de, istemese de başkasının ona söz geçirmesidir. Buna göre icbarî velilik de bu tarifin , içine girmektedir. Şeriat kime velayet hakkı vermişse, oha şer'an veli denir.
    Eğer üzerinde hak olan (borçlu) kimse aklı noksan (yazı yazmayı bilmeyen) ve aciz ya da kendisi yazdıramayacak durumda ise, velisi onu adil olarak yazdırsın. (Bakara/282)

    Velayetin Meşruiyetinin Hikmeti

    Çocuklar ve aciz insanlar için velayetin meşru kılınmasının hikmeti, onların maslahatlarını gözetmek içindir. Böylece onların hakları korunur.

    Nikâh Akdinde Velinin Hazır Bulunması

    İster küçük, ister büyük, ister bakire, ister dul olsun, her kadının, nikâh akdini yapacak bir velisinin bulunması şarttır. Hiçbir kadın kendi nikâh akdini ve başka bir kadının nikâh akdini yapamaz. Bunun delili şu hadîstir:
    Hiçbir kadın kendini evlendiremez, başka bir kadını da evlendiremez.[50]

    Kadının Nikâhında Velisinin Bulunmasının Şart Olmasının Hikmeti

    Kadının fıtratı, nikâh akdini bizzat yapmaya uygun değildir. Çünkü kadının hayâlı olması vacibdir.
    Kadının evlenme akdinde velisinin bulunmasının farz olduğunun delili Kur'an ve Sünnet'tir. Bu hususta Kur'an ve Sünnet'te birçok delil vardır.
    Kadınları boşadığıriızda, iddetlerini tamamladıklarında, birbirleriyle güzelce barışıp anlaşmışlarsa, onların (önceki) kocalarına varmalarında (kadının velisi olarak onlara) zorluk çıkarıp engel olmayın. Bu, kendisiyle aranızdan Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimseye verilen öğüttür. Bu sizin için daha,uygun ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara/232)
    İmam Şafii şöyle demiştir: Bu ayet, veliye itibar edilmesini gerektiren açık bir delildir. Eğer velinin nikâh akdinde bulunması muteber olmasaydı, velinin kadını evlenmekten menetmesinin bir anlamı kalmazdı. Çünkü adî kelimesi, kadını evlenmekten, menetmektir.
    Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur;
    Nikâh, ancak velinin ve iki adil şahidin bulunmasıyla tahakkuk eder. Kadının velisinin ve iki adil şahidin bulunmadığı bir nikâh bâtıldır.[51]
    Velinin izni olmadan nikâh olmaz.[52]Velisiz Yapılan Nikâhın Hükmü
    Velisi olmadan kendi nikâhını akdeden kadının evliliği bâtıldır. Eğer akidden sonra cinsî münasebet olmuşsa, eşleri ayırmak farzdır. Bu durumda, kadın mehr-i misil alır. Bunun delili, Hz. Peygamber'in şu sözüdür;
    Hangi kadın velisinin izni olmadan evlenirse onun nikâhı bâtıldır. (Hz. Peygamber, bu sözü üç defa tekrar etmiştir). Eğer erkek kadına temas ederse kadına temasından dolayı mehir vermesi gerekir, eğer veliler arasında ihtilaf çıkarsa velisi olmayanın velisi sultandır.[53]
    Böyle bir nikâhtan sonra cinsî münasebette bulunan kişilere, zina haddi vacib olmaz. Çünkü velisiz nikâhın sahih olup olmadığında âlimler ihtilaf etmiştir. Cezalar ise şüpheyle düşer. Ancak tâzir cezası uygulanır; bu ceza kadı tarafından takdir edilir.

    Nikâh Hususunda Velilerin Tertibi

    Nikâh hususunda veliler şu tertip üzere gelmektedir:
    a. Önce baba,
    b. Sonra babanın babası (dede),
    c. Sonra ana-bababir erkek kardeş,
    d. Sonra bababir erkek kardeş,
    e. Sonra ana-bababir kardeşin oğlu,
    f. Sonra bababir erkek kardeşin oğlu,
    g. Sonra ana-bababir amca, h. Sonra bababir amca,
    ı. Sonra ana-bababir amca oğlu,
    i. Sonra bababir amca oğlu k. Sonra diğer akrabalar.
    Eğer erkek akrabaları yoksa, bu durumda kadının velisi kadı olur. Yukarıda 'Velisi olmayanın velisi sultandır' hadîsi geçmişti.

    Nikâhta Oğulun Veliliği

    Nikâhta ne oğulun, ne de torunun velayeti olur. Oğul, annesini nikahlamak hususunda' velilik yapamaz. Çünkü oğul ile anne arasında soy ortaklığı yoktur. Annenin nesebi babasına, oğulun nesebi ise kendi babasına bağlıdır. Ancak oğulun aynı zamanda annesinin amcalarının oğullarından olması hali bundan müstesnadır. Şayet oğul aynı zamanda annesinin amcasının oğullarından ise ve ondan daha yakın bir veli de bulunamazsa, bu takdirde annesini tecviz hususunda velilik yapması caizdir.

    Veliliğin Şartları

    Veli ister baba olsun, ister başkası olsun, şu şartlara sahip olmalıdır:
    a. Müslüman olmak.
    Bu bakımdan bir kâfir -babası da olsa- bir müslümanı evlendiremez. Çünkü kâfirin müslümana veli olması sözkonusu değildir.
    Allah elbette kâfirler için mü'minİerin aleyhine bir yol kilmayacaktır. (Nisa/141)
    Nikâhtaki velilik, mirastaki akrabalık temeli üzerine bina edilir. Kâfir ise müslümana mirasçı olamaz. Müslüman da kâfire mirasçı olamaz. Kâfir biri dini değişik de olsa başka bir kâfir kadını evlendirebilir. Meselâ yahudi bir kişi, hristiyan bir kadını, hristiyan bir kişi de yahudi bir kadını evlendirebilir. Çünkü küfür tek millettir.
    Kâfirler birbirlerinin velisidirler. (Enfal/73)
    b. Adil olmak.
    Adaletten maksat, büyük günahlar işlememiş ve küçük günahlarda da ısrar etmemiş olmaktır. Ayrıca hürriyeti ihlâl edici fiilleri de işlememiş olmalıdır. Bu bakımdan fasık bir kişi, mü'min bir kadının nikâh akdini yapamaz.
    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Nikâh, ancak mürşid bir veli ile akdedilir.[54]
    İmam Şafii, hadîste geçen el-mürşid kelimesinin, adaletli kişi mânâsına geldiğini, basıklığın eksiklik olduğunu, eksikliğin de şahitliğe menfi tesir edeceğini, bu bakımdan da nikâhtaki velilik makamına mâni olduğunu söylemiştir.
    Başka bir rivayette ise şöyle söylediği nakledilmiştir: 'Nikâh akdetmekte şart yoktur. Çünkü nikâhtaki velilik, akrabalık temeline dayanır. Akraba olan insan da velisi olduğu kız için şefkatli olur ve o kız için en uygun olanı yapmaya gayret gösterir. Bu şefkat de adil olanla adil olmayan kişi arasında değişmez'.
    Ayrıca adillerin az olmasından ötürü adalet şartı bazen insanları büyük bir sıkıntıya sokabilir. Hiçbir devirde fasıkların, kızlarını evlendiremeyecekleri sabit olmamıştır.
    c. Baliğ olmak.
    Çocuk, nikâh akdinde veli olamaz. Çünkü baliğ olmayan çocuk kendisinin de velisi değildir.
    d. Akıllı olmak.
    Deli, başkasına veli olamaz. Çünkü o kendisinin de velisi değildir.
    e. Şuuru yerinde olmak.
    İhtiyarlık ve benzeri sebeplerle şuuru yerinde olmayan kişi veli olamaz.
    f. Görüş ve düşünceyi ihlâl eden şeylerden yoksun olmamak.
    g. Sefihlikten ötürü hacr altında olmamak.
    Sefihlik sebebiyle üzerinde hacr olan kişi, malını israf eden kimse demektir. Sefih kişi başkasına veli olamaz. Çünkü kendisinin de velisi değildir.
    h. İhramda olmamak.
    Hac veya umre için ihrama giren bir kişi, başkasını evlendiremez. Hz. Peygamber'in 'İhramda olan kişi ne evlenebilir, ne de başkasını evlendirebilir' [55]buyurduğunu daha önce nakletmiştik.

    Bir Uyarı

    Velide bulunması gereken sıfatlar, kadının en yakın velisinde yoksa, velilik hakkı ondan düşer ve ondan sonraki en yakın akrabaya geçer. Ancak ihramda olan kişi bundan müstesnadır; yani ihramda olan kişi velilik hakkından mahrum edilemez ve velilik hakkı ondan bir başkasına intikal etmez. Çünkü ihramda olmak insanın velilikten mahrum olmasına sebep değildir; zira onda adalet, düşünce ve diğer sıfatlar mevcuttur. Ancak o ihramh olduğundan başkasını evlendiremez. Bu nedenle de velilik hakkı ondan sultana intikal eder.

    Veliliğin Kısımları

    Nikâh akdi hususundaki velilik, icbarı ve ihtiyarî olarak iki kısma ayrılır.

    İcbarî Velilik

    İcbarî velilik, kızın babasına ve dedesine aittir. Yani sadece baba ve dede kızını cebren evlendirebilir. Bunun dışındaki velilerin zorla evlendirme yetkileri yoktur. Zorla evlendirmek de sadece bakire kız için sözkonusudur. Kızın genç veya yaşlı olması, durumu değiştirmez. Bakire kızın baba veya dedesi, onun iznini almadan kendisini zorla evlendirebilir. Çünkü baba ve dede, kızın maslahatını kızdan daha iyi bilir. Ayrıca onların kıza olan şefkatleri herkesten daha fazladır. Bu nedenle onlar kız için uygun olmayan bir eşi seçmezler.
    Bunun delili şu hadîstir:
    Dul kadın, kendi hakkında karar vermekte herkesten daha çok hak sahibidir.
    Çünkü dul kadın, bakire kız gibi değildir. Fakat icbarî velilik için üç şart ileri sürülmüştür:

    1. Veli ile kız arasında açık bir düşmanlığın bulunmaması
    2. Evlendirdikleri kişinin kıza denk olması
    3. Mehr-i muaccel'i verebilecek durumda olması Evlilikte Bakire Kızın İzninin Alınması
    Baba ve dedenin velayetinin icbarî velilik olması, baba ve dede kızlarını zorla evlendirsin, onun fikri alınmasın anlamına gelmez. En güzeli ve müstehab olanı, evlilikte bakire kızın izninin alınmasıdır. Bu kızın şahsiyeti için en uygun olan şeydir. Bunun delili Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği şu hadîstir:
    - Dul kadının sarih olarak emri alınmadıkça nikâh olunmaz. Bakire kız da kendisinden izin istenmedikçe nikâh olunmaz.
    Ey Allah'ın Rasûlü! Bakire bir kızın izni nasıl olur? Onun izni sükût etmesidir.[56]
    Dul kadın (evleneceği erkeği seçme husususunda) kendi nefsine velisinden daha evladır. Kızın, kendi nefsi(ni ilgilendiren bu dava) hakkında izni alınır, onun izni ise susmasıdır.[57]
    Bu hadîslerdeki 'bakire kızın izninin alınması' sözü, nedbe hamledilmiştir.

    İhtiyarî Velilik

    İhtiyarî velilik, sözkonusu edilen tüm veliler için -zikrettiğimiz tertibe göre- sabittir. İhtiyarî velilik, ancak dul kadının evlendirilmesinde sözkonusudur. Bu nedenle dul kadının velileri, onun iznini almadan nikâh akdi yapamazlar. Daha önce zikrettiğimiz 'Dul kadının izni alınmadan nikâhı akdedilemez' hadîsi bunun delilidir. Ayrıca şu hadîs de buna delildir:
    Dul kadın, kendini evlendirmekte velisinden daha yetkilidir[58]

    Dul Kadının İzninin Alınmasının Nedeni

    Dul Kadının izninin alınmasının nedeni, dul kadının evliliğin ne olduğunu bilmesidir. Bu yüzden dul kadın evlenmeye zorlanamaz. Çünkü dul kadın 'beni evlendirin', veya 'ben evlenmek istiyorum' demekten çekinmez. Fakat bakire kız böyle değildir. O açıkça 'beni evlendirin' demeye utanır.

    Küçük ve Dul Olan Kızı Evlendirmek

    Küçük ve dul olan kız, baliğ olmayan kızdır. Onu ne babası, ne de başka bir velisi, baliğ olmadan önce evlendiremez. Çünkü küçük kızın izni dikkate alınmaz. Bu bakımdan baliğ oluncaya kadar evlendirilmesi yasaktır. Onun izni, ancak baliğ olduktan sonra sözkonusu olur.

    Velinin Evliliğe Mâni Olması

    Âkil ye baliğ olan bir kız, dengi bir erkekle evlenmek için velisinden izin istediğinde velisinin onu evlendirmesi farzdır. Kızın babası evliliğe mâni olduğu takdirde Sultan onu evlendirir. Çünkü onun evlendirilmesi velilerin üzerine bir haktır. Kızın dengi bir müslüman erkek onu istediği zaman, kız hakkı olan evlilikten menedilirse, hâkim bu hakkı ona verir.
    Bunun delili, Hz. Peygamber'in şu sözüdür:
    Velisi olmayanın velisi sultandır.[59]
    Fakat kadın kendisine denk olan bir kişiyi seçerse, velisi de başka bir kişiyi seçerse, velni kadının seçtiğini reddedip kendi seçtiğine nikahlayabilir. Çünkü baba, kızından daha iyi bilir ve daha uygun olanı seçer.

    Velinin Hazırda Bulunmaması

    Kızın birkaç velisi olur da en yakın velisi iki merhale veya daha fazla bir uzaklıkta bulunursa (iki merhale, bir gün, bir gecelik yoldur) kızın velilik hakkı ondan alınıp başka bir veliye verilemez. Bu durumda kızı Sultan evlendirir. Çünkü o kızı evlendirmek o velinin hakkıdır, o veli de hazırda olmadığı için onun vekili Sultan olur.
    Eğer velinin uzaklığı iki merhaleden az ise, Sultan onun iznini almak suretiyle kızı evlendirebilir. Çünkü buradaki mesafe kısadır, ona müracaat edilebilir. O da ister gelir kendisi evlendirir, isterse vekalet verir.

    Yakınlık Derecesi Aynı Olan Birkaç Velinin Olması

    Ana-bababir kardeşler veya bababir kardeşler gibi nesebden gelen ve yakınlık derecesi aynı olan birkaç velisi bulunduğu takdirde nikâh hususunda en bilgili olan hangisiyse, nikâhı onun yapması daha doğru olur. Ondan sonra en muttaki olan o kadını evlendirir, çünkü o daha şefkatli olur. Ondan sonra da en yaşlıları o kadını evlendirir, çünkü o daha tecrübelidir.
    Eğer velilerin tümü içlerinden birine izin verirlerse, izin verilen kişi o kadını evlendirir. Eğer veliler, kadını evlendirmek hususunda ihtilafa düşer de herbiri kendisi evlendirmek isterse, aralarında kura çekmek vacib olur, kura kime çıkarsa kadını o evlendirir.
    Kadın, velilerin tümüne de izin vermişse, onlardan herhangibirinin evlendirmesi caizdir. Eğer kadın yalnız birine izin vermişse, bir başka veli evlendirdiğinde nikâh sahih olmaz. Çünkü kadın ona izin vermemiştir.

    Kadının Velisinin Olmaması

    Kadının velisi olmadığı zaman, velayet hakkı kadı'ya (hâkim) intikal eder. Çünkü hâkim, müslümanlann maslahatını gözetmek için tayin edilmiş bir görevlidir. Velisi olmayan kızı evlendirmekte kızın maslahatı vardır. Hz. Peygamber'in 'Velisi olmayanın velisi sultandır'[60] buyurduğunu nakletmiştik.

    Evlendirmede Velinin Vekalet Vermesi

    Kızın babası ve babasının babası, kızı evlendirmek hususunda onun iznini almadan bir başkasını vekil tutabilirler. Velinin vekile, koca adayının sıfatlarını bilmesi vekaletin sıhhati için şart değildir.
    Çünkü vekil koca adayını kendisi seçebilir. Mutlak vekalet verilen vekilin, kadının maslahatını gözetmesi, ona denk bir kişi bulması farzdır; zira mutlak vekalet, denk bir kişiyle evlendirme şartını içinde barındırır.
    Baba ve dedenin dışındaki veliler, kızın iznini almadan başkasına vekalet veremezler. Çünkü kendileri de kızın iznini almadan evlendirme yetkisine sahip değillerdir.
    [46] Müslim/1400, (İbn Mes'ud'dan)

    [47] Müslim/1406


    [50] Darekutnî, JII/227, (Ebu Hüreyre'den). Başka bir rivayette 'kendini evlendiren kadına tacir deriz' şeklinde, diğer bir rivayette ise 'Biz ona zaniye deriz' şeklindedir.



    [51] İbn Hibban, Zevaid (Bkz. Meyarid'uz-Zaman)

    [52] Ebu Dâvud/2083, Tirmizî/1881, (Ebu Musa el-Eş'arî'den)

    [53] Dâvud/2083, İbn Mâce/1881, Tirmizî/1102, (Hz. Aişe'den)

    [54] İmam Şafii, Müsned, (sahih bir senedle)

    [55] Müslim/1409

    [56] Müslim/1419, Tirmizî/2107

    [57] Müslim/1421, firmizî/1108, (İbn Abbas'tan)

    [58] Müslim ve Tirmizî

    [59] Ebu Dâvud/2083, Tirmi7.î/1102

    [60] Tirmizî/1102


    Büyük Şafii Fıkhı


  4. 07.Nisan.2012, 12:45
    2
    Silent and lonely rains



    Evlendirmede Velinin Vekalet Vermesi


    Kızın babası ve babasının babası, kızı evlendirmek hususunda onun iznini almadan bir başkasını vekil tutabilirler. Velinin vekile, koca adayının sıfatlarını bilmesi vekaletin sıhhati için şart değildir.
    Çünkü vekil koca adayını kendisi seçebilir. Mutlak vekalet verilen ve-kilin, kadının maslahatını gözetmesi, ona denk bir kişi bulması farzdır; zira mutlak vekalet, denk bir kişiyle evlendirme şartını içinde barındırır.
    Baba ve dedenin dışındaki veliler, kızın iznini almadan başkasına vekalet veremezler. Çünkü kendileri de kızın iznini almadan evlendirme yetkisine sahip değillerdir.


    (Büyük Şafii Fıkhı Gonca yay)

    Nikâh'ın Rükûnları

    Nikâhın rükûnları beş tanedir:
    1. Siga ('aldım, verdim' veya 'eş olarak kabul ettim' ya da 'koca olarak kabul ettim).
    2. Kadın
    3. Erkek
    4. Veli
    5, İki şahit

    I. Siga

    Siga'dan maksat 'Kızımı sana eş olarak verdim' veya 'Kızımı sana nikahladım demek, koca adayının da 'Kızını eş olarak aldım' veya 'Kızını nikahladım' demesidir. Koca adayının sözünün, kızın velisinin sözünden önce olması evladır Çünkü burada maksadı ifade etmek hususunda takdim ve tehir eşittir.

    Siga'nın Meşru Kılınmasının Hikmeti

    Siga'nın hikmeti şudur: Evlilik akdi, iki tarafın rızasının da gerekli olduğu akidterdendir. Rıza ise gizli birşeydir. Bu nedenle başkaları ona muttali olamaz. Bundan dolayı Şârî, icab ve kabulden meydana gelen siga'yı, iki tarafın nefsindeki rızaya delil olsun diye meşru kılmıştır.



    Siga'nın Şartları

    Siga'da şu şartların bulunması gerekir:
    1. Tezvic, nikâh veya onlardan müştak olan kelimelerle akid yapılmasının şart koşulmasının sebebi, bu lafızların lügat ve şeriat açısından evlenmeye delâlet etmeleridir. Kur'an ve Sünnet'te tezvic ve nikâh kelimeleri kullanılmıştır:
    Hoşunuza giden (başka) kadınlarla iki, üç ve dörde kadar nikâhlanabilirsiniz.
    (Nisa/3)
    Zeyd o kadından ilişkisini kesince biz onu sana tezvic ettik ki evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri eşler, mü'minler üzerine bir günah olmasın. (Ahzab/37)
    Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur:
    Ey gençler! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin.[46]
    2. Tezvic veya nikâh kelimesini icabda da, kabulde de kullanmak.
    Kızın velisi 'Kızımı sana tezvic ettim' dese, buna karşılık koca adayı da 'Kabul ettim dese, nikâh akdi sahih olmaz. Koca adayı 'Kızını benimle tezvic et' dese, buna karşılık kızın velisi de 'Kabul ettim' dese yine nikâh akdi sahih oimaz. Nikâh akdinin sahih olması için iki tarafında tezvic veya nikâh kelimelerini açıkça söylemeleri gerekir.

    Arapça'dan Başka Bir Dil ile Nikâh Kıymak

    Nikâh akdi, Arabça'dafı başka dillerle de yapılabilir. Arapça'dan başka bir dille de olsa icab ve kabul tahakkuk ederse nikâh akdi sahih olur. Koca adayı ve kadının velisi Arapça bilmeseler dahi mânâ dikkate alınır, tezvic veya nikâh kelimelerini söylemeleri yeterli olur.

    Kinaî Lafızlarla Nikâh Akdetmek


    Nikâh akdi hangi dille olursa olsun kinaî lafızlarla sahih olmaz. Çünkü kinaî lafızlar, nikâh mânâsına da, başka bir mânâya da gelmesi muhtemel olan lafızlardır. Meselâ 'Sana kızımı helâl kıldım' veya 'Onu sana hibe eium' gibi. lafızlar kinaîdir. Kinaî lafızlar niyete muhtaçtır. Niyetin yeri de kalptir. Nikâh akdinin sahih olması için iki şahit olması şarttır. Şahitlerin de kalplerde olana muttali olmadıkları muhakkaktır. Kalplerdekine muttali olmadıkları için de şahitlik etmeleri mümkün değildir. Çünkü kinaî lafızlarla nikâh akdeden kişiler, nikâha da, başka birşeye de niyet etmiş olabilirler.

    Yazarak Nikâh Akdetmek

    Yazmak suretiyle yapılan nikâh sahih olmaz. Bu bakımdan kadının velisi hazırda olan veya hazırda olmayan bir kişiye 'Kızımı seninle tezvic ettim' diye yazsa, buna karşılık koca adayı da 'Kızının nikâhını kabul ettim' dese akid sahih olmaz. Çünkü yazarak nikâh akdi yapmak, kinaî lafızlarla nikâh yapmak gibidir. Bunun da sahih olmadığını belirtmiştik.

    Dilsizin İşaretiyle Nikâh Akdetmek

    Dilsizin işaretleriyle nikâh sahih olur. Çünkü bu işaretler' sarih lafızların yerine geçer. Eğer dilsizin işaretlerini ancak zekî insanlar anlayabiliyorsa, o işaretlerle nikâh akdi sahih olmaz. Çünkü bu tür işaretler kinaî lâfızlar hükmündedir.

    3. İcab ve kabul peşpese olmalıdır.
    Siga'nın şartlarından biri de velinin İcabı İle koca adayının kabulünün peşpeşe olmasıdır. Eğer kadının velisi 'Kızımı seninle tezvic ettim' dese, koca adayı da uzun bir sükuttan sonra 'Onun tezvicinî kabul ettim' dese, akid sahih olmaz. Çünkü icab ile kabul arasında uzun bir fasıla olmuştur. Bu da bu müddet zarfında velinin kızını evlendirmekten vazgeçmiş olabileceği düşüncesini muhtemel hale getirir. Ancak nefes almaktan veya aksırmaktan ötürü meydana gelen az bir sükut, akdin sıhhatine zarar vermez.

    4. Akdi yapanların ehliyetinin, akid tamamlanıncaya kadar baki kalması gerekir.
    Eğer kadının velisi 'Sana kızımı tezvic ettim' dese, koca adayı 'kabul ettim' demeden cinnet getirse veya bayılsa, bu durumda nikâh sahih olmaz. Yine koca adayı 'kızını benimle evlendir' dedikten sonra kızın velisi 'seninle evlendirdim' demeden bayılsa, icab bâtıl olur, akid de sahih olmaz. Kabul var olsa dahi hüküm değişmez. Çünkü akid tamamlanmadan önce, taraflardan birinin ehliyeti ortadan kalkmıştır.

    5. Siga kesinlik ifade etmelidir.

    Akid, istikbale veya herhangibir şarta bağlanırsa sahih olmaz. Eğer kadının velisi 'Ramazan ayı geldiğinde kızımı seninle evlendirdim' dese, koca adayı da 'Onunla evlendim, zevce olarak kabul ettim' dese, bu akid sahih olmaz. Veya kadının velisi 'Kızım imtihanı kazanırsa onu seninle evlendirdim' dese, koca adayı da 'Onunla evlenmeyi kabul ettim' dese, nikâh yine sahih olmaz. Çünkü akid de kesinlik yoktur. Akdi birtakım şartlara bağlamak da aynen böyledir.

    6. Siga mutlak olmalıdır.
    Nikâh akdini belli bir vakte bağlamak sahih olmaz. Meselâ 'Bir aylık nikâh' veya 'Bir senelik nikâh' veya 'Falan adam gelinceye kadar nikâh sahih olmaz. Kızın velisi 'Kızımı sana bir ay için nikahladım' veya 'bir sene için' veya 'falan adam gelinceye kadar nikahladım' dese, koca adayı da 'Onunla evlenmeyi kabul ettim' dese, akid sahih olmaz, bunların tümü fasiddir. Çünkü bu, haram kılınan muta nikâhıdır.
    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Ey insanlar! Ben, kadınlarla muvakkat nikâh yapmak suretiyle faydalanmanız hususunda sizlere izin vermiştim. Şimdi iyi biliniz ki Allah Teâlâ bu muvakkat nikâhla kadınlardan faydalanmayı kıyamet gününe kadar haram kılmıştır. Artık her kimin yanında böyle nikanlanılmış kadınlardan bir kadın varsa hemen onun yolunu tahliye etsin (bıraksın) ve bu kadınlara vermiş bulunduğunuz şeylerden de hiçbirşeyi geri almayınız.[47]


    Veli'nin Bulunması

    Arapçada veli, muhabbetle yardım etmek mânâsına gelir.
    Kim Allah'ı, O'nun Rasülü'nü ve iman edenleri veli edinirse, (bilsin ki) Allah'ın hizbi galip gelenlerin ta kendisidir. (Mâide/56)
    Velinin ıstılahtaki mânâsı ise, başkasına söz geçirmek, onun işlerini idare etmek demektir. Velilik icbarîve ihtiyarî olarak iki kısma ayrılır. Delilikten, çocukluktan, hastalıktan, zayıflıktan ötürü olan velilik, ihtiyarî veliliktir.
    Bazıları veliliği şöyle tarif etmişlerdir: İstese de, istemese de başkasının ona söz geçirmesidir. Buna göre icbarî velilik de bu tarifin , içine girmektedir. Şeriat kime velayet hakkı vermişse, oha şer'an veli denir.
    Eğer üzerinde hak olan (borçlu) kimse aklı noksan (yazı yazmayı bilmeyen) ve aciz ya da kendisi yazdıramayacak durumda ise, velisi onu adil olarak yazdırsın. (Bakara/282)

    Velayetin Meşruiyetinin Hikmeti

    Çocuklar ve aciz insanlar için velayetin meşru kılınmasının hikmeti, onların maslahatlarını gözetmek içindir. Böylece onların hakları korunur.

    Nikâh Akdinde Velinin Hazır Bulunması

    İster küçük, ister büyük, ister bakire, ister dul olsun, her kadının, nikâh akdini yapacak bir velisinin bulunması şarttır. Hiçbir kadın kendi nikâh akdini ve başka bir kadının nikâh akdini yapamaz. Bunun delili şu hadîstir:
    Hiçbir kadın kendini evlendiremez, başka bir kadını da evlendiremez.[50]

    Kadının Nikâhında Velisinin Bulunmasının Şart Olmasının Hikmeti

    Kadının fıtratı, nikâh akdini bizzat yapmaya uygun değildir. Çünkü kadının hayâlı olması vacibdir.
    Kadının evlenme akdinde velisinin bulunmasının farz olduğunun delili Kur'an ve Sünnet'tir. Bu hususta Kur'an ve Sünnet'te birçok delil vardır.
    Kadınları boşadığıriızda, iddetlerini tamamladıklarında, birbirleriyle güzelce barışıp anlaşmışlarsa, onların (önceki) kocalarına varmalarında (kadının velisi olarak onlara) zorluk çıkarıp engel olmayın. Bu, kendisiyle aranızdan Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimseye verilen öğüttür. Bu sizin için daha,uygun ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara/232)
    İmam Şafii şöyle demiştir: Bu ayet, veliye itibar edilmesini gerektiren açık bir delildir. Eğer velinin nikâh akdinde bulunması muteber olmasaydı, velinin kadını evlenmekten menetmesinin bir anlamı kalmazdı. Çünkü adî kelimesi, kadını evlenmekten, menetmektir.
    Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur;
    Nikâh, ancak velinin ve iki adil şahidin bulunmasıyla tahakkuk eder. Kadının velisinin ve iki adil şahidin bulunmadığı bir nikâh bâtıldır.[51]
    Velinin izni olmadan nikâh olmaz.[52]Velisiz Yapılan Nikâhın Hükmü
    Velisi olmadan kendi nikâhını akdeden kadının evliliği bâtıldır. Eğer akidden sonra cinsî münasebet olmuşsa, eşleri ayırmak farzdır. Bu durumda, kadın mehr-i misil alır. Bunun delili, Hz. Peygamber'in şu sözüdür;
    Hangi kadın velisinin izni olmadan evlenirse onun nikâhı bâtıldır. (Hz. Peygamber, bu sözü üç defa tekrar etmiştir). Eğer erkek kadına temas ederse kadına temasından dolayı mehir vermesi gerekir, eğer veliler arasında ihtilaf çıkarsa velisi olmayanın velisi sultandır.[53]
    Böyle bir nikâhtan sonra cinsî münasebette bulunan kişilere, zina haddi vacib olmaz. Çünkü velisiz nikâhın sahih olup olmadığında âlimler ihtilaf etmiştir. Cezalar ise şüpheyle düşer. Ancak tâzir cezası uygulanır; bu ceza kadı tarafından takdir edilir.

    Nikâh Hususunda Velilerin Tertibi

    Nikâh hususunda veliler şu tertip üzere gelmektedir:
    a. Önce baba,
    b. Sonra babanın babası (dede),
    c. Sonra ana-bababir erkek kardeş,
    d. Sonra bababir erkek kardeş,
    e. Sonra ana-bababir kardeşin oğlu,
    f. Sonra bababir erkek kardeşin oğlu,
    g. Sonra ana-bababir amca, h. Sonra bababir amca,
    ı. Sonra ana-bababir amca oğlu,
    i. Sonra bababir amca oğlu k. Sonra diğer akrabalar.
    Eğer erkek akrabaları yoksa, bu durumda kadının velisi kadı olur. Yukarıda 'Velisi olmayanın velisi sultandır' hadîsi geçmişti.

    Nikâhta Oğulun Veliliği

    Nikâhta ne oğulun, ne de torunun velayeti olur. Oğul, annesini nikahlamak hususunda' velilik yapamaz. Çünkü oğul ile anne arasında soy ortaklığı yoktur. Annenin nesebi babasına, oğulun nesebi ise kendi babasına bağlıdır. Ancak oğulun aynı zamanda annesinin amcalarının oğullarından olması hali bundan müstesnadır. Şayet oğul aynı zamanda annesinin amcasının oğullarından ise ve ondan daha yakın bir veli de bulunamazsa, bu takdirde annesini tecviz hususunda velilik yapması caizdir.

    Veliliğin Şartları

    Veli ister baba olsun, ister başkası olsun, şu şartlara sahip olmalıdır:
    a. Müslüman olmak.
    Bu bakımdan bir kâfir -babası da olsa- bir müslümanı evlendiremez. Çünkü kâfirin müslümana veli olması sözkonusu değildir.
    Allah elbette kâfirler için mü'minİerin aleyhine bir yol kilmayacaktır. (Nisa/141)
    Nikâhtaki velilik, mirastaki akrabalık temeli üzerine bina edilir. Kâfir ise müslümana mirasçı olamaz. Müslüman da kâfire mirasçı olamaz. Kâfir biri dini değişik de olsa başka bir kâfir kadını evlendirebilir. Meselâ yahudi bir kişi, hristiyan bir kadını, hristiyan bir kişi de yahudi bir kadını evlendirebilir. Çünkü küfür tek millettir.
    Kâfirler birbirlerinin velisidirler. (Enfal/73)
    b. Adil olmak.
    Adaletten maksat, büyük günahlar işlememiş ve küçük günahlarda da ısrar etmemiş olmaktır. Ayrıca hürriyeti ihlâl edici fiilleri de işlememiş olmalıdır. Bu bakımdan fasık bir kişi, mü'min bir kadının nikâh akdini yapamaz.
    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Nikâh, ancak mürşid bir veli ile akdedilir.[54]
    İmam Şafii, hadîste geçen el-mürşid kelimesinin, adaletli kişi mânâsına geldiğini, basıklığın eksiklik olduğunu, eksikliğin de şahitliğe menfi tesir edeceğini, bu bakımdan da nikâhtaki velilik makamına mâni olduğunu söylemiştir.
    Başka bir rivayette ise şöyle söylediği nakledilmiştir: 'Nikâh akdetmekte şart yoktur. Çünkü nikâhtaki velilik, akrabalık temeline dayanır. Akraba olan insan da velisi olduğu kız için şefkatli olur ve o kız için en uygun olanı yapmaya gayret gösterir. Bu şefkat de adil olanla adil olmayan kişi arasında değişmez'.
    Ayrıca adillerin az olmasından ötürü adalet şartı bazen insanları büyük bir sıkıntıya sokabilir. Hiçbir devirde fasıkların, kızlarını evlendiremeyecekleri sabit olmamıştır.
    c. Baliğ olmak.
    Çocuk, nikâh akdinde veli olamaz. Çünkü baliğ olmayan çocuk kendisinin de velisi değildir.
    d. Akıllı olmak.
    Deli, başkasına veli olamaz. Çünkü o kendisinin de velisi değildir.
    e. Şuuru yerinde olmak.
    İhtiyarlık ve benzeri sebeplerle şuuru yerinde olmayan kişi veli olamaz.
    f. Görüş ve düşünceyi ihlâl eden şeylerden yoksun olmamak.
    g. Sefihlikten ötürü hacr altında olmamak.
    Sefihlik sebebiyle üzerinde hacr olan kişi, malını israf eden kimse demektir. Sefih kişi başkasına veli olamaz. Çünkü kendisinin de velisi değildir.
    h. İhramda olmamak.
    Hac veya umre için ihrama giren bir kişi, başkasını evlendiremez. Hz. Peygamber'in 'İhramda olan kişi ne evlenebilir, ne de başkasını evlendirebilir' [55]buyurduğunu daha önce nakletmiştik.

    Bir Uyarı

    Velide bulunması gereken sıfatlar, kadının en yakın velisinde yoksa, velilik hakkı ondan düşer ve ondan sonraki en yakın akrabaya geçer. Ancak ihramda olan kişi bundan müstesnadır; yani ihramda olan kişi velilik hakkından mahrum edilemez ve velilik hakkı ondan bir başkasına intikal etmez. Çünkü ihramda olmak insanın velilikten mahrum olmasına sebep değildir; zira onda adalet, düşünce ve diğer sıfatlar mevcuttur. Ancak o ihramh olduğundan başkasını evlendiremez. Bu nedenle de velilik hakkı ondan sultana intikal eder.

    Veliliğin Kısımları

    Nikâh akdi hususundaki velilik, icbarı ve ihtiyarî olarak iki kısma ayrılır.

    İcbarî Velilik

    İcbarî velilik, kızın babasına ve dedesine aittir. Yani sadece baba ve dede kızını cebren evlendirebilir. Bunun dışındaki velilerin zorla evlendirme yetkileri yoktur. Zorla evlendirmek de sadece bakire kız için sözkonusudur. Kızın genç veya yaşlı olması, durumu değiştirmez. Bakire kızın baba veya dedesi, onun iznini almadan kendisini zorla evlendirebilir. Çünkü baba ve dede, kızın maslahatını kızdan daha iyi bilir. Ayrıca onların kıza olan şefkatleri herkesten daha fazladır. Bu nedenle onlar kız için uygun olmayan bir eşi seçmezler.
    Bunun delili şu hadîstir:
    Dul kadın, kendi hakkında karar vermekte herkesten daha çok hak sahibidir.
    Çünkü dul kadın, bakire kız gibi değildir. Fakat icbarî velilik için üç şart ileri sürülmüştür:

    1. Veli ile kız arasında açık bir düşmanlığın bulunmaması
    2. Evlendirdikleri kişinin kıza denk olması
    3. Mehr-i muaccel'i verebilecek durumda olması Evlilikte Bakire Kızın İzninin Alınması
    Baba ve dedenin velayetinin icbarî velilik olması, baba ve dede kızlarını zorla evlendirsin, onun fikri alınmasın anlamına gelmez. En güzeli ve müstehab olanı, evlilikte bakire kızın izninin alınmasıdır. Bu kızın şahsiyeti için en uygun olan şeydir. Bunun delili Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği şu hadîstir:
    - Dul kadının sarih olarak emri alınmadıkça nikâh olunmaz. Bakire kız da kendisinden izin istenmedikçe nikâh olunmaz.
    Ey Allah'ın Rasûlü! Bakire bir kızın izni nasıl olur? Onun izni sükût etmesidir.[56]
    Dul kadın (evleneceği erkeği seçme husususunda) kendi nefsine velisinden daha evladır. Kızın, kendi nefsi(ni ilgilendiren bu dava) hakkında izni alınır, onun izni ise susmasıdır.[57]
    Bu hadîslerdeki 'bakire kızın izninin alınması' sözü, nedbe hamledilmiştir.

    İhtiyarî Velilik

    İhtiyarî velilik, sözkonusu edilen tüm veliler için -zikrettiğimiz tertibe göre- sabittir. İhtiyarî velilik, ancak dul kadının evlendirilmesinde sözkonusudur. Bu nedenle dul kadının velileri, onun iznini almadan nikâh akdi yapamazlar. Daha önce zikrettiğimiz 'Dul kadının izni alınmadan nikâhı akdedilemez' hadîsi bunun delilidir. Ayrıca şu hadîs de buna delildir:
    Dul kadın, kendini evlendirmekte velisinden daha yetkilidir[58]

    Dul Kadının İzninin Alınmasının Nedeni

    Dul Kadının izninin alınmasının nedeni, dul kadının evliliğin ne olduğunu bilmesidir. Bu yüzden dul kadın evlenmeye zorlanamaz. Çünkü dul kadın 'beni evlendirin', veya 'ben evlenmek istiyorum' demekten çekinmez. Fakat bakire kız böyle değildir. O açıkça 'beni evlendirin' demeye utanır.

    Küçük ve Dul Olan Kızı Evlendirmek

    Küçük ve dul olan kız, baliğ olmayan kızdır. Onu ne babası, ne de başka bir velisi, baliğ olmadan önce evlendiremez. Çünkü küçük kızın izni dikkate alınmaz. Bu bakımdan baliğ oluncaya kadar evlendirilmesi yasaktır. Onun izni, ancak baliğ olduktan sonra sözkonusu olur.

    Velinin Evliliğe Mâni Olması

    Âkil ye baliğ olan bir kız, dengi bir erkekle evlenmek için velisinden izin istediğinde velisinin onu evlendirmesi farzdır. Kızın babası evliliğe mâni olduğu takdirde Sultan onu evlendirir. Çünkü onun evlendirilmesi velilerin üzerine bir haktır. Kızın dengi bir müslüman erkek onu istediği zaman, kız hakkı olan evlilikten menedilirse, hâkim bu hakkı ona verir.
    Bunun delili, Hz. Peygamber'in şu sözüdür:
    Velisi olmayanın velisi sultandır.[59]
    Fakat kadın kendisine denk olan bir kişiyi seçerse, velisi de başka bir kişiyi seçerse, velni kadının seçtiğini reddedip kendi seçtiğine nikahlayabilir. Çünkü baba, kızından daha iyi bilir ve daha uygun olanı seçer.

    Velinin Hazırda Bulunmaması

    Kızın birkaç velisi olur da en yakın velisi iki merhale veya daha fazla bir uzaklıkta bulunursa (iki merhale, bir gün, bir gecelik yoldur) kızın velilik hakkı ondan alınıp başka bir veliye verilemez. Bu durumda kızı Sultan evlendirir. Çünkü o kızı evlendirmek o velinin hakkıdır, o veli de hazırda olmadığı için onun vekili Sultan olur.
    Eğer velinin uzaklığı iki merhaleden az ise, Sultan onun iznini almak suretiyle kızı evlendirebilir. Çünkü buradaki mesafe kısadır, ona müracaat edilebilir. O da ister gelir kendisi evlendirir, isterse vekalet verir.

    Yakınlık Derecesi Aynı Olan Birkaç Velinin Olması

    Ana-bababir kardeşler veya bababir kardeşler gibi nesebden gelen ve yakınlık derecesi aynı olan birkaç velisi bulunduğu takdirde nikâh hususunda en bilgili olan hangisiyse, nikâhı onun yapması daha doğru olur. Ondan sonra en muttaki olan o kadını evlendirir, çünkü o daha şefkatli olur. Ondan sonra da en yaşlıları o kadını evlendirir, çünkü o daha tecrübelidir.
    Eğer velilerin tümü içlerinden birine izin verirlerse, izin verilen kişi o kadını evlendirir. Eğer veliler, kadını evlendirmek hususunda ihtilafa düşer de herbiri kendisi evlendirmek isterse, aralarında kura çekmek vacib olur, kura kime çıkarsa kadını o evlendirir.
    Kadın, velilerin tümüne de izin vermişse, onlardan herhangibirinin evlendirmesi caizdir. Eğer kadın yalnız birine izin vermişse, bir başka veli evlendirdiğinde nikâh sahih olmaz. Çünkü kadın ona izin vermemiştir.

    Kadının Velisinin Olmaması

    Kadının velisi olmadığı zaman, velayet hakkı kadı'ya (hâkim) intikal eder. Çünkü hâkim, müslümanlann maslahatını gözetmek için tayin edilmiş bir görevlidir. Velisi olmayan kızı evlendirmekte kızın maslahatı vardır. Hz. Peygamber'in 'Velisi olmayanın velisi sultandır'[60] buyurduğunu nakletmiştik.

    Evlendirmede Velinin Vekalet Vermesi

    Kızın babası ve babasının babası, kızı evlendirmek hususunda onun iznini almadan bir başkasını vekil tutabilirler. Velinin vekile, koca adayının sıfatlarını bilmesi vekaletin sıhhati için şart değildir.
    Çünkü vekil koca adayını kendisi seçebilir. Mutlak vekalet verilen vekilin, kadının maslahatını gözetmesi, ona denk bir kişi bulması farzdır; zira mutlak vekalet, denk bir kişiyle evlendirme şartını içinde barındırır.
    Baba ve dedenin dışındaki veliler, kızın iznini almadan başkasına vekalet veremezler. Çünkü kendileri de kızın iznini almadan evlendirme yetkisine sahip değillerdir.
    [46] Müslim/1400, (İbn Mes'ud'dan)

    [47] Müslim/1406


    [50] Darekutnî, JII/227, (Ebu Hüreyre'den). Başka bir rivayette 'kendini evlendiren kadına tacir deriz' şeklinde, diğer bir rivayette ise 'Biz ona zaniye deriz' şeklindedir.



    [51] İbn Hibban, Zevaid (Bkz. Meyarid'uz-Zaman)

    [52] Ebu Dâvud/2083, Tirmizî/1881, (Ebu Musa el-Eş'arî'den)

    [53] Dâvud/2083, İbn Mâce/1881, Tirmizî/1102, (Hz. Aişe'den)

    [54] İmam Şafii, Müsned, (sahih bir senedle)

    [55] Müslim/1409

    [56] Müslim/1419, Tirmizî/2107

    [57] Müslim/1421, firmizî/1108, (İbn Abbas'tan)

    [58] Müslim ve Tirmizî

    [59] Ebu Dâvud/2083, Tirmi7.î/1102

    [60] Tirmizî/1102


    Büyük Şafii Fıkhı





+ Yorum Gönder